Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
ZAHA HADID
Share 6 August 2019

1950 yılında Bağdat’ta dünyaya gelen Zaha Hadid, mimarlık ve matematik disiplinleri teknoloji ile birlikte harmanlayarak tasarladığı yapılarla adından söz ettiren güçlü bir dil inşa etti.

 

 

 

 

 

Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde Matematik Bölümü’nü tamamlayan Hadid, bunun ardından Architecture Association’da mimarlık eğitimi aldı. Tasarımlarını da sahip olduğu matematik bilgisiyle harmanlayarak gerçekleştirdi. Betonun, çeliğin ve camın sınırlarını zorlayan; başlarda inşa edilemez olarak görülen ancak analizler doğrultusunda hayata geçirilebilen projeler ortaya koydu. Tasarımlarının inşa edilebilmesi için uzun yıllar araştırmalarını, tasarım egzersizlerini sürdürdü.

 

 

Ortağı olduğu Office For Metropolitan Architecture bünyesinde bir süre çalıştıktan sonra 1980 yılında Londra’da kendi ofisini kurdu. Tamamladığı ilk proje, Almanya’nın Weil am Rhein şehrindeki Vitra İtfaiye İstasyonu oldu. Hadid, yıldırım nedeniyle çıkan yangında neredeyse yarısı kül olan mobilya fabrikasının bu yeni istasyon binasını da sivri köşelerle sembolik olarak güçlü bir ifadeyle kurguladı.

 

 

Mesleki yaşamı birinciliklerle, unvan ve ödüllerle dolu olan Zaha Hadid, Pritzker Mimarlık Ödülü’nü ve Royal Gold Ödülü’nü kazanan ilk kadın mimar. Dik açıları sevmediği ve tasarımlarında pek kullanmadığı için “eğrinin kraliçesi” olarak tanımlanan Zaha Hadid, enerjisi ve fikirleriyle çağdaş mimarinin en önemli ve gözde mimarları arasında yer aldı.

 

 

Mimariye yaptığı hizmetlerden ötürü İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından Britanya İmparatorluk Nişanı verilerek “Dame” unvanına sahip olan Zaha Hadid, 31 Ekim 1950 tarihinde Bağdat’ta dünyaya geldi. Zaha Hadid’in babası Mohammed Hadid, Musullu zengin bir sanayici ve politikacıydı. Annesi ise bir sanatçıydı.

 

 

Galaxy SOHO Binası

 

 

 

Zaha Hadid, orta ve lise öğrenimini İsviçre ve İngiltere’de yatılı okullarda tamamladı. Mimarlık eğitiminden önce, Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde matematik okudu. Matematik diplomasını alır almaz, 1972 yılında mimarlık okumak üzere İngiltere’ye gitti. Zaha Hadid, ünlü mimarlar Rem Koolhaas, Elia Zenghelis ve Bernard Tschumi’nin eğitim verdiği Londra Mimarlık Derneği Okulu’nda mimarlık eğitimi aldı. 1977 yılında mezun olan Hadid, Rotterdam’daki Hollanda Büyükşehir Mimarlık Ofisi’nde üniversitedeki profesörü Koolhaas ve Zenghelis için çalışmaya başladı.

 

 
Zaha Hadid, 1980 yılında İngiliz vatandaşlığına geçti ve Londra’da kendi mimarlık firması olan Zaha Hadid Architects’i açtı. 1988 yılında New York Modern Sanatlar Müzesi’nde düzenlenen “Mimaride Yapısökümcülük” sergisine katılmak üzere seçilen yedi mimardan biri oldu. Bu sergi, sanatçıya ilk uluslararası ününü kazandırdı.

 

 

Vitra İtfaiye Binası

 

 
Doğadan ve topoğrafyadan ilhamla tasarladığı kavisli yapılarıyla tanınan ve dekonstrüktivizm akımın temsilcilerinden sayılan Hadid, dünyanın pek çok ülkesinde projelere imza attı. 2004 yılında Pritzker Ödülü’nün sahibi oldu. 2008’de Forbes dergisinin “Dünyanın En Güçlü 100 Kadını” listesine girdi.

 
Hadid kariyeri boyunca eleştirilerin de odağında oldu. Özellikle 2013 yılında açılan yapısı Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nin inşası sırasında zorla istimlak ve işçilerin çalışma koşulları nedeniyle açılan tartışmaların merkezine yerleşmiş; bu konu mimarın rolü ve sorumlulukları üzerine sorgulamaları da beraberinde getirmişti.

 
Zaha Hadid, 2016 yılında hayatını kaybetti.

 

Zaha Hadid’le yaşamı ve mimarlık üzerine

 

Hadid 2004 yılında Pritzker Ödülü’nü kazanan ilk kadın mimar olmuştu. “Ödülü kariyerinin ortalarında olan birine vermek istediler, ancak bunu bir ‘yaşam boyu başarı ödülü’ gibi algılamamak lazım. Çünkü şüphe yok ki, bu ödül insanın kariyerine inanılmaz bir etki yapıyor” diyor Hadid.

 

 

 

 

 

Dışarılarda, yaşadığı ülke olan İngiltere’den çok daha fazla saygı gören ve pek çok tasarıma imza atmış olan mimar, şimdi İngiltere’de ilk binalarını yapıyor. Londra Tasarım Müzesi’ndeki sergi ise, kariyerine ışık tutuyor. Geçtiğimiz ay Hadid tasarımları 10 günlüğüne Serpentine Gallery’de sergilendi. Hadid, şu sıralar 2012 Olimpiyat oyunları için bir su merkezi inşa etmekle meşgul. Londra Mimarlık Vakfı’nın 2009’da, Glasgow’daki Riverside Ulaşım Müzesi’nin ise 2010’da tamamlanması öngörülüyor.

 

 

 

 

 

 

Hadid’in bu zamandan sonra kabul görmeye ya da yeni bir işe ihtiyacı olduğu söylenemez. Zaten daha en başından göze çarpmaya alışkın bir karakter. Bağdat’ta, Sünni bir sanayicinin kızı olarak doğdu. Babası, London School of Economics’te okumuş, kısa süre ekonomi bakanlığı yapmış, sonrasında ev eşyaları üreten bir fabrikanın başına geçmişti.

 

 

Bağdat’ın açtığı yaralar

 

 

Üç kardeş arasında en küçük ve tek kız olan küçük Zaha, Şii Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudilerle beraber bir Fransız rahibe okuluna gitti. Şu sıralar bu gruplar arasında süregelen husumete anlam veremediğini söylüyor. “Benim tanıdığım Bağdat güzeldi, özgürlükçüydü ve açıktı. Şimdi televizyonda gördüğümde, eski şehrimi tanıyamıyorum” diyor.

 

 

 

 

 

Irak’ı en son 1980’de ziyaret etmişti ve hiçbir zaman diktatör Saddam Hüseyin’in yönetiminde bir hayat tecrübesi geçirmedi. “Sanırım Irak hiçbir zaman benim zamanımdaki gibi olamayacak. Umarım bir gün olur, ancak böyle olayların her zaman derin yaralar bıraktığı da kesindir”.

 

 

Genç Zaha, 11 yaşındayken evlerini ziyaret eden ve teyzesinin gelecekte yaptıracağı evinin modellerini gösteren bir mimarla karşılaştıktan sonra hayatı değişmiş. Ve o tarihten itibaren şu söz ağzından düşmemiş: “Mimar olmak istiyorum.”

 

 

1980 yılında ilk projelerini üretmeye başlamış, 1982 yılında ise Hong Kong’daki Peak Club evleri ve boş vakit merkezi tasarımıyla ödül kazanmış, ancak bu tasarım hiçbir zaman uygulanamamış. Bitirebildiği ilk proje olan Almanya’daki Vitra yangın istasyonu ise on sene kadar sonra gerçekleşmiş.

 

 

 

 

 

O sene, Hadid aynı zamanda Galler’deki Cardiff Opera Evi tasarımıyla birinci seçilmiş, ancak o da hiçbir zaman gerçekleşmemiş. Bu projenin bir modeli de Tasarım Müzesi’nde görülebilir. Portföyünde “Cardiff her zaman bir damga olarak kalacaktır” diyor mimar.

 

 

Pritzker Ödülü

 
1997’de Cincinnati’deki Rosenthal Güncel Sanat Merkezi tasarımına başladı ve 2003’te binanın yapımı bitirildi. Sonraki sene ise Pritzker ödülünü kazandı.

 

 

Londra’da soğuk bir kış gecesinin sabahına, Hadid Amerikan vizesi alabilmek amacıyla kuyrukta bekliyordu. O sırada arayan birisi “Selam Zaha. Ne yapıyorsun?” diye sordu ve ödülü kazandığını söyledi. Hadid inanamadı ve emin olmak için bir arama daha yaptı. Haberi St. Petersburg’daki ödül törenine kadar kimseye vermedi.

 

 

Ödülü hak eden başka bir kadın yok muydu peki? “Tabii ki de vardı” diyor. “Kadınlarda herhangi bir yeteneksizlik olduğunu düşünmüyorum. Öğretmenlik yaptığımda, en iyi öğrencilerim hep kadınlar oluyor”.

 

 

 

 

 

 

Ancak “Bu işi yapmak isteyenler bir erkek dünyasına girmiş oluyor” diye de açıklıyor. İş tüm yaşam boyunca bir “devamlılık” istiyor ve bir anne olarak bu işi yapmak neredeyse imkânsız oluyor. “İnsanlar kadınlara pek de iyi davranmıyor” diyor Hadid, ancak kendisi bu önyargıyı kıralı oldukça zaman geçmiş durumda.

 

 

Eğriler ve dalgalar

 

 

Mimarın çalışması da zaman içinde evrim geçirmiş. İlk zamanlarda kullandığı keskin çizgiler, yerini topografyadan ve arazinin durumundan etkilenen organik biçimlere bırakmış. Hadid’in amacı, iç mekânla dış mekân arasına herhangi bir sınır koymamak. Kullandığı biçimler genelde eğri, akışkan, dalga biçimli, açıklaması imkânsız şekillerden oluşuyor.

 

 

Önümüzdeki sene, 10 yıllık çalışmanın ürünü olan MAXXI Güncel Sanat Müzesi Roma’da açılışını yapacak. Çin’de ise Guangzhou Opera Evi açılacak. Bundan sonra ise Abu Dhabi’deki sahne sanatları merkezi ve Moskova Fuarı da dahil olmak üzere pek çok büyük projenin de açıldığını göreceğiz.

 

 

Peki mimarlıkta onu en çok etkileyen şey ne? Hiç tereddüt etmeksizin cevap veriyor: “Bir mekânı yaratmak kadar güzel bir şey olamaz.”

 

 

Kaynak: Bloomberg
Çeviri: Mimdap

 

Zaha Hadid Yapıları

 

 

 

 

 

Yarışma kazanan sayısız proje

 

 

Zaha Hadid’in mimarlık kariyeri, 1993 yılında Alman şirketi Vitra için tasarlamış olduğu itfaiye binası ile başladı. Vitra fabrikasına yaptığı bina, beton ve camdan yapılmış keskin köşegen formlardan oluşan radikal bir tasarımdı. Sanayide kullanılan yangın söndürme gereklilikleri Alman hükümeti tarafından değiştirilince, bina bir yangın istasyonu olarak görev yapamadı ama tanınmış mimarların eserlerinin sergilendiği bir sergi alanı olarak kullanıldı.

 

 

Cardiff Opera Evi projesi

 

 

Zaha Hadid, uzun bir süre İngiltere, ABD ve Almanya’daki pek çok üniversitede eğitim verdi; mimarlık dergilerinde yazıları ve projeleri yayınlandı. Renkli ve radikal tasarımları, inşa edilmese de hep ödül kazandı. Galler’deki Cardiff Opera Binası için Zaha Hadid’in 1994 yılında hazırladığı proje, jüri tarafından birinci seçildi ancak Galler hükümeti projeyi pahalı buldu ve binanın yapımı daha az iddialı bir mimara verildi.

 

 

Çağdaş Sanatlar Merkezi

 

 

 

Cincinnati’deki Çağdaş Sanatlar Merkezi, sanatçının Amerika’daki ilk projesi oldu. Zaha Hadid’in çizdiği proje, tanınmış pek çok mimarı geride bırakarak birinciliği kazandı ve projesi ile Amerika Birleşik Devletleri’nde bir sanat müzesi tasarlayan ilk kadın mimar oldu.

 

 

2004’te Pritzker Mimarlık Ödülü’nü alan ve dünyanın pek çok ülkesinde önemli yapılar tasarlayan Zaha Hadid, 2012 Yaz Olimpiyatları için Londra’daki Aquatics Centre’ın projesini aldı. 45 metre yüksekliğinde, 160 metre uzunluğunda ve 80 metre genişliğinde olan kompleks, sanatçının “suyun akış geometrisi”nden esinlenerek yaptığı dalga benzeri çatısı ile oldukça beğeni kazandı.

 

 

 

Çatısıyla beğeni alan Aquatics Centre

 

 

Mimari tarzı kolaylıkla kategorize edilemeyen, kendi geliştirdiği özgün bir stilde tasarımlar yapan Zaha Hadid’in projeleri çoğu kez parametrik çalışmalar olarak sınıflandırıldı. Modernizme bağlılığı, yaratıcılığı, bina geometrisini değiştiren cesur ve radikal fikirleri onu kısa sürede ayrıcalıklı mimarlar arasına yerleştirdi. Çalışmaları, 2016 yılında Designmuseum tarafından “modern yaşamın kaosu ve akışını uyandıran parçalı geometri” olarak tanımlandı.

 

 

Dünyadaki en önemli kadın mimar olarak kabul edilen Zaha Hadid, Miami’de, 31 Mart 2016 günü bronşit nedeniyle tedavi altına alındığı hastanede kalp krizinden öldü.

 

 

 

Salerno Deniz Terminali

 

 

Tamamlayamadan hayatını kaybettiği projesi olan Salerno Deniz Terminali, İtalya’nın ilk büyük ulaşım binasıydı. Sanatçı, 2000 yılında bina için açılan yarışmayı kazandı. Ancak finansman ve teknik sorunlar nedeniyle proje ertelendi. Hadid’in ölümünden sonra binayı mimar Paolo Cattrarin tamamladı.

 

 

UltraStellar

 

 

Zaha Hadid, ünlü mobilya üreticileri için bazı yüksek profilli tasarımlar da yaptı. David Gill Gallery için yaptığı mobilya tasarımları, UltraStellar isimli bir mobilya koleksiyonuna dönüştü.

 

 

Sanatçı Zaha Hadid tasarımları

 

 

1 of 4

 

 

 

Ultra Stellar Mobilya Serisi

Tek sandalye

Ultra Stellar Mobilya Serisi

İkili sandalye

Ultra Stellar Mobilya Serisi

Kahve sehpası

 

 

Ultra Stellar Mobilya Serisi

Konsol

Zaha hadid’in tasarımları, güçlü bir akışkan dinamiği içinde yüzey karmaşıklığını ve kırılmayı vurguluyor. Ceviz ağacı, cam, gümüş ve deri kullanılan mobilya koleksiyonu 2015-2016 yılları arasında yeni tasarımlarla daha da genişletildi.

Önemli eserlerinden bazıları:

 

 

Haydar Aliyev Merkezi

 


Azerbaycan Bakü’de bulunan Haydar Aliyev Merkezi, 57.500 metrekare alanı ile devasa bir görünüme sahip. Hiç bir düz bir çizgi kullanılmayan ve dalga formu ile benzersiz olan kompleks, post-modern bir tarza sahip. Binanın çizgileri, geçmiş ile geleceğin birleşmesini simgeliyor.

 

 

 

 

Guangzhou Opera Evi

 


2002’de Zaha Hadid’in, Çin’deki ilk projesi olan binanın tasarımında doğal toprak formları hakim. Parlak granit ve cam kullanılmış olan bina, yumuşak kenarlı iki dev kayaya benziyor. İnşaat kalitesi ile ilgili bazı eleştiriler alsa da, Zaha Hadid’in tasarımsal kabiliyetine bir örnek oluşturuyor

 

 

 

 

 

 

Dongdaemun Design Plaza

 


Seul’deki en büyük yapılar arasında yer alan bina, 280 metre uzunluğunda ve yer altındaki üç kat da dahil olmak üzere yedi katlı. Eğimli direklerin üzerinde yüzen dev bir mantarı anımsatan yapının dış cephesinde beton, alüminyum, çelik ve taş kullanılmış. Bina, güneş panelleri ve suyun geri dönüştürülmesi için bir sistem de dahil olmak üzere pek çok ekolojik özelliği de barındırıyor.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynaklar:
https://www.kilsanblog.com/onemli-ozgun-mimarlar/zaha-hadid/
www.mimdap.org

 


Yorum yazmak için


Tasarım: Bjarke Ingels Group (BIG) Amager Bakke olarak da bilinen CopenHill, Kopenhag’ın dünyanın ilk karbonu olma hedefine uyum sağlayarak hedonistik sürdürülebilirlik kavramını benimseyen, bir kayak pisti, yürüyüş parkuru ve tırmanma duvarı ile bezeli yeni bir atıktan enerji santrali türü olarak açılıyor. CopenHill, sosyal altyapıyı mimari bir dönüm noktasına dönüştüren, kentsel rekreasyon merkezi ve çevre eğitim [...]
ARŞİV
Subscribe