Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Share 6 December 2018

Mimarlık Dergisinin 404. (Kasım-Aralık 2018) Sayısı Yayımlandı!

 

 

 

 

MİMARİ TASARIM

 

Eğitim Mimarisinde Okul ve Toplum İlişkisini Okumak

 

B. Ece Şahin, Dr. Öğr. Üyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü
Z. Sevgen Perker, Doç. Dr., Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü

 

Okulların sadece öğrenciler değil, toplum tarafından da kullanılarak yaşam boyu öğrenmeye katkı sağlayacak şekilde işlevlendirilebilmesi bir tasarım girdisi olarak önümüzde duruyor. Okul-toplum etkileşiminin sağlanabilmesi için yapıların tasarım kriterlerinin belirlenmesi gerektiğini belirten yazarlar, okulların herkesin kullanmak isteyeceği mekânlar haline getirilmesinin önemini vurguluyor.

 

 

OKUL VE TOPLUM

 

 

Modern eğitim sürecinde öğrencilerin, yeteneklerini geliştirmesi; analiz, sentez, yaratıcılık, problem çözme, yapıcı eleştiri geliştirebilme gibi düşünsel beceriler; kendine güven duyma, motive edebilme gibi kişisel beceriler ve olumlu iletişim kurabilme, işbirliğine yatkın olma gibi sosyal beceriler kazanabilmesi amaçlanmaktadır.(1) Okullardan da, deneyim ve etkileşim alanlarını genişleterek, öğrenen okul olması yani öğrencilerin aktif olduğu, öğretmeye değil öğrenmeye önem verilen, işbirliği ve takım halinde öğrenmenin teşvik edildiği etkileşimli bir ortam sunması beklenmektedir.(2) Okulların serbest zaman geçirilen bir ortam haline gelebilmesi için mekânlar arasındaki ilişkilerin de bu gereksinime katkı sağlayabilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.(3) Bu gereksinim, okul tasarımında toplumsal kullanımı bir parametre olarak düşünmeyi zorunlu kılmaktadır. Öğrenme mekânının, farklı zamanlarda ve farklı kullanımlara olanak verecek şekilde esnek; çalışmaya, öğrenmeye ve kullanıcılara ilham veren; deneyimlerde ve aktivitelerde çeşitliliği destekleyici; toplumla ve diğer öğrenme alanlarıyla bağlantılı olması gerektiği vurgulanmaktadır. Öğrenme sürecinde hem etkileşimi ve öğrenme olanaklarını genişletmek, hem de toplumsal gelişimi desteklemek açısından, okulun toplum için bir sosyal merkez haline getirilmesi anlayışı devlet politikalarında da yer bulmaktadır.(4) Okulların toplumla ilişki kurması, tüm kullanıcılar için öğrenme süreçlerinin gelişimi açısından önemli bir potansiyel oluşturmaktadır.

 

Okul ve toplum ilişkisiyle kullanım süreçlerinde, iki yönlü kazanım sağlanmaktadır. Toplumla kurulan ilişkiler, hem öğrencilerin öğrenme olanaklarının desteklenmesine hem de okulun kamusal yaşam için bir merkez haline gelmesine olanak yaratmaktadır. Bu kapsamda, okulda öğrencilerin akademik çalışmalarının geliştirilmesi, bireysel gelişimlerinin desteklenmesi, ebeveynler ve öğretmenler arasındaki ilişkilerin daha güçlü hale gelmesi ve daha pozitif bir okul çevresinin oluşması sağlanırken; toplumsal olarak ise güvenliğin ve saygının artması, iş olanaklarının desteklenmesi gibi sosyal ve ekonomik katkılara ulaşılmaktadır.(5) Okul- toplum ilişkinin üç yaklaşımla sağlanabileceği belirtilmektedir. Bunlardan birincisi, okulu bulunduğu toplumun kalbi olarak nitelendirilecek bir yerde konumlandırmaktır. Bu yaklaşımın avantajı, eğitim sürecini destekleyen servisler için okulda mekân oluşturma zorunluluğunun ortadan kaldırılmasıdır. İkinci yaklaşım, okulun iş dünyasıyla, organizasyonlarla, kurumlarla ilişki kurarak kendi sınırları dışında öğrenme potansiyelini artırmasıdır. Üçüncü ve son yöntem ise, okulların topluma hizmet edecek bir yaklaşımla tasarlanmasıdır. Bu yöntemle, toplumun ve öğrencilerin gereksinim duyduğu servislerden yoksun bir bölgedeki okul, öğrenciler ve toplum için önemli bir merkez haline getirilebilmektedir.(6) Belirtilen bu son yöntemde, okul ve toplum ilişkisinin başarılı bir şekilde sağlanabilmesi, toplumsal kullanım mekânlarının tasarımı konusu üzerinde dikkatle düşünülmesini gerektirmektedir.

 

 

OKUL TASARIMINDA TOPLUMSAL KULLANIM

 

 

Okulların toplumsal kullanıma uygun tasarlanması için, ortak kullanımın güvenlik sorunlarına neden olmaması ve okulun toplum tarafından tercih edilir bir ortam haline getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Güvenlik açısından, öğrenciler ve toplum arasındaki etkileşimler engellenmeden, ortak mekânların eğitim mekânlarından ayrı kullanımının planlanması önerilmektedir.(7) Toplumsal kullanım mekânları ile okulun diğer mekânları arasındaki ayrımın, güvenlik dışında bina yönetimindeki verimlilik ve enerji tüketiminin düşürülmesi açısından da yarar sağlandığı ifade edilmektedir. Okul girişlerinde sağlanması gereken güvenlik için önerilen bir yaklaşım, şeffaf yüzeylerle görsel ilişkinin güçlendirilmesidir. Okullarda toplumsal kullanımın oluşabilmesi için davet edici, toplumda aidiyet duygusu uyandıran aynı zamanda da güvenli bir giriş sağlanması gerekmektedir. Bu açıdan, okul girişlerindeki güvenliğin sağlanmasında, okula karşı olumsuz bir etki oluşturan izleme sistemleri, kartlı geçiş, görevliler gibi çözümler yerine görsel ilişki kuran bir tasarım önerilmektedir. Pasif denetim olarak tanımlanan bu yaklaşımla, görüşün engellenmemesine dikkat edilmeli; ortak alanlar açık ve şeffaf olarak tasarlanmalı; alçak duvarlar kullanılarak görsel ilişki engellenmemeli ve okul girişleri yeterince aydınlatılmalıdır.(8) Güvenlik, okul toplum ilişkisinin kurulması için sağlanması zorunlu olan bir koşul olarak görülmelidir.

 

 

Toplumsal kullanımın desteklenmesi için okulun işlevlerini açık, ulaşılabilir hissettirmek ve toplumun daha fazla üyesini okul binalarını kullandırmak üzere cesaretlendirmek gerekmektedir.(9) Okulları herkesin kullanmak isteyeceği mekânlar haline getirmek açısından, okul mekânlarının niteliği önem taşımaktadır. Bu bağlamda, özellikle okul girişlerinde, toplum ve öğrencilerin ilk karşılaştıkları mekân olması sebebiyle, olumlu bir etki yaratmanın hedeflenmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Okul girişlerinde karşılayıcılık ve fonksiyonel kullanımın sağlanması için düşünülmesi gereken temel konular; doğal ışık alımı, farklı türde aydınlatmaların kullanılması, renk seçimlerinde kültürle ilişki kurulması, gürültünün sosyal etkileşime engel oluşturmaması için tavan ve döşeme yüksekliklerinde değişimlerden ve akustik panellerden yararlanılması, oturma birimlerinde çeşitlilik sağlanarak sabit ya da hareketli mobilyalarla mekânın çok yönlü hale getirilmesi, yön bulmaya yardımcı olan işaretlerle hem toplumun hem yeni öğrencilerin hem de tüm kullanıcıların okul içerisinde bağımsız hareket etmelerinin desteklenmesi, okul kimliğini ve eğitim yaklaşımını tanıtan sergileme olanaklarının çeşitlendirilmesi ve kablosuz internet erişimi sağlanması olarak tanımlanmaktadır. (Resim 1) Ayrıca okullardaki kafeteryaların toplumsal etkinlikler için önemli bir potansiyel oluşturduğu ve bu alanların dış mekân teraslarıyla bahçe ve doğayla ilişki kurulmasına olanak veren ortamlar olarak tasarlanması gerektiği belirtilmektedir.(10) Okulun toplum için bir merkez haline gelebilmesi, ancak tasarım aşamasında bu amaç için belirtilen gereklilikler kapsamında çözüm oluşturulmasıyla sağlanabilmektedir.

 

 

TOPLUMSAL KULLANIM İÇİN TASARLANMIŞ OKULLAR

 

 

Toplumsal kullanım için okul tasarımı açısından model olarak kabul edilen bir örnek İsveç, Kungälv’daki Mimers Hus binasıdır. Üç bloktan oluşan binada, ana girişin olduğu blokta, toplum ve okul tarafından kullanılabilir işlevler olarak kütüphane, oditoryum, restoran ve kafeterya yer almaktadır. Okulun diğer temel bölümleri belirtilen kamusal kullanım mekânlarını içeren bloğun arkasında bulunmaktadır. Ancak, bu ayrımın kullanım sürecinde etkileşime engel oluşturmadığı; gün boyunca toplum ve öğrenci etkileşiminin okul tarafından etkinliklerle desteklendiği belirtilmektedir. Okulda farklı kullanıcıların ilgisini çekecek çeşitlilikte, dans, müzik dersleri, bilgisayar kullanımı, konser, tiyatro gibi farklı günlük aktiviteler düzenlenmektedir. Ana girişin, standart bir okul girişi etkisinden uzak olarak tasarlanmasıyla davet edici bir etki oluşturmak amaçlanmıştır. Meydandan doğrudan ulaşılabilen okulun girişindeki üç katlı kütüphanenin şeffaf cephesi sayesinde dışarıdan algılanabilmesi, bir sınır ya da güvenlik kulübesinden geçilmeden güvenlik kontrolü elde edilmesi için bir çözüm olarak kullanılmıştır. (Resim 2, 3) İç mekânda da, güvenlik duygusunun desteklenmesi için, karanlık koridorlar ya da köşeler oluşturulmadan, açık merdivenlere ve galerilere yer verilmiştir. Toplumsal kullanımın desteklenmesi açısından, toplum için informal görüşme mekânlarının artırılması amacıyla okuldaki sirkülasyon alanları çalışma alanlarının iki katı olarak planlanmıştır.(11) Toplumsal kullanımın tasarım aşamasında değerlendirilmesiyle, Mimers Hus örneğinde öğrenciler ve toplum arasında farklı etkileşimlerin kurulmasına olanak yaratılmıştır.

 

 

Toplumun desteklenmesi, Amerika Oregon’daki Jackson ve Roosevelt okullarının tasarımında da önemli bir gereksinim olarak kabul edilmiştir. Okulların toplantı salonları, okul saatlerinde ve sonrasında toplum kullanımına olanak vermesi amacıyla, bir buluşma mekânı niteliğinde tasarlanmıştır. Ortak buluşma mekânı olan atriyumun, ana girişten direkt ulaşılabilir olması sağlanmıştır. Bu alan, okul saatlerinde çeşitli çalışmalar için, sonrasında ise ebeveynler ve toplumsal buluşmalar için kullanılmaktadır. Atriyum ve toplantı odalarında, okul saatlerinde, göçmenlerin yaşadığı bölgedeki çocukların dil problemlerinin giderilmesi için gönüllülerin katılımıyla dersler gerçekleştirilmekte; akşam saatlerinde ise eğitim, müzikal performanslar gibi farklı etkinlikler düzenlenmektedir. (Resim 4) Güvenlik açısından ise, pasif denetim için görüşün kısıtlanmamasına önem verilmiş, bu açıdan okulun idari kısmının şeffaf bir yüzeyle giriş holünden ayrılarak ziyaretçilerle görsel ilişki kurması ve ortak alandan okulun genelinin görülmesi sağlanmıştır.(12)

 

 

Farklı kullanımlara hizmet eden ortak mekânların toplumla paylaşıldığı bir başka örnek eğitim binası da İngiltere’deki Christ’s College’tır. Okulun kalbi olarak tasarlanan merkezî atrium mekânı günün farklı saatlerinde değişen etkinliklere uyum sağlayabilmektedir. (Resim 5) Okulun girişinden direkt ulaşılan bu mekânda, öğrencilere ekranlar aracılığıyla okuldaki duyurular iletilmektedir. Öğle yemeği saatinde, mutfak ve depo bölümü ile bağlantılı bu mekâna beyaz mobil kantin masalarının taşınmasıyla başlayan kullanım, öğrencilerin yeme içme eylemlerini gerçekleştirebilecekleri bir şekilde gün boyu devam etmektedir. Okul saatleri sonrasında ise, bu mekân konferanslar, yerel spor etkinlikleri ve kamusal etkinlikler için kiralanabilmektedir.(13) İncelenen üç örnek, güvenlik açısından pasif denetimden yararlanılması; ortak mekânların okul girişinden direkt erişilebilir bir konumda tutulması ve kullanım sürecinde okul ve çevre toplumunun bütünleşmesi için etkinliklerin çeşitlendirilmesi yönleriyle benzerlik göstermektedir.

 

 

Toplumsal gelişimi desteklemek için mimari yaklaşımıyla farklılaşan bir örnek, Amerika, Baltimore’daki Johns Hopkins Partnership School’dur. (Resim 6-8) Mahalle dokusunun devamı olarak tasarlanan okulun, öğrencileri, öğretmenleri ve toplumu bir araya getirebilmesi ve çevresinde güçlü ilişkilere sahip mahallelerin gelişmesini sağlayabilmesi hedeflenmiştir. Okulun planlanmasında, öğrencilerin yaşlarına göre gruplandığı ve her yaş grubu için “ev” olarak tanımlanan bir mekânsal şemanın geliştirildiği bir çözüm üretilmiştir. Yaş gruplarına göre ev olarak görülen birimlerin morfolojisi değişmiş, yaş büyüdükçe dışarıyla kurulan ilişki artmıştır. Her “ev” için düzenlenen ortak alan, hem öğlen yemeğinin yeneceği yer hem de esnek öğrenme mekânı olarak tasarlanmış; büyük yaş grupları için bu alanların toplum tarafından kullanımı amaçlanmıştır. Bu olanak dışında, okulda, kentsel yenilemeyi desteklemek amacıyla, toplum kullanımına açık olarak, aile sağlık merkezi, kütüphane, spor salonu, oditoryum gibi ortak kullanım mekânları tasarlanmıştır.(14)

 

 

Okulun kaynaklarının toplumla paylaşımı, farklı eğitim kademelerine ilişkin mekânların tasarımında benimsenebilecek bir yaklaşımdır. Bu bağlamda Kolombiya, Bogotá’daki Jardin El Porvenir Kindergarten örnek gösterilebilir. Kentin gecekondu bölgesi olarak tanımlanan bir banliyösünde tasarlanan anaokulunun inşa edileceği alanın büyük bölümü, yoğun kentsel yapı içerisinde yaşayanların nefes alabileceği için yeşil alanlar olarak toplum kullanımına açılmıştır. (Resim 9, 10) Binanın, kentsel yenilenme için bir sembol oluşturması ve sosyal değişim için destekleyici olması amaçlanmıştır. Bu çerçevede, projeye yön veren yaklaşım sınırların iyileştirilmesi olarak kabul edilmiş; anaokulu bulunduğu toplumla ilişki kurabilmeyi olanaklı kılan, daire formlu, beyaz kolon sırası ve sarmal bir yüzeyden oluşan korunmuş bir sınırla çevrelenmiştir. Geçirgen sınır tasarımıyla, güvenlik sağlamak için genel olarak kullanılan sınır düzenlemeleriyle oluşabilen negatif çağrışımlarından uzaklaşılmış, toplum ve okul arasındaki ilişki tamamen koparılmamıştır. Görsel ilişki kurulmasına ek olarak, sınır elemanıyla birlikte düzenlenen oturma alanıyla, dış mekânın toplumun bir parçası haline gelerek kullanılması desteklenmiştir. Anaokulunun salonu toplum tarafından da kullanılabilir olarak planlanmıştır. Bu açıdan dairesel sınır bölünerek, salondan okula güvenli bir giriş ve bağlantı sağlanmış; toplumun okulun temel bölümlerine girmeden, salonu kullanabilmesi için olanak yaratılmıştır.(15) Okulun toplum tarafından kullanılması, eğitim mekânlarının toplumsal gelişime destek olmasını sağlamaktadır. Bu kapsamda, okulöncesi eğitim mekânlarının da belirtilen yönde katkıda bulunması, toplum tarafından kullanılabilir mekânlar ve topluma yönelik destekleyici etkinlikler sunabilmesi gerekli görülmektedir.

 

 

TÜRKİYE’DE OKUL-TOPLUM İLİŞKİSİ

 

 

Türkiye’de okulların toplum tarafından kullanımı konusuna verilen önem sorgulandığında 2011 yılında Okullar Hayat Olsun Projesi’nin hayata geçirildiği görülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği, katılımcı belediyeler ve sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle hazırlanmış olan bu projede, okulların okul saatleri dışında, hafta sonu ve yaz döneminde toplum tarafından kullanılan, hayat boyu öğrenmeyi destekleyen, yaşayan ve güvenli alanlar haline getirilebilmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda, okul binalarından ve eklerinden, okul bahçelerinden yeterince yararlanılması; okula duyulan aidiyetin güçlendirilmesi; toplumun mesleki, sosyal ve kültürel taleplerine cevap verilmesi; ülke kaynaklarının etkin kullanılması; toplumun öğrenme olanaklarının genişletilmesi ve hayat boyu öğrenmenin yaygınlaştırılması gibi amaçların karşılanması öngörülmüştür. Proje kapsamında, okullardaki ortak mekânlar ve sınıflar için kullanım olanakları tariflenmiştir. Konferans salonu, çok amaçlı salon ve dersliklerin kurslar, kültürel etkinlikler, toplantılar-seminerler gibi çeşitli etkinlikler; bilgi teknolojisi sınıflarının ve kütüphanenin internete erişim ve ödev çalışmaları; spor salonlarının okullarda olmayan, gençler için çekici spor kurslarının düzenlenmesi için kullanımı önerilmiştir. Ayrıca, okul bahçelerinin ağaçlandırılarak ve yeniden düzenlenerek, eğlence, oyun ve spor etkinlikleri için kullanılabileceği belirtilmiştir.(16) Proje kapsamında ilk uygulama Konya’da gerçekleştirilmiş, okul saati sonrasında mekânların “kültür, eğitim, sanat ve spor” alanlarında ücretsiz kurslar için kullanımı sağlanmıştır.(17) Okullar Hayat Olsun Projesi kapsamında okullarda

 

 

gerçekleştirilen uygulamalar genel olarak değerlendirildiğinde ise, ekonomik nedenlerle proje çalışmalarının okul bahçelerindeki peyzaj çalışmalarıyla sınırlı kaldığı görülmektedir.

 

 

Okulların toplum kullanımı için tasarlanması gerekliliği 2013 yılında hazırlanmış olan Eğitim Yapıları Asgari Tasarım Standartları Kılavuzu içerisinde de genel tasarım kriterleri arasında “Bilinçli Toplum / Toplum için bir Okul” olarak ifade edilmektedir. Bu tanımda, bilgi toplumu olmanın bir gerekliliği olarak, toplumun diğer yaş gruplarının da öğrenim sürecine dahil edilmesi ve eğitimde hedef kitlenin tüm toplumu kapsaması gerektiği belirtilmektedir. Okul tasarımlarına ışık tutabilmek için, okulun spor salonu, etkinlik salonu ve benzeri mekânlarının hem öğrencilere hem de okul saatleri dışında halkın kullanımına açık olması gerektiği belirtilmektedir.(18) Bu açıklamanın tasarım standartları içerisinde yer alması olumlu bulunmakla birlikte, toplum kullanımı için okul tasarımında dikkate alınması gereken temel konulara ilişkin tanımların yetersiz kaldığı düşünülmektedir. Bununla birlikte, okul ve toplum etkileşiminin sağlanması açısından, yurtdışı ve ülkemiz örnekleri karşılaştırıldığında, ortak kullanımın tanımlanmasında temel bir fark olduğu görülmektedir. Yurtdışındaki örneklerde toplumsal kullanımın, okul ve toplumun etkileşimini sağlayacak şekilde öğrenim saatlerinde ve dışında devam eden bir kullanım biçimi olarak nitelendirildiği görülmektedir. Ülkemizdeki bu çalışmalarda ise, toplumsal kullanımın yalnızca okul saatleri dışında devam etmesine yönelik öneriler tariflenmektedir. Oysa okul ve toplumun eğitim mekânını paylaşabilmesi, toplumsal kullanımın yaşam boyu öğrenmeyi destekleyecek kazanımlarına ulaşabilmek için önemli olup, bu etkileşimin kurulması ve sürekliliği için olanaklar sağlanabilmelidir.

 

 

DEĞERLENDİRME

 

 

Okulların toplum tarafından kullanılmasının, eğitim ve toplumsal gelişim açısından önemi eğitim mekânlarının tasarımında toplumsal kullanımı bir parametre olarak kabul etmeyi gerekli kılmaktadır. İncelenen örneklerde okullar, toplumun gelişimine katkı sağlayan birer merkez olarak değerlendirilmektedir. Eğitim binalarında güvenliğin sağlanması ve kullanımın desteklenmesi amaçları doğrultusunda, toplumu ve öğrencileri davet eden, şeffaf yüzeylerle çevreden algılanan ortak kullanım mekânları düzenlenmekte ve bu bölümler kullanım, işletim kolaylığı konuları düşünülerek okulun diğer mekânlarından ayrılabilir olarak planlanmaktadır.

 

 

Eğitim mekânlarının tasarımında başarı sağlanabilmesi için başvurulması gereken yöntemin “katılım” olduğu bugün farklı ülkelerde geliştirilen çalışmalarda tanımlanmaktadır. Örneğin, son dönemde eğitim mimarisinin geliştirilmesi için İngiltere’de 2004 yılında başlamış ve 2023

 

 

yılında tamamlanması öngörülen “Building Schools for the Future (BSF)” projesi kapsamında da katılım temel parametrelerden biri olarak kabul edilmiştir. Programda yerel yönetimler, özel şirketler (Partnerships for Schools) ve ilgili komisyon (CABE: Commission for Architecture and the Built Environment) arasında işbirliği sağlanmış; öğrenme ve öğretim yöntemlerindeki yeniliklerin değerlendirilmesiyle, okul tasarımlarının katılımcı çalışmalarla, yerel fikirler üretilmesini sağlayarak geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu çerçevede, vizyon geliştirme için geniş bir yelpazede, paydaşlarla ilişkiye büyük bir önem verilmiştir. Benzer olarak, Danimarka’da Gentofte Belediyesi tarafından ülkeye ve dünyaya örnek olan eğitim ortamlarını geliştirme hedefiyle tanımlanmış olan proje (SKUB: The School of the Future) projesi kapsamında da, proje sürecini tanımlayan üç temel yaklaşımdan biri “takım çalışması ve katılım” olarak belirlenmiştir. Bölgede geliştirilen ve başarısı örnek alınan tüm okul projeleri, okul idarecileri, öğretmenler, eğitimciler, öğrenciler, ebeveynler, mimarlar ve toplumdaki yöneticilerle işbirliği sağlanarak geliştirilmiştir.(19) Bu bağlamda, çalışmada incelenen okullarda toplumsal kullanımın başarıyla sağlandığına ilişkin örneklerin, katılımcı bir yaklaşımla geliştirildikleri; tasarım süreçlerinin okulun ait olduğu toplumun farklı üyeleriyle kurulan ilişkilere dayanmakta olduğu görülmektedir.

 

 

Okulların toplum tarafından kullanılabilmesi öncelikle eğitim binalarının bu amaç doğrultusunda tasarlanmasını gerektirmektedir. Bu yaklaşımla tasarlanacak okullar, yalnızca okul saatleri sonrasında toplumsal kullanıma açık mekânlar olarak görülmemeli; eğitim binaları günün farklı zamanlarında öğrenciler ve toplumun etkileşim içinde bulunmasını sağlayacak bir anlayışla tasarlanmalıdır. Bu bağlamda, mevcut okullardaki ek ya da yeni bina tasarımı süreçlerinde ve eğitim binalarındaki ortak kullanım alanlarının, toplumsal kullanıma olanak verecek şekilde yeniden düzenlenmesinde, çalışmada yer verilen tasarım ilkelerinin dikkate alınmasına ve konuya katılımcı bir bakış açısıyla yaklaşılmasına önem verilmelidir. Mimarlık eğitimi sürecinde de, mimar adaylarının eğitim mimarisinde toplumsal kullanımı bir parametre olarak tanıması sağlanmalı; eğitim planlarında konuya ilişkin derslere yer verilmesi düşünülmelidir. Mimari tasarım stüdyoları süreçlerinde de eğitim mekânları tasarımına yer verilmesi ve üretilen mimari çözümlerin toplumsal kullanım açısından irdelenmesi, geleceğin eğitim mekânlarının başarısı için önemli görülmelidir.

 

 

XXI Kasım 2018 sayısı çıktı

 

 

 

 

 

 

XXI’de bu ay AP03 Experimental Architecture Laboratory’nin konut projesi Casa Kuale, Tom Godden Architects ve Matthew Crawford Architects tasarımı Skyplay kreş projesi, NZI Architects’in Montreuil’deki katılımcı konut yerleşimi, Matali Crasset’in Fahrenheit 451 kitabından esinlenerek tasarladığı Les Presses Du Reel kitapçısı, DC.AD tasarımı Cucurico restoranı ve sanatçı Edoardo Tresoldi ile yaptığımız söyleşi yer alıyor. Ayrıca 4. İstanbul Tasarım Bienali’nin temasını, kürasyonunu, sergi tasarımını, küratör Jan Boelen, yardımcı küratörler Nadine Botha-Vera Sacchetti ve sergi tasarımcılarından Aslı Çiçek ile yaptığımız söyleşilerle ele aldığımız dosyamızı da bu sayıda bulabilirsiniz.

 

 

YAPI 442: YAPI Dergisi’nin Kasım 2018 sayısı

 

 

 

 

 

YAPI 442: YAPI Dergisi’nin Kasım 2018 sayısında PES-Architects tasarımı Fuzhou Boğazı Kültür ve Sanat Merkezi, BIG-Bjarke Ingels Group tasarımı Noma Restoran Köyü, MUUM tasarımı Doğuş Maslak Kule, OSO Mimarlıktasarımı Batı Yapı Yönetim Ofisi, JKMM tasarımı The New Think Corner ve Udesign Mimarlık tasarımı Salih Altuner Barbershop projelerine yer veriliyor.

 

 

Derginin bu sayısında, 4. İstanbul Tasarım Bienali’nin “Okullar Okulu” başlığından esinlenerek günümüzde ihtiyaç duyulan mimarlık okulunun nasıl bir eğitim modeli üzerine kurgulanması gerektiği konusu mimarlar ve akademisyenlerin yorumlarıyla Mimarlık Eğitimini Yeniden Düşünmek başlıklı Dosya’da yer alıyor.

 

 

Beykent Üniversitesi Mimarlık Bölümü. Dr. Öğr. Üyesi Gamze Kaymak Heinz Viyana’da Dar Gelirli Aileler İçin Bahçeli Ev Politikaları, DEU Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Emel Kayın ve DEU FBE Mimarlık Anabilim Dalı Yüksek Lisans Programı’ndan Çağnur Kırcalı ise Urla Özbek Köyü Kırsal Mimari Mirası başlıklı makaleleriyle YAPI Dergisi’nin Kasım 2018 sayısında yer aldılar.

 

 

 

RAF’ın 2018 Kasım Sayısı Çıktı!

 

 

Okurlarını sektördeki en yeni ürünler ile buluşturan RAF Ürün Dergisi’nin Kasım 2018 sayısı ile 42 ürün tanıtım sayfası ve 26 ürün reklamı elinizin altında.

 

 

 

 

RAF Ürün Dergisi sayfalarında birçok yeni ürün ve sistem tanıtılıyor. 42 ürün tanıtım sayfası ve 26 ürün reklamının bulunduğu sayıda, güncel iletişim bilgileri üzerinden firmalara ulaşarak ürünler hakkında detaylı bilgi almak mümkün. Aynı zamanda www.raf.com.tr adresindeki detaylı bilgi formları aracılığıyla firmalara doğrudan e-mail yoluyla ulaşılabiliyor.

 

 

RAF’ın Kasım Sayısının Kapağında Gürhan Bakırküre’nin Tasarımı Var

 

 

RAF Ürün Dergisi’nin 77. sayısının kapağını Gürhan Bakırküre tasarladı.

 

 

 

 

 

Proje Dosyası’nda Vadistanbul Projesi İncelendi

 

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, İstanbul Metropolitan Planlama Merkezi ile geliştirdiği Çevre Düzeni Plan kararları çerçevesinde Cendere Vadisi’ndeki sanayi alanlarının dönüştürülmesi öngörülmüştür. Vadistanbul, bu üst ölçek planların ilk adımı olarak hayata geçirilmiş ve karma kullanımlı proje anlayışına yatay ve mütevazi formlarla yenilikçi bir yaklaşım getirmiştir. Toplam 424.000 m²’lik alanda geliştirilen Vadistanbul’da; 1.900 konut, 103.000 m² alışveriş merkezi, cadde mağazalarının bulunduğu 760 metre uzunluğunda alışveriş caddesi, 300.000 m² ofis alanı, 20.000 m² “home office” ile 25.500 m² alana sahip bir beş yıldızlı otel yer alıyor. Vadistanbul’un toplam inşaat alanı ise 1 milyon 350 bin m².

 

 

 

 

 

İç Mekan Dosyası’nın Konuğu Vadistanbul AVM Oldu

 

 

Uluslararası mimarlık firması 3XKO’nun Benoy firması ortaklığı ile hayata geçirdiği 100.000 m²’lik Vadistanbul Alışveriş Merkezi iç mimari projesi yaklaşık iki yüz elli adet mağazadan ve Cendere Vadisi Ormanı manzarasına hakim, çatı teraslı bir yemek katından oluşmaktadır. Projenin ön plana çıkan noktalarından biri, Avrupa’nın en büyükleri arasında yer alan, Türkiye’nin ise en büyük serbest form çatısına sahip olmasıdır.

 

 

 

 

 

Gelecek Sayıda…

 

 

Bir sonraki RAF sayısının kapak tasarımcısı RAF Ürün Dergisi Kapak Tasarım Yarışması’nın kazananı olacak. Proje dosyalarında ise KG Mimarlık tarafından tasarlanan Deposite ile Erginoğlu&Çalışlar Mimarlık’ın Yemeksepeti Park iç mekan projesi yer alacak.

 

 

RAF Ürün Dergisi’nin içeriğine www.raf.com.tr adresinden ulaşabilir, dergide yer alan yeni malzemeleri ve özelliklerini inceleyebilirsiniz.

 

 

 

Arredamento Mimarlık-326  Sayısı Çıktı

 

 

 

DOSYA:  Türkiye’de Endüstri Arkeolojisi:

Açılımlar, Başlıklar ve Tartışmalar

Dosya Editörü: Selda Bancı

 

Bir Devrim, İki Zıtlık:

Tarihten Günümüze Endüstri Arkeolojisi

Nazlı Ebru Mutlu

 

Endüstri Mirası ve Fotoğraf

Sibel Acar

 

Endüstri Miras Alanı/Yapıları Olarak

Türkiye Şeker Fabrikaları ve Köşk Yapıları

Pelin Gürol Öngören, Murat Sönmez, Kevser Özkul

 

 

19. Yüzyıl Osmanlı Mimarlık Dünyasında

“Vitruvius” İzleri

Aktan Acar

 

Enkarne Yapılar: Öldürmeden

Yaşatmak Mümkün mü?

Günsu Merin Abbas

 

Bir Fabrikanın Dönüşememesi ve

Yiten Fırsatlar

Adnan Aksu

 

 

KG Mimarlık, İstanbul

Dört Yapı

 

 

16. Venedik Mimarlık Bienali’nde

10. Vardiya

Kerem Erginoğlu, Herkes İçin Mimarlık

 

 

İstanbul’da “Öteki” Modernlik:

Eyüp’te Refüj, Kağıthane’de Bahçe, Kartal’da Sahil…

Evrim Düzenli

 

WERK: Horbelev Kulturgård

Falster, Danimarka

 

Türkiye Modernleşmesinde Apartmanlaşmayı

Diziler Üzerinden Okumak:

“Mahalle” ve “Mahremiyet”

Pelin Işık

 

 

4. İstanbul Tasarım Bienali

“Okullar Okulu”


Okullar Okulu’ndan Ne Öğrendim?

Yağmur Yıldırım

 

Basmakalıp Bir Defter ve Muğlak Standartlar

Enstitüsü: Bienalde Söylem Tasarlamaya Dair

Bir Çapraz Okuma Denemesi

M. Can Tanyeli

 

 

Tasarımın Sağlık ve İyi Oluşa Etkisi

Bahar Şener

 

 

 

 

Natura Dergisi Eylül-Ekim 2018 Sayısı Çıktı

 

 

 

 

Mimar.ist Sayı 63 (Sonbahar 2018)

 

 

 

 

Kentsel Bir Ulaşım Altyapısı Olarak D-100 (E-5) Karayolu 

 

Erdem Üngür-Ali Kılıç-Ercan Koç-M.Zafer Akdemir-Ömer Alkın

 

”Önleyici Koruma” Alanında Avrupa’nın Deneyimi ve Türkiye ‘deki Kültür Mirası için Yapılabilecekler. 

 

 

 

 

 

 


Yorum yazmak için


Sondern-Adler Evi serüveni, usta mimarın daha sonra boyutunun üç katından daha fazla olacak bir genişleme tasarlamadan önceki mütevazı 80 metrekarelik büyüklüğü ile başladı. Editör: Miabelle Salzano         Frank Lloyd Wright’ın eserlerinden birinde yaşamayı hiç hayal ettiniz mi? 1,65 milyon dolar için hayalleriniz şimdi gerçekleşebilir. Kansas City, Mo’daki 3600 Belleview Bulvarı’ndaki üç yatak [...]
ARŞİV
Subscribe