Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Kötü Denemeler
Share 16 April 2010

“Bir sanat eseri ya da mimarinin, her ne olursa, doğru ya da yanlık olduğuna karar verebilmek için biraz zamana ihtiyacı vardır” der I.M. Pei, Peter Rosen’ın kendisi için hakkında hazırladığı belgesel olan First Person Singular’da (1997). Washington DC Ulusal Galeri’nin Doğu Binasının, 30 yıl sonra I.M. Pei’nin en iyi işlerinden sayılması ama gerçekte oldukça yanlış bir iş olması burada büyük bir ironi yaratmaktadır.

Dış cepheyi kaplayan Tennessee mermer paneller gevşiyor ve galeri 16,200 adet panelin yeniden takılması gerektiğini bildiriyor ki bu da yaklaşık 85 milyon $’lık bir masrafa karşılık geliyor. Wall Street Journal’a göre, başarısızlık, mermerin genleşmesini karşılayabilmek için yapılan zayıf bağlantılardan kaynaklanıyor. Görünen o ki, Pei’nin o kesin minimalist tasarımı, inşaat teknolojisini, kapasitesinin ötesine itmiş. Bir nevi “mimari hırs” nedeniyle yaşanmış bir başarısızlık denebilir.

mimari-1

Boston’daki 1965-72 yılları arasında I.M. Pei & Partners tarafından tasarlanmış olan Hancock Place de, minimalist bir cam heykel izlenimi verir. 60 katlı gökdelen daha açılmadan önce camları sorun olduğunu kanıtladı: Çok hızlı rüzgar estiğinde camlar patlamaya başladı. Sonunda o kadar çok kırıp pencere kontrplakla kaplandı ki, Bostonlular kentin en yüksek binasına “Gökyüzündeki Kontrplak” demeye başladılar. Bu kadar yüksek binaya ilk kez bu kadar çok çift katlı aynalı cam takılmıştı. Ancak bunlar rüzgardan değil, istenen aynalı görüntüyü elde etmek için dış kaplamada kullanılan yansıtıcı kaplama nedeniyle başarısız oldu. Hancock’un göz alıcı olmasının en önemli sebebiyse aslında çok ince olmasıydı ki bu da kısa zamanda bir sorun yarattı ve aşırı sallanmayı önlemek için ek bir çelik yapı ve bir mekanizma yapılması gerekti. Sonuçta inşaat maliyeti iki katına çıktı ve herkes herkesi dava etti.

mimari-2

Modern mimarlıkta teknolojik sınırları zorlamak, oldukça uzun bir hikayedir. Sonuçta 1920’lerde, düz çatılar bile riskli sayılabilirdi. Ancak bu, düz çatıları Uluslararası Stilin imzası haline getiren Le Corbusier’i durdurmadı. Aynı zamanda hiç hava geçirmeyecek ve mekanik olarak havalandırılacak binaları ve bölümlerin arasında sıcak ve soğuk havanın dolaşacağı, iki kat camlı duvarları da o önerdi. Willis Carrier Brooklyn binasına havalandırmayı neredeyse 30 yıl önce başarılı bir şekilde yerleştirmişti ancak, bu teknoloji Avrupa için hala yeni sayılırdı. 1929’da Le Corbusier, Paris’te bir Salvation Army hosteli olan Cité de Refuge’de fikrini test etme şansı buldu. Bina halen belirgin biçimde modern gözükür, ancak pek başarılı işlememiştir. Bütçe sorunları nedeniyle, güneye bakan cephede tek kat cam kullanılması gerekmiş, havalandırma da o kadar yetersizdir ki, ilk yaz boyunca iç mekanlar dayanılmaz derecede sıcak olmuş ve kamu sağlığı otoritelerinin açılabilir camlar eklemelerini gerektirmiştir.

mimari-3

Frank Lloyd Wright da, yerden ısıtmalı sistem uygulamayı, ışıklıkları kaynak yapılmış cam tüplerle yapmayı ve ahşap ile beton yapı sistemlerini dahice düşük fiyatta tutmayı denemiştir. Deneylerinden kimi işe yaramıştır ancak pek çoğu da yaramamıştır. Wright az bir inşaat mühendisliği eğitimi almıştır ancak yapılar hakkında fikirleri, öğrenilmişten çok sezgiseldir. Wright’ın, Tokyo’da büyük bir depremde ayakta kalan Imperial Hotel gibi yapısal başarıları da vardır ancak binaya dramatik görüntüsünü veren “yüzen” balkonları, binanın yapımından hemen sonra bel veren meşhur “Fallingwater” evi gibi başarısızlıkları da bulunmaktadır.

mimari-4

Modern mimarinin en ünlü başarısızlığı ise yapısal değil ideolojiktir. 1950’lerde kentsel yenileme ve sosyal konut için devlet fonları verilmeye başlandığında mimar ve plancılar, Le Corbusier’nin Radiant City diye adlandırdığı bir çözümleri olduğunu düşündüler: burada geleneksel sokaklarla çevrelenmiş sıra evler yerine, standardize edilmiş mega apartmanlar ve onları çevreleyen park alanları yapıldı. Hızla on binlerce yoksul, bu ütopik bölgelere yerleştirildi. Ancak hem bu yoksul aileleri yüksek bloklara yerleştirmenin hem de yoksulluğu bir araya toplamanın kötü bir fikir olduğu kanıtlandı. Barbarlık, suç ve uyuşturucu kullanımı arttı. Bunun politikasını yapmayı, düzenlemeyi ve yönetmeyi beceremeyenler sonunda vazgeçtiler. Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerinin de tasarımcısı olan Minoru Yamasaki tarafından hazırlanan St Louise’deki Pruitt-Igoe projesinin 33 binası dinamitle yıkıldı. Binalar henüz 20 yıllık bile değillerdi.

