Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Toprağın 50 santimetre altından 2 bin yıllık tarih çıktı
Share 14 September 2018

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesindeki Satala Antik Kenti’nde kazı çalışmaları devam ediyor. Kazı alanında toprağın 50 santimetre altından 2 bin yıllık Roma dönemine ait eserler ortaya çıkıyor.

 

 

 

 

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesine bağlı Sadak köyü sınırları içerisinde Roma’nın 15. Lejyonu’nun yaklaşık 600 yıl hüküm sürdüğü bölgede başlatılan kazılarda 100 metrekarelik bir alanda toprağın 50 santimetre altında 2 bin yıllık Roma ve Bizans dönemine ait çok sayıda duvar ve eser çıkması arkeoloji dünyasını heyecanlandırdı.

 

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan kazı çalışmalarını Bartın Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şahin Yıldırım başkanlığındaki heyet sürdürürken, 25 kişilik ekiple yaz başından beri devam ettirilen çalışmalarda şimdiden çok sayıda eser ortaya çıkarıldı.

 

 

Roma İmparatorluğunun askeri düzenlemeleri kapsamında doğuda Sasanilerle oluşturduğu sınır hattı çalışmaları kapsamında bilinen 4 lejyon kalesinin yer aldığı Anadolu’da günümüze kadar gelen tek lejyon kalesi olan Satala’da kamulaştırma çalışmalarının tamamlanmasının ardından kazı çalışmalarında ana çalışma yeri olarak lejyonun kalesinin olduğu yer tercih edildi.

 

 

’15. LEJYONUN BURADA YAŞADIĞI KESİNLEŞTİ’

 

 

Tarlanın 50 santimetre kadar altından itibaren yapı kalıntılarının karşılarına çıkmaya başladığını kaydeden Doç.Dr. Şahin Yıldırım, “Toprağı kazar kazmaz biranda bulgular ortaya çıkmaya başladı. Kazar kazmaz Roma’nın 2 bin yıllık ana kampının lejyon duvarları karşımıza çıktı. Bununla beraber hemen onun alt seviyelerinde ise 600 yıl boyunca kullanmanın getirdiği etkiyle bu mekanlar işlev değişikliğine gitmiş ve ocaklar karşımıza çıkmaya başladı. Daha sonraki evrelerde burası başka bir yapının mutfağı haline dönüştürülmüş. Bir zamanlar komutanın ana kampı iken daha sonra mutfak yapısına dönüşmüş durumda. Ortaçağa ait bir çok bronz sikke buradaki yapıyı tarihlendirmemizi sağladı. Bunlar ekiplerimiz tarafından çözülmesi yapılıyor. Lejyon grupların yapmış olduğu damgalı mühürlü tuğlalar da karşımıza çıkmaya başladı. 15. Lejyonun burada kesin olarak yerleştiğini bu bulgulardan görebiliyoruz. Buradaki kazılar çok uzun soluklu olacak. 20 hektara yakın bir alan leyjon kampının olduğu yer. Kentin ana çevrelendiği yer ise 60-70 hektarlık alan” dedi.

 

 

GÜNÜMÜZE KADAR GELEN TEK LEJYON KALESİ

 

 

Satala’nın tarihsel açıdan çok önemli bir yer olduğunu anlatan Yıldırım, şöyle konuştu:

 

 

“Burada Tunç çağından itibaren çevrede yerleşim izlerine rastlanıldı. Ama ana merkezde ise Helenistik dönemden erken evreye giden bir bulguyla henüz karşılaşılmadı. Satala’nın tarihteki asıl önemi ise milattan sonra 1.yüzyıldan itibaren Roma İmparatoru’nun yapmış olduğu askeri düzenlemelerle doğuda Sasanilerle bir sınır hattı oluşturmuşlar. Bu sınırlara da 4 lejyon kalesi yerleştirilmiş. Günümüze kadar gelen tek lejyon kalesi ise Satala. Zeugma’daki henüz bulunmuş değil. Samsat’taki su altında kaldı. Diğer de modern yerleşimin altında. Yani günümüzde bu gördüğünüz lejyonların ana kalelerinin tek örneği durumunda olan yer Satala. Bu bakımdan da çok önemli. Daha öncesinde Roma buraya 16. Lejyonu’nu gönderiyor. Daha sonra o lejyon kaydırılarak buraya 15. Apollinares lejyonunun gönderildiğini görüyoruz. Bu lejyon burada 500-600 yıl kadar kalıyor ve Sasaniler’le olan mücadelede hep ön plana çıktığını görüyoruz.”

