Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Kemaleddin Bey’in Berlin Hamidiye Hastanesi Keşif Defteri
Share 14 August 2009

Birinci Ulusal Mimarlık Akımının İlk Örneklerinden
Kemaleddin Bey’in Berlin Hamidiye Hastanesi Keşif Defteri ve Planları

NURAN YILDIRIM / Toplumsal Tarih Ağustos 2009

II. Abdülhamid döneminde güçlenen Türk-Alman ilişkileri askeri ve ekonomik alanda yoğunlaşırken, mimari alanda da kendini gösterdi. II. Wilhelm’in Türk-Alman dostluğu adına Almanya’da yaptırdığı çeşme İstanbul’da monte edilerek 1901 yılında açılışı yapıldı. Bu dostluk gösterisinin karşılığında, Abdülhamid, planlarını Mimar Kemaleddin Bey’in çizdiği ve Berlin’de inşa edilecek bir hastane projesini başlattı. Gerçekleştirilemeyen hu projenin ve planlarının hem. tarihi hem de mimari açıdan önemi şimdiye kadar karanlıkta kalmıştı.

15.jpg

Mimar Kemaleddin Bey ve Birinci Ulusal Mimarlık Akımı
Hendese-i Mülkiye Mekteb-i Hümayunu’nu (İstanbul Teknik Üniversitesi) bitiren Kemaleddin Bey’in (1870-1927), devlet adına Berlin Charlottenburg’daki Königlich Tech-nische Hochschule’ye (günümüzde Berlin Teknik Üniversitesi) gönderildiği kabul edilir (1895). Burada iki yıl mimarlık öğrenimi görüp iki buçuk yıl çeşitli mimarlık bürolarında çalışarak İstanbul’a döndü (1900). Döner dönmez, mezun olduğu okula fenn-i mimari muallimi olarak atandı. Kemaleddin Bey bu yıllarda ulusal mimarlık konusundaki düşünce ve görüşlerini geliştirmeye başlamıştı. Bir yandan da bu akımın uygulayıcısı olacak mimarları yetiştiriyordu.II. Meşrutiyet’ten sonra önem kazanan ve Batı’nın ekonomik ve siyasal baskısından kurtulmayı öngören milliyetçilik anlayışı kültürel açıdan en başarılı ürünlerini edebiyat ve mimarlık alanlarında verdi. Bu dönemde gelişen Birinci Ulusal Mimarlık Akımı ile, mimariye egemen olan Batı etkilerine karşı çıkıldı. Selçuklu ve Osmanlı mimarlığına özgü kubbe, kemer ve çıkma gibi geleneksel yapı öğeleri, süslemeler kullanıldı ve cephe mimarisi önem kazandı. Yapıtları ve eğitim etkinlikleriyle bu döneme damga vuran mimarlar Kemaleddin Bey ile Vedat (Tek, 1873-1942) Bey’dir. Vedat Bey Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın ilk örneklerinden biri olarak kabul edilen Sirkeci’deki Posta ve Telgraf Nezareti binasını (Büyük Postane) 1905′te yapmaya başlamış 1909′da tamamlamıştır. Kemaleddin Bey de İstanbul’da göreve başladıktan sonra birçok özel ve kamu binası ile ev çizmesine karşılık ulusal mimari konusundaki düşüncelerini ifade edebilme fırsatını 1909′da Evkaf Nezareti Başmimarlığına atandığında bulmuştu.1

25.jpg

Türk-Alman Dostluğunun Simgeleri: Alman Çeşmesi ve Berlin Hamidiye Hastanesi
II. Abdülhamid döneminde büyük devletlerin nüfuz alanına giren Osmanlı Devleti, geniş bir pazar olması nedeniyle teknolojide gelişen Avrupa’nın iştahını kabartıyordu. İngiltere ve Fransa bu pazarda kıyasıya rekabet ederken, Prusya Kralı ve Alman İmparatoru II. Wilhelm, Bismarck’ın uyguladığı “büyük devletler arası denge politikasını terk ederek dünya devleti olmak amacıyla “barışçıl yayılma” politikasını uygulamaya başlamıştı. “Barışçıl yayılma”, Alman teknolojisini Osmanlı insan ve pazar unsurlarıyla birleştirerek hem tıkanık Alman sanayisinin önünü açmak hem de yaratacağı güçlü Osmanlı’yı kendine endeksleyerek güvenilir müttefik haline getirmek demekti.II. Wilhelm çıktığı ilk Doğu gezisinde İstanbul’a geldi, II. Abdülhamid ile görüştü (1889). İki hükümdar arasında oluşan dostluk İngiliz ve Fransız sermayesinin nüfuzunu kırmak isteyen Sultan Abdülhamid’i Alman sermayesine yöneltti. Almanya en önemli kazanımlarını, II. Wilhelm’in ailesiyle birlikte çıktığı ikinci Doğu gezisi olan İstanbul-Kudüs yolculuğundan sonra elde etti. Bu gezi Almanya’nın Osmanlı Devleti üzerindeki nüfuzunu artıran tarihi bir dönüm noktası kabul edilir. Bu gezinin ardından Almanya’ya Köstence-İstanbul telgraf hattı imtiyazı, Anadolu demiryollarının Bağdat’a uzatılması imtiyazı ve başta Filistin olmak üzere Osmanlı Devleti’ndeki Alman Katolikleri himaye hakkı verildi.2

18-22 Ekim 1898 tarihleri arasında gerçekleşen İstanbul gezisinden çok memnun kalan II. Wilhelm, pekişen dostluğun anısına, Almanya’da yaptırdığı bir çeşmeyi İstanbul’a gönderdi. Bu çeşme Sultanahmet’te hazırlanan yerine monte edildi. Alman Çeşmesi’nin açılış töreni İmparator Wilhelm’in doğum günü olan 27 Ocak 1901′de gerçekleştirildi.3

II. Abdülhamid de Alman Çeşmesi’ne karşılık, Türk-Alman dostluğunun Almanya’daki simgesi olmak üzere, Alman halkı için Berlin’de hastane gibi bir eser yaptırmayı düşünmüş ve Berlin Sefiri Ahmet Tevfik Paşa’dan (1845-1936) bu konuda bilgi istemişti. Ahmet Tevfik Paşa, Alman Hariciye Nazırı ve saray nazırları ile görüşmüş, padişahın bu fikrini takdir ve teşekkürle karşılayan yetkililer Berlin’de havadar ve hastaneye elverişli boş arsa bulunmadığını, bulunsa da çok pahalı olduğunu dile getirmişlerdi. Ancak hükümete ait Charité Hastanesi’nin çevresinde küçük bir yer bulunması muhtemeldi. Buraya inşa edilecek hastanenin hem arsa masrafı olmayacak hem de idaresi kolay olacaktı. Ahmet Tevfik Paşa, eğer Charité Hastanesi yakınlarında boş bir yer bulunamazsa o zaman Berlin Belediyesi’ne ait hastanelerin civarında yine bu koşullarda bir arsa bulunması halinde oraya yapılacak hastanenin daha sonra Berlin Belediyesi’ne terk edilebileceğini ve yıllık masrafının da doğrudan belediyeye yatırılabileceğini düşünmüştü.4

Ahmet Tevfik Paşa’nın ilgililerle yaptığı temaslar sonunda, İmprator Wilhelm Berlin Üniversitesi kampüsünde Charité Hastanesi yakınında bir arsa tahsis edince II. Abdülhamid buraya bir hastane yapılmasını buyurdu. Berlin Hamidiye Hastanesi, Osmanlı mimarisi tarzında inşa edilecekti. Hastanenin planı ve keşif defterini hazırlama görevi Kemaleddin Bey’e verildi. Bu sırada fenn-i mimari muallimliği yapmakta olan Kemaleddin Bey aynı zamanda imparatorluğun sermima-rıydı. Berlin Hamidiye Hastanesi’nin keşif defteriyle planlarını hazırlayıp padişaha sundu (1902). Berlin Hamidiye Hastanesi’nin keşif defteriyle planlan ve ilgili evrak halen Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndedir. Bu arşiv dosyasında bir keşif defteri, hastanenin Berlin’deki konumunu gösteren bir kroki, ön cephe çizimi, bodrum katı planı, birinci kat planı, üst kat planı, inşaatın yapımını üstlenen mimar-ı şehriyarî Yanko Bey ile imzalanmış bir mukavele ve Hazine-i Hassa-i Şâhâne Nâzın Ohannes Efendi’nin bir yazısı, keşif defterini ve planları inceleyen beş kişilik komisyonun raporu vardır.5

Berlin Hamidiye Hastanesinin Keşif Defteri
Yeşil ipek kumaşla ciltlenmiş olan keşif defterinin ön kapağında altın yaldızlı II. Abdülhamid tuğrası, ay yıldız ve Mimar Kemaleddin imzalı “Tarz-i Mimari-i Osmani” altyazısını taşıyan bir çizim vardır. Bu çizimde Osmanlı mimarisi öğelerinin kullanıldığı bir binanın cephesi görülmektedir. Arka kapakta da aynı binanın farklı bir açıdan görünümü verilmiştir.

