Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
“Julien De Smedt” – Son Çalışmalar Konferansı
Share 23 October 2009

Dünyaca ünlü mimar Julien De Smedt, 22 Ekim 2009 Perşembe günü, Yapı-Endüstri Merkezi’nde konferans verdi. Konferansta çalışmaları ve mimarlığa bakış açıları ile ilgili bilgiler veren Julien De Smedt’i izlemeye çok sayıda öğrenci ve profesyonel geldi.

65.jpg

Konferansa, farklı yerlerde çalışmalarını anlatmaktan mutluluk duyduğunu çünkü farklı kültürlerden beslenmenin önemli olduğuna inandığını belirterek başlayan De Smedt, kendi projelerini de 45 kişilik, çok farklı ülke ve kültürlerden gelen bir ekiple birlikte gerçekleştirdiklerini söyledi.

92.jpg

Coğrafya ve Boyut
Çalışmalarında sürekli araştırmaya dayalı bir yöntem izlediklerini söyleyen De Smedt, hazırladıkları projeleri öncelikle farklı coğrafyalarda yerleştirmeye çalıştıklarını, ardından uygun olan coğrafyayı belirleyerek uygun boyutlarda yapıyı gerçekleştirmeye başladıklarını açıklıyor. Örneğin bir “halka” şeklinden ortaya çıkan ve ardından 100 bin metrekarelik bir SPA, konut ve otel adası olmasına karar verilen Mermaid Island projesi, Orta Doğu’da inşa edilmeye başlanmış.

19.jpg

25.jpg

Tryptique: V+M Konutları
Kopenhag’ın biraz dışındaki bir bölgede gerçekleştirilen bu konut projesi, kare bir alanda tasarlanmış ancak yapının bakacağı yönde yer alan ofis binası görüntüyü bozduğu için ondan uzaklaşarak yapı V şeklinde içeri çekilmiş. Ayrıca alanın diğer tarafı proje olarak kendilerine verilmemiş olmasına rağmen bir bütünlük teşkil etmesi amacıyla o bölgede de, uyumlu bir M şekli yaratılmış. Binaların çevreye uyumu çok beğenilince daire tipleri belirlenmeye başlanmış ve 5 farklı dubleks ve tripleks dairenin belirlenen yapı içine yerleştirilmesiyle 76 farklı birim ortaya çıkmış.

35.jpg

Balkonların birbirine bitişik olmasındansa bağımsız olmasını tercih eden JDS Architects, burada ilk defa içine 6 kişilik masanın sığabildiği üçgen balkonları tasarlamaya başlamış. Binanın devamlı güneş alan cepheleri, birer özel bahçe niteliğindeki geniş balkonları, konforu ve çeşitliliği, kent dışında kaldığı için çok talep görmeyen bölgede konutların hemen tükenmesini sağlamış. Bunda, prefabrike ve betondan oluşan yapının maliyetinin neredeyse sosyal konut kadar düşük tutulmasının da etkili olduğu belirtiliyor.

45.jpg

Projenin başarısı üzerine, planlama kararlarında, içerisinde park, sosyal tesis ve otopark bulunması gerektiği belirtilen, hemen bitişikteki arsayı da alan müşteri, burada da proje talebinde bulunmuş. Burada arsayı farklı biçimde kullanan JDS Architects, tek bir bina yapmak yerine iki binayı üst üste oturttuktan sonra oluşan düzgün şekli deforme etmiş. En altta otopark olacak şekilde üste kadar merdiven biçiminde, tek tip dairelerin yerleştirildiği bina, çevresine göre yüksek yapıda olsa da, hem içindeki yeşil yoğunluğu, hem de basamaklı yapısı nedeniyle göze batmıyor.

54.jpg

Herkesin kullanımına açık olduğu belirtilen otoparkın iç tasarımında ise değişik kullanımlara uygun tasarımın yanı sıra, bir sanatçıyla birlikte çalışılarak duvarlarda görsel öğeler de kullanılmış. Tamamen kapalı olarak tasarlanan otoparkın çevresi, etrafında pek engebe bulunmayan coğrafyada dağ gibi yükselen bir yapı olması nedeniyle de, Everest’in uydudan alınmış görüntülerine benzer şekilde lazerle kesilmiş çelik prodüksiyonlarla kaplanmış. Bu yapı çevredeki insanların o kadar hoşuna gitmiş ki, otopark daha açılmadan içeride 3000 kişinin katıldığı bir elektronik müzik festivali düzenlenmiş.

Mimari Gettolar
Julien De Smedt, “Mimari Gettolar” derken farklı mimarların, birbirinden çok farklı yerlerde bir arada çalışmasından bahsediyor.

