Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Barselona’da Dönüşüm
Share 8 April 2010

Temmuz 2008′den bu yana İspanya’nın Türkiye Büyükelçiliği görevini yürüten, Barselona Eski Belediye Başkanı Sayın Joan Clos’un, 13 Nisan 2010 tarihinde Türk Serbest Mimarlar Derneği’nin düzenlediği Barselona Örneği Üzerinden Kamusal Alan Kavramı ve Mekan Kalitesi Deneyimleri konferansı nedeniyle, Barselona’daki dönüşümü tekrar gündeme getirmenin faydalı olacağını düşünerek Mimdap.org arşivlerinde daha önce yapılmış olan iki dosyayı yeniden yayınlıyoruz.

BARSELONA’DAKİ DÖNÜŞÜM – I: Genel Çerçeve

Kentsel Dönüşüm, Kentsel Yenileme, Kentsel Yenileşme kavramları ülkemizde gerek akademik çevrede gerekse uygulama alanında sıklıkla tartışılan bir konu haline gelirken, özellikle İstanbul’da her geçen gün yeni projeler kentsel yenileme adıyla gündeme taşınmakta ve bu projeler tartışılırken de Dünyanın pek çok yerinde gerçekleştirilmiş dönüşüm projelerine ve modellerine referans verilmektedir.

Konunun daha sağlıklı anlaşılması, bu projelerin nasıl gerçekleştirildiği ve nasıl bir modele dayandırıldığının tartışılarak, Türkiye’nin kendi dönüşüm modelini oluşturmasına katkıda bulunabilmek için Mimdap, önde gelen dönüşüm projelerini incelemeye karar verdi.
Bu çerçevede incelediğimiz ilk örnek, Barselona oldu. Yaptığımız çalışmada Barselona’nın süreç içerisindeki kentsel gelişimi ve değişimi, kentsel yenileşme modeli, bu çerçevede gerçekleştirilen önemli projeleri inceleyerek bir dosya oluşturduk.
Bu dosyanın ilk kısmında Barselona’nın kentsel dönüşümünün genel çerçevesini sunuyoruz.

Genel Çerçeve

Barselona’nın Kentsel Gelişmesi ve Değişimi*
Barselona, kentsel gelişme ve değişimin pek çok ana teması için mükemmel bir örnek sunmaktadır ama aynı zamanda da belirgin karakteri ve kişiliğine katkıda bulunan alışılmadık ve farklı özellikleri de sahiptir. Kent, Collserola Tepeleri ve Llobregat ve Besos nehirleriyle sınırlandırılmış kıyı düzlüğünde yer almaktadır. Bu topografik sınırlayıcılar kentsel sıkışıklık ve yüksek yerleşim yoğunluğunu da beraberinde getirmiştir.

Barselona; Kuzey batı Avrupa kenti özelliklerinin pek çoğuna sahiptir; Büyük bir üçüncül sektör bulunmaktadır, geleneksel üretim sanayileri gerilemektedir ve kent için çok uluslu yatırımlar giderek artan oranda önemlidir. İleri Teknoloji Sanayi için Teknik Parkların hızlı gelişimi, Avrupa’nın “güneş doğuşu” kuşağı olarak bilinmeye başlayan, Valencia ve Kuzey İtalya arasındaki Akdeniz kıyısının gelişimiyle ilişkili modern bir özelliktir. Aynı zamanda Barselona ciddi trafik sıkışıklığı ve Sofya’dan sonra Avrupa’daki en gürültülü ikinci kent olma yönündeki nahoş şöhretinden de muzdariptir.

Barselona’nın oldukça iyi korunmuş ortaçağ mahalleleri Roma yerleşimlerinin üzerine kurulmuştur. Ortaçağ binalarının altında dikey Roma sokaklarının örnekleri görülebilmektedir. Ortaçağ kentindeki alan; eski kent merkezi peyzajının günümüzde de yaşamını sürdürmesine ve tarihsel devamlılığa en iyi örneği sunarken alan; dar sokaklar, patikalar ve küçük meydanların labirentiyle karakterize olmaktadır.

Kurumuş nehir yatağının kenarındaki ortaçağ bölgesinin güneyindeki alan, daha sonra yayalaştırılmış bir Rambla haline gelen El Raval bölgesidir. Burada ana kentin içinde yer almasına izin verilmeyecek kadar kirletici olan sanayilerin yer alıyordu.
El Raval kent surlarıyla çevrelenmişti ve sanayi devrimi sırasında fabrikaların ve yüksek katlı kiralık konutların inşa edildiği bir alan olmuştur. 1850’lerde Ildefons Cerda’nın I’Eixample’sinin genişletilebilmesi için kent surları yıkılmıştır. Cerda’nın planı kentsel planlamanın ilk örneğiyken, Cerda; Karl Marx ve dönemin diğer sosyal düşünürlerinden oldukça etkilenmişti.

I’Eixample ızgara plan dokusunu kullanarak planlanmıştı. Gelişme; Barselona’yı uzak kentlerle bağlayacak şekilde hızla yayılmıştır.
Örneğin Gracia alanı, Barselona kentsel gelişimi tarafından yutulmadan önce, İspanyanın en büyük dokuzuncu kentiydi. Cerda’nın gridindeki katı bloklar, burada rast gele düzenlenmiş dar sokaklara dayanamamış ve ortamdaki değişim oldukça dikkat çekici olmuştur. Gracia’daki pek çok sokak, küçük, iki katlı binalar ve küçük meydanlar serisinden oluşmaktadır.

Geniş sokaklar ve kırılmış/açılı sokak köşeleri, buharlı tramvayın sokaklardan kolayca geçmesine imkan verecek şekilde tasarlanmıştır. Günümüzdeyse bu; çok sayıda trafik kesişimine neden olurken, Cerde planının ana hatalarından birisi olmuştur. Bir diğer eleştiride onun fikirlerinin bir kısmının doğru şekilde uygulanmamış olmasına yöneltilmektedir. Cerde planı, alçak blok yapılanmalarının her iki yanının küçük parklar ve yeşil alanlar için açık bırakıldığı bir bahçe kent olmayı amaçlamaktaydı. 20. yüzyılda artan nüfus baskısıyla ve araba parkına olan ihtiyaçla bu açık alanların çoğu imara açılarak doldurulmuştur. Pek çok bloğun yüksekliği, emlak geliştiricileri tarafından kendi gelirlerini maksimize edebilmek için tek düze sekiz kata çıkarılmıştır.

