Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Eskişehir’e yakıştı
Share 10 September 2019

Eskişehir’deki Odunpazarı Modern Müze (OMM) önceki gün kapılarını ziyaretçilerine açtı. Mimarisiyle öne çıkan müzede Erol tabanca koleksiyonundan derlenen bir serginin yanı sıra sırf burası için sipariş edilmiş bir eserle yine Türkiye’de ilk kez burada sergilenecek bir sanal gerçeklik enstalasyonu bulunuyor.

 

 

 

 

 

 

Başka bir zamanda yaşadığınızı hissettiren nadir yerlerden biri burası. Konak tarzı evleri, eski havasını koruyan sokakları, yüzyıllardır bozulmamış (ya da pek az bozulmuş) dokusuyla 2012’den bu yana UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesinde yer alan Odunpazarı’nda Osmanlı’nın ilk sivil mimari örneklerinden bazılarını görmek mümkün. Eskişehir’in merkezinde, belki de şehrin eskiliğine tanıklık eden başlıca yerleşim bölgelerinden biri olan Odunpazarı’nda artık dünya çapında bir çağdaş müzesi var. Dış görünümüyle bulunduğu bölgenin dokusuna saygılı, mimari tarzına uyumlu ve bölge halkıyla diyalog halinde bir müze; muhtemelen bir ikonik yapı, mimari bir mücevher.

 

Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve koleksiyoner Erol Tabanca’nın kurucusu olduğu Odunpazarı Modern Müze (OMM), Haldun Dostoğlu küratörlüğündeki ilk sergisi “Vuslat” ile 7 Eylül’deki açılış etkinliğinin ardından 8 Eylül 2019’da kapılarını ziyaretçilerine açtı. Açılış sergisinin yanı sıra günümüzün yetenekli bambu ustası Tanabe Chikuunsai IV’ün müzeye özel ürettiği enstalasyon çalışması ve Marshmallow Laser Feast’in Türkiye’de ilk kez sunacağı çok algılı etkileyici sanal gerçeklik deneyimiyle OMM, çağdaş sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiriyor.

 

 

 

 

 

OMM’a dair ilk söylenmesi gerekenlerden biri de bu kıymetli girişimin Anadolu’da bir sanat vahası olduğu değil, aksine Eskişehir gibi kültür ve sanata değer verilen bir kente yakışır nitelikte bir sanat mekânı olduğu. Bunu doğru ifade etmek önemli gerçekten de. Erol Tabanca’nın bir hayalinden doğan ve bugün şüphesiz dünya çapında bir müze olarak hizmete açılan OMM genç ve aydın bir nüfusun yaşadığı Eskişehir’de yeni bir cazibe merkezi olacak elbette, ama bu ilgiyi hak edecek denli de güçlü bir mevcudiyeti var.

 

 
Ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates’ın (KKAA) imzasını taşıyan, Odunpazarı sivil mimarisi, Osmanlı kubbe mimarisi ve geleneksel Japon mimarisindeki öğelerden aldığı referanslarla tasarlanmış 4500 m2’lik alana yayılan müze, Erol Tabanca deyişiyle Bilbao etkisini (Mimar Frank Gehry’nin tasarladığı Guggenheim Müzesi’nin Bilbao’da yarattığı etkiye atfen) Eskişehir’de yaratacak bir yapı olarak hayata geçirilmiş. “Modern mimaride beton ve çeliğin hakimiyetindeki enternasyonal üslup, insanlarla yaşadıkları yer arasındaki bağı zedeledi. Ahşabın yanı sıra coğrafyaya ait doğal malzemelere dönerek, dünyadaki varoluşumuzu sürdürülebilir kılmanın bir yolunu arıyoruz” diyen mimar Kengo Kuma içi ve dışıyla son derece dinamik bir yapı olarak tasarladığı binada kullandığı ahşap konstrüksiyonlarla ve onların geometrik konumlandırılışlarıyla bir zamanlar bu bölgede satılmak üzere istiflendirilmiş odun ve kalaslara da bir atıfta bulunuyor bir anlamda.

 

 

 

 

 

 

Logosunu Emine Tusavul’un; bir koleksiyon niteliğindeki üniformalarını (tişört ve sweat shirtler) dünya modasında güçlü bir ses olarak öne çıkan Dilara Fındıkoğlu’nun tasarladığı OMM’un ilk koleksiyon sergisi “Vuslat” için küratör Haldun Dostoğlu yaklaşık 1150 parçalık Erol Tabanca koleksiyonunun 90 parçasını yerleştirmiş müzeye. “Yerleştirme sürecinde en az 6 kez her şeyi indirip yeniden astık. 2 ay sonra gelsek belki bir daha indirip farklı bir yerleştirme yapabiliriz” diyen Dostoğlu, Türkiyeli sanatçıların eserlerinin ağırlıkta olduğu koleksiyon Mübin Orhon, Ferruh Başağa, Nuri İyem, Abdurrahman Öztoprak, Burhan Doğançay, Erol Akyavaş, Mehmet Güleryüz, Neş’e Erdok, Güngör Taner, Komet, İnci Eviner, Tamer Ceylan, Mustafa Ata, Canan Tolon, Sinan Demirtaş, Tayfun Erdoğmuş, Julian Opie, Seon Ghi Bank gibi sanatçıların eserlerinden oluşuyor.

 

 
OMM çıtayı bir hayli yükseltti, sadece Eskişehir ya da Anadolu için değil, Türkiye’nin dört bir köşesi için. Hemen hemen aynı günlerde açılan ve yine çıtayı yükseltmesiyle öne çıkan Arter gibi OMM da geleceğime dair umutları yeşerten bir girişim; insanı, insanlığı yücelten bir rüya. Bunlara hâlâ çok ihtiyacımız var.

 

 

 

5. element kent ve halkı

 

 

Japon Bambu sanatçısı Tanabe Chikuunsai IV tarafından OMM için özel olarak yaratılan “İsimiz” devasa yerleştirme binanın kendisi ikonik bir imgeye dönüşeceğe benzer. Sanatçının yalnızca Japonya’nın Kochi bölgesinde yetişen ‘kaplan bambu’ türünü kullandığı ve yapımı yaklaşık 2 hafta süren yerleştirme için Tanabe-san şunları söylüyor: “Doğadakşi dört elementi tema olarak ele aldım. Su, ateş, hava ve toprak. Beşinci element ise boşluk, kimimiz ona evren, kimimiz uzay diyoruz. Eskişehir’e seyahatlerimde ve burada geçirdiğimiz iki haftada karşılaştığım insanlar, onlarla etkileşimim, beşinci elementin bir parçası oldu.”

 

 

 

Doğanın gizli güçleri

 

 

Dijital Sergi Sponsorluğunu Vodafone’un üstlendiği “Ağaca Övgü” ve “Bir Hayvanın Gözlerinden” başlıklı iki büyük çaplı sanal gerçeklik deneyimi sergileyen Marshmellow Laser Feast dünyanın önde gelen deneyimsel sanat kolektiflerinden biri. OMM’da ,Ersin han Ersin tarafından temsil edilen kolektifin müzedeki enstalasyonu hem müzenin hem de Odunpazarı’nın ‘doğal’ çağrışımlarıyla diyalog halinde olması anlamında yerini tam anlamıyla bulmuş görünüyor. Öte yandan İngiltere yaşarken ilginç bir tesadüf eseri İdil Tabanca ile tanışan Ersin Han Ersin’in Eskişehirli olması ve nüfus kağıdında Odunpazarı ibaresinin yazıyor oluşu da işin başka bir boyutu. Sanat ve teknolojiyi harmanlayan sergi 8 Aralık’a kadar ziyaret edilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘Her müze bir tahayyüldür’

 

 

OMM’un giriş katında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müzenin temel atma töreni sırasında çizdiği ‘Vav’ın sergilenmesi sosyal medyada tartuışmaların fitilini ateşledi. Sanatatak.com’un kurucusu sanat eleştirmeni Ayşegül Sönmez kendi Instagram sayfasında konuyla ilgili şu ifadeleri paylaştı: “Her müze bir tahayyüldür. Şahsi de olsa müze dediğimiz andan itibaren kast ettiğimiz bugüne kadar aldığımız eserler sığmıyor diye başvurduğumuz sıradışı büyüklükte ve ilginç bir mimariye sahip bir mekan değildir. Ev yerine açtığımız “güzel” sanat eserleriyle dolduracağımız görkemli duvarlardan ibaret değildir müze. Bir pozisyondur. Bazen bir sürü soruya bazen tek bir soruya yanıttır. Bir sentez bir remikstir.

 

 

Sanat tarihinden de tarihten de ne muaftır ne de bağımsız. Diyalektik olsun olmasın muhakkak tarihle ilişki içindedir. Hatta bunu arzular ve yaratır. Dün açılan OMM müzesi yer verdiği bu imgenin altına koyduğu bu not aracılığıyla eski bir tartışmayı alevlendiriyor hiç şüphesiz. Yapanın elini vurguladığı, zanaatten yana aldığı bu tavır karşısında peki sormaz mıyız kimin yaptığının hiç mi önemi yoktur diye? OMM bir şahsi müze olarak bu soruyu da bence pekala fevkalade yanıtlamış tahayyülünü ortaya koymuştur.”

 

 

 

 

Kaynak : Cumhuriyet


Yorum yazmak için


Tasarım: J. Mayer H. and Partner, Architekten     Casa Morgana başka bir yerde. On dokuzuncu yüzyılın sonlarından kalma komşu evlerle çevrili bina, gelecekteki olası mimarlık için yapılmış bir çalışma gibi ve bağlamın dışına çıkmış görünüyor. Yapıyı çevreleyen doğa, subtropikal bir vahayı simüle eder ve yerleşim bölgesi heykelini optik bozulma ve atmosferik yer değiştirme arasında [...]
ARŞİV
Subscribe