Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Tarlabaşı Projesi’ne İngiltere’den Yaklaşımlar
Share 14 May 2010

İngiltere’den workshop için gelen bir grup üniversite öğrencisi ve öğretim üyesi, 14 Mayıs 2010 Cuma günü, Beyoğlu Belediyesi Tarlabaşı Ofisi’nde, Tarlabaşı Yenileme Projesi ile ilgili ilk ağızdan bilgi almak üzere GAP İnşaat yetkilileri ile bir toplantı yaptılar. GAP İnşaat yetkililerinin projeyi ayrıntılarıyla anlattığı sunumun ardından proje yöneticisi Mimar Nilgün Kıvırcık, soruları yanıtladı.

tarlabasi-2

Sunumda, projenin alanı, bölgedeki yapıların durumu, yaşayanların sosyal yapısı, tarihi ile ilgili bilgi verilirken, projenin içeriğine, zorluklarına, tasarımına ve sosyal ve ekonomik geliştirmelere dair bilgiler verildi. Ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Tarlabaşı Yenileme Projesi ile ilgili bilgilere, daha önce yapmış olduğumuz ‘Tarlabaşı Yenileme Projesi’ ve 50 soruda Tarlabaşı Yenileme Projesi yayınlarımızdan ulaşabilirsiniz.

tarlabasi-9

tarlabasi-15

• Burada yapılan yenileme çalışmasının çevresine nasıl bir etki yapmasını bekliyorsunuz?

Daha önceki yıllarda hemen yukarıdaki Talimhane bölgesi yenilendi ve önemli bir turizm odağı oluşturdu. Tünel bölgesi ve Şişhane de hızla kültür ve eğlence odağı haline dönüşüyor. Tarlabaşı ise bu iki kentsel mekanın tam ortasında yer alıyor. Geçmişte kendi mülküne yatırım yapmak istemeyen, bu yatırımın bir getirisi olmayacağını düşünen mülk sahipleri bu üç yenilenmiş kentsel odak nedeniyle mülklerinin bir değer üreteceğini farkedecek ve mülklerine yatırım yapacaklardır. Bu keskin bir dönüşüm olamayacak belki ama zamana yayılmış, dengeli bir değişimi getirecektir. Bu dönüşüm sadece fiziksel değil aynı zamanda ekonomik ve sosyal yapıyıda kalkındıracaktır.tarlabasi-5

tarlabasi-7

• Mevcut sosyal yapı içerisinde herhangi bir çelişki bulunuyor mu? Ve bu konuda neler yapıyorsunuz?

Elbette, burası birbiriyle çelişen çok çeşitli grupların bir arada bulunduğu bir yer.

Burada yapı stokunu oluşturan gayrimüslim azınlık ve vakıflara ait yapılardır büyük oranda. O nedenle ilk olarak biz onlarla anlaşmaya karar verdik. Vakıflar genel olarak mülklerini kullanamadıkları için bizimle hemen anlaştılar. 3 büyük vakıf ve alanda yaşamını sürdüren gayrimüslimlerle anlaşmaya öncelik verdik.

İkinci grup olarak burada ticareti sürdüren, vergisini veren vatandaşlardı. Önce onlarla anlaşmamız zor oldu ama kendilerin çok çeşitli alternatifler sunduk. Neredeyse bire bir değişim yaptık. Cadde üzerinde aktif ticaretini sürdüren mülk sahiplerine aynı konumda mülklerden alma konusunda öncelik tanıdık. Yalnız burada tek şartımız vardı, o da üretimin bölgede tamamen sona erdirilmesi, projenin öngördüğü şekilde ticarete yönlendirilmesi. Örneğin beyaz eşya tamircisi yerine beyaz eşya satış noktası, midye dolma üretim yeri ya da atölyeler yerine de yine perakende satış alanları olması konusunda pek çoğuyla anlaşma sağladık.