45.jpg

10 sayfadan meydana gelen keşif defterinin ilk sayfasında “Bâ-irade-i seniye-i hazret-i pâdişahi Berlin’de inşa olunacak hastahanenin keşf-i evvel defteridir” başlığı bulunmaktadır. Ali Kemaleddin Bey, inşaatın özelliklerini sıraladığı önsözü, “Bâ-irade-i seniyye-i hazret-i padişahi Almanya’da ikmal-i tahsil ile Hendese-i Mülkiye Mekteb-i Hümayunları Fenn-i Mimari Muallimi ve Bâb-ı Vâlâ-yı Seraskerileri Sermima-rı” unvanıyla imzalamıştır. Mühründe de “Ali Kemaleddin 1309″ [H. 1891, R. 1893] yazmaktadır. Önsöze göre:- Hastane 12 yataklıdır (aslında 6 erkek+6 kadın+2 hususi olmak üzere 14 yataklıdır. Burada özel odalar dikkate alınmamıştır).
- Berlin arazisi umumiyetle kumlu ve killi toprak olduğundan temeller 1.5 metre derinliğinde kazılacaktır.
- Berlin’de taş nadir ve pahalı olduğundan temel duvarları halis harç ile tuğladan inşa olunacaktır.
- Merkez bina; zemin tesviyesine kadar inşa olunan temeller üzerinden yüzü tesviye olunmuş Hereke taşıyla kaplanacak6 ve dahilen sağlam tuğla ile örülecektir.
- Merkez bina bir eser-i yadigari, sınayi ve terakkiyat-ı Osmaniye’nin bir numunesi olmak üzere tarz-ı mimari-i Osmanide inşa olunacaktır.
- Kabul buyrulan resimler üzerine Mimar Kemaleddin tarafından bilimsel kurallara ve mimarlık mesleğine uygun, 1/20,1/10 metre ve hatta normal doğal ölçülerde çizilecektir.
- İnşaat resimlerindeki detayların tümü uygulanacaktır.
- Cephe, Hereke’nin muhtelif renkli taşlarıyla renkli bir surette düzenlenecektir.
- İnşaatın tamamı bilimsel inşaat kurallarına ve Berlin İnşaat Nezareti’ne uygun olacaktır.
- İç süslemelerde sadelik ile zarafet ve ciddiyet kompoze edilerek meslek-i mimari-i Osmaniden inhiraf edilmeyecektir.
- Hasta koğuşlarının bulunduğu pavyon şeklindeki bina son gelişmelere göre düzenlenecek, bu gelişmelerin icabına göre inşa edilecek ve zamanın en mükemmel bir hastane numunesi olmak üzere tamamlanacaktır. İçinde de tıbbi icatların gerektirdiği malzeme kullanılacaktır.
- Hastanenin diğer bölümleri de en yeni usulde inşa olunacak, normal basınçlı buhar ile ısıtılacak ve elektrikle aydınlatılacaktır.

55.jpg

Keşif defterinde önsözden sonra, hastane binalarının mimari detayları ve maliyetleri yer almaktadır. Hastane binalarının toplam maliyeti 1.310.768 kuruş olarak hesaplanmıştır.I- Merkez bina (918.687 kuruş)
II- Hasta koğuşları ile ameliyathaneyi içeren pavyon şeklindeki bina (23.335 kuruş)
III- Hastane müteferriatı, mutfak dairesi (42.245 kuruş), çamaşırhane ve etüt binası (52.775 kuruş), bakteriyoloji ve kimya laboratuarı (56.611kuruş)

Berlin Hamidiye Hastanesinin Krokisi ve Planları
35.jpgMimar Kemaleddin Bey’in çizdiği 1:500 ölçekli krokide hastanenin Berlin Üniversitesi (günümüzde Hum-boldt Üniversitesi) içinde imparator tarafından tahsis edilen arsadaki konumu görülmektedir. Hamidiye Hastanesi’nin doğusunda 1902 yılında yapımına başlanacak olan poliklinik ile yeni yapılacak bir cadde ve Monbijou Sarayı’nın bahçesi, kuzeyinde morg, batısında üniversitenin kadın-doğum kliniği ve güneyinde de Spree Nehri yer almaktadır.

Merkez binanın dış cephe çiziminde, önsözde belirtilen Hereke taşlarıyla bezenmiş olduğu görülmektedir.

Berlin Hamidiye Hastanesi yatay çizgisi doğu-batı, dikey ayağı ise kuzey-güney doğrultusunda uzanan bir (T) harfi şeklinde planlanmıştır. Bodrum katında dikey ayağın yatay eksenle buluştuğu yer, iç merdiven boşluğuna ayrılmıştır. Burada üç büyük mahzen, iki kiler ile kalorifer dairesi ve banyolar için termosifon bölümlerine yer verilmiştir.

Birinci katta dikey ayağın ucundaki büyük koğuş ile diğer iki oda görevlilere ayrılmıştır. Bu bölüm dar ve uzun bir koridorla iç merdivene açılmakta, merdivenin sağında eczane ile tuvaletler, solunda bir ofis ile yine tuvaletler bulunmaktadır. Bu bölüm büyük bir koridorla merkez binaya bağlanmıştır. Koridorun iki ucunda bulunan iki kapıdan, mermer merdivenlerle bahçeye inilmektedir. Geniş merdivenli cümle kapısı büyük bir giriş holüne açılmaktadır. Giriş holünün sağ tarafında kapıcı odası, pansuman odası, daire müdürünün odası, küçük bir oda, elbise odası ve müdür odası yer almaktadır. Solunda ise bekleme odası, muayenehane, yani poliklinik için ayrılmış bir yer, salon-kütüphane, küçük bir oda ile içhastalıkları tabibinin odası ve la-boratuvar bulunmaktadır.

