Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Konut Sektöründe Yenilikler, Fırsatlar, Fark Yaratanlar
Share 25 October 2010

Konut sektörünün gelecek vizyonunun ortaya konulduğu, Türkiye’nin ilk ve tek konuya özel kurgulanan buluşması “Konut Konferansı 2010”, 21 Ekim 2010’da Yapı-Endüstri Merkezi’nde konunun yerli yabancı uzmanlarını sektör ile biraraya getirdi.

Konut geliştirmedeki finansal dinamikler – yeni iş modelleri – enerji verimliliğinin Önemi ve Örnek uygulamalar – orta ve dar gelir grubuna yönelik konutlar – bina tasarımında enerji tasarrufu – sosyal anlamda sürdürülebilir konut tasarımı ve planlama – marka konutlar Konut Konferansı’nda gündeme taşındı.

Açılış konuşmaları Doğan Hasol, Işık Gökkaya ve Erdoğan Bayraktar tarafından gerçekleştirilen konferansta “Konutta Geleceğin Ayakizleri” ve “Markalaşan Konut Kazanıyor” başlıklı iki panel gerçekleştirildi.

Konut-Konferansi-1DOĞAL HASOL (YEM Yönetim Kurulu Başkanı)
Konut öncelikle barınma amacıyla ortaya çıkmış ancak daha sonra bir spekülasyon aracına dönüşmüştür. Gecekondu da bu araçların başında gelmiştir. Son yıllarda gecekondu ve kaçak yapılaşma büyük oranda azalmıştır ki bunda TOKİ’nin önemi büyüktür. TOKİ çok başarılı çalışmalar yapmaktadır.

TOKİ’nin yalnız bir eksikliğinin bulunduğunu belirtmek gerekiyor, o da mimarlık. Tabi ki TOKİ hız kazanmak amacıyla müteahhitlerle çalışıyor ancak projelerin mimarlık kalitesini yükseltmek amacıyla mimarlarla da işbirliğine girmesi gerektiğini belirtmek zorundayız.

Son zamanlarda kimi konut projeleri mimarlarının adıyla pazarlanmaya başladı, bu çok önemli çünkü biz biliyoruz ki “Tasarım Sattırır”. TOKİ’nin de Türkiye’nin geleceğine mimarlık anlamında ne bırakacağını düşünüp bu eksikliği de gidereceğini düşünüyorum.

Konut-Konferansi-2IŞIK GÖKKAYA (GYODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı)
Ülkemizde konut yatırımları bir güvence sağlamak amaçlı geleneksel yatırımlar olagelmiştir. Ancak günümüzde bu değişmeye başlamış ve bir yaşam standardı, statü sağlayan bir araç haline de gelmiştir. Bunu demografik yapıdaki değişimler, farklı sunum, fiyat ve ödeme seçenekleri de etkilemiştir. Tabi 99 depreminin de bu konuda etkisi büyüktür.

Son yıllarda gelişen esnek ödeme seçenekleri, döviz kuru sabitleme gibi yeni yöntemlerle de insanların her türlü sosyal imkanı ile hayatı kolaylaştıran projelerde yer almaları mümkün olmuştur. Bu projelerde artık spor alanları, oyun alanları, her türlü sosyal tesisi bulmak da mümkün.

Bugün artık konut geliştiricilerin işi sadece konut üretmenin ötesinde, konutların içinde yaşarken de devam ediyor. Satış sonrası hizmet, tasarruflu konut anlayışı gibi yeni kavramlar özellikle ön plana çıkan hizmetler arasındadır.

Burada dikkat edilmesi gereken bir konu var: geçtiğimiz yık ekonomideki büyüme %10 olarak ölçülürken inşaat sektöründe bu oran %21,9 olarak ölçülmüştür. Konut sektörü de bu büyüyen inşaat sektörünün en önemli unsurudur. Aynı oranda konut kredilerinde de artış gözlenmiştir. Ayda %1’in altındaki düşük faiz oranları talebi daha da arttırmaktadır.

Ancak şu var ki, Türkiye’deki 16 milyon hanehalkından yalnızca 1,8 milyonu konut kredilerinden faydalanabilmiştir. Bu nedenle ikincil piyasalar büyük önem kazanmaktadır, konut kredilerinin tabana yayılmasını sağlar. Devlet desteği ile ikincil sektörler geliştirilmelidir. Yeterince desteklendiği takdirde konut sektörü, ekonomiye çağ atlatacaktır.

