Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
TMMOB YIKILAN KENTLER RAPORU
Share 15 November 2019

CİZRE

Şırnak ilçesine bağlı 37019’ Kuzey enlemi 42011’ Doğu boylamında bulunan Cizre ilçesi tarihi geçmişi ile bilinen bir yerleşim alanıdır. Sınır kapısına olan yakınlığıyla önemli bir ticaret bölgesidir. 10 mahalle, 31 köyden oluşmaktadır

 

 

Yıkılan kentler komisyonunca yapılan araştırmada yıkımın 4 mahallede yoğunlaştığı görülmektedir. Toplamda beş kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Cizre’de son yasak 14 Aralık 2015’te ilan edilmiştir. 14 Aralık’ da ilan edilen yasak 79 günün ardından 2 Mart 2016’ da kısmi olarak kaldırılmıştır. 79 gün boyunca, diğer kentlerde olduğu gibi, ilçeye ulaşmak, sağlıklı bilgi almak ve yerinde tespitlerde bulunmak mümkün olmamıştır. Cizre’de çatışmalar sürecinde yaşamını yitirenlerin sayısı, cenazelerin önemli bir kısmının teşhis edilememesi, cenazelerin farklı illerde ve kimlik teşhisi yapılmadan gömülmeleri nedeniyle net olarak belirlenememiştir. Tespit edilen cenaze sayısı 251, toplamda tahmin edilen sayı 280’in üzerindedir. Vahşet bodrumları olarak adlandırılan 3 adet bodrum katından çıkarılan cenaze sayısı 167’dir. Bu cenazelerden 41’i çocuk, 22’si kadındır. Yine bu cenazelerden 79’unun kimliği tespit edilememiştir. 150’den fazla cenazenin de yakılmış halde olduğu tespit edilmiştir. Cizre devlet hastanesi sağlık çalışanı Aziz Yural, bulunduğu sokakta açılan ateşle ayağından yaralanan bir kadını almak istediği sırada açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetmiştir.

 

 

 

 

 

Üç adet binanın bodrum katlarından çıkarılan cenaze sayısı: 167

Birinci bodrum: Cudi Mahallesi, Bostancı Sokak, No:23.

İkinci Bodrum: Cudi Mahallesi, Narin Sokak, No:14.

Üçüncü Bodrum: Sur Mah., Akdeniz Sok., No:16.

 

 

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre ilçe nüfusunun 2015 yılında 131.816 olarak bildirilmektedir., Yasak başladıktan sonra yaklaşık 110.000 insanın yerinden olduğu ve ilçedeki nüfusun 20.000’lere gerilediği görülmektedir. Özellikle son sokağa çıkma yasağının başladığı 14 Aralık 2015 tarihinden sonraki 20. günden itibaren ilçeden zorunlu göç hız kazanmıştır

 

 

 

 

TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) ve GABB’nin (Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği) ortak düzenlediği hasar tespit çalışmasında, özellikle Cudi Mahallesinde ağır hasarlı yapıların sayısının fazla olduğu görülmektedir

 

 

 

 

Bu yapıların ağır silahlarla tarandığı, Cizre kent merkezine yakın hakim tepelere(- Nur Mahallesi’ni tepeden hakim olarak gören Aşk Tepesi’ne, Sur Mahallesi’ni tepeden hakim olarak gören Şahin Tepesi’ne, Cudî Mahallesi’ni tepeden hakim olarak gören Caferi Sadık Tepesi’ne, Yafes Mahallesi’ni tepeden gören Hastane Tepesi’ne ) konuşlanmış tankların bombardımanı sonucu kullanılamaz halde olduğu ve ya tamamen yıkıldığı görülmüştür.

 

 

 

 

Çatışmalarda hiç hasar almamış birçok evin ateşe verildiği ve kullanılamaz halde olduğu tespit edilmiştir. GABB’nin rapora ilişkin açıklamasında 1200 yapının ağır hasarlı olduğu yaklaşık 10 bin yapının da zarar gördüğü kamuoyuyla paylaşılmıştır

 

 

 

 

İlçede yapılan tespitlerde görülen manzarada, ilçe nüfusunun zorunlu göçe maruz kalması için özellikle su depoları, klima, enerji nakil hatları gibi günlük ihtiyaçları karşılayan öğeler hedef alınmış ve ilçede yaşayan nüfusun çatışma sürecinde su, gıda vb ihtiyaçlara ulaşması mümkün olmamıştır. Yine çatışmaların yaşandığı mahallelerde cinsiyetçi, ırkçı yazılamalara sıkça rastlanmıştır

 

 

 

 

 

 

 

 

Hasar tespiti sırasında görüştüğümüz vatandaşların beyanlarında sıkça rastladığımız bir husus da evlerdeki ziynet eşyalarının çalındığı yönündedir.

 

 

 

 

 

İlçede çatışma sürecinde sağlıklı bilgi almak veya bir tespitte bulunmak mümkün olmadığı gibi, çatışmalar sonrasında da ilçeye giden ekiplerin hasar tespiti yapması ve durumu raporlaması da bir çok zorluğa rağmen gerçekleşmiştir. Özellikle güvenlik güçlerinin, ilçede hasar tespiti yapan ekiplere dönük baskıcı tutumu, yaşanan zorlukların başında gelmektedir. Öyle ki aynı gün içerisinde 2 kez zırhlı araçla, herhangi bir gözaltı işlemi yapılmadan çalışma sahasından alıkonulan arkadaşlarımız olduğu gibi, ilçe dışından hasar tespiti için gelen TMMOB üyesi meslektaşlarımızın bir kısmı da çalışma sahasına giremeden otobüslerden indirilip zırhlı araçlarla ilçe dışına(Cizre-İdil karayolu) bırakılmıştır.

 

 

 

 

 

30.05.2016 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun kararı ile Cizre ilçesi, Kuştepe, Cudi, Sur, Dağ Kapı, Kale, Şah, Yafes, Alibey ve Nur mahalleleri sınır ve listeleri verilerek alanın riskli alan kararı çıkarıldıktan sonra yıkımlar gerçekleşmiştir

 

 

 

 

 

 

YIKIMIN GERÇEKLEŞTİĞİ ALANLAR

19.04.2015 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

05.03.2017 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

 

24.09.2018 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İDİL

 

 

Şırnak ili İdil İlçe merkezi 5 mahalleden oluşmaktadır

 

 

Bilindiği gibi İdil ilçesinde, 16 Şubat 2016 günü saat 23.00’dan itibaren geçerli olmak üzere ilan edilen sokağa çıkma yasağı,31 Mart 2016 günü saat 04.30’a kadar kesintisiz sürmüştür. 43 gün boyunca süren bu yasak 31Mart 2016 tarihinde, akşam 21.30 ile sabah 04.30saatleri aralığında geçerli olmak üzere Şırnak Valiliği tarafından yapılan duyuruyla kısmen kaldırılmıştır. 10.04.2017 tarihinde sokağa çıkma yasağının tamamen kaldırıldığı yine Şırnak Valiliği tarafından duyurulmuştur. Sokağa çıkma yasağı İdil’e hâkim bir noktada bulunan Dirsekli köyü ve bütün ilçe merkezinde uygulanmıştır. Bu süre içerisinde tespit edildiği üzere 7’si çocuk, 2’si kadın olmak üzere 24 sivil yaşamını yitirmiştir.

 

 

Yasak süresince çatışmalar, hendek ve barikatların bulunduğu Yeni Mahalle ve Turgut Özal Mahallerinde yaşanmıştır. 2015 nüfus verilerine göre 26.511 olan ilçe nüfusunun, yaklaşık %80’inin zorla yerinden edildiği, komşu köy ve ilçelere göç ettiği, hasar tespit çalışmaları sırasında ilçe halkından öğrenilmiştir. 43 günü aşkın bir süre devam eden sokağa çıkma yasağı boyunca ilçeden sağlıklı bilgi almak, yerinde tespit yapmak mümkün olmamıştır. Operasyonların bitmesinin hemen ardından, yine diğer ilçelerde görüldüğü gibi yıkım çalışmaları başlamış, özellikle Turgut Özal Mahallesinin neredeyse tamamının yıkıldığı görülmüştür.

 

 

 

 

 

 

30.05.2016 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun Aşağı, Yukarı, Atakent, Yenimahalle ve Turgut Özal mahallelerini kapsayan(336,1 hektar) riskli alan kararı yıkım çalışmalarını takip etmiştir. Çatışmaların yaşandığı bütün kentlerde görüldüğü üzere, ilgili devlet kurumları usule aykırı bir şekilde önce yıkmış, ardından gerekli kararları almıştır.

 

 

 

 

 

YIKIMIN GERÇEKLEŞTİĞİ ALANLAR

 

19.04.2015 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

28.05.2016 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

06.10.2016 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NUSAYBİN

 

Nusaybin ilçe merkezi 8 mahalleden oluşmaktadır.

 

 

Burada sokağa çıkma yasakları; 1 Ekim 2015 – 6 Ekim 2015 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesinin Girmeli, Kayadibi, Tepeüstü, Eskihisar mahallelerinde 6 gün boyunca uygulanmıştır. 9 Ekim 2015 – 10 Ekim 2015 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesinde Abdülkadir paşa, Fırat, Yenişehir mahallelerinde 2 gün uygulanmıştır. 13 Kasım 2015 – 26 Kasım 2015 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesi Abdulkadir paşa, Fırat, Dicle, Yenişehir, Yenituran, Yeşilkent, Mor Yakup, Zeynelabidin, Kışla, 8 Mart, Gırnavas, Devrim, Selahaddin Eyyubi, İpekyolu, Barış mahallelerinde 14 gün uygulanmıştır. 29 Kasım 2015 – 3 Aralık 2015 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesi Abdülkadirpaşa, Fırat,Dicle, Yenişehir ve Yenituran mahallelerinde 4 gün sürmüştür. 6 Aralık 2015- 9 Aralık 2015 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesi Abdülkadirpaşa, Fırat,Dicle, Yenişehir ve Yenituran mahallelerinde uygulanan sokağa çıkma yasağı 4 gün sürmüştür. 14 Aralık 2015 tarihinde yine aynı mahallelerde uygulanan sokağa çıkma yasağı, 18 Aralık2015 tarihinde 09:00 – 16:00 saatleri arasında “geçici” olarak kaldırıldıktan sonra devam etmiş ve 21 Aralık 2015 saat 10:00 itibariyle tüm ilçe merkezini kapsayacak şekilde geliştirilmiş ve neticeten 24 Aralık 2015 tarihinde kaldırılmıştır.

 

 

İlk yasak dönemi diye nitelendirebileceğimiz bu dönemde, Aralıklarla 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, toplamda 2’si kadın 1’i çocuk 18 sivil yaşamını yitirmiştir.

 

 

14 Mart 2016’da ilan edilen ve 16 mahalleyi kapsayan sokağa çıkma yasağı 25 Temmuz 2016 tarihine kadar kesintisiz sürmüştür. 25 Temmuz 2016’da ilçenin 10 mahallesinde (Yeni Turan Mahallesi, Yeşil Kent Mahallesi, Mor Yakup Mahallesi, 8 Mart Mahallesi, Gırnavas Mahallesi, Devrim Mahallesi, Selahaddin Eyyubi Mahallesi, Çatalözü Mahallesi, İpekyolu Mahallesi ve Barış mahallesinde) saat 21.00-05.00 arasında geçerli olmak üzere kısmen kaldırılmıştır. 6 mahallede (Fırat Mahallesi, Dicle Mahallesi, Yenişehir Mahallesi, Abdulkadir paşa Mahallesi, Zeynel Abidin Mahallesi ile Kışla Mahallesi) ise 21 Nisan 2018 tarihine kadar sürmüştür.

