Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Ankara’nın göbeğinde boş duran… KIZILAY BİNASININ DÜNÜ, BUGÜNÜ
Share 26 May 2009

Türkiye Kızılay Derneği Rant Tesisleri mimari proje yarışması

O yıllarda büyük ilgi gören proje yarışmasında ikiyüze yakın şartname satışı yapılmış, yarışmaya 54 proje katılmıştı. Ankara Kızılay Derneği’nin yaklaşık 7.000 m2 lik arsası üzerinde, idare binası yıkılarak imar planının vereceği hakları kullanarak yaptıracağı tesisten sağlayacağı geliri, kendi amaçları için kullanma isteğine dayalı olarak bu süreç başlamıştır.

İmar planına göre 32.000 m2 si zeminin üzerinde yaklaşık 50.000 m2 lik bir yapı yapma olanağı vardı.

Eski Kızılay binası ile geçmişte bu meydana “Kızılay Meydanı” denmekteydi. Eski yapının yıkılmasından sonra ve Kızılay Derneğinin yeni rant tesisleri buraya yapıldığı zaman yine bu meydana Kızılay Meydanı denecek miydi? O yüzden yarışma şartnamesine, yapılacak tesisin eskisi gibi bu alana Kızılay Meydanı dedirtecek bir nitelik taşıması istendi ve “Kızılay’ı imgelemeli” diye önemli bir vurgu yapıldı.

Yine Kızılay Derneği bir yol kavşağı konumundaki bu alanda bir ölçüde gerçekleşecek olan yapıyla birlikte kent halkının sosyal ve kültürel gereksinimlerinin karşılanmasını istediler. Bu nedenle, sergi, çok amaçlı salon, gösteri yeri gibi kullanımlar yarışma programına eklendi.

Arsada 4, 5 emsal kullanılabileceği söylenmiş ve bunun üzerine yarışmaya katılan 54 projeden,

a) Bir grup proje çevredeki yapıların çok üstünde yükseklikler önermiş,
b) Bir grup proje çevredeki yapılara yakın ölçekler önermiş,
c) Diğer bir grup ise zemin üzerinde yapı önermemiştir.

YARIŞMA SONUÇLARI

1. Proje: Nesrin Yatman-Vedat İşbilir-Affan Yatman

grup.jpg

11111.jpg

2. Proje: Günay Çilingiroğlu

gunay1.jpg

untitled-2.gif

3. Proje: Affan Kırımlı-Muhteşem Giray

affan_kyrymly1.jpg

affan_kyrymly3.jpg

1. Mansiyon: Gülay Sunal-Haldun Sunal-Günhan Güner

mansiyon1.jpg

mansiyon2.jpg

2. Mansiyon: Nihat Güner

untitled-1.jpg

nihat-guner1.jpg

3. Mansiyon: Muhlis Türkmen-Orhan Çakmakçıoğlu-Haluk Korur

muhlisturkmen_toplu.jpg

muhlisturkmen_toplu2.jpg

4. Sedat Gürel-Radi Birol

sedat-gurel_maket.jpg

sedat-gurel_toplu2.jpg

sedat-gurel_toplu1.jpg

5. Selim Pınar Nejat Yardımcı

selim-pynar_toplu1.jpg

selim-pynar_toplu.jpg

KIZILAY BİNASI (1.PROJE) KAZANAN PROJE AYRINTILARI

plan1-copy.jpg

3-1.jpg

1112.jpg

333.jpg

444.jpg

555.jpg

666.jpg

777.jpg

8888.jpg

999.jpg

2222.jpg

22 Yorum
  1. Şu Kızılay binasının önünden yıllarca geçerim ve hangi güç bunu böyle boş tutmayı başarıyor diye şaşarım. Nasıl şaşmayayım Ankara’nın tam ortası ve yıllardır dev kütle içine giren çıkmadan orada duruyor. Bu yazıda da belirtildiği gibi Tanrım ne büyük bürokrasi var ki kullanılmadan eskitmeye cüret edebiliyor bu kadar milletçe hovarda olabiliyoruz. Bir de buna şaşarım. İlgililer biraz duyar insafa gelirler mi acaba? Ha gayeret diyelim.

    yüksel dokutan | 26 May 2009

  2. Eski Kızılay binasının böyle hızlı bir süreçle yıkıldığını ve üstelik tescilliyken ortadan kaldırıldığını bilmiyordum. Sayın Madran o zaman yüksek kurulun raportörüymüş fakat adı geçen “ağzının içine bakardık” dediği isimlerin bir kısmı rahmetli oldu bir kısmı halen anlı şanlı “dev” büyük önderlerimiz.
    Sayın Madran belki o söyleşide net olarak belirtmiştir ama bu alıntıda yüksek kurulun hangi üyelerinin “rölevelerini alın, yıkın” dediği flu kalmış.
    Onu da bilseydik, bugünkü fetva müesselerinin ve şimdiki dayanaklarının zamanı vaktinde ne tür işlere onay verdiklerini öğrenmiş olurduk.
    Saygılarımla

    Sami Caymaz | 27 May 2009

  3. Kızılay’ın geçmişinden bugüne kadar ve bilhassa proje yarışması belgelerini de yayınlayarak çok faydalı bir hizmet vermişsiniz. Kızılay tabi çok değişim içinde bir yer ve başlangıçta eski fotoğraflardan görüldüğü gibi yollar bugünkü gibi değil daha dar. Süreç içinde yollar genişlemiş, kaldırımlar büyütülmüş Kızılay arsası nasıl olsa kamu malı küçüldükçe küçülmüş.
    Buradaki Affan beyin projesi bugün dahi anlamlar taşımaktadır. Tabi yeni fikirlerle yeni tasarımnlar olanağı vardır. Ancak o proje kenti hesabeden bir yaklaşıma sahiptir. Parçalı birsürü şeyden değil asal bir kütle ve iç boşaltma tekniğiyle öngörülmüştür. Emin Çölaşan gibileri mimariden anlamadan kapkara bina falan demeleri önemli değil gerçekten.
    Fakat binanın bir türlü kullanılmaması bir muamma açıkçası.
    Daha kullanmadan on yıl beklerse bence yıkıp yeniden yapılması lazım gelir.

    ferhan deniz | 27 May 2009

  4. Kızılay binasından çıkartılabilecek dersler var:
    Her bina karlı değildir. Eski Kızılay binasının köşesindeki büfe bile şu anki heyüladan Kızılay için çok daha karlıydı. (30 yılın kayıplarını saymıyorum bile)
    Her mimar mimar değildir. Eğer bu denli ölçek bozan bir binayı (çünkü bu bina Kızılay’daki mütevazi gökdelenden daha büyük-ağır-hakim gözükmektedir.) bir mimar yaptıysa bence artık başka işler yapmalıdır. Muhtemelen politikacılar ve işini bilen memurlar yapmıştır.
    Her akademisyen kesinlikle saygın ve güvenilir değildir. Halkın aslında devlet tarafından verilmiş içi boş ünvanlara kanması zavallılıktır. Onlara emanet edilen bir kurul ise kesinlikle bilimsel değildir.
    Bir delinin attığı taşa binlerce deli ülkemizde katılmakta durum Ankaraya dönmektedir. Yani Ankarayı mahvetmekte Gökçek yalnız değildir.
    Ankaranın mütevaziliğindeki büyüklüğü, şirinliği, bir insanın hayali ama gerçeklerden çok daha gerçekçi oluşu bizim politikacı/bürokrat/sözümona mimar takımının anlayabileceği türden değildir.
    Bir binaya bakınca eğer komisyonlar filan görülüyorsa bina yerine o binadan da hayır gelmez.
    Çok mu sert oldu? Ama yıkılan zavallı Kızılay’ın fotoğraflarını görünce dayanamadım.

