Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
2B Dosyası
Share 21 January 2011

2B konusu hem toprak mülkiyetinin çok geç oluştuğu, hem yoğun bir spekülasyon baskısı altında olan özellikle göç alan batı kentlerimizde çok büyük bir sorun.

Önce gecekondu olarak inşa edilmiş, sonra kaçak yapıyla zenginleşmiş, yasa dışı çok büyük çevre, mimari, altyapı sorunları olan, can güvenliği açısından sıkıntılı yerleşimler, onlara hizmeti adeta yasa dışı yollarla götüren ancak seçim zamanlarında oy bekleyen yerel yönetimler, giderek daha da artan kısa yoldan köşeyi dönme çabaları çoğu alanda olduğu gibi bu konuda da içinden çıkılması zor durumlar yaratmakta. Bir taraftan doğal kaynakları korumaya çalışanlar diğer taraftan zenginleşmeye çalışanlar…
Bu 2B dosyası kolay kapanacak bir dosya değil ama hem mesleğimizi doğrudan ilgilendirmesi hem de toplumsal sonuçlarının önemi bu konunun bir kez daha ele alınmasını gerektirdi.

133.jpg

Bugün Ahmet Necdet Sezer’in veto ettiği orman vasfını yitiren arazilerinin satışında son aşamaya gelindi. Hak sahiplerini belirlemek için sahaya inen Tapu Kadastro elemanları 51 bin hektar alanda çalışmaları tamamladı. Bayındırlık Bakanı Demir, kadastronun ardından arazilerin orman arazileri kapsamı dışına çıkartılacağını açıkladı. Yukarıdaki haritaya göre Türkiye ormanları göz önüne alındığında en fazla 2B arazisinin en yüksek toprak rantının olduğu yerlerde ortaya çıktığı görülmekte. Gerekçe ise vatandaşın üzerinde ev yaptığı orman niteliğini yitirmiş arazilerin vatandaşın sıkıntılarını önlemek ve hazineye gelir sağlamak için işgalci vatandaşa satılması. Böylelikle Menderesin deyimiyle her mahalleye bir milyonerden sonra her ormana da bir çok milyoner yetiştirmek mümkün olacak. Bu tür sorunları engellemek ve sağlıklı, fen kurallarına uygun toplumlar yaratmak için var olan planlama ise son derece aciz durumda.

2B ve İstanbul Planları:

227.jpg

İstanbul’un mahkemelik olan ve iptal edilen 1/100000 imar planlarında kuzey bölgesi ormanları korunduğu gibi kuzeyde yapılaşmaya yol açacak 3.Köprü yolları da bulunmamaktaydı.

İMP Yetkilisi Bülend Seçkin’in açıklamalarına göre, 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 2. Maddesinin B Fıkrası uygulamasını karşılayan 2/B alanları Anayasa’dan da destek alarak, sadece orman köylülerinin kullanımına izin verilen, orman vasfını kaybetmiş tarım alanları olarak ifade ediliyor. Ancak izleyen süreçte orman köylüsünün kalkındırılması için çıkarılan bu yasanın istismar edildiği, büyük ölçüde işgallerle bu alanların kaybedildiği ve yoğun konut yerleşimlerine dönüştüğü görülüyor. Buna karşın gündeme gelen yeni yasa ile bu alanların satışı ile ilgili yasal düzenlemelerin gündeme geldiği ve çözüm arayışları geliştiği görülüyor. Hazine arazisinin sahibi olduğu, amaç dışı kullanılan işgale uğramış bu alanlara ilişkin çözüm önerileri olarak; siyasi idarenin de arzu ettiği şekilde bazı yerlerin satışa çıkarılabileceği ya da bu alanların tekrar orman alanlarına dahil edilebileceği gösteriliyor. Seçkin bu alanların orman müfettişlerinin tespitleriyle belirlenip tekrar ormana dönüştürülmesi yönünde çalışmalar bulunduğunu ancak açılan karşı davalarla bu süreçte sorunlar yaşandığını ifade etti ve 2/B arazilerinin dava ve arazi rantı yaratmış olduğuna dikkat çekiyor.
Bu alanlardaki %6 yapılaşma hakkının yasal boşluklardan ve denetimsizlikten dolayı yoğun yapılaşmayla sonuçlandığına dikkat çekildi ve özellikle Acarkent ve Sultanbeyli uygulamaları ile bu süreç örnek olarak gösterilmektedir.
İMP yürütücüsü Hüseyin Kaptan, planlama sürecinde “2/B alanlarının tanımsız alan olmalarından dolayı hukuki açıdan tanımlandıktan sonra bu bölgelerle ilgili karar üretilmesi” ile “planda tanımsız, fonksiyonsuz alan bırakılamayacağı” temel prensibi arasında yaşadıkları ikilemi öne sürmekte ayrıca orman alanlarının tamamının Anayasa’da orman alanı olarak gösterildiğini, mülkiyetin ormana ait olduğunu, bunun dışına çıkılamayacağını ifade etmektedir. Planlama sürecinde bu alanların korunmasına yönelik çözüm olarak; “mutlak surette yapılaşma yasaklı ağaçlandırılacak alan” olarak tanımlanması gerektiğini ifade ediyor. Sultanbeyli örneğini göstererek bu alanların güçlü bir irade ile kentsel dönüşüm yasaları kapsamında çözüme ulaşabileceğini belirtiyor.
Diğer taraftan %6 yapılaşma hakkının taşıdığı risklere de dikkat çekilmektedir. Bu alanların yapı rantı getiren alanlar olmalarının engellenmesi, kuzeydeki orman alanlarının gösterdiği vazgeçilmezlik niteliği, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi İstanbul için hayati önem taşımaktadır.”

İstanbul 1/100000 Planlarının iptal gerekçesi:

Meslek odaları tarafından açılan davada planlama süreci “yapma yaptırma prosüdürlerine uyulmadığı” gerekçesiyle eleştiriliyor ve planın iptal edilmesi isteniyordu. Sonuçta plan iptal edildi ve İstanbul bir kez daha korumasız, plansız kaldı.