Tüm bunların yanında kentsel dönüşüm çok iyi bir şekilde düzenlenmeli, ayrıca altyapılı arsa üretimi de arttırılmalıdır. Kentsel dönüşümün düzgün biçimlendirilmesi, herkesin faydasına düzenlenmesi, kentin yaralarını hızla saracaktır.

Tabi yabancıların mülk edinmelerinin de önü açılmalı, bu sayede ülkeye çok ciddi yabancı sermayenin geleceği unutulmamalıdır. İmar davalarının çok uzun sürmesi de engelleyici, sermaye ve zaman kaybına yol açan bir unsurdur. Mevcut durumun düzeltilmesi şarttır.

Son olarak yeşil binalara değinecek olursak, bu tür yapıların konut alıcısını da çekmeye başladığını belirtmek gerekir. Bunlar için devlet desteği ve teşviklere ihtiyaç vardır. Ekonomide gayrimenkulün hızını arttırarak GSMH’yı güçlendirecektir.

Konut-Konferansi-3ERDOĞAN BAYRAKTAR (TOKİ Başkanı)
İnsanlığın dünyaya teşrifinden itibaren konutun ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bugün ise insanlar artık sadece bir barınaktan çok, yaşam biçimlerini şekillendiren çağdaş ve kaliteli alanlarda yaşamak istiyorlar. Türkiye’de de son 10 yılda yerleşme ve konut edinme anlayışı oldukça değişti. Bu değişiklik mühendislik, mimarlık, şehir planlama, inşaat gibi sektörlerde gelişmelerle birlikte olmuştur. Ayrıca son yıllarda yasa ve yönetmeliklerde ciddi değişiklikler yapıldı. TOKİ yeniden şekillendirildi, yeni görevler aldı, bir dizi yasa ve pek çok kurumun tek çatı altında toplanması ile bürokrasi azaltıldı.

Yaptığımız işler için “biz çok başarılıyız” diyemeyiz ama çok çalışıyoruz ve çok iş yapıyoruz. Özel sektör gayreti taşıyan bir emek sarf ediyoruz.

Biz bir yandan alt gelir grubu için ucuz konutlar yaparken diğer yandan da özel sektörle en önemli konut teknolojilerini ülkeye getirdik ve bu da konut sektörümüzü geliştirdi.

Yeni konut projelerindeki sağlık ocağı, spor salonu, kafeteryası, dini tesisi, eğitim tesisi içinde olan yaklaşım, gecekondu yaklaşımını da bir anlamda yıktı. Ancak kentsel dönüşüm ülkemiz açısından işsizlik ve terör gibi büyük bir sorun. Ülkedeki 13 milyon konutun yarısından fazlası iskansız ya da sağlıksız, eğitim tesislerine uzak, yaşam koşulları zor. Bunların yerlerine ulaşımla, eğitimle, sağlıkla, yeşille entegre sağlam ve kaliteli konut üretmek şarttır ve bunlara kentlerden başlamak gerekir.

Burada şunu da belirtmek lazım, Yapı Endüstri Merkezi, Türkiye’nin bu konuda çıtasını sürekli olarak yükseltiyor. Bu bilincin daha da arttırılması, kentsel dönüşümün Türkiye gündemine oturması gerekiyor. Kentlerimizde yaklaşık 50 yılda bir olan deprem gerçekleşmeden önce harekete geçilmelidir. Ancak bunu tek bir kurum yapamaz. Japonya ve ABD’de olduğu gibi tüm kurumlar bir araya gelerek başarmak gerekiyor.

Biliyoruz ki inşaat sektörü ekonomiyi tetikliyor ve inşaat sektöründe de en büyük pay konutun. İnşaat sektörünün en büyük iş gücü vasıfsız işçilerdir ve bu nedenle de bu sektör işsizliğin azaltılmasında ve ekonominin hareketlendirilmesinde çok önemli bir güçtür.

Denildiği gibi konut alma bilinci değişti. Ve yine belirtildiği gibi tasarım sattırıyor. Bu anlamda bizim yöresel, tarihi mimarimizi geliştirmemiz, çeşitlendirmemiz çok önemlidir. Ama en önemlisi öncelikli olarak barınmaya ihtiyacı olanlar için konut üretmektir ki biz de bunun için bir kuruşun dahi hesabını yapmak zorundayız. Tabi ki artık tünel kalıbı terk etmeli ve cepheleri düzeltmeliyiz.

Biz konut sektörünün aktörleri olarak Türkiye’nin inşaat konusundaki öncülüğünü eğer iyi bir şekilde okursak, çünkü artık Türkiye bu konuda ana sektör oldu, yeni konseptlerle ülkeye çağ atlatabiliriz.

TOKİ olarak sorunlu arsaların sorunlarını çözüp özel sektörle ortaklaşa, büyük, 1000-2000 konutluk projeler yapıyoruz. 18. madde ilde de yeni uygulamalar yapacağız. Birbirimizi destekleyerek, bilinçlendirerek inşaat sektörümüzü dünyada bir numara yapacağız.

KONUTTA GELECEĞİN AYAKİZLERİ

Konut-Konferansi-4

M. Emre Çamlıbel (Soyak Holding CEO)
Konut-Konferansi-5Türkiye’deki verilere göre her yıl 600 bin yeni konutun üretilmesi gerekmekte ama bunu şu anda üretemiyoruz. Burada eksiklik mühendislik ya da malzeme eksikliği gibi şeyler değil. Bunu engelleyen öncelikli sorunların,
- Köyden kente göçün halen devam etmesi
- Nüfus artış hızı
- Nüfusun büyük bölümünü gençlerin oluşturması
- Aile yapısının değişmesi
- Depremde zarar gören konutlarda yaşamın devam etmesi vb olduğu söylenebilir.

Eğer depremde zarar görmüş konutların yerine yeni konut yapılabilirse o zaman yılda 600 bin konut yapılması mümkün olabilir. Ancak bu evlerde yaşayanların ancak %20 kadarının gücü yeni konut almaya yetmektedir. İhtiyaç duyuyorlar ancak parasal güçleri yok. O nedenle önce finansman sonra üretim yapılması gerekmektedir. Bu da özel sektörün tek başına altından kalkabileceği bir konu değildir. Nitelikli 600 bin konutun yapılabilmesi için kamu ile özel sektörün işbirliği şarttır. Bunun gerçekleşebilmesi için,
- Dar gelirliye proje yapılabilmesi için destek verilmesi,
- Sektörün tüm paydaşlarının işbirliği yapması,
- Altyapılı, imarlı arsa üretilmesi,
- Kentsel dönüşümün doğru şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

İşbirliği içinde tüm paydaşların konunun tüm dinamiklerini masaya yatırarak kapsamlı ve tamamen şeffaf bir konut politikası oluşturması gerekmektedir.

Bilindiği gibi Aralık 2009’da Enerji Verimliliği ile ilgili bir yönetmelik uygulanmaya başlandı. O tarihten sonra artık proje yaparken;
- Ruhsat almak için çok daha fazla analiz ve hesap yapmamız gerekiyor,
- Hesapların sonucundan bağımsız, ısı yalıtımı gibi yatırım maliyetini arttırıp işletme maliyetini düşürücü ilave uygulamalar yapmamız gerekiyor,
- Ancak bu yönetmelik sadece yeni binaları kapsıyor.

Biz özel sektör olarak bu yasayı, bize çok ek yük ve masraf getirse de destekliyoruz ancak son kısmı eleştiriyoruz çünkü bu yönetmeliğin mevcut binaları da kapsaması gerektiğini düşünüyoruz. Önerimiz bir şekilde, kısmen de olsa mevcut binaların da dahil edilmesi. Şu anda Türkiye yılda 70 milyar dolarlık enerji harcıyor ve bunun %50’si binalarda kullanılıyor. Bu %50’nin de %70’i ısınma amaçlı olarak kullanılıyor. Mevcut binalarda yalıtım ve ısıtma sistemlerinde iyileştirme yapılması durumunda yılda 6-7 milyar dolar kadar tasarruf edileceği öngörülüyor. Bu durum GSMH’nın %1’i demektir ve ayrıca enerji açısından dışa bağlılığı azaltır. Aynı zamanda bu iyileştirmenin mevcut ortalama 17-18 milyon bina için toplam 24-25 milyar dolarlık yatırımla gerçekleşebileceği hesaplanmaktadır. Yapılacak tasarrufa bakıldığında, bunun 4 yılda kendini geri ödeyecek bir yatırım olduğu görülmektedir ki, bu da çok doğru bir yatırımdır. Ve bu, kısmen kamunun desteği kısmen de vatandaşın kredi almasıyla yapıldığı takdirde 2 yıla kadar düşebilecektir.

Konut-Konferansi-6Tatsuya Yamamoto (TAGO Mimarlık Kurucu Ortağı)
Mimarın sözlük anlamı “sorunları çözen kişidir”. Ve ben de sorunları küresel olarak düşünmek istiyorum. Dünyada toprak, yeşil, oksijen sınırlıdır. Bu konuda neler yapabiliriz? Kent ve binalar nasıl olmalı? Ne yaparsak enerjiyi düşürebiliriz? Bence çok büyük projeler için ciddi AR-GE çalışması yapılması lazım. Bizim yaptığımız çalışmalarda binalarda Alüminyum kullanımı ön plana çıktı. Alüminyum Projesi’nin 5 temel prensibini şöyle sıralayabilirim:
- Yapı alüminyum olmalı
- Alüminyum yapı dış ortamdan izole edilmeli
- Alüminyum yapı ısı radyatörü olarak da kullanılmalı
- Alüminyumun orijinal dokusu korunmalı
- Yapı ekipman alanı haline gelmeli

Peki neden alüminyum? “Yeniden kullanım”, “Azaltma”, “Geri dönüştürme” anahtar kelimeler. Alüminyum oldukça pahalı bir malzeme olmasına rağmen kullanım şeklinin çoğaltılması ile şu anda Japonya’da hemen hemen normal bina yapım maliyetine getirebiliyoruz. Alüminyumun bir avantajı da yıkıldığı zaman beton gibi yok olmuyor, tekrar tekrar kullanılabiliyor.

Konut-Konferansi-7

Kanazawa Üniversitesi ile ortaklaşa yaptığımız bir çalışmada Japonya’nın geleneksel ahşap yapılarının içine alüminyum kutular yerleştirerek ısı yalıtımı sağladık. Döşemenin altından geçip duvarlarda devam ediyor, ayrıca az önce belirttiğim gibi radyatör olarak da yerden ısıtma sağlıyor. Üstelik ahşabın –geleneksel Japon mimarisinde- aralıklı yerleştirilmesi nedeniyle malzeme yaz-kış hava alıyor, nemlenme olmuyor. Üstelik bu malzemenin inşaata yerleştirilmesi sadece 1,5-2 gün sürüyor.

Konut-Konferansi-8

Bunu Avrupa’da nasıl kullanabiliriz? Ben şu anda Floransa’da eski, tamamen fresko kaplı bir yapı üzerinde çalışıyorum. Bu proje yapıyı bir yandan korurken diğer yandan da konforunu yükseltiyor.

Konut-Konferansi-9Prof. Dr. Pınar Mengüç (Özyeğin Üniversitesi Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi Akademik Direktörü)
Enerji, çevre ve ekonomi konularını ele aldığınız zaman bunun içine konutu koymamak mümkün değildir. Konutları yenilemek ve yeni konutlar yapmak gerekmekte ve bunun için de mühendislik, mimarlık ve eğitimin bir arada bulunması lazımdır.

Son iki yıldır enerji, çevre ve ekonomi konularında kırılma yaşanmaktadır ve aynı zamanda bu üç konu ilk defa aynı anda önemli hale gelmiştir. Bu konuya çözüm getirme ihtimalimiz var çünkü hem teknolojik imkanlarımız hem de grup olarak çalışma isteğimiz artıyor.

Biz, Özyeğin Üniversitesi’nde yaptığımız bir araştırmada Kentsel Çözümleri ele aldık, bunun içerisine de Enerji Politikaları, İklim Değişimi ve Sürdürülebilir Kentler/Binalar konusunu dahil ettik. Odak noktamız İstanbul’du. “Zero İstanbul 2050” projesinde 2050 itibariyle İklim Değişimi’nin İstanbul üzerindeki etkilerini inceleyip daha akıllı, temiz ve örnek teşkil edecek bir metropol yaratmak için stratejiler geliştirdik. Burada önemli bulgular şöyle:
- Binalar: yeni ve iyileştirme (tarihi binalar dahil)
- Enerji: fosil, yenilenebilir, dağıtım, altyapı
- Ulaşım/Hareketlilik: altyapı, otomobiller ve geleceğin yöntemleri
- Endüstri/Çevre: enerji kullanımı, atık, KOBİ
- Finansal Sektörler: projeler kadar bireylerin de finanse edilmesi
- Eğitim/Toplum: öğrenciler, kamu, işe alma, farkındalığın artması
- Üniversiteler/AR-GE: araştırma işbirliği, yenilik
- Politikalar: iklim değişimi, kentleşme konularına yönelik politikalar

Bunlar özetlersek ortaya “Teknoloji, Eğitim, Farkındalık, Yenilik, Finansal Kaynaklar ve Etkili Politikalar” çıkar. Burada yaratılmak istenen şey: “Mekan Hissi”dir. Metropolün merkezinde insan vardır ve mimari, mühendislikle çok sıkı bağlı biçimde bunun anahtarıdır.

Bunun için de iş dünyası, mühendislik ve mimarinin bir arada insan odaklı bir çalışmaya girişmesi gerekmektedir.

Konut-Konferansi-10

Özyeğin Üniversitesi’nin yeni kampusunda biz en yeni teknolojiler ile en yeşil kampusu yaratacağız.

Konut-Konferansi-11Tony Ciochetti (Massachusetts Institute of Technology Gayrimenkul Merkezi Başkanı)
Öncelikle kabul etmemiz gereken 5 ana konu var:
- Kentleşme kaçınılmazdır (sorun ya da fırsat olarak değerlendirilebilir)
- Mevcut binaların karbon/enerji ayakizini iyileştirmek ekonomik olarak gereklidir
- “Büyük Problemi” çözme konusunu düşünmeliyiz
- Daha fazla “Uygun Fiyatlı / Satın Alınabilir” konut yaratmalıyız
- Geleceği Önemsemek Gerek

Kaynak tüketimi nüfusla birlikte artıyor. Bu şekilde devam edersek dünyanın neerji ihtiyacını karşılamak için 5,5 tane dünyaya ihtiyaç duyulacağı ortaya çıkıyor. Ancak elimizde 1 tane dünya var. ABD tüketim açısından en kötülerden biri. Neden peki? Cavep gayrimenkul, enerjinin %70’i gayrimenkul tarafından kullanılıyor.

Konut-Konferansi-12

Konut-Konferansi-13

ABD’de de sizde olduğu gibi 60’tan fazla eyalette kentteki tüm yeni binaların yeşil olmasını öngören bir yasa bulunuyor. Ancak 2020’de bu yeni yapılanlar tüm gayrimenkul stokunun sadece %1’i olacak. Yani asıl konu mevcut binaların yeşil bina statüsüne getirilmesidir.

Şimdi daha büyük soruna odaklanalım: Dünyada 2,5 milyardan fazla kişi günlük 5 $’ın altında kazanıyor ve bu insanların sağlıklı konutlarda yaşama şansı çok az. Biz bu nedenle öğrenciler arasında bir yarışma düzenledik, maliyeti 1000$’ın altında kalan bir yapı tasarlamak üzere. Tabi bu yapıların depreme dayanıklı ve yeşil de olmasını istedik. Ve sonuçta 3 proje ortaya çıktı.

Konut-Konferansi-14

Konut-Konferansi-15

Konut-Konferansi-16

Konut-Konferansi-17

En önemli unsur değer yaratmaktır.

MARKALAŞAN KONUT KAZANIYOR

Konut-Konferansi-18

Banu Binat (TAG Platform Genel Koordinatörü
Konutta markalaşma ülkemizde ancak 90’lı yılların sonrasında başladı. Markalı olsa da olmasa da insanlara sorduğunuzda hayatları boyunca yaptıkları en büyük harcamanın eve yapıldığını öğreniyorsunuz. Ya da aylık harcamalarının en büyük kısmının kiraya ayrıldığını. Bu kadar önemli bir harcama olduğuna göre konut için markalaşmanın çok önemli olduğu söylenebilir. Çünkü insanlar paralarını ve hayatlarını riske atmak istemiyorlar.

Konut-Konferansi-19Ali Dumankaya (Dumankaya Yönetim Kurulu Üyesi)
2000’li yıllara kadar, sektördeki yapılanma günümüzden çok farklıydı. Şehirdeki münferit apartmanlarda sosyal imkanlardan uzak bir yaşam tarzı vardı. Kooperatif tarzı yapılar ve küçük çaplı projeler çoğunluktaydı. Merkezlerde site tarzında yapılan yeni projelere geçmek isteyenlerin önemli bir bölümü, bu isteklerini bütçeleri nedeniyle gerçekleştiremediler.

İçinde her türlü sosyal imkan ve konforu barındıran, güvenli ve şehre yakın nitelikli siteler tercih edilir duruma geldi. Beklenen deprem gerçeği de; son teknoloji ile üretilen sağlam ve dayanıklı konut projelerine talebi arttırdı. Nitelikli ve mimari özellikleri ön plana çıkan projeler gerçekleştirilmeye başlandı. Kent merkezinde konforlu bir şekilde yaşamayı tercih eden kitlelere yönelik “rezidans” projeleri de ön plana çıkmaya başladı.

