Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Avrupa Birliği Sulukule’de
Share 26 June 2007

24 Haziran Pazar günü, Sulukule’de, “Sulukule Mahallesini Geliştirme” projesine dair bir basın açıklaması yapıldı. Bu basın açıklamasını dinlemek ve proje hakkında bilgi almak üzere Mimdap da Sulukule’deydi.

Özellikle son aylarda, Sulukule’de büyük çapta bir hareketlilik göze çarparken, akademi, uzmanlar ve meslek odalarının önemli gündemlerinden birini de yine Sulukule oluşturuyor. Sulukule’nin fizikî yapısı, sosyal yaşantısı ve mahallenin sakinleri üzerinde hararetli tartışmaların, konuşmaların sürdürüldüğü paneller, seminerler düzenleniyor, Sulukule konulu dans gösterileri, şenlikler, müzik dinletileri yapılıyor. Her aktivite, mahallelinin katılımını daha üst düzeye çıkarma iddiasıyla yola çıkıyor. Tüm çabaların, oldukça büyük bir emeğin ve çeşitli fedakârlıkların ürünü olduğu kesin. Üstelik Avrupa Birliği projelerinden, 2010 kültür başkentliği kapsamındaki uluslararası projelere kadar çok çeşitli alanlarda Sulukule Mahallesi’nin gündemde olması da oldukça önemli bir nokta olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, şu an için, mahallelinin planlama sürecine katılmasını geçelim, herkesin olan bitenden haberdar edilebilmesine yönelik olarak bile organize bir yapıya geçilebilmiş değil. Görünen o ki, Sulukule’de katılım, toplum temelli planlama ve tasarım gibi konularda henüz ilk basamaklara çıkılmaya çabalanıyor.

Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri: “SULUKULE”

Pazar günkü basın açıklaması üzerine konuşmaya başlamadan önce, Sulukule ve Sulukule’nin son dönemlerde yaşadıkları hakkında ufak bilgiler verelim. Edirnekapı durağında inip, sur içine doğru yürüdüğümüzde Sulukule ‘ye ulaşırız. Mahallenin ne zaman kurulduğu hakkında küçük bir araştırma yapıldığında ise, Bizans dönemine kadar uzanmamız gerekiyor. Bugün, Neslişah ve Hatice Sultan isimli iki mahalleden oluşan Sulukule’de oturanların büyük bir kısmı, kuşaklardır bu mahallede yaşıyor ve küçük bir hesapla, mahallelinin büyük bir bölümünün binlerce yıldır buralı olduğu ortaya çıkıyor.

Geçmişte, çok uzun seneler boyunca Sulukule, Türkiye’nin gözde eğlence mekânlarından biri olarak karşımıza çıkıyor, ancak, Refah partisi döneminde mahalledeki eğlence mekânları çeşitli sebepler gösterilerek kapatılıyor. Böylece, mahallelinin büyük bir kısmı işsiz kalıyor. Yaptığımız görüşmelerde, buradaki eğlence merkezlerinde kuşaklardır çalışan insanların, yapacak başka hiçbir işi kalmadığını öğreniyoruz. Pek tabii, o dönemde mahallede var olan bu eğlence kültüründen hoşlanmayan kimselerin de bulunduğundan bahsediliyor.

Sulukule’ye yapılan en büyük müdahalelerden, mahalle yaşamındaki kırılma noktalarından biri bu eğlence mekânlarının kapatılmasıysa, bir diğeri ise, son dönemde gündemde olan, Fatih Belediyesi tarafından oluşturulan planın sebep olduğu olaylar dizisi. Fatih belediyesi ile yaptığımız görüşmede, “Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerini Yenileme Projesi”nin 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması” kanunu kapsamında ortaya çıkarıldığını öğrendik. Kanun kapsamında yapılan projenin, İmar Planlarında olduğu gibi bir askı sürecinden geçmesinin gerekli olup olmadığını bilmediğini söyleyen Fatih Belediyesi Etüt Proje Müdürlüğü yetkilisi, projenin hâlihazırda bitmemiş olduğunu ve 2005 yılının Temmuz ayından itibaren mahalledeki derneklerle yapılmış olan görüşmenin “feedback”leri ile yeniden ele alınan projenin, kuruldan geçmesinin beklendiğini belirtti.