 

 

‘LEJYONA AİT 2 ANA BÜYÜK DUVARLA KARŞILAŞTIK’

 

 

Kazıya Legatus olarak bilinen lejyon komutanının ana üssünden başladıklarını hatırlatan Yıldırım, “Burayı özellikle tercih ettik. İlk çalışma alanı olarak bu bölümü belirledik ve kamulaştırması tamamlanmıştı. Lejyona ait 2 ana büyük duvarla karşılaştık. Sementium harçlı bu iki ana duvar lejyonun ana duvarları. Arada görünenler de Bizans döneminden itibaren mekanlar haline getirilmiş. Selçukluların tam gelme evresinde bu alandaki bütün faaliyetlerin terk edildiğini görüyoruz. Büyük olasılıkla 1071’li yıllarda bu kalenin kullanımı son bulmuştu. Satala’da bir diğer önemli alan olan nekropol alanında çalışması düşünüyoruz ki bu yıl başlattık. Bu alanda lejyonerlere ve yüzbaşı rütbesindeki kişilere ait mezar taşları daha önceki yıllarda bulunmuştu. Bu alanlarda lejyonerlere ve lejyonla bağlantılı mezarlık alanlarına yönelik çalışmalar gerçekleştirdik. Bir de tapınağın olduğu alanda çalışmalar gerçekleştirildi. Kazıların ana destekçisi durumunda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, ayrıca Gümüşhane Valiliği, Kelkit Kaymakamlığı ve Kelkit Belediyesi ve Bartın Üniversitesinin bu kazılara çok ciddi katkıları var. 25 kişilik bir ekibimiz var. Geçen yıl daha çok altyapıya yönelik çalışma yaptık. Bu yıl ilk çalışmamız nerede ne var yönünde. Ana çalışma yerimiz lejyonun kalesinin olduğu yer olarak tercih edildi. Bu alanda yoğunlaşıldı” diye konuştu.

 

 

TURİZME KAZANDIRILACAK

 

 

Satala’nın Türkiye’deki tek örnek olduğunu anlatan Yıldırım, “ Satala Antik Kenti’nin haricinde başka bir lejyon kalesinin olduğu bir yer yok. Sadece Zeugma’nın olduğu yerde var o da henüz tam ana kamp bulunmuş durumda değil. Buradaki amacımız bütün bu lejyon kalesini ortaya çıkartmak ve bu lejyon yapısının restorasyonunu tamamlamak ve içerde bunu kurgulamak. Modellenerek canlandırmayla turizme kazandırılacak” ifadelerini kullandı.

 

 

Yürütülen çalışmaları beraberinde Kelkit Kaymakamı Naif Yavuz, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ekrem Akdoğan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Ateş, Kelkit Belediye Başkanı Ünal Yılmaz ve Gümüşhane Müzesinde görevli Arkeolog Elif Öktem’le birlikte yerinde inceleyerek yapılan kazılar hakkında Doç. Dr. Şahin Yıldırım’dan bilgi alan Gümüşhane Valisi Okay Memiş, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Roma İmparatorluğu döneminde Doğu’da en uçtaki askeri birliği olan 15. Lejyon’un konuşlandığı yerin Satala olduğunu söyledi.

 

 

Bugüne kadar alandan çıkan yüzlerce eserin Türkiye’de Erzurum ve İstanbul’daki arkeoloji müzelerinde sergilendiği Satala’da bilinen en değerli parça 1872 yılında bulunan ve paha biçilemeyen bronz Afrodit büstü ise İngiltere’deki The British Müzesi’nde sergileniyor.

 

 

 

 

Kaynak : Cumhuriyet


Yorum yazmak için


Tasarım: Christensen & Co               Kompakt dolgu tasarım, sosyal olarak savunmasız vatandaşlar için dokuz küçük daire içermektedir. İnşaatın cephesi sadece 10 metre genişliğindedir, mimarinin bu fiziksel sınırlaması tasarım kalitesine dönüştürülür, çünkü her bir katın sadece iki dairesi genç sakinlere mahremiyet duygusu verirken aynı zamanda bir topluluğun parçası olmanın güvenliğini [...]
ARŞİV
Subscribe