Giderek konut alıcısı profili daha bilinçli, konfor, dayanıklılık, sosyal imkanlar ve marka güveni arayan bir profile dönüştü. Biz de pazarlamanın markanın tüketicisiyle kuruduğu ilişkinin bütünü olduğunu düşünerek yeni bir pazarlama anlayışı benimsedik.

Marka, tüketicinin zihnindeki duygusal ve işlevsel algıların bütünüdür. Bu algıları da itibar, kimlik, ürün, isim, kişilik, kurum, imaj, logo ve servis olarak sayabiliriz. Tüketici için marka, üretici ile tüketici arasındaki bir sözleşmedir. Karar alma aşamasında kısayol oluşturur. Bu nedenle de iyi bir konumlandırma kaynağını tüketicisinden alır, samimidir ve rekabetten ayrışır.

Bizim vizyonumuz, yarım asra yaklaşan geçmişimizden aldığımız bilgi ve deneyimi, güçlü işbirlikleri, nitelikli insan kaynağı ve yenilikçi yaklaşımla birleştirerek Türkiye’nin tercih ettiği ilk 5 yaşam alanı geliştirici şirketi arasında olmaktır. Bu kapsamda markamızın DNA’sını “Yenilikçilik” üzerine kurduk. Yenilikçilik kavramını sahiplenmek için de farklı bir bakış açısıyla sektörün alışık olmadığı yeniliklere imza attık. Her projeyi ayrı bir dünya, ayrı bir marka olarak geliştirdik. “Yeni Konut Anlayışı”, “Yatay Yaşam Konsepti”, “Akdeniz Esintisi”, “Kentin Yeni Vizyonu”, “Bazıları Yükselmek İster”, “Başka Bir Boyut”, “Krize Özel Projeler”, “Merkez Olmak” gibi konseptlerle ön plana çıktık. Çözüm ortaklarını iletişime taşıdık. Mobil tanıtım ofisi ile kentin çeşitli yerlerinde aktif tanıtımlar yaptık. 3 Boyutlu proje tanıtımları gerçekleştirdik. En son da “Pusula” konseptiyle satıştan sonra da hizmet anlayışını benimsedik.

Böylelikle bugün gelinen noktada Dumankaya marka bilinirliğinde ilk akla gelen ikinci firma oldu. Dumankaya İkon, tüm konut projeleri arasında ilk akla gelen iki projeden biri oldu. Ve artık Dumankaya denildiğine akla “Yenilikçi Projeler” gelmeye başladı.

Konut-Konferansi-20Bünyamin Derman (DB Mimarlık Kurucu Ortağı)
Marka fark yaratır. Marka, vizyona sahip olmak, kendisini yenilemek, kurumsallık, güven duygusu yaratmak, sorumluluk sahibi olmak gibi kavramlarla eş anlama gelmektedir.

Biz mimarlık eğitimimizde meslektaşlarımıza, mesleğimize, çevremize, topluma/kullanıcıya ve yatırımcıya karşı sorumluluk duymamız gerektiğini öğrendik. Bu anlamda kaliteli tasarımlar, dünyanın, halkın benimseyeceği konutlar yapmaya çalışıyoruz.

Dumankaya 2000’li yılların başında bize geldiğinde kendilerine bu yaklaşımımızı gösterdik. Mevcut blok yapılara karşı nasıl fark yaratabileceğimizi düşündük ve çevreye duyarlı, kentsel tasarım odaklı projeler yapmaya başladık. Bunu bir noktada başaramadık, o da bize daima parsel bazında alanlar verildiğinden, çevresine yeteri kadar uyumlu yaşam alanı yapamadık. Yani kendi içinde kaliteli bir yaşam alanı yaratıyoruz ancak çevresi ile bağlantısı, aralıkların tasarlanması gibi işler ne yazık ki bize verilmediğinden, belediye ya da diğer kurumların araya girmesi ile bağımsız tasarımlar ortaya çıkıyor. Bir tek bu aralıkların tasarımı bizim elimizi kolumuzu bağlar durumda.

Örnek verecek olursak Göktürk çok nitelikli, kaliteli, marka projelerin yer aldığı bir yer ancak sokakları ve caddeleri aynı kalitede değil ne yazık ki. Bu gibi projelerde aktör yalnızca mimar, yatırımcı değil, burada devletin de aktör olduğunu unutmamak gerekiyor.

Dumankaya Bahçeşehir projesini yaparken komşuluk ilişkileri bizim için çok önemliydi. Çeşitli konut tipleri, mahallesi, meydanı, balkonların birbirine bakması, ışık ve doğayla iç içe olması, sosyal etkileşim mekanları ile bir bütün olarak tasarladık. Aslına bakarsanız 1+1 konut ptojesinde bahçe yapmak çok pahalı ama konuta çok değer katıyor. Yatırımcımız sağ olsun bize çok destek oldu ama devlet aynı desteği göstermiyor ne yazık ki. Biz yine de tüm projeyi buluşma mekanları ve iletişim üzerine kurduk.

Konut-Konferansi-21

Eroğlu Halkalı projesinde 1000 daire yaptık, her dairede ortalama 3 kişinin oturduğunu hesaplarsak toplam 3000 kişilik bir yaşam alanı oluşturduk. Bu proje de farklı mimarileri bir araya getirerek farklılaştı. Farklı mimarileri kullanmak tabi yatırımcı için de zor, çok daha fazla konuyla ilgilenmek zorunda kalıyor ama bizim ısrarla üzerinde durduğumuz, daha iyi yaşam alanlarını, farklı türleri bir araya getirerek yaratabiliriz.

Konut-Konferansi-22

Zincirlikuyu Kule projesi çok yeni bir proje. Boğazda, dikeyde böyle bir proje yapmak çok zor, iyi mi yaptık kötü mü yaptık onu da henüz bilemiyorum. Ama burada boğazın yatay dokusunu dikeye taşımaya çalıştık. Rüzgarın kullanımı, yönü, iklimlendirme, bahçe, depremsellik gibi öğelerin hepsini bir arada düşünerek tasarladık.

Konut-Konferansi-23

Bizim için yapının kalitesini belirlemenin iki kıstası vardır, bunlar kullanıcı memnuniyeti ve kentte kabullenilmesidir. Bu nedenle bir mesleğimize, çevreye, kente, kullanıcıya karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz.

Konut-Konferansi-24Haluk Çelebioğlu (Siemens Ev Aletleri Satış Direktörü)
Biz de konutun tam kalbinde, yani mutfakta yer alıyoruz. Siemens Türkiye’ye 90 sonrası gelen ithal bir marka olsa da aslında 150 yılın üzerinde bir geçmişi var.

1847’den bu yana Siemens markası, kurucusu Werner Von Siemens’in izinde sorular sorarak zamanın sorunlarına çözümler üretmeye ve ürünleriyle geleceğin yaşam biçimini şekillendirmeye devam etmektedir. Ürettiği teknolojilerle pek çok ilke damgasını vuran Siemens, yarattığı değerlerle gelecekteki markasının temellerini atmıştır.

Siemens’in marka özünü oluşturan temalar Etkileyicilik (deneyim, coşku ve içtenlikle), Dışa dönüklük (odaklılık, özgüven ve stil sahibi olmakla), Akılcılık (araştırmacı, gelişimci ve vizyon sahibi olmakla) ve Performanstır (hassasiyet, gelişime açıklık ve liderlikle).

Dünya trendlerinde Siemens, zaman tasarrufu, ergonomi, tasarım ve enerji tasarrufu gibi modern insan için en önemli ürün faydalarını sunmaktadır.

Konut-Konferansi-25

Türkiye’de biz bütün büyük markaların mutfağında olmak istedik. Bu amaçla projeleri gezerek mutfaklarında Siemens kullanımının güven sağlayacağını anlattık. Böylelikle proje reklamlarında ankastre ürünlerin Siemens ve muadili olduğu da belirtilmeye başlandı.Biz bu tür peojelerle ortak olduğumuz için çok mutluyuz. Marka, güven sağlayan bir unsurdur ve arkasında durulduğu sürece katma değeri de çok yüksek olacaktır.

Konut-Konferansi-26Kostas Samaras (Autodesk Inc. Akdeniz Bölgesi Satış Müdürü)
Markalaşma, bir şirketin başına gelebilecek en iyi şeydir.

25 yıl önce birkaç mimar bir araya gelerek tüm dünyada devrim yaratacak bir marka yarattı, Autodesk’i kurdu, ben de o mimarlardan biri olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bugün, 25 yıl sonra bu marka dünyada bir numara.