    Anonymous | 28 May 2009

  5. Kızılay binasının dününden aşırı etkilenip, işte yerinde kalsaydı demek için zaman çok geç. Niye yıkıldı diye kızıp bu binaya olur olmaz “kara leke, beton yığını…” gibi nitelemelerde bulunmak acımasızlık olur. Eleştiri olmaz bu üslup.YApının kullanılmaması büyük beceriksizlik. Ayrıca çok büyük değer aşınımı. Muhtelen içi kullanılsaydı bugünlede yeniden kullanımdaki aksaklıklardan ve ya bir dönem eskimesinden dolayı tadil edilirdi. Zaten binalar böyle yaşarlar ve kendilerini yenilerler. İçi mutlaka en az bir kere daha düzenlenirdi. Girişler çıkışlar yeniden hayatın getirdiği problemlerin çözümü için düzeltilirdi. Dış kütle ise beğenin beğenmeyin bir kent duvarıdır ve bir kimliği vardır. Sıradan apartman veya işhanı değildir bu bina.
    Gözlem bölümünün sonunda söylendiği gibi “bugün olsa başka türlü düşünülür müydü” muhtemelen evet, farklı çözümler ve mimari anlayışlar ortaya konurdu. Fakat 1980 de ortam buydu, dünyadaki örneklere bir bakın, neydi? 1980 ler için olabilecekler içinde bence hakikaten 1. projeymiş.

    Saliha Balaban | 30 May 2009

  6. Bana kalırsa Cumhuriyet döneminde otuz yılda bir yeniden yapılan ve yıkılıp tekrar yeniden inşa edilen Kızılay gibi dinamik bir kent merkezinde yepyeni bir tasarım yarışması açılabilir. Bu şimdiki bina ile ilgili olumsuzlama manasında birşey düşündüğümden değil. Sadece zamana bakarak bunun olabilirliğene işaret etmek istiyorum. Mevcut binanın maliyeti nedir ki, bu göze alınabilir.

    asuman cıvaoğlu | 31 May 2009

  7. Çiğ köfte sarısı rengiyle hâlâ belleğimin derinliklerinde duran bu 3 buçuk katlı eski Kızılay binasını unutamıyorum. Kızılay’a adını veren bu bina yıkıldıktan sonra meydanın (aslında ortada sadece kavşak var) adının Kızılay olmasının artık bir ehemmiyeti yok. Şehrin kimliğini oluşturan böylesi bir yapının ranta kurban gitmesi ise büyük talihsizlik.

    1970′li yıllarda sözümona Gökdelen’den daha yüksek bina yapılması istenilmiş, ama bu bitip de hâlâ kullanılamayan binaya razı olmaları iki sene sürmüş. Üzücü durumlar yaşanıyor halen ülkemde. Rant için yüksek yüksek kuleler yapılıyor. Dünya çapında halen krize rağmen sürmekte olan gökyüzü yolculu yarışı maalesef devam ediyor. İyi ve modern mimari artık yüksek kulelerle ölçülüp değerlendiriliyor. Yüksek, gayr-i insanî kulelerin mağaralarındaki zavallı insanoğlu fıtratına ters yaşam savaşı vermeye devam ediyor.

    Konunun derinliklerine, felsefesine daha fazla girmek isterdim ancak ne benim ne de sizin fazla zamanınız yok. Hani sel yataklarına, dere yataklarına bina yapılıp da sonradan gelen sel binaları yıktığında tabiat öcünü aldı diyoruz ya, yıllardır benim Kızılay’ın çiğ köfte sarısı o güzelim binası için benzeri bir şey düşünüyorum. Yıl 2009 ve yeni Kızılay binası hâlâ faaliyete geçemiyor çünkü eski binanın âhı tuttu değerli dostlar. Bizlere bir ibret dersi olarak karşımızda duruyor.

