Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Kentsel Dönüşümde Arayışlar:Uluslararası Deneyimler
Share 7 March 2011

TOKİ tarafından 4-5 Mart günleri gerçekleştirilen Konut Kurultayı içinde birçok oturum gerçekleştirildi. Bunlardan “Kentsel Dönüşümde Arayışlar” bölümünü özetle paylaşmak istiyoruz.

2. gün yapılan bu oturumun moderatörlüğünü Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanvekili Emin Sazak’ın gerçekleştirdi. Oturumda çeşitli ülkelerden uzmanlar görüşlerini dile getirdi.

do-1.jpg

İsmael FERNANDEZ MEJIA, (Isocarp Başkanı)
Bir milyon ev inşa ettik ama bu evlerden hangisi sizin? Sayıdan daha çok bu evlerin yaşanabilirliği tartışılması gerekir. Konut açığı olduğu bir gerçek ve çok fazla konut inşa etmemiz bir görev gibi önümüzde duruyor. Ancak sadece bir gezegenimiz var.

do-2.jpg

Konut inşa etme asla siyasal nedenlerle açıklanmamalı ya da siyasal bir malzeme olmamalı. Bu konuda beş dersten söz edebiliriz.
1. Yerel merciler planlaması yapılmış yasal prosedürleri hazırlanmış yerlerdeki konut yapım projelerini paydaşlarına götürmelidirler. Çünkü sürdürülebilirlik kentsel dönüşümün en önemli aygıtıdır.
2. İnsanların istekleri alınmalı, yaşam tarzlarına ilişkin bilgilere önem verilmelidir.
3. Küresel sermayeden dönüşümde faydalanılabilir şüphesiz. Onlara bu yatırımlara girmelerinin karlı olacağı gösterilebilir ve bu bir kar topu etkisi yaratır.
4. Planlaması yapılmış ve kaynakları ayrılmış projelerde mesela 70 katlı 10 bloklu bir konut projesinin bütün bloklarına aynı anda başlanabilir ve kısa sürede bitirilebilir.
5. TOKİ’nin özellikle Anadolu’da yaptığı konutlarda kendini tanımlarken söylediği “doğal afetlerden etkilenmeyen konutlar” tanımı önemlidir.
Bruce CAHAN , (New York Urban Logic Inc Başkanı)

do-3.jpg

Amerika’da bizim sistemimiz üzerine bilgiler paylaşmak ve şehircilik anlayışımızda yaptığımız değişiklikleri paylaşmak isterim.
Burada sizinle paylaştığım Thyson Corner bölgesi yoğun bir iş bölgesi. Sizin Maslak bölgeniz gibi mesela. Burada trafik büyük sorun. Sadece dört millik mesafeyi 2-3 saatte geçemiyorsunuz ve yaşam kilitleniyor. Sizin Maslak’ta sabah ve akşam saatlerindeki yoğunluk gibi.

do-4.jpg

Bu aslında büyük bir çılgınlık. Geceleri çok az sayıda konut kalan ve sadece iş kuleleriyle örülü olan bu planlama bir çılgınlık. Ama görüyorum ki Amerika’yı örnek alan sizler de bu hatayı yapıyorsunuz. Biz yaptığımızın yanlış olduğunu gördük. Umarım siz de daha fazla yanlış yapmazsınız. Bir ülkenin kaynaklarını bir bölgeye yığmak, bir bölgeye tahsis tekme çok yanlış.
Artık eğlence bitti. Enerji tüketen bir ülkesiniz. Ağırlıkla petrole dayalı tüketiminiz var.Şehirlerin bugünkü bu durumu sürdürülebilir değil. Tahminler dünyada hızla azalan bu kaynağın 15 yıl içinde varil başına fiyatının 150 USD olacağını söylüyor ki ben bu zamanın daha kısa olacağını düşünüyorum.
Banliyölere ilişkin politikalarımızda da sorunlar var. Mesela banliyölere giden otobanlar dolu. Sorunun ne olduğu aslında görülüyor. Bu tarz bir şehirleşmede alt yapıyı sürekli olarak geliştirmek daha çok kanal, tesisat… yapmak gerekiyor.
Farklı bir yaklaşımla ele aldığımız planlamaya bir örnek olarak Van Cover’da yüzlerce deniz kenarı yolları var mesela. Bu denizin ve deniz kenarının toplumun olduğu mesajını vermek içindi örneğin. Burada biz şehri yürünür kılmaya çalıştık. Geniş yürüme yolları ve alanları yarattık. Şehir insanların bir arada olabildiği, kendini geliştirdiği bir yerdir. Sanat mesela toplumla kentte entegre olur.

do-5.jpg

Bugün baktığımızda bütün bunları nasıl dönüştürürüz diye bir soru var önümüzde.
• Toplu taşımı çözmeliyiz ve toplu taşımı yer altına indirmeliyiz. Toplu taşımın yer üstünde kalan alanları ise kamusal alanlar yaratımında önemli fırsatları size sunar. Mecidiyeköy’ü düşünün mesela. O kadar yer üstü ulaşım ağının bulunmadığı bir bölgenin yayalaştırılmış ve topluma sunulmuş halini düşünün.
• Bir sokak şablonu oluşturmak ve sorunları burada çözmek gerekir.
• Amerikan sisteminde biz artık “grid sisteminden” çıkıyoruz. Kentleri yürüme alanı haline getirmek istiyoruz ve her merkezin yürüme alanı büyüklüğü ile diğer merkezin yürme alanı dairesini çakıştırmaya, kentin alt merkezlerini birbiriyle yürünerek bağlantılı kılmaya çalışıyoruz.

Natalia KOZLOSKA, Ukrayna Bölgesel Kalkınma ve Konut Bakanlığı Temsilcisi
Buradaki konuların çoğu Ukrayna için de geçerli. Bizim kent merkezlerimizde de ticaret yoğun bölgeler ve dengesizlikler var. Biz de TOKİ gibi konutlar inşa etmek istiyoruz. Ukrayna köklü değişimlerden sonra bir kanuna göre konut üretmektedir. Sistem bize Sovyetlerden kalmıştır.

do-6.jpg

2007 de bir plan gündeme geldi ve uygulamalar girişildi. Fakat tarihi değerler ve sosyal alanlar bu planda büyük oranda göz ardı edildi.Halkın istekleri yerine belediyelerin kararları, belediyelerin kendi kafalarına göre yaptıkları öne çıktı. Mesela bölgesel yapı kurallarına geçiş döneminde dikkat edilmedi.
Yatırımcılar için cazibe oluştururken hem devletin hem kullanıcıların memnun olması düşülmeliydi. Sadece inşaatı yapan şirketin projeleri geliştirmesi eksik oldu.
• Proje verilerinin çıkarılması önemlidir. (Mimari bilgilerin oluşması)
• Basit tesisler sadece işverenin talepleriyle yapılabilirler ancak büyük tesislerde devletin devreye girmesi gerekir.
• Beyan sistemini esas alan bir çerçevede gerekçeli planlar, plan önerileri hazırlayabilirler ve yönetime sunabilirler. Ancak beyana dayalı bu sistemin denetlenmesi gerekir. Daha sonraki aşamalarda ise teknik denetimin yapılması şarttır.

Nicolas MAGGIO, Sosyal Konut ve Enerji Verimliliği Forumu Direktörü

do-10.jpg

Biz sosyal konut ve enerji konusunda üniversiteler sivil toplum ve ulusal komitelerle işbirliği yapıyoruz. Enerji verimliliğini gündeme getirip bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Özellikle bunları bir arada ele almayı uygun buluyoruz.
Biz daha çok uygulama projeleri ile ilgileniyoruz. Adeta bir evin daha verimli kullanılabilmesi için bir el kitabı geliştirerek toplumda bir farkındalık oluşturuyoruz.
Arjantin de yenilenebilir olmayan enerji kaynakları kullanıyor. Enerji dağılımında eşitsizlikler var. Mesela gaz ağı fakir mahallelere daha az gidiyor. Bu da mutfakta ve ısınmada gazın fakirler tarafından kullanımını engelliyor.
Enerji verimliliği peki nasıl sağlanır? Fakir insanların aslında daha çok enerjiye ihtiyaçları var. Yapılar çoğunlukla yasal olmayan yollarla yapılıyor ve yapı birkaç neslin hayatını garantiye almıyor. Arjantin’de devlet her yıl 65 bin konut yapsa da enerji verimliliğine dikkat etmiyor. Alt gelirlilere mesela bu konuda dikkatsizce konut yapılıyor. Bu arada enerji verimliliği konusunun çok pahalı olduğu miti icat ediliyor.

do-7.jpg

Oysa biz bunu reddediyoruz. Enerji verimliliği bir para meselesi değil, bakış açısı meselesidir. Biz eldeki konutların akıllı kullanımını ilk elde alıyoruz, sofistike çözümlerle başlamıyoruz.
Burada insan faktörü çok önemli, mimarlarla beraber çalışıyoruz. İnsanların içinde yaşayacağı ve alışkanlıklarını sürdürebildikleri evlere ulaşmak önemli. Düşük gelirli evlerin pencereleri kapalı mesela, bunlara baktığımızda mimarlar “evde yokturlar” diyorlar. Ama o sırada kapısı açık. İnsanlar kapı ve pencerelerini mimarların düşünmedikleri şekilde kullanabilirler. Aynı şey duş ve banyo kullanımlarında da olabiliyor.

Prof. Micheal GIBSON, Sout Bank Üniversitesi
Tarihin yeniden yapıldığı konferansları az gördüm. 99 depreminden sonra topluma odaklı sistemlerle durumu iyileştirmek mümkün. Dönüşüme izin verilmesiyle ülkenin kentleri çok ciddi şekilde düzelecektir. Türkiye’ye ilk geldiğim zaman ile şimdiki durum arasında çok şey değiştiğini, ben de burası hakkında çok şey öğrendiğimi görüyorum.

do-8.jpg

Birleşik Krallıkta dönüşüm 70 lere dayanıyor. Bunlar yapılırken yerel halktan destek almaya çalıştık. İstanbul’daki çeşitli sıkıntılar daha önce Londra’da da yaşandı.
Kentsel dönüşümün bir imaj sorunu var. Haydarpaşa için daha önce önerilen değişim yaklaşımı eleştirel şekilde konuşuluyor ama bu kentin modernize edilmesi gerektiğine kimse değinmiyor. Modern ortamlar yaratan kentsel dönüşüm projeleri halkın desteğini almazsa başarılı olamazlar.
Bizim kentsel dönüşümde ikili bir yaklaşımımız var. King Cros gibi alanlarda yatırımcıları öene koyuyoruz. Bir çok şeyin belirlenmesini onlara bırakıyoruz. Konut projelerinde ise halkın taleplerini öne çıkarıyoruz. Bir şirket geliyor ve oradaki insanları oradan sürüyor… gibi bir şey yok tabi.
Yeni yarattığımız yerlerde daha iyi bir yaşam daha iyi sağlık, ulaşım, eğitim,… götürmüş oluyoruz. Back to back (sırt sırta) nüfusun yoğun bulunduğu yerlerdeki evlerde yeni evlerin kendisinden değil konumundan; bulunduğu yerden şikayetler oldu. Kentin dışında olması, sırf konut alanı olması gibi. 1980 lerde bunlardan dersler çıkardık ama yeni gecekonduların yapılmasına engel olduk.
Mülkiyet temelli yeniden bir yapılanmada planlamanın devletin tekelinden çıkarılması, ortamın canlandırılması, dönüşümün paydaşlarına kentsel fayda sağlaması öne çıktı. Artık fayda/maliyet/ekoloji/çevre/… gibi çok çeşitli faktörlere sahip çıkıyoruz.
Evlerin şartlarını değiştiriyor, CO emisyonu azaltılmasını önemsiyoruz. İklim değişikliğine yol açmayacak iyileştirmelere ihtiyacımız var.
Bu toplantıda olduğu gibi bir çok ülkenin deneylerinden fikirler paylaşılıyor. Ama bu ilk aşamadır. Bunlardan hangisinin Türkiye’ye uygun olduğunun analiz edilmesi, bütün uzmanlarla ve paydaşlarla tartışılması ve de analiz edilmesi gerekir.Ayrıca pilot çalışmalarla da desteklenmelidir. Çünkü biz yaparken daha iyi öğreniyoruz.

Doç. Dr. Arzu KOCABAŞ, Mimar Sinan Üniversitesi
Arzu Kocabaş M. Gibson ortak sunumunda özellikle İngiltere’de yapılan kentsel dönüşümler örnek gösterilerek bugünkü kentsel dönüşümlere ışık tutacak yöntemlere değinildi.

do-9.jpg

Gerçekleştirilen stratejik yatırım alanları planlamalarında bu projelerin yükseleceği alanların seçimi özellikle yoksul bölgelerden seçilmiştir. Londra’nın en yoksul alanlarıdır bunlar, Mersi nehrinin kıyıları örneğin.
Kentsel dönüşüm projeleri yeniden kalkınmanın sağlandığı projelerdir. Bunun için:
• Projenin doğru zamanlı ele alınması
• Müteahhit firmalarının seçimi
• Proje ortaklarıyla mutabakat sağlanan plan gereği işleri belirleme
• Projenin prestij merkezi olarak adlandırılan kısmının projenin kalbine yerleştirilir.
• Değişime uğrayan teras evlerin ihtiyaçları da saptanarak sosyal hayattan kopuk bu bölgenin kentsel entegrasyonu sağlanır.
Bu konudaki anahtar başlıklar:
• Bölge özelliklerinin çok iyi saptanması
• İhtiyaçların doğru saptanması
• Katılımcı fikir teatisinin gerçekleştirilmesi
• Yerel halkla birlikte çalışmak, aylık toplantı düzeninin sağlanması
• Yerel ekonomik programın halkla paylaşılması
Yeniden üretilecek alanlar fırsat alanlarının hemen yanında olmalı ve belediyeler burada proaktif davranmalıdır. Londra’daki bu düzenleme alanında ulaşımın, toplu taşımın civardaki semtlere bağlanması önem taşımıştır.Bu projenin yaşam döngüsü on yıl. Ama dönüşüm süreci sonundaki yaşamın sürdürülebilmesi, o hayatın da örgütlenmesi projenin hayata geçmesi kadar önemlidir.

do-11.jpg

TOKi için bakarsak, stratejik yatırım ortaklığını İstanbul için İBB ile ve ilçe belediyeleriyle yaparak konut edinme yolunu açabilir ve kentteki kapasite artırımını sağlayabilir.

5 Yorum
  1. Kanımca dah çok fikrin oluşması ve tartışmayı gerçekleri de görerek ama kamu amaçlarını yitirmeden dengeli bir şekilde yapmak gerelir. Her kesimin kendi kompartımanlarında kentsel dönüşümü konuşması yeterli olmaz. Zira bu konu toplumun her kesimini belli oranda ilgilendirir ve bu noktada anlaşma sağlanamaz, karşılıklı müzakere yönteminde uzlaşıya varılamazsa işler yürümez.

    Cenk Alpman | 9 March 2011

  2. bu gündemin kentlerin hayatında çok önemli olduğu söyleniyor fakat daha kavramlar bile yeni öğreniliyor.

    Sami Tezan | 10 March 2011

  3. TOKİ tarafından 4-5 Mart 2011 tarihinde, Konut Kurultayı içinde gerçekleştirilen birçok oturumdan “Kentsel Dönüşümde Arayışlar” bölümünü okuduk. Kurultayı gerçekleştiren TOKİ’yi tebrik ve teşekkür ediyoruz.

    Halk Ekmek’in konut versiyonu olarak ortaya çıkan ve Türkiye’de konut piyasasını hâlihazırda dengelemeye çalışan, ucuz konut elde etmek üzere odaklanmakla kalmayıp hükümet tarafından kendisine verilen diğer fonksiyonları da yüklenen, görevlerini yaparken kimseden izin almadan sadece bilgi vererek yapabilen süper yetkili bir idareden söz ediyoruz.

    Mimdap okuyucularınca daha önceden defalarca yaptığım benzer yorumlar nedeniyle bilindiği üzere; günümüzde vahşi kapitalizmin boyunduruğu altında oluşturulmaya devam ettirilen günümüz şehirleri ve mimarisi maalesef insanoğluna mutluluk getirmemektedir. Gayri insani yüksek inlerde “modern”lik ve “çağdaş”lık adına ikamet ettirilmeye zorlanılan zavallı insanoğlu, belki de kendisinin de etkilendiği sâri bir hastalık olan vahşi kapitalizmin getirdiği salgın nedeniyle şimdilik mutsuz bir şekilde yaşamaya devam etmektedir.

    Yerde yer bitmiş gibi gökyüzüne daima yükselerek vukua getirilen ve hâlihazırda bitecek gibi görünmeyen bu gökyüzü yarışı çılgın bir biçimde devam ettirilmektedir. Araya giren küresel ekonomik kriz olmasaydı, 800 küsur metreyi bulan Halife Dubai kulesinden hemen sonra 1600 metrelik ve daha yüksek kulelerin inşalarını görecektik. Yıllardır izlediğimiz kadarıyla belirli bir yerden sonra gökyüzü yarışı ABD ve AB gibi ileri ülkelerden Dubai gibi Asyalı Müslüman ülkelere kaydırılmıştır. Kendini tatmin etmek isteyen ve/veya çılgınca para kazanmak isteyen birkaç kişi/grup nedeniyle bu ülkeler adeta deneme tahtası haline getirilmiştir.

    İşin üzücü tarafı tarihte sükûnet, sekinet ve saadet şehirleri inşa etmiş ecdadın torunları olarak; şehirlere ait yüksek vasıfları yabancı bilim adamları ve gezginler tarafından sitayişle dünya kamuoyuna duyurulmuş olan faziletli ve saadetli şehirlerin üzerinde oturan bir millet olarak ne hikmetse kendi kültürümüzü tamamen dışlamış, adeta ondan utanmış ve son yıllara kadar elimizdeki eski yapıları yıkmak ve yerlerine yüksek yapılar yapmak için yıllarca mücadele etmiş vaziyetteyiz. Yaptığımız bu yanlışlıkları yabancı uzmanların ikazlarına rağmen hâlâ fark etmemekte niçin ısrar etmekteyiz. Nasıl mı?

    New York Urban Logic Inc Başkanı Sayın Bruce CAHAN’ın feryadında her şey gizli. Yüksek kulelerle ilgili olarak haberde de yer aldığı üzere; “Bu aslında büyük bir çılgınlık. Geceleri çok az sayıda konut kalan ve sadece iş kuleleriyle örülü olan bu planlama bir çılgınlık. Ama görüyorum ki Amerika’yı örnek alan sizler de bu hatayı yapıyorsunuz. Biz yaptığımızın yanlış olduğunu gördük. Umarım siz de daha fazla yanlış yapmazsınız. Bir ülkenin kaynaklarını bir bölgeye yığmak, bir bölgeye tahsis etmek çok yanlış.”

    Bu zat devamla “Şehirlerin bugünkü bu durumu sürdürülebilir değil. Tahminler dünyada hızla azalan bu kaynağın 15 yıl içinde varil başına fiyatının 150 USD olacağını söylüyor ki ben bu zamanın daha kısa olacağını düşünüyorum.” dedikten sonra çözümü de gösteriyor: “Burada biz şehri yürünür kılmaya çalıştık. Geniş yürüme yolları ve alanları yarattık. Şehir insanların bir arada olabildiği, kendini geliştirdiği bir yerdir. Sanat mesela toplumla kentte entegre olur.” İşte anahtar kelime bu: “Şehri yürünür kılmak.” Arazi üzerinde çok yoğun yapılar yapmamak, yürünebilirliği esas almak. Yani insani boyutlarda, ekonomiyi de, sağlığı da gözeten bir şehircilik ve mimari oluşturmak.

    Enerji duyarlı yapıların da gündeme geldiği şu günlerde, enerji verimliliğini sadece yapının kendi üzerinde değil, mahalleye ulaşım, fazla yakıt tüketilmesi de düşünülmeli; ayrıca insanların şişmanlık ve hareketsizlik nedeniyle sistemik hastalıklar edindiği de düşünülerek yürüme yolları ve bisiklet yollarının ihdasına çalışılmalıdır. Frankfurt gibi bir Avrupa şehrinde insanların % 40’ının işlerine yayan veya bisikletle gittiği unutulmamalı, örnek alınmalıdır.

    Şehirlerimizin ve mimarimizin düzenlenmesi, daha yaşanılır hale getirilmesi bir para meselesi değil, anlayış ve bakış açısı meselesidir. Fazilet ve saadet şehirleri inşa etmiş bir ecdadın torunları olarak, kendi kültürel temellerimiz üzerinde günümüz teknolojisini birleştirerek sakin ve mesut şehirler niçin inşa edemeyelim? Aslolan bu temeli ve bakış açısını alabilmektir. Sadece yabancı hayranlığı ve yüksek kulelere hayran hayran bakarak bu temeli alamayız. Günümüzdeki hataları yapmaya maalesef devam ederiz.

    Hayati Binler | 14 March 2011

  4. Daha ne densin, Amerikalı uzman hertürlü uyarmış. Biz yanlış yaptık siz yapmayın. Hala aynı kafadan gitmeyin demiş. Ama dinleyen kim?

    Yeşim Budak | 25 April 2011

  5. Amerikan deneyimlerine kulak vermeliz. Dünyaya tırnak içinde uygarlık ihraç edenlerin kendi yaşam alanlarını neye çevirdiklerinin ibret alınası bir öyküsü anlatılan. Küçük Amerikacıların kulakları çınlasın. Bir de kulak çınlamasına alışkın yöneticilerimiz bu merakı bırakıp yere insinler, gerçekleri görsünler derim ben.

    Sema Küçük | 7 September 2011


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe