Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Gandalf’ın adını veren sosyalist: William Morris ve Orta Dünya
Share 12 September 2019

İngiltere’nin ilk sosyalistlerinden olan William Morris’i basit bir biyografiyle açıklamak oldukça güç, yapmamız gereken onun dünyasına yolculuk etmektir. Bu öyle bir dünya ki, ütopyalar, 2003 yılına ve geçmişe yolculuklar, şiirler, tasarımlar, özgün binalar ve eşyalarla dolu. Biz, her biri uzmanlık gerektiren böylesi alanlara ayrıntılı bir şekilde uzanmak yerine, J. R. R. Tolkien dünyasına olan fısıltılarına eğileceğiz ve böylece diğer alanlarla ilgili kimi ipuçları da yakalayabileceğiz.

 

 

 

 

 

İngiltere’deki işçi hareketlerinin bayrakları, yüzyıllardır özgün tasarımlarını korumuştur. 1920’ler İngilteresi’nde, Durham madencileri tarafından taşınan bir bayrağı ele alalım… Bölgedeki diğer sendikalarınkine benzer tarzda işlenen bu kare bayrakta tanıdık simalar var. Elbette başta, tasarımın en ortasına yerleştirilen Vladimir Lenin geliyor… Fakat eğer altta yer alan dizelerin peşine düşecek olursak, bambaşka bir hikâyenin kapısını aralayıp sonunda kendimizi bir şekilde ‘Orta Dünya’da bulabiliriz! Şöyle yazıyor sözlerde:

 

 

“Gel, hiçbir insanın başarısız olamayacağı tek savaşa katıl! Rengi solup ölen her kim olursa olsun, emekleri yine de galip gelecektir”

 

 

 

 

 

 

Bu iki dize -Büyük Britanya Komünist Partisi (CPGB) üyesi, tarihçi A. L. Morton’ın deyimiyle ‘İngiltere’nin ilk Marksisti olarak tanımlanabilecek’- William Morris’e ait. Bu ‘ilk’ ya da ‘son’ olarak tanımlamaların tehlikeli sularına hiç girmeyip konunun devamını tarihçilere havale edelim ve farklı bir rotada seyredelim… ‘Yüzüklerin Efendisi’, ‘Hobbit’ ve ‘Silmarillion’ gibi eserleriyle tanıdığımız, Orta Dünya’nın yaratıcısı J. R. R. Tolkien’in mektuplarında da defalarca Morris’in ismine rastlıyoruz: “Diğer çalışmamda Finnish Kalevala destanının kısa öykülerinden birini, bir nebze Morris’in şiir parçalarıyla dolu masallarındaki dizelere dönüştürmeye çalışıyorum.” Peki ama hem Orta Dünya’nın yaradılışında hem de işçi sınıfının ‘bu dünyadaki’ mücadelesinde izleri olan bu isim kim ve Tolkien’e nasıl ilham verdi?

 

 

ELEANOR MARX İLE ‘SOSYALİST LİG’ VE GELECEĞE YOLCULUK

 

 

Morris ilk sosyalistlerden olduğu kadar ‘güzellik’ konusunda oldukça hassas bir illüstratör, mimar, yazar ve ressamdır. Dürüst olmak gerekirse Morris’i basit bir biyografiyle açıklamak oldukça güç, yapmamız gereken onun dünyasına yolculuk etmektir. Bu öyle bir dünya ki, ütopyalar, 2003 yılına ve geçmişe yolculuklar, şiirler, tasarımlar, özgün binalar ve eşyalarla dolu. Biz, her biri uzmanlık gerektiren böylesi alanlara ayrıntılı bir şekilde uzanmak yerine, Tolkien dünyasına olan fısıltılarına eğileceğiz ve böylece diğer alanlarla ilgili kimi ipuçları da yakalayabileceğiz.

 

 

Bu anlamda yazarın ‘Hiçbir Yerden Haberler’ ismiyle derlenen ve bir 19’uncu yüzyıl devrimcisinin 2003 yılına gidişini anlattığı ütopyasından bahsetmek iyi bir başlangıç olacaktır. Dilimize çeşitli yayınevleri tarafından çevrilen bu eser, 1890 yılında Commonweal isimli sosyalist dergide yayınlanmaya başladı. Dergi, Karl Marx’ın kızı Eleanor Marx ve William Morris gibi isimlerce kurulan, ancak içinde barındırdığı farklı görüşler nedeniyle daha sonra dağılan Socialist Leauge’in (Sosyalist Lig) yayın organıdır. Öyle ki Morris’in geleceğe yolculuğu da tam olarak böylesi tartışmalı bir siyasi toplantının ardından, eve gittikten sonra yaşanır. (‘Morris’in yolculuğu’ ifadesi kullanmada fazla bir yanlış yok, çünkü eserin baş kahramanı ile Morris’in yaşamı büyük ölçüde örtüşüyor.)

