Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Ücretli çalışan,işsiz ve serbest mimarların sorunlarıyla kent hakkı ve ekoloji mücadelesini birleştirmek istiyoruz.
Share 3 February 2020

Kaç Bize Gel olarak Mimarlar Odası’nın Genel Kurulunda yapılacak seçimlere bağımsız bir liste ile girme kararı alan Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi’nden arkadaşlarımızı düzenledikleri forum öncesinde ziyaret edip, mimarların sorunları ve oda seçimleriyle ilgili sohbet ettik.

 

 

 

 

 

1-KBG: Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi ne zaman kuruldu? Neden böyle bir taban hareketine ihtiyaç duyuldu?

 

 

MDTH:Hoş geldiniz. MDTH çatısı altında yaklaşık iki yıldır beraberiz, ama aslında birlikteliğimiz uzun yıllardır pek çok alanda yolların kesişmesiyle başlıyor. Çok daha yeniler de var, örneğin ben. MDTH ile ilk Ücretli Çalışan ve İşsiz Mimarlar Forumunun çağrısı ile tanıştım ve o zamandan beri beraber üretim yapıyoruz. 2017’nin sonunda Aralık ayında, ücretli çalışan ve işsiz mimarlar olarak “Mimarlar için Hayatta Kalma Kılavuzu” adında bir buluşma yapmıştık. Oradan özellikle ücretli çalışan/işsiz mimarların sorunları gündeme yükselmiş ve 60 kişilik bir toplamla kendiliğinden foruma evrilmişti.

 

 

Aslında buna tesadüfi bir buluşma diyemeyiz, tam da yaşadığımız krizin derinleştiği bir dönemde sorunlarımızın da yoğunlaştığı, kırılganlaştığımız ve dayanışmaya çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde yan yana geldik.

 

 

Mesleğin tabanını oluşturan meslektaşların; ücretli çalışanların, akademisyenlerin, serbest mimarların -serbest mimar deyince aklınıza sadece yıldız ofisler gelmesin müthiş bir taşeronlaşmadan bahsediyoruz ve dolayısıyla ücretli çalışanların koşullarından hiç bir farkı olmayan ama kendi bürosu olan arkadaşlarımız var- kamuda çalışan mimarların bir araya gelip, kent mücadelesini de eksenine oturtarak daha kapsayıcı ve mesleğe dair politikalar da üreten bir grup olarak başladık diyebiliriz.

 

 

2-KBG: Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketinin Kuruluş Felsefesi Neydi?

 

 

MDTH: Mimarlık mesleğini yapan temel kitlenin sıkıntıları üzerinden bir araya geldik ve zaten bu sıkıntılar bir tespitten ziyade yaşamsal sorunlar çünkü bunlar bizim sorunlarımız. Bu sorunlara nasıl çözüm üretebileceğimiz üzerinde duran bir ekibiz. Bu anlamda kent mücadelesine de tam da böyle bakıyoruz çünkü özellikle İstanbul gibi mega projelerin üretildiği ve rantların döndüğü bir şehirde bu projeler aslında bizler gibi mimarlık mesleğini üreten insanların emekleri üzerinden dönüyor ve iki mücadelenin birbirinden hiç de ayrı olmadığına inanıyoruz. Kent mücadelesi ile çalışanların hakları mücadelesini birbirleriyle entegre bir şekilde ele alan bir çalışma hedefimiz, bugüne kadar da böyle işledi, devam etti.

 

 

3-KBG:   Bildiğimiz kadarıyla Mimarlar Odası yönetimini genellikle emekten yana, demokrat listeler kazanmakta. Böyle bir durumda önümüzdeki genel kurulda neden bağımsız bir listeyle seçimlere girme kararı aldınız?

 

 

MDTH:TMMOB’ye bağlı meslek odalarından biri olarak Mimarlar Odası da, tarihine baktığınızda kent hakkı mücadelesi ve bütün olarak demokrasi mücadelesinin içerisinde yer almıştır. Biz de kendimizi bu mücadelenin, bu birikimin dışında görmüyoruz.

 

 

Elbette işin şöyle de bir yanı var, meslek odası bir tüzel kişiliktir. Yönetimler bir anlamda geçicidir ama meslek odası örgütlülüğünün yaşamsal olduğuna inanıyoruz. Her örgütlenme için geçerli bir gerçek var:

 

 

çok uzun yıllar aynı isimlerin ekseninde oluşturulan yönetimler, üye tabanını örgütleme iddiasını kaybetmek, mesleğin nasıl üretildiğinden uzaklaşmak bir noktadan sonra kendi içine darlaşan, en yakınındakinin sesini dahi duymakta zorlaşan bir yönetim anlayışını getiriyor.

 

 

Geçmişte bir çok odada olduğu gibi aktif yürütülen komisyonların kapatılması, bizlerin bir önceki dönemde bile ısrarlı bir şekilde ‘bu alanlara dahil komisyonların oluşturulması gerekir’ şeklinde olan taleplerimizin, dilekçelerimizin sert bir şekilde geri dönmesi, danışma kurullarının işletilmemesi gibi durumlar aslında aynı yolda yürürken de bir paradigma değişikliğine ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.

 
SGK primleri yatırılmayan, her türlü mobbinge maruz kalan çalışan ücretli mimarın emek mücadelesi ile kent hakkı mücadelesi, ekoloji mücadelesi bir bütündür ve birbirinden ayrılmamalı.

 

 

4-KBG: Seçimleri kazandığınız takdirde yapacağınız ilk üç iş nedir? Neden bunları seçtiniz?

 

 

MDTH:İlk üçümüz, ilk beşimiz nedir gibi bir sıralamaya gitmedik ama tartışmalarımız var elbette. Birincisi MDTH’nin bugüne kadarki bütün çalışmalarının birikimini odaya yansıtacağız. Şöyle de bir mottomuz var;  “Her toplantımızda meslektaşlarımız için boş bir sandalyemiz var.” Her zaman beraber olarak tartışmayı geliştirmeye açığız.

 

 

Katılımcı, şeffaf, kapsayıcı olmak gibi temel bir hedefimiz var. İşlemeyen komisyonlar her zaman gündemimizde. Meslektaşlarımızın yan yana gelebilecekleri ve kendi sorunlarına çözüm oluşturabilecekleri çalışma gruplarına önem veriyoruz. Bunun dışında danışma kurullarının düzenli ve işler bir şekilde yapılması gibi çok uzun zamandır meslek odası olarak ihtiyacımız olan başlıklarımız var. MDTH’nin bugüne kadarki tüm çalışmalarını bir sıralamanın içine pek koyamıyoruz zaten, biz pek çok alanda çalışmalar yapmaya devam ediyoruz ve bunlar durmayacak. Sıfırdan bir çalışmaya başlamayacağız, önceden beri yaptığımız çalışmalara devam edeceğiz. Cinsiyetçi ya da haklarımızı alaşağı eden ilanlarla olan kavgamız devam edecek. Ücretli çalışan/işsiz mimarların sorunları ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Biz aslında hiçbir şeye seçimden sonra başlamıyoruz, çalışmalarımıza artan bir hızla devam etmeyi amaçlıyoruz. Örneğin grafikleştirdiğimiz bazı çalışmalarımız var; meslek odasının tartışmalarına, genel kuruluna katılanların bir grafiğini çıkardık ve sonuç olarak genç meslektaşlarımızın odaya ilgisinin azaldığını, meslek odası politikalarında belirleyici rol almadığı görüyoruz. Bunu aşmaya dönük çalışmalarımız, meslek örgütümüze yönelik hazırladığımız önergeler var. Onun dışında “onur kurulları” aslında meslek odasında işlerlik kazansa çok güzel sonuçlara ulaşılabilir. Bu seçimi kazanırsak işler kılacağımız konulardan biri.

 

 

Yani öyle bir sıralama elbette yok ama bizim TMMOB içerisinde ihmal edildiğini düşündüğümüz yaptırım gücü olmadığı için işlerliği olmayan çeşitli başlıklar var. Bu anlamda TMMOB örgütlülüğü içerisinde kuvvetli bir kadın hareketi var, bunun yerini sağlamlaştırmak da önceliklerimiz arasında.  Bunun haricinde ücretli çalışan/işsiz mimarlar için de yapacağımız çalışmalar da önemli. Bir de genç örgütlülüğü ve öğrenci örgütlülüğü önemli. Bunlara özellikle odaklanacağız çünkü bunların ihmal edildiğini düşünüyoruz.

 

 

5-KBG: Meslek odalarının bir sınıfsal perspektifi olmadığından, bir sınıfsal perspektif geliştiremediğinden ve bu nedenle de ücretli çalışan mimarların karşılaştığı sorunlara dahi yeterli tepki gösteremediğinden bahsedebilir miyiz?

 

 

MDTH: Örneğin ücretli çalışan mimarların sorunlardan biri SGK primi işveren payının, anlaşılan brüt maaş üzerinden yatmıyor oluşu, bazı durumlarda hiç yatırılmıyor oluşu. Biz böyle bir durumla karşılaştığımızda odayla bir iletişim kuramıyoruz

 

 

Odanın bununla ilgili bir veri tabanı yok, kontrol mekanizması yok. Meslektaşının çalışma koşullarından kopuk olduğu için hiçbir şekilde adım da atamıyor. Bunda tabii SGK ile yapılmış olan protokolün iptal edilmiş olmasının da çok büyük etkisi var. Ama protokol varken ne yapıldı sorusu önemli ve bununla ilgili kendi içinde bir örgütlenme oluşturulmuyor.

 

 

Çünkü yapısı gereği ofis sahipleri ile aynı yerde üyesiniz ve dolayısıyla kendinden olan bir çatışma söz konusu burada. Sendikal bir tavır alma konusunda bu noktada tabii ki meslek odasından öncü rol almasını beklememek gerekiyor ama bizim savunduğumuz şey şu, yeni bir çalışma düzeni var artık ve bu çalışma rejiminde görmezden gelemeyeceğimiz müthiş bir sömürü söz konusu.

 

 

Mimarın mimarı sömürmesi sınıfsal bir mesele olmakla beraber aynı zamanda etik bir sorundur.  

 

 

Bu artık bambaşka bir örgütlenme gerektiriyor ve bu örgütlenme de kendi ufkunu açarak ilerlemeli diye düşünüyoruz. Bu anlamda meslek odasından evet bir sendikal örgütlenme başlatmasını beklemiyoruz ama bunda kaldıraç olması için buradan da gerekli politikaların üretilmesini ve bunu bir örgütlenme aracı olarak kullanmayı hedefliyoruz. Aksi halde kent mücadelelerinde de kazanmadığımızı görüyoruz. Bizim amacımız sendikal perspektifin inşası anlamında aslında meslek odalarının bir kaldıraç olarak politikaları üretiyor olması, meslek etiğinin bir işveren mimarın işçi mimara davranışının/sömürüsünün de bir meslek etiği konusu olarak kabul edilmesi hatta gerektiğinde bunun onur kurullarına yansıtılması ve o etik mekanizmaların bütünsel olarak işletilmesi. Yani o yıldız mimarın sorunlu bir projeye imza atmasının yanında uyguladığı çalışma rejiminin de bir etik sorun olarak burada bir gündem bulması.

 

 

7-KBG: Avukatlar, doktorlar, mimarlar ve mühendisler yani beyaz yakalı işçilerin, ofis çalışanlarının sorunları ortak, bu ortak sorunların çözümü için birleşik mücadeleyi nasıl inşa etmeliyiz?

 

 

MDTH:

 

 

MDTH de aslında birleşik bir mücadele deneyimi; içinde kent mücadelesi, kadın mücadelesi, sendikal mücadele gibi farklı alanlarda öne çıkan örgütlenmelerden meslektaşlar var.

 

 

Yakın zamanda “Beyaz yakalı dayanışması” olarak yan yana gelişlerimiz de oldu, birlikte örgütlenme isteğimiz var ve bunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Beyaz yaka mücadelesinin sadece mimarların sorunlarını çözerek olmayacağının bilincindeyiz ve aslında konunun çok boyutlu olduğunu da biliyoruz. Bu anlamda bütün örgütlenmelerle beraber hareket etmenin önemli olduğuna inanıyoruz. Bir de örgütlenmenin temas ederek olacağına inanıyoruz ve aslında sadece ev sahibi olmanın değil katılımcı olmanın da bu anlamda önemli olduğuna inanıyoruz. Bizim de asıl öngörümüz ve nihai hedefimizin birleşik örgütlenme olduğunu söyleyebiliriz.

 

 

Onun dışında, içimize dönük tartışmalarda da şöyle bir pratik deniyoruz; küçük bir detay gibi gözükse de bazı pratiklerimize dikkat çekmek istiyorum. Örneğin Ücretli Çalışan ve İşsiz Mimarlar Forumu’nda da MDTH’de de biz yeni katılımcılarımızın sorumluluk almasını önemsiyoruz. Çalışmaya yeni katılan meslektaşlarımızın motive olması ve sahiplenmesi bu çalışmayı güçlendiriyor. Biliyoruz ki hayat bizi bir yerlere götürebilir, mücadeleden zaman zaman uzaklaşabiliriz ama esas olan çalışmanın sürekliliğini sağlamak. Bu tür pratikler görünmez olsa da ben görünürlüklerini sağlamanın çok hayati olduğunu düşünüyorum. Hiçbir zaman “ben yaptım”, “ben başlattım”, “ben önderim” demek değil; “beraber yaptık” demek önemli bizim için.

 

 

Çektiğimiz sıkıntılardan en büyüğü, çalışma hayatında ve okul hayatında bize hep dikte edilmiş olan rekabetçi psikolojiyi aşamamış olmak ve kolektif iş yapma kültürünü oluşturamamış olmak. Bunu gerçekleştirdikçe kolektif irade de peşinden gelmekte olacak ve o kolektif iradenin de gücü birçok şeye yeter diye düşünüyoruz. O yüzden bunun gibi küçük görünen pratikleri de örgütlenmemizde yaşatmaya çalışıyoruz. Bunu bir parantez olarak belirtmek istedim.

 

 

KBG: Bize vakit ayırdığınız için teşekkürler. Seçimde başarılar

 

 

MDTH: Biz teşekkür ederiz, ayağınıza sağlık.

 

 

 

 

 

Kaynak : kacbizegel.com

2 Yorum
  1. Ülkenin içindeki gerçeği gören çoğu genç bu ekip, çok aklıbaşında noktalara dokunmuş. İşsizliği, ücretli ve sorunları olan meslektaşlarını sahiden düşünüyorlar.

    Nazan Olgaç | 3 February 2020

  2. Taban hareketine başarılar dilerim. Mimarın mimarı sömürmesinden işsizlikle baş etmeye çalışan mimarların sorunlarına ilgilenmesi penceresi çok ciddi. Yolunuz açık olsun.

    Özgür Alkım | 4 February 2020


Yorum yazmak için


Eskişehir Yüksek Hızlı Tren Garı Projesi, Dünya Mimarlar Topluluğu’nun 2020 Dünya Mimarlık Ödülü’ne (World Architecture Award) layık görüldü.           Eskişehir YHT Gar Projesine dünya ödülü geldi. Yüksek Hızlı Tren Garı projesi Dünya Mimarlar Topluluğu tarafından verilen 2020 Dünya Mimarlık Ödülü’ne (World Architecture Award) proje dalında layık görüldü. 2018’de tasarlanan Eskişehir Yüksek Hızlı [...]
ARŞİV
Subscribe