Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Varsın, Sahte Olsun…
Share 7 July 2018

Aaron Betsky, gerçekten önemli binaların başına bir şey gelince, onun yeni tasavvurunu ya da tarihsel dönem benzerlerini inşa etmenin banaliteyi inşa etmekten daha iyi olduğunun altını çizip tartışmaya açıyor.
Editör: AARON BETSKY

 

 

John LordCharles Rennie Mackintosh’un Glasgow Sanat Okulu, caddenin karşısındaki yeni bina Steven Holl ilavesiyle.

 

 

Geçmişi eskiye gömmek ya da dağıtmak daha mı iyi? Büyük bir binanın ölümünden sonra yaşayan şöhretin sadece hafızada mı kalmasına izin vermeli miyiz yoksa büyüklüğünü ve cesametini canlı tutan bir yenilemesini mi yaratmalı mıyız? Atlantik’in karşıt taraflarında bulunan iki farklı olgu, ilkel içgüdülerime karşı bana; ikincisi şıkkı tartışmam gerektiğini hissettirdi.

 

 

Dünya Basınından 

 

 

Glasgow Sanat Okulu’ndaki  dört yıl önceki ikinci yangın,  bir önceki yangından sonra restore edilmiş olan bu binayı tamamen yok etmiş gibi görünüyor.  Bu durum, yeniden yapılanma çabalarının ikinci kez gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda şu aralar bir tartışma başlattı. Özellikle harcama göz önüne alındığında, öncelikle yaklaşık 50 milyon dolara mal olması  beklenen yapının, bu şekilde yeniden yapılmasının gerekip gerekmediğini merak edenler  var ve bu tarz düşünenler fiyat yapım sırasında bu kez iki katına çıkabilir diyorlar. Diğer taraftan,  aynı zamanda tarihi yapılara yaklaşımda işin  felsefi  tarafından bakılarak ortaya konulan mimari sorular da var.

 

 

 

 

 

Son yangının ilkinden daha kötü sonuçlara yol açtığı gözüküyor. Yangın yerine gidenler, kurtaracak hiçbir şeyin kalmadığını söylemişler, böylece şimdi; inşa edilebilecek olan her şey yeni bir “yeniden yaratım” olacaktır. Yeni bina, nelerin kaybolduğunu kopyalasa ya da Charles Rennie Mackintosh’un geleneğini sürdürecek yeni bir tasarım mı olmalıydı, yoksa bugün bir sanat okulunun çok farklı olduğunu kabul eden bir tarzda mı olmalıydı? Steven Holl, FAIA tarafından tasarlanan ve 2014 yılında tamamlanan okulun ekleri, bazı şeylerin mümkün olabileceğine dair aslında birtakım ip uçları veriyor.

 

 

Daily Record’dan Glasgow Sanat Okulu’nun içinden çekimler.
Glasgow Sanat Okulu binasının 20. yüzyılın en dikkat çekici tasarımlarından biri olması önemliydi. Dolayısıyla bu mantıksal bir tepki gibi görünebilirdi.  Çevresinde, insanlara kapalı kayalık bir toprak üzerinde taş binalarla dolu bir Glasgow, 1909 da bu okulun yapımıyla  monolitleri yumuşatmış, hem insanların hem de ışığın girdiği noktalara sanatın girmesine neden olmuştur. İçinde, güzel aydınlatılmış ve orantılı stüdyo alanlarının, kütüphanenin doldurduğu, “bir orman korusu içindeki ahşap işçiliği” ile öğrenmenin güzel olduğu bir yere dönüşmüştür.
Tüm bunların çoğaltılacağına eminim. Binanın çok fazla belgesi var aslında ve simülasyon sanatı öyle yükseklere ulaştı ki, binanın açıldığı günkü gibi görünmemesi için her şey bugün yapılabilir.
O zaman soru, ahlaki bir sorudur. Çoğaltmak doğru mu? Binanın yeniden yapımı, okulu bir asırdan daha önce var olan bir kurumun bugün tekrarlanan bir resmine dönüştürmez miydi, modern yaşamın yerini bir şekilde bulabileceği bir simülasyon mu sayılmalıydı yapılacak olan? Ve son olarak, evet, o kadar çok kaynağa yatırım yapmaya değer miydi?

 

 

Adrià Goula Mies ‘Barcelona Pavilion’un yeniden inşası.
Öte yandan, daha önce yapmadığımız gibi değil. Ludwig Mies van der Rohe’nin Barcelona Pavilion’unu sıfırdan yeniden inşa ettik. Varşova gibi tüm şehirleri kaybettik. Bu yerleri ziyaret edebildiğimiz için ve çok yakından bakmıyor ve çok fazla soru sormazsak, bu deneyimin tadını çıkarmamıza müteşekkir değil miyiz?
Sonuç olarak, devam etmeliler ve Glasgow Sanat Okulu’nu yeniden inşa etmeye çalışmalılar. Ancak, bir reprodüksiyon olarak statüsünün bir miktar tanınması gerekir ve çağdaş bir sanat kurumu olarak devam etmesine izin veren uyarlamalar, yeni tasarımda açıkça ve çağdaş olmalıdır.

 

 

Nathalie de Blois ve onun Teras Plaza Oteli.

 

 

 Cincinnati Koruma Derneği Nathalie de Blois ve onun Terrace Plaza Oteli.
Cincinnati’deki Teras Plaza Oteli.
Okyanusun bu tarafında, daha da karmaşık bir soru, eski memleketim Cincinnati’deki Teras Plaza Oteli’nin yenilenmesi. 1947′de Nathalie de Blois, Skidmore, Owings & Merrill’in yakın zamandaki yüksek Modernizm’in kadın kahramanı tarafından tasarlanan, 1949′da açıldığı zaman, ilk modern otel olarak açıldığında hem teknik hem de estetik bir inovasyon harikasıydı. Birkaç yıldır boştu ve şimdi bir geliştirici, orijinal tasarımı tamamen yok eden bir yenileme önerisinde bulundu.
Bu ve önceki otel yenileme girişimleri ile sorun, penceresiz bir tuğla kutu olan eski bir mağaza üstünde oturuyor olmasıdır. Uygun olan her şey için kullanılmasına izin veren her türlü geçiş (artık tamamen moda dışı olan mağazalar elbette) kompozisyonu mahveder. Şu anki öneri, kulenin bütün topluluğunu kaplıyor ve mimarın eşdeğeri olan, “İşte burada yuppiler var” diye haykırıyor.

 

 

Zaha Hadid’in Cincinnati’deki Rosenthal Çağdaş Sanat Merkezi

 

Bu durumda, binanın yıkılması daha iyi olabilir. Sorun şu ki, Cincinnati’nin, şehir inşaatı konusundaki son derece korkunç ve yakın tarihte, Zaha Hadid’in Rosenthal Çağdaş Sanat Merkezi tek istisnasıyla 15 yıl önce tamamlanmıştı. Hiçbir boşluk bırakmadan  geçmişten hiçbir şey vermeden her yeri kaplayacak bir bina.

 

Yani, her iki durumda da tartışabileceğim tek şey koruma. Aslında, genel bir kural olarak, iyi bir mimariyi kurallar ağından ve bugünkü bina uygulamalarını çevreleyen malzemelerin seri üretiminden kurtarma kabiliyetimizin ne kadar düştüğümü göz önüne alındığında, yüksek liyakattaki herhangi bir eski binanın ne olacağı tartışmalıdır.  Her zaman onun yerine geçebilecek olandan daha iyi, daha verimli çalışacak bir şey olduğu sürece var olanı koruyup korumak zorlaşıyor.  Geleneklerimize ve yapılarımıza açılmak için kendileriyle birlikte gelen olanaklara ve mekânlara izin vermek için yeni olanı dikkatle ve inançla yerleştirmeliyiz. Yeni olduğunda, strüktüründen  kendi konseptine kadar yeni olmalı; eski ve iyi olduğunda ise onu korumak daha akıllıca.

 

 

Aaron Betsky  kimdir?

Aaron Betsky, Taliesin Mimarlık Okulu’nun başkanı ve sanat, mimarlık ve tasarım üzerine bir düzineden fazla kitabın eleştirmeni ve yazarıdır. Yale’de eğitilen Betsky, Frank O. Gehry & Associates ve Hodgetts + Fung için tasarımcı olarak çalıştı ve SCI-Arc’da eğitim aldı ve 11. Venedik Uluslararası Mimarlık Bienali’nin yönetmeni olarak çalıştı.

 

 

 

 

Kaynak:  www.architectmagazine.com

Çeviri: Mimdap

5 Yorum
  1. Müthiş bir değerlendirme ve tartışma yazısı bence. Makintoş’un yanan binasından yola çıkarak fikri düzeyde yeniden yapım tartışılıyor.

    Serap İçöz | 8 July 2018

  2. çok kayda değer ve üzerinde düşünce sahibi olunması gereken bir yazı.

    kemal güven | 11 July 2018

  3. Bizim ülkede daha fazla sayıda yıkılan ya da bir nedenle yok olan tarihsel bina unutulup gidiyor. Tescil yoksa hele üzerine bambaşka bir şey yapılıyor. İşin bir yönü böyle olmakla beraber diğer taraftan eskiyi diriltmek adına saçma ve bilgiye dayanmayan, ustalıklı bir mimari çalışma olmadan canlandırmalar da tehlikeli. Ortaya geçmiş adına tuhaf şeyler çıkabilir. Bana kalırsa anahtar cümle mimarlık, mimarlık, mimarlıktır. O iyi yapılırsa sorun azalır.

    Fevzi Kantarcıoğlu | 14 July 2018

  4. çok mühim bir tartışma. bazen korumacılık üzerine derin düşünce sahipleri yeniden yapılanı korumanın yollarından biri olarak görmüyorlar. restorasyonda bir şey bir malzemenin bugünkü aynı özelliklerdeki değişimine karşı çıkıyorlar. cennetlik bir din gibi bakılıyor. uyduruk yeniden yapılanları hoş göstermek için söylemiyorum bunları, o ayrı bir facia ve elbette ondan korunmak lazım.

    alişan ortaç | 16 July 2018

  5. bu konu üzerinde etüd edilecek, hakikaten ciddiyetle konuşulacak bir konu.

    Dolunay Küçükağaoğlu | 27 July 2018


Yorum yazmak için


Tasarım: Christensen & Co               Kompakt dolgu tasarım, sosyal olarak savunmasız vatandaşlar için dokuz küçük daire içermektedir. İnşaatın cephesi sadece 10 metre genişliğindedir, mimarinin bu fiziksel sınırlaması tasarım kalitesine dönüştürülür, çünkü her bir katın sadece iki dairesi genç sakinlere mahremiyet duygusu verirken aynı zamanda bir topluluğun parçası olmanın güvenliğini [...]
ARŞİV
Subscribe