Üst kat, birinci kat ile aynı plandadır. Hastanenin en ücra köşesi olan (T) harfinin dikey ucu ameliyathaneye ayrılmış, bir yanına alet odası, diğer yanına da cerrahi araç gereç odası yerleştirilmiştir. Bu bölüm alt katta olduğu gibi dar, uzun bir koridorla iç merdivene bağlanmıştır. Merdivenin sağında banyo ve tuvaletler, solunda da ilaç hazırlama odası ile yine tuvaletler yer almaktadır. (T) harfinin yatay eksenini oluşturan merkez binanın sağ köşesinde 6 yataklı kadınlar koğuşu, sol köşesinde ise yine 6 yataklı erkekler koğuşu bulunmaktadır. Her iki koğuşa bitişik birer hemşire odası ile tek yataklı birer hususi hasta odası yer almaktadır. Ortadaki bitişik iki odanın biri nekahet dönemindeki kadınlara, diğeri de erkeklere ayrılmıştır. Hem kadınlar hem de erkekler koğuşuna kirli çamaşırları seri şekilde aşağıya ulaştıracak birer oluk düşünülmüştür.

Mimar Vassilakı Yanko Bey’in Hastane Yapımı ile Görevlendirilmesi
II. Abdülhamid, Berlin Hamidiye Hastanesi’nin yapımı ile Mimar-ı Hazret-i Şehriyari’den Vassilaki Yan-ko Bey’i görevlendirmiş, Berlin Sefaretimizden bilgi alan Yanko Bey, Hazine-i Hassa-i Şahane Nezareti’ne gönderdiği 14 Nisan 1902 (1 Nisan 1318) tarihli yazısıyla, inşaatın 20.660 liraya mal olacağını ve bu paranın şu fasıllara harcanacağını bildirmişti: Hastane inşaat masrafı (10.960), arsa kazık masrafı (7.700), kalorifer, kütüphane, banyo, çeşmeler vs. (2.000).

Ancak 7 Nisan 1902 (25 Mart 1318) tarihli Sadaret tezkiresi ile bu miktardan indirim yapılması ve Yanko Bey ile teati edilmek üzere kontrat düzenlenmesi emredilmiş, Yanko Bey ile hazine arasında yapılan müzakereler sonunda Yanko Bey önce Berlin şehrinin durumu ve işçi ücretleri vesaire hakkında araştırmalar yapmak üzere bir memurun Berlin’e gönderilmesini istemişti.7 Hazine-i Hassa-i Şahane Nezareti’ne gönderilen 29 Haziran 1902 (16 Haziran 1318) tarihli Sadaret tezkeresi ile, padişahın iradesi gereği Berlin’de yapılması kararlaştırılan hastanenin inşası için 19.519 lira masraf keşif ve tahmin edildiği, bu paranın harcanması, cephe tezyinatı için Hereke civarında bulunan taşların kullanılması, inşaatın Mimar Yanko Bey’in nezareti altında yapılması ve az bir zaman içinde bitirilmek üzere inşaata başlanması bildirilmişti. Bunun üzerine hazineye davet olunan Yanko Bey’e padişahın emri tebliğ edilmişti. Ayrıca 9 Temmuz 1902 (26 Haziran 1318) tarihli Sadaret cevabına göre, II. Wilhelm tarafından tayin buyrula-cak bir zat ile sefir paşa8 binaların isteğe uygun yapılıp yapılmadığını kontrol edeceklerdi. 15 Temmuz 1902′de (2 Temmuz 1318), Hazine-i Hassa-i Şahane ile Mimar Vassilaki Yanko arasında, inşaatın koşulları ile harcanacak paranın ödeme planını içeren bir sözleşme imzalandı. Bu sözleşme, keşif defteri ve planlarla birlikte, Hazine-i Hassa-i Şâhâne Nazırı Ohannes Bey’in 20 Temmuz 1902 (7 Temmuz 1318) tarihli yazısı ile Sadaret’e gönderildi.

Vassilaki Yanko9 ile imzalanan sözleşme şu maddeleri içermekteydi:
1- Temellerin kazılmasıyla çıkan toprakların uygun bir yere nakli ve tesviyesi.
2- Arsa zemini sağlam olmadığından yeni kırma taşla ve halis kireçle ve portlan çimentosuyla mükemmelen inşa olunacaktı. Sağlam ayaklar üzerine pres tuğlasından portlan çimentosuyla uyumlu kemerler inşa olunacak, bodrum bu suretle yapılacak sağlam kaideler üzerine inşa edilecektir.
3- Temel bodrum katı, ocak taşıyla kum ve kireç halis harçla inşa edilecektir.
4- Duvarlar plana uygun olarak birinci ve ikinci katta en iyi cins makine tuğlası ve halis harçla yapılacak, pencere üstlerine bir kantarlık lama demirinden bir sıra demir çekilecek, bu demirden çıkan çember ve kılıçlarla bağlanacaktır.
5- Bodrum katının içi ve etraf bölmelerinin iç yüzlerine ve tavanlarına kum, su ve kireçle sıva çekilecektir.
6- Birinci, ikinci kat koridorları ile tuvalet, banyo ve ameliyathanenin zeminleri mozaik usulüyle (taraço) yapılacaktır.
7- Bütün katların döşemeleri, icabına göre putrel konup araları delikli tuğlalardan çimentolu olarak yapılacaktır.
8- Büyük su yolu, renkli çini ve çimentolu harçla mozaik usulünde döşenecektir.
9- Birinci ve ikinci katın sıvaları ileride boya sürülecek şekilde gayet temiz ve perdahlı olacaktır.
10- Bodrum katı ve birinci ve ikinci katların tavanları halis harçla sıvanacaktır.
11- Büyük salonun etrafı ve duvarları bir metre yüksekliğine kadar taraçalı olacaktır.
12- Bodrum duvarlarının zeminden aşağı olan kısmının dışı katran, içi asfalto olacaktır.
13- Bodrum zeminine beton üzerine asfalto yapılacaktır.
14- İç ve dış merdivenler tamamen Marmara mermerinden inşa edilecektir.
15- Hastanenin cephesinde, resimde görülen direkler, köşeler, saçaklar, pencere ve kapı söveleri Marmara mermerinden fenni icaplara göre bağlama demirleriyle tespit edilecek ve bu taşların diğerlerine uyumları, tesviyeleri ve perdahları gayet mükemmel olarak inşa olunacaktır.
16- Binanın bütün dış kaplaması, Hereke taşları fenni icaplara göre bağlama demirler ile tutturularak yapılacaktır.
17- Çatısı çam ağacı kerestesinden ve aksamı, usul ve fenni kurallara uygun şekilde yapılacak, saçakları resimdeki gibi meşe ağacından işlemeli olarak yapılacak, çatı üstü katranlı keçe üzerine Avrupa kurşun levhalarıyla örtülecektir.
18- Bütün binanın dereleri ve yağmur suyu boruları bakırdan imal edilecektir.
19- Bodrum katının pencereleri tek olmak şartıyla iki kanatlı olacak ve ispanyoletleri meşe ağacından imal edilecektir.
20- Birinci ve ikinci katların tüm pencereleri iki katlı olmak şartıyla üç kanatlı ve ispanyoletli olarak meşe ağacından resmine göre imal olunacaktır.
21- İç kapılar kalastan, dış kapılar meşeden imal edilecektir.
22- Merdiven parmaklıkları demirden, küpeşteleri sert ağaçtan olacaktır.
23- Ameliyathanenin aydınlığı için çatıda demirden çerçeve inşa olunacaktır.
24- Birinci ve ikinci katların duvarları ve tavanları tamamen yağlıboya ile boyanacaktır.
25- Büyük su yolunun duvarları, tavanı ve büyük merdivenin yan duvarları yağlıboya kalemkâr olacak, ameliyathanenin boyası emaye (mermer gibi) yapılacaktır.
26- Tüm binalar mükemmel sıcak sulu kaloriferle plan uyarınca ısıtılacaktır.
27- Tüm binaların şehrin elektrik kumpanyasından gelecek elektrik ile aydınlatılması için gerekli lamba vesaire yerli yerine konacaktır.
28- Tüm binaların banyo vesairesi için gerekli demir ve kurşun borular ve musluklar resimdeki gibi yerli yerine konacaktır.

29- Tüm binalara paratoner ve elektrik çanları konulacaktır.
30- İnşaat Berlin’de bulunan amele ile yapılmak üzere keşfedilmiştir. Eğer inşaatın bir kısmının Osmanlı sanatkârları tarafından yapılması istenirse buradan tedarik olunacak ustaların gidiş-dönüş ücretleri Hazine-i Şahaneye ait olacaktır.
31- Tüm inşaat fenni kurallara ve Berlin şehri binalar kanunlarına uygun yapılacağından her türlü sorumluluk Yanko Bey’e ait olacaktır.
32- Adı geçen binaların yukarıda yazılı şartlar ve ekli resim ve planlar uyarınca bu sene temel ve esaslarının yapılması, kışın inşaatın terk edilmesi, gelecek sene inşaat mevsiminde tekrar başlanarak temmuz sonunda tamamlanması ve inşaat bedelinin aşağıdaki gibi ödenmesi kararlaştırılmıştır:

3.000 Birinci taksit, peşinen
3.000 İkinci taksit, beton ve ayaklar ve kemerin ikmaliyle bodrum zemine çıkınca
3.000 Üçüncü taksit, gelecek sene inşaat malzemesinin şevkinde
3.000 Dördüncü taksit, birinci katın bitiminde
3.000 Beşinci taksit, çatının bitiminde
3.000 Altıncı taksit, doğrama takımlarıyla sıvalar tamamlandığında
1.516 Yedinci taksit, anahtar tesliminde19.017 Lirayı Osmani

Yukarıdaki taksitler Yanko Bey’in isteğine göre İstanbul veya Berlin’de Bank-ı Osmani vasıtasıyla Berlin Sefareti tarafından onaylandıktan sonra verilecektir. İnşaatın bu mukavelename şartlarına uygun yapılmamasından Yanko Bey sorumlu olacak ve noksan inşaatın bedeli hesabından düşülecektir. Binaların genişletilmesinden dolayı fazla masraf gerekir ve bu masraf Hazine-i Hassa-i Şahane’den onay alınmadan yapılırsa kabul olunmayacaktır. Amele ücretleri ile öngörülen yapım masrafında artış olsa bile, Hazine-i Hassa-i Şahane hiçbir özür ve bahane ile inşaat masrafına zam yapmayacaktır. İşçi ve tüccarlar tarafından her ne sebeple olursa olsun dava açılır ve hazineye müracaat olursa bu hususlar tamamen Yanko Bey’e ait olacak, hazinece kabul edilmeyip reddedilecektir.

Bu mukavelename 15 Temmuz 1902 (2 Temmuz 1318) tarihinde iki nüsha olarak düzenlenip Hazine-i Hassa-i Şahane Nezareti Mimarı Yanko Bey ile imzalanıp teati edilmiştir. Sözleşme imzalandıktan hemen sonra sözleşme gereği Mimar Yanko Bey’e peşinen verilmesi gereken 3.000 lira ödenmiş, fakat Hazine-i Hassa-i Şahane Nazırı Ohannes Bey’in 1 Ağustos 1902 tarihli yazısından öğrendiğimize göre şifahi bir irade üzerine bu para kendisinden geri alınmıştır.10

Bundan sonra yeni bir keşif yapılmış, inşaat maliyeti yeniden kalem kalem hesaplanmış ve toplam keşif bedeli 22.283 Osmanlı Lirası ve 46 kuruş olarak belirlenmişti.”

Yeni keşif defteri ve planlar padişahın emri üzerine Mehmed Halis b. Abdullah, Ohannes Sakızlı, Ahmed İzzet ve mühürlerini okuyamadığımız iki kişi dahil beş kişilik bir komisyon tarafından incelenmiştir. Komisyon, 11 Eylül 1902 (7 Cemaziyelahir 1320) tarihli raporunda şunları bildirmiştir: “Hastanenin yapımı, keşif defterinde gösterilen 22.280 Osmanlı Lirası üzerinden Yanko Bey’e teklif olunmuş, Yanko Bey keşif masrafına %10 zam yapılmadıkça inşaatı deruhte edemeyeceğini söylemiştir. Bu nedenle inşaatın emaneten yaptırılması gündeme gelmiştir. Ebniye-i Seniyye An-barı Müdürü Nazım Paşa, yabancı bir ülkede yapılacak bir hayır eserinin sağlam ve güzel olması için fevkalade gayret sarf edeceğini taahhüt etmiş ve keşif defterinden 2.000 Lira noksanına inşaatı tamamlayacağı ümid edildiğinden bu hastanenin emaneten inşası uygun görülmüştür. Yakında kış mevsimi başlayacağından, Nazım Paşa’nın Mimar Kemaleddin Efendi ile beraber şimdiden Berlin’e gönderilerek temellerin kazılıp atılmasına başlamaları, diğer taraftan da Hazine-i Hassa-i Şahane ve komisyon tarafından hazırlattırılması lazım gelen mermer ve Hereke taşları ile diğer inşaat malzemelerinin tedarik edilip zaman kaybetmeden ilkbaharda inşaata başlanması için gereğinin yapılması, inşaat mevsimi gelince tekrar Nazım Paşa ile Kemaleddin Efendi’nin Berlin’e gönderilerek inşaata başlanması ve harcırah ile ikamet masraflarının verilmesi önerilmiştir. Komisyon ayrıca, Hazine-i Hassa masrafları zamanında ödemeye özen göstereceğinden inşaatın tehirine bir engel düşünülmediği, Berlin Sefiri Tevfik Paşa da mümkün olan kolaylığı göstereceğinden hastanenin gelecek eylül sonuna kadar tamamlanması gerektiği kanısına varmıştır.”

Berlin Hamidiye Hastanesi Projesi Gerçekleştirildi Mi?
Elimizdeki belgelere göre, hastane inşaatının Eylül 1902′de temel aşamasına geldiğini söyleyebiliriz. Bu hastane proje olarak mı kaldı yoksa yapıldı mı? Ya da temeller atıldıktan sonra vaz mı geçildi? Arsa ve çevresinin 1902 yılında çizilen krokisinde yeri ve konumu apaçık belirtilen hastanenin yerinde ne var?

Bu soruların cevabını alabilmek için bölgenin krokisini Almanya’daki dostumuz Dr. Regina Erichsen’e gönderdik. Dr. Erichsen de bu krokiyi Berlin’deki arkadaşı Gerhard Ruben’e12 göndermiş. Dr. Erichsen bir süre sonra, Gerhard Ruben’in konu hakkında bilgi verdiği 17 Aralık 1993 tarihli mektubu ile Berlin Humboldt Üniversitesi Arşivi’nde bulunan kadın-doğum kliniği ve çevresinin 1935 yılında yapıldığı tahmin edilen bir planını gönderdi.13

İzin almadığımız için yayınlayamadığımız bu planda Berlin Hamidiye Hastanesi’nin yerinde “Ida-Simon Stift” adını taşıyan bir bina bulunmaktadır. Gerhard Ruben’in kaynaklara dayanarak verdiği bilgilere göre, “Ida-Simon, 3 Ağustos 1906 tarihinde Berlin’de ölmüş ve yaklaşık 500.000 RM tutarındaki servetini düşkünlerin bakılması, hasta kadın ve kızların tedavi ve korunması için vakfetmiştir (Universitats Kura-tor in Berlin, Akte 620). Ida-Simon Vakfı bu para ile 14 yataklı olan bu kadın-doğum kliniğini yaptırmıştır. Bina 23 Mayıs 1914 tarihinde, üniversite ile vakıf arasında yapılan uzun tartışma, görüşme ve toplantılardan sonra, bir anlaşma ile üniversiteye verilmiştir. Bu tarihten sonra da Ida-Simon Vakfı, inşaattan arta kalan para ile kadın-doğum kliniğinde her yıl ortalama 9.000 hasta bakarken, enflasyon nedeniyle ellerindeki para değerini yitirmişti. Ardından Yahudi vakıfları ve hayır kurumlarının uygulamada çökmesi (1938), bir süre sonra da yasal olarak lağvedilmesi üzerine (1942), yapım tarihi tam olarak bilinmeyen bu bina kadın-doğum kliniği direktörüne özel çalışma yeri olarak tahsis edilmişti. M. Lenz: Geschichte der Universitat Berlin (Halle 1911) adlı kitabında Berlin Üniversitesi’nin bütün klinik ve enstitülerini anlatır ancak bu binadan ve İda-Simon Vakfı’ndan hiç söz etmez. Daha sonraki kaynaklarda da bu bina hakkında bilgi yoktur. Türk planında görülen üniversiteye ait diğer poliklinikler 1905 yılında kullanıma açılmıştır.”

Bu defa internet ortamında yaptığımız araştırmalarda Berlin’in 1908′de çekilen bir hava fotoğrafında İda-Simon Vakfı binasının bulunmadığını gördük.14 Demek ki II. Abdülhamid hastaneyi henüz bilmediğimiz bir nedenle yaptırmamış. Bir siteden ise 1da Simon Vakfı binasının 1908-1910 yıllarında, İnşaatçılık Akademisi üyesi ve Unter den Linden bölgesindeki üniversite binasının mimarı olan Ge-org Thür’ün (1846-1924) tasarımına göre neo-barok ve neo-klasik üsluplarda yapıldığını öğrendik.15 Binanın yapımı hakkında başka bir bilgiye ulaşamadık.

Berlin Üniversitesi Kadın-Doğum Kliniği’nin bulunduğu yörenin 1935′te yapılan planında yer alan İda-Simon Vakfı binası ile Kemaleddin Bey’in 1902 krokisindeki Berlin Hamidiye Hastanesi, ( T) harfi şeklindeki planın kuzey-güney doğrultusunda uzanan uzun ayağı hariç, hem konum hem de biçim bakımından örtüşmek-tedir. İda-Simon Vakfı neden Berlin Hamidiye Hastanesi’nin yerine yapılmış olabilir? Belki bu arsa, bir kadın-doğum kliniği yaptırmak için başvuran İda-Simon Vakfı’na üniversitenin kadın-doğum kliniğine yakın olduğu için tahsis edilmiştir. Diğer bir ihtimal ise İda-Simon Vakfı binasının, Berlin Hamidiye Hastanesi’nin temelleri üzerine yapılmış olabileceğidir.

İda-Simon Vakfı binası günümüzde “İda-Simon Haus” adıyla anılıyor ve Charité-Berlin Tıp Üniversitesi Biyokimya Enstitüsü (Institut für Bioche-mie Charité-Universitaetsmedizin) olarak kullanılıyor.16

Sonuç Yerine
Mimar Kemaleddin Bey’in hazırladığı Berlin Hamidiye Hastane projesi, onun Almanya’dan döndükten sonra “Tarz-ı Mimari-i Osmani” adını verdiği yeni bir mimari stili geliştirmeye başladığını göstermektedir. Bu mimari stilin daha sonra Mimar Vedat Bey’in de katkılarıyla Birinci Ulusal Mimari Akımı’na dönüştüğünü düşünmekteyiz. Berlin Hamidiye Hastanesi projesi, Birinci Ulusal Mimari Akımı’nın bilinen ilk örneklerinden olması bakımından önemlidir. Bir tıp tarihçisi olarak yıllar önce tanıtıp yayınladığımız bu proje mimarlık tarihimizle ilgilenenlerin dikkatini çekmedi. Bu kez mimarlık tarihçilerine ulaşacağı ve mimar gözüyle değerlendirilip Kemaleddin Bey’in, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’na katkılarının daha iyi anlaşılmasına yardım edeceği umudunu taşıyoruz. Mimarlarımızdan ayrıca Berlin Hamidiye Hastanesi’nin planlarını İda-Simon Haus’un planları ile karşılaştırmalarını ve İda-Simon Haus’un Mimar Kemaleddin’in çizdiği plan üzerine inşa edilip edilmediğini ortaya çıkarmalarını bekliyoruz.

Dipnotlar
1 Yıldırım Yavuz: Mimar Kemaleddin ve Birinci Mimarlık Dönemi. Ankara 1981; Mimar Kemalettin’in Yazdıkları. Der.: İlhan Tekeli-Selim İlkin. Ankara 1997.
2 İlhan Pınar: “Kayzer II. Wilhelm’in Doğu Gezisi Bağlamında Alman İmparatorluğu’nun Osmanlı’ya Yönelimi Üzerine”, Tarih ve Toplum, 120 (Aralık 1993), 38-41.
3 Afife Batur: “Alman Çeşmesi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, C. 1 (İst., 1993), 208-209; Heinz Goerke: “Türk-Alman Tıbbi İlişkileri”, Türk-Alman Tıbbi İlişkileri Sempozyum Bildirileri. İstanbul 1981, 3-4.
4 BOA, Y. PRK. EŞA. 38/47, 21 Haz. 1317 [15 Haziran 1901].
5 BOA. Yıldız Esas Evrakı (YEE), No: 406. Eski tasnif numarası: YEE. No: 12, Evrak No: 151/5, Zarf No: 151, Karton No: I
6 Berlin Sefiri Ahmet Tevfik Paşa, Hereke’de çıkan Somaki taşlarının Berlin’e, Yunanistan’dan Hamburg’a mermer nakleden Alman Kumpanyasının vapuruyla nakledilebileceğini bildirmiştir. BOA. Y. PRK. EŞA. 38/47, 21 Haz. 1317 [15 Haziran 1901].
7 BOA. Y. MTV. 228/35, 6 M. 1320 [15 Nisan 1902].
8 Berlin Sefiri Ahmet Tevfik Paşa (1845-1936).
9 Darülaceze inşaatı da Vassilaki Yanko (Vassilaki Yoannidi) tarafından yapılmıştır. Bkz. Nuran Yıldırım: İstanbul Darülaceze Müessesesi Tarihi. İstanbul 1996, 39, 41-42, 44-49. 54-56. 131.
10 BOA. Y. MTV. 232/151, 232/151, 25 R. 1320 [1 Ağustos 1320],
11 “İnşaat ve Tamirata Mahsus Keşif Defteridir”, BOA. Y. PRK. HH. 34/3, 23 CA. 1320 [28 Ağustos 1902].
12 Halen Berlin’de astronomi profesörü olan Gerhard Ruben, 1935′te Türkiye’ye gelen ve Ankara Üniversitesi’nde Hindoloji Kürsüsü’nü kuran Prof. Dr. Walter Ruben’in (1899-1982) oğludur. Bkz. Adnan Yılmaz: “Hitler Faşizminden Kaçıp Kırşehir’de Bir Süre Kayabaşı Mahallesine Yerleşen Bir Alman Bilim Adamının Kırşehir’i inceleyen, Almanya’da Almanca Basılan Eseri Türkçeye Çevrilmeyi Bekliyor; İç Anadolu’da Eski Bir Şehir: Kırşehir”, Bkz. http://www. kirsehirfederasyonu.org.tr/modules/newbbex/ viewtopic.php?topicJd=H7&forum=6 Erişim, 12 Temmuz 2009.
13 Übersichis Plan Der Univertitaets Frauenklinik Zu Berlin, Artillerie Str, 18, Ziegel Str. 14-19, Monbijou Str. 2-2a. HUB-Archiv, UK. No. 623.
14 http://edoc.hu-berlin.de/buecher/arthistory/ cordes-axel/HTML/Cordes-ch2.html iKaynak Erişim, 11 Temmuz 2009.
15 http://www.forum-museumsinsel.de/lageplan. php adresindeki krokide (F) harfi tıklanacak. Erişim, 13 Temmuz 2009.
16 http://www.charite.de/biochemie/ag-hoehne/ mitarbeiter&kontakt/main_201.html Erişim, 10 Temmuz 2009.

1 Yorum
  1. Berlin Hamidiye Hastanesi projesi haberde denildiği üzere, Birinci Ulusal Mimari Akımı’nın bilinen ilk örneklerinden olması bakımından önemlidir. Keşke Mimar Kemaleddin Bey’in projesi aynen yapılabilseydi. İki katlı, simetrik, çok cici bir yapı projesi çizilmiş.

    Hayati Binler | 16 August 2009


Yorum yazmak için


Tasarım: Bjarke Ingels Group (BIG) Amager Bakke olarak da bilinen CopenHill, Kopenhag’ın dünyanın ilk karbonu olma hedefine uyum sağlayarak hedonistik sürdürülebilirlik kavramını benimseyen, bir kayak pisti, yürüyüş parkuru ve tırmanma duvarı ile bezeli yeni bir atıktan enerji santrali türü olarak açılıyor. CopenHill, sosyal altyapıyı mimari bir dönüm noktasına dönüştüren, kentsel rekreasyon merkezi ve çevre eğitim [...]
ARŞİV
Subscribe