Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Pera’dan Beyoğlu’na…
Share 24 November 2007

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk modern Belediyesi ve dış dünyaya açılan kapısı olan ‘Altıncı Daire-i Belediye’ 1858′den bugüne gelen 150 yılda geçirdiği değişim ve yeniliklerle İstanbul’un gözbebeği Beyoğlu’nun nabzını tutmaya devam ediyor. Bugün ise bir buçuk asırlık eşsiz tarihinin bu güzelliklerini çeşitli etkinliklerle kutluyor.

Sanayi Devrimi’nin, Batı’daki şehir yapısını ve ürünlerini etkilemeye başladığı 1800′lü yıllarda, şehirlerin tasarlanması ve kullanılması için gerekli hizmetler de karmaşıklaşıyordu. Osmanlı imparatorluğu’nda da, hem bu değişime uyum yapabilmek amacıyla, hem de İstanbul’un batıdaki başkentler gibi yönetilmesi için, 16 Ağustos 1855 tarihinde ‘Meclisi-i Ali-i Tanzimat’ kararıyla ‘ihtisap Vekâleti’ son verilmiş, buna karşılık ‘Şehremaneti Meclisi’ kurulmuştu. Bu değişimin en önemli yeniliği, şehrin güvenliğinin ‘Asayiş Zaptiye Nezareti’ne devredilmesiydi.Böylece ‘Şehremaneti’ artık ‘ihtisap Nezareti’ne ait görevlere bakacaktı. İstanbul halkının temel ihtiyaçlarının sağlanması, yol ve kaldırımlarının yapılıp bakılması, çarşı ve pazarların denetimi, artık ‘Şehremaneti’nin görevleri olmuştu.

Yol, kaldırım yapımı ve onarımı, suyollarının geliştirilmesi için gereken proje ve planlar ‘Şehremaneti Mühendisi’ tarafından hazırlanıyordu. 2 yıl sonra ise, 1857 tarihli ‘Nizamname’yle İstanbul, 14 ‘ Belediye Daîresi’ne ayrılmıştı. Beyoğlu, ilk uygulama olmasına rağmen buraya “6. Daire” denildi. Bu adı almasının nedeni, Paris’te “Six-eme arrondıssement” (6. Bölge) diye bilinen Belediye biriminin kentin en mamur bölgesi olmasıydı. 6. Dairenin amaçları ticareti düzenlemek ve Avrupai kent hizmetlerini getirmekti. 6. Daire kurulunca başına Mehmet Kamil Bey getirildi. Kendisi Baş Hariciye teşrifatçısı olarak yabancılarla ve diplomatik misyonla ilişki içindeydi. Belediye Binası, Şişhane Meydanı’nda, Yolcuzade İskender, Meşrutiyet ve İlk Belediye Caddelerinin birleşme noktasındadır. Meşrutiyet Caddesi’nin başlangıcı “Daire” olarak anılmıştır. Sokakların temizlenmesi, düzenlenmesi, lağım ve suyollarının yapılması ve diğer bazı hizmetlerin getirilmesi kararı uygulamaya konuldu. İlk iş olarak Beyoğlu ve Galata’nın kadastro haritaları çizildi. Taksim ve Tepebaşı’nda umumi bahçeler yapıldı. Bir hastane kuruldu ve sokakların gazyağıyla çalışan fenerlerle aydınlatılması, ilk kez Cadde-i Kebir’de (İstiklal Caddesi) başlatıldı.

İstanbul’da şehir hizmetlerinin ve ürünlerinin değişiminde önemli rolü olan ’6. Daire-i Belediye’ binası 1879 yılında Tünel ve Şişhane arasında Edouard Blacque Bey’in ilk reislik dönemi olan 1879-1883 yılları arasında inşa edilmişti. Mimari tasarımı İtalyan kökenli Barborini tarafından yapılmıştı. Osmanlı gayrimüslimlerinin ve yabancıların yoğun olduğu Beyoğlu ve Galata bölgesi ‘Altıncı Daire olarak belirlenmişti. Yeni kurulan ‘Belediye Meclisi’ ‘Nizamname’ ile belirlenmiş olan, mahalle, çarşı ve pazarların temizlik ve düzeni ile ilgili kararlar alacak, yasaklar koyup, yapı ve onarım işleri konusunda Talimatname’ler hazırlayacaktı. Altıncı Daire; Osmanlı İmparatorluğu’ndaki değişim gereği olarak, özellikle sefaretlerin bulunduğu bir bölgede yeni bir ticaret düzenini gerçekleştirecek yapıyı kurmak amacıyla çalışmaya başlamıştı. Ama böylelikle İstanbul’da Batı’daki ölçülerde bir belediye hizmetini etkinleştirmek yönünde görev yapmaya başlamıştı. 6.Daire’nin genel yönetmeliği şöyle tanımlanmıştı.

Yollar, sokaklar, lağımlar ve kaldırımların yapılması, kandillerin yanması, yolların süpürülmesi ve sulanması, sokakların geliştirilmesi ve düzeltilmesi, sular, suyolları ve gazların kurallara uygun biçimde işletilmesi…Çeşitli malzemenin tartılması için kullanılan kantar ve terazi gibi ölçülerin, panayır, tiyatro, çarşı, lokanta ve mektepler ile balolar, kahvehaneler, meyhaneler ve bu gibi toplumsal mekânlar….meclis tarafından nezaret olunacaktı. 6.Daire’nin kurulmasıyla Beyoğlu’ndaki olumlu gelişmeler devam ediyor ve Beyoğlu artık hızlı bir değişimin içinde gelişiyordu.

Bu 150 yıllık değişim içinde tarihi şekillendiren bir çok olay ve serüvenle Pera kendini artık Beyoğlu’na hazırlıyordu.

1856 Beyoğlu ‘Havagazı’yla ışıl ışıl

Galata ve Beyoğlu, dönemin modern belediyecilik örneklerinden olduğu gibi sokakların Avrupa kentlerindeki gibi aydınlatılmasında da öncülük etmişti. Burada kuşkusuz yabancıların bu bölgede yoğunluğu ve bu tür hizmetleri talep etmedeki medeni cesaret yanında Dolmabahçe Sarayı ve Gazhanesi’ne yakınlığın etkisi söz konusuydu. 1813 yılında Londra sokaklarının aydınlatılmasında kullanılmaya başlayan ‘Havagazı’ daha sonra Paris ve diğer gelişmiş ülkelerin şehirlerinde de yaygınlaşmıştır. 1850′de de Dolmabahçe Sarayı’nın aydınlatılması için kullanılmıştı.

1861 Beyoğlu Şark Tiyatrosu’nun ilk temsili olan ‘iki Ahbap Çavuşlar’ oyunu ile açılması.

Taksim Gümüşsüyü Kışlasının tamamlanması, ‘Galatasaray Mektebi Sultanisi’nin 1848′de yanmış olan binanın yerine yapılması,

‘Sergi-i Umumi-i Osmanî’ ve Kara köy Köprüsü, 1863 Kasımpaşa ‘Bahriye Nezareti Binası’ inşaatının başlatılması.

1863 Sultan Abdülaziz’in bazı şehzadelerle birlikte Naum Tiyatrosu’nda oyun izlemesi

1867 Sultan Abdülaziz’in Avrupa gezisi sonrası Galata ve Beyoğlu’nda ‘Alafrangalaşma’

Osmanlı İmparatorluğumun sanayinin geliştirilmesi konusunda belki de en köklü girişim, 1867 yılında ortaya atılan ‘İstanbul Sanayi Mektebi’ kurulması düşüncesi olmuştu. Sonuç olarak 1868 yılında Sultanahmet’teki binalarda eğitim başlamıştı. Okulda derslik ve atölyelerin yanı sıra bir de küçük fabrika kurulmuştu. Bu okulun önemli yanı kadrosunda çok sayıda yabancı öğretmen ve uzmanların yer almasıydı. Ayrıca öğrenciler Avrupa’ya da gönderiliyordu.

Beyoğlu’nda Belediye hizmetleri

İstanbul’daki değişim projelerine genellikle Galata yakasına öncelik verilmişti. Örneğin, 1869 ve 1881 yıllarında Galata tarafı için öngörülmüş olan hatlar hizmete girmişti. Aslında bu tramvay hatlarının düzenlenmesinde nüfus yoğunluğu değil, kentin büyümesinin yönelimi ve seçkin nüfusa hizmet götürme isteği yatırımlarda belirleyici olmuştu.

İlk atlı tramvay Galata’da işlemeye başlamıştı; Mühendis Eugene Henri Gavand’e 1869 yılında Karaköy ve Beyoğlu arasında bir metro yapma ve işletme imtiyazı tanınmıştı. İstanbul Tüneli 1875 yılında hizmete başlayacaktı. Gavand ‘in kendi deyişiyle burada bir tür Yeraltı teleferiği, yapılması çok faydalı olacaktı. Aslında Galata ve Pera bölgesinin su sorunu ise, I Mahmut’un katkısı ile 1732 Bahçeköy su şebekesinin yapılmasıyla çözülmüştür.Roma ve Osmanlı Dönemindeki çok kültürlü yönüyle, 19. yüzyıldaki yeni haliyle ve bugünkü yüzüyle ‘Beyoğlu’ her döneme ışık tutmuş çok renkli bir geçmişe sahiptir. ‘Beyoğlu Belediye Başkanlığı’ bu ihtişamlı tarihinin gücüyle ve 150 yıllık birikimiyle aynı heyecanını geleceğe taşımaya devam ediyor.

Ama konutlarda basınçlı su kullanımı en hızlı ve geniş çapta olarak Galata ve Pera’da 1860′h yıllarda uygulanmıştı.

1870 Büyük Yangın ve yeni bir Beyoğlu

5 Haziran 1870 tarihinde Taksim-Galatasaray çevresinde çıkan bir yangın birkaç koldan ilerleyerek pek çok ahşap ve kagir yapıyı yok etmişti. Bu çok değerli alan özellikle varlıklı Beyoğlu sakinlerince alınmış ve yeni binalar yaptırılmaya başlanmıştı. İşte bu değişimin sonucunda bugünkü Beyoğlu kimliği ortaya çıkmaya başlayacaktı.

1870 Atlas Pasajı, İsveç Sarayı, Çiçek Pasajı, Avrupa Pasajı, Hacopulo Pasajı

1876 Sultan İkinci Abdülhamit Dönemi ‘Yıldız Sarayı’ ve Beyoğlu için yeni bir dönem 1876 yılında tahta çıkan Sultan İkinci Abdülhamit döneminde ki yeni düşüncelerde, Beyoğlu üzerinde önemli etkiler yaratmıştı. Dolmabahçe Sarayı’nı kullanmak istemeyerek, onun yerine Beşiktaş sırtlarında yeni bir saray yapımını başlatmıştı. 1876 yılında yapımına başlanan Yıldız Sarayı’nın ülkede ki değişim açısından önemli yanları olmuştu. Bu yüzden Yıldız Sarayı 1870′li yıllarda İstanbul’un değişim projelerinin bir simgesi olarak rol oynamıştı.

1883 Tünel Pasajı

1885 Halep Pasajı

1893 Aznavur Pasajı 1905 Afrika Pasajı, Anadolu Pasajı1910 Karaköy Palas, ilk otobüs ve duraklar

1910′lu yıllar İstanbul için ilk otobüslü yıllardı. Bu gelişmenin şehir içinde ki yeni ürünleri ise otobüs durakları olacaktı. Böylece İstanbul Belediyesi yeni bir yapıya kavuşmuş oluyordu.

1914 Beyoğlu Spor Kulübü

1920 Alkazar Sineması, Elhamra Sineması, Taksim Stadı

1923: Galatasaray ve Karaköy’de ki ilk ‘trafik noktası’

İstanbul’da motorlu araçların artmasıyla, küçük trafik kazaları yaşanıyordu. 1923 yılında ilk trafik şubesi ‘Şehremini’ tarafında, Galata Köprüsü’nün altında ki Belediye Zabıtası’na bağlı olarak açılmıştır. O tarihte İstanbul’da birisi Galatasaray’da, diğeri de Karaköy’de olmak üzere sadece iki adet trafik noktası vardı. İstanbul’da ki ilk ışıklı geçit lambası da Karaköy’de ki Domuz Sokağı’nın başına konuşmuştu.

20 Nisan 1924′te Beyoğlu Belediyesi kuruldu

Cumhuriyetin ilk yıllarında Beşiktaş, Şişli, Kemerburgaz’ı da kapsayan Beyoğlu, 1930′da Beşiktaş’ın ayrılması, 1936′da Kemerburgaz’ın Eyüp’e bağlanması, 1954′de Şişli ilçesinin kurulmasıyla bugünkü haline zemin oluşturuldu.

1928 Taksim Meydanı Cumhuriyet Anıtı 1930 Yeni ‘Belediye Kanunu’

1970′de mahallelere ayrıldı

1984′e kadar İstanbul Belediyesi’ne bağlı şube olarak şube Müdürlerince yönetilen Beyoğlu, 1984′de Büyükşehir İlçe Belediyeleri için çıkartılan “Yerel Yönetimler Kanunu” çerçevesinde yeniden yapılanarak 45 mahalleyi kapsayan “Beyoğlu Belediyesi” mevcut statüsünü almıştır.

Kaynak: Beyoğlu Dergisi Ekim 2007 sayısı

5 Yorum
  1. Bu günlerde çok konuşulan ve konuşulacak olan Beyoğlu konusunda çok iyi bir araştırma ve belgeleme yapan Beyoğlu Dergisi’nden bu alıntıyı bize de aktarmanızdan dolayı çok teşekkür ederiz. 2010 Avrupa Kültür Başkentliği’nden söz edilen günümüzde elimizdeki değerleri gerçekten tanımak, onların bilgisini yaygınlaştırmak çok gerekli bir husus. Buraların korunması da yaşatılması da toplumun kendi değerleri sayılması gereken kent kültürü ve yapılarıyla yüzleşmesiyle olabilir. Ne kadar çok tanırsak o kadar çok sahipleniriz diye düşünüyorum.

    Şerafettin Can | 25 November 2007

  2. Sayın Can’a eklenmesi gereken bir başka bakış açısı var.

    Osmanlı’nın 1956-61 arası Islahat(düzeltme, yenileme) Fermanı dönemidir. O dönem Avrupa Osmanlıdan; kendine çeki düzen vermesini, müslüman olmayanlara daha insancıl haklar verilmesini, yeni devlet yapılaşmasını ve gerekli yasaları, borçlanarak Batı’nın mimar ve mühendislerince onların damak tadına göre yönetim binaları (6. Daire-i Belediye Binası gibi) yapılmasını istemişler ve yukarıdaki yazıda da açıklandığı gibi bunlar yapılmıştı.

    Belediyenin yazısı mimarisi ve konumu bugün bile dikkat çeken bir binayı her nedense atlamış; yapımı 1900lü yıllara sarkan Duyunu- Umumiye Binası (bugünkü İstanbul Erkek Lisesi). Yazılan bütün şeylerin son durağı Osmanlı’nın iflası ve vergisini bile artık Avrupalıların kendi yaptıları bu binadan toplaması olmuştu.

    Yüzelli yıl sonra toplumun çoğumuz aynı filmi sanki hiç görmemiş, yaşamamış gibi hayranlık ve alkışlarla izliyoruz.

    gültekin orhon | 26 November 2007

  3. Beyoğlu’nun bir bölümü, İstiklal çevresi çok yoğun bir canlılığa sahip. Bir çok yapı kendini düzenleyerek, temizleyerek bazen de yenileyerek hayatına devam ediyor. Ama Tarlabaşı için kendi iç dinamiğiile bir iyileşme çok zor. Daha küçük ve mütavazi yapılardan, dar sokaklalrdan oluşan bu bölge ancak gerçek bir müdahale ile kurtulabilir. Yenileme projesi umarım bu eksikliği giderir.

    Müjdat Arlı | 27 November 2007

  4. Pera’dan Beyoğlu’na gelişmeleri iyi görmek ve hepsiniz olumsuz bir gözle ele almamak gerekir. Mesele sadece Emek sineması, Demirören binası filan değil bana göre. Mesela şimdi Demirören binasının AVM olmasını istemeyebilirsiniz, fonksiyonu ters bulabilirsiniz. Ancak Mimarlar Odasının ve onun çevresinin iddiası burada böyle bu boyutta bina yoktur, yanındaki Serki Doryan hizasında olmalıdır üst kat kaçaktır. Geçen gün önce bir yayında sonra da Demirören AVM girişinde eski binanın resmini görünce şu andakinin büyüklüğünde eskiden orada bir bina olduğunu öğrendim. Fakat Mimarlar Odası ve çevresi bu fotoğrafa, yapının bu şekilde yapılmasına kaynaklık eden geçmiş bilgisinin sunulmasına bir öz eleştiri cümlesi kurmadılar. Binanın sadece boyutuyla ilgilenenler asıl olarak onun dış cephesi, retorasyon ya da yenileme ilkelerinin uygulanışıyla ilgili bilimsel-teknik-mesleki tartışmaları yok ediyorlar. Halbuki daha nitelikli bir bakış açısına sahip olabilseler ortaya konan tartışma bundan sonra daha titiz bir yenileme proje-bina üretimine yardım eder. Fakat nerede bu anlayış?

    Alişan Ortaç | 21 January 2012

  5. [...] http://www.mimdap.org/?p=2372 Bunu paylaş:TwitterFacebookGoogleBunu beğen:Beğen [...]

    ŞİŞHANE’DE ARADIĞINIZ HER ŞEYÄ° BULABÄ°LECEĞİNÄ°Z 10 MEKAN – mudavim | 20 February 2016


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe