Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Akademisyenler kimsenin okumadığı makaleleri neden yazıyorlar?
Share 28 November 2018

Akademisyenler, akademik dergilerde yayımlanmak üzere hazırladıkları 25 sayfalık bir makale için ortalama 3 ile 6 ay arası bir zaman harcıyorlar (bazen daha da uzun). Ve işte o gün, makalelerinin yayına kabul aldığını söyleyen mektubu aldıklarında büyük bir heyecan yaşıyorlar. Sonuçta yayımlanan makale, ortalama on kişi (!) tarafından okunacak.

 

 

 

 

Evet, yanlış okumadınız. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda ortaya çıkan rakamlar bir hayli iç karartıcı:
-Beşeri bilimlerde yayımlanan makalelerin yüzde seksen ikisi bir kez bile alıntılanmıyor.

 

  • Alıntılanan makalelerin de sadece yüzde yirmisi gerçekten okunuyor.
  • Yayımlanan makalelerin yarısını, değerlendirme hakemleri, dergi editörleri ve makalelerin yazarlarından başkası okumuyor.

Peki bu deliliğin sebebi ne? Neden her yıl dünya, yaklaşık iki milyon makaleye (akademik dergilerde yayımlananlar) maruz kalıyor?

 

 

Temel neden para ve iş güvencesi. Akademisyenler kadro almak istiyorlar ve kadro almak da bir bakıma hakemli dergide yayımlanmış kaç tane makalenizin olduğuna bağlı. Kadro komisyonları, bir akademisyenin “olgun” araştırmalar yapıp yapmayacağını ölçerken, bu yayınları delil gösteriyorlar.

 

 

Maalesef, bugün yayımlanan makalelerin çoğunluğu, bir profesörün kavramsallaştırdığı gibi, “yaratıcı intihallerden” fazlası değil. Açacak olursak, önceden yapılmış araştırmaların yeniden düzenlenmesi ve üzerine yeni bir sav iliştirilmesi…

 

 

Başka bir neden ise, modern dönemde ihtisaslaşmanın (specialization) üst seviyede olması. Bu da, kısmen, üniversitelerin çeşitli bölümlere ve disiplinlere ayrılması ve her bir bölümün, disiplinin kendi mantığını takip etmesinden kaynaklanıyor.

 

 

Bu ihtisaslaşmanın talihsiz etkilerinden bir tanesi de, çoğu makale konusunun, makaleyi halk tarafından erişilemez yapması, hatta profesörlerin büyük bir kısmı tarafından da (inanın bir çok akademisyen meslektaşlarının çalışmalarını okumak istemiyor). Yakın zamanda, Journal of the American Academy of Religion dergisinde yayımlanmış bazı makaleler (ki bu dergi kendini din çalışmalarındaki en iyi akademik dergi olarak duyuruyor) kanıt niteliğinde:

 

 

  • Dona Benta’nın Tesbihatı: Brezilyalı Kadınların Dua Gruplarındaki Muğlaklığın Yönetimi
  • Bodhisattva’nın Ölümü ve Şeytanlaştırılması: Guanyin’in Çin İnancı Bünyesindeki Reformülasyonu

Böylece, artarak devam eden ihtisaslaşma akademisyenler ve halk arasında, hatta profesörler ile profesörler arasında bir yabancılaşmayı, uzaklaşmayı da beraberinde getiriyor.

 

 

Aslında olması gereken, akademisyenlerin içinde bulundukları toplumun sorunlarına işaret etmeleri ve o toplumu sağlamlaştıracak çalışmalarda bulunmaları. Fakat, çoğu Batılı akademisyen, entelektüel kapasitelerini kimsenin sormadığı soruları kimsenin okumadığı sayfalarda cevaplamakla meşgul.

 

 

Yazar: Daniel Lattier
Çevirmen: Emir Melek
Kaynak:  Intellectual Takeout

 

 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

1 Yorum
  1. Eğer mimarlık yazı ile olsaydı biz mekan olarak kitap dergi içlerinde yaşardık. Sırf 12 Eylül dayatmasının doktoralı, proflu, doçenli hatta ve hatta yardımcı doçent gibi saçmalıklarla dolu mimarlık eğitiminin doğal sonucu da okunmayan, bir işe yaramayan çünkü pratikte hiçbir değeri olmayan yazıcıklar. Neymiş küçük bey, küçük hanım doktor, doçent, prof olacakmış, çok az örnek dişında abuk sabuk konuşmalar için toplantılara davet edilecekmiş. Ünvan koltuk alacakmış, kurullarda mesleğin profesyonellerine, gerçek uzmanlarına, bilgi ve deneyim sahiplerine yukarıdan bakacakmış. Yazık oluyor ülkeye, yazık oluyor gençliğe, yazık oluyor mirasa.

    Hüseyin Korkmaz | 9 December 2018


Yorum yazmak için


Sondern-Adler Evi serüveni, usta mimarın daha sonra boyutunun üç katından daha fazla olacak bir genişleme tasarlamadan önceki mütevazı 80 metrekarelik büyüklüğü ile başladı. Editör: Miabelle Salzano         Frank Lloyd Wright’ın eserlerinden birinde yaşamayı hiç hayal ettiniz mi? 1,65 milyon dolar için hayalleriniz şimdi gerçekleşebilir. Kansas City, Mo’daki 3600 Belleview Bulvarı’ndaki üç yatak [...]
ARŞİV
Subscribe