73.jpg

Bu konuda verdiği ilk örnek, ORDOS 100 olarak bilinen ve Çin’de, bir çölün ortasında tasarlanan, 100 mimarın, 100 günde 100 villa yapması mantığına dayalı olarak gerçekleştirilen proje oluyor. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen 100 mimarın çalıştığı projede JDS Architects, çöl şartlarına uygun, çok fazla modern gözükmeyen ancak ilginç olan bir ev tasarlamaya karar vermiş ve sonucunda, merkezinde tüm odalara erişimi sağlayan bir avlu bulunan, igloları andıran bir yapı ortaya çıkmış. En üstün kaplama bir çatıyla kapatılmasıyla ısı kontrolü de sağlanmış. Bu evin en önemli özelliği, tüm odaların birbirini net bir şekilde görmesi.

161.jpg

Diğer bir örnek ise, bu kez Tayvan’da, Taipei’den biraz uzakta bulunan bir alanda 10 Tayvanlı ve 10 yabancı mimarın birlikte tasarladığı A0-D1 projesi. İlk tasarım sırasında, çok önemli olduğunu düşünmelerine rağmen, bölgeyi görme fırsatı bulamadıklarını belirten Julien De Smedt, yine “halka” mantığından yola çıkarak, biraz içe dönük bir mimari tasarım hazırladıklarını, bölgeye gidip gördüklerinde, içinde bulunduğu çevrenin güzelliğine baskın olmaması için de yapıyı biraz toprağa gömülü şekilde yeniden düzenlemeye karar verdiklerini anlatıyor. Ancak Tayvan’da mezarların halka biçiminde yapıldığını ve tasarımlarının mezarları andıracağını öğrendikten sonra planı biraz daha ay şeklinde açıp, tekrar, çevreye çok baskın çıkmayacak şekilde yükselterek son derece ilginç ve kullanışlı bir yapı elde ettiklerini söylüyor.

De Smedt bu konuda son örnek olarak, Danimarka’da bir liman kıyısında 4 mimarın birlikte, tek bir mimarın tasarımıymış gibi yaptıkları konut projesini veriyor.

132.jpg

Manzaralı alanları tasarlamanın, yapıların birbirinin manzarasını kapatması nedeniyle zor olduğunu belirten De Smedt, burada da yine bloklar halinde merdivenli bir yapı ve aralarda sokaklar oluşturmaya çalıştıklarını ancak sistemin istedikleri gibi işlemeyeceğini anladıklarında farklı bir yol izleyerek yapıları kesip dağ ve tepeler şeklinde bir konut dizisi yarattıklarını açıklıyor.

142.jpg

Kamusal/Sosyal Alanlar
Julien De Smedt konferans süresince sürekli olarak yeşil ve sosyal alanlar üretmeye çalıştıklarından ve en keyifle yaptıkları işin, insanları bir araya getirecek sosyal mekanlar tasarlamak olduğunu belirtiyor.

Bu kapsamda Kopenhag’da nehir kıyısındaki bir parkın düzenlemesinde, parkın bir parçası şeklinde denize doğru çıkıntı yapan ve çevresi yürüme yollarıyla çevrilen bir yüzme havuzu yaptıklarını ve çok canlı bir mekan yarattıklarını anlatıyor. Ardından kıyının karşı tarafında yer alan ve parka göre oldukça sakin, ölü mekanlar olan otel ve kamu binasının bulunduğu bölgede de böyle bir tasarım istendiğinde, burayı canlandırmanın en iyi yolunun karşıdaki parka yine yürüyüş yollarıyla bağlayıp, aynı mantıkla havuzların etrafından bu yürüyüş yollarını devam ettirmek olduğuna karar verdiklerini söylüyor.

122.jpg

Ayrıca, yine Kopenhag’da bir kıyıda tasarladıkları Gençlik Merkezi’nin de, gençlere, açık alanda ders çalışma, parti düzenleme, sosyalleşme, çocuklara dalgalı tasarlanan çatıdaki oyun alanında oynama ve eğlenme imkanı tanıdığını da ekliyor.

152.jpg

İmkansız Tasarım
Hong Kong, Shenzen’deki 4 milyon metrekarelik bir alanda kendilerinden istenen 1500 metre yüksekliğindeki imkansız gökdeleni yapamadıklarını ve bunun yerine mekanın genişliğini de kullanarak, sanki farklı mahallelerden meydana gelen bir bina tasarladıklarını, çok yoğun yerlere konut, içerideki kapalı bölümlere yeşillik koyarak, iç mekanlardaki dolaşımı da sanki dışarıdaymış hissiyle gerçekleştirmeye çalıştıklarını söylüyor. Büyük heyecanla karşılanan projenin maalesef kriz nedeniyle rafa kalktığını belirten De Smedt, uygun zamanın yeniden gelmesini umduklarını sözlerine ekliyor.

112.jpg

Tanrının Şezlongu
Son olarak Oslo’da yapılmakta olan Kayak Pisti’nden bahseden Julien De Smedt, bu proje için alanda farklı eksenlerin, rüzgarın, eğimin çok ayrıntılı biçimde ölçüldüğünü, buna uygun biçimde de rüzgar koruması, eğimin altına yerleştirilecek sosyal alanlar, yandan yukarı çıkmayı sağlayacak asansör ve en üstte de tüm kenti de izlemeyi sağlayan tribünün tasarlandığını açıklıyor. Işıklı haliyle heykel ile mimari arasında kaldığını ve şeklinden dolayı “Tanrının Şezlongu” olarak tanımlandığını belirten Smedt, genç bir mimarlık şirketi olarak bu kadar büyük projeler gerçekleştirebildikleri için mutlu olduklarını, tek bir konuda uzmanlaşmak yerine, farklı konularda yenilikçi yaklaşımları araştırmayı tercih ederek yollarına devam etmek istediklerini söyledi ve konuşmasına son verdi.

102.jpg

2009 Hollanda Maaskant “Genç Mimar Ödülü” Sahibi Julien De Smedt Hakkında (YEM Basın Bülteni’nden)
Genç olmasına rağmen uluslararası alanda pek çok önemli ödül kazanan projelere imza atan Julien De Smedt; 2003 yılında Larsen Ödülü, 2005 yılında Eckersberg Madalyası’yla onurlandırıldı. 2004 Venedik Bienali’nde tasarımları arasında yer alan “Stavanger Concert Hall” dünyanın en iyi konser salonu seçilirken Denizcilik Gençlik Evi projesi ile “Mies van der Rohe” ve “AR+D” ödüllerine layık bulundu. 2007’de, 2011 dünya şampiyonalarına hazırlanan, Oslo, Norveç’teki yeni Holmenkollen Skijump için açılan uluslararası yarışmayı kazandı.

3 Aralık 1975 Brüksel doğumlu Julien De Smedt Fransız sanat düşkünü Jacques Leobold ve Belçikalı sanatçı Jacques Léobold ve Belçikalı sanatçı Claude De Smedt’in çocuğudur. Brüksel’de St Luc, La Cambre, Sint Lukas, Paris’te Belleville ve Los Angeles’te Sci-Arc’ta öğrenim gördükten sonra, 2000 yılında Londra Barlett Mimarlık Okulu’ndan mezun oldu. 1997- 1998 ve 2000- 2001 yılları arasında OMA, Rotterdam’da çalıştı. 2001’de PLOT ofisinin kurucularından biri oldu. Çalışmaları Kopenhag, Toronto, Paris, New York ve Sao Paulo gibi pek çok yerde sergilenmiş olan Julien De Smedt Kopenhag’da ve Brüksel’de yaşamaktadır. JDS’nin “PIXL TO XL” adlı ilk monografisi Aralık 2007’de Damdi Yayıncılık tarafından yayınlanmıştır.

82.jpg

Çalışmaları ve Ödülleri
• 2006 yılında Julien De Smedt Kopenhag’da kendi ofisi JDS’yi kurdu.
• 2007’de, 2011 dünya şampiyonalarına hazırlanan, Oslo, Norveç’teki yeni Holmenkollen Skijump için açılan uluslararası yarışmayı kazandı.
• 2008’de JDS Brüksel ve Oslo’da da ofisler açtı. 2009’da The Mountain Dwellings (Dağ Meskenleri) projesi Barselona’daki World Architecture Festival’de ve Cannes’daki MIPIM’de en iyi konut ödülü aldı.
• JDS aynı zamanda 2009 Hollanda Maaskant Genç Mimar Ödülü’nün de sahibidir.
• Julien De Smedt Houston, Texas’ta bulunan Rice Üniversitesi’nde ve Kentucky Üniversitesi’nde konuk profesör olarak ders verdi.
• Konferans verdiği pek çok yer arasında Harvard Üniversitesi, Sendai Mediatheque – Japonya, İrlanda Mimarlar Birliği, Tate Modern – Londra, Mies van der Rohe Pavilion – Barselona ve Pavillon de l’arsenal – Paris, Mc Gill Üniversitesi – Montreal, Yale Üniversitesi – New Haven, SciArc and USC – Los Angeles öne çıkar.

mimdap

1 Yorum
  1. yenilikçilerin taşıdığı bayrak yükselirken bazı duruma dudak bükenler şimdilerde yavaş yavaş nelerin yapılabildiğini gördükçe muhtemelen yerlerini değiştireceklerdir. bu çok cesaretli projeleri yürekten kutluyorum.

    olcay karaca | 26 October 2009


Yorum yazmak için


Ortak yaşam biçimi co-housing tarzındaki çevre dostu konut kompleksi merkezi bir avlu etrafında düzenlenmiş bir, iki ve üç yatak odalı dairelerden ve ortak alanlardan oluşuyor.           Son yıllarda kentsel alanlarda ortaya çıkan co-housing (ortak konutlar veya paylaşımlı konut) büyük oranda genç profesyonelleri hedef alıyor.     Bu  co-housing projesi ise 50 yaş üstü kadınlar [...]
ARŞİV
Subscribe