Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Viyadükler: Yeni Kentsel Bütünleşme Alanları
Share 24 September 2010

Kullanılmayan viyadüklerin yeniden işlevlendirilmesi yönündeki akıllıca yaklaşım, birkaç kente, kullanıcıları tanıdık kentsel alanların taze ve şaşırtıcı perspektifleri ile memnun eden yeni kamusal alanlar sağlıyor. Architonic, bu tür projelerin kentlerimizle ilişki üzerinde yeniden düşünmemizi nasıl sağladığını araştırıyor.

Viaducts-1

Manhattan, New York’ta bulunan High Line, yükseltilmiş bir demiryolu viyadüküyken dikkat çekici kentsel bir deneyime dönüştürüldü.

1980’de Manhattan’ın Aşağı Batı Yakası’ndaki yükseltilmiş demiryolundan son tren üç vagon dondurulmuş hindi taşıyarak geçti. Takip eden 10 yıl boyunca gayrimenkul geliştiriciler ile demiryolunu savunanlar yolun kaderi üzerine tartışırken yollarda otlar bitmeye başladı. 2001’de New Yorker’da yazan Adam Gopnik de otlar ve bitkilerle kaplı yükseltilmiş yolda yürümenin Manhattan arkeolojisini nasıl da değiştirdiğini fark etti: “geçmiş yerin altına gömülmedi ama havada, birkaç kat yukarıda asılı kaldı”. Viyadükler – bu durumda demir yolu ile kaplı olanlar – istisnai mekanlar olma potansiyeline sahiptir; kentin yeniden düşünülebildiği ve gözlemlenebildiği bilinçli mekanlardır.

Viaducts-2

High Line, Manhattan’ın Aşağı Batı Yakası’nda 1,3 mil uzunluğunda.

New York’un bu bölümündeki demiryolunun bilindiği adıyla High Line, kentin batı kıyısı boyunca, 34. Cadde’den Gansevoort Caddesi’ne kadar sadece 1,3 mil boyunca uzanıyor. Yükseltilmiş bölüm ise 3 hektarlık bir alan kaplıyor. Başıboş bırakıldığı kısa süre içerisinde dahi High Line daha da çok sevilen ve Manhattan sakinleri tarafından kabullenilen bir yer haline geldi. Ken Robson adında bir tasarımcı örneğin dairesinden uzattığı küçük bir iskeleyle raylar üzerindeki bir bahçeye erişebiliyordu. Bu sırada High Line’ın korunması ve kamusal açık alan olarak yeniden kullanılmasını savunan High Line Dostları kuruldu.

Viaducts-3

1934’te High Line; Manhattan viyadükünden son tren 1980’da geçti.

Geçen on yılın başında Gopnik değişimler konusunda şüpheciydi: “High Line Dostları genellikle burayı Paris’te Bastille’den Bois de Vincennes’e kadar uzanan yolda olduğu gibi yeşil bir yaya yolu, çiçeklerle kaplı uzun bir viyadük olarak görmek istediklerini belirtiyorlardı.” Yazar, Paris modelini New York metropolüne kopyalamakla ilgili kültürel çekincesini dile getiriyor. Promenade Plantée Paris’in üzerinde, şık çiçekli yollara bakan şık çiçeklendirilmiş bir yürüme yoluyken High Line ise kentinin uyumsuz birlikteliklerinin çözüldüğü bir yerde konumlanıyor.

Viaducts-4

1980’de hizmetten çıkarılmasından sonra göz ardı edildiği yılların ardından yapıyı geliştirmeye yönelik 2003’teki yarışmayı New Yorklu mimarlık ofisi Diller + Scorfidio’nun kazanması durumu tamamen tersine çevirdi.

Elbette bugün, 2010’da biliyoruz ki High Line çok büyük bir başarı elde etti. Dostların geliştiricilerin karşı çıkmasına rağmen kamu desteğini aldığı süreç müthiş bir tasarımı beraberinde getirdi. Ekim 2002’de High Line Dostları tarafından yapılan bir araştırma High Line projesinin ekonomik olarak da gerçekçi olduğunu ortaya koydu: kamusal alanla yaratılan yeni vergi dönüşleri inşaat masraflarından yüksek bulundu. Temmuz 2003’te ise High Line’ın yeniden kullanımı için 720 farklı önerinin katıldığı bir açık fikir yarışması düzenlendi.

Viaducts-5

High Line’ın kuzey koluna Diller + Scorfidio, giydirilmesi gereken bir şeymiş gibi değil de bulunmuş bir obje olarak yaklaştı.

New Yorklu mimarlık şirketi Diller + Scofidio’nun kazanan tasarımı High Line’ı resimlendirilecek bir yer olarak değil de bulunmuş bir nesne olarak ele almıştı. Viyadükler, kendi doğaları gereği kentin beklenmedik perspektiflerini sergileyecekti. Orijinal yapının güçlü endüstriyel malzemeleri yeni bitkilerin altına gömülmeyecekti. Tüm bunların yanında yine de High Line ucuz bir proje değildi. Ancak 112 milyon £ kaliteli malzemelere harcandı: pek çok çelik, beton ve zaman zaman da cam. Bunlar da hiçbir zmaan bu yükseltilmiş demiryolunun orijinal amacını örtmek için değil aksine onu kutlamak için kullanıldı.