    Hayati Binler | 31 May 2009

  8. eskiye göre her yerleşimin daha yoğun olacağını kabul etmeliyiz. bundan elli sene önce üç beş kat normal yükseklikti. daha fazlası hiç gerekmezdi bile. kent arsası kıymet kazandıkça bazı noktalar bilhassa çok kıymetlenir. burada yükselmek gerekir. bu dinamik ekonomik-sosyal güç tarafından kendi diyalektiği içinde oluşur. gelelim bu bina böyle olur mu, niye eskisi yıkıldı tarzındaki yaklaşımlara. başka bir alternatif vardı da (bu koşullarda) bu gerçekleşmedimi? bakın öyle olsaydı tartışılırdı işte. bu ülkenin mimarlık toplamı, sentezi, birikimi neyse o zaman açısından ortaya konmuş. yine bu ülkenin kurumsal yapıları, kızılay derneği mesela bir bina talep etmiş. kendine göre bazı incelikler yapmaya çalışmış ayrıca. hiç birşey bize göre ters değil. hiç birşey bizi şaşırtacak biçimde olağanüstü iyi de değil tabiki. neysek “o” yuz yani.

    erkan denizer | 31 May 2009

  9. Bütün bunların yanında eski Kızılay binası için de biraz birşey söylenmesi lazım herhalde. Koruma nesnesi olarak görülen eski bina Cumhuriyet dönemi ilk örneklerinden olmasından dolayı, Yenişehirin meydanında durmasından dolayı, ilk kamu yapılarından olması, bir hayır derneğinin malı olması, anı değeri…vs.vs gibi şeylerden dolayı “tescil”lenebilir. Bu normal. Ama bu onun illa aynı biçimde yerinde kalacağı manasına gelmez. Bizde “okumuş” bir grup kesim tescillenmişse ilelebet orada durur gibi bir anlayışa sahip. Hani “denizden ne çıksa yerim” gibi birşey bu.
    Nitekim bir ofis binası gibi yapılmış, bildiğimizi kiremit saçaklı binanın meydana bakan tarafına “Selçuklu” süsü sayılan (ve ne yazık ki sonra bu motif yüzlerce yerde kullanılmıştır) tırtıklı parapet duvarlı bina sadece “tescilli” dir. Belgelenebilir ve yerine modern bir yapı yapılabilir. Zaten öyle yapılmış.
    Ona ah vah etmek yerine bir başkent meydanına yaraşır yeni tasarım ne olmalıdır? yahut bu şimdiki bina “o” mudur diye tartışmak daha önemli.

    pınar yılmaz | 1 June 2009

  10. bir binanın tarih olarak eskimesi ‘tarihi eser’ olmasını gerektirmez.bu mantıkla 20-30 yıl sonra 70′li yılların iğrenç apartmanları da tarihi eser olacaktır.bu binaların ‘tarihi’ olduğu söylenebilir ama bunlara ‘eser’ denilebilir mi düşünmek gerekir. aynen bu şekilde duygusal yönünü bir tarafa bırakacak olursak eski Kızılay binası erken Cumhuriyet devrinin kimliksiz, kasvetli, kibrit kutusuna pencere niyetine açılmış delikleriyle şehre kondurulmuş beton bloklarından biridir.
    İnsanların önünde gazoz içme anılarının tesiriyle binanın çirkinliğini fark edememiş olmalarını ise anlayışla karşılayamıyorum.Malesef o devirde yapılan binalarda geçmişten kopuşu görmekle beraber geleceğe dair de hiçbir tahayyülümüzün olmadığı gerçeği ile de yüzleşiyoruz.

    hale keleş | 2 June 2009

  11. Kızılay ölüyor, ve can çekişiyor. Bir köşesinde Kızılay binası bir köşesinde Gökdelen. Soysal pasajı cıvıl cıvıldı eskiden giren var mı şimdi. Bir kafanızı uzatın durum felaket. Gima vardı eskiden mesela, postane. Şimdi ne var, koca bir kavşak. Yenişehirde bir öyle vakti diye Sevgi Soysal’ın kitabı vardı ya şimdi Yenişehirde ölüm zamanı gibi bir şey söylenebilir.
    Durum çok kötü bana göre, bir kent tam orta yerinden çürüyor ve göçüyor.

    yavuz sergen | 2 June 2009

  12. Ankara’da ki şimdiki Kızılay binasını ben olumlu buluyorum . Kullanılsa idi daha fazla Ankaralının belleğinde olurdu ve benimsenirdi. O köşenin reklam panolarıyla çevrili olması binayı da anlamsız kılıyor içini de farketmemizi önlüyor. Kullanıma açılsa küçük düzenlemelerle bence olumlu bir pozisyon oluşabilir diye düşünüyorum.

    Ali Osman Gür | 4 June 2009

  13. ben kızılay gibi bir kurumun kendi yapısına niye hiç sahip çıkmadığını anlayamıyorum. yıllar boyu birşey nasıl boş tutulabilir? bunun nasıl bir karı olur? mahkeme sonucunda kazansanız bile bakın bir defa kızılay köşesinin imajını çürüttünüz. çöplükten beter bir yer halini aldı. hiç mi bir genel müdür yok bu kızılayın. insaf gerçekten bu milletin fertlerinden topladıklarınızla varsınız sonuçta. bu kdar sorumsuzluk olmaz.

    bahattin çapan | 5 June 2009

  14. Bugün yarışmalar bile boyut değiştirdi. Buradaki paftalar çok naif sahiden. Yapanları da saygıyla selamlıyorum. Şu anda en küçük bir yarışma konusunda bunun bir kaç katı performans ortaya konuyor. Bakışlar ve gereklilikler gelişen tekniklerle çoğaldı. Arada çok fark var bunu görmek lazım.

    Dündar Kayacıklı | 5 June 2009

  15. Aslında Ankara’da doğup büyümüş bir insanım. 57 yaşındayım. Ankara’da değil 1950′li 60′lı yıllara çocukluğumla, 1970′ler veya 1980′lere dair gençliğimle ilgili hiç bir köşe taşı, bir dükkân, bir pastane, bir fotoğrafçı yada ne bileyim Atatürk Bulvarı’nda en ufak bir iz bulamamaktayım. Oysa Sıhhıye’yi geride bırakarak yukarı doğru giderken ve sağa doğru İzmir Caddesine dönerkenki Özen Pastanesi, ya da tam karşı çaprazdaki tek katlı Millî Piyango binası veya oralarda köşede sosisli sandöviçi ve hardalıyla ün salan, akşamları basın mensuplarının toplandığı ve ilk FIÇI BİRA’yı veren “PİKNİK” nerede şimdi? Solda biraz yukarıdaki TRAKYA mandrası, hattâ çok yüksek tavanlı o Kızılay Eczanesi ya da biraz aşağıdaki “Lokomotif-Kumbaramı” vermiş olan Ray Bank ve en azından onun binası nerede? Ve tabii ki Ankaralı çocukların/gençlerin ilk vesikalık fotoğraflarını çekip üreten PİKNİK komşusu Basın Fotoğraf Ajansının binası nerelerde?… Kocabeyoğlu Pasajı bile bir marka idi…Tansel bir simge idi… Hangisi kaldı? Bunun adı “modernleşme” olamaz. Bu ancak ve ancak “kendini yok etme” anlayışıdır. Bakın Avrupa kentlerine: Hepsinin merkezi, pazar meydanı-belediye meydanı diye korunur. Allah bizi ve kentlerimizi bu son on-onbeş yıldır yöneten tiplerden korusun. Sevgi ve saygılarımla…

