Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
HİROŞİMA’YI ANARKEN BİR YAPININ TANIKLIĞI
Share 7 August 2017

“İnsanlığın yarattığı gelmiş geçmiş en yıkıcı imha gücünü açıkça gözler önüne seren etkileyici bir simge”

 

Genbaku Kubbesi (Hiroşima Barış Anıtı), bu sözlerle Dünya Miras Listesi’ne girmiştir.

6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya atom bombası atılmış ve binlerce sivil bu saldırıda hayatını kaybetmiş, hayatta kalanlar ise çok uzun yıllar boyunca etkilerini çeşitli biçimlerde hissetmişlerdir. Hibakuşalar’ı duymuş olmalısınız. Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombası atıldıktan sonra bölgede radyasyona maruz kalarak yaşamlarını sürdürmeye çalışan kişilere bu isim verilmiştir. Hibakuşalar’ın gözleri acıyı görmüş, tenleri sıcaklığı hissetmiş. Patlamanın gözle görülen ya da görülmeyen etkileri sebebiyle sosyal hayattan uzak tutulmuş, yalnızlaştırılmışlardır.

Patlamada tüm kent neredeyse yıkılmış, yok olmuştur. Bombanın 150 metre yakınına düştüğü Genbaku Kubbesi de oldukça hasar görmüş; ancak ayakta kalmış ve payına, bu “insanlığın gelmiş geçmiş en yıkıcı imha gücünü” sergileme ve bir ders/ödev çıkarma görevi düşmüştür.

 

 

 

1914 yılında Çek mimar Jan Letzel’in tasarladığı Genbaku Kubbesi’nin inşasına başlanır ve 1915 yılında resmi olarak açılır. Yapı, 3 katlıdır ve merkezde 5 katlı çelik iskeletli bir çekirdek barındırır. Bu bölümün üzeri bakır ile kaplı eliptik bir kubbe ile örtülüdür. Yapı, işlevinin yanında kentin sosyal ve kültürel ihtiyacını da karşılayan bir merkez olarak çalışmaya başlar; fakat savaşla birlikte yapı sıkıcı hükümet ofislerine devrolur.

 

 

6 Ağustos 1945, saat 08:15. Amerika Birleşik Devletleri, Uranyum-235 tipi atom bombası “Little Boy” ile dünyadaki ilk nükleer saldırıyı Hiroşima’ya gerçekleştirdi. 3 gün sonra da Nagasaki’ye. Enola Gay’in atom bombasını Hiroşima üzerine bıraktıktan 8 dakika sonra herkesin gözünün önüne gelen fotoğraftaki mantar bulutunun yüksekliği 9000 metreyi buluyordu. Atıldığı yerde tahmin edilebileceği gibi doğal yaşama dair hiçbir şey kalmadı. Doğrudan ya da dolaylı 400 bin kişinin ölümüne sebep oldu ve tüm canlı yaşamını bitirdi. Bir kent, geleneksel yapı malzemeleri ahşap olması sebebiyle de yanarak kül oldu. Genbaku Kubbesi gibi bir kaç yapı ağır hasarla ayakta kaldılar.

Ayakta kalan bu yapılara ve tüm harabeye nasıl müdahale edileceği tartışma konusuydu. Kentin yeniden kurulmasının aynı zamanda toplumun da yeniden inşasının yolları arandı; ancak savaş sonrası ekonomi ve daha da önemlisi toplumun radyasyon etkisiyle ciddi hastalıklarla baş başa kalması toparlanma girişimlerini geciktirdi. Ancak 1949 yılında “Hiroşima Barış Kenti İnşa Yasası” yürürlülüğe sokuldu ve kent modern planlama anlayışına göre planlandı.[1] Genbaku Kubbesi’nin akıbetinin ne olacağı konusunda ise halk; yapının acıları hatırlattığı için yıkılmasını savunanlar ve yaşanan acının unutulmaması için korunması gerektiğini düşünenler olarak ikiye ayrılmıştı.

 

 

Buradan Venedik Tüzüğü’ne atıfla; “Madde 1. Tarihi anıt kavramı sadece bir mimari eseri içine almaz,bunun yanında belli bir uygarlığın,önemli bir gelişmenin,tarihi bir olayın tanıklığını yapan kentsel ya da kırsal bir yerleşmeyi de kapsar.Bu kavram yalnız büyük sanat eserlerini değil ,ayrıca zamanla kültürel anlam kazanmış daha basit eserleri de kapsar.”

 

 

Yapının barış sembolü olarak korunmasına karar verilir ve Barış Anıtı Parkı Tasarım Yarışması açılır. Japon mimar Kenzo Tange’nin tasarımı yarışmayı kazanır ve 1955 yılında hayata geçirilir. [3] Genbaku Kubbesi ile ilgili verilen en temel karar; yapının patlamadan hemen sonraki haliyle olduğu gibi korunmasıdır. 1967, 1989-1990 ve 2002-2003 yıllarındaki son üç koruma projesinde de, atom bombası saldırısı sonrasındaki gibi korunması amacıyla güçlendirme faaliyeti dahi mümkün olan en azda tutulmuştur. Bu sessiz ve çıplak yapıdan beklenen, sürekli ve sürekli savaşın tüm yıkıcılığını, gaddarlığını hatırlatmasıdır. Venedik Tüzüğü’nün 3. Maddesi “Anıtların korunmasında ve onarılmasındaki amaç, onları bir sanat eseri olduğu kadar ,bir tarihi belge olarak da korumaktır.” der. [2] Genbaku Kubbesi’nin korunması’ndaki amaç da mimari bir yapı olmasının ötesinde patlamayla birlikte yapı bütünlüğünün bozulması ve savaşın yok ediciliğinin somut anıtı haline gelmesidir.

 

 

Genbaku Kubbesi(Hiroşima Barış Anıtı), saydığımız tüm bu gerekçelerle bir “kültür” mirası olarak 1996 yılında Dünya Miras Listesi’ne aday olur. Dünya Miras Komisyonu’nda yürütülen adaylık tartışmaları sırasında iki ülke; İmparatorluk Japonyası’nın bölge halklarına uyguladığı zorbalığı görünmez kılacağı gerekçesiyle Çin Halk Cumhuriyeti ve savaş sitlerinin Dünya Miras Listesi’ne uygun olmadığı ve Hiroşima’nın bağlamından koparıldığı gerekçesiyle Amerika Birleşik Devletleri yapının listeye girmemesi yönünde oy kullanmışlardır. [1] Tüm tartışmalar sonucunda “İnsanlık tarihinin önemli bir aşamasını veya aşamalarını gösteren bir yapı tipinin, mimari veya teknolojik bütünün veya peyzajın istisnai bir örneği olması” (4. kriter) kriterini sağlayarak Dünya Miras Listesi’ne girer.

Temmuz ayında Birleşmiş Milletler’de Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması oylaması gerçekleşti ve “anlaşma kabul edildi” denilerek servis edildi. Ancak nükleer silah sahibi ülkeler oylamayı boykot ettiler. ABD, İngiltere, Fransa, Türkiye, Almanya, Japonya, İtalya, Çin, Hindistan’ın da aralarında olduğu 69 ülke oylamaya katılmadı. ABD, İngiltere ve Fransa ortak açıklama ile yasayı tanımayacaklarını belirttiler. Bilindiği gibi Türkiye NATO’nun nükleer silah paylaştığı/bulundurduğu ülkelerden birisi. Enerji Bakanı Berat Albayrak geçtiğimiz günlerde 2030 yılına kadar Türkiye’de planladıkları üç nükleer santralin devreye gireceği iddiasında. Nükleer santraller ve nükleer silahlanma arasındaki bağlantıyı kurmak da zor olmasa gerek.
Bugün yeniden ve yeniden Genbaku Kubbesi somutluğunda nükleer felaketleri hatırlamamızın anlamı; dünyada henüz barış yok ve tüm nükleer silahlar dünya üzerinden silinmedi. Ama UMUT var.

 

Hepimizin düşlerindeki özgür dünyaya…

İşler atom reaktörleri işler
Yapma aylar geçer güneş doğarken
Ve güneş doğarken hiç umut yok mu
Umut umut umut… umut insanda.    Nazım Hikmet

Deniz ÖZTÜRK – Mimar

Kaynak : toplumcumeclis.org

1 Yorum
  1. İnsanlık ne acılar çekti. Atom bombası bir şehrin üzerine atıldı. Binlerce insan katledildi. Yazık, “uygar” Amerika yaptı bunları.

    semih örs | 7 August 2017


Yorum yazmak için


Sydney Opera Evi Robotik Yeni Bir Dönüşle Korunmaktadır. Sydney Opera Binası dünyanın en önemli yerlerinden biridir. Öyküsü, 1956′da New South Wales hükümetinin düzenlediği tasarım yarışmasıyla başlar ve burada Danimarkalı mimar Jørn Utzon’un  beklenmedik bir şekilde yarışmayı kazanıyordu. Utzon’un fikri basitti, ancak büyük bir binanın bileşenlerine sahipti ve bu nedenle o zamanki jüri üyesi Eero Saarinen’in [...]
ARŞİV
Subscribe