Viaducts-6

High Line, kentsel birliktelikleri deneyimlemek üzere çok etkileyici yollar yarattı.

Sürpriz fikri de High Line’ın sağladığı beklenmedik manzaralardan geldi. 10. Cadde Meydanı’ndaki kamusal alan örneğin ya da 23. Cadde’nin hemen üzerindeki çayır gibi. High Line kentsel birliktelikleri deneyimlemenin zevkli yollarıyla dolduruldu. Yeni manzaralar, muntazam girişler, güneş terasları ve çayırlar da tuzu biberi oldu ancak etkisi şoktan çok hızlı bir takdir olarak görüldü.

Viaducts-7

High Line üzerindeki Gansevoort Woodland viyadükün üzerini yeşillendiriyor, Paris’teki Promenade Plantée’nin aksine kentsel bağlamın anlaşılmasını güçleştirmemektedir.

High Line sonuçta bağımsız bir kentleşme parçası haline geldi, Paris’teki atası ise daha büyük bir stratejinin parçasıydı. 1969’da Bastille’den Varenne-Saint-Maur’a giden 1859 yılına uzanan demiryolu terk edildi. 10 yıl sonra APUR (Atelier Parisien d’Urbanisme) hem Bastille’deki SNCF tren istasyonu hem de daha eskiye dayanan Lyon Caddesi’nden gelerek Daumesnil Caddesi’ni takip eden yükseltilmiş tuğla Viaduc des Arts’ın geleceği üzerine yeniden düşünülmesini istedi.

Viaducts-8

High Line üzerindeki Güneş terası, en popüler kamusal alanlar arasında yer alıyor.

Aslında Paris’in benzersiz kamusal alanlarının uzantısı şeklinde düşünülen Viaduc des Arts’ın üzerindeki gezinti yeri, altında özel bir moda şeklinde gelişen zanaatkar workshopları ve satış birimlerinden oluşan koleksiyonun kutsallığını korumaya yönelik bir istekle karşılaştı. Lyon ve Daumesnil Caddeleri üzerinde bir dizi bina inşa etmek üzere Viyadük’ün yıkılması fikri geri çevrildi. Sonuçta Viyadükü koruma ve bir gezinti yeri yaratma fikri birbirini izledi.

Viaducts-9

High Line Dostları, viyadükü özel yatırımcıların ellerinden kurtarmak için çok büyük çaba sarf ettiler.

High Line kentleşmenin istisnai bir parçası olarak normal kentsel doku ile birlikte var olan ve ona bakışlar sağlayan bir şey olarak düşünülürken, Paris’teki Promenade Plantée daha geniş bir kentsel stratejinin parçasıydı ve bu tasarımında da görülmektedir.

1987’de Paris Konseyi bitkilendirilmiş gezinti alanının genel yapı ilkelerini onayladı ve kullanılmayan SNCF binalarını da içermesine karar verdi. 1990’da Paris Konseyi Viyadük’ün etrafındaki kamusal olarak faydalı çevrenin ve hemen ardındaki Bastille Meydanı ve Reuilly Bölgesi’ndeki birkaç parselin de yapılmasına karar verdi. Peyzaj mimarı Jacques Vergely ve mimar Philippe Mathieux tarafından tasarlanan gezinti yolu, yenileşmenin bel kemiğini oluşturdu.

Viaducts-10

High Line Dostları tarafından yürütülen bir çalışma, yeni vergi ödemelerinin adapte edilmiş viyadük projesinin inşaat maliyetini karşılayabileceğini ortaya koydu.

Peyzaj anlamında Promenade Plantée (ya da daha sık kullanımıyla Coulée Verte) oldukça gelenekseldir. Yürüme yolu ile bitkiler arasındaki hiyerarşi kesindir. Yolun Bastille ucu çiçek bordürlerden, simetrik heykelimsi müdahalelerden ve kemerli geçitlerden geçer. Bordürler kimi zaman o kadar yükselir ki bitişikteki binayı gizler. Ayrıca bu yürüme yolu Jardin de Reuilly ya da the Square Charles-Péguy gibi klasik Paris bahçeleriyle de görünmez biçimde birleşir.

Viaducts-11

High Line Projesi devam ediyor: 20. ve 30. Caddeler arasındaki koldaki proje, kullanıcıları 26. caddeyi izlemeye davet ediyor.

Yürüme yolu aynı zamanda buranın yapımıyla eş zamanlı olarak mimar Patrick Berger tarafından yenilenen Viaduc des Arts ile olan yakın ilişkisinden de fayda sağlar. Bitkilendirilen gezinti yolunun altındaki 64 kubbenin içinde ahşap, tekstil, kağıt ve metal zanaatkarları için 150-450 metrekarelik bir dizi workshop yer alır. Paris’in gelişmesi ve demiryollarının yapılmasını sağlayan ağır sanayidense bunlar çekici butiklere ev sahipliği yapar. Üzerlerinde ise lavanta çalıları dizilir. Paris modern uygarlığın nahoş yönlerinden uzak tutmayı bilen bir kenttir.

