Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
CAMERON SINCLAIR
Share 12 November 2018

Cameron Sinclair, küresel krizlere mimari çözümler arayan bir sivil toplum kuruluşu olan Architecture for Humanity’nin kurucu ortağıdır ve tasarım topluluğu ile dünyanın insani ihtiyaçları arasında bir kanal görevi görmektedir.

 

 

Mimar

 

 

Doğum tarihi: 16 Kasım 1973 Londra, Birleşik Krallık
Filmleri: Citizen Architect: Samuel Mockbee and the Spirit of the Rural Studio, Building Hope
Kitapları: Design Like You Give a Damn
Eğitim: University College London, Westminster Üniversitesi
Ödüller: TED Prize, National Design Awards, Bicentenary Medal of the Royal Society of Arts
Kurulan organizasyonlar: Architecture for Humanity, Open Architecture Network

 

 

Bir mimar olarak eğitim aldıktan sonra, Cameron Sinclair (daha sonra 24 yaşında) mimarların insani çabalarına becerilerini uygulamalarına yardımcı olan bir sivil toplum kuruluşu olan İnsanlık için Mimarlık’ı bulmak üzere Kate Stohr’a katıldı. Sadece 700 dolar ve basit bir web sitesiyle başlayan AFH , dünyanın her köşesinde konut sorunlarına yenilikçi çözümler sunan, insani tasarım için uluslararası bir merkez haline geldi.

 

 

İran’da depremden etkilenen Bam’ı yeniden inşa etmek, Afrika’da bir HIV / AIDS kliniği olarak ikiye katlayan bir futbol sahası tasarlamak, Afgan sınırındaki mültecileri barındıran ya da Katrina kurbanlarının yeniden inşasına yardım etmek, Sincap’ın mantığıyla İnsanlık için Mimari çalışması: ” lanet olsun ” (Sinclair ve Stohr, 2006′da piyasaya sürülen aynı isimli bir kitap hazırladı .)

 

 

Sürdürülebilirlik blogu Worldchanging.com’a düzenli olarak katkıda bulunan Sinclair, şu anda 2006 TED Ödülünü kabul ederken yaptığı dileklerden doğan açık mimarlık ağı üzerinde çalışıyor: mimarlar, hükümetler ve STK’ların yer aldığı küresel, açık kaynaklı bir ağ kurmak Dünyaya ev sahipliği yapmak için tasarım planlarını paylaşabilir ve uygulayabilir .

 

 

Açık Kaynak Mimarisinin Yükselişini Gösteren 5 Girişim

 

Mimarlıkta, belki de 20. yüzyılın müjdecisi olarak kabul edilen en önemli değişiklik, dünya çapında bir nüfus patlaması ve iki dünya savaşının tahrip edilmesiyle getirdiği konut temininin radikal bir şekilde yeniden düşünülmesiydi.

 

 

 

 

Elbette, Modernizmin konut tasarımını ve inşasını yeniden gözden geçirmesi bu yörüngenin bir parçasıydı, ancak Modernizm, müşterilere, tasarımcılara ve yüklenicilere ihtiyaç duyan geleneksel bir süreç tarafından desteklendi. Muhtemelen daha radikal olanı, ABD’de posta siparişi veren evler ve Walter Segal’in Birleşik Krallık’taki DIY ev tasarımları gibi az sayıda ufak tefek gelişmelerdi. Bu inisiyatifler, geleneksel inşaat sürecini kendi başlarına döndürmeye çalıştı, insanları mümkün olduğunca ucuz malzeme ve tasarım sağlayarak kendi evlerini inşa etmeye teşvik etti.

 

 

21. yüzyılda, bu saçma hareketlerin ruhu canlı ve iyi, ama parametreler biraz değişti: bireyciliğin yükselişi ve “teknolojiyi canlandıran” yeni teknolojilerle, odak, insanlara materyaller sağlamanın ötesinde kaymaya başladı. Sabit bir tasarım oluşturmak ve fikri mülkiyete erişimi iyileştirmek, daha fazla insanın ucuz ve etkili tasarımlardan faydalanmasını sağlamak. Geçtiğimiz on yıl, açık kaynaklı mimari tasarımın yayılmasını hedefleyen bir dizi girişimde bulundu – bunlardan beşini öğrenmek için okumaya devam ettiler.

 

 

Cameron Sinclair çalışmaları

 

İnsanlık için Mimarlık, insani krizlere mimarlık ve tasarım çözümleri geliştiren ve ihtiyaç duyulan topluluklara tasarım hizmetleri sunan bir 501 (c) 3 hayır kurumudur. Sinclair, Dokuz Sahra Afrika’da HIV / AIDS ile mücadele etmek için okul binaları, tsunami ve kasırga rekonstrüksiyonlarından tıbbi tesislerin geliştirilmesine kadar uzanan projelerde dokuz ülkede çalışıyor.

 

 

Sinclair, Westminster Üniversitesi’nde ve Londra’daki Bartlett Mimarlık Okulu’nda mimar olarak eğitildi. Çalışmalarında sosyal, kültürel ve insani tasarıma ilgi duydu. Yüksek lisans tezi, sürdürülebilir, geçişli konut yoluyla New York’un evsiz nüfusa sığınak sağlamaya odaklandı. Çalışmalarını tamamladıktan sonra, beş yıl boyunca tasarımcı ve proje mimarı olarak çalıştığı New York’a taşındı.

 

Sosyal adalet ve tasarımla uğraşan pek çok sergiye katkıda bulunmasının yanı sıra, Amerika Birleşik Devletleri ve yurt dışındaki okullarda ve yüksekokullarda düzenli misafir eleştirmeni ve öğretim görevlisi olarak hizmet vermiştir. İnsanlık için Mimarlık’a ek olarak, Acumen Fonu’nun konut danışma kuruluna hizmet eder ve ABD-Japonya Yenilikçiler Forumu’nun bir parçasıdır. 2006 yılında WorldChanging adlı kitabına katkıda bulundu: 21. Yüzyıl için Bir Kullanıcı Kılavuzu ve Kate Stohr ile birlikte, İnsanlık Krizine Mimari Yanıtlar: İnsan Hakları Kritiklerine Karşı Mimari Yanıtlar olarak adlandırılan İnsani Tasarım üzerine bir kitap üzerinde birlikte düzenlenmiştir. Hudson.

 

 

 

 

2004′te Fortune dergisi Cameron Sinclair’i “dünyayı daha iyi için değiştiren yedi insan” olarak adlandırdı. 2005 RISD Yılın Yükselen Tasarımcısı, Lewis Mumford Barış Ödülü ve Kate Stohr ile birlikte, Katrina Kasırgası’nın ardından konut ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmaları için Wired dergisi 2006 Rave Ödülü’nü de içeren sayısız ödülün sahibi oldu. insani krizlere açık kaynak çözümleri geliştirmek için çevrimiçi işbirliği ağı olan Açık Mimarlık Ağı’nın geliştirilmesi. Sinclair ayrıca 2006 TED Ödülünün üç kazananından biriydi. Bu ödül, “bu gezegende hayatı olumlu etkileyebileceğini” gösteren herhangi bir alandaki vizyonerleri onurlandırdı.

 

 

Ev paylaşımı servisi Airbnb, beş yıl içinde 100.000 kişiye geçici konut sağlama hedefine ulaşmasına yardımcı olmak için tasarımcı Cameron Sinclair başkanlığındaki şirket içi insani bir ekip kurdu.

 

Dezeen, daha önce İnsanlık için Mimarlık’ı kurmuş olan ve daha sonra Brad Pitt ve Angelina Jolie’nin insani yardım kuruluşu Jolie-Pitt Vakfı için çalışan Sinclair’in, bir dizi pilot proje yürüten San Francisco ile bir yıl boyunca işe başladıklarını anlıyor. Bu yaz takımın resmi olarak lansmanı için hazırlanıyor.

 

 

 

 

Ekip, mültecilere, doğal afetlerden etkilenen insanlara ve konut ihtiyacı olan diğer yerlerinden edilmiş insanlara konaklama sağlamak için Airbnb’nin ana bilgisayar ağından yararlanmayı hedefliyor.

 

 

Airbnb aracılığıyla evlerini kiralayan bir milyon insanı “iyi ev sahibi” olarak kaydetmeyi umuyor.

 

 

Ekip, Airbnb’nin kurucu ortağı ve tasarımcısı Joe Gebbia’nın, son zamanlarda 31 milyar dolar değerinde olan şirketin dünyadaki sorunları çözmeye yardımcı olmak için yaklaşık üç milyon ana bilgisayardan faydalanmasını sağlamak isteyen bir beyin fırtınasıdır.

 

 

Cameron Sinclear’la ilgili 2009 yılında mimdap’ta yayınlanan söyleşi:

 

 

İnsanlık için Mimarlık  / 8 August 2009

 

 

Cameron Diaz – Cameron Sinclear: İki Cameron Bir “Yeni Kamu Yararı”
İki Cameron (biri gerilim ve komedi filmlerinin yıldızı Cameron Diaz diğeri İnsanlık İçin Mimarlık Hareketi’nin -Architecture of Humanity- kurucularından ve aktivisti Cameron Sinclair…) Mississippi Nehri kıyılarında Katrina Fırtınası’ndan etkilenen alanlarda yapılan sosyal proje mahallerinde dolaşıyorlar. Türkiye’de NTV ekranlarında da yayınlanan söyleşiyi, içinde geçen önemli mesajlar açısından paylaşmayı uygun gördük.

 

 

 

 

 

Afrika’da yaşanan katliamlardan kaçanların barınma sorunundan (Siera Leone) New Oerleans’taki yerle bir olan hayata, yaşayanların yeniden tutunması için mesleki bilgisini taşıyan ve alternatifler sunan bir yaklaşımı, sözde değil sahici bir toplumculuk olarak görüp dikkatlerinize sunmak istiyoruz. Yaptıklarından öğrenen ve ortaya bir şey koyan alternatif kamu yararı yaklaşım için yol haritasının izleri bu çabalarda sanki görünüyor gibi…

 

 

Mimdap


 

 

Herkes Çevreci
Cameron Sinclair:Bu tür yeni deneyimler beni çok heyecanlandırır. Ülkenin bu bölgesi benim için çok özel bir yer ve buranın gelecek için yeniden yapılandırılmasına tanık olmak çok ilginç.Dayanıklı, çevreci ve yeşil evler yapıyoruz.
Cameron Diaz: Bu evler satılacak mı?
Cameron Sinclair: Satılacak, ama önce kasırga yüzünden evlerinden olan bölge sakinlerine teklif götürülecek.
Çevreciyim demiyorum çünkü herkes artık çevreci olmak zorunda. Bu sorumluluk hepimizin. Geri dönüşümlü boya kullandım, bu kapı da yeniden değerlendirildi. Yani amaç burada hiçbir şey atmayıp yeniden değerlendirmek.
Cameron Diaz: Çevre sorunlarına gösterdiğin ilgi ve desteğin sürdürdüğünü görmek çok güzel.

 

 

 

 

 

C. Sinclear:Dayanıklı yapılar inşa etmek ve insanları çevre sorunları konusunda eğitmek için hala yapılacak çok şey var. Bir yandan çevreci bina ürünleri kullanıp, bir yandan da enerji tasarrufu yapıyoruz. Felaketin vurduğu bir bölgede çevreyi ve insanlığı ilgilendiren sorunlara tanık oluyor.

 

 

Size bir şey göstermek istiyorum. Bu mahallenin kuzey tarafında bir zamanlar sergi ağaçlarıyla kaplı sulak bir alan vardı. Ama şuan orası sularla kaplı. Gemilerin New Oerleans’a kolayca ulaşmasını sağlayacak Mistigo kanalının inşaatı yüzünden sulak alanların önemi kayboldu gitti. Oysa o sulak alanlar fırtınanın etkisini azaltarak tampon görevi görüyor ve şehri koruyordu. Bu sorunu çözmenin tek yolu sadece kenardaki setleri değil, o değerli alanları kazanmak için çevresindeki alanı ve doğayı da yeniden biçimlendirmek olmalı.

 

 

C. Diaz: Doğal savunma.

 

 

C. Sinclear: Tabiat ana ne yaptığını biliyormuş öyle değil mi?

 

 

 

 

Doğal afetlere karşı savunma
C. Diaz: O sulak alanları etkisi altına alanlar hakkında hiçbir bilgim yoktu ve televizyonda da duymamıştım. Sulak alanların bu bölgenin hemen dışında yer alması ve sel felaketini engelleyebilecek olmasında haberim yoktu. Bulmacanın parçaları yerine oturdukça şaşırıyorum.Sanırım şimdi tekneye binmeye gidiyoruz.
C. Sinclear: Evet, New Oerleans’ı çevreleyen sulak alanları görmek için.
New Oerleans’ın hemen dışındaki alanları Beyrus gölü tatlı su yatakları çevrelemekte. Her yıl hektarlarca sulak alan yok oldukça kıyı şehirleri kasırgalar karşısında savunmasız hale geliyor.
Jack Willaurt: Merhaba, adım Jack Willaurt
C. Diaz: Merhaba Jack, nasılsın?
Jack Willaurt: Merhaba, tatlı su bölgesine hoş geldiniz. Bu teknelere bindiğinizde can yeleği ve kulaklık takmak zorundasınız. Çok gürültülü oluyor.
Su çok sığ ve kanallar çok dar olduğu için sulak alanlara bu teknelerle gidiyorlar.

 

 

 

 

 

Mississippi nehrinin sularının %42’si bu kanallarla denize boşalıyor. Nehir sularının taşıdığı dip çöküntüleri buralarda birikir. Güney Doğu Louisiana’nın tamamı bu çöküntülerle oluşmuştur. Nehrin burada şişe ağzı gibi daralması elbette faydalı olmuş, etrafında şehirler kurulmuş ama bir yandan da o çöküntüler zamanla aşınıp gidiyor. İşte biz bir kısmını yerine koymaya çalışıyoruz. Bu sulak alanlar kasırgaya karşı ilk savunma hattıdır. Hiç olmazsa yerel yönetimlere bunun nedenini anlattık. Yerel yetkililer durumun önemini anlamakta, işin komik tarafı federal politikalar yeniden işler hale geldi. Fırtınadan önce 5 ila 8 milyar dolar harcasaydık, o parayla bölgeyi koruyabilsek, düzenleyebilseydik, Louisiana kıyılarındaki setleri destekleyebilseydik ölümlerin %80 – %90’ına engel olabilir, ülke halkının vergileriyle toplanan 150 milyar doların yine %80 – %90’ını tasarruf edebilirdik. Uçakla buraya gelirken bir grup senatör arasında ‘bölgeye daha fazla para mı ayırsınlar, o parayı başka şeylere mi harcasınlar sorusunu tartışıyorlardı. Ekonominin mi yoksa yardımın mı daha önemli olduğunu kararlaştırmaya çalışıyorlardı. Yanlarına gidip doğru tercihler yapmak üzerine bir iki şey söylemek geldi içimden ama sonra vazgeçtim.

 

 

C. Sinclear: Neden söylemedin?

 

 

Jack Willaurt: Onlar farklı sınıfta oturuyorlardı. Devlet adamları New Oerleans’a kadar geliyorlar ama buralara hiç uğramıyorlar.

 

 

C. Sinclear: Bu bölgeye geliyorlar mı yani?

 

 

Jack Willaurt : Gelmiyorlar. Sizin kadar cesur değiller ama bir grup yetkili yakın zamanda buraya gelecek ve onlara bugünkü durumun önemini anlatmaya çalışacağız.

 

 

C. Sinclear: Keşke gelselerdi, ne iyi olurdu.

 

 

Jack Willaurt : Evet, keşke onları buraya davet etseydim.

 

 

C. Sinclear: Yarın tam da görmeniz gereken bir yere gidiyorum demeliydin.

 

 

Felaketler yıkıcı olduğu kadar sonra toplumları birleştirir
Jack Willaurt: Evet, Katrina Kasırgası, doğanın insanoğluna çok kızıp tepesi attığında neler yapabileceğini gösterdi. İnsanoğlu doğayla uyum içinde yaşamanın yollarını bulamazsa, sürekli savaşarak yaşamak zorunda kalır ki bu da gezegenimizin sonu demek olur. İşte o zaman başımız dertte demektir.

 

 

 

 

C. Sinclear: Bana bu gezegenin sorunlarını anlatan politikacılardan ve bilim adamlarından bıktım. Artık bu gezegen için doğru şeyler yapmalıyız. Ama bunu oturduğumuz yerden konuşarak yapamayız. Mimarlara elle tutulur, akılcı çözümler bulmak için becerilerimizden yararlanma imkanına sahibiz. Bu konu da hiç konuşmayalım ama aralarında benim de olduğum pek çok mimar ölüm tehditleri bile aldık. Çünkü sisteme müdahale ediyoruz ve bu çok tehlikeli. Siera Leone’ye arkadaşlarımızı gönderdik.Pek sevimli değil ama yapacakları şey eski bir savaş bölgesinde, düşman kesimden insanların bir araya gelerek dünya adına bir şeyler yaptığını görmek benim gibi biri için gerçekten çok önemli. Krular ve Tutsiler tarihin en büyük soykırımlarından birine imza attılar ama sonra inşaatlarda omuz omuza çalıştılar. O olayda pay sahibi olmak mükemmel bir duyguydu. Felaketler sonucunda yaşanan ev kayıplarını gidermiş bir örgüt kurmuş olmaktan çok memnunum, iyi ki bunu yapmışım.

 

 

C. Diaz: Sana bunları yaptıran gücün ne olduğunu çok merak ediyorum.

 

 

Toplumla empati kuran mimar…

 

 

C. Sinclear: 5 – 6 yaşındayken Londra’nın güneyinde 2. Dünya savaşında bombalanmış bir mahallede oturuyordum. Yıkılan evlerin yerine tuğla blokları oturtmuşlardı ve ayakkabı kutusunu andıran korkunç evlerdi bunlar. Farklı mahallelere yürüdüğüm zaman gerçekten çok hoş inşa edilmiş, birbirinden sevimli evler görüyordum. Oradakilerin sosyo-ekonomik durumu da bizimle aynıydı. Tabi o zamanlar bizim gibilere fakir deniyordu. Sosyo- ekonomik durum sözünü üniversiteye gidince öğrenip, kullanmaya başlamıştım. Ama oraları gezmekten çok hoşlanır, biz niye böyle evler de oturmuyoruz derdim. Eve dönünce Legolarımla küçük mahalleler inşa ederdim.

 

 

 

 

 

Evleri, sosyal etkinlik merkezleri, sağlık merkezlerini nasıl bir araya getirileceğini tasarlardım. Çocukken aklıma böyle şeyler yapmak gelirdi. Sonra mimar olmaya karar verdim. Ama mimar olmaktaki asıl amacım sadece müşterilerimin değil, bütün toplumun yaşam kalitesini yükseltebilmek.Bugün öğleden sonra Robinson Ailesini, onların evlerini görmeye gideceğiz. Döner sistemi, evi yerden yükseltecek biçimde tasarlandı. Federal yasalara evin yerden yüksekliği biraz daha az olmalıydı. Ama biz daha yükseğe çekmek istedik. Çünkü su seviyesi bu bölgede tüm alanı belirlediği gibi tüm dağ yükseğe çıkmıştı. Ama bu projede ve diğer projelerde evlerin her zaman doğal yapıya uygun olmasına dikkat ettik. Çünkü bloksebin muhteşem bir doğal yapısı var ve hiç olmazsa mimari bu doğal yapıyı gözler önüne sermekteydi.

 

 

Anlatıcı: Odi ve Andrea Robinson’ın evi Katrina Kasırgası’nda yıkılmıştı. 3 yıldır Pima tarafından verilen bir römorkta yaşıyorlardı. İnsanlık için mimari, onlar için yeni evlerini inşaat etmeye gönüllü oldu.

 

 

Yıkılan hayatların arasında yeniden mücadele

 

 

C. Diaz: Merhaba nasılsınız, ben Cameron.

 

 

C. Sinclear: Merhaba, burası ne kadar güzel, çok serin. Bize evinizi gösterir misiniz?

 

 

 

 

 

 

Andrea Robinson: Broksi’de inşa ettiğimiz tüm evler 100 bin dolar değerinde. 3 odalı ve aylık geliri 28 bin doların altında olan aileler için inşa edildi, bu ayrıcalıklı bir tasarım değil. Mütevazi ve etik bir ev. Ben buna etiğin ve estetikle evliliği diyorum. Siz evin temel direğisiniz. Bu insanlar evleriyle birlikte her şeylerini yitirdiler. Bir anlamda her şey yeniden başlıyor.

 

 

C. Diaz: Hiç kimse buradaki yıkımın, yaşanan büyük felaketin boyutları hakkında bilgi sahibi değil. Siz gösterdikçe beni etkileyen o kadar çok şeyle karşılaştım ki.

 

 

C. Sinclear: Kimse Katrina’nın bu kadar kötü olacağını beklemiyordu. Burada yaşayan herkes kasırganın çıkabileceğini bilir. Her zaman bir tehlikenin ya da felaketin yakınında yaşayan insanlar olacak. Katrina bir ısınma hareketi oldu. Küresel ısınma konusu açılınca herkes deniz seviyesinin yükselmesinden ve bunun tehlikesinden söz ediyor. Ama sürekli tekrarlanan fırtına ve kasırgalar daha çok zarar veriyor, daha da şiddetli olacak. bu yüzden daha sağlam evler inşa etmeliyiz.

 

 

C. Diaz: İnsanların hayatını etkilediğini daha öncede görmüştüm ama burada daha da somutlaştı.

 

 

C. Sinclear: Seni onlarca eve götürebilir, ailelerle konuşabilir, haftalarca ayrılamayız.

 

 

 

 

Hayata tutunmanın yeni biçimleri

 

 

C. Diaz: Çünkü yaşadıkları şeyleri anlatmak için can atıyorlar.C. Sinclear: Ama sadece felaketi değil, nasıl hayatta kaldıklarını da anlatmalılar.

 

 

C. Diaz: Çünkü yaşananlar sana da hiç yabancı gelmiyor ve hepsi senin de hayatının bir parçası olmuş.

 

 

C. Sinclear: Dünyanın dört bir yanında yüzlerce hevesli insan bir şeyleri değiştirmek için çaba harcıyor ve sözcülüklerini üstlendiğim için çok mutluyum. Ben sadece onların amigosuyum. İnsanlara yakışan evler inşa ederim ve toplum içinde bir aile kurgusunda olmalarını sağlarım. Bu insanları römorktan çıkardığım an, hayatımın en mutlu anlarından biriydi.

 

 

 

 

C. Diaz: Bütün bunları nasıl yaptığını gördükçe, bunlar bana ilham veriyor.
Mesleğinin ilk üçte birlik döneminde neler başardığını ve bundan sonrasına ait planlarının neler olduğunu biliyoruz.

 

 

C. Sinclear: Artık neleri başarmak istediğimi bilmiyorum bile. 20’li yaşlarda ileride ne yapacağıma dair hiçbir planım yoktu. Ama şimdi planlarımı eskiden yapmadığım kadar büyük bir titizlikle belirliyorum.
Filmlerinde tür ayrımı yapacak mısın?

 

 

 

 

Cameron Sinclear ve İnsanlık için Mimarlık Ekibi
Söylediklerin içime işledi
C. Diaz: Tür ayrımı yapıp yapmayacağımı bilmiyorum. Sinemayı seviyorum. Seyircilerin sinemaya gelerek gündelik yaşamlarını unutturabildiğim, güldürebildiğim, ağlatabildiğim ya da düşündürebildiğim için mutluyum. Ben biraz bencil oldum ve kendi ihtiyaçlarımı düşünmek istiyorum. Bana kimse bak böyle yap demedi.

 

 

 

 

 

C. Sinclear: Herkes kendi seçer ve birilerinin kendilerini etkilemesini bekler.

 

 

C. Diaz: Beni etkileyen de siz olduğunuz. Son birkaç gündür sizi izledim ve sizden çok etkilendim, gerçekten de söylediklerin içime işledi, çok şey öğrendim.

 

 

C. Sinclear: Bir daha ki gelişimizde ev bitmiş olacak. Asıl büyük resme bakmak gerekiyor

 

 

 

 

 

 

C. Diaz: Burada tanıştığım insanlardan çok şey öğrendim, çok etkilendim.Hem ilham verdiğin hem de iç ve dış güzelliğin için çok teşekkür ederim.
Architecture for Humanity ve Cameron Sinclear
Architecture for Humanity (İnsanlık için Mimarlık), Biloxi’deki Umut Koordinasyon Merkezi altında işleyen en önemli organizasyonlardan biridir. Katrina Fırtınası toprak kaymasına neden olduğunda Biloxi, tam yolunun üzerindeydi ve fırtınada 150′den fazla can aldı. Cameron Sinclear ve İnsanlık için Mimarlık organizasyonu burada, gelecekte meydana gelebilecek fırtınalara dayanıklı ekipmanlarla donatılmış yeni evler inşa ediyor.

 

 

 

 

Cameran Sinclear, 32 yaşındayken, İnsanlık için Mimarlık girişimiyle prestijli TED ödülüne layık görüldü. Geçmişte TEDödülünü kazananlar arasında Bill Clinton, Bono ve fotomuhabir JamesNachtway bulunuyor.

 

 

 

 

Kaynaklar:
Arch Daily
Dezeen
Mimdap

 

3 Yorum
  1. Hayranlık uyandıran bir çaba ve mimarinin özünü topluma yarar olarak görebilenler için tam bir kahraman

    Dolunay Küçükağaoğlu | 16 November 2018

  2. Kamucu mimarlık. 1975 lerdeki TMMOB ve anlayışları gibi halkın yanında bir mimarlığın savunucusu Sinclair’i selamlıyorum.

    Cemal Kozlu | 19 November 2018

  3. bu yaşta yaptıklarına bakar mısınız? hepsi de yoksullar, felakete uğramış topluluklar için.

    pervin karataş | 23 November 2018


Yorum yazmak için


Sondern-Adler Evi serüveni, usta mimarın daha sonra boyutunun üç katından daha fazla olacak bir genişleme tasarlamadan önceki mütevazı 80 metrekarelik büyüklüğü ile başladı. Editör: Miabelle Salzano         Frank Lloyd Wright’ın eserlerinden birinde yaşamayı hiç hayal ettiniz mi? 1,65 milyon dolar için hayalleriniz şimdi gerçekleşebilir. Kansas City, Mo’daki 3600 Belleview Bulvarı’ndaki üç yatak [...]
ARŞİV
Subscribe