Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Resmi Vandallar İşbaşında…
Share 8 October 2018

RESMİ VANDALLAR YİNE İŞBAŞINDA! PAMUKKALE KIRMIZI SU VE ZEYTİN YAYLASI TEHLİKEDE!

 

Süleyman BOZ

 

 

Denizli ili doğal, tarihi ve mimari değerler bakımından çok zengin bir il. Meandros’un (Büyük Menderes Nehri) hemen yakınında, Lykos Çayı Vadisi (Şimdiki adı Çürüksu) ile iç içe, İç Ege’nin merkezinde, İzmir’den sonra bölgenin ikinci büyük merkezi. Lykos Vadisinde yer alan Antik Kentlerin; Colossea, Laodikeia, Hierapolis ve Tripolis’in komşusu. Hatta Laodikeia ile iç içe girmiş bir kent merkezi Denizli.

 

 

18 Büyük antik kente sahip, ören yerleri ile birlikte 52 antik yerleşim yerini barındırmış tarihi bir merkez Denizli. Etrafını çeviren dağları; Katmos (Honaz), Çökelez Dağı (Pamukkale sularının çıktığı Dağ), Salbacos ( Babadağ), Karcı dağı ile çevrili güzel bir yerleşim merkezi. Dağları şairlere ilham vermiş;

 

 

Denizli Karcı Dağı

 

 

 

“Her horoz kendi çöplüğünde
Denizli horozu her yerde öter.
Ne güzel dağların var Denizli
Mavi mavi yeşil yeşil tüter
Horozun hakkını horoza
Dağların hakkını dağlara verelim.
Al gözüm kınalı paleti ele
Şöyle ressam gözüyle seyredelim” (1)
Antik ve doğal kültür mirası olarak Pamukkale/Hierapolis saydığımız bu değerler içinde öne çıkmış. Daha çok tanınan bir yer. Ama diğer antik ve doğal yarlerimiz de en azından

 

 

ÇAL, Apollon Leirbenos Tapınağı Kalıntıları. Görünen nehir Büyükmenderes

 

 

Pamukkale kadar önemli ve değerli. Çal’daki Apolon Leirbenos tapınağını, Attuda ören yerini, Osmanlı ve Selçuklu döneminden kalma Ahşap Camilerimizi, Kale’deki Tabea Antik kentini ve içindeki 1865 yılından kalma Cevher Paça Camii’ni (2) nasıl Pamukkale/Hierapolis’ten değersiz sayabiliriz ki?

 

Kale, Antik Tabea Kenti içindeki Cevher Paşa Camii (Mimarlar Odası Girişimi ile restore edildi)

 

 

Honaz Dağı eteklerindeki gözeleri (Su kaynaklarını) Menderes nehri üzerindeki Tarihi Taşköprüleri, Güney’in şelalesini, Kösten (Aydınlar) Köyü’nün özgün halk mimarisi örneği evlerini (3)nasıl yok sayabiliriz?
PAMUKKALE ÖRNEĞİNE RAĞMEN,
DENİZLİ; YIKIMLAR VE YAKIMLAR VİLAYETİ!
Ama Denizli’de son yarım yüzyılda yaşayan çoğu kamu yöneticileri, belediye yöneticileri, söz sahibi bürokrat ve daire müdürleri Denizli’nin bu tarihi, mimari, doğal değerlerini, eserlerini görmezden gelmiş! Yok saymış!. İstiklal Mahallesi, Feslikan, Çaybaşı (4), Gürcan

 

 

 

 

 

Mahallelerindeki tarihi, özgün Denizli konakları ve evleri bu idarecilerin marifeti ile yok edilmiş. Yıkılmış, yakılmış, tahrip edilmiş. Güzelim Pamukkale travertenlerinin orta yerine, antik suyun göbeğine vatandaş otel, Jandarma Karakol, Belediye tesis, Vilayet dinlenme tesisi yapmış!.. Pamukkale’deki Kale’nin içine bu devletin yetkilileri Otel (Tusan Otel) (5) yaptırmış. Tapu da vermiş üstelik. Travertenlerin üstüne Koru ve

 

 

Pamukkale, Kale surları içinde, travertenler üzerine yapılmış olan TUSAN Otel (Mimarlar Odası Pamukkale Koruma Girişimi sonucu yıktırıldı)

 

 

Mistur oteller gibi konaklama tesisleri yaptırmış. Ruhsat vermiş. Ama 50 yıl süresinde bu yapılanların yanlış olduğunu, bunların bir tarih, doğa, mimari miras kıyımı olduğunu Mimarlar odası ve bağlı olduğu meslek örgütü TMMOB haykırmış!. İtirazlar etmiş, davalar açmış. Tehditler edilmiş. Sonunda hak, hukuk, adalet, bilim, çağdaş dünya Mimarlar Odasının mücadelesini, savaşımını haklı bulmuş.

 

Pamukkale Antik Su Kaynağı kıyısında Valilik Özel İdare Dinlenme Tesisleri (Mimarlar Odası’nın girişimleri ile yıktırıldı)

 

 

PAMUKKALE/HİERAPOLİS’te antik suyu çevreleyen Özel İdare Tesisleri (Yıktırıldı)

 

 

 

PAMUKKALE Travertenleri, arkada Kale surları (Sur içinde, traverten üstünde yaptırılmış olan Tusan Otel Yıktırıldı.

 

 

Pamukkale (6) bu gün düzenli bir antik kent vasfına kavuştu ise, içindeki oteller ve resmi yapılar yıkıldı ise bunun baş aktörü Mimarlar Odası ve geçmiş Genel Merkez ve Şube

 

 

Denizli Erkek Sanat Meslek Lisesi Taş Atölyeleri (Mimarlar Odası’nın açtığı dava sonucu, yıkım ihalesi aşamasında durduruldu. Şimdi Kent Müzesi Yapılacak.)

 

 

Denizli Erkek Sanat Meslek Lisesi Taş Atölyeleri

 

 

yönetimleridir. Kent içinde (Sanat Okulu Taş Atölyeleri gibi) (7) ya da İl içinde (Cevherpaşa Camii ve Tabea Antik Kenti gibi) tarihi ve mimari miras korundu ise Mimarlar Odasının müdahaleleri, uyarıları veya yasal mücadeleleri sayesindedir.
OKUMUŞ VANDALLARIN GADRİ!..
Denizli’yi 50 yıldır yönetenler “Nasıl olsa bizde çok var..” diyerek tarihi evlerin yıkılıp yakılmasına seyirci kalmışlar, hatta bazı ünlü ve artist mimarları Denizli’deki tarihi ve mimari mirasın yok edilmesine öncülük etmişler, yıkım raporları vermişlerdir. (Tescilli Eski Hükümet Binası gibi, Önce Tescilli Sonra tescili kaldırılan(!) Ulu Cami Maili İnhidam Kararlarına imza atan oda yöneticisi mimarlar ve İnşaat mühendisleri gibi) . Denizli’de bir türlü Doğal, Tarihi, Mimari miras ve değerlerin korunma anlayışı gelişmemiştir. Har soluk, çok hızlı şekilde bu değerlerin yok edilmesi devam etmektedir.

 

 

Av. Hulusi Oral Evi (Tescilli Olan Ev 2018 Yılı Başlarında Yakıldı)

 

 

Bu yok etmenin en taze örnekleri Tescilli, tarihi ve mimari miras Hulusi Oral Evi yangını (8), Pamukkale-Karahayıt’taki Kırmızı Su’yun Doğal Sit’ten çıkarılması girişimleri, ve Karcı dağı sırtlarında yer alan, tarihi ve doğal sit Zeytin Yaylası.

 

 

Zeytin Yaylası’ndaki Doğal Sitin tahribatını gösterir fotoğraf.

 

 

DENİZLİLİ ÇEVRECİLER VE KORUMACILAR; Zeytin Yaylası’nda yaptıkları Basın Açıklamasında.

 

 

Zeytin Yaylasındaki (9) su kaynaklarının, arkeolojik ören yerinin tahribatı ve hukuksuz şekilde, kadim su hakkının resmi kurumlar tarafından (Orman idaresi ve Üniversite) halka rağmen gasp edilmesi girişimleridir. Bu değerler saldırı, imha, yok etme girişimlerine karşın ancak bir avuç kişi ve çok sınırlı kurum mücadele etmekte, halktan ve idareci kesimlerden destek görmemektedir. Denizli tarihsel viranlaşma sürecini çağdaş Vandallar (!) eli ile çok hızlı bir şekilde yaşamaktadır.
KORUMACILAR HEP YALNIZDIR!..
Bu satırların yazarı dahi Denizli’deki koruma mücadelesinde yer yer kendi odası ve genel merkezi tarafından yalnız bırakılmış, girdiği yasal süreçlerden (Ulu cami ile ilgili eski başkanın açtığı dava ile artist mimarın açtığı davalar gibi) başarı ile çıkmıştır. Baş yıkımcı, kentin “terminatörü” Bol sakallı artist mimarlar, Denizli Mimarlar Odasında bile dönem dönem (C.Z ve S.Bil.) baş tacı edilmiş, dönem faaliyet raporlarında bir matah gibi gösterilmiştir.

 

 

Denizli İktisat Bankası (Türkiye’nin ilk özel bankası. Yıktırıldı, yerine beton blok dikildi!)

 

 

Soldaki Fotoğrafta Yıktırılan İktisat Bankası, Sağdaki Fotoğrafta son durum..

 

 

İktisat Bankası Yerine Dikilen Beton Blok! (Burgan Bank) -Sağda Denizli Ticaret Odası

 

 

Aynı Açıdan Yıkılan İktisat Bankası (Sağda Denizli Ticaret Odası Binası)

 

 

Ama Tarihi İktisat Bankasını, Cumhuriyetin 1. Mebuslarından Yusuf Başkaya Konağını, Danışmanlığı süresinde Ulu Camiiyi ve daha bir çok mimari mirası (Çaybaşı’ndaki kendi evleri dahil) yıkımına sebep olan bu kılavuzlar Tarihte her daim “Okumuş Vandal” olarak başı eğik yer alacaklardır.
Bu Vandalların son hedeflerinden biri Pamukkale-Karahayıt Kırmızı Su(10) bölgesidir. “Kırmızı Su” adıyla bilinen doğal sit alanı Hierapolis kadar önemlidir. Pamukkale’den farkı, çıkan yer altı suyunda, kalsiyum yanında demir, sülfür, demir oksit bulunması, bundan dolayı oluşma sürecindeki travertenin sarı ve kırmızı şeklinde renk almasıdır. Dünyada traverten oluşumunun capcanlı izlendiği nadir yerlerdendir Kırmızı Su ve Pamukkale. Kırmızı su, geçtiğimiz yıllarda, bazı kasaba (Karahayıt) belediye başkanları tarafından kaynağın üzerindeki travertenler, dozer ve iş makinelerince kazılmış, tıraşlanmıştır. Neymiş, kaynağın daha fazla akışı sağlanacakmış? Allah akıl fikir dağıtırken bu Dangozlar nerdeymiş diye sormak hakkımızdır.
KIRMIZI SU’DA AYNI TEZGAH!..
Güncel vaka; Denizli-Aydın bölgesi Tabiat Varlıkları Koruma(ma) Kurulu, Kırmızı Su bölgesini Doğal Sit’likten çıkarmayı gündemine almıştır!.. Allah Akıl Fikir versin!.. Gerekçe;

 

 

Pamukkale KIRMIZI SU Termal Kaynağı ve Doğal Sit Alanı

 

 

Efendim oradaki su başka yerden boru ile taşınmış su imiş.. Doğal, Ünik değilmiş. Yapay bir oluşummuş.. vesaire vesaire!” Her ne şekilde oluştuysa, siz sonuca ve ortadaki esere bakın ey Vandallar!.. Yıllardır burası bu şekilde doğal sit idi de şimdi değişen ne? Değişen sizin koruma anlayışı, vatanseverlik bilinciniz, “milli ve yerli” değerlere “yıkıcı” bakışınızdır. Lütfen bu bakışınızı, anlayışınızı değiştirin. Milli, yerli, doğal, tarihi, etnografik, beşeri, otantik, folklorik değerlerimize sahip çıkınız. Onların celladı olmayınız. Bu değerler için düzmece, bahane raporlar ile kalem kırmayınız!.. Tarih, doğa, bu millet bunların hesabını sorar. Bu eserlerin ahı üzerinizde kalır. Geçmişte tarihi camilerimizi yıkanlar onmadı. Sizler de onmazsınız, olmazsınız!.. Tanrının yarattığı değerlere karşı bari biraz saygılı olun ey koruma kurulu üyeleri? Hangi biriniz Kırmızı Su’daki küçük bir traverteni yaratabilirsiniz? O zaman neden böyle bir yerin yok edilmesine aracı oluyorsunuz? Yapmayın, yazıktır, günahtır, zulümdür!..
“DIŞ GÜÇLERİN” OYUNU OLMASIN?!..
Koruma kurullarındaki üyelere bir şey daha hatırlatalım; Denizli Tarihi Ulu Cami (11) ülkenin en değerli blim insanları, profesörleri, sanat tarihçileri, mimarları ve arkeologlarının oluşturduğu Koruma Kurullarınca (İzmir 2 Nolu KTVKK) Mimari ve Tarihi Sit olarak tescillenmişti. Değişen iktidarlar, yerel yönetimler ve Koruma Kurulları dönemlerinde gelen taleplere göre SİT Kararı değiştirildi, yumuşatıldı, sonunda “Kitabesinden başka bir değeri yoktur. Kitabesi de Müzeye kaldırılarak yıkılabilir..” Kararlarına dönüşerek

 

 

 

 

ULU CAMİİ YIKILDI!.. Şimdi aynı süreç Kırmızı Su vakasında önümüze getirilmektedir. Var olan koruma kararı kaldırılmak istenmektedir. Yarın Zeytin Yaylası’nda önümüze getirilecektir. Gerçekten merak etmeye başladık, bu ülkenin milli, yerli, tarihi, tabii, mimari değerlerini yok ettirmek için arkanızda yoksa “Dış Güçler” mi var? Sorumuzun cevabını istiyoruz.
Fazla lafa gerek yok, Eeeey Koruma Kurulları; ülkenin değerlerini lütfen yok etmeyiniz!.. Bizleri uğraştırmayınız, zamanımızı, emeğimizi, ömrümüzü çalmayınız!..
1 Yorum
  1. İnsan inanamıyor değil mi olanlara? Süreci inceleyen Süleyman bey gibi biri olmasa balık hafızalı toplumsal düzende ne gitti ne kaldı haberimiz olmayacak. Alıştırıldık çünkü.

    nafiz yıldırım | 11 October 2018


Yorum yazmak için


Birinci derece arkeolojik SİT alanındaki Bodrum Kalesi’nde yapılmak istenen restorasyon Muğla 2’nci İdare Mahkemesi’nce iptal edildi. Mahkeme, Bodrum Kalesi için oybirliğiyle ‘Korunarak gelecek nesillere aktarılmalı’ kararı verdi.       Bu kez mahkeme kararı yıkım başlamadan geldi. Muğla 2’nci İdare Mahkemesi, dünyanın ikinci büyük arkeoloji müzesi olan ve UNESCO’nun Korunması Gerekli Kültür Varlıkları Listesine aday [...]
ARŞİV
Subscribe