Viaducts-12

1859’da demiryolu trafiği için inşa edilmiş olan Paris’teki Viaduc des Arts 1969’da terk edilmiş, ardından daha geniş bir kentsel planlama stratejisini parçası olarak yeniden ele alınmıştır.

Tabi ki bu New York için geçerli değildir. New York en kötü ve en iyi modernliğin parlayan, gürültülü kolajı şeklindeki mirasıyla gurur duyan bir kenttir. High Line’ın bu başarısında Amerikan kentsel yaşamının bu yönlerini takdir etmesinin de etkisi vardır. Promenade Plantée’nin tersine diğer Amerikan kentleri için ilham kaynağı olarak bakılacaktır.

Viaducts-13

Promenade Plantée Bastille’den Paris’in Reuilly bölgesine kadar uzanıyor ve Fransa başkenti’nin bu kısmındaki kentsel yenilemede önemli bir rolü bulunuyor.

Philadelphia’da 18 metre genişliğindeki Reading Viyadük’ünün yükseltilmiş bir park ve bisiklet yoluna dönüştürülmesine ilişkin planlar da hazırlanmakta. Buradaki planı yapan bir iş geliştirme grubunun başkanı olan Paul R Levy, “Bizim viyadükümüz daha geniş ve bu da bize kimi açılardan daha fazla fırsat veriyor” diyor. Önerinin fikir sahibi, viyadükün yakınında oturan sanatçı Sarah McEneaney. Kendisi, High Line açılmadan önce viyadükün çok düşük bir işletme gücü varken bu projenin kent yönetimini çok etkilediğini belirtiyor.

Viaducts-14

High Line’ın aksine Paris’te oyunun adı büyük oranda bitkilendirme…

Chicago’daki Bloomingdale Trail ile ilgili planlar 1990’lardan bu yana sürüyor ancak viyadükün daha pragmatik bir kullanımında birleşiyor. Chicago’da bisiklet kullanıcıları için batıdan doğuya güvenli bir yol bulunmuyor. Bloomingdale Trail ise 3 mil uzunluğunda ve bisiklet trafiğini kaldırabilecek genişlikte.

Viaducts-15

Promenade Plantée’nin bir bölümünü oluşturduğu Viaduc des Arts, yükseltilmiş yürüme yoluyla eş zamanlı olarak bir dizi workshop ve diğer zanaatkarlar için mekan sağlayarak geliştirildi.

Avrupa’da ise bizler halen viyadüklerin üstlerini yapılış amaçlarına uygun kullanırken altlarında gece kulüpleri, mağaza ve tiyatrolar yapıyoruz. Zürich’te örneğin İsviçreli mimarlar EM2N, daha önce kentin eski demir yolunu desteklemek amacıyla yapılmış olan viyadükün altını yeniledi. Yapı Zürich’in eski sanayi bölgesi ile kent merkezini ikiye ayırıyordu. EM2N’nin tasarımı ise bu iki bölgeyi birleştirip viyadükü altında satış alanları ya da kültürel alanların olacağı bir yer haline getiriyor. Üzerindeki baloncuklara benzer açıklıklardan gün ışığı alan viyadükün hemen yanında yer alan ve projenin parçası olan büyük yiyecek pazarı Markthalle’ın da Eylül 2010’da açılması bekleniyor. Ancak bunların ötesinde İsviçre’nin bu projesi kentleşmeyle aynı oranda bir dinamik birleşmeyi, manzarayı ya da kente tepeden bakışı içermiyor.

Viyadüklerin kentsel yaşamı yeniden düşünmenin yolu olmaya başladığı Amerika’da ise durum bambaşka…

Yazı ve Görseller: Tim Abrahams, Architonic
Çeviri: Mimdap

3 Yorum
  1. düşünseniz ya bir kere şu mecidiyeköy den çağlayan, oradan haliç köprüleri üstü ve edirnekapıya kadar kadar bu manzara yaratılsın.
    olabilir mi acaba. hayal etmesi bile güzel.

    filiz akman | 26 September 2010

  2. Kentin karayollarıyla birbirinden koparılmış parçalarının birbirine bağlanması açısından bu projelere o kadar gereksinim var ki. Bakış açısı kopan kamusal alan parçalarının birleştirilmesi olmalı.

    Osman Çoban | 12 November 2010

  3. bayram vesilesiyle görüyorum keşke bizim meydanlarımız da böyle olabilse. bu şekilde araçtan arındırılsa

    firüzan | 17 November 2010


Yorum yazmak için


Tasarım: Giovanni Vaccarini Architetti Endüstri ile tarım dünyası arasındaki bir arada yaşama vaat eden bir örnek, Russi’deki Giovanni Vaccarini Architetti’nin Powerbarn’ı (Ravenna, İtalya), Eridania şeker şirketinin bir mülkünün bir sanayi bölgesinin bir biyoenerji üretim tesisine dönüştürülme sürecini yorumlar. Kum tepecikleri ve doğal yollar ile çevrili olan ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi için yeni direk, enerji [...]
ARŞİV
Subscribe