Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Şehirciler ve Planlar
Share 21 April 2008

Memleketimizde şehircilik diğer birçok yerlere kıyasen bazı erken gelişmeler göstermiştir. Bunların başında 1933 senesinde vazedilen Yapı ve Yollar Kanunu ile belediyelerin imar planı yaptırmak mecburiyeti gelmektedir. Böylece Türkiye’ de mevcut imar planları kıyasen hatırı sayılır bir yekun tutmaktadır.
Yazan: Aydın Germen
Kaynak: www.hayranhayvan.com

[AÇIKLAMA:
Yazının ilk yarısı, bugüne kadar gelen çarpık şehirleşmenin çoğu kaynağını ve ancak son yıllarda değişen ( Şehir Plancıları Odası) alışkanlıkları belirtirken (ki yazı o zamanların - 1958 - havasını eleştirisi ile veren tek belge olabilir), son yarısı Türkiye’ de bugün çözülmesi gereken sorunlar kadar, dünyada da yeterli seviyeye erişmemiş birçok uygulamaya işaret etmektedir. Yazıda eleştirilen anlayışlar yarım yüzyıl kadar hüküm sürdü. Elimizdeki şehirler hemen tamamen bu anlayışların ürünüdür. O mantıkların önemli bir bölümü şu anda da geçerli. Ülke çok uzun bir süre, bir meslek olarak halka takdim edilen bir cehaletin altında kalmıştır. İdare çevreleri ve halk da o mantıklara alıştırılmış. Gecekondular “plansız” olduğuna nisbetle, çok ilkel harita çizimleri “plan” diye makbul sayılmıştır ve plan kavramı çarpıtılmıştır. Bu anlayış hâlâ pek çok çevrede egemendir. Bu yazıda söylenenlerin bir bölümü bugün Şehir Plancıları Odası için olağan olabilir, fakat onyıllarca “meslek çevreleri” onlara direndi. Bunu belirtmek üzere yayınlıyorum yazıyı. Yazıda 1950’ ler deki şehirleşme sorunlarının farkları da görülüyor. O vakit kullanılan Arapça/Osmanlıcaların ve çirkin Batı terimlerinin pek azını değiştirdim. Ayrıca, bugün kullandığımız daha “Öz” Türkçe terimler o sırada geliş(tiril)miş değildi. Yazının dili belki zamanın havasını da vermiş oluyor.]

1 2 3 4 5

Memleketimizde şehircilik diğer birçok yerlere kıyasen bazı erken gelişmeler göstermiştir. Bunların başında 1933 senesinde vazedilen Yapı ve Yollar Kanunu ile belediyelerin imar planı yaptırmak mecburiyeti gelmektedir. Böylece Türkiye’ de mevcut imar planları kıyasen hatırı sayılır bir yekun tutmaktadır.

Buna karşılık, diğer faaliyet sahalarında olduğu gibi, bu yaptıklarımız ancak boş ve inanmadığımız bir kalıp haline girmiştir. Ayrıca imar planları ile memlekette mevcut şehir düzeni bir taraftan altüst edilmiş, diğer taraftan Türk hayatına girecek olan yeni unsurlar nazarı dikkate alınamamıştır. Mevzua oldukça erken giren Türkiye, böylece hâlâ geri plandaki meselelerle uğraşmaktadır. Bu halin sebepleri pek sathî bir şekilde incelenmiştir. Meselâ, imar planlarının ancak bazı amme hizmeti tesisleri için hazırlatıldığı, bunların yalnız resmi odaların duvarlarını süslediği, imar planlarının “tesadüfen yazı masalarının çekmece altlarından çıktığı takdirde bunun iyice bir hal” olduğu belirtilmiştir. Bunlar herkesin malumu olmuştur. Bu gibi bilgiler durumu tahlil etmekten çok uzaktır.

Bu konuşmada, tahlil içine girmesi lâzım girift mevzulardan önemli iki tanesi üzerinde duracağım: Şehircilikle meşgul meslek adamları ve şehircilik anlayışına tesir eden mevzuat. Geçen sene ön safa gelen bölge planlaması mevzuundan sonra, bu sene de şehir plancılığı mesleği zihinleri meşgul etmektedir. Bu konferanslar haftası içinde de Mimarlar ve İnşaat Mühendisleri Odaları mümessillerinin şehirciliği bir ihtisas mevzuu olarak belirtmeleri bu yeni fikrin kabul edilmekte olduğunu göstermektedir. Yeni imar kanununun da ancak geçen sene yürürlüğe girmiş olması, ikinci hususu da günün mevzuları arasında muhafaza etmektedir.

Türkiye bu yüzyıla kadar ne gibi bir şehircilik ananesi ile gelmiştir? Tarihin bazı en eski kasabaları Anadolu’ da bulunmuştur. Şehir hayatının birçok hususiyetleri ilk olarak Anadolu toprakları üstünde belirmiştir.
Troia tarihi çok gerilere gitmekte ve umumiyetle Ege şehirleri kültür felsefe ve ilmin gelişmesinde ön planda bulunmaktadırlar. Hitit merkezleri, Anadolu’ da imparatorluk kuranların ve muhtelif “tavaifi mülûk” devirlerinin şehirleri zamanın şartlarına ve muhite uymakta önderlik etmişlerdir. Şehirler ananeyi devam ettirdikleri kadar yeni esaslar da vazetmişler ve birbirlerinden bünye itibariyle ayrılmışlardır.

Ion, Helen ve Helenistik devirlerinin şehirleri mekan tertibi bakımından benzerlikler arzetmekte ise de, bu şekilde çevrenin şartlarına beraberce uymakta ve belirli prensipleri ortaya koymaktadırlar. Bergama’ nın Efes’ in, Milet’ in Halikarnas’ ın ve diğerlerinin öncülüklerinde şehircilik prensiplerinin büyük çapta rol oynamış olması gerekir. Oniki şehirler federasyonu, Karia ve Ionia şehirlerinde bütün bir felsefe ve ilim sisteminin temelleri atılmış, sonraki devirlerde İznik ve İzmit’ te Hıristiyanlığın esasları ayıklanmıştır. Tarsus gibi güney sahili, Ege havzası şehirlerinde, Alaşehir gibi, aynı din ilk gelişmelerini göstermiştir. İzmir, tarihin devamlı olarak en uzun iskân edilen beldelerinden biri olmuş, Istanbul tarihin en göze çarpar ve en devamlı büyük şehri olarak kalmıştır.

Bu ananeleri alıp, yenilerini tesis eden Selçuk ve Osmanlı şehirlerinin kuvvetli hususiyetlerini tesbit için bilgimiz kâfi olmamakla beraber, bunların ondokuzuncu yüzyıla kadar gelen misalleri kesin bir yerleşme felsefesi göstermektedir ve bu felsefe memleket hudutları dışında çok yerde derin izler bırakmıştır. Mevcut Anadolu köylerinin de yerleşme usullerinin muhtelif bölgelerde hangi tarihi devirlere dayandığını kestirmek güç olmakla beraber, bugünkü mevcudumuz Türkiye’ de şehircinin ders alacağı başlıca kaynağı teşkil etmektedir.

Anadolu yerleşmelerinin tafsilatına burada girilemez, yalnız bütün bu yerleşme tipleri kayda değer. Yerleşme şekilleri, hayat anlayışı ile karşılıklı güdücü rol oynamış ve bu yerleşmelerin hiçbiri bugünkü Ankara, İstanbul, Cihanbeyli, Denizli, Adana, vesaire gibi göz tırmalayıcı olmamıştır. Türkiye’ de kültür şaşkınlığı ortaya çıkmış, plastik sanatlarda aşkın bir zevk düşüklüğü gelişmiş ve yeni gayelerimizin ne gibi şeyler gerektireceği veya getireceği tahmin dahi edilememiştir. Bugün bu devreden çıkmış bulunmuyoruz. Şehircilik mevzuunda bunun üstüne yanlış meslek seçimi ve yanlış kanun va’azını eklersek vaziyetin ciddiyeti belirir.

Türkiye ve Avrupa memleketlerinde muasır şehirciliğin gelişmesi benzer ve benzemez hususlar göstermektedir. Her iki yerde ananeler terkedilmiş ve her iki yerde şehircilik idaresi ve mesleğinin gelişmesi benzer safhalardan geçmiştir. Buna mukabil, Avrupa memleketlerinde sanayi devrimi ile değişen yerleşme prensipleri, Türkiye’ de kültür ve mevzuat devrimleri ile alakalı olarak gelişmiştir. Türkiye’ de şaşkınlık doğuran ve şehirciliği ciddiyetten uzak tutan başlıca sebeplerden biri de bu olsa gerekir. Sanayi devriminin doğurduğu ihtiyaçları batı şehirciliği kısmen karşılamaya çalışmış ve geniş çapta prensipler geliştirip yeni bir meslek ihdas etmiştir. Buna mukabil Türk şehirciliği bilinen bir ihtiyaca karşılık olarak doğmamış ve böylece kuvvetini mevcut yerleşme formlarına tecavüze sarfetmiştir. Bu arada arkada beklemekte olan sanayi gelişmesi ile alakalı hiçbir ön tedbir alınamamış ve bugüne kadar, bu tedbirleri almak üzere çalışabilecek bir meslek zümresi yetiştirilmemiştir.

2 Yorum
  1. Çok müthiş bir dosya olmuş gerçekten tebrikler. Aydın Germen Hocaya ellerinize sağlık diyorum. Güncel şehircilik tarihi denebilecek külliyetlı bir bilgi birikimi ve bize bir çırpıda bütün bağlamlarıyla hocamızın güzel diliyle anlatılmış.
    Şehiriciler odası ve diğer odalarda olanlar ve faliyet gösterenler de faydalanır umarım.
    Saygılar sunarım.
    Zeynep Ateş

    Zeynep Ateş | 24 April 2008

  2. Aydın Beye çok teşekkür, inanılmaz faydalandım. Her zaman buraya girip kapsamlı yazınızdan tekrar tekrar yararlanmak isterim.

    Sağolun.

    Canan Kısa | 3 May 2008


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe