Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
Ankara’da Cumhuriyet dönemi mimari eserler tek tek yıkılıyor
Share 3 October 2017

Karakuş iktidara yüklenerek, “Ankara’nın başkent olmasından kaynaklı, rejimle hesaplaşma sürecinin mekansal boyutlarını çok sıkça yaşıyoruz. Cumhuriyet dönemi mimari eserlerinin yıkımı ve tahribi ile karşı karşıyayız” dedi.

 

 

 

Tüm Türkiye onu Ankara’daki Havagazı Fabrikası davasında duydu, sonra da kendisinin ifadesiyle ‘Kaçak Saray’a dair verdiği çarpıcı bilgilerle. Saray nasıl yapıldı, maliyeti ne, kaç odası var, projeyi kim çizmiş, hepsini ondan öğrendik; Ankara Mimarlar Odası Başkanı Tezcan Karakuş Candan’dan. Ankaralı, üstelik ODTÜ mezunu bir mimar olarak Başkan’a gittim, Ankara’da neler oluyor diye sordum. ODTÜ’deki yoldan, yıkılan Baraj Gazinosu’na, AOÇ’tan Kaçak Saray’a her konuyu konuştuk… Hem de gençliğimin en güzel günlerinin geçtiği Yüksel Caddesi’nde, son dönemdeki eylemler nedeniyle polisin ablukaya aldığı İnsan Hakları Anıtı’nın önünde !

 

 

 

 

 

– Ankara’da neler oluyor? 
Son dönemde Ankara’nın başkent olmasından kaynaklı, rejimle hesaplaşma sürecinin mekânsal boyutlarını çok sıkça yaşıyoruz. Cumhuriyet dönemi mimari eserlerinin yıkımı ve tahribi ile karşı karşıyayız. Sadece Marmara Köşkü değil, İller Bankası yıkıldı, Marmara Susuz Gece anıtı yıkıldı, Maltepe Havagazı Fabrikası yıkıldı, Baraj Gazinosu yıkıldı…Yıktılar yani, artık yok bu yapılar.

 

 

KURULLARDA ETİK KALMADI

 

 

– Bu yapıları koruyan özel bir yasa yok demek ki… 
Mevzuat var aslında, 2863 sayılı koruma kanunu var, Koruma Kurulları var. Ama o kurullarda da etik kalmadı, hepsi siyasallaştı. Marmara Köşkü’nün yıkılma sürecinde mesela, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) bir inşaat mühendisinden rapor aldılar statik açıdan uygun değildir diye.

 

 

– Ne yapıldı yerlerine bu yapıların?
Marmara Köşkü’ne dair çok ilginç şeyler duyuyoruz. Kaçak Saray’la arasına tünelle bir bağlantı kurmuşlar, Cumhurbaşkanı’nın Marmara Köşkü’nde oturacağı söyleniyor. Bu bilgileri “devlet sırrı” diyerek gizliyorlar, onun için kesin bilmiyoruz ama duyuyoruz bunları. Sarayın Eskişehir yolu bölümüne bakan tarafında bir de kütüphane yapılıyormuş.

 

 

– Atatürk Orman Çiftliği’nde neler oluyor? 
Oranın ele geçirilmesi süreci Ankara Bulvarı ile başladı. O bulvar AOÇ’tan geçen yolları bölen, yasadışı olarak yapılmış bir bulvar. Zaten bizim lehimize bir karar verdi mahkeme ve Ankara bulvarının kaçak olduğu ortaya çıktı.

 

 

– Nesi yasa dışı? 
Mustafa Kemal Atatürk, AOÇ arazilerinin tamamını şartlı bağış yapmıştı ve halka emanet etti. O vasiyete göre o arazilerin belli bir kullanım amacı var; Bilim, teknoloji, tarımsal gelişme üzerine, kamusal ihtiyaç üzerine bağış yapılmış durumda. Siz o bağışı değiştiren, bağışı yok sayan bir uygulama yapamazsınız. Bir kere bu açıdan yasadışıydı Ankara Bulvarı, mahkemenin kararı da bu yönde çıktı zaten. AOÇ, 1925 yılında yapılıyor. Düşünün 1,5 yıllık bir Cumhuriyet, daha kamusal alan kavramı yok. Bütün her şey saltanatındı biliyorsunuz. Ve burası bir halk üniversitesine dönüşüyor, kadınla erkeğin bir arada olduğu bir toplumsal cinsiyet eşitliği alanıdır AOÇ. Orada bir yüzme havuzu yapılıyor, kadınla erkek havuza giriyor. Şimdi bu ne demek, aslında bugünden baktığımızda kadının ve erkeğin birlikte ürettiği, hem fabrikada çalıştığı hem eğitim aldığı, birlikte yaşadığı bir alan demek. Kadın ve erkek yeni bir yaşamın ilişkilerini öğreniyor. Çatal kaşık nasıl tutulurdan dinledikleri müziğe kadar. Marmara Köşkü’nde bu ülkenin kurucusuyla birlikte at biniyorlar, geziyorlar.

 

 

HÜLLE YOLUYLA SATILDI

 

 

– AOÇ’ta şu anda ne durumdayız, oraya Amerikan Elçiliği mi yapılıyor gerçekten? 
AOÇ arazilerinin en yüksek talanlarından biri Demokrat Parti dönemindeydi, bir diğeri de 12 Eylül askeri darbesiyle oldu. Şimdi AKP döneminde de kiralama ve hukuksuz bir şekilde tahribat yapıldı. 12 Eylül sonrasında 1983 yılında AOÇ arazilerinin bir bölümü Gazi Üniversitesi’ne Tıp Fakültesi yapılması için verildi, bu alanların bir bölümünü Gazi Üniversitesi, TOKİ’ye sattı. TOKİ de ABD Büyükelçiliği’ne sattı. Yani bir hülle yoluyla AOÇ arazisi ABD büyükelçiliğine satılmış oldu. Orada inşaat başladı, biz bu konuyu yargı yoluyla takip ediyoruz.

 

 

– Çubuk Barajı Gazinosu da yıkıldı. O da mı sembol? 
Hem de nasıl sembol! O gazino Çubuk Barajı’nda, Cumhuriyet döneminde yapılmış, Theo Leveau tarafından. Kadın ve erkeğin hafta sonu eğlendiği, dans ettiği, yani kadının da yaşama katıldığı bir sürecin çok önemli mekanlarından biriydi. Öyle bir mekanın güzelliği yok işte, gölde yüzmelerden dans etmeye kadar… Şimdi bu yıkıldığında aslında kadınla erkeğin bir arada dans etme mekanı yıkılıyor.

 

 

– Onun yerine ne geliyor peki, Pembe Otobüs! 
Her bina yıkıldığında aslında Cumhuriyet’in bir kazanımı yıkılmış oluyor ve bu kazanımlar yıkılmaya başladıkça da hedef Anıtkabir’i gösteriyor. Çünkü onun en simgesel boyutu orası. İller Bankası yıkıldığında, Su Süzgeci Binası yıkıldığında, Kumrular İkamet Sitesi yıkıldığında, Havagazı Fabrikası yıkıldığında hep Anıtkabir’den birer tuğla çekiyorlar.

 

 

ANITKABİR HEDEFTE

 

 

– Anıtkabir’e de düşman değiller ya… 
Değiller de niye bu kadar uğraşıyorlar, itibarsızlaştırıyorlar? Geçen yıl orada çocuk parkı ve halı saha yaptılar. En son yapılan nazım planlarında hiç birimizin aklına gelmeyecek derecede çok ciddi yapılaşma öngörmüşler. Çok sistematik olarak yaptıkları çok bariz belli.

 

 

– Gelelim Saracoğlu Mahallesi’ne… 
Saracoğlu Mahallesi’nde de önce “Burası riskli alan, yıkılsın, yerine AVM falan yapılsın” dediler. Onunla ilgili hukuksal süreç bizim lehimize sonuçlandı, raporlar yayınlandı. Sonrasında orayı Maliye Bakanlığı’na devrettiler, lojman statüsünü kaldırdılar. Oradaki insanları zorla çıkardılar ve bizim çok şaşırdığımız bir biçimde devletin memuru ile hükümetin memuru karşı karşıya geldi. Zorla boşalttılar. Sonrasında da Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’na verdiler. Şimdi ya satacaklar, ya yıkacaklar yeni inşaat yapacaklar, ya kâr paylaşımı gibi bir şeyler yapacaklar.
ODTÜ’DEKİ YOL HASTANE İÇİN DEĞİL KENTSEL RANT İÇİN AÇILDI
– ODTÜ’de ne oldu? Orada yüzlerce ağacın kesilmeside mi hesaplaşma? 
Hayır, o neo liberal ekonomik politikaların bir sonucu. Türkiye aslında iki kıskaç altında ve biz bunu Ankara’da çok net yaşıyoruz; Biri Siyasal İslam’ın Cumhuriyet’le ve onun yapılarıyla hesaplaşması, diğeri de neo liberal politikalar. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin olduğu noktada, Bilkent’te, Bilkent Şehir Hastanesi yaptılar. Dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir; Bir hastane yapıyorsunuz, sonra o hastanenin yolunun olmadığını fark ediyorsunuz! Bütün hastaneleri kapatıp o şehir hastanesine taşıyacaklar. 1,5 milyon metrekarelik bir alan, 3600 yataklı hastane, yolu yok bunun, onun için ODTÜ’den yol geçireceğiz dediler ve bu yolu açtılar bir gecede. İyi de yol hastaneye değil, Gölbaşı’na doğru gidiyor! Gölbaşı’nda imar değişikliği yaptılar, Kızılcaşar İncek bölgesinde 32 kata izin verdiler. İncek Bulvarı ile ODTÜ’de yeni açılan o yolun geçtiği köşede yedi yüz bin metrekare henüz parselasyonu yapılmamış alan var. Yedi yüz bin metrekareden bahsediyoruz. Burada iki kat yerine otuz iki kat verdiğinizde oradaki kentsel rantı düşünebiliyor musunuz?

 

 

– Yani ODTÜ’deki yol hastane için açılmadı diyorsunuz…
O yol şehir hastanesi için açılmadı, o yol kentsel rant için açıldı.
BEN DE KORKUYORUM AMA CESARET BİR ADIM ÖNE GEÇERSE KORKU GERİYE ÇEKİLİR

 

 

 

– Neden bu kadar çok dava açıp, sürekli bu konuları gündeme getiriyorsunuz? Kahraman mı olmak istiyorsunuz, politikaya mı gireceksiniz?
Herkes bu soruyu soruyor. Mimar Odası Ankara Şube Başkanı’yım ben. Yoksul bir ailenin çocuğuyum, ayakta durmak için hep mücadele ettim. Ben bu odanın başkanı isem eğer, benim de sorumluluğum, bana anayasal hak olarak verilmiş bu ülkenin değerlerini, izlerini korumak. Ben bu koltukta susacaksam, evimde susayım daha iyi. İkincisi, ben bu kenti çok seviyorum. Çünkü bu kent, bugün uğruna mücadele ettiğimiz o Cumhuriyet değerlerinin kurucu mekanı. Sokaklarında Atatürk’ün izleri var. Yürüdüğünüz kaç kaldırımda Atatürk’ün izi var, kaçımız bunun farkındayız? Ben her gün bunu hissediyorum. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. O iz kaybolduğunda benden bir şey kaybolacak aslında.

 

 

– Sık sık hedef gösteriliyorsunuz, korkmuyor musunuz? 
İnsan korkuyu ve cesareti birlikte barındırıyor, korkunun ecele faydası yok. Ben de korkuyorum ama cesaret bir adım öne geçerse korku geriye çekilir.

 

 

 

 

Çeviri : Özlem GÜRSES

Kaynak : www.sozcu.com.tr

 

1 Yorum
  1. Cumhuriyet döneminin bir çok eserini bilerek yok ettiler. Şimdi melih gittikten sonra, biz yapmadık melih yapmış vah vah bile diyebilirler.

    nejla akman | 5 October 2017


Yorum yazmak için


Tasarım: Coop Himmelb (l) au                     Wunderkammer des Brotes – Asten’de Backaldrin şirketi için iki unsurdan oluşur: fuaye ve etkinlik odalarının bulunduğu kutu şeklinde bir bina. Ayrıca “Wunderkammer des Brotes”, iki katlı serbestçe sergilenme alanı, üzerinde yüzen üst kısma sahiptir. Seçilen malzemeler bu iki unsurun karşıtlığını [...]
ARŞİV
Subscribe