Kıyı tepelerinin eteklerindeki kuzey kısmındaysa, 19. yüzyıllın sonunda ve 20. yüzyılın başında bir dizi büyük villa inşa edilmiştir. Ana kentsel alandan aslında ayrılan bu yapılanma birinci sınıf konut zonunu oluşturmuşsa da, zaman içerisinde parçacıl genişlemelerle yutulmuştur.

1945 – 1975 arasındaki dönemde, kente iş bulmak için İspanya’nın diğer kısımlarından gelen göçmenler için olan kent çeperlerinin bazı kısımlarında ve ana yollar boyunca yüksek katlı aparman alanları imara açılmmıştır. Bu tarz bir konut bölgesi olan La Mina özellikle gecekondularda yaşayan kentlileri yeniden iskan etmek için yapılmıştır. Günümüzde burası dikkati çeken bir çingene toplumuna ve Barselona metropoliten alandaki en büyük sosyal yoksunluğa sahiptir.

Son 20 yılda iki büyük etkinlik; 1992 Olimpiyatları ve 2004 Kültürlerin Evrensel Forumu, kentin belki de Batı Avrupa’daki pek çok kentten daha radikal bir dönüşüm geçirmesine imkan vermiştir.

Bu sayede Kent Yöneticileri büyük altyapı projelerine yatırım yapma ve önemli kent içi sorunlarla savaşma imkanına sahip olmuştur. Kentsel yenileme; Nitelikli mimarlık, yeni müzeler ve otellerle birlikte planlı bir soylulaştırmayı içeren kültür güdümlü bir yaklaşımı izlemiştir.

En çarpıcı değişimler, Çağdaş Sanatlar Müzesinin kentin en kötü bölgelerinden biri olan El Raval’ın dönüşümüne yardım ettiği ortaçağ kentinde gerçekleşmiştir. Soylulaştırma, müzesinin yakınında pek çok modaya uygun bar ve restoranın açılmasıyla görülürken, diğer yerlerde küçümsenmeyecek bir göçmen toplumu İspanyollar tarafından artık istenmeyen apartmanlara yerleşmiştir.

Olimpiyat Köyü

Eski üretim endüstrisinin yer aldığı alan olan Poblenou kıyı bölgesinde de radikal dönüşümler gerçekleşmiştir. Terk edilmiş bu fabrika alanında Atletleri barındırmak için Olimpik köy inşa edilmiştir. Olimpiyat köyünün apartman blokları orijinalinde Cerda’nın öngördüğü hatlarla birlikte tasarlanmıştır ama günümüzde zemin katta planlanan ticari alanların çoğu boştur. Bunun sebebi Plaça Catalunya ve Zona Alta merkezi iş alanından uzak olması olabilir ama Barselona Belediye Başkanı Joan Clos için hektar başına 60 konut yoğunluğuyla Olimpiyat Köyü, kent planlanmasında yapılmaması gereken şeyin bir örneğini teşkil etmektedir.

Olimpiyat Köyüne bitişik daha yeni bir gelişme olan Diagonal Mar Hyper Toplumu, hektar başına 48 konutla çok daha düşük bir yoğunluğa sahiptir ve Urban Land Institute Mükemmellik Ödülünü almış olmasına karşın bir nevi kentsel gelişme felaketi olarak görülmektedir. Clos’a göre, bu tarz düşük yoğunluklu alanlar, kent duygusunun oluşturulmasına katkıda bulunmamaktadır. Belediye Başkanının kompakt, sürdürülebilir ve yoğun kent savunusunda, dışa doğru değil, yukarı doğru inşa etme, Ildefons Cerda’nın Eixample’si bir başarıdır. Eixample; yaşamın olduğu bir bölge yaratarak hektar başına 150 konutu içermektedir.

I’Eixample’deki yüksek nüfus yoğunluğu günümüzde bölgedeki canlılık duygusunun oluşmasına yardım etmiştir ve Barselona Konseyi, blokların avlularına, her dokuz bloğa bir tane olacak şekilde kamusal bahçeleri geri kazandıracak planları uygulamaya koymuştur. Bu; herkesin kamusal açık alanlara 200 metrelik bir çap içerisinde erişebilmesine imkan vermektedir.

Barselona’nın fiziksel genişlemesinin arkasındaki itici güç ekonomik büyümedir. Poblenou bölgesinde kalan fabrikalar ve atölyeler yeni teknoloji bölgelerine dönüşmeye başlamıştır. Güney Avrupa’nın yeni nesil senkrotronu kentin kuzeyine inşa edilmektedir. Avrupa’nın en büyük konferans merkezinin Evrensel Kültür Forumu alanında inşa edilmesiyle birlikte iş turizmi artış göstermiştir. Liman Akdeniz kruvazörlerinin yolcu alma noktası olarak işlev görmektedir ve İspanya’nın en büyük ve Avrupa’daki en dinamik sanayi bölgesi olan Zona Franca’ya bitişiktir.

Sanayi bölgesi, geliştirilen çeşitli altyapı projeleriyle büyük bir dönüşüm içerisine girmiştir. Sanayi alanı, kendi içinde serbest bölgeyi de içermektedir ve geniş çapta çok uluslu üreticiyi çekmektedir.

Kentin ekonomik gelişimi bazı açılardan çevrenin, özellikle de nehirlerin, harcanmasına neden olmuştur. Hem Besos hem de Llobregat nehirleri dönüşüm geçirmektedir. Bir dizi nehir kenarı park şimdilerde Besos nehrini çevrelemektedir ve korunacak doğa alanı ve yeni kumsallarla Llobregat’ın kaynağına yeni su arıtma tesisi inşa edilmektedir. Ancak yeni çelişkiler ortaya çıkmaya devam etmektedir. Havaalanın genişletilmesinin Llobregat Deltasındaki vahşi yaşama olumsuz bir etkisi bulunmakta ve hızlı tren linkinin inşası Barselona’nın kalan yeşil kuşağında oldukça zarar verici sonuçlara neden olmaktadır.

Değişik mimarisiyle (özellikle Antonio Gaudi’ninkiler) katedraller, opera evleri, tiyatrolar, müzeler ve pek çok ünlü sanatçıyla (Picasso ve Dali’de dahil olmak üzere) olan yakın ilişkisiyle Barselona oldukça sanatsal ve kültürel bir merkezdir. Aynı zamanda İspanya’nın kendi dili, gelenekleri ve ayrı bir kimlik anlayışıyla en farklı bölgesi olan Katalanya’nın da başkentidir. Kent içinde güçlü bir kentsel gururla ve her zaman Madrid’i gölgede bırakmak için rekabetçi bir kararlılığı vardır.

Bu nedenle Barselona Barselona ortaçağdan günümüze kadar kentsel gelişmenin mükemmel bir örneğini sunmaktadır. Kentin peyzajı geçmişinin ve bu günün net bir ürünüdür.

Barselona’daki Kentsel Çalışmalar
Kimse sadece korumayla yaşayamaz. Eğer yeni yapı yapılmazsa, kent ayakta kalamaz; hatta eski bile sürdürülemez. Her bir kentin, mevcut sembollerini yenilerle birleştirmede kendi formülünü bulması gerekiyor. Sonrası olmadan, eski yapıtlar sadece birer tekrar olur.
Pasqual Maragall, 1982 – 97 Barselona Belediye Başkanı

Günümüzde Barselona’nın yenilikçi kentsel planlaması uluslar arası camiada takdir toplarken, dünyadaki en başarılı kentlerden biri olarak tanınmaktadır. Barselona; planlamanın insanlar için yüksek kaliteli çalışma ve yaşama olanakları sunduğu yeni kentsel dalganın ön cephesine kendisini yerleştiren bilgi tabanlı ve enformasyon hizmetlerini sağlayarak, son on yılın ekonomik, çevresel ve sosyal dönüşümlerinde ayakta kalmıştır. Kısaca Barselona, kendisini ziyaret edenlere oldukça etkileyici kentsel çevre sunan bir kent haline dönüşmüştür.

Barselona’nın dönüşümünün temelleri kentin; 1859 yılından itibaren planlanmış 520 sokak bloğuyla bahçe kent yayılması L’Eixample Bölgesinde gerçekleşmiştir. Onun yüksek kaliteli mimarisi, eşitlikçi tasarımı ve erişim kolaylığı zamana karşı dayanmış ve günümüzdeki modern kent gelişmelerine bir model sağlamıştır.

Barselona’nın modern dönüşümü, 1992 Barselona Olimpiyatlarına hazırlıklarla başlamıştır. Gerek kent içi gerekse çeper bölgelerde kentsel çöküşün ciddi problemleriyle yüz yüze gelen plancılar kapsamlı bir yaklaşım geliştirmiş ve olimpiyatları kent genelindeki reformlar için bir araç olarak kullanmıştır. Olimpiyat hizmetleri, körfeze yakın terk edilmiş endüstriyel bölgede inşa edilen olimpiyat köyüyle ihmal edilmiş 4 bölgeye yayılmıştır. Olimpiyat Limanının her iki tarafında inşa edilen yapay altı plajın inşasıysa en büyük etkiyi yaratarak Barselona’nın tarihinde ilk defa gururla denizi kucaklamasını sağlamıştır.

Aynı zamanda sosyal kapasitenin iyileştirilmesine ve kente kötü suç şöhretini kazandıran marjinal sakinlerin temizlenmesine yönelik politikayla kent içi alanlarda radikal bir dönüşüm başlamıştır.

La Mina Bölgesi

Şu anda Barselona üçüncü dönüşüm dalgasını yaşamaktadır. İleri teknoloji bölgesi (22@), Hyper toplum (Diagonal Mar), 2004 Kültürlerin Evrensel Forumu ve yeni konteynır limanı ve lojistik park kilit gelişmelerdir ve bunların hepsi körfezde ıslah edilmiş kahverengi alanlarda geliştirilmektedir. Kent içi alanlar ve çeperlerde yeniden şekillendirmeler devam etmekte ve yüzyıl sonra dikkatler yeniden L’Eixample’da odaklanmıştır. Endüstriyel gelişmeler için açık iç mekanlarını kaybeden konut bloklarının pek çoğu, toplum bahçelerine kademeli olarak geri dönüşe şahit olmaktadır.

Göz kamaştırıcı uluslar arası imajına rağmen Barselona’nın karanlık bir tarafı da bulunmaktadır. Marjinal sakinler efektif bir biçimde çeperlere gönderilmiştir. Evrensel Forum gelişmesinin yanında suçun yönettiği bölge La Mina yeniden biçimlendirmenin hedefi olmasına karşın, kentten 60 kilometre uzaktaki uydu kentler yeni sosyal sorunlarla karşılaşmaya başlamıştır. Barselona Avrupa’daki en kompakt kentlerden birisidir; bu sürdürülebilirlik çerçevesinde tasarlamak için bir avantajdır ama gürültü (hem trafik hem de insan), trafik sıkışıklığı ve kirlilik açısından ciddi sorunlara da yol açmaktadır.

Barselona’nın yenileşme modeli - Uluslar arası etkinlikler; itibarı arttırmak, özel yatırımları çekmek ve kentin işgücünü motive ederek ona odaklanmak için kullanılmıştır. Etkinlikleri için inşa edilen binalar ve altyapı oldukça niteliklidir ve ikili bir amaca; etkinliklerin kendi içinde kısa dönemli kullanım ve uzun dönemde kentin çürüyen bölgelerinin yenileşmesi anlamında hizmet etmektedir.

- İnşaat sektöründe düşük ücretli göçmen işçilerin ve çoklu alt yüklenicilerin kullanımı
- Kent, farklı bölgeleri ihtiva eden bir yer olarak değil, mahallelerinin bir toplamı olarak görülmektedir. Bu yenileşmeye parçacıl yaklaşımların cesaretini kırarken, onun yerine toplumların inşasını vurgulamaktadır
- Kamusal müdahaleler yerel toplumun talepleriyle bağlantılıdır.
- Kentsel yoğunluk 20% azaltılmıştır.
- En kötü etkilenen alanların çeperlerinin radikal dönüşümü. Bozulmanın çok belirgin olmadığı yerlerde dönüşüm sürecine başlamak çok daha kolaydır.
- Yenileşmeyi cesaretlendirmek ve tekrarı önlemek için kamusal binaların konumunun dikkatli bir biçimde planlanması
- Miras değeri olan binaların okul, kütüphane, ofis, kültür merkezi gibi kamusal kullanımı için korunması
- Bir alana; hizmet endüstrisi, ofisler ve ticaret, özel sosyal konutları da içeren yeni karma alan kullanımların tanıtılması
- Yenilikçi mimari ve düşüncenin desteklenmesi
- Erişebilirliği arttırabilmek için ulaşım altyapısına yatırım yapılması. Bu ekonomik ve sosyal aktive için fırsatları arttırmaktadır.
- Mahrum kalmış mahallelere yeni sosyal karmanın tanıtılması için kasıtlı bir politika
- Sosyal karışımı cesaretlendirmek için stratejik alanlarda yeni toplumsal açık mekanların oluşturulması. Bu açık alanlar, yeni bina gelişmeleri başlamadan çok önce oluşturulmaktadır
- Planlamada katı bir tutumdansa esnek bir yaklaşım
- Ticaret ve hizmet endüstrisinin kent geneline, canlı toplumlar kazanabilmek adına özellikle de kent merkezine yayma politikası;
- Kent dışı alış veriş merkezi gelişmeleri üzerine bir blok
- kamusal fonları kullanarak yenilenebilmesi için Oldukça kötü koşullardaki binaların zorunlu satışı
- Bina renovasyonları, hem iç mekan hem de cephe olarak yüksek standartlarda tamamlanmaktadır.
- Mülklerin yenileştirilmesi için vergi teşvikleri
- Yenileşme Projelerini yönlendirecek güçlü politik ve yerel liderlik
- Cehalet, kötü sağlık ve yüksek işsizliğin sosyal problemleriyle baş edebilmek için Eğitim, iş eğitimi, sağlık, suç ve boş zaman girişimleri
- Sosyal dışlanmayla mücadele için Boş zaman ve sosyal hizmetleri birimleri arasında işbirliği

BARSELONA’DAKİ DÖNÜŞÜM – II: Tarihi Kent Merkezinde Dönüşüm

Barselona Dosyamızın ikinci bölümünü, kentin tarihi bölgesinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projeleri oluşturmaktadır. Bu çerçevede kentin El Raval Bölgesi ve Cerda’nın oluşturduğu planla inşa edilen Eixample Bölgesi incelenmiştir.

El Raval Bölgesi
Barselona’nın ortaçağ kent dokusunda yer alan El Raval bölgesi, çok yakın bir tarihe kadar oldukça yoğun kentsel alanlardan birisiydi. Güncel ve halen devam eden yenileşme projeleri, alanın bazı bölgelerindeki sosyal, çevresel ve ekonomik karakteristiği etkileyici bir biçimde değiştirmiştir. Ancak, projenin daha geniş etkileri ortaçağdan günümüze çok az dokunulmuş olan pek çok sokağa henüz tam olarak etki etmemiştir.

1800’lerde El Raval bölgesi kenti besleyen pazarlardan oluşurken, alanın büyük bir kısmı henüz inşa edilmemişti. 1850’den sonra Sanayi Devrimi rehberliğinde El Raval; kırsal alandan gelen işçiler için yapılan kiralık konut blokları ve tekstil fabrikalarıyla hızla doldu. Bu binalar mekanı maksimize edecek şekilde birkaç katlı olarak inşa edilmişti ve kiracı konutları yüksek katlı slumlardı. Her bloğun avlusunda yer alan tuvaletler ve musluklar ortak kullanılırken, oldukça sık salgın hastalık olmakta ve ölüm oranı oldukça yüksekti.
Kentin daha zengin kesimlerinin yaşadığı Barri Gotik eski kent alanında izin verilemeyecek kadar kirletici ve tehlikeli görülen, tuğla yapımı, kesimhane ve dericilik gibi eski sanayilerin mekanı için Tekstil fabrikaları yarışıyordu.

El Raval’ın limana en yakın olan diğer güney yarısı, gerek zenginler için lüks genelevleri ve daha kötü koşullardaki fakirler için yüzlerce bar – otelle birlikte fuhuş sektörüyle ve aşağı seviyedeki insanlarıyla tanınmaya da başlamıştır. Alan aynı zamanda Barrio Chino ya da Çin Mahallesi olarak da biliniyordu. 1920’lerde San Francisco’nun Çin Mahallesindeki ahlaksızlıkla ilgili bir filmi izledikten sonra yerel bir gazeteci olan Francesc Madrid tarafından bu etiket alana yapıştırılmıştır. Barselona her zaman El Raval’da odaklanan bir yeraltı dünyasına sahip olmuştur.

Günümüzde alanın büyük bir kısmı inanılmaz bir biçimde değişmişse de hala endüstriyel bir niteliğe sahiptir ama devam eden sanayi baskısı, mobilya ya da inşaat malzemeleri satan eski moda ufak atölyelerden oluşuyor. Eski kiracı konutlarının pek çoğu halen ayakta olmasına karşın, pek çoğu da yıkılmıştır. Bu konutların en iyi koşullara sahip olanlarını modernize etme yönünde giderek artan bir eğilim olmasına karşın, pek çoğu eski elektrik tesisatına, kötü ve yetersiz su sistemine sahiptir ve 10 daire tek bir merdivenle sokak girişine bağlanırken, binaların yangın çıkışı bulunmamaktadır.

Hükümetin kentsel yenileme projelerinin ana hedefi olan Barrio Chino’da en büyük değişim gerçekleşmiştir. 1970’lerin sonunda eroinin gelmesiyle Chino için ciddi sorunlar da baş göstermiştir. Alanın kısmen kabul edilebilen eski suç oranı, özellikle de turizm sektörünü etkileyerek çok daha tehdit edici bir boyuta ulaşmıştır. Hükümet hızlı bir biçimde hareket ederek, 1988’den itibaren alandaki ucuz pek çok oteli kapatarak, uyuşturucu satışı ya da fuhuşla ilişkili bütün blokları yeni meydanlar oluşturabilmek adına yıkmıştır. Yerinden edilen insanlar da, genellikle gözden uzak olan kentin eteklerindeki daha yeni dairelere transfer edilmiştir.

Yetkililerin “El Raval’ı düzene sokmak” olarak adlandırdıkları bu süreçteki bir diğer unsurda; yıkılan alanlarda öğrenci konutları, yeni bir polis merkezi ve ofis kulelerinin inşasıyla doğrudan soylulaştırmadır. Adı en çok çıkmış alanlardaki daha sonraki gelişmeler 14 katlı bir oteli de içerecek şekilde planlanmıştır.

Değişimlerin bazıları kuşkusuz iyiye yönelik olmuştur. Bu değişimlerin yararlarını hissedenlerden birisi hayatı boyunca Raval’da yaşayan gündelikçi olarak çalışan Avelina Perez’dir. “Yeni yerimize iki ay önce taşındık ve aslında evin eski evimizden biraz daha küçük olduğunu bile düşündük, aradaki fark gündüzle gece kadardı. Öncelikle artık içeri çöp ve kanalizasyon kokusu yerine, güneş giriyor. 18 yaşındaki oğlum engelli ve eski evimizde onu omuzlarımda 3 kat taşımam gerekiyordu. Şimdi 70 kilo ağırlığında ve tanrıya şükür asansörümüz var” demektedir.

Avelina Perez’in eski dairesi 2000 yılında tamamlanarak El Raval’in yeni Rambla’sının bir bölümü haline gelen Carrer Cadena’dadır. Yeni yerleşimler kendi içinde barrio’ya sadece yeni sakinler getirmemektedir; burası uzun süreli sakinler, yıkımla yerinden edilen özellikle de yaşlı insanlar, için ayrılmıştır.

Gerçek bir yenileşmenin takip edip edemeyeceği tartışılabilir. Associacio de Veins del Raval’ın başkanı olan Pep Garcia “Calle Sant Ramon gibi yerlerde; ağaçlar ektiler ve placa yarattılar ve suç unsurları orayı tekrar doldurmak için geri döndü” diye anlatmaktadır. “Projelere daha fazla sosyal ve polis eyleminin eşlik etmesi gerekiyor yoksa hiçbir şey elde edilemeyecek” Sokaklarda halen küçük gruplarla ilişkili suç bulunmaktadır.

Kentsel yenileme projelerinin kümülatif etkisiyle özellikle de Barrio Chino’nın içinden olan pek çok insan, geniş yayalaştırılmış Rambla’nın inşasıyla, kentin en özgün kısmının kalbinden sökülüp dışarı atılırken, burayı kısmen boş bırakarak oradan ayrılmıştır.
El Raval’daki dikkatten kaçmayan beklenmedik bir diğer değişimse İspanyollar tarafından artık istenmeyen dairelere yerleşen, çoğunlukla Faslı ve Pakistanlı göçmenlerden oluşan Müslüman toplumundaki artıştır. Aynı şekilde dikkat çeken Filipinli bir toplumda bölgede bulunmaktadır. Düşük kira bedelleri ve yakın çevredeki iş olanaklarına kolay erişebilen konumu, alana her zaman farklı göçmen ve kısa süreli kullanıcı dalgasını kendisine çekmiştir.

Genel olarak bu yeni göçmenler, ağırlıklı olarak İspanya’nın güneyinden gelen daha önceki göçmenlerin karşılaşmadığı bir dizi güçlükle; yasal ve dilsel problemler, kültür şoku ve ırksal önyargıyla karşılaşmaktadır. Diğer taraftan bazı yerel insanlar, yeni gelenler nedeniyle mahallede kurulmuş yaşamın tehdit altında olduğuna inanıyor. Ama SOS Racisme “15 göçmenin tek bir dairede yaşadığı bazı durumlar var, bu kötü ve sağlıksız ama onları eleştiren bazı insanlar, çok kısa bir süre önce ailelerin tek odalı dairelerde yaşadığını unutuyor” demektedir.

Aşağı Raval’daki ana cadde; Nou de Ia Rambla günümüzde daha önceki yaşamının bir fraksiyonunu yaşamaktadır ama mağazaların sürreal seçkisi devam etmektedir; striptizcilerin payetlerini aldığı tiyatro kostümcüleri, gelinlik üzerine uzmanlaşmış moda dükkanlarının yanında yer almaktadır. Yukarı Raval’daki ana cadde Carrer L’Hospital şu anda turizmle ilişkili pek çok işletme için rağbet edilen bir yerdir. Placa Catalunya’ya doğru yönelindiğinde burası; Çağdaş Sanatlar Müzesi ve Çağdaş Sanatlar Merkezinin binalarını da içeren devasa kültür kompleksiyle birlikte bölgenin gençleştirilmesi için yapılmış en geniş ölçekli resmi projenin alanıdır. Burası aynı zamanda El Raval Humanities Üniversitesinin de yeridir. Raval’ın yukarı bölgesinin canlandırılması pek çok kaliteli yiyecek satan dükkanı da içerirken, Sanat Müzesine yakın olan Carrer Doctor Dou; küçük sanat galeri sokağına dönüşmüştür.

Çağdaş Sanatlar Merkezi kentsel kültürü; sosyal, kentsel planlama ve kültürel gelişmelerin üreticisi ve değişimin arkasındaki güç olarak tanımlayan Avrupa’daki ilk merkezdir. Uluslar arası arenada bir referans noktası ve kentle olan ilişkisi yeni bir kültürel döngüye ve yeniden doğan El Raval’daki turist güzergahına katkıda bulunmuştur.

Tamamen yeni sofistike kültürle olan ilişkiyi edinmenin yanı sıra, barlarının biraz düşük nitelikli (grunge kültürü) sosyalleşme mekanları olarak yeniden keşfedilmesiyle bölgenin bir kısmı yeniden hayat kazanmıştır. Carrer Riereta boyunca pek çok sanatçı stüdyo açmıştır. Sanat eleştirmeni Jeffrey Swartz “güzel sanatlar mezunu pek çok kişinin büyük pencereli bu hafif sanayi mekanlarını kiralamasıyla 1980’lerde başladı” diye açıklamıştır. “Ucuz büyük mekanları bulmak artık çok daha zor olmasına karşın, Aşağı Carrer Riereta’da yaklaşık 40 kadar sanatçı bulunuyor ve barrio’nun genelineyse çok daha fazlası yayılmıştır”.

Aynı zamanda alan, orada yetişen İspanyollara nazaran bölgenin atmosferini çok daha çekici bulan Avrupa’nın diğer bölgelerinden yeni gelmiş göçmenler (örneğin öğretmenler) içinde oldukça popülerdir. Genellikle genç İspanyollar banliyölere taşınmaya güçleri yetene kadar burada kalmaktadır.

El Raval’ın kentsel yenileşmesi AB sosyal bütünleşme fonundan gelen para da dahil olmak üzere kamusal fonlarla yönetilmiştir. Günümüzde özel yatırımlar kamusal yatırımı büyük oranda geçmiştir. Hükümetin eylemleri; altyapıyı, belediye ve semt hizmetlerini, konut, iş, sağlık, eğitim ve sosyal hizmetleri ve spor olanaklarını iyileştirme ve marjinal ve suç eylemlerini sınırlandırma üzerine odaklanırken, mahallenin imajını iyileştirmek için kampanyalar başlatılmıştır. Tarihi ve kültürel mirasın teşviki turist kullanımındaki artışla sonuçlanmıştır.

Etkiler oldukça derindir. Sürdürülebilir bir biçimde ve genel olarak Barselona’nın nüfusundaki azalmayla ilişkili olarak nüfus azalması devam etmektedir. İstihdam belirgin bir biçimde artmıştır ama sakinler arasındaki düşük vasıflardan dolayı alanda yaratılan işlerde genellikle bölge dışından gelen işçiler istihdam edilmektedir. Aile geliri net bir biçimde düşmektedir. Suç oranı Barselona ortalamasına düşürülmüştür ve suçlular etkili bir biçimde alanın dışına taşınmıştır. Alanın marjinal aktivitelerini kazımak için eylemler devam etmektedir. Bireysel güvenliğin algılanışı artmıştır. Eğitim seviyesi kent bütünündeki ortalamaya nazaran önemli eşitsizlikler içermesine karşın, geçtiğimiz yıllarda giderek yükselen bir artış göstermiştir. Aids ve Tüberküloz gibi ciddi hastalıkların görülmesi Barselona geneline göre El Raval’da oldukça yüksektir. Göçmenlerle ilişkili bir hastalık olarak sıtma vakaları da görülmektedir. Kent geneline göre ölüm oranı daha yüksektir. Güney El Raval kentteki en kötü sağlık göstergelerine sahiptir. Başlatılan aktivitelerin pozitif bir etkisi olmasına karşın, mevcut politika ve programlar yeni sağlık problemlerinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
El Raval’da yaşayan insanların genel problemleri sırasıyla şu şekildedir

1- ekonomik (düşük gelir ve rastgele borçlarla ilgili problemler)
2- sağlık
3- sosyal (örneğin aileden yalıtılmış olmak)
4- işsizlik
5- konut
6- sosyal psikoloji (aile sorunları)
7- yasal konular (mülk sahipleri ve kiracılar arasındaki çatışma, çalışma izinlerinin olmayışı)
8- okul (okuldan kaçma ve eğitimden geri kalma)

Örnek
1850’lerde Barselona, hem uzun zamandan beri beklenen kent duvarlarının yıkımıyla birlikte fiziksel büyümeyi hem de Katalan Rönesans’ıyla kültürel uyanışı ve ekonomik büyümeyi sağlayabilmiştir. Ildefons Cerda’nın Eixample’si için dekor büyük ızgara sistemine yayılmak üzere ayarlanmıştı.
Barselona’nın duvarları yıkıldıktan sonra, onun ötesindeki arazinin geliştirilmesi için ve kenti Gracia’ya ve diğer kentlerle bağlayacak bir plana ihtiyaç vardı. Konsey, 1859’da projeler için bir yarışma düzenlendi. Aslında onlar, Plaça Catalunya’dan yelpaze gibi ışıyan uzun düz caddeler için Antoni Rovira’nın i Tras’ını tercih etmiş, eski kent dokusunu görmezden geldiği için Cerda’nın projesini beğenmemişti. Ancak hiçbir zaman açıklanmayan bir nedenden dolayı, bir başka Katalan mühendis Ildefons Cerda’nın planının uygulanması yönünde bir emir gelmiştir.

Cerda; 1855 yılında kentin haritasını çıkarmış ve ilk eksiksiz planını çizmiştir. Aynı zamanda El Raval’ın İşçi konutlarının sağlıksız ve kısıtlı koşullarından ve yüksek ölüm ve bundan kaynaklı olduğunu gördüğü suç oranıyla ilgili problemlerden de etkilenmişti. Cerda, işçi sınıfının yaşam biçimini araştırmış ve ortalama bir ailenin sadece sardalyeyle zenginleştirilmiş ekmek ve patatesten oluşan bir yemeğe gücünün yettiğini bulmuştur. Gözlemciler, 6 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan 1856’daki kolera salgını için sağlıksız koşullardaki aşırı kalabalıklaşmayı suçlamıştır. Düzensizlik, hastalılık ve kargaşa sıcak uzun 1854 yazının sıradan bir özellikleriydi.
Cerda düz çizgileri seviyordu ve onun fikri, dik kesen sokaklarla bölünmüş coğrafi paralel boyunca Eixample’nin iki ana caddesini yerleştirmekti. Onun ana amacı; sadece iki kenardan belirli bir yüksekliğe kadar inşa edilmesini ve gölgelikli bir meydan ya da bahçenin arada bırakmasını sağlayacak sıkı inşaat kontrolleriyle standart büyüklüklere sahip dörtgen biçimli bloklar kullanarak sosyal problemlerin üstesinden gelebilmekti. Açık kenarlarla bu rekreasyon alanları evlerin maksimum hava, güneş ve ışık almasını garantileyebilmek içindi. Tüm evlerin gün içerisinde güneş alabilmesi için Konut blokları Kuzeybatı – Güneydoğuya yöneltilmişti. Her bir bölge, tüm toplumsal mağazaları ve hizmetleri içeren 20 bloktan oluşurken, blokların kenarı 113,3 metre boyundaydı ve en az 800 metrekaresi bahçe olacak şekilde 12.370 metrekare alanı kapsıyordu. Normal caddeler 20 metre genişliğinde inşa edilirken, Büyük caddeler 50 metre ve Passeig de Gracia 60 metre genişliğindeydi. Cerde için sokakların fonksiyonu iletişim ve trafiğin akışını sağlamaktı.

Cerda planının en belirgin özelliği her bloğun 45 derece açılı köşelere sahip olmasıdır. Bunun arkasındaki fikirse; her yönden her şeyden önce kamusal ulaşım için daha akışkan bir trafik sağlayabilmekti, Cerda’nın özellikle aklında olan buharlı tramvaydı ve binanın köşe açılarını belirleyen de onun geniş dönüş yarıçapı olmuştur.

Kentsel mekanın bu idealize edilmiş bir biçimde kullanımına güçlükle erişilmiştir, Eixample’yi Cerda’nın mülklerindeki (ve karlarındaki) sınırlamalarına göre gerçekte inşa eden özel geliştiriciler için bu anlamsız bir müdahaledir. Binalar -520 kare blok ya da manzanas- planlanandan çok daha yükseğe çıkmıştır ve uygulamada tüm binalar, çok az iç bahçe hayatta kalarak kapatılmıştır. Günümüzde bu iç avluların pek çoğu, otopark, atölye ve alışveriş merkeziyle doldurulmuştur.

Cerda’nın daha vizyoner fikirleri zaman içerisinde kaybolurken, Eixample’nin inşası ana katta geniş dairelerle kaliteli apartman binalarıyla spesifik türdeki binaların gelişmesini yaşadı. En üst katlarsa çatı bahçelerine sahip daireleri içeriyordu.
İdeal kentsel gelişmenin ilk modeli olarak Eixample herkesi memnun etmedi. Caries Soldevila “Barselonalıların Eixample hakkında kötü konuşma eğilimine sahip olduğumuz gerçeğini saklamayacağım. her şeyin ötesinde ondan monoton olduğu için nefret ediyoruz. Sert paralel sokaklar, bloklar arasındaki çeşitlenmeyen 20 metre genişlik, birbirinin aynı gözüken dik kesişen kavşaklar, ayrı duran bir nirengi bulmanın imkânsızlığı, her bloğun merkezinde insanları dışarıdan yalıtan dört tarafı inşa edilmiş binalar, oldukça hızlı ve yoğun miktarda taşıt trafiğiyle karşıdan karşıya geçmenin zorluğu, karşıdan karşıya geçmeyi yorucu bir seyahat yapan yaya geçitlerinin konumu, açık mekan olarak düşünülen ama günümüzde çift sıra park etmiş araçlarla dolu olan sokak köşeleri” diye anlatmaktadır.
Büyük bloklar günümüzde ofislere ve çok aileleri konutlara dönüşmüştür. Bölgenin eski sakinleri bankacı, otel çalışanları ve alışveriş asistanları gibi yeni gelenlerle kaynaşmak zorundadır.

Rambla de Catalunya ve Passaeig ge Gracia Eixample’nin kalbini oluşturmaktadır. Passeig de Gracia kent surları yıkılmadan önce Barselona’ya ve Gracia kentine bağlıydı. Rambla de Catalunya daha yenidir ve üstü örtülen eski Malla Nehrinin üzerindedir.
Eixample’nin sağ tarafı, ilk geliştirilen bölge olduğundan Gaudi tarafından zengin tekstil tüccarları için tasarlanan pek çok yapıyla daha ayırt edici mimarlık örneklerinin çoğunu içermektedir. Pek çok apartman aile evi olmaktan çıkmıştır ve profesyonel ofislere, bankalara, müzelere, ana alışveriş mekanlarına, modern barlara ve restoranlara dönüşmüştür. Passeig de Gracia’nın büyük caddesi MIA’ya Placa Catalunya’nın kuzeyinden uzanan doğrusal uzantıyı oluşturmaktadır.

Diyagonalin kuzeyine doğru Eixample’nın dışı asıl olarak orta sınıf konut alanıdır.

Eixample’nin sol tarafı daha sonra gelişmiştir ve daha konut alanıdır ve çalışan sınıf yer almaktadır. Hastane, Escola Sanayi, 1905 tarzı hapishane gibi genel kent hizmetleriyle daha liberal olarak gelişmiştir. Çok kısa bir süre içinde orta sınıf mensuplarının yaşadıkları çevrede görmeyi istemedikleri bazı aktivitelerin mekanı haline gelmiştir. Büyük bir mezbahane alanın sol kenarında inşa edilmiştir ve ancak 1979’da yıkılabilmiştir. Raval’a dokunan Mercat de Sant Antoni ve Nonot’la alanın iki büyük pazarı bulunmaktadır. Burası aynı zamanda 1842’de kurulan Central Üniversitesi de dahil olmak üzere akademik enstitülerinde alanıdır.
Sol Eixample’nin dış kısmını orta sınıf bölgesi olan Les Corts ve Plaça Frencese Macia bölgesine doğrudur.

Son birkaç yılda kent Cerda’nın binaların arkasındaki yeşil kamusal alan fikrini uygulama çabasın içine girmiştir. Barselona kenti ve Katalan bankalarının ortaklığında kurulan Proeixample SA, bu projeden sorumludur. Örneğin bir işin yer değiştirmesiyle bloğun bir kısmı müsait olduğunda Proeixample inisiyatifi ele almaktadır. Parkların tasarımı ve düzenleme maliyetleri geliştirme tarafından ödenmekte ve arazinin geri kalanı konut ya da kamusal hizmetler için satılmaktadır. Bu metodun avantajı maliyetinin olmamasıdır. Dezavantajıysa oldukça yavaş bir süreç olmasıdır.

Bir diğer alternatif metotsa; yüzeyi kamusal rekreasyon amaçlı kullanımlara açarak yer altında yapılmadığı zaman otopark gibi blok içindeki gelişmeler için istenen planlama izinlerinin verilmemesidir.

Şu anda sekiz meydan düzenlenmiş, diğer 10 tanesi de planlanmıştır. Her dokuz blok için bir avlu bahçe yaratabilmek esas amaçtır. Ama buna erişebilmek için 20 iç avlunun daha iyileştirilmesi gerekiyor. Pek çoğu da yakın bir tarihte elde edilebilir gibi görünmüyor. Avlu bahçeler Eixample’deki kamusal mekanların artışına çok mütevazi bir katkıda bulunmaktadır. Kişi aşına 1.6m2 olan rakam, 1.7m2’ye ulaşmıştır.

Barselona’nın kentsel tasarımını ünlü yapan meydanların tersine dönüştürülen iç avlular mimari bir bakış açısıyla pek de ilginç değil. Vurgu kullanıcıların özellikle de yaşlı insanların ve çocukların ihtiyaçlarınadır. Çimenliklerle oyun alanları ve gölgelik sağlayan ağaçlarla bank bölgeleri bulunmaktadır. Taşın ağırlıklı olduğu bir görünüme sahiptir. Her bir meydanın kendine has bir karakteri vardır.
Avlu bahçeler biraz şaşırtıcı vahalar gibidir; sokakların gürültü, kirlilik ve trafiğinden uzak, komşularınızla konuşabileceğiniz, oyun oynamak için güvenli noktalardır.

* Bu araştırmalar Geographyfieldwork sayfasından yararlanılarak hazırlanmıştır.

8 Yorum
  1. Dosya yazısının bir kısmında:
    “El Raval’ın limana en yakın olan diğer güney yarısı, gerek zenginler için lüks genelevleri ve daha kötü koşullardaki fakirler için yüzlerce bar – otelle birlikte fuhuş sektörüyle ve aşağı seviyedeki insanlarıyla tanınmaya da başlamıştır. Alan aynı zamanda Barrio Chino ya da Çin Mahallesi olarak da biliniyordu. 1920’lerde San Francisco’nun Çin Mahallesindeki ahlaksızlıkla ilgili bir filmi izledikten sonra yerel bir gazeteci olan Francesc Madrid tarafından bu etiket alana yapıştırılmıştır. Barselona her zaman El Raval’da odaklanan bir yeraltı dünyasına sahip olmuştur.” deniyor. Sonra devamla, “Hükümet hızlı bir biçimde hareket ederek, 1988’den itibaren alandaki ucuz pek çok oteli kapatarak, uyuşturucu satışı ya da fuhuşla ilişkili bütün blokları yeni meydanlar oluşturabilmek adına yıkmıştır. Yerinden edilen insanlar da, genellikle gözden uzak olan kentin eteklerindeki daha yeni dairelere transfer edilmiştir.”
    Bu satırları okuduktan sonra bizdeki cılız kentsesel yenileme denemelerine karşı (bir çoğunun illada kentsel dönüşüm dedikleri) kavramların, karşı çıkanların üstünde oturduğu mantıktıklarının nerelerde olduğuna dikkatinizi çekerim.
    Bizdeki ağlaş meleş popülist söylem ne kadar toplumsal gelişmenin önüdeki tıkaç, bu açıkça görülüyor.

    Recep Küçük | 10 April 2010

  2. Dönüşüm bizde her iki taraf açısından iyi kullanılmamış bir süreç olarak başladı ve tüketilmeye devam ediyor.
    1.Devlet konuya yukarıdaki gibi kararlılıkla bir planlama meselesi olarak girmedi.
    2.Devlet bunun için sosyal fon ayırmadı, sosyal politikalar düzenlemedi.
    3.Kendisine muhalefet ya da sivil toplum diyenler bir şekilde toplumsal tepkiyi toplayabileceğini zannedenler konuyu ve argümanları ucuzlattılar.
    4.Dönüşümün bir toplumsal müzakere olması esasını gözden kaçırıp taraflar haline gelip bunu bir uzlaşı sanatına değil kavgaya dönüştürdüler.
    Sonuçta bizdeki siyasetçi, teknik adam, meslek birimi profili bu kadar işte.
    Bu örnekler dikkate alınırsa belki düzelmeler olabilir.

    uğur seren | 10 April 2010

  3. Olimpiyat oyunlarını fırsat bilerek başaltılan serüven Barselono’da kenti bugünkü seviyesine dönüştürdü. Çıkarılacak yüzlerce ders var besbelli. Bizde 2010 örneğin, hiç bir dönüşüme sebep olmuyor. Başka nedenler de olsa, olimpiyat düzenlemesi Türkiye’ye verilse de bu zor. Çünkü bizde henüz kentsel dönüşüm ve tarihi dokularda yenileme konusu tam anlaşılmış değil, bir muhalefet hareketi var ve bilip bilmeden bu değişimleri önlemeye çalışıyor.
    İdare de bu konuda doyurucu örneklerle karşılarına çıkamıyor. Sonuçta Bareselona gibi bir örnek yaşanamıyor şekilde görüldüğü gibi.

    Nurullah Aygün | 11 April 2010

  4. dönüşüm doğru tarif edilirse, bunun kentin de uzun vadede çıkarına olacağı kararlı politikalarla ortaya konursa, bu arada sosyal sorunları çözecek çareler de sunulursa dönüşüme karşı çıkan olmaz herhalde. bizde durum değişik tabi. önce bilmemekten dolayı bir karşı çıkma oluyor bir de bunu alışkanlık haline getirenler var. diğer yandan ise belediyeler ve yöneticiler çok faydacı taraflar sergiliyorlar ve bu işi kangren durumuna sokuyorlar. o zaman da dönüşüm tartışması kamplaşmalara çevrilmiş oluyor.

    fikret ilker candaş | 13 April 2010

  5. Ankara’daki toplantıda da Joan Clos tafından sunulan yöntemlerin çoğu açıkçası bizim mülki idaremiz tarafından pek bilinmiyor ve denenmiyor. Bu açıdan kamu yönetiminin büyük eksikliği var. Tasarımcılar açısından ise büyük kamusal alanları içine alan tasarımlar ve buna toplum desteği gibi açılımlar pek bilinmiyor. Zira bu tür işler yok ortada. Konunun diğer “tarafı” olan meslek odaları -ki bu toplantıda da pek bir ilgili değillerdi,daha önemli başka işleri vardı herhalde- bu işlerin aslını astarını öğrenmek istemiyorlar. Daha kolaycı bir yoldan tepki vermeyi uygun buluyorlar.
    Joan Clos’un anlatımları oldukça ders vericiydi bence. Ders alanlar olmuştur işallah.

    Mehmet Fidan | 15 April 2010

  6. Bizdeki 2010 dan gözlemlerim:
    .buharlaşan, buharlaşarken ses çıkartmayan fonlar.
    .anlamsız tamamen düzmece osmanlıyı canlandıracağız etkinlikleri,
    .tam anlamıyla rezalet bir paketleme işlemine tabi tutulan Nuruosmaniye gibi camiler ve buna ses çıkartmayan değerli kültür büyüklerimiz: o paketler kalkınca nelerle karşılaşacağımız tam bir muamma.
    .Abuk bir çok meydanda bir çok konser etkinliği bolca atılan havai fişekler -herhalde bayram yerlerine benzetmek istemişler-.
    .Aman bulaşırsak töhmet altında kalırız diye uzak duran gerçek sanatcılar, meslek odaları vs.
    .projeleri geri çevrilen dünya çapındaki sanatçılar,
    birde bunun dışında olan ancak bir türlü anlamadığım “biz İstanbul’u feth ettik, milletin malını mülkünü aldık, bunlar bizim değil gelin bunları bizden alın” demek için açılmış, insanları büsbütün bulundukları kentlere yabancılaştıran mezbaha manzaralı tuhaf müzeler.
    Kültür mü? kim kaybetmiş ki biz bulalım.
    Kentsel dönüşüm deyince ne anlaşıldığını da mimarlığı engelleme odasına sorun uzun uzun anlatsınlar…

    Ahmet Akman | 15 April 2010

  7. Bizdeki klasik red temelindeki anlayışla olmaz tabi hiçbirşey. Anlama kısmı bitmiş çünkü. Kısa yoldan “en doğruyu” bilen ve söyleyenlerle ne başarılabilir artık bilmiyorum. Toplum diye arada bir kelam ediliyor ya, toplum diye bu kentlerde yaşayanlardan söz ediliyorsa sorun onlarda değil. Onları “eğitme” ve “doğru yolu gösterme” heveslilerinde.

    Lalehan | 15 April 2010

  8. barselona örneği çok iyi bir labratuar dönüşüm için. önce yapılmış bir deneye daha dikkatle bakmak gerekir. bu deney şimdilerde daha çok konuşulur olmaya başladı ki bu bence bir kazanç.

    fatma gür | 16 May 2010


Yorum yazmak için


Amerikalı mimarlar Tod Williams ve Billie Tsien, Japonya Sanat Birliği’nin 2019 Praemium Imperiale ödülünü  kazandı.       2019 Praemium Imperiale mimarisi, Tod Williams ve Billie Tsien’i ödüllendirdi. Fotoğrafı çeken Taylor Jewell     Her yıl verilen Praemium Imperiale, mimarlık, heykel, müzik, resim ve tiyatro ya da film alanlarında “büyük uluslararası etki” yapan sanatçıları tanır. [...]
ARŞİV
Subscribe