Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
SHIGERU BAN
Share 6 August 2018

Shigeru Ban 1957 yılında Tokyo’da dünyaya geldi. Babası bir iş adamı annesi ise kadın giyim markası olan ‘’Haute couture’’nin tasarımcısıdır. Babasının müziğe olan düşkünlüğü Ban’ ı da erken yaşta keman öğrenmeye teşvik etmiştir. Böylece Ban sanatla o zamanlarda tanışmıştır. Evlerine gelen işçileri izlerken duyduğu hayranlıkla birlikte de ahşaba olan ilgisi başlamıştır.

 

 

 

Ban ilkokul ve ortaokulda sanat ve zanaata olan düşkünlüğünü gösterme fırsatı bulmuştu. 9. Sınıfın yazında yaptığı ev modeli okulda sergilendi.

 

 

 

 

 

Güney Kaliforniya Mimarlık Enstitüsü’nden mezun olan Shigeru Ban mimarlık hayatına geleneksel Japon mimarisinden etkilenerek başlamıştır. Shigeru Ban; çevreye olan saygısı ve ekolojik yaklaşımıyla yenilenebilen malzemeleri kullanarak olağanüstü strüktürler oluşturmuştur. Suya karşı yalıtılmış karton, kağıt boru, bambu, prefabrike ahşap gibi doğayla bütünleşen yenilikçi malzemeleri kullanması; onun gelenekseli modernle birleştirme konusundaki yaklaşımını yansıtır.

 

 

Geçici barınaklardan biri

 

 

Shigeru Ban, Afrika’da katliamlar yüzünden göçenler için tasarladığı ‘’Geçici Barınaklar’’ projesi, Türkiye’ de yaptığı Acil Deprem Konutu projesi gibi projelerle; çevreci ve insani kaygılarını sosyal problemlere olan radikal yaklaşımıyla ifade etmektedir. Shigeru Ban’a göre mimarlık; barınma ihtiyacını karşılarken insanların yaşam kalitesini artıran ve dünyanın iç güzelliğini kutsayan yeni mekanlardır. Ban tasarımı bir sosyal sorumluluk olarak ele almıştır. O’na göre tasarım oldukça sağlam, ucuz ve kolay hayata geçirilebilir olmalıdır.

 

 

 

 

Bu anlayış doğayla mimariyi birleştiren organik yaklaşımı da açıklamaktadır. Ban‘ın tasarım felsefesi; Alvar Aalto‘nun yapıtlarından esinlendiğini ve onun öğretilerini devam ettirdiğini gösterir niteliktedir. Aalto 30’lu yıllarda Japon mimarisinin doğaya olan duyarlığı ve zanaatkârların becerilerinden de etkilenmiş ve yapıların doğayla uyumu onun amaçlarından biri olmuştur. Yıllar sonra Shigeru Ban’ın yapılarında da aynı kaygının ve yaklaşımın devamını görmek mümkündür.

 

 

 

 

2007 yılında Londra’da düzenlenen Barbican Sanat Galerisi’nde modernist hareketi, hareketin geçmişiyle şimdiki hali ve muhtemel geleceği ile bir araya getiren bir sergi düzenlendi. ‘’Shigeru Ban’ın Gözlerinden’’ isimli sergi büyük Fin tasarımcı Alvar Aalto ile Japonya doğumlu Ban’ın kendi benzersiz mimari yolculuğu arasındaki benzerlikleri göstermiştir. Vurgu; mimariyi elitist, maddiyat güdümlü, sembol yaratma odaklı çevrelerden koparıp ‘temel ihtiyaç’ kavramına odaklanan hümanist, duyarlı ve romantik eserler üzerineydi.

 

 

 

 

Sergide Shigeru Ban’ın çalışmaları, kağıt, bambu ve ahşap ile yapmış olduğu deneyimleri tanıtmaktaydı. Ban ilk kez 1986 yılında Tokyo’da Alvar Aalto sergisini yaparken kağıttan yapılmış boruları strüktürel eleman olarak kullanmıştır. Bu çalışmadan sonra geri dönüşümlü malzemeleri alışılmışın dışında kullanarak modernizme yeni bir yorum getirmiştir. Bu sergide Kobe depreminde evsiz kalanlar için yaptığı geçici barınaklarda kartonların kullanılması ile ilgili projesi sergilenmekte. Bu çalışma Alvar Aalto’nun ikinci dünya savaşı sonrasına getirdiği prefabrik konut mimarisindeki insancıl yaklaşımla paralellik kuruyor. Bu prefabrik konutlarda geleneksel malzemelerin teknolojiyle modern mimaride nasıl kullanıldığı üzerine denemeleri yansıtılıyor. Savaş sonrası yapılarının diğer bir özelliği ise malzeme kıtlığı yaşanması ve buna rağmen en küçük detayına kadar düşünülmüş ve tasarlanmış, olabilecek en iyi malzeme ve işçilikle yapıların yapılmış olmasıdır.

 

 

 

 

 

 

Shigeru Ban’ın mimarlık anlayışında dikkat çeken bir başka nokta ise; iç mekan ve dış mekanı bir bütün olarak ele alması ve akışkanlığın sağlanmasıdır. Ban iç mekan ve dış mekan arasındaki bu devamlılığı kartonların yapısındaki dairesel formları bir araya getirerek oluşturmuştur. Ban, Center Pompidou Müzesini tasarlarken; müzeyi kentle bağlamak istediği için her biri katedral, istasyon binası ve Seille Park gibi şehrin sembol yerlerini gören tüpler tasarlarken cepheyi ise tamamen cam panjurdan yapmıştır.

 

 

 

 

 

Mesleki bilgisini insanlık yararına kullanmayı amaç edinen Shigeru  Ban 2014 yılında Pritzker ödülüne layık görüldü. Ödül haberini aldığında Paris ofisinde olan Ban duygularını şu şekilde ifade etti: “Pritzker almış bir mimar olarak dikkatli olmalıyım. Özel sektöre hazırladığım konut projelerinde ve dahil olduğum afet yardım çalışmalarında, proje ürettiğim insanları dinlemeye devam etmeliyim. Bu ödülü, şu ana kadar yaptığım işleri devam etmem ve bunları daha da geliştirmem yönünde bir teşvik olarak görüyorum.” Shigeru Ban çalışmalarını Keio Üniversitesi Çevre ve Bilgi Bilimleri Fakültesi’nde profesör olarak devam ettirmektedir.

 

 

Shigeru Ban’dan Haiti’ye Yardım

 
Ocak ayında Haiti, 7 büyüklüğündeki depremle sarsılınca, Shigeru Ban hiç düşünmeden bir uçağa atlayıp yardıma koştu. Emektar Japon mimar, daha önce de dünyanın çeşitli felaket bölgelerinde barınaklar yapmıştı.

 

 

 

 

Deprem, çok uzun zamandır meydana gelen en kötü doğal afetlerden biriydi. 220 binden fazla kişi hayatını kaybederken, 1,2 milyon kişi ise evsiz kaldı. Evsizlerin kimi çubuk ve kumaş parçalarından yapılmış geçici çadırlara yerleşti. Farklı yerlerden yardıma gelen öğrencilerle birlikte Ban, 50 Haitili aile için geçici ama sağlam evler inşa etmeyi planlıyor. Ban şu anda proje için para toplamaya çalışıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Tecrübesiz bir iş gücü ile kolayca inşa edilebilecek şekilde tasarlanmış olan 15 metrekarelik hangar biçimli birim, çevresi tenteyle kaplanmış kağıt tüpten bir çerçeveden meydana geliyor. 7,5 cm çapındaki poliüretan kaplama silindirler, birbirlerine kontrplak eklemlerle ve halatla bağlanarak oldukça sağlam, iç mekanı da maksimize eden suya dayanıklı bir yapı oluşuyor. Ban’a göre, tüm malzemeler yerel üretimle, barınak başına 300 $’a mal edilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ban, biraz uzakta devletin açtığı kamp alanına gitmek yerine, yıkılan köylerinin yakınında, Port-au-Prince’te kalmayı tercih eden bir grup Haitili için bu yapılardan inşa etmeyi hedefliyor. Ban, Şubat ayında yaptığı ilk Haiti ziyaretinde sırasında, bu toplulukla görüşerek inşaat için ABD Büyükelçiliği’nin yanındaki uygun alanı belirlemişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Port-au-Prince’e gelmeden önce Dominik Cumhuriyeti’ne giden Ban, burada Universidad Iberoamericana’dan (UNIBE) Profesör Alex Martinez Suárez ve mimarlık öğrencileriyle görüştü. UNIBA öğrencileri Haiti’de, Ban’ın barınağın prototipini geliştirmesine yardımcı olan Harvard Tasarım Yüksek Lisansı Bölümü üyeleri ile birlikte inşaat çalışmalarına katılacaklar. Uzun vadede Ban, burada kalıcı konutlar inşa etmeyi umuyor.

 

 

 

 

Yazı ve Görseller: Architectural Record

Çeviri: Mimdap

 

 
Shigeru Ban “Çalışmalar ve İnsani İşler” Konferansı

 

Yapı Endüstri Merkezi’nde dün saat 26 Mayıs 2009 da gerçekleşen konferans Yapı Endüstri Merkezi ve Mimarlar Odası İstanbul Şubesi tarafından düzenlendi.
Açılış konuşmalarından sonra projelerini sunmaya çağrılan Shigeru Ban, afetlerin yaşandığı bir ülkede Japonya’da doğduğunu, “doğal afet” denilen şeyin bir defa öğrenildikten sonra ona karşı önlem almamanın ‘doğal’ olmadığını ve burada mimarın da sorumluluğu başladığını, bir çok insanın kaybedildiği afetlerin bu yüzden ‘doğal’ sayılamayacağını vurgulayarak konuşmasına başladı.

 
Shigeru Ban, Mimarların daha çok güce ve parayı elinde tutanlara çalıştığını, gücü elinde bulunduranlara bir yerde hizmet verdiğini, saraylar; ihtişamlı büyük binalar yapmaya yöneldiklerini söyleyerek bu konferansında afetleri ve afet sonraları yaşadıklarını anlatacağını söyledi. Toplum yararına hizmetlerin önemli olmasına rağmen çeşitli nedenlerle geri planda kaldığını sözlerine ekledi.

 

 

 

 

 

Ard arda projelerini göstererek konferansını sürdüren Shigeru Ban, okuldan mezun olduktan sonra Avlar Alto’nun yanında çalıştığını, onun için fuar ve sergi pavyonları çizdiğini, geçici bir süre kalacak olan pavyonların yapımında malzemenin heder olmaması, geri kazanılması için düşünceler geliştirmeye başladığını, geçici bir iş için ormanı yok etmek yerine geri dönüşümlü bir malzeme olan kağıdı denediğini anlattı.

 

 

Göçebe Müzesi

Anlattığı bir çok projede kağıt tüpleri ya bir sanayi artığı (kumaş ruloları içindeki kağıt tüpler) olarak ya da yine istek üzerine üretilen ve çeşitli çaplardaki kağıt tüpleri hem taşıyıcı strüktür hem bölücü eleman hem yerine göre dış kabuk olarak kullandığını gösteren Shigeru Ban, bizim gibi bir ülkede betonarme karkas sistem, tuğla duvar, alüminyum ya da pvc doğramadan ve bunun değişik türevlerinden başka malzemeler de olduğunun altını çizmiş oldu. Başka türlü düşünerek de mimarlık üretilebileceğini ilginç tasarımlarıyla anlattı.

 

 

 

Göçebe Müzesi içi

İlginç tasarımlarından biri olan “Göçbe Müzesi”sini konteynerlerden yaptığını, bunu istediği yere ve ülkeye taşıyabildiğini, hatta konteynerleri taşımayıp standart olduğu için o ülkedeki konteynerleri kiralayarak farklı kombinasyonlar meydana getirdiğini yapılmışları üzerinden izah etti.

 

 

Aynı mantıkla Seul’de Olimpik Park içinde yine konteynerlerden oluşan D harfi biçiminde bir müze yaptığını, kağıt boruları burada daha çok kullandığını anlattı.

 

 

Mies Van Der Rohe’den onun cam evinden (Fransforth Hause)  etkilendiğini söyleyen Shigeru Ban, Japon mimarisiyle onun tasarımını kıyasladığını, ondaki görsel şeffaflığı çok beğendiğini ama arada cam olduğu için fiziki engel teşkil eden cam konusunu düşündüğünü, kendi tasarımlarında benzer mantıkla davranıp doğaya tamamen açılmayı hedeflediğini, bunun için cam yüzeylerin kaldırılabilir, toplanabilir, açılabilir olarak düşündüğünü farklı farklı projelerindeki değişik uygulamalarıyla anlattı.

 

 

 

 

Mies’ten perde duvarı, hatta duvarsız evi öğrendiğini görselleriyle anlatan Shigeru Ban, dokuza bölünmüş, dokuz taş gibi planı olan evinde sadece iki bölümün; banyo ve mutfağın belirli olduğunu, diğer bölümlerin teşkilinin kullanıcıya bırakıldığını anlatırken, “yatağınızı istediğiniz yere çekiyorsunuz, ayrı mı yatmak istiyorsunuz, diğer köşe sizin yatma yeriniz oluyor…” dedi.

 

 

Önemli olan insanlık için bir şeyler yapmak…

 

 

Daha sonra Shigeru Ban’in bir anlamda sosyal sorumluluk projeleri manasındaki çalışmaları konferansta yer aldı. Ruanda’da göçmenler için barınma yeri, çadır yapışını, 1995 Kobe depremi sırasında 6500 kişinin öldüğü Kobe’de barınma yeri olarak yaptıklarını, sonra 1999 Marmara Depremi sırasında Türkiye’de yine kağıt tüplerle yaptığı geçici barınma evlerini, Siri Lanka 2004 tsunami felaketinde yaptığı barınma yerlerini, geçen sene Çin’de yaşanan felakette gerçekleştirdiği geçici evleri ve geçici okul yapılarını, onların basit fakat yöresel malzemeyi de dikkate alan çözümlerini teker teker anlattı.

 

 

Shigeru Ban konferansının sonunda mimarları kastederek “biz anıt kurmaya bayılırız, kendimi de bundan ayırmıyorum. Ama asıl insanlığın anıtı kurulmalıdır” dedi.

 

 

SEUL Olimpik Müze

 

 

“Ne biçim bir bina yapayım” diye sormuyorum

 
Konferansını tamamlayan Shigeru Ban’a salondan çeşitli sorular yöneltildi. Kullandığı malzemyi, kağıt tüpü, bunların yalıtım özellikleri, yanma sınırı..vs gibi sorulara Shigeru Ban gerekli yanıtları verdi. Malzemeleri geri kazanımlı, mutlaka sağlam, Japonya gibi bir ülkede yaşadığı için yatay yüklere (lateren güçlere) dayanımlı tasarımlar yaptığını, mühendislere danıştığını, çözümlerini test ettirdiğini belirtti.

 
Salondan gelen bir soru, mühendislerle sıkı işbirliğinin ve iş bölümünün nasıl olduğu, tasarım fikrinin öncelikli olarak kimde oluştuğu yönündeydi. Shigeru Ban, çok iyi mühendislerle çalıştığını ama onlara “ne biçim bir bina yapayım diye sormuyorum” diye yanıtladı. Kafasında bir tasarımı oluşturduğunu ve onlarla bunu çalıştığını söyledi.

 

 

 

 

 

Kaynak : nevart.net
Çeviri : Mimdap

 


Yorum yazmak için


Tasarım: Lewis + Whitlock, Sweet Sparkman Architects                         Kotler-Coville Cam Köşkü, John ve Mable Ringling Müzesi Kampüsü’ne en son katmandır. Cam Köşk’ün tasarımı, sanata hizmet eden yenilikçi mimari yaratmanın Ringling geleneğini sürdürüyor. Bu imza galerisi, Ringling’e gelen ziyaretçileri selamlayan tarihi Gate House’a bir kontrast [...]
ARŞİV
Subscribe