Bugün her türlü tasarımda tüm dünyada insanlar aynı yazılımı kullanıyor. Artık dijital bir dünyada yaşıyoruz, küreselleşme dünyasında. Siz de Türkiye’de harika projeler çizip dünyanın dört bir yanında inşa ediyorsunuz. Altyapı sistemi çok gelişti, beni çok heyecanlandıran bir proje, İstanbul-İzmir otobanını yapmaya başlıyorsunuz. Ve iklim değişikliklerinin sonucu olarak sürdürülebilir konut tasarımlarına yönelmeye başladınız.

25 yılın sonunda biz de kedi tasarımımızı yeniden tasarlıyoruz. 5 yıl önce çok büyük yatırım yaptık. Autodesk, sürdürülebilir tasarım kararlarının tüm kullanıcılar için kolay ve erişilebilir olmasını sağlayarak inşa edilmiş dünyayı radikal biçimde dönüştürmeyi amaçlıyor. Yeni teknolojimiz “BIM” (Building Information Modelin Solution) işte bunu amaçlıyor. Planlama, Tasarlama, İnşa Etme ve Yönetme sürecini kolaylaştırıyor. BIM, bir projenin anahtar fiziki ve işlevsel özelliğini dijital olarak araştıran entegre bir süreçtir.

Konut-Konferansi-27

Biliyorsunuz ki projelerinizde önce tasarlayıp inşa ederken “biz burada hata yapmışız” diyemezsiniz, bu çok büyük vakit ve para kaybıdır. Biz de bu kaybı önlemek için elimizden geleni yapıyoruz.

Diğer bir amacımız da işbirliğini yaygınlaştırmak. Dosyalar bir yerden başka bir yere taşınırken sürekli değişip duruyor. Birimler değişmek durumunda kalıyor vs. Biz mühendislik camiasının aynı dili kullanmasını istiyoruz. Artık yeni sistemde dünyanın bir yerinden diğerine geçerken tüm güncellemeler kendiliğinden oluşacak. Tabi bu arada yazılımlarımız da birbiriyle iletişim halinde olacak.

Konut-Konferansi-28

Ben Türkiye gibi bir alandan sorumlu olmaktan çok memnunum, buranın potansiyelini, son 600 yıl içerisinde nasıl değiştiğini biliyorum. Biz de Türkiye’de çok yatırım yapıyoruz. Tasarımlarınızda çok büyük bir gelişim olduğunu mutlulukla izliyoruz. Bizce Türkiye’nin önünde çok büyük bir gelecek var.

Mimdap

2 Yorum
  1. konut konferansları, sempozyumları, kurultayları. yıllardır yapılan bu çalışmalardan genellikle devletin imat iskan bakanlığı yada toplu konut idaresi fazla hisse kapmaz yine bildiklerini yaparlardı. konut konferanslarını toplayanlar ise oldukça bütün sorunların dibine inercesine her konuda teorik derinliklere dalarlardı. nasıl olsa dinleyen uygulayan yok diye saf gerçekçiliği (doğruculuğu)tercih ederlerdi.bu defa sektörden konut hareketlerini yönetenler ve onun içinde olan aktörler yan yana gelmiş. b. derman gibi mimarlar bile aralarına katılmış. dolayısıyla teorik takılmalar değil “reel gerçekler” üzerine başka bir konut konferansı yapılmış. yapı endüstriye teşekkür, her halde amacına ulaşmıştır.

    ferda çetinkoz | 27 October 2010

  2. Konut sorunu yenilikçi bir bakış açısı olmadan ve sadece akademisyenlerin kendi aralarındaki “bilimsel” münasebetlerle çözülemez. Bugüne kadar çözülmedi de zaten. Bu konuşmalar daha çok piyasanın aktörlerini içine almış, onların görüşlerine yer vermiş. Keşke devletin bağlayıcı ve destekleyici bir politikası olsa. Konuşulanlar havada kalmasa.

    Osman Çoban | 5 November 2010


Yorum yazmak için


Tasarım: Giovanni Vaccarini Architetti Endüstri ile tarım dünyası arasındaki bir arada yaşama vaat eden bir örnek, Russi’deki Giovanni Vaccarini Architetti’nin Powerbarn’ı (Ravenna, İtalya), Eridania şeker şirketinin bir mülkünün bir sanayi bölgesinin bir biyoenerji üretim tesisine dönüştürülme sürecini yorumlar. Kum tepecikleri ve doğal yollar ile çevrili olan ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi için yeni direk, enerji [...]
ARŞİV
Subscribe