Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Frank Lloyd Wright, küçük evler için büyük fikirler
Share 16 December 2010

Frank Lloyd Wright oldukça büyük bir iştahı, adı çıkmış bir egosu ve roman yazarı T.C. Boyle’nin tarifinde olduğu gibi fırtına bulutu gibi saçları olan bir adamdı. Vurgu için pelerin giyip baston taşıyan bu adam küçük ölçekte nadiren düşünülmüştür.

flw-1.jpg

Mimar olarak hırsları Taliesin’deki gibi yapılarda vücut bulmuştur, tam açıklık ve dağınık çizgilerden oluşan, öyle büyük bir mekan ki giriş kapısını ararken yolunuzu kaybedebilirsiniz… Ya da 20. yy’ın “ben nasıl istersem öyle tasarlarım mimarlığının en iyi örneklerinden biri olan spiral Guggenheim yapısında…

Bir bakıma da bu yüzden Wright’in en kalıcı, bugüne uygun fikirlerinin küçük ve mütevazı olduğu fikri çok garip gelmektedir.

Wright hakkında en bilinmeyen şey ise kendisinin sanatsal ancak Amerikanın işçi sınıfının alabileceği kadar uygun fiyatlı evler yaratma endişesinde olduğudur. Bunun en iyi kanıtı da kimine göre, Milwaukee’nin güney yakasının kenarında 4 dubleks ve 2 bungalovdan meydana gelen küçük evler kümesidir.

Bu altı adet, “Amerikan Sistemi’nde İnşa Edilmiş Ev”, W. Burnham Caddesi’nin kuzey tarafında yan yana dizilmiştir. 1915 ile 1916 arasında Arthur Richards tarafından inşa edilen evler prototipti ve Wright’in, toplu konut üretimi için tasarım ve inşaatı standardize etme niyetini temsil ediyorlardı.

flw-2.jpg

Milwaukee’deki bu yarım düzine ev, Wright’in ulusal kadın dergilerinde çıkmasına rağmen daha öteye gidemeyen büyük planlarından arta kalanların önemli bir bölümüdür.

Bildiğimiz kadarıyla, o dönemde tek seferde 4000 ile 10000 dolar arasında satılan bu evlerden sadece 13 tanesi inşa edilmiş. Yıllar geçtikçe Burnham’daki ev blokları köhneleşerek unutuldu.

Ancak bu durum, çoğu gönüllülerden meydana gelen küçük ve kar amacı gütmeyen bir grubun, Save America’s Treasures’dan gelen 150 bin $’la bu 6 yapının 3 tanesini satın alıp bungalovlardan birini de tamamen restore etmelerine kadar sürdü.

Bu yılın başlarında Frank Lloyd Wright Wisconsin Save America’s Treasures’dan ikinci bir bağış ile inanılamaz şekilde göz ardı edilerek uyuşturucu yuvası olan dublekslerden birini daha yeniledi.

Grubun yoluna devam edebilmesi için gelecek yılın ortasına kadar tamı tamına 393.762 $’lık bir bağışa ulaşması gerekiyor. Şimdiye kadar en büyük bağışlar Bradley Vakfı, Milwaukee Büyükşehir Vakfı ve Barbara Meyer Elsner Vakfı’ndan geldi. Ama bu zorlu ekonomik koşullar altında bu korumacı grubun işleri yavaşlamış gibi gözüküyor.

1955 yılından bu yana Wright tasarımı evde yaşayan ve grup üyesi olan Barbara Elsner, “Henüz yeteri kadar yol alamadık” diyor.

flw-3.jpg

Grubun en iyi iddiası, restore ettikleri ve bir yıldan fazla zamandır kamuya açık bulunarak şimdiden 16 kıta ve pek çok eyaletten Wright meraklısını çeken evdir. Burada gizlenen tarih canlandırıldı ve Wright’in fikirleri şaşırtıcı biçimde çağdaş gözüktü.

Bazen bir mimarın fikirlerini test etmenin en iyi yolu, bunların küçük ve yoğun ortamlarda işleyip işlemeyeceğine bakmaktır. Eğer hektarlarca arazi ve müşterinizin cebinde de bolca para varsa Wright’in da sıkça yaptığı gibi yapılacak en iyi şey doğal yaşam ile bağlantı kurmak ya da evin içinde panoramik manzaralar yaratmaktır.

Bunu ortalama bir Amerikan ailesi için mütevazı bir kentsel mekanda yapmak ise farklı bir şeydir.

2714 W. Burnham Caddesi üzerinde yaklaşık 75 metrekarelik bu küçük ev, neredeyse bir asır önce reklamlarda “içinde pek çok mekan olan küçük bir ev” olarak tanıtılmış. Bugün yenilenen mekanlarda yürüdüğünüzde sözünü halen tuttuğunu görürsünüz.

Wright bizi, eve yaklaştıkça bir gezinti yoluna doğru çekiyor. Hangi yönden geldiğinize göre en az bir kez evin önünden geçiyorsunuz. Yanda bulunan bir dizi merdivenle yukarıya, oda genişliğinde bir verandaya ve kapının karşısına ulaşıyorsunuz. Daha içeri adımınızı atmadan mimarı sevmeye başlıyorsunuz.

flw-4.jpg

Ardından Wright bizi oyuğa benzer bir antreye, karşımıza çıkacak geniş mekanların etkisini arttıran sıkıştırılmış bir mekana sürüklüyor; burada üzerimizde, yüksek pencerelerden giren ışıkla dolu bir avlu yükseliyor, oturma odası ise ardımızda kalıyor.

Evin merkezi olan oturma odası da tam buraya dikkatlice oyulmuş. Hem bir karın gibi hem de açık olan bu mekan devasa, kırmızı sakız ağacı gömme dolapları ve uzun, yerden tavana kadar pencereleri sayesinde şık görüş açıları ve dış mekanın bir parçası olduğu hissi ile donatılmış.

Bunun ötesinde bu ev çok güncel bir his veriyor. Mimarların zaman zaman mikro mimari olarak adlandırılan daha küçük, ağır başlı ve yeşil yapılara daha çok odaklandığı böyle bir zamanda Wright’in söyleyecekleri var.

Temiz havayı içeri ve dışarı içeri ve dışarı hareket ettiren havalandırma sistemi dahi bugünün yeşil mimarisinin keşiflerini andırıyor.

Ve pek çok çağdaş, küçülen tasarımlar gibi bizi zorluyor. Doğal olarak şu soru akıllara yerleşiyor: Burada yaşayabilir miyim?

Oturma odasında, odanın sessiz dengesini yok edecek bir televizyona yer yok. Bu aydınlık ve sessizliğin tadını çıkarmak adına televizyonunuzdan vazgeçip gardırobunuzu gömme dolaplara sığacak kadar küçültebilir miydiniz? Belki de.

Burada dağınıklığa da yer yok. Kimilerinin Wright’in Asya’ya yaptığı ziyaretler de Japon tasarımlarından ilham aldığına inandığı bu mekanları dağınıklık yok edebilir.

flw-5.jpg

Kar amacı gütmeyen grubun satın aldığı üç evin küratörü Mike Lilek, “bu kadar ucuz ve yüksek yoğunluklu konut insan ruhuna saldırır. Herşey insan ruhu ile ilgilidir. Wright, etkin ama insani ölçekte bir barınak tasarlıyordu” açıklamasını yapıyor.

Lilek, Wright’in bu proje için 960’tan fazla çizim ve şekil hazırladığını ve bunun kariyeri boyunca yaptığı diğer tüm projelerden fazla olduğunu belirtiyor.

Bazı yıllar boyunca Wright Chicago’da dönemin bir iş adamlarına yaptığı konuşmada, Frank Lloyd Wright Quarterly’de yeni yayınlanan bir araştırmaya göre özenle koruyup dikkatlice açığa çıkardığı bir plan olarak açıklamıştır.

Chicago grubuna Wright “kendi sanatımın doğruluğunu zedelemeden bu fikri topluma nasıl sunacağımı düşünmek için zaman istedim” demişti.

