Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Engelleri Kaldır Hareketi ve RENOVATIO ISTANBUL projesi
Share 4 November 2009

Söyleşiyi yapan: Seval KALKAN

Gönüllü bir proje olan Engelleri Kaldır Hareketi’nden Tuğba Şafak ve Serpil Şenyüz ile, Deutsche Bank Urban Age Ödülü için hazırladıkları RENOVATIO ISTANBUL projesi, Engelleri Kaldır Hareketi ve engelsiz yaşam üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

0.jpg

11.jpg

MİMDAP: Öncelikle Engelleri Kaldır Hareketi’nin nasıl ortaya çıktığını, kimlerden meydana geldiğini ve nasıl çalıştığını anlatabilir misiniz?

91.jpgTUĞBA ŞAFAK: Engelleri Kaldır Hareketi, Rodin Alper Bingöl’ün tez projesi olarak oluşmuş bir fikir. Kendisi İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde görsel iletişim ve tasarım bölümünde eğitim görmüş olduğu, internet ortamında, basında ve yayında bunu çok iyi duyurabildiği için, tabii bir de projesinin kapsamının ve niyetinin iyi de olmasından ötürü alıp yürümüş toplumsal bir hareket haline gelmiş bir proje. Bu anlamda ilk kampanyasını 1 Nisan’da gerçekleştirmiştir. 1 Nisan Şaka Günü olarak bilinen bir günken kendisi bir tekerlekli sandalyelerin üzerine yerleştirdiği ‘bu bir şaka değildir’ pankartları ile İstanbul’da ve diğer şehirlerin kalablık noktalrında yer alan bir çalışma yapmıştır.Bu bizim öncelikle farkındalık yaratmak adına baktığımız bir proje. Çeşitli televizyon programları ve basında yer alarak da adını duyurdu.

SERPİL ŞENYÜZ: Engelleri Kaldır Ekibi çoğunlukla öğrencilerden oluşmakta . Mesela Tuğba yeni mezun ben iç mimarlık öğrencisiyim. Bize gelen başvurular da Türkiye’nin çoğu üniversitesinde okumakta olan öğrencinlerin yoğun ilgisini görmekteyiz

TUĞBA ŞAFAK: Bizim aslında ekip olarak interneti ve medyayı çok fazla kullanmak anlamında da bir farklılığımız var. Türkiye dünyada Facebook gibi paylaşım sitelerini kullanan 3. ülke. Mesela “engelleri.kaldır.com”un 160.000 üyesi var ve aktif olarak sorduğumuz farkındalık sorularına kısa süre içerisinde hemen tepki verebilecek 300 kişi oluyor. Ciddi anlamda takip eden ve destekleyen, aynı zamanda kendi sitemimizde de üye olan, yer almak isteyen, gönüllü olmak isteyen çok insan var.

Çalışmalarımızı, sponsorlarla, gönüllü olarak kendi zamanından fedakarlık eden insanlarla birlikte yürütüyoruz. İnsanları şaşırtan bizim ailelerimizde veya en yakın çevremizde – çekirdek aileden bahsediyorum- engelli bireylerin olmaması. Bizim esas amacımız toplumsal bir bütünlük sağlamak. Engellilerin ve bütün bireylerin bir arada olabileceği, her şeyi beraber paylaşabileceği bir ortam yaratmak.

Türkiye’de 2003 istatistiklerine göre 6,5 milyon engelli olduğu söyleniyor. Ama bu 2003 rakamları ve gerçek rakam bu değil. Bir düşünün, bu 6,5 milyon insan yalnız değil, aileleriyle beraber yaşıyorlar ve onların günlük hayatlarında yaşadıkları bütün zorlukları onlar da yaşıyorlar. Yani aslında çekirdek aileyi 4 kişi olarak ele alsak bu rakam dörde katlanıyor. Biz o anlamda çalışmalarımızda az gibi gözüken ama daha geniş bir kitleye hitap ediyoruz.

22.jpgSERPİL ŞENYÜZ: Bir de şöyle bir şey var, belki sadece 6,5 milyon engelli var gibi gözüküyor ama hepimiz bir engelli adayıyız. Yarın ne olacağını hiç kimse bilmiyor. Sitemizde biz yaptığımız çalışmaların sonucu görüyoruz, genel olarak bu iş için yeterli bir destek ayrılmıyor ve yeteri kadar önemsenmiyor. Ama aslında unutuluyor ki herkes yarın bir engelli adayı. Çalışma yaptığımız sitede kaza sonucu engelli olan Ali Bey bize kazadan sonra 5 senedir parkı kullanamadığını belirtti. Site yönetimi ya da apartmandaki hiç kimse de kalkıp bir destek olalım dememiş. Söylendiğinde de kabul etmiyorlar veya “biz buna maddi destek ayıramayız, herkes kendi sorununu çözsün” gibi bir yaklaşım oluyor ama aslında ciddi bir şey bu. Yarın ne olacağını kimse bilemez. Bugün görmezden gelinen erişim sorunları yarın bizim içinde problem yaratabilir. Basında duyuyoruz ‘engellilere iş veriyoruz’ diye. Ama bu engelli işe gidemiyor ki.

TUĞBA ŞAFAK: İş vermek yeterli bir çözüm değil.

Sitemizde yer alan bir formumuz var, formumuz aracılığıyla gelen şikayet ve istekleri görüyoruz aynı zamanda, yapılan istatistiklere de baktığımızda ciddi bir sıkıntı var bu anlamda.

MİMDAP: Özellikle bu kadar eğimli bir coğrafyada ekstra bir problem.

SERPİL ŞENYÜZ: Aslında engellilerin dışında bunu bebek arabaları da kullanıyor. Çocuğuyla tek başına sokağa çıkanlar var, merdivenlerden inmek için bir engel var mesela. Aslında fiziksel engelli değil, bir sürü engeller konusunda da sıkıntı var.

MİMDAP: Size göre “Engelleri Kaldırmak” konusunda Türkiye, özellikle İstanbul nasıl bir konumda? Yeterli çaba gösteriliyor mu? Bazı ilçelerde, özellikle trafiğin yoğun olduğu yerlerde gerçekleştirilen düzenlemeleri yeterli, kaliteli buluyor musunuz? Başka neler yapılmalı?

SERPİL ŞENYÜZ: Aslında ne kadar çaba gösteriliyor gibi görünse de kesinlikle gösterilmiyor. Ortaköy’de yol kenarlarına görme engelliler için bazalt plakalar koymuşlar. Ama bu bazalt plakalar bir yerden sonra bitiyor, engelli oraya kadar geliyor ve duruyor, inemiyor. Bir rampa yapmışlar engelli rahatça çıksın rampayı diye. Ama inemiyor çünkü inişi merdiven.

TUĞBA ŞAFAK: Göstermelik aslında ve hatta belki de birilerini zengin etmek için yapılan uygulamalar. Benim kendi oturduğum sokakta, kaldırımların iniş noktaları düzleştirildi, yolla bir hizaya getirildi. Fakat o kaldırımda bir sürü ağaç var. Belki apartmandan çıktı yola inmek için kullanılabilir yine işlevselliği bir noktada var ama bir engelli o kaldırımı kullanamaz çünkü önünde ağaç var, nereye devam edecek?

Bu anlamda İstanbul’da özellikle yeterli çabadan ziyade hassasiyet gösterilmiyor. Mesela bu anlamda Eskişehir’de yapılan uygulamalar var. Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in engellilere uygunluk için malzeme üretmeye kadar giden uygulamaları var. Bu proje bizim çok ilgimizi çekti.

SERPİL ŞENYÜZ: Trafiğin yoğun olduğu yerlerde mesela Beşiktaş Barbaros Bulvarı’nda, evet, biliyorsunuz görme engelliler için sesler var, bazalt plakalar var, onun dışında rampalar uygun yol gidişleri için ama zamanla bir yerden sonra mesela çarşıya içinde duruyorsunuz.

MİMDAP: Çalışmalarınızı nasıl yapıyorsunuz? Belediyelerle işbirliği içinde misiniz yoksa çalışmalarınızı bağımsız olarak mı yürütüyorsunuz?

SERPİL ŞENYÜZ: Biz projemiz kapsamında belediyeyle ne yazık ki ilişki içinde değiliz. Şu anda gündemde “yangın yasası” gibi bir yasa var, 2012’de tamamen yürürlüğe geçmesi söz konusu. Ama ben yine bunun planlanan tarihte geçeceğine pek inanmıyorum.

