Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Teknik eleman mücadelesinin en görkemli günü: 19 Eylül 1979 İş Bırakma Eylemi
Share 16 September 2019

Türkiye çapında yüz bine yakın teknik elemanın katılımıyla gerçekleşen bu eylem, TMMOB’nin yasalarla çizilmek istenen meslek örgütü sınırlarını aşarak, ülkemizdeki emek mücadelesinin ayrılmaz parçası ve toplumsal muhalefetin temel dinamiklerinden birisi olduğunu apaçık ortaya sermiştir.

 

 

 

 

 

EMİN KORAMAZ – TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

Ülkemizin toplumsal mücadeleler tarihinde yer edinmiş hareketler, kendi sınırlarını aşarak özgün deneyimler yaratabilen örgütler olmuştur. Hareketin potansiyelini açığa çıkarmakla kalmayıp, kendisinden sonraki kuşakların da yolunu aydınlatacak denli büyük bir parıltıyla ortaya çıkan bu deneyimler, o toplumsal muhalefet dinamiğinin temel karakterini ortaya koyar niteliktedir.

 

 

DİSK’e bağlı işçilerin sendikal haklarını korumak için İzmit’ten İstanbul’a kadar, önlerine kurulan tüm barikatları aşarak büyüttükleri 15-16 Haziran Direnişi, işçi sınıfının zapt edilemez gücünün simgesi olmuştur. Türk-İş’e bağlı sendikaların başını çektiği 1989 Bahar Eylemleri, kamu işçilerinin baskı ve yasakları aşma yolundaki kitlesel yaratıcılığını göstermiştir. KESK’in sahte sendika yasasını geri çektirmek için polisin tüm şiddetine rağmen Kızılay’ı zapt ettiği 4 Mart 1998 Kızılay Direnişi, kamu emekçileri hareketinin militan kararlılığıyla özdeşleşmiştir.

 

 

Bu noktadan bakıldığında, 19 Eylül 1979 İş Bırakma Eylemi’nin de, TMMOB’nin başını çektiği teknik eleman mücadelesinin en parıltılı ânı olduğunu söylemek mümkündür. Türkiye çapında yüz bine yakın teknik elemanın katılımıyla gerçekleşen bu eylem, TMMOB’nin yasalarla çizilmek istenen meslek örgütü sınırlarını aşarak, ülkemizdeki emek mücadelesinin ayrılmaz parçası ve toplumsal muhalefetin temel dinamiklerinden birisi olduğunu apaçık ortaya sermiştir.

 

 

 

 

 

TMMOB’nin İki Kuruluşu

 

 

TMMOB’nin iki ayrı kuruluşu olduğu söylenebilir. İlki, 6235 Sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu’nun 4 Şubat 1954 tarihinde yürürlüğe girmesiyle gerçekleşen resmi kuruluşudur. Daha ilk yıllardan itibaren Birlik bünyesindeki Odalarda yaşanan gerilimler nedeniyle hukuki statüsünü korusa da fiili olarak işlevsiz hale gelen TMMOB’nin ikinci ve gerçek kuruluşu ise 16 Nisan 1973 tarihinde toplanan 18. Genel Kurulu’dur.

 

 

TMMOB’nin bu yeniden kuruluşu, 1960’lı yılların sonundan itibaren Türkiye’de yaşanan toplumsal gelişmelerle yakından ilgilidir. O yıllara kadar daha çok devlet bürokrasisiyle uyum içinde, hükümetleri rahatsız etmeden yönetilen Odalar, 1970’li yılların başından itibaren yükselen toplumsal hareketlerin öncü bir parçası haline gelmiştir. İlerici-devrimci mühendis ve mimarların Oda yönetimlerine gelmesi TMMOB’nin kaderi açısından dönüm noktası olmuştur. Odaların mesleki ve toplumsal sorunlara bakışı tümüyle değişmiş, bu sorunların halktan yana çözümü için ortak mücadele etme eğilimi öne çıkmıştır. Artık mühendis ve mimarlar çalışanların ve toplumun diğer kesimlerinin üstünde yer alan bir zümre değil, işçi sınıfı mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmeye başlanmıştır.
TMMOB 18. Genel Kurulu, mühendis ve mimarların ilerici, devrimci, toplumcu değerler ışığında ortak mücadele etme anlayışının TMMOB bünyesinde sürdürülmesi kararlılığının ilan edilmesiyle sonuçlanmıştır. Böylelikle birkaç yıl öncesine kadar fiilen işlevsiz konumda olan TMMOB, bu yeni döneminde, ülkedeki mühendis ve mimar hareketinin mücadele aracı haline dönüşmüştür. 18. Genel Kurulumuzda Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen Teoman Öztürk, TMMOB’nin bu yeni kuruluşunun ve mücadele anlayışının sembolü olmuştur.

 

 

40 Yıl Önce

 

 

Türkiye’de ekonomik ve siyasal krizin giderek derinleştiği 1970’li yıllar boyunca TMMOB’nin ekonomik-demokratik taleplerin merkezinde “Sendikalaşma” talebi yer alıyordu. O dönemde öne çıkan “ücret adaletsizliği”, “yan ödeme belirsizliği” gibi sorunların kalıcı olarak çözüme başlanabilmesinin yegâne yolunun kamuda çalışan teknik elemanları çatısı altına toplayabilecek grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkının kullanılması olduğu bilinci teknik elemanlara egemen olmuştu.
Bu doğrultudaki çabalar, dönemin toplumsal muhalefet dinamiklerinin “ortak mücadele” doğrultusundaki eğilimlerinden de güç alarak 1979 yılından itibaren somut adımlara dönüşmüştür. 1979 yılı Mayıs ayında gerçekleştirilen TMMOB 24. Genel Kurulu’nda alınan kararlar uyarınca Haziran ayından itibaren TMMOB’nin örgütlü olduğu iş yerlerinde “forumlar” örgütlenmiştir. Bu forumların iş yerlerinde gördüğü ilgi ve yarattığı heyecan, teknik eleman mücadelesinin yüksek potansiyelini gözler önüne sererek, TMMOB’nin daha geniş çaplı eylemler örgütleme konusundaki özgüvenini artırmıştır. 19 Eylül 1979 tarihinde gerçekleştirileceği ilan edilen bir günlük iş bırakma eylemi, ortaya çıkan bu kolektif kararlılık ve özgüvenin ürünü olmuştur.

 

 

TMMOB’nin çağrısıyla örgütlenen 19 Eylül İş Bırakma Eylemi, 55 il merkezinde 740 farklı kamu işletmesinde teknik elemanların yoğun katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Mesai başlangıcında yapılan bilgilendirme toplantıları sonrasında işyerleri önünde halaylarla, sloganlarla, pankartlarla gerçekleştirilen iş bırakma eylemi, teknik elemanların yanı sıra diğer çalışanlar tarafından da desteklenmiştir. İş yerleri önündeki coşku, Başbakanlığa toplu dilekçe gönderimi için il merkezlerindeki PTT binaları önünde uzun kuyruklara dönüşmüştür. Ankara’da ise farklı işletmelerden toplanan dilekçeleri teslim edebilmek için 3 binin üzerinden TMMOB üyesi Başbakanlık binası önünde toplanmış, Başbakanlık Müşaviri ile yapılan görüşmede talepler doğrudan iletilmiştir. Hayat pahalılığını, faşist saldırıları, işsizliği protesto etmek ve Grevli-Toplu Sözleşmeli Sendika talebini dile getirmek için düzenlenen 19 Eylül İş Bırakma Eylemine yüz bine yakın teknik elemanın katıldığı tahmin ediliyor.

 

 

DİSK, TÖB-DER, TÜM-DER, TÜTED, Halkevleri, Köy-Koop gibi çok sayıda örgütün de desteğini açıkladığı 19 Eylül Eylemi, teknik elemanların diğer emekçi kesimlerle buluşması açısından da önemli bir dönemeç oldu. Yıllardır çeşitli platformlarda dile getirilen fakat somut adımları bir türlü atılamayan “Çalışanların Ortak Eylemi, Ortak Örgütlülüğü” konusunda çok önemli bir tarihsel deneyim yaratıldı. 1970’li yılların başından itibaren teknik elemanların sıklıkla dile getirdiği, emekçi sınıflarla ve ezilen toplumsal kesimlerle kader birliği içinde olma doğrultusundaki devrimci öğretisi bir anlamıyla ete kemiğe büründü.

 

 

Bu eylemin ardından TMMOB’nin ve TMMOB’yi oluşturan Odaların toplumsal etkinliği ve saygınlığı daha da arttı. TMMOB’nin, diğer ülkelerdeki muadillerinden farklı olarak, yalnızca bir meslek sicili örgütü değil, halkın genel çıkarıyla özdeşleşmiş bir toplumsal dinamik olduğu gerçeği toplumsal mücadeleler tarihimize kazındı.

 

 

 

 

 

40 Yıl Sonra

 

 

Üzerinden geçen 40 yılın ardından, 19 Eylül İş Bırakma Eylemi, TMMOB mücadelesinde ilk günkü ışıltısıyla parlamaya devam etmekte ve yolumuzu aydınlatmaktadır.

 

 

Bizim için 19 Eylül, maden ocaklarından enerji santrallerine, fabrikalardan tarlalara, şantiyelerden bürolara dek farklı işyerlerinde çok zor koşullar altında görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancılarının meslek onurlarına, özlük haklarına ve alın terlerine sahip çıktıklarını ilan ettikleri tarihtir.

 

 

Bizim için 19 Eylül, bu ülke için düşünen, planlayan, üreten mühendis, mimar ve şehir plancılarının kendi öz güçlerinin farkına vardığı tarihtir.

 

 

Bizim için 19 Eylül, mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşadıkları ülkenin geleceği hakkında söz sahibi olduklarını gösterdikleri tarihtir.

 

 

Bizim için 19 Eylül, bugün hâlâ gururla taşıdığımız TMMOB’nin ilerici-devrimci değerlerinin emekçilerle, işyerleriyle, meydanlarla buluşarak toplumsallaştığı tarihtir.

 

 

40. yılında 19 Eylül İş Bırakma Eylemini ve o görkemli eylemi yaratanları minnetle selamlıyor, 19 Eylül’ün mirasını yaşatmak için ilan ettiğimiz “TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü”nü bir kez daha coşkuyla kutluyoruz.

 

 

 

 

 

Kaynak : Birgün

1 Yorum
  1. O günlerin dinamizmi, devrimci ruhu bugün maalesef yok. Ülkeyi değiştiren çok önemli zamanlarmış.

    Serpil Yılmaz | 17 September 2019


Yorum yazmak için


Ortak yaşam biçimi co-housing tarzındaki çevre dostu konut kompleksi merkezi bir avlu etrafında düzenlenmiş bir, iki ve üç yatak odalı dairelerden ve ortak alanlardan oluşuyor.           Son yıllarda kentsel alanlarda ortaya çıkan co-housing (ortak konutlar veya paylaşımlı konut) büyük oranda genç profesyonelleri hedef alıyor.     Bu  co-housing projesi ise 50 yaş üstü kadınlar [...]
ARŞİV
Subscribe