Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
3. Köprü Projesi Değerlendirme Raporu
Share 17 September 2010

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi

Başlarken…
Doğayla iç içe yaşayan insanların yollarına çıkan akarsuları aşmak için nehirlere yatırdıkları ağaç dalları ile tarihteki yerini almaya başlayan köprülerin suyla ayrılmış yakaları, dik yamaçları ve derin vadileri geçmemizi sağlayan temel ulaşım çözümlerinin başında yer aldığı süreç; insanların yaşam alanları, sosyo-ekonomik ilişkileri ve hareketliliklerindeki değişimlere de ayak uydurmuştur tarih boyunca. Bu süreçte farklılaşan yapısal özellikler, işçilik, mühendislik çözümleri ve teknolojik ilerlemelere rağmen değişmeyen tek şey köprülerin yapılış amacı olmuştur: Salt insanların ve insana dair hizmetlerin erişimini sağlamak. Tıpkı Karadeniz’deki engebeli köy yollarını derelerin üzerinden geçiren asma köprüler, Mezopotamya’dan Anadolu içlerine ilerleyen İpek Yolu’nun ticareti kolaylaştıran taş kemerli köprüleri, Doğu Anadolu’nun derin vadilerindeki nehir yataklarını aşan demiryolu köprüleri ve eski ile yeni kent dokularını birbirinden ayıran ırmakların üzerinde kurulmuş betonarme köprüler gibi…

kopru3.jpg

Köprüler, okuluna varmak isteyen çocuklar dereyi aşıyorsa; ürünü ve geliri adil paylaşılan bir ticareti kolaylaştırıyorsa; köylüye şehre giden yolu kısaltıyorsa; kısacası insanların doğayla iç içe, daha ekonomik ve sosyal erişimini sağlayabiliyorsa amacına ulaşmış ve savunulabilirdir. Ancak İstanbul gibi içinden deniz geçen bir kentin iki yakasını birleştiren ve neredeyse her 10 yılda bir yenisinin yapılmak istendiği köprüler diğerleri kadar masum ve savunulabilir mi? Yanıtın önemi, bu kentin son derece hassas bir coğrafyada, sürekli artan nüfus ve yapılaşma baskısıyla doğal değerlerini kaybetme riski taşıyan eşsiz bir konum ve öneme sahip olmasındandır. Hal böyle olunca, İstanbul’un iki yakası arasında yapılan ilk iki köprünün kente ne gibi etkilerinin olduğunun yeterince iyi anlaşılması, yapımı düşünülen 3. ve belki 4. köprülerin daha bilinçli değerlendirilmesini sağlayacaktır.3. Köprü Projesi’nin fiziksel, çevresel, sosyal, hukuksal ve ekonomik başlıklar altında çok boyutlu değerlendirilmesiyle ve İstanbul için gerekli ulaşım sistemindeki yeri dikkate alındığı takdirde, merkezi ve yerel yönetimlerin mevcut kabulleri ve karar alma süreçlerinin aksine daha sağlıklı ve ayakları yere basan bir sonuç ortaya konulabilecektir.

İstanbul’un ulaşım probleminin kaynağının yeni bir köprü ihtiyacında olup olmadığını bilimsel bir yaklaşım ve savunulabilir bir dille ortaya koymaya çalışan bu rapor çalışması, gerek ulaşımda yaşanan problemlere kapsamlı bir sistem yaklaşımı ile çözüm getiren, gerekse boğaz geçişlerinde yeni karayolu köprüleri yerine daha ekonomik, daha adil, çevreye ve insan yaşamına daha duyarlı ve sürdürülebilir başka çözüm alternatiflerinin de varlığını ortaya koyan ortak bir iradenin ürünüdür. TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İstanbul Şubesi öncülüğünde kurulan 3. Köprü Çalışma Komisyonu’na üye onlarca akademisyen, ilgili meslek odalarından uzmanlar, gazeteci, araştırmacı ve STK temsilcilerinin katkılarıyla hazırlanan bu çalışma, 3. Köprü Projesi’ne ilişkin gündemi bilimsel tabanlı ve daha gerçekçi bir dille yeniden canlandırmayı ve bu süreci daha geniş kitlelerle paylaşabilmeyi amaçlamaktadır.

Önyargılardan arınmış olarak ele alındığında bizleri, İstanbul’un geleceğini olumsuz yönde ve kökten değiştirecek bir senaryonun tercihiyle baş başa bırakan 3. Köprü Projesi’ne karşı bu raporda anlatılan mücadeleye ortak olan ve benzer mücadeleler içinde yer alan tüm insanlara ve ortaya koyulan emeklere teşekkürlerimizle.

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu

Giriş
Geçmişte İstanbul Boğazı’na yapılan her köprü, bir sonraki köprünün habercisi olmuş ve yeni köprü tartışmalarını başlatmıştır. Boğaza 1973’te ilk köprü yapıldığında 2. köprünün de çok geçmeden yapılacağı konusu tartışılmış ve 15 yıl sonra 2. köprü yapılmıştır. 1988’de hizmete açılan 2. köprüden sadece 5 yıl sonra bu kez 3. köprü’nün yapımına dair tartışmalar başlamış, devlet yatırım programlarına 3. köprü projesi dahil edilmiş ancak sonraki yıllarda bu proje uygulamaya geçirilememiştir. Bu süreçte, başta Arnavutköy halkının karşı duruşu olmak üzere yaratılan örgütlü tepkiler, 3. köprü yapımının askıya alınmasını sağlayabilmiştir. 2. köprü ile başlayan 3. köprü konusu, günümüzde hükümetin artan baskısı ile yeniden gündeme alınmış ve güzergahı İstanbul’un en kuzey kesiminde, Poyrazköy-Garipçe hattı olarak belirlenmiştir. 2. köprünün yapımında öne sürülen “transit trafiğin kent içi trafikten arındırılarak kuzeye kaydırılması” gerekçesi bu kez 3. Köprü Projesi için de savunulan tek gerekçedir.

uc.jpg

Ancak, iktidar yönetimince gündeme getirilen bu projenin geçmiş yıllardaki gibi ulaşım ve kentsel gelişim adına çözüm üretmeyecek olması bir yana, telafisi neredeyse imkansız zararlar doğuracak olması, TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İstanbul Şubesi’nin mesleki sorumluluğu gereği bu projeye ilişkin bilimsel gerçeklerle ortaya konulacak kapsamlı ve çözüm üreten bir değerlendirme raporu hazırlamasını haklı ve gerekli kılmıştır.Bu rapor çalışması başta TMMOB ŞPO İstanbul Şubesi’nin mesleki bilgi birikimi ve kaynakları kullanılarak ve meslek odamız bünyesinde kurulan 3. Köprü Çalışma Komisyonu’nun katkıları ile hazırlanmıştır. Ayrıca bilimsel anlamda güvenilir çok sayıda yazılı ve görsel kaynaktan, 3. Köprü Projesi’ne ilişkin benzer çalışma ve birikimlerden yararlanılarak oluşturulan rapor, gerek yazıya geçirilmesi gerekse bilimsel değerlendirmeler ve eleştiri süzgecinden geçirilmesi sürecinde katkı koyabilen tüm kişi ve kurumların ortak üretimini ve katılımcılığını da ifade etmektedir.

3. Köprü Projesi’ne neden karşı gelindiğini geçmiş köprü deneyimlerinden başlayarak ele alan rapor, sonraki bölümlerinde kent ile köprüler ve bağlantı yollarının ne denli önemli bir etkileşim içinde olduğunu ve bu etkileşimin bilimsel bir zeminde ele alınmadığı takdirde kenti hangi kötü senaryoların beklediğini ortaya koymaktadır. İlkesel ve kapsayıcı çözüm önerilerine de yer veren rapor 3 temel bölümden oluşmuştur.

Birinci bölümde Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerinin yapıldıktan sonra kente ne gibi etkilerinin olduğu, yakalar arası geçişlerin planlama ve ulaşım alanında kent için neden önemli olduğu konuları değerlendirilmiştir. Bu bölüm, sonraki bölümlerin anlaşılmasını kolaylaştıracak bir arka plan niteliği de taşımaktadır.

