Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
Kuzey Ormanları neden Hayır diyor?
Share 15 April 2017

Bizler için Kuzey Ormanları’nı savunmak ne demek? Kırklareli’nden başlayarak Sapanca’ya kadar uzanan bir coğrafyada dünyanın ve Türkiye’nin eşi benzeri olmayan ağaç, bitki ve hayvan çeşitliliğini savunmak demek.

 

 

 

 

KOS, Türkiye’nin eşsiz doğasına sahip olan Kırklareli’den başlayıp Sapanca’ya uzanan eşsiz doğaya dikkat çekmek için ortaya çıktı. Kuzey Ormanları’na sahip çıkmak çağlar boyunca sayısız uygarlığın İstanbul’u seçmesine ve orayı İstanbul yapmasına neden olan hava, su, kültür ve yaşam mirasına sahip çıkmak demek.

 

 

Bizler için Kuzey Ormanları’nı savunmak; İstanbul’da yaşayan insanlar yıllar sonra da nefes alabilsin, bazı ülkelerde olduğu gibi maskelerle gezmesinler, erken yaşta akciğer hastalıklarından ölmesinler demek. Kendi su kaynakları artık yetmeyen İstanbul yıllar sonra kuraklıklar çağı iyice yerleştiğinde tüm Marmara’nın su kaynaklarını tüketmesin demek.

 

 

Bizler için Kuzey Ormanları’nı savunmak; ulaşım, ilerleme, refah gibi söylemlerle halkı kandırarak, sadece günü kurtarmak amacıyla, inşaat şirketlerinin çarkları dönsün diye kullanılmayan köprüler ve otoyollar yapmaya, işlemeyecek havaalanları açmaya kalkışmaya, tüm bunların garantili ödemelerini de halkın cebine yıkmaya karşı çıkmak demek. Yıllardır gizlenen asıl hedef uyarınca rant amacıyla İstanbul şehrinin kuzeye doğru büyütülmesine, nüfusunun milyonlarca artarak iyice yaşanmaz bir şehir olmasına karşı çıkmak demek.

 

 

Bizler için Kuzey Ormanları’nı savunmak; tüm bunların olabilmesinin önünü açan denetimsiz, hesap vermeyen; doğaya, yaşama ve insana zerre önem vermeden sadece günü kurtarmaya odaklanmış inşaat temelli ekonomi politikalarını tartışılmaz doğru olarak sunan, buna kesin biat talep eden yönetim anlayışlarına karşı çıkmak demek.

Bizler için Kuzey Ormanları’nı savunmak, 3. köprüye, termik santrallara, maden ve taşocaklarına, beton santrallarına, ormanların bağrına saplanan RES’lere ve demiryollarına, acele kamulaştırmalara, köylülerin topraklarından edilmesine; verimli tarım arazilerinin zehirlenmesine, yapılaşmaya açılmasına ve organize sanayi bölgelerine feda edilmesine; bu topraklara bereketini sağlayan suyu hapseden HES’lere ve barajlara, Rus doğalgazını taşıyan boru hattının Türk akımı adında Kuzey Ormanları’nı iki uçtan parçalayarak yaban hayatını ikiye bölmesine, İstanbul’u koca bir şantiye şehre çeviren inşaat sermayesinin her ay milyonlarca ton moloz ve hafriyat toprağını Kuzey Ormanları’na dökmesine karşı çıkmak demek.

 

 

İstanbul yolun sonuna geldiğinde tüm Marmaranın başı belada olacak, Marmara’nın başı belaya girdiğinde tüm Türkiye zarar görecek. Sanayi yüzünden zehirlenmiş Ergene nehrini temizlemekten aciziz, tarım alanlarının ağır metallerle zehirlenmiş sularla beslenmesini çaresizce izliyoruz.

 

 

 

 

Bu iç yaralayan tabloya bir anda varmadık. Dünyanın bazı yerlerinde olduğu gibi Türkiye’de de uzun zamandır köprüyü, yolu, uçağı, madeni; doğal zenginliklerden, tarihi ve kültürel değerlerden, tarımdan, canlıların ve yaşamın çıkarlarından üstün tutan bir yönetim anlayışı hakim. Ama son dönemde koşar adım felakete doğru gitmemizin nedeni ortada: Bu yaklaşımın tamamen denetimsiz bir şekilde çığırından çıkmış halde kentlerde ve doğada istediğini yapabilir hale gelmesi.

 

 

Bu yüzden, işlemez hale getirilmiş ve ne zaman doğa lehine bir karar verse devre dışı bırakılan bir hukuk sistemiyle, yaşamı ve doğayı savunmakla bir ilgisi kalmamış bir meclisle, Kanun Hükmünde Kararnameler ile, Varlık Fonu’yla, Madde 80’le çığrından çıkan bu yağmayı son raddeye vardıracak; henüz elimizde kalabilmiş doğal zenginlikleri tek bir kişi ve onun etrafındaki sermayenin keyfiliğine tamamen teslim edecek bu Anayasa değişikliğine karşı – Kuzey Ormanları için, yaşam için, koca bir Hayır diyoruz.

 

 

Bu Anayasa değişikliği kabul edilirse, tek bir kişinin ve çevresindeki şirketlerin sözüyle nükleer santraller, HES’ler, termik santraller, mega projeler, acele kamulaştırmalar yapılır hale gelecek. Çevreyle ilgili tüm kararnameler, yönetmelikler, ilgili kurumlar, bu kurumların işleyişleri ve atamaları tek bir kişinin ve çevresindeki şirketlerin istediği gibi yeniden şekillendirilecek. Geri dönüşü imkansız ekolojik ve kentsel yıkım karşısında başvurulabilecek mahkemeler tek kişinin ve çevresindeki şirketlerin emrinde olacak.

 

 

On binlerce yıldır dünyada yaşamın önemli beşikleri ve koruyucuları arasında olan Anadolu’nun, bugün Kuzey Ormanları’ndan Hevsel Bahçelerine, Cerattepe’den Akkuyu’ya, Bartın’dan Çanakkale’ye, maruz kaldığı sayısız saldırıya karşı çıkacağına ve geleceği için, yaşam için, kesin bir Hayır diyeceğine inanıyoruz.

 

 

 

Kaynak : Birgün

 


Yorum yazmak için


“İçinde yaşadığımız şu karanlık günlerde, böyle bir sergi açılabiliyorsa ve bunca ilgi görüyorsa eğer, bu ülkeden asla umut kesilmez…”       Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde, birkaç gün önce açılan “Louis Kahn’a Yeni/den Bakış” sergisinde karşılaştığım her mimar, her ressam, her ziyaretçi, kâh değişik sözlerle, kâh bakışlarla, kocaman bir gülümseme ya da [...]
ARŞİV
Subscribe