Üçüncü grup olarak da son 20 yıl içinde Türkiye’deki büyük iç göçler sırasında bölgeye gelerek yerleşmiş ya da sığınmış olan, kent yoksulları olarak adlandırabileceğimiz, çok zor koşullarda yaşamlarını sürdüren vatandaşlardı. Onlar için de son iki yıldır geliştirdiğimiz çeşitli stratejilerle pek çok iyileştirmeler yaptık. Ev sahiplerinin çoğuna borçsuz olarak yeni projede yer verdik. Arada birkaç metrekare fark kaldığı zaman biz çekinmeden o eksiklerini tamamladık. Proje toplamında 2000 metrekare alanı hibe gibi vermiş olduk. Beyoğlu Belediyesi de bu anlamda ciddi destek verdi ve önemli iyileştirmeleri gerçekleştirdi.

Tüm bunların sonucunda mülk sahiplerinin %70 kadarıyla anlaştık.

tarlabasi-1

• Peki, kendi aralarında çelişki ve çekişme var mıydı bu grupların? Varsa bu sorunu nasıl çözdünüz?

Her yerde olduğu gibi burada da vardı ancak uzun süren toplantılar sonucunda herkes uygarca oturup tartışma ve anlaşma kültürünü aldı.

Burada şuna dikkat etmek gerekiyor: Bu insanların devletle, çocukları okula başlayana kadar her hangi bir ilişkileri yok. Kayıtlı değiller, vergi ödemiyorlar, elektrik ve su paralarını çoğunlukla ödemiyorlar. Biz onlara “burada mülkün varsa, onu daha uygar bir çevrenin parçası yapalım” dedik. Bir bakıma vatandaşlık haklarına sahip oldukları ya da bu hakları geri kazandıkları, daha iyi bir çevrede yaşadıkları bir projenin parçası yapmak istedik. Onlar da genel olarak bunun için uzlaşma ortamına katıldılar. Tüm kamusal olanaklardan faydalanacakları ancak kamuya karşı tüm sorumluluklarını da yerine getirecekleri bir kent kültürü içinde yeni bir yaşam modeli sunduk.

tarlabasi-4

• Hep mülk sahipleriyle görüşmeler yaptığınızı anlattınız, hiç kiracılarla görüştünüz mü? Onlar için bir şeyler yaptınız mı?

Aslına bakarsanız Türkiye’de kiracıyı koruyan hiçbir yasa yok böyle durumlarda. Ancak projenin gerçekleşmesi için kiracılarda önemli bir paydaşımızdı. Onlarla da yüzlerce görüşme gerçekleştirdik. Biz onlara bir öneride bulunduk. Dedik ki; siz oturduğunuz evlere 1 yıl boyunca kira vermeyin, kiranızı biz karşılayacağız, siz de kira parasını biriktirip 1 yılın sonunda başka bir yere yerleşin. %90’ı bu teklifi kabul etti. Gönüllü olarak Tahliye Taahhütnamesi verdi. Şimdiye kadar olumlu görüşler aldık. Yılsonunda da bir sorun çıkmayacağını düşünüyoruz.

• Sunumunuzda kalıcı ve geçici yer değiştirmelerden bahsettiniz. Bu konuyu açabilir misiniz?

Mal sahiplerinin çoğu projeden yer aldı. Proje yapım aşamasında mecburen geçici olarak taşınacaklar, kiraları bizim tarafımızdan ödenecek şekilde, proje tamamlandığında ise geri gelip yerleşecekler. Buna geçici yer değiştirme adını veriyoruz. Ancak bu teklifi kabul etmeyip, evinin değerini alıp başka yere, akrabalarının yanına taşınan pek çok aile de var. Onlar da kalıcı olarak yer değiştiriyorlar.

Burada Beyoğlu Belediyesi ile TOKİ bir anlaşma yaparak hem kalan hem de gitmek isteyen ailelere kurasız olarak Kayabaşı’ndan ev alma şansı tanıdı. Örneğin anne-baba- çocuklar- damat-gelinler ve torunların birlikte yaşadığı bir ailede, anne-baba projeden ev alıp çocuklara Kayabaşı’ndan ev alabiliyorlar. Birden fazla ev alma hakları da var. Tabi bu evlerin bedellerini TOKİ’ye kendileri ödüyorlar.

• Proje sınırı nasıl belirlendi? Neden özellikle bu 9 blok?

tarlabasi-11

Öncelikle bu alanı bizim değil belediyenin belirlediğini hatırlatmakta yarar var. Ama şöyle bir açıklama yapabilirim:Daha önce de belirttiğim gibi bu alan Şişhane ile Talimhane arasında kalan çok önemli bir geçiş noktası. İkinci olarak, çevrede kullanılmayan, boş, metruk, bakımsız binanın en çok sayıda olduğu 3 mahallenin de (Çukur, Şehit Muhtar, Bülbül Mahalleleri) kesişme noktası. Çok eleştirilmesine rağmen ben doğru bir alan olduğunu düşünüyorum. Beyoğlu Belediyesi bu en kötü durumdaki risk bölgesine bir yatırımcıyı getirerek önemli bir başarı sağlamıştır.

• Peki, tek bir mimari ekip yerine birden fazla mimari ekibi seçmenizin nedeni neydi? Ve tasarım sırasında bu mimarlar alana gelip burada yaşayanlarla görüştüler mi?

tarlabasi-12

Proje sadece bir mimari tasarım projesi değil, aynı zamanda bir koruma projesi. Çok büyük oranda röleve ve restorasyon içeriyor, alanın %77’si korunuyor. Yani göründüğünden çok daha ağır bir proje. Biz öncelikle bu büyüklükteki bir projenin yükünü tek bir mimari grubun almasını istemedik. Zaten öyle olsa onlarca yıl sürebilirdi.

Bunun yanında projeye dahil olan mimarlar bizce Türkiye’de 21. yy’ın en iyi mimarlarından. Ve bu alanda Levanten mimarlığın sokaklara verdiği kendine özgü bir yapı var. Bu mimarların bu kendine özgü yapı ile çağdaş mimarlığı buluşturabileceklerini düşündük. Aslına bakarsanız burada bir çeşit mimarlık müzesi yaratmak istedik.

tarlabasi-14

Mimarlar 4 ay boyunca atölyelerde üniversiteler, belediyeler, sivil toplum örgütleri ile çalışmalar yaptılar. Alan gezileri yaptılar. Çok yoğun çalışmaların sürdüğü bu 4 ayın sonunda çizimlerine başladılar. Tek tek tüm binalara girilip bilgi formları oluşturuldu, tüm daireler dolaşıldı.

• Kayabaşı bölgesinden bahsettiniz. Haritada Kayabaşı nerede kalıyor? Bu çeşit bir yerleştirme örneği daha önce uygulanıp başarılı oldu mu? Denenmiş bir şey mi?

Kayabaşı, şu anda Olimpiyat Stadı olarak bilinen yerde, metro ile ulaşılabilecek bir yerde bulunuyor. Kayabaşı yerleşme alternatifi asla bir zorunluluk olarak sunulmadı. Bu doğrudan mülk sahibi veya kiracının talebi ile gerçekleşecek bir durum olarak sunuldu.

• Projenin çevresi çok dışarıda kalmış gibi gözüküyor. Diğer bölümlerle nasıl bütünleştirmeyi planlıyorsunuz?

Daha önce de söylediğim gibi mülk sahiplerinin %70’i bu alanda yaşamaya devam edecek, bunun yanında bölgeye yeni yerleşenler olacak. Burada kalan insanların çevrelerindekileri tanıdıklarından dolayı sosyal yaşamlarını sürdüreceklerini ve ayrışmayacaklarını düşünüyoruz. Yeni gelenler kent olanaklarından en üst seviyede faydalanmak isteyen eğitimli profesyonellerin ağırlıklı olacağı bir grup olacaktır. Eğlence, kültür, iş olanaklarına en kolay şekilde ulaşakları bir yeri tercih eden ve tarihin içinde yaşamak isteyenlerden oluşan bu grup kent kültürüne önemli katkı sağlayacaktır. Tarlabaşı yeni bir kent paydaşlığı ve kent kültürünü yaratcaktır.

• Proje sınırı sadece birer yol gibi gözüküyor. Yani fiziksel olarak da bir ayrışma olacak.

tarlabasi-13

İstanbul çok değerli bir kent. Bu nedenle çevresinin yenilenmesinin 10 yıldan fazla sürmeyeceğini düşünüyoruz. Kimse şu anda kendi evine, binasına yatırım yapmıyor çünkü bir getirisi yok. Ama projenin ardından insanlar kendi konutlarına yatırım yapacaklardır. Yani bir “gentrification”dan bahsetmiyorum, kendileri için yatırım yapacaklarını düşünüyoruz.

• Kiracıların ev sahipleriyle anlaşarak yerlerinde kalma ihtimali var mı?

Tabi ki bunun için yasal olarak hiçbir engel yok. Bizim herhangi bir sınırlama getirme hakkımız yok. Bizim tek koşulumuz, konutsa, konut olarak kullanılmaya devam etmesi. Ticaretse de belirtilen şartlarda ticaretin devam etmesi. Yoksa kimin kullanacağına tabi ki ev sahibi karar verecektir. Eski kiracılar da kalabilir.

• Kaç kiracının yerinde kalacağını düşünüyorsunuz?

Bunu tahmin etmek mümkün değil, tamamen kendi aralarındaki bir konu.

tarlabasi-3

• Burada yasadışı yollarla yerleşmiş kişilerin de bulunduğunu biliyoruz. Onlar zorla mı çıkartılacak?

Bu konuyla ilgili size birkaç anı anlatmak isterim.

Bizim broşürlerimiz için fotoğrafları çeken Ali Konyalı’nın bölgede dedesinden kalma bir apartmanı var. En son 20 yıl önce çevrenin bozulması nedeniyle burayı terk etmişler ama belirli aralıklarda gelip evin durumunu kontrol ediyorlarmış. Bundan 15 yıl önceki bir gidişlerinde çok kötü bir tehdit alıp kaçmak zorunda kalmışlar. Avukatlarını yollamışlar ama avukatları da darp görmüş… Yani son 15 yıldır uğrayamıyorlarmış. Kimse sahiplenmeyince de devlet yapıya el koymuş ama içinde işgalciler değişerek bina kullanılmaya devam ediyor.

Bunun dışında gerçek ev sahibi olmayanlara kira ödeyenler var. Biri getirip yerleştiriyor onları, yerleşenler de o kişiye ödeme yapıyor. Bölgede 4 binası olduğunu iddia eden bir kişinin sadece 1 binası olduğu, kiralarını topladığı diğer 3 binadan birinin örneğin terk edilmiş, birinin vakıf binası bir diğerinin de GAP’a geçmiş olduğunu öğreniyoruz.

Bizim tüm bunlarla baş etmemiz mümkün değil. Ayrıca bölgenin profili de çok hızlı değişiyor.

tarlabasi-10

• Olası bir şiddet olayına karşı hazırlanmış bir plan bulunuyor mu?

Biz son 3 yıldır buradayız, herhangi bir sorun yaşamadık. Bir sorun olduğunda da devlet kurumlarının tedbir almasını bekliyoruz. Ama şu bir gerçek ki, hayatım boyunca hiç karşılaşmamama rağmen buraya geldiğimizden beri ofisin karşısında 3 kanlı olaya şahit oldum. Bunu göz ardı etmek pek mümkün değil.

Ancak bizzat bu alanda yaşayanların uzlaşma oranı düşünüldüğünde projenin hayata geçmesini biz ve Beyoğlu belediyesi kadar onlarında beklediğini unutmamak gerekir. Biz ortak bir amaca yürüyen paydaşlar olarak görüyoruz kendimizi, bu nedenle uzun dönemde de mülk sahipleri veya kiracılardan kaynaklı bir risk oluşacağına ihtimal vermiyorum.

• Projenin finansmanı nasıl yapılıyor? Belediye mi karşılıyor? Ev sahipleri mi?

Finans tamamen özel sektöre yani GAP’a ait. Tüm inşaat ve altyapıları GAP yapıyor. Peki bunu nasıl karşılayacak, derseniz, fazla üretim olursa, bunların satışından gelir elde edilmesi hedefleniyor.

• Projenin tek kamusal alanı iç avlular mı?

Bölgeyi gezdiyseniz dikkat etmişsinizdir, şu anda orada kamusal hiçbir şey yok. Okul için Taksim ya da Dolapdere’ye, en yakın yeşil alan için Gezi Parkı’na vb gidiyorlar. Tamamı özel mülkiyet olan bir projede de yaratılabilecek alanın yarı kamusal avlular olduğunu düşündük. Yani tanımlı ortak arka bahçeler diyebiliriz.

• %70 ile anlaşıldığını söylediniz, geri kalan % 30 ne oluyor?

Belediye tarafından kamulaştırılıyor.

• Belediye mülk sahipliğini nasıl kullanıyor?

Tıpkı diğer mülk sahipleri gibi kullanıma açacak sanırım.

tarlabasi-6

• Peki, satacak mı yoksa sosyal konut gibi mi kullanılacak?

Bu konu Beyoğlu belediyesi içinde de değerlendiriliyor. Koşulların da bunu getireceğini sanıyoruz. Bizim önerimiz, bu konutlara 10 yıldan fazla süredir orada yaşayan yani geçici değil, kalıcı olan belli sayıda aileyi Belediye payına düşen konutlara yerleştirip, sosyal konut düzeyinde kiralar belirlemeleri. Tabi bu ailelerin belirlenmesi sürecinde belli kriterleri oluşturmak önemli. İsimlerine kayıtlı 10 yıllık elektrik, su, telefon kayıtlarının olması gibi. Aslına bakarsanız bu konuya belediye de sıcak bakıyor. Bu olursa proje mükemmel bir hal alacaktır.

• Kişisel bir soru sormak istiyorum. Siz proje yöneticisi olarak bu kadar büyük bir projede yaşadığınız en büyük zorluk ve en memnun olduğunuz şey ne oldu acaba?

Ben aslında mimarım ancak yüksek lisansımı kentsel planlama alanında yaptım. Bilirsiniz mimarlar genellikle kağıt ve kalemle çalışan yalnız insanlar olarak tanınırlar. Biz bu projeyi sadece kağıt kalemle değil, insanlarla yaptık. Tasarım sürecinde çok büyük atölyelerde tartıştık, çalıştık ve bu bence çok güzel bir süreçti. Bunun yanında, uzlaşma sürecinde, hayat boyu karşılaşamayacağım kadar çok çeşitlilikte insanla tanışma, sohbet etme ve kent yararına çalışma fırsatı buldum. Bu benim için en iyi yanıydı projenin.

Yenileme Türkiye için çok yeni bir konu kamunun ve özel sektörün bu anlamda çok şey öğrendiği bir süreç oldu. Ciddi yol katedildi. Önemli bir deneyimi hep birlikte yaşadık.

• Samimi cevaplarınız için çok teşekkür ederiz. Bizce çok ilginç bir proje, bizim için de çok büyük bir öğrenme fırsatı olduğunu düşünüyoruz. Burası bir bavul tarih sanki. Çağdaş mimarlıkla birleştirme düşünceniz de çok güzel. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Biz de çok teşekkür ederiz.

Mimdap

8 Yorum
  1. yenileme ve dönüştürme projeleri kapsamlı olduğu kadar bizim gibi bu konularda geleneği olmayan ülkelerde zor işler. alışmak, öğrenmek süreç gerektiriyor. her kesim için bir manada denemek ve etkileşimlerle yol alma süreci denebilir.

    fatma gür | 16 May 2010

  2. projelerin fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla, yapıların sokak cephelerinin bir bütünün içinde farklı birer detay olması anlayışı benimsenmiş. bence güzel düşünülmüş.