 

 

Bütün kentlerde olduğu gibi, Nusaybin’de de çatışmalar süresince ilçeden sağlıklı bilgi almak, yerinde tespitler yapmak mümkün olmamıştır. 2015 nüfus verilerine göre nüfusu 113.594 olan ilçede, 45 binin üzerinde bir nüfusun zorla yerinden edildiği, komşu ilçeler ve köylere göç ettiği tespit edilmiştir

 

 

 

 

 

 

Operasyonların bittiğine dair 3 Haziran 2016 tarihinde Mardin Valiliği’nin yaptığı açıklamanın ardından ilçede yıkım çalışmaları başlamış, alanda herhangi bir hasar tespit çalışması ve durum analizi yapılmadan ilçenin önemli bir kısmının haritadan silinmesi süreci başlamıştır. Yürütülen bu yıkım çalışmaları, herhangi bir teknik tespite dayanmadan çatışma süreci ve sonrasında sürdürülmüş, ilçe halkının barınma hakkı gasp edilmiş, ve ilçe halkı zorunlu göçe tabi tutulmuştur. Yoğunluklu olarak Mardin’in Artuklu, Kızıltepe, Midyat ilçelerine göç eden nüfusun geri dönmesi için gereken koşullar da henüz sağlanmamıştır

 

 

 

 

 

 

Yıkım çalışmalarının başlamasının ardından 7 Eylül 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla ilçede 765,61 Hektarlık alana ilişkin riskli alan kararı alınmıştır. İlçede TOKİ tarafından inşa edilen yeni yapıların kentsel dokuya uygun olmayışı, ilçe halkının yaşam kültürü, komşuluk ilişkilerini zedeleyici, yok edici yapısının yanı sıra, yapı tekniği açısından da ciddi riskler barındırdığı görülmüştür. Acele ile inşa edilmeye çalışılan bu yapıların inşasında, sorumlu kurum ve kuruluşların rant hırsı sebebiyle, fen ve sanat kurallarının göz ardı edildiği bu yapıların statik açıdan tehlike arz ettiği tespit edilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YIKIMIN GERÇEKLEŞTİĞİ ALANLAR

Dicle, Fırat, Yenişehir ve Abdulkadirpaşa Mahalleleri

 

 

 

 

Dicle, Fırat, Yenişehir ve Abdulkadirpaşa Mahalleleri

 

 

 

 

Dicle, Fırat, Yenişehir ve Abdulkadirpaşa Mahalleleri

 

 

 

 

Dicle, Fırat, Yenişehir ve Abdulkadirpaşa Mahalleler

 

 

 

 

Kışla ve Zeynelabidin Mahalleleri

 

 

 

Kışla ve Zeynelabidin Mahalleleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SİLOPİ

 

 

Toplamda Şırnak ili Silopi ilçe merkezi 9 mahalleden oluşmaktadır. 14 Aralık 2015 günü saat 23.00’ dan itibaren geçerli olmak üzere ilan edilen sokağa çıkma yasağı, 19 Ocak 2016 pazartesi gününe kadar kesintisiz sürmüştür. 37 gün boyunca süren bu yasak 19 Ocak 2016 tarihinde saat 18.00-05.00 saatleri aralığında geçerli olmak üzere Şırnak Valiliği tarafından yapılan duyuruyla kısmen kaldırılmıştır.

 

 

Bu süre içerisinde 29 vatandaş hayatını kaybetmiştir. Yasak süresi içerisinde halkın temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayamadığı, sokakta insan cesetlerinin günlerce bekletildiği (Taybet İnan(57)), güvenlik güçlerinin kullandığı ağır silahlar neticesinde çocukların yaşamını yitirdiği (Reşit Eren(17), Axîn Kanat(16), M.Mete Kutluk(11)) yaralıların tedavi imkânlarına ulaşamadıkları için hayatlarını kaybettiği tespit edilmiştir

 

 

 

 

 

 

2015 yılında adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre nüfusu 101.605 olan ilçede bu süreçte yaklaşık 11 bin kişinin zorla yerinden edildiği tahmin edilmektedir

 

 

 

 

Sokağa çıkma yasağı ve sonrasında ilçeye ulaşmak, sağlıklı bilgi almak, yerinde tespitlerde bulunmak mümkün olmamıştır. İlçede çatışmaların hemen ardından başlatılan yıkım çalışmaları, tahribatın boyutunu arttırmış ve deliller karartılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

16 Şubat 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun Barbaros, Başak, Cudi, Karşıyaka, Şehit Harun Boy, Nuh, Yenişehir ve Yeşiltepe mahallelerini kapsayan(404.07 Hektar) riskli alan kararının, yıkım çalışmalarının ardından alındığı görülmektedir. Daha sonra 21 Mart 2016 tarihinde alınan acele kamulaştırma kararıyla Silopi ilçesinin tamamı boşaltılmak istenmiştir.

 

 

 

 

 

YIKIMIN GERÇEKLEŞTİĞİ ALANLAR

 

16.10.2009 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

05.12.2018 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SUR

 

21 Mart 2013 tarihinde başlayan müzakere sürecinin, 2015 Temmuz ayında sona ermesinin ardından, 14 Ağustos 2015 tarihinde Sur’da özyönetim ilanı gerekçe gösterilerek, Diyarbakır Valiliği tarafından 6-7 Eylül, 13-14Eylül, 10-13 Ekim tarihlerini kapsayan sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Daha sonrasında da aralıklı olarak 28-30 Kasım, son olarak da 2 Aralık(10 Aralık’da 1 günlük ara verildi) sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 11 Aralık’da ilan edilen yasak bugün hala devam etmektedir. Çünkü Mart ayında operasyonların bittiği duyurulmasına rağmen yasağın ilan edildiği mahallelere iş makineleri ve müteahhitler dışında henüz kimse alınmamıştır. Yasağın ilan edildiği Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz, Savaş mahallelerinin 2015 adrese dayalı nüfus verilerine göre nüfusu 22.323’tür.

 

 

Yasakların ilan edilmesiyle birlikte bu nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi. 13 Ekim’de sona eren 2. yasaktan sonra bu mahallelerde TMMOB Diyarbakır İKK tarafından yürütülen çalışmada 706 işyeri ve konutun hasar tespit çalışması yapılmış ve 693 yapının basit onarımlarla hasarının giderilebileceği 13 yapının ise detaylı incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu aşamada henüz çatışmaların şiddetlenmediği ve ağır silahların devreye girmediği görülüyor. Bu süreç son yasak dönemi 2 Aralık tarihine kadar da bu düzeyde devam etmiştir. 2 Aralık tarihinde ilan edilen yasak ile birlikte Suriçi, güvenlik güçlerinin bütün ağır silahlarını kullandığı çok yıkıcı bir savaşın mekanı haline geldi. Bu dönemde sadece Anadolu Ajansı’nın ve kimi Özel Harekat sosyal medya hesaplarının paylaştığı görüntüler dışında yasaklı mahallelere dair hiçbir veriye ulaşma imkanı da maalesef olmadı.

 

 

Bu görüntülerden tespit edebildiğimiz kadarıyla Kurşunlu Camii, Hacı Hamit Camii, Paşa Hamamı, Mehmet Uzun Evi, Ermeni Katolik Kilisesi, Dört Ayaklı Minare gibi kimi tescilli yapıların ağır hasarlı olduğu görüldü. Yapılan bütün açıklamalar, itirazlar, yazılı talepler, açılan davalara rağmen maalesef TMMOB Diyarbakır olarak alana girilemedi ve tahribatın artışının önüne geçilemedi. Bir askeri yöntem/taktik olarak emniyetin özellikle Hasırlı mahallesinde evleri yıkarak ağır zırhlı araçların içeri girişini sağlamaya çalışmasıyla birlikte artık Suriçi’nin yasaklı 6 mahallesinin haritadan silinmesi, yok edilmesi süreci başlamış oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sur’a dönük yürütülen askeri operasyon, 9 Mart 2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamasıyla sona erdi. Toplamda 103 gün süren operasyon sırasında ağır tahribata uğrayan Suriçi her şeye rağmen, ciddi bir çalışmayla kurtarılabilecek durumdaydı. Fakat operasyonların bitmesinin hemen ardından 21.03.2016 tarih ve 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesine dayanılarak Suriçi’ndeki 7714 parselin 6292’si için Acele Kamulaştırma kararı alındı. Kalan parseller önceki kentsel dönüşüm sürecinde kamulaştırıldığı için bu karara dahil edilmemiştir. Acele kamulaştırma kararına dayanak olarak da 2012’de alınan ‘Riskli Alan’ kararı gösterildi fakat bu durumun kendisi de Kamulaştırma Kanunu’na aykırılık teşkil etmektedir

 

 

 

 

 

Şubat ayının sonlarına doğru zırhlı araçların geçişini sağlamak için başlayan yıkım bu kararla birlikte bütün bir alanı kapsamaya başladı. Takip edebildiğimiz kadarıyla plansız ilerleyen bu yıkım çalışmaları, her ne kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eliyle yürütülse de aslında alandaki tek yetkili mercinin Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü olduğu görülmüştür.

 

 

 

 

KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI

 

 

Yıkım süreci devam ederken, aralık 2016 da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 de hazırlanan Suriçi Koruma Amaçlı İmar Planı ile ilgili revize kararı aldı. Planda yapılan değişikliklere bakıldığı zaman da görüyoruz ki değiştirilen maddelerin en temel gerekçesi olarak “Güvenlik” öne çıkmaktadır. Revize planda, Sur içinde 6 adet karakol yapımı, yol genişletmesi gibi değişiklikler mevcuttur. Örneğin; Tahir Elçi’nin katledildiği Yenikapı Sokak (Dört Ayaklı Minare Sokağı), revize planda Yenikapı Caddesi olarak geçmektedir. Temelde inşa edilecek karakolları bir birine bağlayacak ring yolu olarak kurgulanan bu sokak genişletilmesi, Suriçi’nin kentsel sit olarak tescilini sağlayan sokak dokusunun kaybolmasına neden olacaktır

 

 

 

 

 

Özellikle Alipaşa Mahallesinde bulunan 276 ve 277 nolu adaların tamamının mevcut koruma Amaçlı İmar Planlarında konut alanı olarak planlı olduğu, alanda 3’ü tescilli yapı olmak üzere 21 adet yapının bulunduğu görülmektedir. Plan değişikliğinde bu alanların mevcut özelliklerinin dikkate alınmadan “Resmi Kurum Alanı (Emniyet Hizmet Alanı) olarak planlanmıştır

 

 

 

 

 

• Alipaşa Mahallesi’nde bulunan 276 ve 277 nolu adaların tamamının mevcut koruma amaçlı imar planlarında Konut Alanı,

• Fatih Paşa mahallesinde bulunan 647 No’lu adanın tamamının yürürlükte bulunan KAİP’da Konut Alanı,

• İskenderpaşa Mahallesinde bulunan 136 ada 24, 28, 31, 32, 33, 36, 37, 38, 39,41, 70, 71,74, 75, 89, 106, 107, 109 no’lu parsellerin yürürlükte bulunan KAİP’de Konut Alanı ve Park ,

• Melik Ahmet Mahallesi’nde bulunan 322 Ada 57 No’lu parselin yürürlükte bulunan KAİP’te “Sosyal Tesis Alanı,

• Fatih Paşa Mahallesi 189 Ada 20 No’lu parselin yürürlükte bulunan KAİP’da İlköğretim Tesis Alanı,

• Hasırlı Mahallesi 673 Ada 78, 79, 80, 84, 85, 86, 87, 88 No’lu Parsellerin yürürlükte bulunan KAİP’da İlköğretim Tesis Alanı, kaldırılarak Emniyet Hizmet Alanı’na dönüştürülmüştür. Söz konusu KAİPD ile getirilen kararların tamamının sadece güvenlik odaklı gerekçelendirildiği ve bu gerekçelerle Suriçi’nin savunma odaklı geliştirildiği ve bu yaklaşım ile de planlama bir savunma aracına dönüştürülmektedir.

 

 

Savunma odaklı yaklaşım diğer tüm değerleri de göz ardı etmekte ve genel şehircilik ilkelerine, disiplinler arası planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık teşkil etmektedir.

 

 

Tarafımızca yapılan tespitlere göre yeni açılacak yollar ve Emniyet Hizmet Alanları olarak ayrılan alanlar içerisinde 17 adet tescilli yapı, 42 adet Korunmaya Değer Geleneksel Yapı olmak üzere toplamda 976 adet yapının plan kararı ile yıkımı öngörülmektedir. ( Mevcut durumda bu yapıların çoğunun yıktırılmıştır). Tescilli yapıların korunacağı iddia edilen bu planda, yeni yolların açılacağı ve Emniyet Hizmet Alanlarının kurulmasına ilişkin alınan kararlara rağmen, bu yapıların nasıl korunacağı ile ilgili bir açıklama bulunmamaktadır

 

TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu’nun Koruma Amaçlı İmar Plan değişikliğine ilişkin 17 maddeden oluşan itiraz raporundan bazı maddeler aşağıda sıralanmıştır;

 

 

3. Madde;

 

 

Söz konusu KAİPD ile getirilen kararların tamamının sadece güvenlik odaklı gerekçelendirildiği ve bu gerekçelerle Suriçinin savunma odaklı geliştirildiği ve bu yaklaşım ile de planlama bir savunma aracına dönüştürülmektedir. Söz konusu savunma odaklı yaklaşım diğer tüm değerleri de göz ardı etmekte ve genel şehircilik ilkelerine, disiplinler arası planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık teşkil etmektedir.

 

 

4. Madde;

 

 

Plan değişikliği açıklama raporu incelendiğinde söz konusu değişikliğin gerekçesinin güvenlik amacıyla yapıldığı açıkça belirtilmiş olup Sur İçinin Dünyaya mal olmuş bir miras alanı olduğu ve kentsel dokuda yapılacak her bir müdahalenin geri dönüşü olmayacak kayıplar yaratacağı tamamen göz ardı edilmiştir. Plan raporu bu özelliği nedeniyle kendi içinde de son derece tutarsızlık göstermektedir. Raporun giriş kısmında kentin değerlerinden söz edilmekte iken, bu değerleri var eden kentliye karşı savunma odaklı işlevler önerilmekte, bu işlevleri yerine getirecek yapıların inşası için kentin özgün değerlerine zarar verilmekte, aynı zamanda da Dünya Miras Listesi’ne kabul edilmiş bir alanın evrensel niteliklerine aykırı bir yaklaşım gösterilmektedir.

 

7. Madde;

 

KAİPD Plan Uygulama Hükümlerinin 3.15 Maddesinde geçen ve Uygulama İmar Planları için tanımlanan“… planlama alanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenen alanlarda hazırlanacak kentsel tasarım projeleri bu planın ekidir.

 

 

Bu plan ve hükümlerinde yer almayan uygulamaya dönük esaslar Kentsel Tasarım veya Mimari Projelerde belirlenir” hükmü, 3.31.1. Maddesinde geçen “Koruma amaçlı uygulama imar planı ile mimari proje arasında konunun gerektirdiği detaya bağlı olarak; 1/500 ve 1/200 veya 1/100 ölçeklerde hazırlanan uygulama ve yapım süreçlerinin belirlendiği projedir. Bu projede tescilli parseller dışında, plan değişikliğine konu olmaksızın yapı formlarının büyüklük, konum ve işlevleri belirlenir” hükmü ile 3.31.2. Maddesinde geçen “Planlama alanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen tüm kapalı ve açık kullanım alanlarının uygulama süreci, planın eki olan Kentsel Tasarım Projesi doğrultusunda gerçekleştirilir” hükümleri mevcutta onaylı olmayan projeleri de bu planın eki olarak saymakta ve kentsel tasarım veya mimari projeleri herhangi bir onay durumu gerektirmeden çizen mimar/plancıların inisiyatifine bırakarak Suriçinde gerçekleştirilecek projelerin denetimsiz bir şekilde onaylı sayılmasına neden olmaktadır. Bu durum açıkça planlama ilke ve esaslarına aykırıdır.

 

 

8. Madde;

 

 

KAİPD Plan Uygulama Hükümlerinin 5.19.1. maddesinde belirtildiği üzere “… Bu alanlarda yapılacak olan hizmet binası, müştemilat ve çevre duvarları için Yençok:8m. dir.” İbaresi geleneksel sokak dokusunun ve perspektifinin bozulmasına sebep olacaktır. Yapılması öngörülen karakolların bulunduğu bazı parsellerin cepheleri 100 metreyi bulan cephe uzunluğu ile yapı yüksekliği- yol genişliği oranı kentsel tasarım açısından uygun olmayacağı için sokağın ve komşu parsellerin güneş alma süresi ve alanını doğrudan etkileyecektir. Buna ek olarak, dar sokaklardaki önerilen bu sağır cephe uygulamaları insan ölçeğinde olmaması sebebiyle sokağı kullananların psikolojisi üzerinde olumsuz etki yaratacaktır.

 

 

13. Madde;

 

 

Tarafımızca yapılan tespitlere göre yeni açılacak yollar ve Emniyet Hizmet Alanları olarak ayrılan alanlar içerisinde 17 adet tescilli yapı, 42 adet Korunmaya Değer Geleneksel Yapı olmak üzere toplamda 976 adet yapının plan kararı ile yıkımı öngörülmektedir. Tescilli yapıların korunacağı iddia edilen bu planda, yeni yolların açılacağı ve Emniyet Hizmet Alanlarının kurulmasına ilişkin alınan kararlara rağmen bu yapıların nasıl korunacağı ile ilgili bir açıklama bulunmamaktadır.

 

 

15. Madde;

 

 

Kentsel Tasarım Projeleri ile ilgili KAİPD’de üst ölçekte bütüncül hiçbir kararın alınmaması plan bütünlüğünün bozulmasına ayrıca KAİP’e bağlı kalmadan geleneksel kent dokusuna müdahale edilmesine sebep olmaktadır.

 

 

16. Madde;

 

 

KAİPD Plan açıklama raporunda yol değişiklikleri ve genişletmelerinin gerekçesi olarak “güvenlik, servis hizmetleri, yangına karşı itfaiye araçlarının, sağlık hizmetleri için ambulans araçlarının geçişini kolaylaştıracak yollar bulunmamaktadır” denilmektedir. Söz konusu KAİPD’de açılan yolların sadece plan değişikliği ile planlanan “Emniyet Hizmet Alanları”na hizmet ettiği görülmektedir. Ayrıca Sur içi gibi kadim bir kent dokusuna sahip olan yerleşmelerin itfaiye, ambulans gibi kamusal ihtiyaçları modern teknolojik çözümler üretilerek karşılanabilecekken bu ihtiyaçlar gerekçe gösterilerek kentsel dokuya zarar verecek yıkımlar plan kararları ile meşrulaştırılmaktadır.

 

 

ÇATIŞMA SONRASI YIKIM

 

 

9 Mart 2016’da İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın açıklamasıyla Sur’a dönük askeri operasyonlar resmen sona erdi. Bu tarihten sonra Suriçi’nin yıkım süreci de hız kazanmış oldu. Alanda süregelen ‘Sokağa Çıkma Yasağı’ kaldırılmadığı için bu döneme dair bütün teknik verileri uydu görüntüleri ve ‘Google Earth’ fotoğraflarından elde etmek durumunda kaldık. Bu söz konusu hava fotoğraflarından elde ettiğimiz verilere göre;

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YIKIMIN GERÇEKLEŞTİĞİ ALANLAR

 

 

10.05.2016 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

10.05.2016 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 YIKIMDAN SONRA ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞININ İNŞA ETTİĞİ YAPILAR

 

 

4 Ocak 2017’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın resmi temel atma töreni ile startına başlanan yeni yapılar ilk olarak Hasırlı Mahallesinde yükselmeye başladı. Koruma Amaçlı İmar Planı gereğince Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun onayına sunulması gereken projeler, hiçbir denetimden geçmeden uygulanmaya başladı. Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi’nin Kurul’a yazdığı 14.08.2017 tarih ve 17/314 sayılı onaylanan projelere ilişkin bilgi yazısına 21.08.2017 tarihinde Kurul tarafından verilen cevabi yazısında herhangi bir projenin kendilerinin onayından geçmediği belirtiliyor. 11.07.2017 tarihli hava fotoğrafında ise yeni yapıların inşa edildiği net bir biçimde görülmektedir

 

 

 

Konuya ilişkin TMMOB Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi’nin 29.06.2017 tarihinde yeni yapılara dair açıkladığı aykırılıklar raporu;

 

 

* KAİP’e göre özellikle yapıların sokak cephelerinde var olan geleneksel özelliklerin korunmasını sağlayacak önlemler alınacaktır. Sokakların kültürel değerini öne çıkaran özgün sokak döşemesinin bulunduğu alanlar korunmalı ve yeni yapılarda avlu duvarlarının özgün malzeme ve örme tekniğine uygun biçimde yapılması gerekirken, dikkate alınmadığı ve kesme bazalt taş ile avlu duvarının kaplandığı görülmüştür.

 

 

*KAİP’e göre ‘Sur’un çıkmaz sokakları dokunun önemli bir özelliği olduğundan korunmalıdır’ ancak böyle bir özen gösterilmemektedir.

 

 

* KAİP parselde var olan avlular, avlu duvarları, zemin kaplamaları, merdivenler, kapılar, havuzlar ve kuyuların da korunmasını öngörmektedir ancak böyle bir koruma anlayışı görülmemektedir.

 

 

* KAİP’e göre her parselde 1 adet cumba olmalıyken, yeni yapılan evlerde çok sayıda cumba yapıldığı görülmüştür.

 

 

* KAİP’e göre dar sokaklarda mahremiyet gereği, cumbanın sağ ve solunda pencere olması gerekirken yeni yapılan evlerde cumbanın ön cephesine de pencere yapıldığı görülmüştür.

 

 

* KAİP’e göre pencereler kemerli ve kemerlerin de üst noktasında kenet taşı olmalıyken yeni evler kaplama bazalt olduğundan kenet taşları yapılmamıştır

 

 

* KAİP’e göre şu an yapılan evlerde bodrum kat olmamalıyken yeni evlerde bodrum kat yapılmıştır.

 

 

* KAİP’e göre parsel sınırı korunmalıyken yeni evlerde parsel sınırı düz geçilmektedir yani parsel sınırı yer yer korunmamaktadır.

 

 

* KAİP’e göre avlu sınırı korunmalıyken yeni planlarda yer yer avlular küçültülmektedir.

 

 

* KAİP’e göre korunması gereken avlulardaki ağaç, havuz ve kuyular gibi, dokunun önemli ögeleri ortadan kaldırılmıştır.

 

 

* Eski Diyarbakır evlerinde Avlu giriş kapısı üstünde markiz bulunurken yeni evlerde yapılmamıştır.

 

 

* Eski Diyarbakır evlerinin damında parapet bulunmazken yeni yapılarda parapet yapılmaktadır. * Eski evlerde killi toprak olan dam döşemesi, KAİP’e göre ya aynı malzeme olmalı ya da uygun bir malzeme kullanılmalıyken, yeni yapılarda damın döşemesi betonarme yapılmakta ve üstü bazalt ile kaplanmaktadır

 

 

 

 

 

 

 

ALİPAŞA-LALEBEY KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECİ

 

 

4 Eylül 2007’de TOKİ ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan ön protokol ‘Diyarbakır Tarihi Sur Koruma Bandı” Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi’ başlığıyla hazırlandı. Bu protokol kapsamında 452 hak sahibi tespit edilmiş ve TOKİ’den yapılan açıklama ile bu projenin gerekçesi olarak ‘tarihi Sur bandı çevresindeki gecekonduların tasfiyesi ve koruma amaçlı imar planının uygulanması’ belirtilmişti. Bu ön protokolün imzalanmasının ardından projenin kapsamı genişledi ve 31 Mart 2008’de ‘Diyarbakır Ali paşa ve Lale bey Mahallesi Kentsel Yenileme(Gecekondu Dönüşüm) Projesi’ başlığıyla dönemin Diyarbakır Valiliği ve TOKİ arasında bir protokol imzalandı. Akabinde bu her iki projenin de ‘sağlıklı’ yürütülebilmesi için 14 Ekim 2009’da Diyarbakır Valiliği, TOKİ, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur Belediyesi’nin katılımıyla son ortak protokol imzalandı. Bu protokol ile Ali Paşa ve Lale bey mahallelerinde tespit edilen 824 hak sahibi ile toplamda 1276 hak sahibinin, yani hanenin Sur içinden tasfiyesi süreci başlamış oldu. Bu protokole göre Suriçi’ ndeki kamulaştırma ve yıkım işlemleri Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülecek, TOKİ, Çöl güzeli mevkiinde, 2 etap halinde toplam 1272 konut inşa edecekti. 2009 yılında imzalanan bu son protokolün hayata geçmesi 2012 yılına kadar Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanması süreci ile beklemek durumunda kaldı. 2012’de Koruma Amaçlı İmar Planı’nın onaylanması sonrası Sur’da yıkım işlemleri başlamış fakat özellikle Ali paşa, Lale bey mahallelerinde yaşayan vatandaşların TOKİ’nin anlaşma teklifini reddetmesi ve tasfiyeye karşı direnmesi üzerine proje yarıda kaldı. Büyükşehir Belediyesi de daha sonra, yürütülen projenin Sur halkının menfaatlerini gözetmediği gerekçesiyle protokolü tek taraflı olarak durdurdu.

 

 

 

 

21.03.2016 tarih ve 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesine dayanılarak Suriçi’ndeki 7714 parselin 6292’si için Acele Kamulaştırma kararı alınmasının ardından Alipaşa ve Lalebey Mahalleleri’nin de yıkımı tekrar gündeme geldi. 23 Mayıs 2017’de başlayan yıkım Alipaşa ve Lalebey Mahallelerindeki nüfusun tamamının zorla yerinden edilmesi sürecinin de başlangıcı oldu

 

 

 

 

 

ŞIRNAK

 

 

Şırnak il 6 ilçe merkezi11 mahalleden oluşmaktadır. 14 Mart 2016 Pazartesi günü Şırnak Valiliği’nin internet sitesinden yaptığı duyuruyla ilan edilen sokağa çıkma yasağı 8 ay sonra 14 Kasım 2016’da kısmen(22.00-05.00 saatleri arasında geçerli olmak üzere) kaldırılmıştır. 8 Şubat 2017 de ise yasağın saatlerinin23:00 ile 02:30 saatleri arasına alındığı, valiliğin internet sayfasından ilan edilmiştir. Askeri operasyonların 3 Haziran 2016’da sona erdiği açıklanmasına rağmen sokağa çıkma yasağı kısmi de olsa 10 Nisan 2017 tarihine kadar devam etmiştir. Toplamda 391 günlük bir sokağa çıkma yasağı uygulaması yapıldığı tespit edilmiştir. Bu süre zarfında 64 bin kişi zorla yerinden edilmiştir. Hayatını kaybeden kişi sayısı net olarak tespit edilememiştir.

 

 

 

 

Operasyonların bitmesinin ardından kentte arama-tarama faaliyeti adı altında yoğun bir şekilde başlatılan yıkım çalışmaları geri dönüşü olmayan tahribatlar yarattığı, kentin 7 mahallesinin(Aydınlıkevler mh. İsmetpaşa mh. Cumhuriyet mh. Gazipaşa mh. Bahçelievler mh. Vakıfkent mh. Yeşilyurt mh.) neredeyse tamamen ortadan kaldırıldığı görülmüştür. Yıkımların, yasaklar süresince ve sonrasında da aralıksız şekilde sürdürülmesi, birçok ailenin evlerine ulaşmasına, içeride bulunan eşyalarını almalarına engel olmuştur.

 

 

 

 

Yine nüfusun temel yaşamsal ihtiyacının giderilmediği elektrik ve su kesintilerinin yaşandığı, bu sebeple de halkın kentten ayrılmak zorunda kaldığı görülmüştür. Kenti terk etmek istemeyen ve koşulları elvermeyen yaklaşık 200 ailenin kent yakınlarında yaklaşık 6 aylık süre boyunca çadırlarda yaşadığı daha sonrasında güvenlik güçleri tarafından bu çadırlardan zorla çıkartılmıştır

 

 

 

 

 

Bütün bu yaşanan süreçlerde kente herhangi bir şekilde ulaşmak, yerinde tespitler yapmak pek mümkün olmamıştır. Alanda hiçbir tespit yapılmadan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın talebiyle Bakanlar Kurulu tarafından 01/08/2016 tarihinde kentin 5 mahallesine(Cumhuriyet, Gazipaşa, İsmetpaşa, Yeni ve Yeşilyurt mh.) ilişkin alınan ‘Riskli Alan’ kararı dayanaksız ve hukuk dışıdır. Şöyle ki; mahallelerde yıkım çalışmalarının başlamasından sonra bu karar alınmış ve yıkımlara zemin hazırlanmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte yıkımların gerçekleştirildiği alan, riskli alan ilan edilen mahallelerin dışında da devam etmiştir. Yine yasakların sürdüğü diğer kentlerde de görüldüğü üzere, yıkım çalışmaları hiç hasar görmemiş, çatışmaların yaşanmadığı mahallelere dönük de sürdürülmüştür.

 

 

 

 

 

 

YIKIMIN GERÇEKLEŞTİĞİ ALANLAR

 

 

06.11.2013 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

29.08.2016 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

 

12.08.2018 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YÜKSEKOVA

 

 

Yüksekova ilçesi 17 mahalle ve 58 köyden oluşmaktadır. İlk olarak 26 Ağustos 2015 tarihinde sokağa çıkma yasağının ilan edildiği ilçede, daha sonra aralıklarla 10 Eylül 2015, 20 Kasım 2015, 07 Aralık 2015 tarihlerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Bu yasak sırasında 5 sivil yurttaş(Ersin Aydın(37), Naim Nuyan(29), M. Reşit Arıcı(17), Fettah Es(37) ve Yakup Babat(24)) yaşamını yitirmiştir. Son olarak 13 Mart 2016 günü saat 22.00’da geçerli olmak üzere ilan edilen sokağa çıkma yasağı 79 günün ardından 30 Mayıs 2016 tarihinden itibaren saat 06.00-20.00 saatleri aralığında kısmi olarak kaldırılmıştır. Yasağın sürdüğü 79 gün boyunca ilçeye herhangi bir şekilde ulaşmak, sağlıklı bilgi almak, duruma ilişkin net bir tespitte bulunmak mümkün olmamıştır. Ayrıca ilçe merkezi dışında, ilçeye bağlı Vezirli Köyü ve Çimenli mezrasında 30 Mart 2016 günü ilan edilen yasak da 30 Mayıs 2016 tarihine kadar aralıksız sürmüştür. 79 gün süren çatışmalarda kullanılan ağır silahlar ve diğer kentlerdeki gibi çatışma sonrasındaki yıkım uygulamaları, 79 günün sonunda ilçede büyük bir enkaz yaratmıştır

 

 

 

Bu süreçte yaşanan çatışmalarda kimliği belirlenen 39, Erzurum ATK’dan(Adli Tıp Kurumundan) güvenlik güçleri tarafından alınarak Kimsesizler Mezarlığına defnedilen 51, 3 Haziran’da bulunan 1cenaze ve daha önceki çatışmalarda yaşamını yitiren 5 kişi ile birlikte Ağustos 2015’den beri yaşanan çatışmalarda ilçede toplam 96 yurttaş yaşamını yitirmiştir.

 

 

Yine yasağın hemen ardından ilçede hasar tespit çalışması yürüten İnşaat Mühendisleri Odası Van Şubesi’nin açıkladığı hasar tespit verilerine göre Yüksekova’da az hasarlı 3193, ortahasarlı 647, ağır hasarlı 787, yıkık 867, yanmış 1336 bina-konut olduğu belirtilmektedir. TÜİK verilerinegöre, Yüksekova’da 70 bin 497 yurttaşın yaşadığı belirtilenraporda, kullanılamaz olarak nitelendirilebilecek yapılar göz önüne alındığında, halkın yüzde 35’nin evsiz durumda olduğu vurgulanmıştır. Raporda ayrıca,

 

 

“Burada orta hasarlı binaların çoğu yanan binalardan oluştuğu için maliyet analizleri yapıldıktan sonra bu orta hasarların çoğu da ağır hasara dönecektir. Bunları da hesaba kattığımız zaman toplam 3637 adet kullanılamaz konut mevcuttur. Yine TÜİK verilerine göre, Yüksekova’da bir aile altı buçuk olarak hesaplanmıştır, 23.640 kişi bir nevi evsiz durumdadır. Ortalama yüzde 35’lik bir nüfus evsiz durumdadır”

 

 

İfadelerine yer verilerek, Yüksekova’daki yıkımın 2011 Van Depremi’nden daha ağır olduğu belirtilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde de yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının talebi ile Cumhuriyet, Dize, Eski Kışla, Güngör, Mezarlık, Yeni ve Yeşildere mahalleleri de Affet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında ‘Riskli alan’ ilan edilerek karar Resmi gazetede yayınlandı.01.08.2016

 

 

 

 

 

YIKIMIN GERÇEKLEŞTİĞİ ALANLAR

 

 

29.06.2015 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

19.05.2016 tarihli uydu görüntüsü

 

 

 

 

 

 

 

 

GÖÇ

 

 

Yıkılan kentlerin tümünde göç yaşandığı toplumsal bir gerçekliktir. Bütün bu süreçte savaşın yaşandığı yerleşim yerlerinden yaklaşık 400.000 kişinin zorla yerinden edildiği görülmüştür.

 

 

GÖÇ Çatışmaların yaşandığı kentlerde yapısal yıkımlarla birlikte psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunların da yaşandığı görülmüştür. Özellikle yaşlılar, çocuklar ve kadınlar bu sürecin en büyük mağdur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum sonucunda kadın ve çocukların ciddi travmalar geçirdiği gözlenmiştir.

 

 

Bu bölgelerde göçlerin genelde Diyarbakır, Van, Batman gibi il ve komşu ilçe merkezlerine doğru gerçekleştiği görülmektedir. Göç sırasında yurttaşlar yaşanmışlıkları ve anılarının yanında sahip oldukları en temel eşyalarını dahi alamamış olmaları travma ile birlikte yoksullaşma ve mülksüzleşmelerine de yol açmıştır. Göç edenlerin büyük bir bölümü toplu şekilde kiraladıkları evlerde çok zor koşularda alt yapısı olmayan mekanlarda yaşamak zorunda kaldığı görülmüştür. Yine göç bölgelerinde çocuklar uzun bir süre eğitimlerinden de mahrum kalmışlardır. Savaşın, çatışmanın bir bütünen yaşamı etkilediği bir yıkım süreci olduğu tam anlamıyla görülmüştür

 

 

 

Aşağıdaki göç haritası GABB (Güney Doğu Anadolu Belediyeler Birliği) tarafından hazırlanıp yayınlanmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak : Mimarlar odası Diyarbakır şubesi 

3 Yorum
  1. uygarlıkların sonu diyorum, yıkılan kentler…

    Canan Okur | 15 November 2019

  2. Yok edilen uygarlığımız, insan olma sebebimiz. Bir daha dost olmamak ve düşman yaşamak zorunda bırakılan toplum kesimleri. Yazık ki ne yazık.

    Cemal Kozlu | 5 December 2019

  3. Utanıyorum, söz bulamıyorum.

    Nadire Yılmaz | 10 December 2019


Yorum yazmak için


Mimarlık ortamına etkileri ile birlikte krizi değerlendirdiğimiz etkinlik serimizin ikincisi Pelin Tan ve Bülent Tanju’nun katılımıyla 09.12.2019 tarihinde Tasarım Merkezi Kadıköy (TAK) ‘de gerçekleşti.         Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi adına yapılan açılış konuşmasında MDTH’yi bir araya getiren koşullar, dayanışma bileşenleri, çalışma prensipleri, “dayanışma” ve “taban” vurgularındaki ısrara değinildi.     Ardından söyleşi [...]
ARŞİV
Subscribe