Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
Kentlere en büyük ihanet AKP’den
Share 6 December 2017

AKP, kurduğu iktidarı devam ettirebilmek için İslamcı sermaye ile birlikte talan projelerini hayata geçiriyor. Her ne kadar aksini iddia etseler de bu projeler kente ihanetin resmini oluşturuyor.

 

 

 

 

 

İstanbul’daki mega projelerin (eko kırım projeleri) inşasına AKP’lilerin “ihanet” söylemi altında devam ediliyor. Önce AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz bu şehrin kıymetini bilmedik. Biz bu şehre ihanet ettik. Hâlâ da ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum,” dedi. Sonra birbiri ardına ihanet açıklamaları geldi. Tartışma ise beklenilen adreste, yani CHP’de sonlandırıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “İstanbul’a en büyük ihaneti CHP yaptı,” diyerek tartışmaya son noktayı koydu! Bu noktada ise bir soru ortaya çıkıyor: “Rantın, talanın hakim kılındığı İstanbul için Erdoğan neden böyle bir açıklama yaptı?”

Erdoğan’ın ihanet söyleminin hemen ardından Kanal İstanbul’u müjdeleyici bir şekilde açıkladığını düşününce, “ihanet” söyleminin işinarka planında yatanın, sahici bir “yüzleşme” ve yahut “günah çıkarma” olmadığını görmek son derecede basit. Zira İstanbul’da yaşayan milyonlarca yurttaş, kentin artık yaşanamaz ve yönetilemez hale geldiğinin farkında. Erdoğan ile onun yandaşları, ihanet söylemini kullanarak bir algı inşa etmeye çalışsalar da, ortaya çıkan betondan kentin en büyük mimari onlar. Ayrıca Neoliberal bir parti olan AKP, kurduğu iktidarı devam ettirebilmek için İslamcı sermaye ile birlikte talan projelerini hayata geçiriyor, iktidarını devam ettirebilmek için kenti de kullanıyor. Sonucunda ise, “çılgın/ mega” diye adlandırılan projeler, seçimlerde “şov malzemesi” haline getiriliyor.

 

 

Kuzey Ormanları’ndan Galataport’a ihanetin ortaya çıkardığı tablo şöyle:

 

Kuzey Ormanları delik deşik

 
Tam da bu noktada, ihanet söyleminin arka planında Kuzey Ormanları’nın delik deşik edilmesine 3. Havalimanı ile 3. Köprü’nün bağlantı yolları nedeniyle devam edildi. Yüzbinlerce ağaç kesildi, hâlihazırda da kesilmeye devam ediyor. Binlerce ağır iş makinesiyle birlikte, İstanbul’un akciğeri olarak kabul edilen Kuzey Ormanları’na geri dönüşü zor tahribatlar veriliyor. 1995 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Erdoğan, 3. Köprü inşası için, “Eğer 3. bir köprü olayını düşünecek olursak bu TEM’in kuzeyindeki bölgede kalan akciğerlerimizin yok edilmesi demektir. Bu ciddi bir yanlıştır ve bunu bekleyen mahfillere yeni rant alanları ya da rant haritaları sağlama olayıdır” demişti. Ancak 2013’te köprünün temelini bizzat Erdoğan attı. Şimdi ise alan yapılaşmaya açılmak isteniyor. Burada bulunan İstanbul’un önemli su kaynakları yok ediliyor.

 

121 gökdelenin 117’si AKP döneminde

 
Kente ihanetin en bariz göstergelerinden biri de gökdelenler. İstanbul’a inşa edilen 121 gökdelenin 117’si AKP döneminde yapıldı. İstanbul’un siluetine gökdelenler için büyük zarar verilirken, hukuk adeta tanınmadı. Ayrıcalıklı imar izinleri ile yapılan gökdelenlerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ya da yerel belediyeler değil, merkezi hükümetin kararı esas alındı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘yatay mimari’den yana olduğunu söylese de, geçen ay yapıan düzenlemeyle Haliç kenarındaki 10 bin metrekarelik alanda kat sınırı dörtten 10’a çıkarıldı. Yeni gökdelenlerin inşası için ise Maslak, Mecidiyeköy, Şişli, Ataşehir, Fikirtepe ve Ümraniye’de inşaat şirketlerine ruhsat verilmeye devam ediyor.