2B`NİN TARİHÇESİ:

2B, 31 Aralık 1981`den önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin Hazine adına orman dışına çıkarılma işlemi. Bu uygulama 6831 sayılı Orman Kanunu`nun 2. maddesinin B bendinde yer aldığı için kısaca 2B diye anılıyor. Bu sahalarda kamuya ait bina ve tesisler, tarım alanları, otlak, yaylak, kışlak, mera, mezarlık ve yerleşim yerleri bulunuyor. Bedel ödemeden kullanılan bu yerler, alınıp satılıyor. 2B uygulaması 1961`de başladı. Ancak 1982 Anayasası ile başlangıç tarihi ileri alındı. Akabinde orman dışına çıkarılan alanların değerlendirilmesi için, Anayasanın 170. maddesinin öngördüğü şekilde hazırlanan 2924 sayılı Orman Köylerinin Kalkındırılmasının Desteklenmesi Hakkında Kanun 1983`te, uygulama yönetmeliği de 1997`de yayımlandı. 2924 sayılı Kanun`un bazı maddeleri üzerinde Anayasa Mahkemesi muhtelif iptal kararları verdi. Bu kararlara uygun yapılan düzenlemelerden sonra 536 köyde çalışmalar gerçekleştirildi. 6 bin 701 hektarlık yerin tapuları hak sahiplerine verildi. Bu tarihe kadar satışları Orman Bakanlığı yürütüyordu. Anayasa Mahkemesi 2002`de bir karar alarak satışları durdurdu. Satışın, Maliye`ce diğer Hazine arazileriyle birlikte yürütülmesini karara bağladı. Bu tarihten sonra 2B`lerin değerlendirilmesine dair hiçbir işlem yapılmadı.

323.jpg

1982 Yılında Beykoz Merkez

419.jpg

2005 yılında Beykoz Merkez

514.jpg

Uskumruköy/Zekeriyaköy 1982

613.jpg

Aynı arazi 2005 yılında

Yukarıdaki resimlerde açıkca görüleceği gibi ormanlar azalmış ve yerlerine başta siteler olmak üzere çok sayıda bina inşa edilmişti. Bu plansız yapılaşmalar sadece orman yağmasını değil çok büyük çevre ve altyapı sorunlarını da birlikte getirmektedir.

Halbuki planlamacılar oldukça farklı düşünmektedir. İstanbul nüfusunun sınır değerlere ulaştığı görülmekte ve buna karşı öne sürülen tezlerin başında İstanbul nüfusunun arttırılmasının önlenmesi gelmektedir. Böylelikle spekülasyonların önüne geçilecek, daha büyük çevre ve altyapı sorunları olmaksızın İstanbul’un çağdaş bir görüntüye kavuşması, İstanbul’un kuzeyindeki yeşil kuşağın korunması mümkün olacaktır.

2B Arazileri ve Sosyal/İdari Sorunlar

“Devlet `yasa dışı` hareket eder mi? Bu sorunun cevabı, aklı ve izanı olan herkese göre tabii ki `hayır`. Ancak 2B olarak bilinen orman dışına çıkarılmış arazilere yıllardır bir türlü çözüm bulamayan devlet, `yasa dışı` hizmet eder konuma düştü.İstanbul Anadolu yakasında tamamen 2B arazilerinden oluşanÇavuşbaşı Beldesi`nin belediye başkanı Hanefi Dilmaç, `Dünyada bizim gibi bir belediye yoktur. 2B beldesinin başkanıyım. Mülkiyet problemi halledilmiş bir karış yerimiz yok. Tamamen 2B`ye hizmet ediyorum.` diye yakınıyor. HanefiDilmaç, `devletin verdiği parayı harcasa suiistimalden, harcamasa ihmalden yargılanacağını` belirtiyor. Makam odasının penceresinden Beykoz Kavacık`ta orman içinde yükselen başta Acaristanbul olmak üzere çok katlı binaları ve yapılaşmaları göstererek `Biz çivi bile çakamazken, bu tezat değil mi?` diye soruyor.
Türkiye`de toplam 473 bin hektar 2B arazisi var. Bu arazilerin 22 bin hektarı üzerinde yerleşim yerleri bulunuyor. Durum böyle olunca Çavuşbaşı gibi binlerce yerleşim merkezinde yasa dışı hizmet verilmek zorunda kalınıyor.

2B YERİNE OKUL YAPILDI

AK Parti`nin seçim vaatlerinden biri olan 2B`lerin satışına ilişkin düzenleme 2003`te TBMM`de kabul edildiğinde, Çavuşbaşı halkı bunu sokağa dökülerek kutlamıştı. Ancak 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer`in vetosu, bu sevinci yarıda bırakmıştı. O günden beri 2B arazisindeki yerleşim merkezlerinde sıkıntı devam ediyor. Çavuşbaşı Belediye Başkanı Dilmaç, yaptığı tüm belediye hizmetlerinde yasal sıkıntı yaşıyor. Beldedeki dört okulun hiçbiri devletin yatırımı ile inşa edilmedi. 2B arazisini okul yapılması için vermeye hazır vatandaşlar bulunuyordu. Ancak 2B arazilerinde kamu yatırımı yapılamıyordu. Beldedeki okullar, Orman Genel Müdürlüğü`nden Millî Eğitim Bakanlığı`na tahsis yapılarak inşa edildi. Yani bir anlamda, okul binaları 2B yerine ormana yapıldı. Devletin kendi beldesinde zaaf içinde olduğunu iddia eden Dilmaç, şunları söylüyor: `Vatandaş burada bütün hizmetleri alıyor. Bizim yasal olarak emlak beyanı alma hakkımız bile yok. Verdiğimiz hizmeti baskı unsuru olarak kullanarak emlak beyanı alıyoruz. Mesela, `beyanı vermezsen doğalgaz alamazsın` diyoruz.`
Hanefi Dilmaç`a göre, 2B`lerin satışı gerçekleşirse Çavuşbaşı`nda mülkiyet sorunu çözülecek ve orman işgali de söz konusu olmayacak. Belediyenin kurulduğu 1999`dan sonra bir metre bile ormana tecavüz olmamasını bu sözüne mesnet gösteriyor. Çavuşbaşı`nda alınan 87 yıkım kararının ise belediye kurulmadan önceki döneme ait olduğunu ifade ediyor.

SATIŞLAR MUHTARLIKTA

Çavuşbaşı`nda, diğer 2B arazilerinde olduğu gibi satışlar muhtarlıklarda `zilliyet devri` ile yapılıyor. Belediye emlak beyanını halk arasında `muhtar senedi` olarak bilinen bu belgeye göre alıyor. Çavuşbaşı`nda emlakçılık yapan Sıddık Aslan, emlak piyasasının son dönemde hareketli olmadığını söylüyor. Beldede daha çok Selanik göçmenleri ve daha sonra Karadeniz`den gelen vatandaşlar ikamet ediyor. Aslan, 1990`larda arazi alan tekstilcilerin, gayrimenkullerini şimdilerde `işler iyi gitmiyor` diye sattıklarını anlatıyor.
Hüseyin Sadıkoğlu isimli vatandaş, 1975`te muhtar senediyle aldığı ve üzerine ev yaptığı arazinin bir an önce kendisine satılmasını istiyor. Evini onarırken bile bürokrasiyle boğuşmak zorunda kaldığını kaydeden Sadıkoğlu, ev ve arsasıyla ilgili tüm vergilerini ödediğini vurguluyor.

Çavuşbaşı misalinde olduğu gibi 2B meselesi genellikle seçimler yaklaşınca veya ekonomik kriz çıktığında gündeme geliyor. Çünkü krize karşı sıcak paraya, seçimde de oya ihtiyaç duyuluyor. 2B`nin çözülmesine bazıları `kangren olmuş sosyal bir yaranın tedavi edilmesi` olarak bakıyor. Meselenin diğer boyutu ise satışlarla beraber arazilerin değerinin artacak olması.

SORUMLULAR İNİSİYATİF YÜKLENMEDİ

2B sorununun çözümü için başta Çevre ve Orman Bakanlığıolmak üzere konuyla ilgili bakanlıkların gerekli iradeyi göstermediği eleştirileri yapılıyor. Süreç içinde sağduyu sahibi sivil toplum örgütlerinin desteğini almak için çaba gösterilmemesi tenkit ediliyor. Konuyla ilgili çalışmaları `devlet sırrı` gibi gizlilik içinde yürütmeyi tercih eden bürokrasi, tüm inisiyatifi Başbakanlık`a bıraktı.

Peki, milyonlarca kişi 2B kanunu beklerken, Ankara`da üç bakanlığın konuyla ilgili çalışmaları ne aşamada? Hazırlanan kanun taslağı neleri ihtiva ediyor?

22 Temmuz seçiminden sonra hükûmet yeni bir plan hazırladı.Bakanlar Kurulu`nda da sunumu yapılan raporlara göre; bugüne kadar 6 bin 701 hektar 2B arazisi köylülere satıldı. Kullanıcısı belli olan 37 bin hektar arazi satışa hazır. Kadastrosu tamamlanarak tescil edilmiş 62 bin hektar arazi ise kullanıcılarının belirlenmesinden sonra satılabilecek. 2B arazilerin ağırlıklı olarak bulunduğu iller şöyle: Adana, Antalya, Ankara, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Mersin, İstanbul, İzmir,Muğla, Sakarya ve Kocaeli. Taslağa göre; Çevre ve Orman ile Bayındırlık bakanlıkları arazileri tescile hazırlayacak. Maliye Bakanlığı da arazilerin kullanıcılarını belirleyip değer tespiti yapacak.

Ancak satıştan önce kadastro işlemlerinin tamamlanması gerekiyor. Yani sınırlar tam olarak belirlenecek. 1937`den 2003`e kadar orman kadastrosunun yüzde 75`i yapılabilmişti. Ardından, 2B arazilerinin satışı için orman kadastro komisyon sayısı artırıldı. Teknik donanım ve eleman eksiklikleri giderildi. Geçmiş yıllara göre, kadastrosu yapılan alan üç katına çıkarıldı. Bu düzenlemeler sonucu 66 yılda yüzde 75`i yapılabilen orman kadastrosuna son 5 yılda yüzde 20 daha eklendi. Tamamlanan kadastro yüzde 95`e çıkarıldı. Ancak bu olumlu gidiş, orman kadastrosunun tescili işlemlerinde görülmedi. 2B sahalarının da bulunduğu orman kadastrosunun yüzde 75`i, Orman Genel Müdürlüğü ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü mevzuatının uyumlu olmaması ile teknik donanım ve personel eksikliğinden tescil ettirilemedi. Başbakan Tayyip Erdoğan`ın talimatı üzerine çalışmalar hızlandı. Orman Genel Müdürlüğü ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü`nün yaptığı çalışmalardaki yöntem farklılıkları giderildi. Bugünlerde, orman ve 2B arazilerinin sınırlarının kesin olarak belirlenmesi çalışmaları sürdürülüyor.
Kullanıcıların belirlenmesi ile satışa hazır hâle gelecek 2B sahalarının toplam büyüklüğü 98 bin 967 hektar. Bunların kullanım kadastrosu çalışmaları hemen hemen tamamlanmış durumda.

Tescili yapılmamış saha miktarı ise 374 bin 452 hektar. Bunun 115 bin 499 hektarı öncelikli olarak değerlendirmeye alınacak.

Bu alanlardan sonra ikinci olarak değerlendirmeye alınacak alanın büyüklüğü ise 223 bin 534 hektar. 35 bin 419 hektarlık alan ise otlak ve yaylak olduğu için değerlendirme dışı bırakılıyor. 2B uygulama çalışmaları tamamlandığında bu alanların büyüklüğünün 600 bin hektara çıkacağı tahmin ediliyor.

2B`LERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM BEKLİYOR

Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılması beklenen `2924 SayılıKanun Taslağı` 15 maddeden oluşuyor. Bu taslakta 2B`lerin 5 farklı şekilde değerlendirilmesi öngörülüyor. Çalışmalarda, 2B meselesinin çözümüne yönelik alternatiflerin başında kentsel dönüşüm projeleri geliyor. Bu arazilerin 22 bin 233 hektarının üzerinde, aralarında büyük ilçelerin de olduğu yerleşim yerleri bulunuyor. İstanbul, İzmir, Antalya ve Muğla`daki birçok yerleşim yeri, 2B`lerin üzerinde. Buralardaki uygun 2B`ler,Toplu Konut İdaresi`ne (TOKİ) ve belediyelere devredilecek. Ardından büyük çaplı kentsel dönüşüm projeleri uygulamaya konulacak. Bu araziler üzerinde oturanlar da hissesi oranında, gerekirse bir bedel de ödeyerek inşa edilecek konutlarda hak sahibi olacak. Üzerlerinde konut bulunan 2B`ler ise hak sahiplerine satılacak. Üzerinde sanayi kuruluşları bulunan araziler yine tesis sahiplerine satılacak.
Orman vasfını kaybetmiş ve hâlen tarımsal faaliyetlerde kullanılan 2B`ler ise tarımsal arazilere dönüştürülecek. Kamunun kullanımında olan arazilerin de bu şekilde tescili yapılacak. Orman alanlarına yakın ve tekrar orman vasfını kazanacak durumda bulunan 2B`ler ise ağaçlandırılacak. Alınan bedellerin bir bölümünün, orman köylüsünün kalkındırılmasında kullanılması planlanıyor.

