Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Olimpiyatlar ve Kent
Share 12 February 2010

12 Şubat 2010 Cuma günü Kış Olimpiyatları Kanada’nın Vancouver kentinde başladı. Tüm ev sahibi kentler gibi Vancouver da bir sprint ve maraton planlamak zorunda kaldı. Aynı zamanda bir yandan sadece iki haftalık etkinliği büyük bir başarıya taşıyacak diğer yandan da dünya evine döndükten sonra kentin canlı ve sürekli bir parçası olacak, çok çeşitli spor ve yaşam alanları geliştirmek, finanse etmek, tasarlamak ve inşa etmek durumunda kaldı. Planetizen’den Nate Berg, Vancouver planlama direktörü Brent Toderian ile, yenilikçi planlama ve yeşil düşünce ile birlikte anılan kentin Olimpiyatlarla nasıl buluştuğunu konuştu.

vancouver-olimpics-1

Nate Berg: Kentiniz Olimpiyatlara ev sahipliği yapıyor. Kentin son hali nedir?

Brent Toderian: Kent üzerinde fırtına öncesi sessizliğe benzer bir duygu hakim ancak tam olarak bir sessizlik demek de doğru olmaz tabi. Halen yapılacak pek çok iş var. Doğrusunu isterseniz tek bir an için yıllarınızı harcadığınızda, şimdiye kadar hazır değilseniz, muhtemelen hiç hazır olamayacaksınız demektir. Bilirsiniz son rötuşlar var ancak heyecan artıyor. İnsanlar dünyaya ev sahipliği yapacakları için oldukça hevesliler.

Vancouver kendinin çok farkında olan bir kent. Kendimize karşı gayet katı olabiliyoruz ve bu da aslında şimdiye kadar sahip olduklarımızın sebebi diyebiliriz. Ancak dünyadaki yerimiz, Olimpiyatlar ve sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmak konusunda coşkulu olmakla başkalarını hor görmek arasındaki dengeyi kurmanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Ancak o güne yaklaştıkça giderek endişeler azalarak yerini heyecana bırakıyor.

Nate Berg: Böyle bir etkinliğe yıllar öncesinden hazırlanmak nasıl bir şeydi?

Brent Toderian: Kesinlikle kent plancılarının işi çok çok önceden başlamıştı. Çünkü inşaata başlamadan uzun zaman önce planlamış olmanız gerekiyor. Ben üç buçuk yıl önce, Olimpik Köy ve Olimpik Mekanların tasarımının tamamlanması için onay sürecinde başladım. Tahmin edeceğiniz gibi eğer tasarımı şimdi düşünüyor olsaydık, başımız büyük dertte olurdu. Bu aşamalar yıllar önce tamamlandı ve bu kadar kısa bir sürede inşaatların tamamlanmasını izlemek gerçekten çok etkileyiciydi. Özellikle de Sporcu Köyü, Olimpiyat Köyü gibi büyük ölçekli bir şeyin kısa vadede yükselmesini izlemek çok ilginç oldu. Bu tür şeylerin gerçekleşmesini ancak Olimpiyatlar gibi konular mümkün kılabilir.

vancouver-olimpics-2

Nate Berg: Söylediğiniz gibi aslında işin ortasında dahil oldunuz. Kentin 2010 Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacağının kesinleşmesinden 3 yıl sonra, 2006 yılının ortalarında planlama Direktörlüğü görevine geldiniz. Zaten başlamış bir sürecin içine girmek nasıl bir şeydi?

Brent Toderian: Benim göreve geldiğim hafta gündemde Olimpiyat Köyü’nün yarışan vizyonları ile ilgili bir tartışma vardı. Robert Stern, alanın olası mimarı olarak kenti ziyaret etmiş ve Vancouver kent modeli üzerine yorumlar yapmıştı. İlginç bir balıkçı köyü vizyonu basına yansımış ve tartışmalar başlamıştı. Kentin perspektifinden, biz Olimpiyatların adı bile anılmaya başlamadan önce False Creek bölgesi için dünya ölçeğinde bir sürdürülebilir topluluk fikri geliştirmiştik. Kuzey Amerika’nın en yeşil bölgesi olması gerekiyordu. Yani pazarlama odaklı bir tema arayışından uzaktık. Bunun sonucunda Robert Stern projeyi bıraktı.

Ardından Kanada’nın en ünlü mimarı olarak bilinen ve yakın zamanda hayatını kaybeden Arthur Erickson, ortağı Nick Milkovich ve yine en iyi mimarlarımızdan Walter Francl’ın da içinde bulunduğu pek çok yerel mimar sürece dahil olarak en önemli yapıları ortaya koydular. Ve birden bire tam da Vancouver’a uygun bir mimarlık ve kentleşme ortaya çıktı. Bu da kent plancıları, özel sektördeki yerel tasarımcılar, mimarlar ve yatırımcıların güçlü bir ortaklık içinde dünyayı şaşkınlığa düşürdüğü Vancouver kent yaratma modelini gösterme fırsatı yarattı. Bu da sanırım Sporcu Köyü’nde ulaşmayı başardığımız şeydi. Ancak tahmin edeceğiniz gibi bu süreçten geçmek ve tartışmaları yaşamak pek de kolay değildi.

vancouver-olimpics-3

Nate Berg: Kentsel planlama perspektifinden bakınca sizce Olimpiyat Oyunları’nın kente etkisi nasıl olacak?

Brent Toderian: Olimpiyatlardan geriye pek çok şey kalacak. Bunların en önemlisi havaalanını kent merkezine ve birkaç spor tesisine bağlayan yeni Canada Line metro hattıdır. Ama ayrıca Vancouver’ı daha da yaşanılası kılacak olan ve “kentin görünümü” olarak adlandırdığımız fiziki yapılar da var. Aslına bakarsanız kentin çeşitli yerlerine, kamusal alanlarla entegre olacak ve Olimpiyatlardan sonra da kenti daha çekici yapacak 6 milyon dolarlık kamusal sanat eseri yerleştirdik. Yani bir fiziki kent üreticisinin perspektifinden, geriye kalanların oldukça güçlü olacağını söyleyebiliriz. Politika üretenlerin perspektifinden ise Vancouver’ın genel iş ortamını büyük ölçüde değiştiren yeni tavırlar, standartlar ve politikalar kalacaktır. Ve Sporcu Köyü’nün yapılması sırasında öğrendiğimiz herşey kent genelinde bölgeleme, politika ve strateji üretme konularında yeni bakış açıları olarak bize geri dönüyor.

Sporcu Köyü gibi bir yer yaptığınızda onun bir model olmasını istiyorsunuz. Bizim durumumuzda daha Sporcu Köyü tamamlanmadan önce kentin gelişimini bölgesel olarak etkilemeye başlamıştı. Pasif tasarım konusunda öğrendiğimiz herşeyi bir pasif tasarım rehberi haline getirdik. Kentsel tarım, bölgesel enerji gibi pek çok konuda da aynı şeyi yaptık. Ve bunlardan oluşacak yeni projelerin Sporcu Köyü’nden çok daha iyi olacağını belirttik. Bir modelin gücünü gördük. Maalesef pek çok kent modeller üretiyor fakat yıllar içinde hiçbir şey gerçekten değişmiyor. Bu bizim burada başardığımız ve korumak istediğimiz şey.

Nate Berg: Pek çok kişi Olimpiyatlar, Dünya Kupası gibi çok büyük etkinliklerin gelişmeler ve fiziki yapının oluşması için teşvik edici olduğunu düşünür ancak siz bunu daha da ileri götürüp kentsek politika için bir laboratuar olarak kullanmışsınız.

Brent Toderian: Vancouver’ın kent üretim tarihinde ikinci en önemli olayın Expo 86 olduğunu unutmayalım. O etkinlik kent üreticileri olarak yaptığımız şeyleri tamamen değiştirerek Vancouver modelinin temelini oluşturdu. Expo’ya ikinci diyorum çünkü ilkinin Vancouver kenti içinden, özellikle de kent merkezinden otoyol geçirme projesinin reddedilmesi olduğunu düşünüyorum. Tabi Expo 86 bir dönüm noktasıydı. Kente büyük bir güven kazandırdı ve Vancouver modelini yaratan kentsel gelişmeyi başlattı. Bu nedenle Olimpiyatların sadece tavrımızı değil işlerimizi yapma biçimimizi de değiştireceğinin farkındaydık.

İlk andan itibaren bu dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacağımızı biliyorduk. Bunun eğlenceli kısmı Vancouver’ın Kış Olimpiyatları’nın gerçekleştirildiği en kalabalık yer olması. Nüfusumuz yaklaşık 600 bin ve çevresiyle 2,1 milyona ulaşıyor. Ve normalde Yaz Olimpiyatları dahi kentin eteklerinde gerçekleştiriliyor. Biz Vancouver Kış Olimpiyatlarının en büyük etkinlik alanını en kentsel çevreye yerleştirdik. Bu da Olimpiyatları ve büyük bir insan akımını düzenlemek konusunda büyük işlevsel bir meydan okumaydı.

vancouver-olimpics-4

Nate Berg: Gerçekten büyük bir zorluk gibi gözüküyor. Bu tür etkinliklere ev sahipliği yapmış diğer kentlere bakarsak, durumun nasıl olduğu yönünde değişik fikirlerle karşılaşıyoruz. Atina örneğin 2004 Yaz Olimpiyatları için yaptığı mekanların bedelini ödemeye çalışıyor. Pekin’in mekanlarının bir kısmı bile boş biçimde duruyor.

Brent Toderian: Vancouver’ın yeni tesisleri, özellikle de mimari konusunda yeterince iddialı olmadığı yönünde endişeler oldu. Eğer en son Pekin’de gerçekleştirilen Yaz Olimpiyatlarındaki Kuş Yuvası ve Su Küpü gibi yapılarla kıyaslarsanız, bu tür bir yatırımla yarışmanın mali olarak sorumlu kentler için öldürücü olduğunu anlamak zor olmaz. Ancak bizim bu işle ilgilenme biçimimizin kentimizin değerleriyle örtüştüğünü düşünüyorum. Vancouver’ı tanımlayan şeyler güçlü bir sürdürülebilirlik etiği, kapsam, dayanışma ve sosyal ve çevresel sorumluluktur. Bu nedenle dünyayı yıldız mimarlar ve daha sonra kullanıp kullanamayacağımızın belli olmadığı dünya ölçeğinde mimari ile etkilemeyi hedeflemedik.

Tüm tesislerimiz sivil ve kamusal kullanıma derhal dönüştürülebilecek konumda. Olimpiyatların bittiği günün ertesinde tesislerimizin nasıl değerlendirileceğini biliyoruz. Ve tüm bunlar da hali hazırda yaşanılası kentimizi daha da yaşanabilir kılma hedefimizin bir parçası. Mimari olarak en etkileyici değil, en yeşil ve en kapsamlı Olimpiyatları yapmak için hazırlanmış bir kent olarak daha uzun bir yolumuz var. “Yeteri kadar sürdürülebilir ve kapsayıcı mıyız?” sorusunu insanlar yıllarca tartışacaklardır. Asla yeteri kadar sürdürülebilir olabileceğimizi düşünmüyorum. Mimarinin ne kadar göz alıcı olacağından çok aldığımız kararların sonuçları hakkında endişe duydum. Ve tüm bunları dünya ciddi bir ekonomik krizin ortasındayken gerçekleştirdik ve bu bile mali olarak sorumlu davranmanın önemini ortaya koyuyor.

vancouver-olimpics-5

Nate Berg: Aslında düşününce, sadece iki hafta sürecek bir etkinlik için görece ciddi miktarlarda yatırım yapılıyor. Bunun kent bütününde değerli olacağını düşünüyor musunuz?

Brent Toderian: Bu süreçte oldukça güçlü ve bence sağlıklı bir tartışma yaşandı, bu paranın evsizliğin ortadan kaldırılması yönünde kullanılıp kullanılamayacağı konusunda. Bence bu yanlış bir seçim olurdu çünkü çözülecek sorunları sıralamaya çalışma çok da doğru gözükmüyor açıkçası. Yani o durumda, bu para evsizliğin çözümlenmesi için mi kullanılmalı yoksa ülkenin farklı yerlerine mi dağıtılmalı gibi yeni bir tartışma başlatmamız gerekirdi. Böyle bir yatırım Olimpiyatlar ortada yokken de yoktu zaten. Yani Olimpiyatların yatırım ve harcamaları arttırdığını söylemek yanlış olmaz. Ve bunun sosyal konut ve ulaşım konularında da etkili olduğunu söyleyebiliriz. Canada Line örneğin.

Nate Berg: Daha çok Olimpiyatların hemen sonrasından bahsediyorsunuz. Peki, 1 yıl sonra neler olacak, kent neye benzeyecek?

Brent Toderian: Bence çok büyük bir güven ve olgunluk olacak. Bü tür bir organizasyona ev sahipliği yapabildiğini görmek, hemen herşeyin başarılabileceğinin güvenini verecektir. Ekonomik olarak ise hem turizm hem iş artışı açısından çok büyük bir fırsat olacak. Fiziksel olarak ise kentsel doku için yeni modellerimiz olacak. Sanırım Olimpik Köy, Vancouver’da tek tip bir mimari olduğu fikrini de değiştirecektir.

İlk hedefimiz, bu kriz döneminde oyunlardan finansal olarak sağlam çıkmak. Ve bunu başaracağımızdan da eminim. Fiziki kentsel yapı konusunda ise bu pek çok şeyi değiştirecek. Mimarlık, kentsel form, çevre formları, bölgesel enerji, yeşil çatılar, kentsel tarım ve kamusal alan tasarımında yeni bir seviye. Sadece bizim için değil, buraya bunu çalışmak için gelecek şehirciler ve mimarlar için de büyük bir fark yaratacaktır.

Yazı ve Görseller: Design Observer
Çeviri: Mimdap


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe