Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
New York Üniversitesi’nden Jacob Remes: Afet önce yoksulları vuruyor
Share 4 September 2017

Afetler yoksullar için zenginler için olduğundan çok daha kötü. Bu hem küresel hem yerel ölçekte geçerli. Houston’da selden en çok yoksullar etkilenirken, buradaki en yoksul kişi Mumbai’deki en yoksuldan çok daha iyi durumda.

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF /Washington 

ABD’de Harvey fırtınası ve ardından gelen sel Teksas’ta ve Louisiana’nın bir bölümünde etkili oldu. Ülkenin en büyük beş şehrinden biri olan Houston sular altında. En az 48 kişinin hayatını kaybettiği, binlerce kişinin yerinden edildiği, kayıpların artabileceği ifade ediliyor. Sadece şehrin en kalabalık ilçesi olan Harris’te 136 bin yapı sular altında kalırken, sığınaklardaki kişi sayısının 42 bin’e ulaştığı ifade ediliyor. Yaşanan felaket, ABD’de kronikleşen sınıfsal eşitsizliği ve kâr amaçlı kentleşmenin sonuçlarını da gün yüzüne çıkardı. Uzmanlar, iklim değişikliği ve hızlı kentleşmenin kaçınılmaz kıldığı bu felaketin; içinde siyahların ve göçmenlerin çok sayıda olduğu yoksul işçi kesimlerini daha fazla vurduğunu ve afet sonrası iyileşme döneminin bu kesimler için çok daha sancılı olacağını belirtiyor. Sel felaketi sonrasında kimya fabrikalarından açığa çıkan sızıntının da yoksul mahallelerini etkilediği belirtiliyor. Afetler eşitsizlikleri yeniden üretiyor ve derinleştiriyor. “Irk Sınıf ve Katrina Kasırgası” isimli kitaba göre, 2005’teki afetten en çok etkilenen bölgelerin yüzde 45,8’i siyahken bu oran zarar görmeyen bölgelerde yalnızca 26,4. Öte yandan, afetten etkilenenlerin yüzde 20,9’u yoksul, etkilenmeyenlerinse 15,3’ü. Benzer tablonun Harvey’de de yaşanabileceği belirtiliyor.

Önlem zenginlere
New York Üniversitesi’nde afet tarihi çalışan Jacob Remes, genel olarak ABD’de bu tür afetlere karşı önlemlerin daha çok zengin mahallelerinde alındığını belirtiyor. Çalışmalarında afetlerin açığa çıkardığı eşitsizliğe odaklanan Remes’e göre, bu ayrışma cüzdandaki paraya göre değil, politik güce göre yapılıyor. “Böylece daha zengin mahalleler ya da kasabalar daha güvenli hale geliyor.”

Seli aşarak işe gitmeye çalıştılar
Zenginlerin afet halinde servetlerinden nasıl faydalandığını şöyle anlatıyor Remes: “Bir zengin evini sel bastığı ya da depremde yıkıldığı için terk etmek zorunda kaldığında, yine zengin olan bir arkadaşlarının rahat evinin misafir odasında ya da otelde kalabilir. Zenginlerin saatlik ücret değil aylık maaş veren işlerde çalışma olasılığı daha yüksektir. Bir hafta işe gidemezlerse, bunun bir önemi yoktur.

Eğer paranız yoksa, bu söylediklerimizin tam tersi olur. Yoksullar aynı durumda yine yoksul bir arkadaşlarının kanepesinde ya da yerde yatmak zorundalardır, oteli karşılayamazlar. Saatlik ücretle çalışırlar ve iş yerinde vardiyayı kaçırdıklarında, çok para kaybederler. Bu nedenle, işe gitmek için suların içinden yürümeye çalışırlar, çünkü işi kaçırmanın maliyetini karşılayamayacaklardır.” Houston’daki sel sırasında çamaşırhanesinde çalıştığı otele gitmek için suların içinden geçmeye çalışan El Salvador göçmeni bir işçi kadını örnek veriyor Remes. Sel felaketinin ilk günlerinde, New York Times’a konuşan kadın beline kadar su içinde, “Bugün çalışma günüm ve ben sorumluluk sahibi bir insanım” demişti.

Kimya fabrikaları yoksulları zehirledi
Houston kıyılarında çok sayıda petrol ve kimya tesisi bulunuyor. Harvey fırtınasından etkilenen fabrikalardan havaya ve suya karışan zehirli sızıntının da yoksul bölgelere zarar verdiği ifade ediliyor. “Yoksullar çok açık nedenlerle kimya endüstrisinin yanında yaşıyorlar. Hükümet zenginlerin yaşadığı bölgeleri daha güvenli hale getiriyor, ama tersi de doğru zenginler sel alma ihtimali daha düşük yerlerde yaşamayı seçiyor.” Houston’un endüstriyel alanlarında yaşayanlar, afetin ilk gününden beri kimyasal kokusu aldıklarını belirtiyor.

Küresel eşitsizlik


Öte yandan; Bangladeş, Hindistan ve Nepal’i vuran selde 1.200 kişi hayatını kaybetti. Bu ülkelerdeki sel felaketiyle Harvey’i karşılaştırdığımızda eşitsizliğin başka bir boyutunun ortaya çıktığını ifade ediyor Remes: “Afetler yoksul insanlar için zenginler için olduğundan çok daha kötüdür. Bu durum hem küresel ölçekte hem de toplumsal ölçekte doğrudur. Afet sonrasında, Houston’daki en yoksul kişi Mumbai’deki en yoksul kişiden çok daha iyi durumda olacak.”

Tüm yatırım polis ve askere
Remes’in dünyanın en ‘zengin’ ülkesi olan ABD’de afetlere karşı neden daha iyi önlemler alınmadığı sorusuna ise yanıtı şöyle: “Bu neoliberalizmle ve ABD’nin son 37 yıldır benimsediği yolla ilgili. Hükümetin ya da eyaletin her türlü devlet hizmetini olabilecek her yolla kaldırmaya çalışması. Ve bunu polis ve ordu dışındaki tüm alanlarda yaptılar. Setler inşa etmemişiz, sel kontrolü yapmamışız, yardım fonu oluşturmamışız ve ülkeyi ekonomik açıdan daha eşit hale getirmeye çalışmamışız. Önleyici tedbirleri almamışsınız. Afet olduğunda elimizde kalan tek şey polis ve asker.”

Kâr için kuralsız kentleşme
Uzmanlar, Harvey fırtınasının yarattığı sonuçların, küresel ısınma ve kentin kuralsız hızlı büyümesi dolayısıyla çok daha etkili yaşandığını belirtiyor. Küresel ısınmanın etkilerinin de önce yoksulları vurduğu ifade ediliyor.

Afetin nedenleriyle ilgili dikkat çekilen başka bir nokta ise Houston’un çok hızlı şekilde kentleşmiş olması. Remes şöyle anlatıyor: “Burada çok az mühendislik düzenlemesi var. Çimento ve asfalt gibi su geçirmez yüzeylerdeki büyük artış nedeniyle su toprak tarafından emilmek yerine yüzeyde akıyor. Hükümet düzenleme yapmamayı tercih ediyor. Binanın bu şekilde inşa edilmesiyle müteahhitler daha fazla para kazanıyor. (…) Houston’da önlem olarak yollar suyun binalardan nehire doğru yönlenebileceği şekilde inşa ediliyor. Kentlerin çoğunda zengin mahallelerde, yeni şehir dışı merkezlerde, orta sınıf mahallelerinde yollar yeniden yapılıyor. Zengin bölgeleri koruyoruz, yoksulları korumuyoruz.”

Zenginlere daha fazla yardım
Remes’e göre, ABD hükümeti afet sonrası zenginlerin yaşadığı bölgelere daha çok yardımda bulunacak. Ona göre bu durumun adı ‘zengin mahallelerin desteklenmesi’ değil, ‘kimin daha fazla yardım talep etmek için siyasi nüfuzu, yardım alacağı gayrimenkulu var’ olacak. “Evi yeniden inşa etmek için kredi verecekler, daha çok para eden ve daha çok sayıda evi olan daha fazla yardım alacak.”

Remes’e göre, bu eşitsizliğin temelindeki düşünce yapısı şu: “Afet münferit bir olaydır ve afete karşılık vermenin yolu kenti mümkün olduğunca afet olmadan önceki haline döndürmektir.” Houston’un eski haline döndürülmeye çalışılcağını belirtiyor Remes. Bu şekilde eşitsizlik yeniden üretilecek.

Başkan Donald Trump, Kongre’den bölgeye 8 milyar dolarlık yatırım sağlanmasını istedi. Remes, 2012’deki Sandy Kasırgası sırasında çok sayıda senatörün federal yardıma karşı çıktığını hatırlatarak, benzer tartışmaların bu kez de yaşanabileceğini ancak ABD halkının yardım fonunun Teksasa aktarılmasından yana olduğunu belirtiyor.

***

Önlem alındığında sorun çözülüyor

Yarım yüzyıldır ABD’nin ekonomik ablukası altında olan Küba, 2005’teki Katrina Kasırgası sonrası, New Orleans’ta afetten etkilenen Amerikalılara yardım için 1.500 sağlık personeli göndermeyi teklif etmiş, dönemin Başkanı George Bush tarafından reddedilmişti.

Uzun yıllar Küba’da yaşayan Gazeteci Gail Reed, TeleSur’a verdiği röportajda, fırtına ve kasırgaların en çok görüldüğü ülkelerden biri olan Küba’da afetlere karşı etkili önlemler geliştirildiğini bu nedenle afetlerde ABD’de olduğundan çok daha az kayıp yaşandığını anlatıyor. Fırtınalara maruz kalan ada ülkesinde, artık tahliyeden değil, önlemden bahsediliyor. Tüm halkın ve özellike yardıma muhtaç kesimlerin afetlerle ilgili derinlemesine eğitildiğini anlatan Reed, afetlerden yedi gün önce halkın haberdar edildiğini belirtiyor. Küba’da sürekli tatbikatlar yapılıyor, her bölgede bir okul afet mağdurlarının ve evcil hayvanların kalabileceği şekilde güçlendiriliyor. Reed’e göre, Küba halkı, Teksas’takilerden farklı olarak, ne olursa olsun yüz üstü bırakılmayacağını ya da hayati malzemelerin afet sırasında yüksek fiyatlarla satılmayacağını biliyor.

1 Yorum
  1. yoksulların korunaksızlığı her zaman öne çıkan bir durum ama görmek istenmiyor ve devletler bu tedbirleri alamıyorlar.

    coşkun kılıç | 4 September 2017


Yorum yazmak için


Tasarım: Charles Cunniffe Architects               Bu kumtaşı duvar, Roaring Fork nehri ile paraleldir ve karşı eksen üzerinde yan yana duran taş duvarı kesintisiz olarak devam eder. Cesur şekillerdeki cam, taş, Resysta paneller ve sıva dıştaki nehrin manzaraları ve seslerinin her odadan algılanmasını sağlar. Dikkatle yerleştirilen çalıştırılabilir hendeğin pencereleri pasif [...]
ARŞİV
Subscribe