İller bazında 2B alanlarının büyüklüklerine gelince ilk sırada Antalya yer alıyor. Bu ilde orman vasfını kaybetmiş araziler 45 bin 548 hektarlık bir alana yayılıyor. Antalya`yı 39 bin 287 hektar ile Mersin, 34 bin 887 hektar ile de Balıkesir takip ediyor.

STK`LAR ÇÖZÜM İSTİYOR

Konuyla ilgili meslek ve sivil toplum kuruluşları da öncelikle 2B`nin sosyal bir mesele olduğu ve çözülmesi gerektiği görüşünde birleşiyor. Ahmet Necdet Sezer`in cumhurbaşkanı olduğu dönemde 2B ile ilgili Anayasa değişikliğinin iptal edilmesinde büyük rolü olan Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı(TEMA) satışa karşı çıkıyor. Meselenin, ecr-i misil veya yeni geliştirilecek mülkiyet hukuku ile çözülmesini savunuyor. TEMA Yönetim Kurulu Vakfı Başkanı Ümit Gürses, `Her ne olursa olsun orman üzerinden elde edilen gayrimenkule tapu vermeyelim. Satışa imkân verirsek bu rant getirir. Bu da tahribatı devam ettirir.` sözleriyle görüşünü belirtiyor.
Gürses, 2B meselesinin çözümü için Anayasa`nın 169 ve 170. maddelerinin düzenlenmesi, buna uygun yasal düzenleme çıkarılması ve 2B`nin bir daha yapılmaması için anayasaya geçici madde konulmasını öneriyor. İşin ekonomik tarafında ise `ecr-i misil`i yani haksız kullanma bedelini teklif ediyor. Bunun yapılması hâlinde 5 yıllık ecr-i misil tahsil edilebileceğini savunuyor.
TEMA`nın bir başka önerisi ise alternatif bir mülkiyet hukuku. Kat mülkiyeti veya devre mülk gibi bir sistem oluşturulması gerektiğini belirten Gürses, Avrupa`da benzer uygulamaların yaygın olduğunu ifade ediyor. TEMA`nın diğer bir `olmazsa olmazı` 1981`in milat alınması. Gürses, daha önce kamuoyuna yansıyan Anayasa değişikliğinde olduğu gibi bu tarihin 2007`ye çekilmesi hâlinde orman tahribatının sürekli hâle getirilmiş olacağını öne sürüyor

GİZLİ YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALARDAN RAHATSIZIZ

Orman Mühendisleri Odası Başkanı Ali Küçükaydın, 2B sorununun ancak Anayasa değişikliği ile çözülebileceğini fade ediyor. TEMA Vakfı`nın ecr-i misil teklifini gerçekçi bulmayanKüçükaydın, böyle bir durumda milyonlarca parça 2B arazisinden ecr-i misili tahsil etmenin imkânsız olacağını ileri sürüyor. Küçükaydın, şunları ifade ediyor: `Yeni yasa taslağından haberdarız. Ama sadece yasa ile çözülmeyeceğini meslek odası olarak söylüyoruz. Bu mesele siyasi malzeme olarak kullanılmasın. Çözüm zor değil. Bir defaya mahsus 500 bin hektarlık çözüm gerekiyor. Yerleşim alanlarını kentsel dönüşümle çözmek olumlu. Orman formuna yakın alanlar ormanlaştırılır. 2B için 1981 milat alınmalı. Bu tarih 2007`ye çekilirse, 2B alanlarının büyüklüğü 2 milyon hektara ulaşır. Buraların kadastrosu yıllar alır. Sorun çözümsüz kalır. Asıl ranta konu olan yerlerin kadastrosu şu anda hemen hemen bitmiş durumda.`
Çalışmaların gizli yürütülmesinin sakıncalı olduğunu dile getiren Küçükaydın, `Bu gizlilikle altında bir şey aranıyor. Niyet sağlam olsa da, şüphe ediliyor. Demokrasiden, şefaflıktan bahsettiğimiz günlerde bu gizlilik yakışık almıyor.`diyor.

Tarım Orman Çalışanları Birliği Sendikası Genel SekreteriMustafa Özkaya, 2B çalışmalarını yapan elemanları temsil eden sendika olarak konuyla ilgili kırmızı çizgilerinin olduğunu ifade ediyor. Özkaya, 2B`nin çözüme ulaşmamasından en çok zarar gören kesimin orman köylüsü olduğunu belirtiyor. Türkiye genelinde kadastro çalışmalarının tamamlanmasından sonra satışların yapılması gerektiğini vurgulayan Özkaya, `Bu uygulama yapılırsa sorun bir daha gündeme gelmeyecek şekilde çözülür. Harita belli olur. Bir daha ormanda yer açan, işgal suçunu işler.”
Kaynak:AKSİYON

78.jpg

Ekmek arası köfte gibi orman arası kaçak kent. Burası Sultanbeyli.

2/B Konusu Yapay Bir Olgudur

TMMOB Basın Açıklaması

89.jpg

“2/B uygulaması için ölçüt olarak belirlenen “orman niteliğinin yitirilmiş olması” kavramı, gerçekle bağdaşmayan ve bilimsel dayanağı olmayan yapay bir kavramdır.
Ülkemiz ormanlarının, önceden işgal ve saldırıya uğrayarak doğal varlığı ve yeşil örtüsü insan eliyle yok edilmiş ve giderek yasadışı yollardan farklı amaçlar için kullanıma açılmıştı. Büyük kesimlerinde, 6831 sayılı Orman Yasası’nın 2/B maddesinde anlatımını bulan, “orman niteliğinin kaybı” gerekçesiyle“orman sınırları dışına çıkarılma” olgusu, daha önce 29.06.2001 günü çıkarılan 4706 sayılı “Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 3. maddesiyle gündeme gelmişti. Ancak yasanın bu maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 23.01.2002 gün ve 2002/21 sayılı kararıyla orman sınırları dışına çıkarılan 2/B alanlarının, orman köylüsü olma koşulunun kaldırılarak, kullanan kişilere (işgalcilere) satışını mümkün kıldığı için, Anayasa’nın 170.maddesine aykırılığı nedeniyle iptal edilmişti.
Bu kez, 15.01.2009 tarihinde TBMM’de kabul edilen ve 26.01.2009 tarihinde de Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe giren ve tam adı, amaç maddesi bile bulunmayan, biçim ve içerik olarak da kanun yapma tekniğine aykırı olarak hazırlanmış olan, 5831 sayılı “Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile ormanlık alanları farklı kullanımlara dönüştürme politikalarına yeni bir boyut getirilmiş bulunulmaktadır.

Sözü edilen yeni yasa, gerçekte birbirleriyle doğrudan ilgisi bulunmayan, değişik hükümlerle farklı yasalara değişiklikler getiren, toplam 11 maddeden oluşan son yılların modası olan bir torba yasadır. Orman Yasası’nın yanısıra, Tapulama Yasası, Kadastro Yasası ve Harçlar Yasası maddelerinde de bir dizi değişiklik yapılmakta; bu arada özellikle, 1982 Anayasası’nın 169. maddesinin 4. fıkrası ve 6831 sayılı Orman Yasası’nın 2/B maddesi ile “orman sınırları dışına çıkarılan yerler”in mülkiyetinin, işgalcilerine kolayca devredilmesini sağlayacak hükümler getirilmektedir. Bu yolla da bir ‘oldu-bitti’ yaratılmak istenilmektedir.

Mevcut orman yasasında yapılan bu değişikliklerin genel niteliği ile ülke düzeyinde “orman statüsünde” olan tüm koruluk, ormanlık alanların, yerlerine-konumlarına, bulundukları bölge ve yöre için var olan doğal, kültürel, sosyal ve ekonomik değerler, oluşturdukları görsellik ve estetik değer yanısıra, insan sağlığı ve mutluluğu için vazgeçilmezliklerine, içerdikleri endemik bitki ve hayvan varlığı açısından yitirildiğinde yerine konulamayacak bilimsel özgün niteliklerine bakılmaksızın, kolayca alınıp satılabilen ve kullanımı kolayca başka bir kentsel alan kullanımına dönüştürülebilen toprak parçaları olarak algılanma ve değerlendirilmelerine neden olmaktadır.

Sözkonusu yasa gereğince, orman niteliğini yitirdiği belirlenen alanların orman sınırları dışına çıkarılmaya başlanılması; giderek bu alanların kolayca el değiştirmelerinin sağlanması yolunda uygulamaların gelişmesi, orman yasasındaki ormanın korunması ve tahrip edilmesi ile yokedilmesinin önlenmesi doğrultusundaki cezai müeyyide getiren hükümlerin varlığına karşın, yeni orman yıkımları, yeni yok etmeler, yasadışı saldırı ve işgallerle karşılaşılmasına ve bu sürecin giderek hızlanmasına da neden olacaktır. Dolayısıyla, Anayasa’nın eşitlik ilkesine de tamamen aykırı olarak, bu yasa ile dürüst yurttaş cezalandırılıp, orman suçlusu olan işgalciler ise, aklanarak af edilip ve mülk sahibi edilerek ödüllendirilmektedirler.
Oysaki ülkemizdeki “ormanlar”, dağlar, tepeler, kayalık-taşlık alanlar, meralar, deniz, göl ve akarsu kıyılarında olduğu gibi, “devletin hüküm ve tasarrufundaki alanlar” olup, bu nitelikleri ile tapulamaya konu oluşturamazlar.

Yeşil yerine griye öncelik veren temel tercihlerin, gelişmişlik düzeyinin ilk basamaklarındaki kültür fakiri toplumların özelliklerinden olduğunu burada yineleyelim.
Gerçekte 2/B konusu, kültür yoksunu toplumlarda görülebilen yaratılmış yapay bir olgudur. Ülkenin yoğun yerleşilmiş metropoliten alanları ile kıyı kesimlerinden başlanılarak farklı yörelerde orman varlığının sistematik biçimde toptan yokedilmesi sonucunu getirecek böylesi bir uygulama için ölçüt olarak belirlenen “orman niteliğinin yitirilmiş olması” kavramı, gerçekle bağdaşmayan, bilimsel dayanağı olmayan yapay bir kavramdır. Böyle bir tehlikenin önlenmemesi için hiçbir sebep ve haklı gerekçe gösterilemez.
Gelecek kuşakların yeşil bir ülkede yaşama hakkını yoketme yetkisi kimseye verilmemiştir.

Kısacası bu kanunla, eskiden de çok doğru işleyen bir kanun olmayan 6831 sayılı Orman Kanunu, güçlünün güçsüzü yok ettiği tam bir “Orman Kanunu” olmuştur.”

Hükümetin, uzun süreden beri üzerinde çalıştığı ve kamuoyunda 2-B olarak bilinen orman vasfını yitirmiş arazilerin satışına ilişkin çalışmalarda sona gelindi.

Sezer 2B yasasını iptal etmişti

Bilindiği gibi 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 2-B arazileriyle ilgili düzenlemeyi iptal etmişti. Önce ‘torba yasa’ sonra son yapılan Anayasa değişikliği ile tümüyle yeniden önü açılan 2-B satışıyla ilgili bilgi veren Bayındırlık Bakanı Mustafa Demir, bu arazilerin satışının mümkün olması için başlatılan kadastro çalışmalarının son aşamaya geldiğini açıkladı.
Bayındırlık Bakanı Mustafa Demir, CHP Milletvekili Fevzi Topuz’un soru önergesine verdiği cevapta 2-B arazilerine ilişkin kadastro çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Kadastro yapıldı

Arazilerle ilgili iki tür işlem yapıldığını belirten Bakan Demir, 2-B kapsamına alınan arazilerin fiili kullanım durumuna göre kadastrolarının yapıldığını söyledi.
Fiili kullanım durumuna göre kadastroya tabi tutularak tescili yapılmış olan 2-B arazileri üzerine ise güncelleme çalışması yapıldığını açıklayan Demir, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün yasalara uygun olarak 2-B arazileri ile ilgili kadastro ve güncelleme çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.
2-B alanlarının güncelleme çalışmalarının Maliye Bakanlığı’nın talebi üzerine yapıldığını ifade eden Demir, 51 bin 192 hektarlık alan üzerindeki kadastro çalışmalarının tamamlandığını açıkladı.
Kadastro çalışmaları tamamlanmasının ardından Çevre ve Orman Bakanlığı bu arazileri ‘orman arazileri’ kapsamı dışına çıkartacak.
Maliye Bakanlığı da hazine arazisi olarak tescil edilecek bu arazileri öncelikle hak sahiplerine satacak. Türkiye’de orman vasfını yitirmiş arazi kapsamında 473 bin hektarlık arazi bulunuyor.
2-B arazilerinin bulunduğu iller sıralamasında, 45 bin 548 hektarlık arazi ile Antalya birinci sırada yer alıyor. Antalya’yı Balıkesir, Mersin, Adapazarı, Muğla ve İstanbul takip ediyor.

Rayiç bedelden satış

2-B arazileri deyimi 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 2. Maddesi ‘B’ bendi için kullanılan bir kısaltmadır.
Bu tabir, 1981 yılından önce bilim ve fen bakımından orman vasfını kaybetmiş araziler için kullanılmaktadır.

Bakanlık 2-B’lerin satışında herhangi bir gelir hedefi koymadı. Ancak arazilerin rayiç bedel üzerinden satılacağı belirtildi.
Hak sahibi kabul edilmek için kişinin söz konusu taşınmazı, kadastro çalışmasının tamamlandığı tarih itibariyle geriye dönük olarak 5 yıl kullanmış olma şartı aranacak.

Arazileri almak isteyen hak sahiplerinden müracaatları sırasında 10 bin liraya kadar başvuru bedeli alınacak.
Orman Genel Müdürlüğü’nce uygun görülen yerler ise yeniden ağaçlandırılmak üzere bu kuruma tahsis edilecek.

İNDER Genel Başkanı Nazmi Durbakayım’a göre ise:
“2B arazilerinin hak sahiplerine verilerek değerlendirilmesi bir kereye mahsus kullanabilecek bir yöntemdir. Geri dönüşümü imkansız olan orman arazilerinin satışının, ülkeye ekonomik katkı sağlayacağı mutlaktır. Arazilerin satılmasında, projesi olan ve doğaya katkı sağlayacaklarını taahhüt edenlere öncelik hakkı verilmesi gerekir. Bu konuda önemli bir şart konulmasını da öneriyoruz. Arazileri satın alan müteahhitler, Orman Müdürlüğü’nün uygun gördüğü bir bölgeyi ağaçlandırsın veya yeni ormanlar yaratsın. Uygun fiyatla ihale edilen araziler, inşaat sektöründeki arsa sıkıntısını azaltabilir,ucuz konut üretimi artar. Son yıllarda sürekli “arsa üretmeden konut fiyatları düşmez” şeklindeki isteklerimiz 2B’lerin ‘doğru’ satışı ile karşılanabilir.Bir diğer önemli nokta ise Hazine arazilerinin en karlı şekilde devrinin nasıl olacağının tespitidir. Bu konuda kamuoyu vicdanını rahatsız etmeyecek yöntem bulunmalıdır” demektedir.
Böylelikle hak sahipliği konusu müteahitlere doğru genişlemekte, kamuya ait çok değerli arsaların spekülatif amaçlarla bir çok kereler el değiştirmesi mümkün olmaktadır. 2B arazileri ile ilgili yasa kullanıcılarla sınırlı olmaktan çıkmakta yeni bir yağma ortamına zemin oluşturmaktadır. Göç alan illerle göç veren iller arasında yukarıda görülen fark da bu durumu ayrıca kanıtlamaktadır.

98.jpg

Uygulamadan olasılı örnekler:

“2B yasasından yararlanacak örnekler herkese “Keşke ben de zamanında bir yer çevirseymişim” dedirtecek cinsten. Sanatçı İsmail Türüt villasının tapusunu almak için sadece 32 bin lira, Aytemiz Petrol’ün sahiplerinden Ali Aytemiz Beykoz Çavuşbaşı’ndaki Ali Baba’nın Çiftliği ismini verdiği yerin tapusunu almak için 200 bin lira ödeyecek.
2B Arazisi olarak bilinen ve 31 Aralık 1980 tarihinden önce orman vasfını tamamen kaybetmiş yerlerin satışı için hazırlanan yasa tasarısı önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu’na sunulduktan sonra Meclis’e getirilecek. Hükümet, yasa tasarısının Mart ayında TBMM’de kabul edilmesini planlıyor. Böylece daha önce Anayasa Mahkemesi’nden dönen 2B Yasası yürürlüğe girmiş olacak. Bu kanun ile 2B arazisi kabul edilen 473 bin 419 hektarlık alanın satılması için engeller ortadan kalkmış olacak. 2B arazisi olup olmadığı ise 2009 yılında çıkartılan ve 2B arazilerinin Maliye’ye devredilmesi için yapılan envarter çalışmasıyla belirlendi. Bu çalışma sırasında, 2B arazilerinde kimlerin oturduğu ve hak sahibi olduğu da kayıt altına alındı.
Şu anda taslak halinde olan tasarıya göre, 2B arazileri sadece hak sahiplerine satılacak. Hak sahiplerinin ise kadastro çalışmaları yapıldığı tarihten geriye 5 yıl giderek, en az bu kadar süre bu arsanın sahibi olması gerekiyor. Satış sadece bu şartı gerçekleştirenlere yapılabilecek. Rakamın belirlenmesinde belediyelerin vergi tahsili sırasında kullandığı ‘arsa rayiç bedelleri’ esas alınacak. Arsa rayiç bedelinin 2 katına yüzde 20 eklenerek arsanın bedeli tespit edilecek. Ortaya çıkan rakamın 10 bin TL’si peşin istenecek. Geriye kalan rakam ise 5 yıl içinde taksitle alınacak.

Bu durumda:
2B arazisinin simge yerlerinden biri olan Çavuşbaşı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne yakınlığı ile ulaşım açısından büyük avantaj sağlayan bir noktada. 29 bin dönüm 2B arazisine sahip.
Orman manzaralı bölgede ise en fazla villalar ve çiftlik evleri dikkat çekiyor. Villaların sahipleri ise ağırlıklı olarak işadamları, sanatçılar ve doktorlardan oluşuyor.
Bunlar arasında ise Huzur Giyim’in sahipleri Gencallar, Varlıbaş Holding’in ortakları, sanatçılardan ise İsmail Türüt dikkat çekiyor.
Aytemiz petrolün sahiplerinden Ali Aytemiz de Çavuşbaşı’nda villası olanlardan. Hatta onun ki çiftlik, adı ise Ali Baba’nın Çiftliği. Çiftlik yaklaşık 10 bin metrekare üzerin kurulu. Çamlık Caddesi üzerinde burada metrekare rayiç bedeli 8.31 TL. Kaba bir hesap ile Ali Aytemiz ise 200 bin lira ödeme yapmak zorunda kalacak.
80 yaşındaki Abdurrahman Erten, Osmangazi Caddesi’nde yaşıyor. Erten, 2B Yasası’nın çıkmasından ardından belirlenen formüle göre arazisinin değerini hesapladı: “Caddenin rayiç bedeli 8.13 TL. Arsam 2 bin 900 metrekare. 56 bin 500 TL’ye denk geliyor. Burayı 1990’da aldım ve 3 katlı bina yaptım. Arsayı bedava almadım! Tekrar devlete para ödeyeceğim. Emekliyim, ağır gelir.”

Beykoz’da 240 bin dönüm alan 2B sınırı içinde…

2B arazilerinin satışında en fazla gündeme gelen yerlerin başında İstanbul- Beykoz geliyor. Bu ilçede toplam 240 bin dönüm alan 2B sınırları içinde kalıyor. Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek 2B arazilerinin yasallaştırma sürecinin çok önemli olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Öncelikle bu arazilerin statüsünü bilmek gerekiyor. 31 Aralık 1980 yılı öncesinde orman tarafından yapılan kadastro çalışması sırasında bu araziler orman özelliğini kaybetmiş alan olarak tescillenmiş. Tasarı halinde olan yasa ise bu arazileri kapsıyor. Yani 1980 öncesini. Bilindiği gibi 2009 yılında bir yasa çıkartıldı. Bu yasa ile 2B arazileri Maliye’ye devredildi. Bu sırada ise kadastro çalışmaları yapıldı. Hak sahipleri tespit edildi. Yeni yasa kabul edilirse, hak sahipleri 2B arazilerini satın alabilecek.”

İsmail Yıldız’ın yüzme havuzlu 3 villası 324 bin TL!

Beykoz Çavuşbaşı’nda dikkat çeken başka bir villa ise işadamı İsmail Yıldız’a ait. Yaklaşık 10 bin metrekare arazi üzerinde 3 adet villa bulunuyor. Kapalı yüzme havuzu ve spor salonları ise dikkat çekiyor. Bu villa da Cumhuriyet Caddesi çepheli. Metrekare rayiç bedeli bir değişiklik olmazsa 13.5 liradan hesaplanacak. Bu hesaplama sonucunda ise ortaya 324 bin liralık bir bedel çıkacak. Yılmaz da kanunlara göre 10 bin lirayı peşin verdikten sonra kalan 314 bin lirayı 5 yılda ödeyebilecek.

‘Hiç kimse hesaplanacak rakamı beğenip az demez’

Beykoz Çavuşbaşı’nda hem işyeri hem evi olan Maria Perdue, 16 yıl önce Amerika’dan gelmiş ve 6 yıldır vatandaşlık bekliyor. Maria Perdue 2B Yasası’na ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “9 yıldır kendi evimde Çavuşbaşı’nda oturuyorum. ‘Ne mutlu Türküm diyene’ demek için sabırsızlanıyorum. Bu yasayı ise yöre halkı çok istiyor. Yasanın çıkması çok güzel. Ancak bu formül tutulur mu bilmiyorum. Çünkü hiçbir vatandaş bu rakama ‘az’ demez, derse sadece devlet der.” Maria Perdue’nin eşi Ron Perdue ise 10 bin lira peşinatın çok fazla olduğunu söyledi.

İsmail Türüt villası için sadece 32 bin lira ödeyecek

İsmail Türüt’ün evi Çavuşbaşı’nda Cumhuriyet Caddesi’ne yakın bir yerde. Bu caddenin rayiç bedeli ise metrekare başına 13.5 lira. Türüt’ün evi yaklaşık bin metrekare üzerine kurulu. Bu durumda ortaya çıkan 13 bin 500 lira oluyor. Bunun iki katı ise 27 bin lira 27 bin liranın yüzde 20’si ise 5 bin 400 lira yapıyor. Ortaya çıkan rakam ise 32 bin 400 lira. Yasa kabul edilir ve rayiç bedellerde de bir değişiklik olmazsa, Türüt, 32 bin 400 liranın 10 bin lirasını, kalan 22 bin 400 lirayı ise 5 yılda ödeme hakkına sahip olacak.
‘Toplum vicdanını rahatsız etmemeli’
YÜCEL Çelikbilek, satışların ise kimseyi üzmeden olması gerektiğini söylüyor: “Şu anda arsa rayiç bedeli üzerinden bir bedel belirlenmesi düşünülüyor. Hangi formül uygulanırsa uygulansın öncelikle hak sahiplerini üzmeyecek bir formül bulunmalı. Çünkü bu kişiler de arsalarını başkalarından almış durumdalar. Mağdur yaratılmamalı. Ancak belirlenen formül toplum vicdanını da rahatsız etmemeli. Ortada çok hassas bir denge var.”

Arsa rayiç bedeli esas alınacak

TASARI halindeki yasa çıktıktan sonra villalar için ne kadar ücret ödeneceği ise belediyelerin belirleyeceği arsa rayiç bedelleri üzerinden belirlenecek. Türkiye’de arsa rayiç bedelleri her 4 yılda bir belediyelerin özel çalışmaları ile yenileniyor. Her yıl ise TÜFE oranında artırılıyor.

‘4 bin dava açıldı başvuru sınırlanmalı’

Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Beykoz’da hak sahipliği ile ilgili 30 yıldır süren davalar olduğunu belirterek şunları söyledi: “Yasanın çıkmasıyla bu sorunlar da ortadan kalkacak. Hatta kadastro çalışmaları sırasında itiraz edenler de oldu. 4 bine yakın dava açıldı. Yasa geçtiği takdirde davalık olmayan bütün arazilerin satışı gerçekleşebilecek. Davalık olanlar ise hukuki sürecin bitmesiyle satılacak. Yasa çıktıktan sonra başvurular olacak, bu başvurulara tarih sınırlaması getirmek gerekiyor.” Kaynak: Akşam

106.jpg

Kaynak: Akşam, Aksiyon, TMMOB

8 Yorum
  1. 2B konusu ülkemiz için tam bir rezalettir. Gecekondu bölgelerindeki halkı heyecanlandırmakta, gözü açık orta halli ve zenginlerimizin iştahını kabartmakta, hiçbir şekilde normal koşullarda sahip olamayacakları kamu arazilerine konma fırsatı vermektedir.
    Bu araziler hepimizindir. Senin, benim, komşumuzun, köşedeki bakkalın bu arazilerde hakları vardır.
    Sorunun kaynağı kesinlikle Türkiye’de toprak mülkiyetinin geç oluşmuş olmasındadır. Ancak Osmanlı’nın da gücü toprak mülkiyetini son derece sınırlamış olmasından gelmekteydi.
    Tüm bunlara daha geniş bir bakış açısıyla bakmak ve toplumun değerlerini alt üst eden kentleri yaşanılmaz cehennemlere çeviren bu duruma siyasi ve popilist değil bilimsel ve kalıcı bir çözüm bulunmalıdır.

    Nurcan Sevinç | 21 January 2011

  2. 2B meselesini bir sosyal konu ve ülkenin tabiatın ın geri getirilemez bir yarası olarak değil de buraları satarsak elimize şu kadar geçer diyen maliyeci zihniyetle çözmek her türlü fırsatçılığın, yağmanın önünü açar. Nitekim bu yasa durdurulmuştu şimdi yeniden gündeme geliyor ve bir taraftan talan devam ediyor. Ormanlar yok ediliyor.

    Muzaffer Aytaç | 22 January 2011

  3. 2-b sorununu tam kavramak için bu nitelikli arazilerde öncelikle yaşıyor olmak gerekir. 1981 yılı öncesi orman köylüsü veya bu kişilerden parayla satın alınan araziler üzerinde kentlerin oluştuğu gerçeği nasıl yadsınır. Bu nitelikteki araziler üzerinde yaşayan insanlar bu devletin birer yapı taşıdır. 2-b cileri, gecekonducuları, iskansız binalarda yaşayanları yok sayacağınız bir dünya kurmak isterseniz, ülke nüfısı 5 te bire iner…

    bu nedenle toplumsal barışın, iç huzurun sağlanması bu tür sorunların çözümünden geçer. marifet, ucu açık tartırşmalar değil, çözüm üretmektir…

    mehmet yönden | 16 February 2011

  4. 2b sorununun kentsel bir mesele haline gelmesi kent topraklarının arsalaştırılması ile orman arazisine kaçak konut yapılması (ihtiyacı mı demeliyiz, yer yer spekülasyonu mu demeliyiz, tartışmalıdır ve belki her ikisi de bu mesele de vardır) ile gündemdedir. öyle ki orman orman olmaktan çıktıktan sonra yani bir kentsel parçaya dönüştükten sonra durumu tartıştığınızda bulacağınız çözümler var olan şekliyle bu arsaların legalleştirilmesi bu sırada olabildiğince devlet kasasına para girmesini sağlamaya yöneliyor.
    dar gelirli insanların ev edinme sornları hep var ve bunun için acil çözümler üretilmelidir. fakat 2b konusu bütünüyle dar gelirlinin mecburiyet karşısında orman alanına ev yapması meselesi değildir.

    besime erdoğan | 16 February 2011

  5. Bu zamana kadar 24 seneden beri 2b kanunu yoktu.Bu kanun nasıl oluyor da halk o kadar vergi öderken önemli ve değerli değildi topraklarımız şimdi ise devlet bunca sene bizden ecrimisil çıkartıyor ve toprağını işkal parasını bizden yani halktan çıkarıyor.Çavuşbaşına kanalizasyon ve doğalgaz verildi ama su sorununu bir türlü çözemedi.Özellikle müzelleften sonra elmalı ya kadar su verilmedi.Halkı hep ihaleyi bir girdi,bir girecek her sene aynı lafları duyuyoruz. Sizin duyarsızlığınız yüzünden halk bel fıtığı oluyor.Su taşımaktan yorulduk artık,ilgilenen ve bu yazıyı değerlendirmenizi önemle arz ederim.

    Anonymous | 25 February 2011

  6. merhaba benim bir sorum olacaktı.benim 2b yerim var ama yazdırmak için geçmi kaldım aceba?nereye müracat edebilirim?

    eren gürkan | 24 May 2011

  7. merba öncelikle iyi bayramlar benim bir sorum olacaktı sultan beyliğinde babamın üzerine bir arsa çıktı biz daha yeni duyduk arsanın üzerinde başkası ev yaptırmış oturuyo ama yanlışlık oldu diyorlar babam da rahmetli. acaba bu nasıl olabilir bilgi verirseniz sevinirim.

    turgay | 8 November 2011

  8. Eğer tapunuz varsa meni müdehale davası açın. Muhtemelen bilirkişi tayini istenecek ev ve arsa için değer tesbiti yapılacaktır. Sonra bir uzlaşma formülü bulunmaya çalışılacaktır.

    Arif Ziya Şekercioğlu | 8 November 2011


Yorum yazmak için


Amerikalı mimarlar Tod Williams ve Billie Tsien, Japonya Sanat Birliği’nin 2019 Praemium Imperiale ödülünü  kazandı.       2019 Praemium Imperiale mimarisi, Tod Williams ve Billie Tsien’i ödüllendirdi. Fotoğrafı çeken Taylor Jewell     Her yıl verilen Praemium Imperiale, mimarlık, heykel, müzik, resim ve tiyatro ya da film alanlarında “büyük uluslararası etki” yapan sanatçıları tanır. [...]
ARŞİV
Subscribe