İkinci bölüm, yapımı düşünülen 3. Boğaz Köprüsü ve bağlantı yollarının kent üzerinde yaratacağı değişimi; ulaşım, fiziksel yapı, doğal çevre, sosyal yapı, kanunlar ve yönetmelikler ile ilişkisi üzerinden yapılan kapsamlı değerlendirmelerle ortaya koymaktadır. Raporun en temel anlatımlarına yer verilen bu bölüm, 3. köprü gündeminin daha iyi açıklanabilmesine ve yorumlanmasına yardımcı olacaktır.

Üçüncü ve son bölümdeyse, geçmiş deneyimler ve bugünkü değerlendirmeler ışığında İstanbul ulaşımında ideal ulaşım sistemi ve boğaz geçişlerinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair çözüm yaklaşımları ve temel ulaşım politikaları geliştirilmiştir.

Sonuç bölümünde ise raporun bütününe ilişkin bir değerlendirme yapılarak, yapımı düşünülen 3. köprünün aslında güneyden kuzeye 4. köprü olduğu ve asıl 3. köprüye bir “ön hazırlık” niteliği taşıdığı öngörüsü vurgulanarak; İstanbul’un temel sorunları ve öncelikleri konusunda tüm kesimler yeniden düşünmeye çağırılmaktadır. Bu projenin ancak kitlesel bir bilinçlenme ve tepki ortaya koyarak önlenebileceği düşüncesi de bu bölümün temel çıkarımlarından bir diğeridir.

Devamı:

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nin “3. Köprü Projesi Değerlendirme Raporu” için tıklayınız.

6 Yorum
  1. çok anlaşılmaz ve insan aklına sığmayacak kadar yıllardır sürdürülen bir inatlaşma var bu köprü tartışmasında. hükümet güçleri vazgeçmeden köprü diyorlar. şimdiye kadar yapılmış olan 2 tanesi İstanbul’u ne hale getirdi oysa. fakat bu bir kazanç kapısı. yerel ve merkezi yönetimlerin bütçe ve finanasman kaynağı. o yüzden çok inatçılar.

    remziye alataş | 19 September 2010

  2. 3. köprü İstanbul’un kuzey bölgesinin tamamının imara açılması ve yapılaşması sonucunu doğurur. Bunu anlamamak için saf olmak gerekir. Zaten köprüden daha çok yapılmak istenen şey bu.

    Ahmet Erden | 23 September 2010

  3. “3. KÖPRÜYÜ YAPMAK İSTEYENLERİN AMAÇLARI NEDİR ?
    Bu soruya verilecek cevap 3. Köprüye karşı mücadelesine destek veren ve katılan geniş toplumsal kesimlerin elini güçlendirmek bakımından önemlidir. Proje eğer AKP iktidarının ifade ettiği gibi, trafik sorunun çözümüne yönelik bir arayışın eseri olsaydı, alternatif güzergâhlar, projeler veya başka bir takım alternatif öneriler üzerinden bir mücadele yürütülebilirdi. Ancak, iktidar da dahil olmak üzere, hemen her kesim farkında ki 3. Köprünün trafik sorununa çözüm olmayacak. Yine konuya biraz aşina olan herkeskapsamlı ve kalıcı çözümün toplu taşımın sistemli ve kapsamlı hale getirilmesiyle sağlanabileceğini biliyor. Peki, bu ısrarın sebebi ne?

    Temiz havanın ve suyun ücretsiz olduğu günler çok uzak olmasa da, birinin kullanımın diğer kullananları engellemediği kamu malı niteliğindeki hava, su gibi doğal değerleri bile metalaştırmak için planlı kıtlıklar yaratılmasını öneren liberal ideoloji ve politikaların geçmiş oldukça eskidir.. Ancak, piyasacı değerler için, 1980’in özel kırılma anlarından biri olduğu aşikardır. Bu tarihten itibaren hakim olan politikaların toplumsal kazanımların ve kamusal değerlerin ortadan kaldırması bakımından gerici bir nitelik taşıdığı açıktır.

    Konuyu soyutlayarak basite indirgediğimizde “kamusal değerlerin/zenginliklerin özel çıkarlar için işgal edilip, sömürgeleştirilmesi” tanımı bizlere geniş bir örneklem alanı sunacaktır. Somut olarak da açıkça görüleceği üzere, parkların, yeşil alanların, orman alanlarının, kıyıların, eğitimin, sağlık hizmetlerinin, diğer kamusal hizmetlerin özelleşmesiyle, sendikal hakların ortadan kaldırılması, çalışma koşullarının zayıflatılması, 3. Köprü’nün yapımı aynı projenin dayatma ve sonuçlarıdır..

    Yakın döneme dönüp hafızalarımızı tazeleyecek olursak, özelleştirme/mülksüzleştirme süreci en yalın haliyle, Başbakanın “ülkeyi şirket mantığıyla yöneteceğiz” “benim görevim ülkeyi pazarlamak” sözleriyle ifade edilebilir. Tekrar sorumuza dönecek olursak, şirket gibi yönetilen devlet ve birimlerinin temel hedefinin kamu yararı değil, kârlılık olması doğal bir sonuçtur. Dolayısıyla tüm bu süreçlerden toplumun payına düşen hizmetler, seçim öncesi dağıtılan kömürlere benzer biçimde, yine belirli bir takım çevrelere rant kazandırmakla birlikte, seçim öncesi alelacele hizmete sokulan metrobüs gibi görece kolay ve kısa vadede sonuç veren hizmetler olacaktır.

    Öte yandan, İstanbul’un trafik sorununun gerçekten çözümüne yönelik yatırımların taşıdığı kamusal hizmet değeri AKP iktidarı için küçük bir karı ifade ediyorken; Istanbul’un en kuzeyinde, orman alanlarının ve su havzalarının bulunduğu, 3. Köprü güzergâhı için seçilen alanın talanı, İstanbul’dan elde edilecek en büyük vurgunlardan biridir. Öyle bir vurgun ki; getirisiyle nice “gemicik” filoları kurulabilirsiniz. İktidara yakın şirketlerin güzergâh üzerinde topladığı arsalar ise merkeziyle, çeperiyle zengin bir iktidarın yükselişini haber vermektedir.

    Sonuç olarak, bizler, mücadeleyi olabildiğince siyasallaştırıp salt kentsel bir mesele olmaktan çıkarmalıyız. Elimizdeki tüm araçları en iyi biçimde değerlendirmeliyiz. İktidara “seni alaşağı ederim” mesajını verebildiğimiz noktada, başarı şansımız artacaktır. Toplum İçin Şehircilik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin askıya çıkardığı 3.Köprü Planına askı süresinde itiraz edilmesi için duyarlı tüm kesimlere kurumsal ve bireysel itiraz etme çağrısında bulundu. Amacımız, sadece meslek odalarının değil, toplumun geniş kesimlerinin sürece ortak olmasını sağlayarak, bu kısa sürede, elimize geçen bu aracı, iyi değerlendirerek en etkili tepkiyi yaratmaktı. Bu karşı çıkışa geniş bir toplumsal desteğin sağlanması, meslek odalarının, kentsel dönüşüm mahallelerinin ve duyarlı tüm kesimlerin itiraz etmesiyle somutlaşacaktır. Bu durumun vereceği mesaj 3. Köprünün kolay lokma olmadığı ve yutmaya çalışanın boğazında kalacağıdır. Tüm İstanbul halkına özel çıkarlar için değil, kamu yararı için kentine, mahallesine, ormanına sahip çıktığını gösterme olanağı verdiği için de önemli bir fırsattır.

    Toplum İçin Şehircilik Hareketi”

    mimdap | 23 September 2010

  4. 3. KÖPRÜYE İTİRAZ DİLEKÇESİ

    İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
    İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRE BAŞKANLIĞI
    Şehir Planlama Müdürlüğü’ne

    Konu: 1/25.000 ölçekli 08.08.2010 tasdik tarihli Kuzey Marmara Otoyolu (İstanbul 3. Çevreyolu ve Bağlantı Yolları dahil) Planı itirazı

    1 Eylül 2010 tarihinde askıya çıkan 1/25.000 ölçekli Kuzey Marmara Otoyolu (İstanbul 3. Çevreyolu ve Bağlantı Yolları dahil) Planı ile İstanbul’un geleceği tehdit edilmektedir. Duyarlı bir yurttaş olarak aşağıdaki gerekçelerle söz konusu plana itiraz etmekteyim:

    3. Köprü ve bağlantı yolları, İstanbul’un doğal kaynaklarının tam ortasından geçmektedir. Ağaçlar başta olmak üzere diğer bitki ve canlı türlerine zarar vereceği gibi bu alanlardaki flora ve faunayı da olumsuz etkileyecek, devamlılığına zarar verecektir

    3. Köprü ve bağlantı yolları, İstanbul’un kalan tarım alanlarını da yapılaşmayla tehdit etmektedir. Geri döndürülemez sonuçlara yol açacak bu tahribat, nitelikli tarım alanlarını ranta kurban edecektir.

    Kuzey Marmara Otoyolu İstanbul’un içmesuyu kaynaklarının da tam ortalarından geçmekte, bizlerin temiz su kullanma hakkımızı tehdit etmektedir. İçmesuyu havzalarının otoyolların ve kentleşmenin kirletici etkisiyle kullanılamaz hale gelmesi, İstanbul’da temiz içmesuyu bulmamızı zorlaştıracak, su temini için yakın ve uzak akarsuların İstanbul’a taşınması projelerinin maliyetleri ise yine bizim cebimize yansıyacaktır.

    1. ve 2. köprü örneklerinde de görüldüğü gibi köprü yolları ve güzergahları kentsel gelişmeyi olumsuz etkileyecek; mutlak surette koruması gereken alanların plansız yapılaşmasına sebep olacaktır.

    3. Boğaz Köprüsü yapıldığı takdirde, 2. köprü sürecinde yaşandığı gibi illegal yapılaşmayla büyük orman alanları orman niteliğini kaybedecek, bazı alanların orman sınırları dışına çıkarılması yönünde baskılar artacaktır. 2B alanları, özel ormanlar ve tarım alanları bu süreçten ilk olarak etkilenecek alanların başında gelmektedir.

    Planların kademeli birlikteliği ilkesi doğrultusunda üst ölçekli plan kararlarına uygun olarak hazırlanması gereken bu plan ölçeği itibariyle halen yürürlükte olan 1980 tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul Nazım İmar Planına aykırıdır.

    Yapımına gerekçe gösterilen transit trafiğin mevcut köprülerdeki oranı çok düşüktür. Bu hacimdeki bir trafik için maliyeti yüksek olan bir otoyol ve köprü yapımı kamu kaynaklarının boşa harcanmasıdır.

    Araç kullanımını teşvik edecek olan bu planla artacak olan özel araç kullanımı trafik sorununun büyümesine neden olacaktır. trafikte harcadığım fazladan her dakika benim yaşam standartlarımı düşürmekte, sağlıklı ve dengeli bir iş – özel yaşam sürdürmemi engellemektedir.

    İstanbul’un doğal yaşamını tehdit eden; sürdürülebilirlik çerçevesinde bizim ve gelecek nesillerin sağlıklı bir yaşam sürmesini engelleyecek olan, İstanbulluların tümünün hak sahibi olduğu doğal alanların ranta teslim eden; varolan trafik sorunlarını çözmek yerine katlanarak artmasına sebep olacak olan; maddi ve manevi her türlü zararı biz İstanbullulara dokunacak olan 3. köprü ve bağlantı yollarına ilişkin bu plana kamu kaynaklarının kente yeni yeni sorunlar getirecek bir proje olması sebebiyle itiraz ediyorum.

    Gereği için bilgilerinize arz ederim.

    Tarih :

    İsim :
    TC Kimlik No :

    mimdap | 23 September 2010

  5. Bu inatçı akp lilerden usandık artık. İllada 3. köprü illada 3. köprü. İstemiyoruz kardeşim köprünü.

    mümtaz demir | 23 September 2010

  6. hiç beğenmedim
    evet beğenmedim

    Anonymous | 3 May 2014


Yorum yazmak için


Tasarım: Giovanni Vaccarini Architetti Endüstri ile tarım dünyası arasındaki bir arada yaşama vaat eden bir örnek, Russi’deki Giovanni Vaccarini Architetti’nin Powerbarn’ı (Ravenna, İtalya), Eridania şeker şirketinin bir mülkünün bir sanayi bölgesinin bir biyoenerji üretim tesisine dönüştürülme sürecini yorumlar. Kum tepecikleri ve doğal yollar ile çevrili olan ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi için yeni direk, enerji [...]
ARŞİV
Subscribe