Bizim amacımız bunu internette, medyada, bazı kuruluşlarda duyurup halkın bize gelmesini sağlamak. Sonuç olarak devletten beklemek yerine çözüm üretmeye çalışıyoruz. Ama bu yayıldığında, daha çok reklam yapıldığında, televizyona çıktığında internette yayıldığında bu sefer herkesin dikkatini çekmeye başlıyor. Ancak herkesin dikkatini çekildiğinde bu sürecin daha hızlı işleyebileceğine inanıyoruz.

MİMDAP: Renovatio İstanbul Projesi’nin çıkış noktası ve amaçlarından bahsedebilir misiniz? Urban Age ile bağlantısından da söz edebilir misiniz? Projeyi özel olarak Urban Age için mi tasarladınız yoksa var olan projenizi plot bir bölgede uygulamak için Urban Age’i bir fırsat olarak mı değerlendirdiniz?

10.jpg

TUĞBA ŞAFAK: Engelleri Kaldır Hareketi uluslararası bir platformda ilerlemeyi düşünen bir hareket. Bu anlamda biz bilinirlik kazanmak, daha fazla dikkat çekmek ve bu ödülün organizasyona getireceği prestijden yararlanmak ve projenin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Urban Age’e katıldık.Biz bunu örnek bir çalışma olarak görüyoruz. Çıkan maliyetler, kullandığımız malzemeler, harcanan zaman gibi verilerin, bundan sonra devam edecek projelerde örnek teşkil etmesini planlıyoruz. Kendi alanında da Renovatio İstanbul olarak uygulanabilirlik açısından, hem geri dönüşünü gözlemlemek ve izinler konusunda sorun yaşamadan verilen süreçte gerçekleştirmek adına kendi ofisimizin içinde bulunduğu siteyi tercih ettik. Çünkü siz de çok iyi biliyorsunuzdur, kamusal bir alanda bir proje gerçekleştirmek için izinler alınması, imzalar vb ile bu kadar kısa zamanda istediğimiz şeyi başaramazdık. O bakımdan kendi sitemiz içerisinde, yönetimimizden de olumlu tepki alarak gerçekleştirdik. Tabi sonuçlarını da gözlemlemek amacı ile de iyi oldu.

MİMDAP: Proje kapsamında yapılması öngörülenler nasıl belirlendi? Çalışma ne şekilde yürütüldü? Türkiye’de yeteri kadar bilinmeyen ve genellikle göz ardı edilen bir konuda nerelerden yola çıktınız?

SERPİL ŞENYÜZ: Aslında önce sitemiz birçok şeye izin verdi ama görsel anlamda site yönetimi bile bir sürü kısıtlandırma getirdi. Çünkü ne olursa olsun insanlarda bazı kalıplaşmış şeyleri değiştiremiyorsunuz.

Mesela bir basamak var, bunu rampa yapmak için alan müsait değil ve 5 m ilerisinde bir çim alan var. Bu ikisinin yerlerini değiştirmek istediğimizde görsel kaygılar ön plana çıkıyor. Aslında o kadar basit bir şey ki o çim alanı oraya kaydırırsak hiçbir sorun kalmayacak. Ama oradaki rampanın olmamasıyla engellinin bu sefer parkın yarısını gezmesi gerekecek ki gerekti de.

14.jpg

Yine de aslında biz projemizi bayağı geliştirdik. Sonuç olarak sitenin girişinde bir basamak bulunuyor. Apartmana girmek için beş basamak çıkılması gerekiyor, üstelik çok dik merdivenler, rıhtları çok yüksek görme engelli için mesela.

Biz önce bunları tespit ettik, nerde ne hata var. Aslında bilinen ve çok basit şeyler. Ama bir rampa bile çok etki gösteriyor. Çünkü sitede yaşlılar var, bebekli anneler, engelliler var ve hiç biri doğru düzgün siteyi kullanamıyorlar. Sitenin içinde park ve oturma alanları var ama onu kullanamadığı sürece sitede yaşamanın hiçbir anlamı yok.

Öncesinde engellilerle röportaj yaptık, görüştük. Ali Bey site sakinlerinden, kendisi doktormuş 5 sene önce engelli olmuş. Diyor ki “ben 5 sene içinde hiç parka giremedim. Zaten girmeye kalksam da, apartmandan çıkmam için de 4 kişinin yardım etmesi gerekiyor. Asansörden önce merdiven var, asansörden sonra iki basamak daha var…”

TUĞBA ŞAFAK: Asansörleri kullanmak bile -düğmeler yüksekte olduğu için- çok zor. Tekerlekli sandalyeden ona ulaşıp basması için dahi birinin yardımı gerekiyor.

SERPİL ŞENYÜZ: Biz önce bunları saptadık. Nerde ne yapabiliriz? Sitenin arka ve ön girişlerini en kolay nasıl sağlarız? Parka en kolay nasıl gider? Engelli otoparkını nereye koysak en merkezi olur? Çünkü otopark sayısı çok ama tabi yeteri kadar yer vermiyorlar, bir iki tanesini ancak alabiliyoruz. O da engelli biri gelmediğinde normal otopark olarak kullanma şartıyla. Ama bu konuda genel olarak birkaç şey yaptık.

Mesela bahçıvan çimleri budamamış, çimler yolları kapatmış. Herkesin geçmesini zorlaştırıyor. Biz bu çalışmaları yürütürken site sakinleri gelip “Ben burada çocuğumla tek başıma geçemiyordum, hem merdiven var, çimler budanmamıştı. Ne yapacağımı bilmiyordum, çok teşekkür ederim” dediler. Herkes için faydalı oldu.

111.jpg

TUĞBA ŞAFAK: Dar ve kullanışsız rampalar da vardı, ancak yük taşımak için kullanılabilirdi. Bizim hareketimizin adı ‘Engelleri Kaldır’ ama dediğimiz gibi sadece engelliler üzerine çalışan bir hareket değil. Söylemek istediğimiz: “Kalbinizdeki engelleri kaldırın.” Mağdur olan herkese yönelik bir hareket.Türkiye koşullarında en çok sorunlara maruz kalan ve sorunlarla mücadele etmek zorunda kalan engeliler olduğu için bizim çıkış noktamız engelliler oldu. Bu toplumdaki en çok zorluklukla baş etmek zorunda kalan engelliler adına çalışmalara şu an çok daha yoğun şekilde devam ediyoruz. Ama aslında ‘Engelleri Kaldır’ın çıkış noktası bütün ideolojilerden üstünde ve her şeyden arındırılmış olarak insan hakları, her bireyin eşit haklara sahip olmasını sağlamak.

Bizim sitemizin bulunduğu yer Ataşehir. Ataşehir’e baktığımızda çok hızlı bir kentleşme söz konusu. Yeni yapılan sitelerde her türlü konfor var; jakuziler, spor alanları, toplantı salonları, yüzme havuzları. Her şeyi düşünülüyor fakat bir tek engelliler düşünülmüyor. Ama orada yaşayacak bireylerin hepsi sağlıklı olacak diye bir şey yok. Herkesin eşit haklara sahip olması gerekiyor. Belki dikkat çekmek adına bizim ofisimizin bulunduğu siteyi seçmemiz bir bakıma manidar da oldu. Yani sadece izin almak bakımından kolaylık olsun diye değildi aslına bakarsanız.

MİMDAP: Projeyi bu alana özel olarak mı tasarladınız yoksa genel ilkeleri alana uygulamak şeklinde mi gerçekleştirdiniz?

TUĞBA ŞAFAK: Biz aslında genel ilkeleri uygulamak istedik. Mesela diğer parkları inceledik, neler uygulanmış diye. Ama tabi ki başta da söylediğimiz gibi kamusal alanda izin alamayız, projemizi gereken zamanda gerçekleştiremeyiz gibi bakarken sitenin de belli bir yapısı, belli bir planı, projesi olduğu için herşeyi burada da uygulayamadık. Evet, belli bir şekilde izin veriyorlar, bu uygulamaları yapmanızı da takdir ediyorlar ama Serpil’in de bahsettiği gibi “ben bu rampayı buraya uygulayamayacağım. Burayı çim alan yapalım, şurayı rampa yapalım” dediğiniz zaman, bir yerde size “dur” diyorlar. O bakımdan aslında biz genel ilkeleri gerçekleştirmek isterken tabi ki önümüze engeller çıktığı için belli bir alana göre yeniden tasarlamak zorunda kaldık.

SERPİL ŞENYÜZ: Mümkün olan en iyi şekilde yapmak istedik, istiyoruz. Sonuçta uçmuyoruz da. En basitini yapmak en güzelidir. Bizim amacımız bu. Var olanın en iyisini yapalım, en iyi şekilde kullanışlı olsun, uzun ömürlü olsun. Bizim için en önemli olan bu. Bunu yaptık, gösterişli olsun, adımız çıksın gibi bir derdimiz yok. Zaten hepimiz gönüllü olarak çalışıyoruz burada. Kimse para almıyor, hiçbir beklentimiz yok. Aslında yarışma için de böyle. Bunu gerçekleştirmiş olmak bile zaten ödül almak kadar, hatta paradan çok daha güzel bir şey. Çünkü bu sizin hayatınız boyunca yanınızda olacak. Gururunuzu okşayacak bir şey. İnsanlara yardımcı oluyorsunuz.

6.jpg

TUĞBA ŞAFAK: Mesela sitemizdeki Ali Bey’den bahsettik. Sonuç olarak Ali Bey’in maddi imkanları uygundu, akülü arabası var. Fakat birinin yardımına muhtaç olmadan evinden çıkamadıktan sonra istediğini alması da neye yarar? Ali bey’e biz şunu sorduk: “Sizin için bizim parkta şu ana kadar yaptığımız uygulamalar kullanılabilir mi? Kullanışlı mı?” Çünkü tamam, biz yapıyoruz, evet, ama biz bu durumu birebir yaşamıyoruz sonuçta. Bir insanın bir şeyi yaşayıp görmesi, onu tecrübe etmesiyle sizin kendi duyarlılığınızı geliştirerek yapmaya çalıştıklarınız arasında, ne kadar çaba gösterseniz de muhakkak fark olacaktır. Ali Bey’den rica ettik kendisi denedi uygulamaları. Bize sonunda söylediği şey “beni bu engelim olmadan önce severek dolaştığım ve aylardır yer alamadığm parka yeniden kavuşturdunuz” oldu. Urban Age’e katılıyoruz, bu projelerimizi yaymak en büyük hedefimiz, uygulanabilirliğini, sürdürülebilirliğini sağlamak en büyük hedefimiz ama o an Ali Bey’in sözlerinden duyduğumuz mutluluğun hiçbir şeyle ölçüsü yok.

SERPİL ŞENYÜZ: Bir insana yardım etmek belki de bunun sonucunu almanız için en güzel şeydir. Hep duyuyoruz, hep gelişmek istiyoruz ama tek bir bireyin bile bize gelip çok içten bunu söylemesi aslında bizim bu çalışmalara daha gönüllü olarak devam etmemizi sağlıyor. İnsanların mutluluğunu gördükçe biz bu işe daha şevkle devam ediyoruz. Mesela Ali Bey’in üst kat komşularıyla da konuştuk. Komşularının da boyundan aşağısı felçliymiş ve hiç aşağı inememiş şimdiye kadar. Uygulamadan sonra bize teşekkür ettiler ve çok mutlu olduk. Sitemize yazı giriyoruz, ertesi gün birinden cevap, hiç tanımadığımız birisi yazmış “ben bu sitede oturuyorum ve bu çalışmalardan dolayı gurur duyuyorum bizim sitede böyle bir şey olduğu için.”

TUĞBA ŞAFAK: Ve bunu yazan bir engelli değil.

SERPİL ŞENYÜZ: Evet. Ben ölçü alıyorum, mesela bugün yine bir ölçü alındı. Herkes “yardım edeceğimiz bir şey var mı? Biz de yardım edelim? Metrenin ucundan tutalım.” diye geliyor. Aslında bunlar çok güzel şeyler. Yan sitelerden hep “siz bunun maliyetini nasıl karşılıyorsunuz? Biz de sizden fikir alsak da mahallede böyle bir çalışmaya girsek.” diyorlar. Çünkü Ataşehir çok gelişmiş bir yer aslında bakıldığı zaman. Ama bu kadar gelişmiş bir yerde bile bu kadar basit ve bu kadar göz ardı edilen bu durum, benzeri bir çalışma olmadığı için oradaki herkesin çok dikkatini çekti. Biz bu sayede bayağı yol aldık. Herkes düşüncelerini paylaştı internetten, bize geri dönüşler oldu, “biz ne yapabiliriz? biz de böyle çalışmalarda bulunmak istiyoruz sitemizde” gibi.

Urban Age bizim için aslında çok iyi bir döngü oldu. Yapmak istediğimiz şeyle, zamanı örtüştü. Projemizi gerçekleştirmek adına Urban Age ciddi bir motivasyon ve çok güzel bir basamak oldu.

MİMDAP: Peki, siz bu çalışmaları yaparken kötü tepki gösterenler oldu mu?

TUĞBA ŞAFAK: Ben de ondan bahsetmek üzereydim. Baktığınızda 5–10 basamaklık bir merdiven var, onun kırılması ciddi anlamda bir gürültü demek. Ama bu bir yandan da sırf engelliler için değil herkes için… Zaten bizim projemizin çıkış noktası bu. Sitede çökmüş yollar, kalkmış taşlar vardı, yağmur yağdığında içleri su doluyordu. Siz orda yürürken görmeseniz takılıp düşebilirsiniz. Orası aynı zamanda bir çocuk parkı, bir çocuğun bir yetişkine göre düşme ihtimali çok daha yüksek. Ciddi anlamda gürültü olduğu halde İnsanlardan hiçbir olumsuz tepki almadık. Ve sonuçta yaptığınız süre içerisinde parkın kullanılabilirliği düşüyor; bir kısmı yapıyorsunuz, sonra bir kısmı yapıyorsunuz, o yolu kullanamıyorlar. Olumsuz tepki almadığımız gibi çok da onurlandırıcı, gururlandırıcı tepkiler aldık. Bu bile çok güzeldi.

15.jpg

Mimoza Sitesi 280 dairesi olan bir site. 280 konuta bu bilinci yaydık ve hiçbir olumsuz tepki almadık. Bu anlamda çok güzeldi. Yarışmayı kazanmanın bizim için çok büyük anlamı var ama kaybetmenin hiçbir anlamı yok. Çünkü zaten bu bizim gerçekleştirmek ve hayata geçirmek istediğimiz bir projeydi. Biz bu ödülü almasak bile bunun sürdürülebilirliği için elimizden geleni yapacağız ve o anlamda kendimize de güveniyoruz. Şimdiye kadar her şey çok güzel gidiyor, çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Bizim arkamıza alabileceğimiz, bize destek olacak çok kişinin olduğunu gördük.Urban Age bize ciddi anlamda artı kazandıracak ve dediğim gibi hem uluslararası anlamda hem sürdürülebilirlik ve bilinirlik anlamında bizim için önemli ama kaybetmek hiç önemli değil. Zaten doğru olduğuna inandığımız şeyi gerçekleştiriyor olacağız, sürdürmek için elimizden gelen her şeyi yapıyor olacağız.

MİMDAP: Bu projeyi kimler destekledi? Sponsorlarınız var mıydı?

SERPİL ŞENYÜZ: Mimoza Sitesi’ndeki 10 günlük şantiye projesi boyunca bize Kitay Yapı destek oldu, şantiye maliyeti için onlar sponsor oldu, her anlamda çok destek oldular bize.

TUĞBA ŞAFAK: Biz ne yapmayı öngördüysek sorgulamadan bizim projemize inanarak yaptılar.

SERPİL ŞENYÜZ: Sadece bir telefon açmamız yeterli oldu.

MİMDAP: Peki, projenizde öngördüğünüz herşeyi hayata geçirebildiniz mi? Yoksa yapamadığınız yerler oldu mu?

SERPİL ŞENYÜZ: Projenin öngördüğü hemen hemen bütün çalışmaları yaptık. Zor olanı hallettik. Merdiven olan yerleri rampayı çevirdik, apartman girişlerini çözdük, her apartman girişlerine rampa olamıyordu, hidrolik asansör olması gereken yerleri belirledik. Buna göre asansör sponsoru bulmak çok zor olduğu için acaba buna bir şey geliştirebilir miyiz, daha değişik bir şey tasarlayabilir miyiz diye çalışmalar yaptık. Sadece sponsorlara gerçekleştirmek anlamında sıkıntı yaşadığımız detaylarımız kaldı, rampanın kauçuk kaplaması, görme engelliler için kullanılacak bazalt plakaların temini gibi.

TUĞBA ŞAFAK: Aslında sponsor anlamında sorun yaşamıyoruz, uygulanacak zaman açısından sorun yaşıyoruz. Sonuçta bir yarışma tarihi var, herkes destek olmak istiyor. ‘Engelleri kaldır’ şu ana kadar belli bir bilinirlik sağlamış durumda zaten. Herkes bir şekilde çorbada benim de tuzum olsun diyor. Fakat bizim de belli bir zamanımız var ve bu zamana ayak uyduramayabiliyor olabiliyorlar. “Evet, biz size bunları sağlarız” diyorlar. Sonra görüşüyoruz, gidip geliyoruz ama geçirdiğimiz zaman içerisinde sonuca ulaşamıyoruz.

TUĞBA ŞAFAK: Şu dönemde bizim için çok önemli. Türkiye’de de bu çok görülen bir şey; fikirler çok üretilir, projeler çok üretilir ama sonuç çok önemli. Biz o anlamda sonuca varabilmeyi hedefliyoruz. Adakon ile görüşerek hidrolik asansörlerle ilgili şu an tam hayata geçmese de bir söz aldık diyebiliriz. Önümüzdeki günlerde de beraber yapacağımız bir çalışma ile hidrolik asansörlerimizi uygulayabileceğiz.

SERPİL ŞENYÜZ: Dediğimiz gibi bizim aslında çok projemiz var. Mesela öncelikle bir sertifikasyon programı düşünüyoruz İngiltere’de olan Paris’te olan. Siteyi yapan kurum, mimarlık şirketi gidiyor, projeyi açıyorlar ondan sonra da Sertifikasyon Kurulu’ndakiler kontrol ederek “bu engelliler için uygun bir yerdir” sertifikası veriliyor. Paris’te bir araştırma yapmıştım ben. Devlet ve belediye bu konuda inanılmaz bilinçli. Biri engelli oluyor, devlet kendi engeli mimarını eve gönderiyor, evin apartman girişinden kapısına, evin içindeki duşa kadar her şeyini devlet hiçbir şekilde masraf almadan karşılıyor. Biz öyle bir şey olduğunda devlete gitsek elimiz boş döneriz.

Sertifika Paris ve İngiltere’de çok gelişmiş. Bu sertifikayı aldıktan sonra bir kere o sertifikayı bulundurmanız bile o yapıyı yapan için çok büyük bir şey. Hem evin alımı önemi, artacak, bunlar çok iyi, çok itibarlı şeyler, onu yapan mimarlık şirketi için mesela bu çok onur verici bir şey. Benim yaptığım yer bir engellinin engelsiz yaşayabileceği bir yer denebildiğinde sizin prestijiniz artacak, herkes sizinle çalışmak isteyecek.

31.jpg

Bu konuda biz bazı inşaat şirketleriyle görüşüyoruz. İnanlar İnşaat ile görüştük, Simpaş’la görüşmelerimiz oldu. Hepsi bize destek verdi ve bu konuda bundan sonra yapılacak projelerde, bizim açmayı düşündüğümüz bu sertifikasyon bürosuna gelip projelerini onaylatacaklarını söylediler.Bizden destek alıp bunu yürüteceklerini söylediler. Bu da çok umut verici bir şey. Sonuçta iyi şirketler piyasada ve bunlar böyle düşünüyorsa demek ki biz bir şey yapabiliyoruz. Daha yarışmayı kazanmadan bunları yapabiliyorsak önümüzde daha çok şey olduğunu düşünüyorum açıkçası. Bu siteye de başladıktan sonra artık belki de kamusal alanlarda yapabiliriz.

DGM mesela, çok küçük bir yer zaten ama, oraya giren çıkamıyor. Ben o binanın hemen arkasında okuyorum, binanın sorunları dikkatimi çekiyor, o kadar sıkışık bir yer ki… Görüyorum o gün mahkemesi var ve bayan gelmiş engelli sandalyesinde ağlıyor, çok üzücü, oradan içeri giremiyor. Ama kamusal alanlar için de görüştük ve bizim oraya başlamamız 2 sene en az. Bakanlıktan izin al, oradan oraya git, Bakanlıktan izin aldın, gel oranın mimarıyla görüş, bunun için onay al.

TUĞBA ŞAFAK: Onay alıp alamayacağınız bile belli değil.

SERPİL ŞENYÜZ: İki sene içinde kim bilir ne olacak?

TUĞBA ŞAFAK: Aslında engelliler için bir yasa tasarısı var 2012 yılında gerçekleşmesi planlanan. Belki bu anlamda bir farkındalık yaratma, o sürecin hızlandırılması ile ilgili küçük de olsa bir umudumuz var. Çünkü başka yaptırımların, başka şeylerin önüne çıkmaması durumunda belki gerçekleşebilecek bir şey ama onu da bekleyecek zaman yok. İnsanların önce insan olduklarını hatırlaması gerekiyor. Bir sürü çalışmalar, bir sürü projeler, bir sürü kararlarda alınıyor ama siz bir yaşam alanını herkes için kullanılabilir hale getiremedikten sonra yaptıklarınız sadece kar amaçlı olmaktan öteye gidemiyor. Belki de bunu sağlamak bizim en büyük amacımız.

MİMDAP: Şu an üniversitelerde var olan “engelleri kaldır” projesi sanırım AB akreditasyon programı sürecinde olan bir şey. Mimar Sinan’dan örnek veriyorum, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde bir asansör yapıldı ve Mimar Sinan binası, belki biliyorsunuzdur, iki binadan oluşuyor ve bu iki bina giriş kat ve orta kattan birleşiyor. Tek bir binaya yaptılar asansörü. En üst katta da asansörle çıktıktan sonra merdivenle inmeniz gerekiyor. Bunun dışında daha kötüsü, diğer binanın 2. katına çıkmak isteyen biri, asansörle ancak 1. kata çıkıp sonra diğer binaya geçip merdivenle devam etmesi gerekiyor. Hiçbir anlamı yok. Sadece göstermelik.

SERPİL ŞENYÜZ: Ali Çiçek vardır MSGSܒde mimarlık bölümünde, bu asansörü o yapmıştı, benim dersime de geliyordu. Mimar Sinan’ı gezdik. Dedik ki, “hocam bize bu kadar eğitim veriyorsunuz mesela, bu çok güzel bir şey.

Aslında her şeyden öte bu proje konusunda biz geçmişteki mimarlar şu an çok dikkat edilmiyor ama üniversitede Renovatio University programında sonuçta o eğitim temelden verilirse öğrencilere çok daha başarılı olur. Çünkü yeni mezun öğrenciler bunu daha dikkate alırsa, daha bilinçli olursa belki yapılarında da bu söz konusu olur. Mesela MSGSܒde Ali Hocaya sordum: “Hocam böyle bir şey yaptınız, biz de gittik gördük. Niye bunu böyle yaptınız?” dedi ki: “Bak Serpil, buraya her gün en az 4000 – 5000 öğrenci giriyor” dedi Mimar Sinan ana binasına. “Biz burada bir araştırma yaptık; bu öğrencilerin çoğu yukarı çıkarken asansör kullanıyor ama aşağı inerken merdiven kullanıyor. Asansör kullanan olmuyor.” dedi. “Bunu iletişime göre yapmışlar.” dedi. Buraya daha çok öğrenci girip çıktığı için bu asansör sadece buraya çıkıyor.” “Peki, Hocam 3. kata çıkıyoruz, peki niye merdivenle devam ediyoruz.” Hocam orda okumuş, oradan mezun olmuş ve orda derslerine giriyor ve bana şu cevabı verdi: “Çünkü bize izin çıkmadı.” Dedi

5.jpg

Ben Bahçeşehir Üniversitesi’nde okuyorum, kendi okulumda da öyle. Şimdi derslerde artık çok fazla bu olay çıktıktan sonra artık bakıyorum okulda artık engelli çalışanlar var. 3 basamak bile olsa hidrolik asansör almışlar. Aslında güzel bir şey. Çünkü bu geri dönüş için de çok önemli. Öğrenciler mesela, sordukça şimdi biz yeni nesil olarak, bir projede çok basit soru, hoca sana diyor ki; “ biri bayıldı, sedyeyle aşağı inecek veya engelli var nasıl ulaşacak?” diyor. Bu sefer şöyle bir soru soruyorsunuz; “Hocam bizim okul da böyle.” Biz bunu gördük deyince aslında çok güzel bir şey; öğrenciler, artık yeni nesil, her sorunu görebiliyor.Şimdi mesela böyle bir projeyi hayata geçirdikten sonra her şeye daha da dikkat ediyor oluyorsunuz. Yolda yürüyoruz Tuğba ile, bir gün bir site kapısında kaldık diyoruz ki “engelleri kaldır” ekibi olarak engelleri kaldıramadık , biz bunun için çabalıyoruz, ama bu engeli bile aşamıyoruz daha. Biz bile o kadar yolun başındayız ki…

MİMDAP: Buradan çok basit bir şey çıkıyor; anahtarımız olmadan bir kapıyı açamıyoruz ve o rampa olmadan o insanın tekerlekle sandalye ya da koltuk değnekleriyle oradan inmesi çok zor.

TUĞBA ŞAFAK: Birey için aslında en önemlisi; kendi başına bir şeyler yapabiliyor olmaktır. İnsanların elinden bunu almak hayatından büyük bir şey çalmak demektir. İlk etapta engelliler üzerine yoğunlaşmamızın sebebi de bu. Herkes eşit olacaksa, herkes bir birey olacaksa ve orada kendi başına bir şeyleri yapamayan birileri varken eşitlik söz konusu olamıyor.

MİMDAP: Bence devlet dairesinde bir engelli kotası açmanın ötesinde engellinin de engelli olmayanında aynı koşullar altında başvurabilmesini sağlamak.

SERPİL ŞENYÜZ: Evet, ayrımcılık yapıyorsun. Bir açıklamayı yapıyor, diyor ki; “biz engeli için kota açtık.” Televizyon karşısında ben, annemler “o ayrı mı ki?” diyoruz.

TUĞBA ŞAFAK: Bu bir lütuf değil, bu olması gereken şey, yapılması gereken bu. Yakın zamanda bizim kendi ekibimizden bir arkadaşımızın aktardığı bir şey var. Kariyer sahibi olan engelli bir birey mezun olduğu üniversiteden, çok daha iyi eğitim alabileceği, çok daha iyi bir bölümü kazanmışken, kendisi şunu söylemiş, ben bölüm veya başarı anlamında üniversitemi seçemedim, ben binayı seçtim. Bu çok acı bir şey. Siz asıl olmak istediğiniz yerde olamıyorsunuz çünkü bina sizin kullanımınıza uygun değil.

Aynı şekilde yine bir arkadaşımızın aktardığı bir şey var. Benim kuzenim engelli fakat kendi üniversitesi ve diğer gideceği yerler engelli erişimine uygun olmadığı için, kendi okulunda bulunmak yerine bizim fakülte engelli erişimine uygun olduğu için bizim okulun kantininde olmayı tercih ediyor. Çünkü erişimine o uygun. Bina ve mekan seçmek durumunda kalınması çok acı.

8.jpg

Bize bu anlamda iletilen çok sıkıntılar var, birçok engelli haklarını bilmiyor. Bu anlamda da bize çok başvuru geliyor. Bu da çok büyük bir şey insanın haklarını bilmemesi. Bir iş görüşmesine gittim geçenlerde. Başvuru formunda birşey dikkatimi çekti. Şöyle bir madde vardı: “bu işi yapmaya mani olacak bir engeliniz var mı?” Bu çok rencide edici bir şey. Bu başka bir şekilde sorulabilir. Ben o an görüştüğüm insana belki itici olmak pahasına söyledim ve çok şaşırdı. Dedi ki “bizim buraya belli oranda engelli alımımız da var. Engelli olarak gelen kişiler bize bunu hiç söylemediler.” dedi. Ben de ona şunu söyledim: “zaten bizim yaptığımız araştırmalarda gördüğümüz şey de şu; oraya iş başvurusuna gelebilecek kadar, duygusal ve fiziksel anlamında kendi düzenini oturtmuş bir engelli bunlara takılmıyor bile. Çünkü bu ülkedeki bakış açısını, insanların ona farklıymış gibi bakmasını veya işyerinin ona bir lütufmuş gibi ekstra bir kota açmasına alışmış durumda ve onu kalkıp dile getirmez çünkü değiştiremediği bir şey olduğunu biliyor. Ama birçok insan, birçok engelli kendine belki dışarı çıktığında farklı bir bakışın olmasından, belki o sokağa çıktığı anda kaldırıma çıkmak için yardım almak zorunda olmasından dolayı çekinceler taşıyabiliyor. Evden çıkmamayı tercih edebiliyor dolayısıyla istatistiklerde belirtilen rakamlar ve araştırmalar bile gerçeği yansıtmayabiliyor.

MİMDAP: İngiltere’de bir restoranda örneğin, barda bir pozisyon açıldığında, işe başvuran iki kişiden biri engelliyse, iş engellinin şartlarına uymuyorsa bile, işi onun şartlarına uygun hale getirip onu işe almak zorundasınız. Çünkü herhangi bir engeli bulunmayan biri başka işler de bulabilir. Ama siz rafları engellinin erişebileceği yere kadar indirebilirsiniz. Sizin bahsettiğiniz örnekte de aslında bir engel varsa o engeli işveren yaratıyor, onu sizin engellemeniz gerekiyor. Bu engeli engellemeniz gerekiyor.

SERPİL ŞENYÜZ: Proje yaptığım şantiyelerde görüyorum, yangınla ilgili çok ufak bir şey için bile vermiyorlar yangın onayını, vermedikçe sen yukarıyı kapatamıyorsun bile. Bunu bu kadar ciddiye alıyorken tabiki yangın da çok önemli bir şey. Ama ince detayları bu kadar ciddiye almalarına ben şaşırıyorum. Mesela bir alışveriş merkezine giriyorum, ben belki en baştaki mağazaya gireceğim, mağazanın en son olan kaç metreyi yürüyüp, gidip asansörden çıkıp tekrar geri yürüyeceğim. Bir de oradan tekrar yürüyüp aşağı ineceğim. Zaten hiçbir yerde engelli asansörünü ne engelliler kullanabiliyor ne metro çıkışında ne metrobüslerde.

TUĞBA ŞAFAK: Bizim yaptığımız çalışmalar da aynı şekilde biz belki rampa yapıyoruz, bunu tekerlekli sandalye için yapıyor olabiliriz ama ayağında bir problemi olan veya belinde bir problemi olan veya bebek arabası olan biri için de fayda sağlıyor. Bizim sırf engelliler için yaptığımız uygulamalarımız da var. Mesela basket sahası var engellilerin kullanımı için.

7.jpgSERPİL ŞENYÜZ: Aslında şöyle düşündüğünüz zaman, bir insanın hayatı boyunca bir kere de olsa mutlaka bir şekilde geçici de olsa bir engelle karşılaşıyor. En ufak bir şey; ayağınızı burkmanız, başınız dönüyor ve yürüyemiyorsunuz, o merdiveni inecek haliniz olmuyor. Bu kadar ufak birşeyken bu kadar görmezden gelinmesi bizi çok rahatsız ediyor. Bazen düşünüyorum belediyeler ya da herhangi bir kuruluş kalkıp “şuraya şunu yaptım” diye açıklama yapıyor. Ve bu yaptığına aşık oluyor adam. Mimaride bir söz vardır biliyorsunuz “çizginize aşık olmayın.” diye. Aslında bu farkındalık konusunda biz “engelleri kaldır” olarak bunu çok iyi yaptığımızı düşünüyorum. Çünkü biz bir şey yapıyoruz ve gerçekten çok iyi sonuçlar alıyoruz. Ama hiç kimse “ne kadar iyiyiz” diye kendini bir yerde görmüyor. Tam tersi biz bu sonuçları aldıkça daha çok kendimizi geliştiriyoruz; konferanslara gidiyoruz, her yere katılıyoruz, daha nasıl bir şey yapabiliriz? Biz bir şeyi elde edemiyorsak bunu bir şekilde nasıl yaparız? Asansörü elde etmekte sıkıntı çektiğimizde acaba bunu başka nasıl yapabiliriz? diye. Bir arkadaşımız “acaba buna yeni bir şey tasarlayıp, nasıl yapabiliriz?” Belki de çok basit bir şey ama sonuçta sürekli kendimizi yenileme çalışmamız için de daha ileri adımlar attığımızı düşüyorum. Reklam yaparak, bir şekilde bir sokağa iniyoruz, bu kamusal alan dışında bir sokak da var bizim Kadıköy’de. Bir okula gitme sokağını en azından engelliye uygun yapalım istedik ama onu da yapamadık. Bir sokağa gidildiğinde, insanlar bilinçlendikçe sonuç olarak bunlara artık tepki de gösteriyorlar. Eskiden hiçbir şey söylenmiyordu. Mesela Tuğba’ya yorumlar geliyor; “ben engelliyim haklarım ne?” engelli hakları bile duyurulmuyor ki insanlar bunu bilsin. İnsanlar bunu bilmediği için biz gün geçtikçe bilgimizide daha da çoğaltarak nasıl yaklaşabiliriz ve bunu nasıl duyurabiliriz çabasındayız. Biz ulaşamıyorsak onlar bize ulaşsın istiyoruz. Bu kadar kendimizi duyurmaya çalışmamızın amacı da bu aslında.

TUĞBA ŞAFAK: O kadar güzel bir platform ki aslında biz kendi internet sitemizi de geliştirmeyi planlıyoruz. Şu anda bizim internet sitemiz yaptığımız haberleri duyuran, engellilerle bizim iletişimimizi sağlayan, yapılan çalışmalardan bahseden bir platformda. Bizim kısa vadede planımız bunu tamamen engellilerin ve tüm bireylerin etkileşim içinde olacakları bir site haline getirmek. Bunun yurt dışından araştırdığımız örnekleri de var.

Mesela o kadar güzel siteler var ki yurt dışında yapılmış. Engelliyle ilgili eğitim olsun, kültür olsun, cinsellik olsun, her türlü bilgiyi bulunduran, her türlü bilgi paylaşımının bulunduğu, bir şey mi alacaksın, bir şeye mi ihtiyacın var, herkesin konuşup birlikte olduğu, bir şeyleri paylaşabildiği bir platform haline gelmeye çalışıyoruz şu anda. Şu anda çok yoğun olduğumuz için sponsor anlamında çok sıkıntı çekmiyoruz, o bakımdan çok güzel gidiyoruz ama güvenilecek bir ekip kurmak, burada çok önemli bir şey var; böyle bir oluşum içindeyseniz insanların şu bilinçte olması gerekiyor: “ben burada kendi adıma yokum, proje için varım.” düşüncesinin olması gerekiyor. Bizim de çok sirkülasyonumuz oluyor; gelenler, gidenler oluyor. Bu duyguyu yakaladığımız çok insan da her zaman çıkmıyor. Çok iyi gözlemliyor ve çok iyi tartıyor olmanız lazım bir şeyleri. Çünkü çok hassas bir şey yapıyorsunuz.

Serpil de belirtmişti; farkındalık sağlansa, insanlar bilinçlense, bunların eğitimleri verilse diye. Belki ilkokuldaki bir çocuk, belki bunu çok anlamayabilir. Engelli kulüpleri, “engelleri kaldır” kulüpleri kurarak eğitimde, belki Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak bir çalışma olabilir.

Okullarla görüşerek, bu anlamda eğitim vermeyi düşünüyoruz uzun vadede. Şu an zaten kulüp kurulma aşaması da ciddi bir süreç olduğu için okulların bile prosedürleri, bazı kuralları var. Sizin kendinizi ispat etmeniz bir yarar sağlamaz. Bazı okullar bu tip toplumsal hareketlere çok da olumlu bakamıyor olabilir haklı olarak. Onlarında bunu değerlendiriyor olmaları bizim için çok olumlu. Eğitim de farkındalığının sağlanıyor olması gerçekten çok önemli.

Bu konu öyle bir şey ki yaptığınız çok ufak bir şey de aslında çok şey fark ettirebiliyor. Mesela bize başvuran insanların birçoğu da çok bir şeyler yapmak istiyorlar ama ne yapacaklarını bilmiyorlar. O da çok önemli. Biz mesela bize çok da güzel projeler geliyor. Şunu da sağlamak istiyoruz; bize insanlar rahatça projelerini iletsin ve biz kendi bağlantılarımız, kendi bilgilerimizle onlara destek olalım. Bu projenin yürütülmesine her manada; hem öneriler olsun, fikir geliştirme olsun, maddi olsun, manevi olsun destek verelim. Uzun vadede bunları da çok arzu ediyoruz. Çünkü mesela benim oturduğum semtte sahilde yürüyüş yapıyorum sürekli bu bahsettiğim kullanışsız olan kaldırımların düzeltilmesiyle birlikte ki diyorum kullanışsız oldukları halde ben hiç görmediğim halde, çok daha fazla sayıda, , bu yaz tekerlekli sandalyede bir sürü insan gördüm sahilde gezen. Kullanışsız bir şey yapıldı ama o bile çok şey fark ettirdi. İnsanların yapacakları çok küçük bir şey, bir apartman için , site yönetimi farklı bir zihniyet, bir apartmanda her dairenin vereceği küçük bir meblağ ile oraya bir rampa yaptırılması ve ya girişlerin düzeltilmesi, bu herkesin kapısının önünü süpürmesi gibi bir şey. Ciddi anlamda bir fark yaratır ama insanlar bunu düşünemiyorlar.

SERPİL ŞENYÜZ: Bir proje çizersiniz ama hiç eleştiri gelmezse de kötü. Hiç eleştiri gelmemiş bir proje en kötü projelerden biridir. Eleştiri gelmiyorsa kork, çünkü demek ki yaptığını kimse umursamıyor. Buna iyi diyemezsin bile. Biz bu “engelleri kaldır” hareketini geliştirmek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

4.jpgTUĞBA ŞAFAK: Bizi çok rahatsız eden bir durum birçok dernek kötü durumdaki, mağdur durumdaki bir engelliyi gösteriyor, bunla dikkat çekmeye çalışıyor. Biz bunu da çok yanlış buluyoruz. Acıtasyon yapmaya gerek yok. Engelli bireyler zaten hassaslar, bu gibi tabloları görmek yerine motivasyona ihtiyaçları var .

Örneğin, tekerlekli sandalye basketbolu diye bir spor var ve bu sene bizim milli takımımız bize Avrupa 3.’lüğü getirdi. Ama 12 Dev Adam getirseydi her yerde bu duyulurdu. Tekerlekli Sandalye Basketbolu çok fazla fiziksel güç, koordinasyon ve zeka gerektiren bir şey. Ama insanlar tarafından yeterince takdir edilmiyorlar. Mesela biz bu haberi sitemize koyduk ve bana bir geri dönüş geldi. Olimpiyatlarda engellilerle ilgili alanlarda çalıştırma yapan bir antrenörden. Dedi ki “Tekerlekli Sandalye Basketbolu’ndan bahsettiniz bugün Pekin Olimpiyatları’nda yarışacak 12 tane sporcumuz var. Onlardan neden bahsetmediniz?” dedi. O noktada bu bir eksiğimiz oldı “engelleri kaldır” olarak bundan bahsetmemiş olmak. Çok memnun oldum bu uyarıya. “Biz size yer vermekten gurur duyarız ve sizden rica ediyorum. Bu olan olumlu gelişmelerle ilgili bizi bilgilendirin’’ ricasında bulundum antrenörümüzden. En ufak başarı bile, sizin çocuğunuz bir resim yarışmasında ödül kazansa bile ne kadar büyük bir gurur ve kaldı ki Türkiye adına bir şeyler yapılıyor. Türkiye bu sporcularına yeterli imkanları sağlayamamasına rağmen en azından bu gururu yaşamayı bilmeli.

SERPİL ŞENYÜZ: “Kalkıp yürüyemiyorum, bir basamağı inemiyorum bile” diye anlatıyor bir engelliyle konuştuğumda. Aslında geçici engelliler için de çok zor, ben yaşadığım için biliyorum belki. Hastaneye gidiyorsunuz ameliyat oluyorsunuz, o sedyeyle geçme yollarında bile ufak rampalar o an sizin canınızı öyle yakıyor ki. “Yalvarıyorum beni kıpırdatmayın çünkü çok canım yanıyor.” Ben sadece geçici bir engelliyim. Çok iyi bir hastanede belki ameliyat oldum. Aşağı iniyorum hastaneden çıkacağım, tekerlekli sandalyeyle iniyorum. Ama arabaya ulaşmak için basmaktan inmem gerekiyor. Birkaç kişi geliyor yardım ediyor. Hastane çok önemli. Mesela Devlet Hastaneleri, şimdi Özel Hastanede olduğunuzda yine her şey daha kolay, Devlet Hastanesinde hareket etmeyen yataklar var ve sen orda yatıyorsun, hareket edemiyorsun, ameliyat yerin geriliyor, canın yanıyor. Aslında çok can sıkıcı bir şey.

Geçici engelliler bile bu kadar sıkıntı yaşıyorsa… ben böyleyim ama sürekli böyle olan insanlar var. Onlar nasıl yaşıyor? Engelli bir insan evde, mesela başka ülkelerde devlet yatak bile sağlıyor. O yatağını oynatıyor, yeri geliyor yatarak kalıyor, yeri geliyor oturarak kalıyor, istediği gibi davranabiliyor. Türkiye’de ise adam zaten engelli, üstüne bir de zihinsel engeli oluyor bu sefer. Uçakta seyahat ederken fark ediyorum, o engelliyi o uçağa bindirmeleri bile yarım saat. Aslında bu bile çok büyük bir sıkıntı. Şöyle bir laf vardır, siz bir işe gidersiniz uçak saati 8:15’te uçak uçtu sen bittin ve yapabilecek hiçbir şey yok. Engelli işe gidecek, belki yürümesi 15 dakika ve yürüyemiyor. Onun işe gitmesi 1 saat. Otele gidiyor, otelde kalacak, ne kapıdan geçebiliyor, ne yatağı uygun, ne otelin penceresi var. Bunlar küçük gibi görünse de büyük eksiklikler.

TUĞBA ŞAFAK: Tekerlekli sandalyedeki biri 3 saat önceden sıvı tüketmeyi kesmesi gerekiyor. Çünkü tuvalet ihtiyacını giderebileceği uygun bir tuvalet yok. Bu en temel, en basit şey tuvalet ihtiyacı, insanın yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürecek ve hatta diğer organlarını ciddi anlamda zarara uğratacak bir şey. Direkt sağlığını tehdit etmesi ki dışarıda geziyor olmak da bir lüks değil, bir hak. Ve sağlığınla ilgili bir şey de bile engelleniyorsun.

TUĞBA ŞAFAK: Bir de ortada ciddi şekilde bir güven durumu da var. Biz sokakta yürürken yanımıza biri yaklaşır “bir telefon edebilir miyim?” veya “nereye gidiyorsunuz, ben sizi götüreyim” dese şüpheyle bakarız.

Benim böyle bir tecrübem oldu. Karaköy’de karşıdan karşıya geçerken çok karışıktır, normal navigasyon, ışıklar, çok iyi gördüğünüz, çok iyi bildiğiniz halde ciddi şekilde ezilme tehlikesi olan bir yer. Tramvay’dan inerken arkamda bir görme engeli bir bayan vardı. Gidip koluna girdim, karşıdan İETT’nin Seyahat Kartları Şube Müdürlüğü var, oraya gitmek istiyormuş ama karşıya geçmek imkansız, ben gördüğüm halde her seferinde korkuyorum oradan. Koluna girdim, ona eşlik ettim ve yollar hiç uygun değil, burada basamak var, şimdi bir tümsek var. Basamak da bitmiyor, tümseği, çukuru ayrı ayrı. Onlar da normal olarak düzgün olmadığı için. Sonuçta o bana bir bakıma canını bile teslim etmiş oldu. Çünkü orada araba gelecek, ben onu yanlış geçirsem veya ben onu yol ortasında bıraksam ne olacak? Biz gördüğümüz, bildiğimiz, anlamaya çalıştığımız halde güvenemezken bu çok ciddi bir şey. O bayan bana güvendi. Hem çok iyi hissediyorsun kendini hem de ben onu bıraktım sonra yalnız eve dönecek, ne olacak diye düşünüyorsunuz çünkü yollar erişime uygun değil.

MİMDAP: Tam olarak “Renovatio Projesi”nde neler yapabildiniz?

13.jpg

SERPİL ŞENYÜZ: İlk önce bizim kendi sitemizde otoparkın giriş yerinde tek basamakları rampaya çevirdik, merdivenlerin hepsini değil de mesela bazı yerlerde hepsini yapmak istedik ama site yönetimi dedi ki “hayır, merdiven de olsun basamak da olsun.” Gerekçe şu belki kışın kayar ama aslında kauçuk kaplıyoruz. Oranın kaymasını bir şekilde engelliyoruz. Ne olursa olsun burası Uludağı’n tepesi de değil zaten, o kadar da kötü olmamasına rağmen. Merdivenlerin yarısını rampaya çevirdik, geçiş yolları bir engel yüzünden, her sitede yaşayan, her türlü bir engel yaşadığını varsayarak bunların parka ulaşılırlığını sağladık. Mesela bunları yaparken de parkın doğal yapısını da bozmamaya çalıştık. Bazı binaların girişine rampa yapılamıyordu, bunlar için hidrolik asansör düşündük anlattığımız gibi. Orada yaşayan engelliler kendi çabalarıyla oraya bir demir koymuşlardı ama o demir bile hiçbir işini görmüyordu.

TUĞBA ŞAFAK: Tabi biz her binada en az bir engellinin yaşadığını varsaydık ama böyle düşünmesenizde, Ali Bey örneğin, üst komşuyla ya da yan binada komşusuyla görüşebilecek durumda olması gerek. Ben mesela orda yaşıyor olabilirim, benim engelli bir akrabam olabilir, neden bana gelemesin?

SERPİL ŞENYÜZ: Çökmüş yollar vardı çok fazla. Alttan sağlam yapılmadığı için blok taşların kenarları dağılmıştı, onları düzelttik. Engelli otoparkını yaptık. Onun o girişinde bir set vardı, bir basamak gibi bir set koymuşlardı. Onları kaldırıp düz yola çevirdik. Şimdi sprey boyayla boyanacak bu engelli otoparkı. Bir navigasyon sistemi kurduk; bir yerden diğerine kolay ulaşılabilsin diye. Zeminler kauçukla kaplanacak. Bazalt plakalar konacak merdivenlerin başları ve sonlarına görme engelliler için, yol kenarlarına yollarını kolayca bulabilsinler diye. Bu yol kenarındaki bütün erişimi engelleyen bütün ağaçlar budandı ama hiçbiri kesilmedi tabi ki. Otoparktan parka gidiş, otoparktan diğer binalara ulaşım için yani genel olarak bir engellinin bir bloktan başka bir bloğa gitmesi için hiçbir engel kalmadı.

121.jpg

TUĞBA ŞAFAK: Aynı zamanda kapılardan içeri girerken kapılar da herkes için çok sertti, onların yumuşatılması. Sonuçta oradan çıktıktan sonra kapıyı açamaması çok da anlamlı değil. Keşke kolay bir şey olsa da bina içindeki asansörlerin düğmelerini de aşağı çekebilsek.
Renovatio İstanbul erişilebilirlik konusunda her türlü araştırma ve destekle sürdürülmeye devam ediyor Engelleri Kaldır Hareketi olarak bizim bu anlamdaki ilk projemiz ve en iyi şekilde tamamlamak en büyük hedefimiz.

MİMDAP: Engelleri Kaldır Hareketi olarak bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?

TUĞBA ŞAFAK: Bizim bundan sonraki adımımız ve yapmak istediğimiz şey ‘Renovatio University Projesi’. Üniversitelerde, özellikle kalabalık kampüslerin olduğu üniversitelerde projemizi uygulamak için rektörlüklerle görüşmek ve projemizi kurulacak “Engelleri Kaldır Kulüpleri” ile beraber yürütmek. Renovatio University ayağı olarak üniversite içindeki engelli erişimlerini düzenleyecek şekilde yeniden hayata geçirmek. Bizim bu yarışmaya katılmamızdaki en büyük amaç projemizin sürdürülebilirliğini sağlamak.

Bundan başka, firmalarla da görüşmelerimiz var. Bu anlamda bir sertifikasyon sistemi üzerinde yoğunlaşmış durumdayız, yangın yönetmeliği gibi. Binalara ciddi anlamda yaptırım getirecek, engelli erişimiyle ilgili yapılması gerekenleri belirleyecek bir sertifikasyon sistemi. Bu anlamda çalışmalarımız var.

İlk etapta, kısa vadede Renovatio İstanbul’u Renovatio University olarak sürdürmek. Onun sonrasında da farkındalık çalışmalarımız sürecek, Kasımda yeni başlayacak bir projemiz var. Siz ne kadar bir şeyler yaparsanız yapın en önemli şey aslında toplumun dikkatini çekmek. Biz mesela Facebook’taki grubumuzda ve internet sitemizde bir takım farkındalık soruları soruyoruz. Bazen bir başarıya, bazen de ülkemizde yer almayan bir eksikliğe dikkat çekecek şekilde. Mesela onun altına o kadar duyarsız bir yorum geliyor ki çok üzülüyoruz. Ama ondan sonra o üzüntümüzün üstüne bilinçli ve duyarlı insanlar yapılana daha çok sahip çıkıyorlar. En önemlisi aslında bu farkındalığı sağlamak. Bu anlamda bizim en önemli hedefimiz bu.

Şu an biz gayet güzel yürüyoruz, her yere gidiyoruz ama bir anda gözlerinizi kapadığınızı düşünün, bu rahatlıkta olabilirmisiniz? Zihinsel engellilerle ilgili örneğin hiçbir çalışma yapılamıyor. Çünkü geri dönüşü olmadığı için genelde insanlar buna para ve vakit harcamak istemiyorlar ama o kişilerinde birey oldugunun herkesin sahip olduğu haklara sahip olmaları gerektiğinin bilinmesi gerekiyor. Çok eksik bir düşünce yapısı var.

Dediğimiz gibi bizim görüşmekte olduğumuz firmalar da bir takım uygulamalar yapmak istiyorlar ama “bunları bir anda yapamayız, maliyeti çok yüksek” diyorlar. O bakımdan da tabi düşünülebilir, düşünmeleri de gerekir devamlılık sağlamak bakımından ama diğer yandan çok da üzücü.

MİMDAP: Ama tabi sıfırdan, hiçbir şeye başlamadan bunlar düşünülse hiç ekstra maliyeti olmayacak.

SERPİL ŞENYÜZ: Bunu sonradan değiştirmek daha da zorlaşıyor. Mesela apartmanlarda bir otopark sıkıntısı var. Her apartmanda otopark olması gerekirken belli bir maliyet karşılığında, buralara dükkan konuyor ya da bilemediniz oraya bir daire yapıyorlar. Kendilerince maliyetten kazanıyor. Şimdi ne yaptılar? Bütün apartman altındaki dükkanlar kapanıyor… Bunu sonradan değiştirmek çok daha da zor. Şehir içinde bütün apartman altındaki dükkanlar kalktı. Bunu ne kadar yapabilirler? Etiler’de uygulayamadılar. Her yerde duruyor.

Sonuçta ne olursa olsun herkesin daha da bilinçli olması gerektiğine inandığımız için biz bunu yaygınlaştırmak istiyoruz. Bizim de ilerlememiz için bir sebep çünkü. İnsanlar duyarsız kalınca biz de ilerleyemiyoruz ama bu reklamlar, sizin gibi duyarlı internet siteleri sayesinde bu konular gündeme geliyor.

MİMDAP: Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz.

mimdap

12 Yorum
  1. öncelikle çalışmada yer alan herkesi kutluyorum. evet özürlüler bizim defolularımız değil. yarının ne getireceği de belli değilken tasarımlarımızı hepimizin geleceği için yapmalıyız. mimari olsun sosyal olsun atılacak her doğru adım doğru sonuçlar ile bizi önemli noktalara getirecektir. özürlü insanlar koyduğumuz bu engeller bizim insan kaybımızdır. bunun farkında olursak eğer çözümler peşimizden gelecektir.

    bir mimar olarak ben de master eğitiminde bu konuda çalışıyorum… özürlülerin topluma kazandırılma süreci ve toplum temelli rehabilitasyon calısmalarını araştırıyorum. öncelikle bilinç sahibi olmamız gerek. uygulamaların daha seri olabilmesi ve sürdürülebilmes için yaptığımızın ne kadar gerekli ve önemli olduğunu ve kayıplarımızı bilelim… ben olaya yardım olarak bakmıyorum… bu insan kaybının önüne geçme ve kendi geleceğimize yatırım yapma eylemidir. hepimiz bir gün özürlü olmasak da yaşlanacağız en basiti bu… engeller sadece mimari değil toplum temelli bunu görerek anlayarak yola çıkmalıyız geç kalmadan hem de hemen!!

    teşekkürler yeniden… ve tebrikler.

    tuba sultan ayyıldız | 4 November 2009

  2. ne kadar olumlu bir çaba. küçük şeyler zannedilen ama toplumda çok ihtiyaç olan bu tarz engellilerin hayatlarını olumlu yönde değiştirecek küçük çabalara ihtiyaç var. çok medeni bir girişim. ben de emekleri geçenleri kutluyorum. ne güzel bir duyarlılık.

    aliye sertanlı | 5 November 2009

  3. Çevremizde yaşam alanlarımızı kullanılmaz kılan o kadar fiziki engel var ki bunları saymakla bitiremeyiz. Bir çoğu tasarımcısız olmasından kaynaklı. Yolları, kaldırımları , geçitleri, parkları doğru bir proje yönetemiyle elde etmiyoruz. Sonra detaylara önem vermiyoruz. Sonra bu işleri yapanlar kaba saba işi bitirip kaçıp gidiyor ve kamu eliyle üretilenler kullanılamz durumda teslim edilip kaçılıp gidiliyor açıkçası. Genç ve orta yaştaki insanlar bu engelleri sineye çekiyor üstünden atlayıp geçiyor. Mühim saymıyor. Ama yaşlılar, çocuklar, özürlüler için çevre tam bir cehennem. Yaşanması zor bir alan. O yüzden hepsi evde hapis hayatını tercih ediyor.

    Bu kadarönemli sosyal bir problemin gündemin maddesi haline getirilmesi çok önemsenecek bir çalışma. Söyleşinizdeki arkadaşlarımız kamuoyunda yarattıkları farkındalıktan dolayı kutluyorum.

    a.remzi gülen | 6 November 2009

  4. Bu ülkede milyonlarca engelli var. Ortak alanları ve ulaşım araçlarını kullanamıyor. Kaldırımları kullanımıyor. Tasarım okulları bu kadar önemli bir konuyu bence yeterince işlemiyorlar. Yerel yönetimler ürettikleri kamu alanlarında özenli değiller.
    Girişiminiz kutluyorum.
    Bir manada uygarlık projesi.
    Yetkililerin kulağına gitsin artık ve bu işe kafa yorsun bütçe ayırsınlar.

    Cenap Yeşil | 6 November 2009

  5. Engelleri kaldırmak anafikriyle çevreye bakıldığında neler bulunur neler. Yeterki böylesi bir perspektifiniz olsun. Bir biçimde toplumsal bilinç oluşturmaya hizmet veren çok yönlü çalışmanın sonunda beklerim ki birçok belediye böyle bir projeyi kendi bünyelerinde çoğaltsınlar. Bu konuyu bilenlerden danışmanlıklar alsınlar. Engellerin kaldırılması için yönetmelik maddeleri değişsin. Park bahçe meydanlarda yeni bir perspektifle kontroller yapılsın.

    K.Ahmet Atalık | 6 November 2009

  6. çok değerli ve bu memeleket açısından çok gerekli bir çalışma yürütüyorsunuz. projelerinizin sivil toplumda daha çok duyulmasını dilerim. başarılarınızı sürdürmeniz dileğiyle.

    Kamil Uysal | 9 November 2009

  7. ne yazık engelleri olan bir dünyada yaşıyoruz. basbayağı fiziki engellerle dolu şehirlerdeyiz. engellerin azaltılması en azından rasyonolize edilmesi kanun gücüyle olur. bu istikamete gitmek için kamuoyu yaratmak, bilinçlilik oluşturmak ancak böyle hareketlerle olabilir.
    ben çok yürekli bir hareket olarak değerlendiriyorum yukarıda anlatılan çalışmayı.

    nurgül | 10 November 2009

  8. tuğba ve serpil hanımlar gerçekten yürekten kutlarım. bizim geleneğimizde bundan daha önemli işler yapıldığı için engellilerle uğraşmak engelleri kaldırmak çok düşünülmez. ama siz hatırlatmışsınız. sağolun

    alirıza okçu | 10 November 2009

  9. engelliler için daha yaşanılır bir dünya oluşturma konusunda bence yasama gerekli hassasiyette davranmıyor. bu hususları düzenleyen kanunlar ve yönetmelikler tavsiye niteliğinde çıkıyor ve uygulama birimleri, mesela belediyeler açısından bakarsak yaptırımcı bir tarafı yok. kanun gücüyle samimi olarak gündeme getirilmedikçe savsaklanmaya mahkum bir alandır engelliler bahsi. arkadaşlarımızın çabaları gibi çabalar yoğunlaşırsa samimi davranmayanlar, engelliler için çevre düzeninini hazırlamayanlar nispeten sıkışır ve az da olsa birşeyler yapmaya başlayabilirler.

    halide göçmen | 13 November 2009

  10. bu kadar ulvi değerler taşıyan çalışmalarınızın toplumda olması icap eden elelelik duygus, yardımseverlik seferberliğine dönüşmesini temenni eder, sizleri kutlarım.

    erhan şengörenoğlu | 14 November 2009

  11. çok anlamlı sosyal sorumluk projesi arkadaşlarımızın yerine getirdiği. ben bir çok sivil toplum gönüllüsünü ateşleyeceğini umuyorum.

    gülben arıcı | 17 November 2009

  12. acaba bu kampanyada aktif halde rol almak için ne yapmamız gerekli biraz bilgi verirmisinz ? nası ulaşabiliriz ?

    hayrettin | 24 August 2010


Yorum yazmak için


Tasarım: HKS Architects       NH Foods Ltd, Hokkaido Nippon-Ham Fighters Beyzbol Kulübü Co, Ltd ve Hokkaido Ballpark Corporation, önerilen inşaat alanı 26 Mart 2018′de kararlaştırıldığından beri, yeni bir basketbol sahası inşa etmek için çeşitli bakış açılarından gerekli çalışmaları sürdürmeye devam etmektedir.         Her şeyden önce, NH Foods, Fighters ve Hokkaido [...]
ARŞİV
Subscribe