mimari-5

Başarılı, modern bir konser salonunun başarısı, mimar, akustik uzmanı ve tabi ki müşterinin yaratıcı ortaklığına bağlıdır. Lincoln Center’ın Filarmonik Salonu 1964’te açıldığında, bir şeylerin ciddi biçimde ters gittiği ortadaydı. Kısacası akustik aşırı derecede kötüydü. Mimar Max Abramovitz, içeriden çok dışarıya önem vermiş, akustikçi Leo Beranek, kendini etkin kılamamış ve Lincoln Center komitesi de ani bütçe kesintileri ve son dakika tasarım değişiklikleri yapmıştır. Akustik sorunları çözmek için yapılan 5 girişimin ardından 1976’da salon yeniden inşa edilmek zorunda kalınmıştır.

mimari-6

1977 yılında Paris’in Centre Georges Pompidou’sü büyük bir beğeniyle açılmasına rağmen, aradan 20 yıl geçmeden ciddi bir revizyon amacıyla kapatılmıştır. Fransız yetkililer, müzenin aşırı kullanımından dolayı ihtiyaç duyulan bir bakım olduğunu belirttiler. Ancak çalışmalar 3 yıl sürdü ve binanın maliyetinin yarısına çıktı, bu nedenle büyük bir başarısızlık olduğu düşünüldü. Zamanın acemi mimarları Richard Rogers ve Renzo Piano, sadece çatı ve kirişleri değil, aynı zamanda asansör, merdiven ve karmaşık boru sistemlerini de açıkta bırakan ilginç bir tasarım yapmışlardı ki bu tasarımın, Paris iklimi için pek de uygun olmadığı ortaya çıktı. Her iki mimar da kariyerlerinin geri kalanında buna benzer bir tasarım yapmadılar.

mimari-7

Thames Nehri üzerindeki Millenium Köprüsü’nün ödül kazanan tasarımını yapan ekibin içerisinde sadece mimar Norman Foster değil, aynı zamanda, heykeltıraş Anthony Caro ve dünyanın önde gelen mühendislik şirketi Arup da yer alıyordu. Ancak köprünün açılışından 3 gün sonra kapanması gerekti. Tasarımcılar köprüyü yaparken yalnızca otomobil ve trenler gibi basit hareket eden araçları hesaba katıp, köprüden aynı anda 2000’e yakın, önce bir ayağını, sonra öbür ayağını öne atan insanın geçeceğini hesap etmemişlerdi. Bu nedenle köprü, insanlar üzerindeyken sarsılmaya başladı. Köprünün düzeltilmesi 2 yıl sürdü.

mimari-8

2004 yılında MIT’nin Stata Center’ı açıldığında, Frank Gehry’nin nev’i şahsına münhasır tasarımı, insanlara sanki dağılıp gidecekmiş gibi gözüktü. Bu fikir, 3 yıl sonra üniversitenin mimar ve müteahhidi, tasarım ve inşaat başarısızlıkları nedeniyle dava etmeleriyle daha da güçlenmiş oldu. Üniversite, sürekli sızdırma, amfi tiyatroda kırılmalar, küflenen tuğlalar ve eğimli yüzeylerde tehlikeli kar ve buzlanmadan şikayetçi oldular.

mimari-9

Denver Sanat Müzesi’ne yapılan 110 milyon $’lık ek yapının insanları etkilemesi isteniyordu ve etkiledi de ancak, Studio Daniel Libeskind tarafından yapılan acayip tasarımlı şekli nedeniyle değil, acayip şekilde akan çatısı nedeniyle. Bir sanat galerisi için çok ciddi bir problem olan akıntı, yapının 2006 yılında açılmasının hemen ardından her yaz tamiratlarla giderilmeye çalışıldı. Halen bu tamiratın kimin tarafından ödenmesi gerektiği konusunda tartışmalar devam ediyor. Ancak emin olunan bir konu var: deneyler laboratuar ortamında yapılmalı, inşaat alanında değil…

mimari-10

Kaynak: Slate
Çeviri: Mimdap

2 Yorum
  1. Hepsine birden kötü denemeler demek biraz çok iddialı bence. Daha çok inşaat performansı ile mimari değerlendirme yapmak ayrı bir kriterdir sonuçta. Salt estetik bakışla değerlendirme yapmak gibi. Ama asıl değerlendirme daha ortada bir yerde olmalı.

    Can Gençkal | 18 April 2010

  2. blokların yıkılışına ve bir dönemin bitmesine simge olan işleme katılıyorum. fakat o bloklar benzerleri şimdi toki tarafından her yere yapılıyor.

    Mehmet Fidan | 20 April 2010


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe