Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
Beyazıt Devlet Kütüphanesi restorasyonu projesi
Share 7 February 2018

Beyazıt Devlet Kütüphanesi, restorasyon sonrası dünyanın en iyi yeni binaları arasına girdi: 134 yaşında bir ‘yeni’

 

Birleşik Krallık Mimarlar Enstitüsü (RIBA) 2018 ödüllerinde, Beyazıt Devlet Kütüphanesi restorasyonu projesi, ön elemeyi geçerek yarışmaya devam etme hakkı kazandı. Sonuçlar aralık ayında açıklanacak ancak kütüphanenin yeni haliyle okumayı bir haz haline getirdiği kesin.

 

 

 

 

İstanbul Üniversitesi, Beyazıt Devlet Kütüphanesi ve hemen önündeki çınaraltı ile Sahaflar Çarşısı üçgeni, bugün değilse bile yakın zamana kadar kentin yazan, çizen, okuyan nüfusuna ev sahipliği yapıyordu. Bir buluşma noktasıydı. Türkiye’nin ilk devlet üniversitesi ile ilk devlet kütüphanesi, şehrin en önemli sahaflarına birkaç adım mesafedeydi. Sahaflar Çarşısı, zamanla dini eserlerin ve test kitaplarının satıldığı bir yer haline geldi, çınaraltı ise seyyar satıcıların mekânı oldu, ardından da ıssızlaştı.

 

 

Bugün bu kıymetli kitap üçgenini yeniden canlandırabilecek bir fırsat var: Restorasyon sonrası haliyle okumayı başlı başına bir haz haline getiren Beyazıt Devlet Kütüphanesi…

 

 

                                                                                                                             Nadir eserler, şeffaf küplerin içinde korunuyor.

 

 

 

Restorasyonu 2017’de tamamlanan kütüphane, Birleşik Krallık Mimarlar Enstitüsü’nün (RIBA) 2018 Uluslararası Mimarlık Ödülleri’nde ilk elemeyi geçen projeler arasına girdi. Sonuçlar, bu yılın aralık ayında açıklanacak.

 

 

İçerisi artık daha aydınlık

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Aydın Doğan Vakfı’nın ortak projesi olan restorasyon, Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından gerçekleştirildi. Projelendirme çalışmaları 2006’da başlasa da inşaat aşamasına ancak 2015’te geçilebildi ve 2017’de tamamlandı. Melkan Tabanlıoğlu, çok uzun süren, oldukça hassas ve özenli bir restorasyon sürecinden geçtiklerini söylüyor: “Açıkçası kütüphaneye gittiğimizde durum hiç iç açıcı değildi. 21. yüzyıla uygun bir kütüphane oluşturabilmeyi hedefleyerek başladık ve içimize sinen bir proje üretinceye kadar araştırdık, inceledik ve çalıştık.” Restorasyon projesi ile, kentin çok önemli bir parçasında yer alan kütüphanenin, Beyazıt Meydanı’nın canlanmasını ivmelendirecek bir dönüşümü hedeflendi. Okuma odasının yapısında çok büyük değişiklikler yapılmadı ancak fiziksel koşulları iyileştirildi. Batılı örneklerinde gördüğümüz ve özendiğimiz bir ferahlığı var. Aydınlatması da gözü yormayacak, okumayı zevk haline getirecek biçimde yapılmış. Zaten içerisi de öğrenciler ile tıklım tıklım dolu. Okuma odasında yer bulabilmek için kapıda sıra bekleyenlere rastlanıyor.

 

 

 

 

Nadir eserler ise koyu renkte ancak şeffaf odaların içine alınmış. Dışarıdan baktığınızda tüm eserleri görebiliyorsunuz. Böylece mekân hem bir kütüphane hem de sergi alanı işlevi görüyor. Tabanlıoğlu “Bu eserleri belirli koşullarda korumak gerekiyor. Hassas dengeyi sağlayacak altyapıyı sağlarken, cam küplerle onları sürekli göz önünde tutarak, mekânı zenginleştiren ve hayli estetik bir öğe haline getirdik” diyor. Farklı zamanlarda restorasyon süreçlerinden geçmiş kütüphanede, orijinalde olmayan eklemelere de rastlandı. Örneğin giriş avlusunun üstü ağır beton dam ile kapatılmıştı. Bu dam kaldırılarak, yerine hafif ve şeffaf bir örtü kondu. Böylece hem tarihi duvarlar üzerindeki yük kaldırıldı hem de içeride çok daha aydınlık bir atmosfer yaratıldı. Avlunun ortasında yer alan otantik çeşme yerine geri taşındı. İnşaat sırasında kalıntılarına rastlanan Bizans kilisesi de korumaya alındı.

 

 

Restorasyonla ortaya çıkarılan Bizans kilisesi kalıntısı, cam yüzeyin altında korumaya alındı.

 

 

Yenilerken minimal müdahale

 

Tabanlıoğlu’na göre, projenin ödüle aday gösterilmesinin sebebi, yenilemeye getirdiği yaklaşım. Kendileri bu yaklaşımı ‘minimal müdahale’ olarak tanımlıyor: “Sanırım elimizi mimar olarak biraz geride tuttuğumuzda sonuçlar daha etkileyici olabiliyor. Bir diğer önemli yanı ise, Studio Dinnebier ile yaptığımız, ezici olmayan, zarif, hacimleri vurgulayan, tarihe referans veren aydınlatma projesi.”

 

 

                                                                                                                             7/24 gidebilirsiniz

 

 

Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Türkiye’de devlet eliyle kurulan ilk kütüphane. 24 Haziran 1884’te, Beyazıt Camii İmaret Binası’nda açıldı. Haftanın her günü, 24 saat hizmet veriyor. İçerisi çok doluysa araştırmacılara öncelik tanınıyor. Çantanızı kilitli dolaplara bıraktıktan sonra salona geçebiliyorsunuz.

 

 

 

 

 Kaynak : Hürriyet

1 Yorum
  1. Yaklaşım ve son tahlilde çözümleme çağdaş koruma anlayışı içinde yapılmış. Güzel bir örneki

    Bestami Çakıroğlu | 7 February 2018


Yorum yazmak için


Özgünlüğün, kaynağa, doğaya dönüşle mümkün olabileceğini söyleyen, en büyük akıl hocasının atölyesi dışındaki ağaç olduğunu vurgulayan, tam anlamıyla bir doğa tutkunu, bir şehrin adeta simgesi olmuş bir mimardan bahsedeceğiz sizlere. Matematik, fizik, doğa, sanat ve elbette tutku bir araya gelince neler başarılabilir bunun en güzel örneklerinden biridir çılgın mimar Antoni Gaudi.         [...]
ARŞİV
Subscribe