Bu konu hakkında çok ciddi araştırmalar yapmış ve Milwaukee Sanat Müzesi’nde gelecek yıl mimar hakkında yürütülecek bir sergi sırasında yeni bir burs sunacak olan Lilek, “O, kariyeri boyunca hep bu projeye ışık tuttu” diyor.

O yıllarda Wright’in Japonya’da bulunduğunu belirten Lilek, mimarın ısrarla Japon çizimlerini toplayıp bir yandan da Imperial Hotel üzerinde çalıştığını söylüyor. Buna rağmen evleri yazmaya ve bu proje hakkında bilgi toplamaya da devam etti. Muhtemelen müteahhidin işini bile halletmişti bu tasarımlar…

flw-6.jpg

Bu konuda bir soru halen cevapsızdır ki o da, o dönemde Sears ve Montgomery Ward evleri o kadar popüler olmuşken bu evlerin neden devamının gelmediğidir. Wright, Richards ile anlaşmazlığa düşmüştü. 1. Dünya Savaşı başlamıştı. Ve hatta belki de o zamanlar bu evler pek çok Amerikalı’nın zevkine göre fazla moderndi.

Burnham’daki diğer yapıları restore etmek zor olacak gibi gözüküyor. 2724 W. Burnham’daki dubleks, dünya üzerinde alüminyum cephe kaplaması bulunan tek Frank Lloyd Wright evi beklemek durumunda. 2734 W. Burnham’daki alçı cepheli ve basamaklı köşe bina dağılmaya devam ediyor.

Yapıların birbirine bağlanmadığı ancak sert bir geometrik görsel dilin bağladığı bu Wright evleri oldukça zor bulunan şeylerdir. Belki de Wright hakkında çok da iyi bilinmeyen başka bir şeyin tahmin edilebileceği bir yerdir burası: kentleşmeye merakının. 1900’ler gibi erken bir dönemde tüm bir blok ve mahalle için fikirler geliştirip, kendi özel yüksek taraçaları, derin konsolları ve güçlü çizgilerini yerleştirdiği bu mekan, daha geniş bir ölçekten doğa ile bütünleşiyor.

Evleri birbirine yakın tutmak da klasik Wright sorununa yol açıyor: sarkık düz çatılar örneğin. Burnham’da mimarın en iyilerini ve en kötülerini tek bir blokta bir arada görebiliyoruz.

Frank Lloyd Wright Wisconsin bloğun mümkün olduğunca büyük bir kısmının özellikle dış cephelerini uzun dönemde yenilemeyi umut ediyor.

Lilek de “bu proje Wright’ı anlamak için çok önemli” diyor.

Yeni fotoğraflar Kristyna Wentz-Graff, eski fotoğraflar Journal Sentinel arşivleri

Mary Louise Schumacher
Kaynak: Journal Sentinel
Çeviri: Mimdap

5 Yorum
  1. Frank Lloyd Wright modern dönemlerin usta mimarı. Modern çağın babalarından. Araştırdıkça kıymeti daha çok anlaşılıyor. Nelere kafa yormuş o dönemde. Küçük evler bugün şehirlerin işlek yerlerinde vazgeçilmez doku biçimlerinden biridir. Dolayısıyla konu her dönemde önemlidir.

    cumhur inan | 17 December 2010

  2. Wrigt’tan bugüne ne geldi? Başka türlü sorarsak ne kaldı? Onun mekan düzenlemesinde dikkat ettiği titiğzlendiği birçok şey günün değişimleriyle unutuldu. Mesela küçük ev böyle bir arsada artık mümkün değil gibi. Daha ziyade üst üste kutulara rağbet edip stüdyo yahut 1+1 diyoruz şimdilerde. Aynı şey mi?

    Ceyda Aslan | 17 December 2010

  3. Küratörü Mike Lilek meseleyi özetlemiş; “bu kadar ucuz ve yüksek yoğunluklu konut insan ruhuna saldırır. Herşey insan ruhu ile ilgilidir. Wright, etkin ama insani ölçekte bir barınak tasarlıyordu” açıklamasını yapmış. Hakikaten günümüzde vahşi kapitalizmin emri ve boyunduruğu altındaki günümüz şehirlerinde âlâ-yı vâlâ ile yapılan gayri insani yüksek kuleler insan ruhuna resmen saldırıyor, mutlu etmiyor. Wright hepimizin bildiği Şelale Evi ve burada sözü edilen iki katlı evleriyle insan ruhuna hitap etmiş, sevecen ve sıcak bir yuva sunmuş müşterilerine. Şimdi bu evler kar amacı gütmeyen kuruluşça onarılıp kullanılacağı anlaşılıyor.

    Wright’ın iki katlı evlerini görünce insanın aklına Osmanlı yani eski Türk evleri geliyor. O ne güzel siluet, ne cana yakın, insana sekinet, sükunet ve saadet veren evler öyle onlar. Demekki, aklın yolu bir. İnsan ruhu aynı şeylerden hoşlanıyor, aynı şeylerden rahatsız oluyor. Çünkü ABD’deki insan da, Türkiye’deki ve başka yerlerdeki insanlar da daima sükuneti ve saadeti arıyorlar. Hz. Peygamber’e (asm) atfen söylenilen “Evlerinizi yedi (bir başka rivayette on) ziradan fazla yükseltmeyin.” tavsiyesinin derece-i ehemmiyeti anlaşılıyor. Teknik, tıp, ilim, bilim vs. ile yüksek ve yoğun yapılaşmanın olduğu yerlerde muhtelif maddi ve ruhi hastalıkların olduğu, insanların neticede mutlu olamadıkları artık araştırma sonuçlarına konu olmuş durumda. Hal böyle iken, kâinat O’nun hürmetine yaratılmış Büyük Bir Zatın (asm) tavsiyelerine insan hâlâ uymak için neyi bekliyor?

    Hayati Binler | 20 December 2010

  4. Mimarların toplum üzerindeki etkilerinin en iyi örneklerinden birisi bence Wright ile Corbusier’nin karşılaştırılmaları. Wright Broadacre adını verdiği bir dönümlük arsalarda insanların gereksinimlerinin bir bölümünü (yeşil alan, bahçe, küçük çaplı üretimler…) karşılayabilecekleri evlerden oluşan yapıları öngörürken, Corbusier, insanların birer makine gibi kullanabilmeleri için inşa edilmiş binaları öneriyordu. Kuşkusuz toplumsal gereksinimlerin de rolü var bu çok farklı iki yapılaşmada ancak mimarların da rollerinin unutulmaması gerekir diye düşünüyorum.
    Bu gün komşusunun arabasını yakmayı düşünecek kadar bulunduğu çevreye yabancılaşmış insanların da yaşadığı Avrupa gettolarını, Amerikanın bir rejim güvencesi gibi algılanan bireysel müstakil konutlu yerleşimleriyle karşılaştırınca birileri haklıymış gibi geliyor.

    Ahmet Aslioğlu | 25 December 2010

  5. TOKİ…
    Tekrar Ortaçağ Karanlığının İnşası…
    bu çağdaş zorbalık ile bütün bir geleceğin ve topyekun bir geleneğin nasıl yok edildiğini bizler anlamayabiliriz ne var ki, nesiller sonra insanlık tarihinin en az 1000 yıldır, gördüğü en acımasız ve yıkıcı projenin sahiplerini tarih layık oldukları şekilde yargılayacaktır…

    mehmet bülend sağlam | 14 February 2011


Yorum yazmak için


Tasarım:EM2N   Paradoksal olarak, mevcut Cinémathèque’in cazibesi, basit ve faydacı görünümünde yatıyordu. Ulusal kolektif film hafızasının evi, kendisini, içeriğe, paketlemekten ziyade odaklanan iddiasız bir sürü birikimi olarak sundu.                     Genişletme projesi bu başlangıç ​​noktasını kabul etmiştir. Birbirine paralel olarak düzenlenmiş mevcut binaların yerleşimi, yeni eklemelerle çevrilmiş [...]
ARŞİV
Subscribe