 

 

 

 

 

Şimdi Morris’in canlandırdığı 2003 yılını başta kabaca ele alalım. Sosyalist hareketlerin zafer kazandığı, üretim araçları üzerinde demokratik hakimiyetin olduğu ve ortaklaşa, komünal bir yaşamın hüküm sürdüğü bir dönemdir bu. Özel mülkiyet, para, cezaevi, otorite, büyük şehirler, sömürü ve sınıflar bu gelecekte yoktur. Hatta yazarın sizi götürdüğü yılda İngiltere’nin meşhur parlamento binası, bir gübre deposu olarak kullanılmaktadır. Sınıf savaşının ardından gelen devrimle birlikte müthiş teknoloji ve modern sanayi yerini daha sade, doğal ve samimi bir yaşama bırakmıştır. Elbette oldukça net bir kırmızı çizgi bulunuyor: Güzellik anlayışı! Morris gereksiz ve güzel olmayan eşyalara, tasarımlara, yapılara karşı yaklaşımını, 2003 yılı ütopyasına doğrudan aktarıyor. Bu doğrultuda estetik yalnızca büyük özen gösterilen yapılarla karşımıza çıkmıyor aynı zamanda emekte ve çalışmada da bir güzellikten bahsediliyor. Kahramanımız işte böylesi bir dünyada durak durak gezmektedir.

 

 

 

 

 

MORRİS’İN 2003 HAYALİ, HOBBİTLER VE SHİRE

 

 

Eğer Morris’in yaşamına dair en ufak bir bilgi sahibi olmadan bu eserini okuduğunuzda, yazarın çiçeklerden ağaçlara neredeyse tüm bitkileri betimleyişlerine hayret edeceksinizdir. Çoğu sahneye insanların birbirlerine çiçek sunuşları, kokulu ot serpişleri eşlik ediyor… Yazar, kahramanımın içine çektiği mis gibi bir kokuyu sadece betimlemekle kalmıyor, bu kokunun ‘az önce ezilmiş eğreti otlarıyla’ olan ilişkisi dahi açıklanıyor.

 

 

 

 

 

Kitabı okuduktan sonra Morris’in tasarladığı duvar kağıtlarına, illüstrasyonlara ya da resimlere bakacak olursanız bu eserler size hiç de yabancı gelmeyecektir. Viktorya Dönemi’nin bu önemli isminin tasarımlar bugün hâlâ kendi ismiyle kullanılır. Morris, Socialist Leauge için de kendi estetik anlayışına göre pek çok etkileyici tasarım yapmıştır. Davetiyelerden logolara, sancaklardan tipografiye… Tolkien’in de yüzlerce çizimi olduğu biliniyor. Her iki yazarın çizimleri ve illüstrasyonları düşünüldüğünde Tolkien’in grafik sanatında Morris’den etkilendiğini belirtmeye gerek kalmıyor.

 

 

 

 

 

Şimdi bu erken dönem İngiliz sosyalistinin kafasındaki 2003 yılındaki toplum yapısına geri dönelim. Morris’in hayal ettiği bu düzende insanlar büyük ölçüde kırsal, Orta Çağ’ı anımsatan, mutlu bir yaşam sürüyor. İnsanların birbirlerine ‘komşu’ diyerek seslendiği bu toplum size de Orta Dünya dünyadan bir yerleri hatırlatmıyor mu? ‘Kulağa Shire gibi geliyor’ diye düşünürseniz çok da yanılmış olmazsınız. Tolkien dünyasında hobbitlerin yaşadığı bu bölgenin yazarın gözünde bir nevi ‘ütopya’ olduğu üzerine bugüne kadar sayısız çalışma yapıldı. Tolkien’in yapıtlarını inceleyen akademisyenlerden Chester N. Scoville, ‘Morris’in Tolkien üzerinde derin ve kalıcı etkisi olduğunu’ belirtiyor. Shire’ın, ‘Hiçbir Yerden Daberler’de anlatılan dünyayla ilişkisine dairse Tolkien’in büyük ihtimalle eserden haberdar olduğunu ancak her iki tasvir arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağını söylüyor. Bununla birlikte Scoville, her iki yazarda kırsal, pastoral geleneğin güçlü olduğu görüşünde.

 

 

Benzeri bir çalışmada da Anne Amison, iki dünya arasındaki benzerliklere dikkat çekiyor: Çalışma biçimleri, ulaşım koşulları, yemeyi, içmeyi ve tütünü sevmeleri, çocukları resmi eğitimden uzak tutmaları, misafirperverlikleri… Bununla birlikte Amison, bunun ‘Orta Çağ’ üzerinden de kurulabilecek bir bağıntı olabileceği konusunda uyarıyor. Ancak her iki dünyanın da komünal bir düzeni çağrıştırıyor oluşundan dolayı ayrı bir yeri olabileceği ihtimalini es geçmiyor.

 

 

TOM BOMBADİL ASLINDA MORRİS Mİ?

 

 

Tespitlerinde daha da ilginç bir nokta var: O da Tolkien’in Morris’i Tom Bombadil karakterine bürüdüğü. Oldukça iddialı da olsa bu görüşü ciddiye almakta fayda var. Her ne kadar film uyarlamasında diğer pek çok karakter gibi kendisine rastlayamasak da Tom Bombadil, Yüzük Kardeşliği kitabını okuyanların en çok etkilendiği isimlerden biridir. Neşesiyle, konukseverliğiyle gücüyle ve doğa içindeki uyumlu yaşantısıyla yolcuların macerasına girer. Fakat kitabı okuyan herkesi şaşırttığı an yüzük sahnesidir. Tom Bombadil’in kimliği hakkındaki bir çok çıkarımı da zaten buradan yola çıkarak ulaşılan özellikleriyle yapıyoruz. Çünkü doğanın bu neşeli sakini Frodo’nun taşıdığı yüzükten etkilenmez…

 

 

 

 

 

Amison’un öne sürdüğü tezi değerlendirirken bu özellikler cılız kaçsa da yüzük konusu bir ipucu verebilir. Gandalf bile yüzüğü taşımaya çekinirken Tom Bombadil yüzüğü parmağına takar, ortadan kaybolmaz, hatta elindeyken çeşitli oyunlar bile yapar. Kimi görüşlere göre bu, Orta Dünya’nın kadim karakteri Tom Bombadil’in için iyi ve kötünün bir şey ifade etmediğinden dolayıdır. İhtiras ve hırs taşımayan taşımayan, basit pastoral yaşamında varlığını sürdüren, gücünü yalnızca basit ve güzel şeylerde kullanan Tom Bombadil’in yaşantısı belki de Morris’i anlatıyor olabilir… Konu hakkında nihai kararı Orta Dünya uzmanlarına bırakalım.

 

 

(Tom Bombadil’in kim olduğunu daha detaylıca öğrenmek için şu yazıya göz atabilirsiniz)

 

 

‘GANDOLF’TAN ‘GANDALF’A

 

 

Şimdi gelelim Tolkien’in eserlerinde açıkça yaptığı atıflara. Bu konuda başvuracağımız ilk eser The House of the Wolfings kitabı. William Morris’in bu romanında Got kavimleri ve Romalılar yer alıyor. Bizi daha çok ilgilendiren kısımsa kitapta ‘Mirkwood’ isimli bir ormana rastlıyor oluşumuz. Tolkien de aynı isimle (kitabın Türkçe çevirilerinde: Kuytuorman) bu ormanı Orta Dünya’ya taşır.

 

 

 

Zekice atıflar konusunda usta bir isim olan Tolkien’in Morris’in mirasına yaptığı sürprizler bunlarla sınırlı değil. Morris’in The Roots of the Mountains (Dağların Kökleri) kitabını da hesaba katacak olursak bu atıflar daha da belirginleşiyor. Yüzüklerin Efendisi serisindeki coğrafyasının yaratılmasında oldukça etkili olduğu belirtilen bu kitap hakkında Tolkien üzerine çalışan edebiyat profesörü Tom Shippey ilginç bir noktaya değiniyor. Shippey, ‘Tolkien’in Gollum’u yaratırken neredeyse kesin bir şekilde bu kitaptan yola çıktığını’ dile getiriyor. Şimdi hem Hobbit filmini izleyenlerin hem de kitabını okuyanların bildiği bir sahneyi hatırlayalım: Bilbo ile Gollum arasında geçen bilmece oyununu. Gollum’un cevabı ‘dağ’ olan bilmeceyi sorduğu yer, ‘dağların derinliklerindedir’. Kimileri için bu bağ, ‘The Roots of the Mountains’ kitabının ismiyle ilişkilendirilebilecek bir detay.

 

 

 

 

 

 

Morris’in The Well at the World’s End kitabında da yine karşımıza tanıdık isimler çıkıyor. Zalim bir kral olan Gandolf ve onun atı Silverfax. Şimdi Orta Dünya’nın önemli karakterlerinden olan büyücü Gandalf’ın atının ismini hatırlayalım. Rüzgar hızıyla giden ve Rohanlıların Gandalf’a verdiği bembeyaz at, ‘Orta Dünya’daki tüm atların efendisi’ olarak geçiyor. Türkçe’ye ‘Gölgeyele’ olarak geçen bu at Tolkien tarafından ‘Shadowfax’ olarak adlandırıldı. Yani Morris’in kitabında geçen karakter ve atının isimleriyle Gandalf-Shadowfax arasındaki benzerlik oldukça açık görünüyor.

 

 

 

 

 

 

 

DİVANELİK PELERİNİ VE ‘O ŞAFAĞIN’ ATLILARI

 

 

 

 

 

Morris’in Tolkien’e verdiği ilhamlar bunlarla sınırlı değil. İskandinav mitolojisine büyük bir tutku besleyen yazar, İzlanda sagalarını İngilizce’ye çevirir. Tolkien’in bu anlamda beslendiği kaynaklardan birisi de böylece Morris’in -tabii aynı zamanda kendisinin- mitolojik tutkusu olur.

 

 

Edebiyatçıların çalışmaları doğrultusunda ortaya çıkan, çoğunluğu bariz olmakla birlikte kimi noktaları puslu bir etkileşim tablosu. İki yazar arasındaki bağlantıya bir kesinlik getirmek bizlerin işi değil, elimizden gelen yalnızca uzmanların görüşlerini aktarmak ve konuyu yeniden onlara bırakmak. Ancak Tolkien gibi biz de oldukça emin bir şekilde şunu söyleyebiliriz ki Morris’in dünyası Orta Dünya’ya ilham vermiştir. Kim bilir, Tolkien’i ektileyen kişilerden birinin Morris gibi biri oluşu, sosyalist düşüncenin de bir şekilde Orta Dünya’da sızmasına sebep olmuştur. Öyle ya da değil, Morris ve Tolkien’in dünyalarında böylesi bağlantıların peşine düşmek de keyif veriyor. O halde işi bir adım daha öteye götürerek Durham işçilerinin bayrağında dizelerin devamına değinelim:

 

 

“Ah, gel, tüm ahmaklıkları bir kenara bırak, bunun için en azından biliyoruz: / o şafağın ve o günün geldiğini ve sancakların ilerlediğini”

 

 

Gandalf’a göre, bildiği tek ölçüsü kudret arzusu olan Karanlıklar Efendisi’ne karşı yürütülen mücadelede divanelik, düşman gözlerinden gizlenmeye yarayan bir pelerindir. Artık Morris’in bahsettiği kızıl günün şafağı, arkasında atlılarla bir Gandalf ile mi gelir, yoksa biraz ‘divanelikle mi’, o da Orta Dünya’nın değil, bu dünyanın sorusu…

 

 

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı adresler:

 

 

The Roots of Middle-Earth: William Morris ‘ s Influence upon J. R. R. Tolkien – Kelvin Lee Massey University of Tennessee – Knoxville

 

 

 

 

 

Kaynak : www.gazeteduvar.com.tr

2 Yorum
  1. müthiş diyorum başka bir şey demiyorum

    Vahap Tezkan | 13 September 2019

  2. William Moris efsanesi işte bu temelin üzerinde olabilirdi.

    Muhlis Kesim | 17 September 2019


Yorum yazmak için


Tasarım: J. Mayer H. and Partner, Architekten     Casa Morgana başka bir yerde. On dokuzuncu yüzyılın sonlarından kalma komşu evlerle çevrili bina, gelecekteki olası mimarlık için yapılmış bir çalışma gibi ve bağlamın dışına çıkmış görünüyor. Yapıyı çevreleyen doğa, subtropikal bir vahayı simüle eder ve yerleşim bölgesi heykelini optik bozulma ve atmosferik yer değiştirme arasında [...]
ARŞİV
Subscribe