 

 

Doğuş ve Bilgili’den talan ortaklığı

 
Tarihi Cenevizliler’e dayanan Karaköy’deki “Galataport” olarak bilinen Salı Pazarı Kurvaziyer Limanı Projesi’ne hukuksuz bir şekilde devam ediliyor. Galataport, İstanbul’un tarihi dokusunu rant uğruna talan edecek projelerin başında geliyor. “Galataport” Karaköy Rıhtımı’ndan Mimar Sinan Üniversitesi Fındıklı Kampüsü’ne kadar uzanan proje bin 200 metrelik sahil şeridini kapsarken, projeyle sahil şeridinde otel, restoran, cafe ve mağazalar yapılacak. Proje için bu yılın Şubat ayında Türkiye’nin ilk modern deniz yolcusu uğurlama ve karşılama salonu özelliğindeki Karaköy Yolcu Salonu yıkıldı. Mart ayında ise yıkılmayacağı söylenen 1’inci derece tarihi bina olan Paket Postanesi yıkıldı. Kentin dokusunu ciddi şekilde tahrip eden proje, Doğuş Grubu ile Bilgili Holding ortaklığıyla yürütülüyor.

 

Dolgu alanlarından yeni bir ada

 
AKP’yle birlikte İstanbul’a o kadar yapıldı ki, dolgu alanlarının büyüklüğü yüz ölçümü 2 bin 34 kilometrekare olan Heybeliada’yı geçti. Örneğin Yenikapı ve Maltepe miting alanları denize dolgu yapılarak inşa edildi, Kabataş’taki betondan Martı Projesi için denizin bir kısmı doldurulmaya devam ediyor. Hâlâ birçok noktada dolgu çalışmaları sürüyor. Ancak bir hatırlatma yapalım: İBB’nin Üsküdar Meydan Projesi kapsamında, denizi doldurma için kazık çakma işlemi sırasında Mimar Sinan’ın 450 yaşındaki Şemsi Paşa Külliyesi’nin duvarlarında çatlaklar oluşmuştu.

 
Demokrasi Adası’ndan rant adasına

 
1’inci derece doğal ve tarihi, 3’üncü derece ise arkeolojik sit alanı olan Yassıada, AKP döneminde imara açıldı. Yıllardır bitirilemeyen “müze ve dört yıldızlı otel” inşaatın öncesi ve sonrasındaki fotoğrafı karşılaştırdığımızda, adayı tanımak imkânsız. ‘Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ yapılmak istenen 184 bin metrekarelik Yassıada için Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Türkiye’nin Camp David’i olacak. Yeşil alan bugünkünden fazla olacak” demişti. Dikkat çeken nokta ise, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Yassıada’da kayalık alana dahi imar izni verdi. Yassıada gibi Sivriada da talana açıldı.

 
Son söz 

 
Peki ya şantiyeye çevrilen İstiklal Caddesi ve Taksim? Doğal sit alanı olan Çamlıca Tepesi’ne yapılan cami? Boynuzlu Haliç Metro Köprüsü?…

AKP yöneticilerinin tüm Türkiye’de doğaya verdikleri tahribat gibi İstanbul’a verdikleri tahribatta oldukça açıktır. Ortada “ihanet” olduğu da nettir. Normal bir hukuk devletinde yaşasaydık, ihanetin bedelinin hukuk çerçevesinde ödenmesini isterdik. Devamında da bu rantçı ve talancı anlayıştan vazgeçilmesini… AKP Türkiye’sinde kuşkusuz bu isimler, işledikleri kent suçları nedeniyle yargılanmayacak. Ya da talancı anlayış son bulmayacak. Ancak “Bu memleket bizim” diyenler ise hukuk önünde bir gün bunların hepsinin hesabını soracak.

 

 

 

 

Kaynak : Birgün


Yorum yazmak için


Tasarım: nARCHITECTS                 Greenpoint’de Norman ve Wythe Avenues’in kesiştiği yerde yeni bir depoda bulunan bu yeni mekan kurgusu, etkinlikler ve sergiler için alanlar, tasarım eğitimi, serbest ortak çalışma alanı, fabrikasyon laboratuarı, restoran fonksiyonlarını bir araya getiren dükkan tasarımıdır. . Bina, ayrıca, kent yaşamını iyileştirmek için ürün ve hizmetler [...]
ARŞİV
Subscribe