    murat hatipoğlu | 8 June 2009

  16. Ankara bir yüksek platodur. Onun kent değerleri ufuklarına yerleşen yükseltilerin sınırladığı, bulutların onların üstünden akıp gittiği, kırmızımtırak toprak rengi ve bulutlara yakınlığı ile oluşur. Ankaranın bir ölçeği vardır.(dı) Bu ölçek olağanüstüdür. Hem tarihi kent dokusunda oluşmuş, gerçekten büyük mimarlar tarafından da döneminde yeni yaptıkları yapılara uygulanmasıyla tescillenmiştir. Bu ölçek tam anlamıyla insan ölçeğidir. İnsanın ve yüksek platodaki insanın yalnızlığının ölçeğidir. Ankara’nın tarihinde her köşesi bu ölçeğe göre oluşmuştur.
    Anıtkabirde Aslanlı yolda yürürken gökyüzüne doğru ilerlediğinizi düşünürsünüz (dünüz) sizi sınırlayan sadece ufuktaki dağlardır ama o da önemli değildir çünkü bulutların bu dağların ve hemen başınızın üstünden aktığını görürsünüz.
    Güven parkı hem olağanüstü büyük hemde evinizin bir köşesi gibidir çünkü orada geçmişin onuru ve geleceğin güveni gerçek bir heykeltraş tarafından işlenmiştir. Yanıbaşında durursunuz hem çok büyüktür hemde sizin boyunuzdadır.
    Kızılay yapısı size insani boyutları anlatır.(dı) Hem çok büyük (şimdiki binadan çok daha büyük) hemde sizin kadardır. Komşunuzu evi gibidir. Hemen elinizin altında. Dokunabileceğiniz kadar yakın.
    Atatürk Bulvarı insan ölçeğindedir.(deydi) Orada tek sorununuz kuşların gece çökerken binlercesiyle gelen kuşların bıraktıklarıdır. Ama geçen insanların yüzlerini görebilirsiniz. Oradaki herkes sizin arkadaşlarınız, tanışlarınız, mesai komşularınız, sizsinizdir. (di)
    İşte Ankara bunları kaybetti. Kazandığını sandıkları ise birer felaket. İnsanlık dışı, kullanım dışı, anlamsız büyük oldukları halde küçük saçma bir sürü yapı. Başlarında da Kızılay Binası ve onunla kökende birleşen Kocatepe camii. Aynı mantık, aynı duyarsızlık aynı aymazlık.
    Çok yazık.

    Ahmet Kamilli | 13 July 2009

  17. bizim asalaklar tarihe sahip çıkmak yerine onu yıkıyorlar.yazıklar olsun…

    UMUT | 6 March 2011

  18. tarihi kızılay binasını yıkıp yerine bu modern binayı inşaa edip ardından mahkeme nedeniyle kullanılmaz hale getirenlerde suç bulmuyorum…bütün suç bu duyarsız vatandaşlarımızda…bir elin nesi var iki elin sesi var ankara halkı birlik olsaydı üst yöneticiler bu duyarlılık karşısında hiçbirşey yapamazdı…körle yatan şaşı kalkar misali….

    asiressam | 22 March 2011

  19. tarihe mal olmuş meydan ve binaların sürecinin hikayeleri bir manada ülkenin de sosyo politik panoroması gibi. hazırladığınız belgesel ile bu tadı alıyoruz.

    cansu küçükkale | 17 April 2011

  20. Bir rezalet, aptallık ve cehalet abidesi.
    Utanıyoruz.

    Halil İnal | 23 June 2011

  21. Bu kadar yorumu boşuna yapıyoruz aslında. Millet olarak değerlerimize sahip çıkamama hastalığı var bizde. Bu hastalığı kronikleştirenlerde belli zaten. Her zaman derim; para, parayı çeker. Türkiye cumhuriyetinde hiç bir sade vatandaşın düşünmeye bilr cesaret edemediğini bir başkası anında hallediveriyor. Bize de böyle boş boş konuşmak kalıyor. Maksat muhabbet olsun, başkarı da torbasını boldursun.

    bülent | 6 January 2015

  22. En iyi bildiğimiz yapı çadır, koyunları alıp çadırlarA dönelim.

    İsin buga | 11 August 2016


Yorum yazmak için


Tasarım: HKS Architects       NH Foods Ltd, Hokkaido Nippon-Ham Fighters Beyzbol Kulübü Co, Ltd ve Hokkaido Ballpark Corporation, önerilen inşaat alanı 26 Mart 2018′de kararlaştırıldığından beri, yeni bir basketbol sahası inşa etmek için çeşitli bakış açılarından gerekli çalışmaları sürdürmeye devam etmektedir.         Her şeyden önce, NH Foods, Fighters ve Hokkaido [...]
ARŞİV
Subscribe