Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Denizciler Kanal İstanbul’a karşı temkinli
Share 2 January 2020

Kanal İstanbul projesini değerlendiren denizcilik sektörü bileşenleri projenin hem ekonomik hem de güvenlik açısından çok büyük riskler taşıdığını belirtiyor.

 

 

 

 

 

Denizcilik uzmanları, hem sektör hem de ülke ekonomisi açısından Kanal İstanbul projesine şu anda ihtiyaç olmadığı, hatta deniz taşımacılığı için bazı riskler taşıdığı görüşünde birleşiyor.

 

 

DÜNYA’dan Aysel Yücel’in haberine göre Kanal İstanbul projesinden en fazla etkilenecek sektörlerin başında ise kuşkusuz denizcilik geliyor. Çünkü hükümet yetkilileri, proje ile başta dev tankerler olmak üzere İstanbul Boğazı’ndan geçen gemilerin Kanal İstanbul’a kaydırılacağını belirtiliyor. Bu sayede Boğaz’daki olası gemi kazalarının önüne geçileceği, ticari gemi trafiğinin hızlanacağı ve bu gemilerden daha fazla gelir elde edileceği vurgulanıyor. Ancak denizcilik sektörünün büyük çoğunluğu bu projenin hem deniz taşımacılığı hem de ülke ekonomisi açısından gerekli olmadığını savunuyor. DÜNYA’ya konuşan sektör uzmanlarının ortak görüşü, 1994 yılında devreye sokulan yeni önlemler sayesinde İstanbul Boğazı’nda güvenliğin bugün dünya standartlarının üstünde olduğu ve Kanal İstanbul’un ticari gemiler için daha fazla risk taşıdığı yönünde.

 

 

KANAL BOĞAZ’DAN DAHA TEHLİKELİ

 

 

Seyir, can, mal ve çevre emniyeti ile güvenlik uzmanı Kaptan Saim Oğuzülgen, projenin denizcilik sektörü açısından taşıdığı riskleri anlattı. Sektörde 50 yıla yakın tecrübesi bulunan Özülgen, 13 yıl dünya denizlerinde zabit ve kaptan olarak çalıştı. Ardından Türkiye’de 30 yıl kılavuz kaptan olarak görev yaptı. Ayrıca akademisyen olarak üniversitelerde eğitim verdi. Ticari gemilerin planlandığı gibi Kanal İstanbul’dan geçirilmesinin bazı riskler taşıdığını dile getiren Özülgen, “Öncelikle Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedeniyle bu gemileri, Kanal İstanbul’dan geçmeye zorlayamazsınız. Kanal İstanbul açılsa bile bu gemiler Boğaz’dan geçmeye devam edecek. Çünkü Montrö Sözleşmesi’nde Boğazlar ile ilgili kısımda, ticari gemilere yönelik ‘Gemiler, bayrağı ve yükü ne olursa olsun, gece ve gündüz Türk Boğazları-ndan hiçbir formaliteye tabii olmaksızın, geçiş serbestîsinden istifade eder. Bu geçiş serbestisini de Türkiye Cumhuriyeti Devleti belirler’ ifadesi yer alıyor” dedi.

 

 

Öte yandan ‘Kanal İstanbul, boğazları felaketten koruyacak’ söylemine katılmadığını dile getiren Özülgen, “1960 yılından bu yana Boğaz’da 3 büyük kaza oldu. Çünkü eskiden tankerler gece de geçiyordu. Ancak 1994 yılında yeni bir tüzük devreye girdi. Bu tüzüğün oluşturulması sürecinde ben de bizzat görev aldım. O tarihten sonra Boğaz’da güvenlik önlemleri dünya standartlarının da üzerine çıkarıldı. 1994’ten bu yana Boğaz’da büyük felaket ile sonuçlanan bir kaza meydana gelmedi. O tarihten bu yana Boğaz’dan yaklaşık 1.3 milyon gemi geçişi yapıldı. Sonuçta İstanbul Boğazı’nda tehlike minimize edilmiş durumda. Alınacak bazı tedbirle bu sıfıra yakın bir seviyeye indirilebilir. İstanbul Boğazı’nın en dar yeri 700 metre, en geniş yeri de 2.5 km. dev tankerler burası için tehlikeli oluşturuyorsa, Kanal İstanbul, şehirlerle beraber en geniş yeri 360, gemilerin geçebileceği yer 275 metre, derinliği de 25 metre. Bu su yolundan geçecek geminin de boyu 225 metre deniliyorsa o zaman bu geminin, genişliğinin 50 ila 60 metre olması lazım. Sancak ve iskele tarafında da 100’er metre, 90 metre bir mesafe kalıyor. Dolayısıyla serdümeni 1 derecelik hata yapsa içindeki 100 bin ton petrolün 10 deniz mili süratle hareket ettirilirken aldığı momentle bir şekilde bu Kanal’ın herhangi bir tarafına çarparsa ya da değerse bunun getireceği felaketin uzmanlar tarafından çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Hatta bu konunun ilgili kurumlar ile alanında uzman akademisyenler ve denizcilik sektörü uzmanları tarafından geniş katılımlı bir ekip tarafından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

 

 

Denizcilik sektörünün duayenlerinden Nexus Maritime temsilcisi Behzat Esinduy da projeyi ülke için bir ihtiyaç olarak görmediğini belirterek şunları söyledi: “Kanal İstanbul’un yapımı konusunda en büyük nedenin İstanbul Boğazı’nda oluşabilecek bir felaketi önlemek olduğu söyleniyor. Ancak sektör uzmanları gibi ben de bu görüşün doğru olmadığına inanıyorum. Ayrıca, Montrö Sözleşmesi’nden dolayı, hiçbir gemiyi kanaldan geçmeye mecbur edemeyiz. Öte yandan dünyanınhiçbir yerinde denizyolunun yanına ek bir kanal açılmadı!”

 

 

MONTRÖ RİSKİ

 

 

Atlas Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Semih Dinçel ise Montrö’yü devre dışı bırakmanın Boğazlardaki Türk hakimiyetini tartışmaya açma tehlikesi taşıdığını belirterek, “Kanal İstanbul, coğrafya değişikliğinden dolayı hukuki statüsünün belirlenmesi için Montrö’nün yeniden masaya yatırılması için tarihe bağlı kalmaksızın gerekçe oluşturacak. Uluslararası gemi trafiğine açık olduğu için Kanal İstanbul ile ilgili hukuki düzenlemenin Montrö’ye halel getirmemesi için Montrö ile aynı statüde yapılması, tartışmaların önünü kesebilir. Kanal İstanbul’dan da savaş gemileri geçişinin olmaması doğru bir karar olacaktır.”

 

 

Yılport Holding Başkanı Yüksel Yıldırım, hem bir denizci hem de bir iş insanı olarak Kanal İstanbul projesinin böyle bir dönemde yapılmasına olumlu yaklaşmadığını ifade ederek, “Öncelikle İstanbul Boğazı’nın iyi kötü görevini yerine getirdiğini düşünüyorum. Ayrıca kanalın genişliği 150 metre olacağı için dev gemilerin buradan geçmesi daha riskli olacak. Şu anda daha öncelikli konularımız var. Ekonomik şartların daha iyi olduğu, bankaların elinin güçlü olduğu bir dönemde bu yatırımı yapmak daha doğru olacaktır. Önceliğimiz sanayi yatırımları olmalı” dedi.

 

 

DTO RAPOR HAZIRLAYACAK

 

 

Sektörün çatı kuruluşu Deniz Ticaret Odası (DTO), henüz Kanal İstanbul’a yönelik bir açıklamada bulunmadı. DTO yönetimi, odanın Kanal İstanbul’un denizcilik sektörüne olası etkilerini içeren kapsamlı bir rapor hazırladığını, tamamlandığında kamuoyu ile paylaşılacağını söyledi. Sektör temsilcileri ise DTO’nun bu konuda acil görüş bildirmesi gerektiği görüşünde.

 

 

Marvel Denizcilik Başkanı Levent Karaçelik, “Şu anda ticari açıdan, gemi trafiği açısından öyle bir kanala ihtiyaç yok. Montrö ortada durdukca asla kendini geri ödemeyecek bir yatırım. Bu para Türk gemi inşa sanayisine harcansa 10 misli katma değer yaratır.” dedi.

 

 

 

 

Kaynak : Birgün


Yorum yazmak için


Eskişehir Yüksek Hızlı Tren Garı Projesi, Dünya Mimarlar Topluluğu’nun 2020 Dünya Mimarlık Ödülü’ne (World Architecture Award) layık görüldü.           Eskişehir YHT Gar Projesine dünya ödülü geldi. Yüksek Hızlı Tren Garı projesi Dünya Mimarlar Topluluğu tarafından verilen 2020 Dünya Mimarlık Ödülü’ne (World Architecture Award) proje dalında layık görüldü. 2018’de tasarlanan Eskişehir Yüksek Hızlı [...]
ARŞİV
Subscribe