Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
5366 sayılı kanunun uygulamaları tartışıldı
Share 28 December 2007

27 Aralık 2007 günü, Karşı Sanat’ta “5366 Sayılı, Yıpranan Tarihi Ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun, Uygulamalar ve İstanbul” isimli panel gerçekleştirildi.

Panel, bir anlamda şehir planlama ve hukuk camialarından insanların birbirleriyle fikir ve deneyim paylaşmasını amaçlıyordu. Bununla birlikte, panele katılan Küçükçekmece Mahallesi ve Sulukule platformu da, kendi deneyimlerinden bazı kesitleri tartışmalar sırasında ortaya koyarak panelin daha anlamlı bir yerlere gelmesini sağladılar.

5366 sayılı yasanın tartışıldığı panelde, yasanın imar planıyla ilişkisi, plansız ve planlı yerlerdeki uygulama sorunları, 2863 sayılı yasa ile çelişip, çelişmediği gibi konular üzerinde durulurken, yasanın eksik yönlerinin neler olduğu hakkında konuşuldu.

Yasa ile ilgili tartışmalar, her defasında uygulamadaki yanlışlıklara dayandı. Bir anlamda, uygulamadaki yanlışlıkların, yasanın tümüne bağlanmasının yanlış olduğunu vurgulayan hukukçular, yasada özellikle toplumsal yapıya dair herhangi bir söz söylememesi açısından sıkıntılar olduğunu da belirttiler.

Panelde, 5366 sayılı yasanın, kendi yönetmeliği ve ilgili diğer yasalarla bütünleşmiş olmamasının büyük bir sıkıntı doğurduğuna dikkat çekildi.

Öncelikle yasanın genel çerçevesinin, kent rantlarının idare tarafından emilmesi üzerine olduğu belirtildi. İkinci olarak, yapılan yasanın, kendi yönetmeliği ve ilgili yasalarla bütünleşik bir yapıda olmadığının altı çizildi.

Yasanın, geneline dair yapılan bu eleştirilerin ardından, toplumsal ve katılımcı yönünün bulunmaması üzerinde duruldu. Yalnızca fizikî yapılar üzerinde duran yasanın, aslında toplumsal yaşamı da kökten değiştirdiği, buna karşılık herhangi bir sosyal endişesinin bulunmadığı belirtildi. Arından, yasa dâhilinde yapılacak uygulamaların ‘keyfi’ bir katılım biçimini ön gördüğüne, oysa, uygulamalarda katî bir takım katılım kriterlerinin olması gerektiğine dikkat çekildi.

Bunun ardından, panelde bulunan şehir plancıları da, yasada da yönetmelikte de planlama – proje ilişkisine dair tanımın eksik olduğunu vurguladılar. Kanun bir anlamda imar planına alternatif bir alan yarattığını belirten katılımcılar, böyle bir ikililiğin görüldüğü yerleri Fatih, Beyoğlu, Eminönü olarak sıraladılar. Panel boyunca, imar planı olmayan bölgelerin bu kanun aracılığı ile proje yapmasının ve imar planı olan bölgelerin de kendi planları yokmuşçasına özel projelere yönelmesinin yanlışlığının altı çizildi.

Sonuç olarak, tüm suçun kanunda olmadığı, yapılan uygulamaların çoğunun yanlış ve eksik olduğu, eleştirinin de yasaya odaklandığı kadar, uygulamalara ve uygulayıcılara da odaklanması gerektiği konusu vurgulandı.

Önümüzdeki günlerde, paneldeki konuşmalardan oluşan bir sonuç bildirgesinin ise, raportörler ve katılımcılar tarafından hazırlanması bekleniyor.

Panelin tam metni için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz.

1. bölüm
2. bölüm

mimdap

4 Yorum
  1. Bu kanun ile ilgili kamuoyunda yeterli birikim yok ve karşı olanlar da hızlı gelişti diyorlardı. Ancak görünen o ki, sosyal yanın güçlendirilmesi gibi bir öneri gelmiş sadece uzman kurumlardan. Yasanın taslak halindeki süreci de şehirciler, mimarlar ve hukukçular tarafından bildiğim kadarıyla eleştirilmemişti. Şu anda uygulamaların izlenmesi ve olumsuzlukların düzeltilmesi yerinde olur diye düşünüyorum.
    Herkese umutlu bir yeni yıl dilerim.

    Cavidan | 31 December 2007

  2. aslında tarihi doku içinde hiç bir şey yaptırmamak üzerine korumacılığı tabuya çeviren mevcut anlayış herşeyin yok olmasına neden olmuştur. fakat bunun yerine getirilen yeni düzenlemeleri de toplumsal bir öngörü içinde ele almak lazımdır.

    yalçın kolçalı | 23 July 2009

  3. 5366 yasa ve yönetmeliğinin sakıncaları
    1-yenileme alanının belirlenmesinin belediye meclisince deyil ilgili anıtlar kurullarınca yapılması lazım, belediye meclisinin yapısı bu kararı almaya deyil teklif etmeye yeterli olabilir .belirleme uzmanlık işidir.
    2-ilçe belediyelere yetkiler verilmiş ama yerel siyasetten özel mülk sahipleri korunmamıştır.yerel siyasetle aynı görüşü paylaşmayan özel mülk sahiplerinin hali düşünülmemiştir.
    3-yenileme alanlarındaki yıpranmış yapıları anladık yenilenecek.boş arsalar ve onların mülk sahiplerinin durumları nedir.yerel siyasete oyuncak olmaktan başka ne yapabilir .özel mülk sahiplerinin avan projeler yapılırken katılımı ve yaptırımcı gücü nedir.
    4- yenileme alanı içindeki hazine arazileri belediyeye geçsin ama ne zaman belediye avan projeleri yenileme kurulundan tastik ettirdikten sonra zira belediyeler her sit alanını yenileme alanı her yenileme alanı içindeki hazine arazisinide tapularına alabilirler ancak daha avan proje yapmadan yandaş ve yoldaşlara peşkeş olabilir.avan proje hiç yaptırılmadan deyerlendirilmenin önüne nasıl geçilebilir ve bu sefahatte hiçbir engel yok.

    inş müh.köksal köse | 13 January 2010

  4. Merhabalar;

    2010 yılında Eyüpsultan ilçesi Nişancı mahallesi 154 ada 124,125,126 ve 4 parsel belediye tarafından khk kararı çıkartarak alan içinde hiçbir tarihi yer olmadığı halde YENİLEME alanı ilan ettirilmiş ve burada oturan tüm komşular mağdur. Yanlış yapılan bu kararı nasıl iptal ettire biliriz.
    Saygılarımla
    Nihat İmir

    NİHAT imir | 11 July 2018


Yorum yazmak için


İngiliz mimar, endüstriyel tasarım alanındaki yaşam boyu başarı ödülü aldı. Editör: Ayda Ayoubi     İyi Tasarım Ödülleri’nin düzenleyicileri, Chicago Athenaeum: Mimari ve Tasarım Müzesi ve Avrupa Mimarlık Sanat Tasarım ve Kentsel Çalışmaları Merkezi, İngiliz mimar Norman Foster, Hon. FAIA, Londra merkezli Foster + Partners’ın kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak 2018 Amerikan Tasarım Ödülü’nü [...]
ARŞİV
Subscribe