Tüm bu olan bitenle birlikte, belediye, mahalledekilere, konutları karşılığında belirli bir kamulaştırma bedeli vermeyi öneriyor ve uzun vadeli borçlandırma usulü ile mahalleliyi, Taşoluk’ta yapılacak olan yeni sosyal konutlara yerleştirmeyi düşünüyor. Ancak, mahalleli, mahallesinden memnun görünüyor, pek de başka yere gitmek gibi bir niyetleri yok. Ancak tam bu noktada, mahalle ile ilgili iki ayrı faktör devreye giriyor: Bu faktörlerden bir tanesi, mahalledeki yoksulluğun çok büyük boyutlarda olması; bir diğeri ise, çeşitli sermaye gruplarının “rant” kokusu aldıkları her yerde, oldukça hızlı bir biçimde yatırım hesaplarına girişmesi. Belediyenin yaptığı projenin, ister hizmet üretme, ister rantın mahalleli dışındaki insanlar tarafından bölüşülmesi amacını güttüğü savunulsun, ortada “para” odaklı bir takım çözümler (kamulaştırma bedelleri, borçlandırma usulü ile ev edindirme projeleri… vs.) varken, Sulukule’nin el değiştirmemesi gibi bir durum söz konusu olamayacaktır. Mahallede yaşayanların büyük çoğunluğunun devamlı bir işi olmadığını, devamlı bir işi olsa bile, aylık 200 – 300 YTL’lik borcu ödeyebilecek bir parayı elde eden kişi sayısının da çok az olduğunu hemen söyleyebiliriz. Bu durumda da, mahalleli, belediyenin teklif ettiği düşük kamulaştırma ücretinden az daha yüksek, ama projenin bitiminden sonra mekânın kazanacağı değerden çok daha düşük bir ücret teklif edenlere evlerini satabiliyor. Bu yoksulluk ve yoksunluk içerisinde de, metrekaresine 500 YTL veren belediyeye değil de, 1500 YTL veren bir özel kişiye evini satmaktan başka çıkar bir yol da, böyle bir yolu yaratma çabası da pek görülmüyor.

Basın açıklaması ve 2010 Avrupa Başkentliği
Mahallenin durumunu kısaca özetledikten sonra, basın açıklamasına dair birkaç söz söyleyelim. Bu açıklamayı yapan taraflar; İnsan Yerleşimleri Derneği, Ulaşılabilir Yaşam Derneği, Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği ve Avrupa Birliği Projesi yetkililerinden oluşmaktadır. Bu taraflar, toplum temelli bir yenileme projesi gerçekleştirmek istemekte olup, bu proje için Avrupa Birliği’nden destek almaktadırlar. Yapılacak olan projenin, İstanbul 2010 kültür başkentliği kapsamında yürütülmesi düşünülüyor. Şu an için, yerel belediyenin, projeye kurumsal düzeyde bir katılımı söz konusu değil.

İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması kapsamında Türkiye, yapılacak olan projeler için Avrupa Birliği’ne, T.C. Başbakanının imzası ile kimi taahhütlerde bulunmuş durumda. Bu taahhütler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

1) Projelerin yapım aşamasında, çok aktörlü komisyonlar oluşturulacak.
2) Proje içerisindeki aktörler tanımlanacak ve bunların her biri farklı sorumluluklar üstelenecekler. Belediye ile işbirliği yapılarak, toplumun sürece katılmasını sağlayacak çalışmalar yapılacak.
3) Bu iki maddede belirtilen formata uymayan tüm uygulamalar hemen durdurulacak.

Bu kapsamda, Sulukule’de belediyenin gerçekleştireceği projeye baktığımızda, mahallelinin katılımından söz edemiyoruz. Mahallede, plandan haberdar olanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Ama tüm yaşananlara rağmen, özellikle de yapılması düşünülen toplum temelli planlama çalışması kapsamında çalışan sivil toplum kuruluşları tarafından, 2010 Kültür Başkenti Komisyonunda yer alan Fatih Belediye Başkanının da, bu 3 taahhüde duyarlı olması bekleniyor. Buna karşılık, mahallede yaşayıp, projeden haberi olanlarla yaptığımız görüşmelerde, belediyeye karşı büyük bir tepki ve güven eksikliği ile karşılaştık. Mahalleli, belediye başkanının, mahallelilerin durumunu gözetmeden, onlarla konuşmadan bir plan yaptığını düşünüyor. Mahalledeki dernek mensupları bütün olan bitenin içerisinde yer alıyor ve katılımı savunuyorlar. Yaptığımız görüşmeler doğrultusunda ise, bu durumun, mahalle içerisinde eşitsiz bir bilgi dağılımına sebep olduğunu, mahallenin dernekle bağlantısı olmayan kesimi ile dernek mensupları arasında, büyük bir uçurum yaratmaya doğru gittiğini gözlemledik. Hem mahalle derneği, hem de mahalleyle birlikte hareket eden sivil toplum kuruluşları, bu ayrışmanın varlığının ve tüm mahallelinin sürece katılması gerektiğinin farkında. Ama henüz bu ayrışmanın ve mahallelinin sürece katılımının nasıl başarılacağına dair somut bir yöntem belirlenmiş değil.

Avrupa Birliği Ortaklığı ile Gerçekleştirilen “Sulukule Mahallesini Geliştirme Projesi”
Pazar günü yapılan açıklamada, bir Avrupa Birliği Projesi olan, “Sulukule Mahallesini Geliştirme Projesi” kapsamında, katılım ve bilginin eşitsiz dağılımı ile ilgili soruların çözümüne yönelik olarak kimi yöntemlerin uygulanacağı ve projenin tamamen toplum merkezli olacağı vurgulandı.

“Avrupa Birliği ile ortaklaşa yürütülmesi düşünülen projenin hedefleri ve aktiviteleri şöyle;
• Sulukule’ de yaşayan sakinlere, insan haklarını korumak için planlama ve yasal tavsiye/bilgi sağlanması ve toplum geliştirme desteği sağlamak,
• Bölge sakinlerinin ihtiyaç ve özlemlerini karşılayacak ve yerel demokrasiyi iyileştirecek, öncü katılımcı bir mahalle yenileştirme modeli oluşturmak için Avrupa Birliği ülkelerinin deneyimlerinden yararlanmak,
• Yöredeki her bir hane halkına yasal hakları konusunda profesyonel tavsiye/bilgi sağlamak,
• Kültürel miras korumasının sosyal, fiziksel ve çevresel boyutları hakkında anlayışlarını geliştirmek,
• Kentsel dönüşüm ile kentsel koruma yasalarının sonucundan etkilenen mahalleleri izlemek için sürdürülebilir ve ortak bir İzleme Ağı oluşturmak,
• Sulukule Toplumu Vizyon ve Konsept Planı’nı geliştirmek ve yaygınlaştırmak için çok disiplinli Sulukule Teknik Destekleme Ekibi kurmak.
• AB üye ülkelerinde kullanılan denenmiş katılımcı planlama yaklaşım ve yöntemlerine ilişkin iyi uygulama modellerinin belirlemek ve uyarlamak,
• Bölge halkının bakış açısından onların sorun ve fırsatlarını tanımlayacak etkileşimli atölyeler ve seminerler yapmak,
• Sulukule Toplumu Vizyon ve Konsept Planı’nı geliştirmek ve ortaya çıkarmak.”
[Basın açıklamasından alınmıştır]

Sulukule Mahallesi Sakinleri Yapılacak Projeye Sahip Çıkmalı
“Tüm iyi niyetlere ve toplum temelli hedeflere rağmen, proje oluşturulduktan sonra, istemeden de olsa bunun bir tür “soylulaştırma” projesine dönüşme tehlikesi var mıdır?” şeklindeki sorumuza ise, Mike Gibson “katılım merdivenini” anlatarak cevap verdi.

Katılım merdiveni 4 basamaktan oluşuyor:

1. basamak, kamu otoritesinin vatandaşa, konuyla ilgili verilen tepkiyi azaltacak kadar bir bilgi verilmesi. “Bu noktada bir katılımdan değil, bir tür tepkisizleştirme çabasından bahsetmek mümkün.” diyen Gibson, Sulukule’nin tam da bu aşamada olduğunu kaydetti.
2. basamak, kamunun vatandaşı, kulaktan dolma bilgilerle bilgilenme zorunluluğundan kurtarıp, güvenilir bilgiyle bilgilendirilmesi. Bu ikinci basamak da karşılıklı etkileşimi içermeyen, tek taraflı bir bilgilendirmeyi içeren bir katılım.
3. basamakta, iletişim söz konusu. “Bizim fikimiz bu, sizin fikriniz nedir? Görüşünüzü söyleyin, biz de değerlendirelim.” şeklinde yaklaşan bir kamu otoritesinden bahsetmek mümkün. Burada, bilgi alışverişine dayalı bir süreçten bahsedebiliyoruz. Ancak, yine de bu basamakta, iki ayrı ihtimalden söz edilebilir. Bu ihtimallerden bir tanesi, kamu otoritesinin mahalleliyi dinledikten sonra hiçbir değişiklik yapmaması, ikinci ihtimal ise, toplum temelli yenilemenin yolunu açan etkileşime geçilmeye başlanması. “Biz sizi dinledik ama projemiz aynı kalacak ya da sizin fikirlerinizle değiştireceğiz. Birlikte yapalım.” Diyebilen bir kamu otoritesinin ardından, Belediye, STK’lar, yöre halkı, hep birlikte bir çalışma mümkün olabilir.
4. basamak ise, toplum temelli yenileme. Konutlardan kamu binalarının yapımına kadar her konuda, yöre halkıyla birlikte fikir üretmek ve yaratıcı sürecin başından uygulamaya kadar mahalleliyle birlikte bir çalışmayı sürdürmek, ancak bu aşamada mümkün olabilir.

Mike Gibson, mahallede oluşturmayı düşündüğü projenin, katılım aşamasında mahallelinin iki şekilde yer alacağını belirtti. Bu projede mahalleli hem toplum, hem de kişi olarak yer alacak. Gibson, kişi olarak katılımların, beden gücü ve ekonomik güç olarak yerini bulacağını söylerken, toplum olarak katılımın da, projenin sürekliliğinin sağlanması ve mahalleli tarafından mahalleye sahip çıkılabilmesi için çok önemli olduğunu vurguladı. Toplum olarak mahallede yapılan projeye sahip çıkılmasının da, “soylulaştırma” gibi bir riski ortadan kaldırabileceği belirtildi.

Sonuç Olarak…

Sulukule’deki ahvali kısaca özetleyecek olursak, çok büyük bir eksiklikten söz etmek mümkün. Mahallenin geleceği hakkında ülke çapında sözler ve çözüm önerileri dönüp dolaşırken, Sulukule Mahallesi sakinlerinin bu konudaki fikirlerinin alınmamış olduğu göze çarpıyor. Sulukule Roman Kültürünü Gelişirme ve Dayanışma Derneği, her ne kadar, çok çaba gösteriyor olsa da, mahallenin bütününe hitap edebilmiş değil. Dernektekiler, bu iletişim kopukluğunun, mahalle sakinlerinin ilgisizliğine bağlamak ve umutsuzluğa kapılmak yerine, neyi eksik yaptıklarını düşündüklerinde, Sulukule’nin hali çözüme daha da yaklaşacak. Pazar günkü basın açıklaması sırasında da, Sulukule Derneği mensupları ve dernekle birlikte hareket eden mahalle sakinleri de, tüm mahalleliyi içeren ya da az çok temsil eden bir komisyonun eksik olduğunun farkında olduklarını ve mahalleyi daha içten temsil edebilecek bir sistemi nasıl oluşturabileceklerini düşündüklerini belirttiler. Böyle bir gelişme, mahalle için oldukça olumlu görünüyor.

Sulukule’nin bundan sonra yaşayacağı süreci de dikkatle takip etmeyi sürdüreceğiz ve umuyoruz ki, mahalleye dair oluşturulacak olan çözümler, daha yerele vurgu yapan ve mahalle sakinlerini daha da çok kapsayan nitelikte olsunlar.

Basın açıklaması için tıklayın.
MİMDAP, 26.06.2007


Yorum yazmak için


Amerikalı mimarlar Tod Williams ve Billie Tsien, Japonya Sanat Birliği’nin 2019 Praemium Imperiale ödülünü  kazandı.       2019 Praemium Imperiale mimarisi, Tod Williams ve Billie Tsien’i ödüllendirdi. Fotoğrafı çeken Taylor Jewell     Her yıl verilen Praemium Imperiale, mimarlık, heykel, müzik, resim ve tiyatro ya da film alanlarında “büyük uluslararası etki” yapan sanatçıları tanır. [...]
ARŞİV
Subscribe