    Anonymous | 16 May 2010

  3. kimse kentin ğüzelleşmesine karşı deyil ama belediye başkanı olupta filmlerdeki gibi kan emici bi vampir gibi insanların tapulu mülklerini emye kalkarsa tepki ğörecektir şimdi makamından dolayı huzurlu bişekilde orda oturan belediye başkanı makam el deyiştirdihi zaman aynı şekilde onun mülklerine makam gücüyle el konuldugu zaman feryadını şimdiden duyuyorum dini ne olursa olsun insan olan bi şahıs bölgede mülk sahibine bu teklifleri yapmaz benim 5 katlı toplamda 405 metrekarelik binam var ama bu binanın yerine 1130 metrekare inşaat yapacaklar bana ise 127 metrekare bodrum katta daire teklif edildi şimdi ise kabul etmedigim için hırsızlıklarına kamufle ettikleri 5366 sayılı kanunun kamulaştırma maddesini uyguluyorlar şimdi kimse kusura bakmasın bu zülüm aihm gidecek ve gelecek olan maddi ve manevi tazminatlarıda devlet ödüycek ozaman bu belediye başkanı hangi yüzle insan içine çıkacak ama yüz olsa makam kullanılarak gasp yapılmazdı tarlabaşında yeraltı yerüstü 14 ila 17 katlı binaların yapılacagına inanmayanlar google dan tarlabaşı yenileniyor yazın ve orda ki resimlere avan projelere bakın bakalım yalancı ve zalimlik nasıl yapılıyor görün

    ejder | 17 May 2010

  4. Değişim dönüşüm alanlarında bir çok tartışmanın tüketildiğini biliyorum. Bunlar toplumsal-sosyal-siyasal kaygıların önde tutulduğu tartışmalardı şimdiye kadar. Fatma Gür hanımın söylediği gibi bizde bu konular yeni. Barselona 1990 larda bu iş başardı, Londra 80 lerde başladı ve devam ediyor. Arada zaman farkı çok, kaybedilen zamanlar var. Fakat bir yerden başlamak gerekir yine de.
    Proje ortaya çıktıkça ve hem kamuoyu bilgi sahibi olup tartıştıça hem proje yönetimi gerekli düzenleme-düzeltmeleri yaptıkça daha olumlu bir nokta oluşacaktır kanısındayım.
    Burada belki herkese az gelen, kamu idaresi tarafından daha çok sosyal politika daha çok rahatlatıcı tedbirlerin o kesime sunulması olabilir.

    orçun kuzey | 18 May 2010

  5. bu deneylerin ağırlaştırılmış sosyal-politik söylemden daha çok somut analizlere dayalı olarak ünya örnekleri ve deneyleriyle karşılaştırılması hepimize bir çıkış yolu sunabilir. öteki türlü “bana daha fazla şunu ver” temelinde ve yahut “kentsel dönüşüm yanlıştır” radikalliğinde bir münakaşa kimseyi biryere götürmüyor. toplumsal faydalar için yeni araçlar ve tanımlar yaratmak gereklidir. otuz yıl öncesi düşünce kalıplarında kente dair değişimler ve onun üzerinden toplumsal fayda tanımları bulunmadığına göre bunu inşa etmek gerekir. düşünce inşasında ise çok radikallerine gitmeden ingiltere veya italya’daki mevcut sistem içindeki hak sahipliği, dönüşüm dinamiklerinin kaynakları gigi konulara bakılsa bugün içinden çıkılmaz hale getirilen tartışmaların ne kadar fuzuli olduğu görülür.
    üniversite öğrencileri bakın işte sormaları gereken doğru soruları sormuşlar ve somut duruma ait yanıtları proje yönetiminden almışlar. bu deney ve deneyin inşaası türkiye açısından ilklerden olan tarihi bölgedeki yenilemeye bir açılım getirir umudundayım.

    Perran Su | 22 May 2010

  6. dönüşüm anlamındaki projeler o kadar az ki, kamuoyunda konuyu geliştirecek ve açılım sağlayacak projeler yok gibi. oysa bu dönemde daha çok proje olmalıydı. tarlabaşı konumu itibariyle önemli bir proje, başarılar dilerim.

    orhan günertem | 23 May 2010

  7. bakın herkesin atladıgı bi nokta burada mevcud tapu sahipleri haklarının yüzde 10 lardaki teklifleri kabul edildirmeye çalışıyor belediye elindeki 5366 sayılı kanunu hançer ve atom bombası olarak kullanıyor çünkü mevcud yapılmak istenen projede şuanki tapu sahiplerinehak ettileri metrekarelerive hak ettikleri yerlerde yer bu projenin içeriginde gerçekten sosyallik olsaydı 3 yıl önce ihaleye çıkılmasından hemen sonra insanlar anlaşırdı onun için hakkın olmadıgı yerde adalet olmaz kamu görevlileri koltukları nı zenginleşme için kullandıgı sürecede bu tarz projeler 10 yılları bulur
    > BU BİR İNSANLIK AYIBIDIR BÖLGEDEKİ İNSANLARIN 5366 SYILI KANUN
    > KULLANILARAK BARINMA HAKKI ELLERİNDEN ALINIYOR
    > >
    > > merhabalar size 5366 saylı kanunun kullanılarak nasıl kentsel
    > > soykırım yapıldıgın anlatmak istiyorum şimdi istanbul beyoglu
    > > tarlabaşında kentsel yenileme adı altında soykırım yapılmak
    > > isteniyor beyoglu tarlabaşında kentsel yenileme adında
    > bi
    > > ihale yapıldı ve bu ihaleyide gap inşaat yüzde 42 katkarşılıgı
    > > kazandı ve bizzat muhterem beyoglu belediye başkanının
    > ihaleden
    > > önce mülk sahipleriyle yaptıgı görüşmelerde kentsel
    > yenilemenin
    > > bölge için bi talih kuşu oldugunu söyledi ve tapulu mülk
    > > sahiplerine şu telkinde bulundu yerlerinizi kesinlikle
    > satmayın
    > > buralar deyerlenecek demişti ama malesef belediye başkanının
    > > yalan konuştugu ihaleden sonra ortaya çıktı şirket ve beyoglu
    > > belediye yetkilileriyle biz tapulu mülk sahipleriyle yaptıgı
    > > ğörüşmelerde degerleme dedikleri çalma üsülüyle insanlarla
    > 5366
    > > sayılı kanunun kamulaştırma tehtidini kulanarak tapulu mülk
    > > sahipleriyle anlaşmak istiyorlar anlaşma rakamlarıda şöyle
    > örnek
    > > olarak inşaattan önce 5 katlı toplamda 405
    > > metrekareye s
    > > ahip tapulu mülk sahibi inşaat sonunda 127 metrekare
    > > teklif ediyor ama muhterem yetkililer ve şirket bu örnek verdigim
    > > binanın yerine ada bazında 1130 metrekare inşaat yapıyor buda
    > > malesef yüzde 10 demek diyer bi adıyla soykırımdır proje
    > > belediyenin resmi internet sitesinde mevcud bakarsanız
    > projeleri
    > > görürsünüz şimdi ketsel yenileme derken mevcut anayasanın
    > > korumsı altındaki biz tapu sahiplerinin haklarını kim
    > koruyacak
    > > bu soykırımcılardan hırsızlardan gaspcılardan talancılardan
    > > bunlar insanın onuruyla şerefiyle oynuyorlar şu untulmamalı
    > > insanın şerefi kutsaldır o şeref ugruna insan boynunu
    > > cellatın daragacına bile uzatır çünkü şeref herşeyden
    > >
    > önemlidir

    ejder | 23 May 2010

  8. türkiye için önemli bir proje . yorum yazan bir iki konjoktürel karşılıklar dışında aslında kimsenin başka bir çaresi yok. çare başka bir yolla olsaydı bu güne kadar deneyen olurdu. bu proje istanbul için de büyük şans.

    ferhan ünal | 13 June 2010


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe