Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Kentler terk edilirken…
Share 28 August 2009

Kentler terk edildiği zaman, pek çok bilim kurgu filminde de sıkça kullanıldığı gibi, insanların yerlerini doğanın aldığını görürüz. Peki, kentlerin terk edilmesine sebep olan şeyler nelerdir? Hangi etkenler kentleri hayalet kentlere, kent merkezlerlini çöplüğe, evleri çöküntü yığınına çevirir?

Terk-0

Bugün de dünya üzerinde, çeşitli yerlerde yaşayanları tarafından terk edilme tehlikesi altında olan ya da bu sürece girmiş olan kentler bulunuyor. Bu kentleri dikkatlice incelemek belki de kentlerimizi canlı tutmamızı sağlayacak ipuçlarını bize verecektir.

Örneğin Michigan Merkez İstasyonu’nun o görkemli yıkıntısı ile özdeşleştirilmiş olan Detroit, bu tür bir düşüşle mücadele ediyor. 20. yy otomobil üretim cenneti olan bölge, motor sanayinin azalması nedeniyle yıllar içinde sanayisini yitirdi. Örneğin sadece 1970 ile 1980 yılları arasında 208.000 işyerinin yok olduğu biliniyor. Kent, otomobil üretimine aşırı bağımlı şekilde geliştiği için, bu iş kayıplarıyla birlikte hızlı bir düşüşe geçti.

Terk-1-1

Terk-1-2

Ancak ABD’nin nüfus bakımından 11. sırada yer alan bu kenti, desantralizasyon sayesinde halen direniyor. Eski kent çekirdeği kentsel bir problem olarak kalsa de, yeni banliyöler yatırım çekmeye devam ediyor. Ancak sadece bunun, kent merkezindeki düşüşü tersine döndürmeye ve sağlıklı bir ticari sektör yaratmaya yetip yetmeyeceğini ancak zaman gösterecek.

Terk-1-3

St. Louis Metropoliten alanının merkezinde yer alan ve 1763 yılında kurulmuş olan etkileyici St. Louis tarihi kenti, yerel sanayilerin azalmasından çok büyük bir darbe aldı. 1950’den bu yana nüfusunun %59’unu kaybetti ki bu, ABD kentleri içindeki en yüksek nüfus azalma hızını gösteriyor.

Terk-2-1

Ancak her ne kadar bu kentin küçülmesinin ardında yatan sebepler Detroit’teki ile çok büyük benzerlikler gösteriyor da olsa, burada sonuç oradakinden oldukça farklı. 1999 ile 2005 yılları arasında St. Louis kent çekirdeğine tam 3,3 milyar $ yatırım yapıldı. Nüfusunun da çok küçük de olsa bir oranda arttığı gözlenen kent ümit vaat ediyor.

Terk-2-2

Etkileyici mimari stiliyle tanınan Doğu Almanya kenti Wittenberge, 8 yüzyıl boyunca gelişmesini sürdürdü. Ta ki, Almanya’nın 1990 yılındaki birleşmesine kadar. Birleşme sırasında Batı’ya geçen 1,4 milyon Alman’ın 14.000 kadarının Wittenberge’den gelmesi, bugün kentin nüfusunun 24.000’e inmesine neden oldu.

Terk-3-1

Bu hızlı nüfus kaybı sonucunda tarihi kent merkezinde geniş terkedilmiş alanlar ve bomboş sokaklar ortaya çıktı. Her ne kadar yeniden geliştirilmeye çalışılıyorsa da, bu çabalar maalesef Wittenberge’nin mimari mirasın içerisinde yerini bulamıyor.

Terk-3-2

Sovyet üretim bandına sıkı sıkıya bağlı, 450 bin nüfuslu bir kent olan Ivanovo, 1920’de 52 bin olan nüfusunun hızlı artışı nedeniyle, ekonomisini bu artışı dengeleyecek biçimde yeniden şekillendirmek durumunda kaldı. SSCB’nin desteklediği bir tekstil fabrikası olan kentin en önemli işyerinin kapanması, Ivanovo’nun kent çapındaki üretiminin çok ciddi şekilde azalmasına, altyapısının kötüleşmesine, doğum oranlarının düşmesine, işgücünün terk edilmesine ve emsali görülmemiş bir sosyal kutuplaşma ve ayrışmaya neden oldu.

Terk-4-1

Çin’in en batısında yer alan Kaşgar, binlerce yıldır, meşhur İpek Yolu’nun önemli bir parçası olarak ticaret vahası görevi gördü. 350 bin nüfuslu bu modern kentin en eski bölümü, bugün Çin otoritelerinin yıkmakta olduğu “Eski Kent” bölgesiydi. Bir güvenlik tehlikesi ve göze batan bir alan olduğu iddiasıyla eski merkezde yaşayan 13 bin aile zorla boşaltılarak, göz ardı edilemeyecek kültürel ve arkeolojik değerine rağmen bölgenin %85’i yıkıldı. Yerine ise yeni bir “Eski Kent” inşa ediliyor. Peki bu “yeni Eski Kent”e kim dönecek ya da eski Kaşgar’ın formundan geriye ne kalacak?

Terk-5-1

Doğu Almanya’nın Saksonya bölgesindeki en büyük kent olan Leipzig bugün 500 bin nüfusa sahip ancak bu halen birleşmeden önceki nüfusundan 100 bin eksik. 90’ların başında yatırımcıların ve çalışanların başka yerlere gitmesi nedeniyle kentin ekonomisi ani bir düşüşe geçti.

Terk-6-1

Tıpkı Detroit ve St. Louis’de olduğu gibi Leipzig’de de kent merkezi küçülürken, işyerlerinin hemen hemen yarısı banliyölerde yeni yerler seçtiler. Ancak prestijli Ticaret Fuarı sayesinde yeniden gelişmesi için yatırım sağlanıyor ve kentin ekonomisi bugün iyi durumda.

Terk-6-2

Ohio’da yer alan Youngstown’un nüfusu bir zamanlar 180 bin iken, bugün yarısından az. Ancak benzer durumdaki sanayi nedeniyle iş ve nüfus kaybeden kentlerin tersine Youngstown, bunu bir gelişme fırsatı olarak görmeyi başarıyor. Youngstown 2010 adıyla kent, daha küçük ama daha sürdürülebilir ve daha yüksek yaşam kalitesine sahip bir kentsel alan sunuyor.

Terk-7-1

Venedik ise, küçülen kentler arasında en meşhur olanı. Bir zamanların bağımsız ulusu ve Avrupa’nın en önemli deniz güçlerinden biri olan Venedik, şüphesiz dünyanın en sevilen kentlerinden de biridir. Ancak tüm bunlar, dalgaların her yıl biraz daha yükselmesiyle giderek yok oluyor.

Terk-8-1

Yaşayanlar üst katlara çıkıyor, politikacılar deneysel mühendisliğe başvuruyorlar ancak en yenilikçi çabalar dahi, Venedik’in yüzyıl içerisinde terk edileceği fikrini değiştirmiyor. Tüm çabalara rağmen bazı yerler kurtarılamıyor ve bu gerçek de o kentleri, hala hayattalarken daha da değerli kılıyor.

Terk-8-2

Yazı ve Görseller: Weburbanist
Çeviri: Mimdap

4 Yorum
  1. Kentler de aslında diğer canlılar gibi canlı bir organizmadır. Aklı, ruhu, kalbi, duyguları olan sosyal, teknik ve insanî bir organizma.

    Malum kentlerin çeşitleri de var:
    Liman şehirleri: İstanbul, İzmir, Mersin, Beyrut.
    Ticaret şehirleri: İstanbul, Bursa, New York.
    Sanayi şehirleri: İstanbul, İzmit, Gaziantep.
    Kültür şehirleri: İstanbul, Bağdad, Kahire.
    Kutsal veya dînî şehirler: Mekke, Medine, Kudüs, Vatikan.
    Tekno şehirler: İstanbul, Ankara.
    Zincir şehirler: İstanbul ve İzmit.
    gibi.

    Şehirlerin hayatı olunca bir ömrü ve eceli de olabiliyor. Halihazırda haberdeki gibi kentler bir yandan terkelirken, bir yandan da eceli gelen şehirler ölü şehirler mezarlığındaki yerini alıyor. Mesela, Çernobil Nükleer Santralinin bulunduğu Pripiat şehri halihazırda bir ölü kent olarak mezarlıktaki yerini almış durumda.

    Şayet şehirler uzun yaşamak isterlerse hem eski değerlerini korumak hem de yeni gelişmelere açık olmak zorundalar. Dünyanın değişien ve gelişen eğilimlerini bu iki hususu temin ederek yerine getirmeliler. Değilse, ya ölümler ya da terkler olabiliyor maalesef.

    Hayati Binler | 30 August 2009

  2. Önceki yorumuma bir hususu ilave etmek istiyorum. Bu batan giden şehirler anlamında Venedik’in gitgide yokolduğu ifade edilmiş. Yok böyle bir şey. Ben bir süre Venedik’te yaşadım. Bu yokolma meselesi uyanık İtalyanların müşteri kızıştırma numarasından başka bir şey değil. Bize kendileri söylediler ki, Venedik’in battığı da batacağı da yok. Eserleri de zaten pis cepheleriyle, dökük sıvalarıyla sırıtıp duruyor, temizlemiyorlar bile. Restorasyon anlayışı falan bunlar hikaye. Maksat “Hurraa. Venedik batmadan hemen gidip görelim.” dedirtmek. Bu yıllardır böyle. Amaç duygusal (!) yani.

    Kutuplardan geleceği söylenilen sularla batacağı hususu ise sadece Venedik’i değil tüm Avrupa’yı etkiliyor.

    Hayati Binler | 30 August 2009

  3. kentlerin işlevsiz kalmasına yönelik olarak terk edilmeler olabilir. mesela benim aklıma şu sovyetler zamnında nükleer santral patlaması yaşanan Çernobil geldi. Çernobil’i düşünün artık terk edilmiş bir şehir. zamanında İtalya’da patlayan Vezüv yanardağı ile yine büyük bir terk yaşanmış. kuraklık, yangın, deprem gibi nedenlerle de mesela şehirler boşalabiliyor. 2. dünya savaşı sırasında yanan şehirlerin birkısmına dönülmedi. bildiğim kadarıyla Erzincan depremden sonra oraya yakın ama başka bir yere yeni Erzincan olarak kuruldu. bunlar daha çok doğal afetler, kazalar nedeniyle hayatın yaşayanlara olanak vermemesi yüzünden yaşanan terkler ve böylesi riskler dünyanın çeşitli kentlerinde olmaya devam ediyor.

    Demir Sancar | 30 August 2009

  4. Kentleri boşaltan en önemli faktör ekonomik hayattır. Ekonomik hayatın yön değiştirmesi o kentin içine çökmesine neden olur. Eskiden sanayi kentleri vardı. Şimdi turizm kentleri, iş, finans kentleri var mesela. İş bölümü değişti. Kentlerin aldığı roller değişiyor. Kentlerin yapısı değişiyor.
    Demir bey yurtdışından ve bizden Erzincan dan örnek vermiş. Mesela yıllar önce Kilis doğunun Parisi diye anılırdı, kaçak mal satışı serbestti. Herkes arabasıyla gider kaçak mal alır gelirdi. Kimse yolda bu malları sormazdı, bir anlamda serbest pazar gibiydi. Kilis zengindi bu sıralarda. Sonra kaçakçılık kapısı kapatıldı seksenlerde, iş bitti ve orası bir kasabaya döndü. Sonraları zorlamayla il yapıldı Kilis ama “il” olması için daha çok şey gerekir. Misal olarak söylemek gerekirse.

    lemi açıkgöz | 1 September 2009


Yorum yazmak için


Tasarım: Bjarke Ingels Group (BIG) Amager Bakke olarak da bilinen CopenHill, Kopenhag’ın dünyanın ilk karbonu olma hedefine uyum sağlayarak hedonistik sürdürülebilirlik kavramını benimseyen, bir kayak pisti, yürüyüş parkuru ve tırmanma duvarı ile bezeli yeni bir atıktan enerji santrali türü olarak açılıyor. CopenHill, sosyal altyapıyı mimari bir dönüm noktasına dönüştüren, kentsel rekreasyon merkezi ve çevre eğitim [...]
ARŞİV
Subscribe