Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
Kadıköy Hal Binası / Arif Atılgan
Share 16 February 2017

1925 yılında, Kadıköy’de denizden doldurularak elde edilen meydan üzerine, 225.000TL ile Hal Binası yapılmak istenir. İnşaat yapılan alan Caferağa Mahallesi, 26 Pafta, 174 Ada, 1 Parseldeki 1833MT2 lik İBB nin mülkiyetindeki arsadır.

 

1927 yılında bitirilen binanın mimarı İtalyan U. Ferrari’dir. Cephelerindeki oymalardan dolayı neoklasik tarz denilen bina 1930 yılı öncesine ait olduğundan 1. Ulusal Mimarlık Dönemi örnekleri içinde sayılmaktadır. Esnafların kiralamadığı bina boş kalmıştır.

 

 

                       Hal Binası İlk Yıllarında

 

Bina kara tarafına bakan U şeklindedir. Simetrik U şeklinin iki yanındaki binalar iki katlıdır. Altlarında 7 adet kemerli dükkân vardır. Bunların başındakinden üst kata çıkılabilir. Deniz tarafındaki bina ise iki yandaki binaların arasına sıkışmış tek katlı bina görünümündedir. Ön binanın ortasındaki kemerde giriş kapısı, kapının iki yanında yer alan yedişer adet kemerli mekânlarda dükkânlar vardır. Kara tarafına bakan iç avlu ise üstü örtülerek sebze-meyvecilerin kullanacağı bir alan olarak düşünülmüş. Binanın cephesindeki dükkânların önündeki çelik konstrüksiyonlu saçakların üzeri camla örtülmüştür. Aynı şekilde avludaki alanın üzerinde de çelik konstrüksiyon taşıyıcının üzeri camekanla örtülmüştür.

 

 

                       Cephede Mimarın Adı: U. Ferrari İngen Construit 1927

 

 

1935 yılında Tapu Dairesini buraya taşımayı düşünmüşler ama taşımamışlar. Buna karşılık İtfaiyeyi U şeklindeki Binanın Yeldeğirmeni tarafındaki koluna yerleştirmişler. Boş kalan yapının diğer tarafları hurda araç deposu olarak kullanılmış.

 

 

Belli ki Belediyeye ait olması dolayısıyla arsanın bedavaya gelmesi ve hemen sol tarafındaki rıhtıma mavnalarla mal gelmesi bu binayı düşünenler için olumlu sebeplerdir.

 

 

                       Binanın İtfaiye Tarafı Ve Mavnalar

 

 

Ancak olumsuzluklar da vardır. Hal Binası o yılların şartlarında sapa bir yerdedir. Yukarıda kendiliğinden oluşan Çarşıdan uzaktadır. Diğer yandan Altıyol’dan inen caddenin önünde binalar bulunmaktadır. Bu binaların istimlâk edilerek Altıyol’dan Hal Binasının görülmesi ve gidilebilir olması sağlanmamıştır. Ayrıca binada mimari hatalar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi dıştaki saçakların ve iç avlunun üzerindeki örtünün cam olmasıdır. Cam sadece yağmuru önlemekte, sıcak ve soğuğu önleyememektedir. Ayrıca kırıldığı zamanlarda tehlike saçmakta ve onarımı zor olmaktadır. Diğer yandan bu tip tesisler yapılırken, boş kalmaması için kullanıcılara bazı yasa yönetmeliklerle kullanma zorunluluğu getirilir. Burada bu da yapılmamıştır.

 

 

                                                                     Binanın Önünü Kapayan Yapılar (Zeki Sayar)

 

 

1937 yılına kadar 10 yıl boş kalan binaya o yıl Çarşı esnafı zorunlu olarak nakledilmiş. Deniz tarafındaki dükkânlara balıkçılar olmak üzere, dıştaki dükkânlara kasaplar-bakkallar, iç avluya ise sebze-meyveciler yerleştirilmiş. Ancak lodoslu havalarda dükkânları su basması esnafı çileden çıkarmış, yine böyle bir olay sonrası tekrar Çarşıdaki dükkânlarına dönmüşler.

 

 

Binanın, o yılların şartlarında AVM olarak düşünüldüğü belli oluyor.

 

 

1938 yılında yıkılması bile düşünülmüş. Bu arada Altıyoldan aşağı gelen caddenin üzerindeki istimlâkler yapılıp yol açılmış ve sebze-meyve toptancılarına kullanma zorunluluğu getirilmiştir.

 

 

                        İstimlâklerle Binanın Önü Açılmış

 

 

1940 yılında Hal olarak işletilmeye başlanmıştır. Üst katlar belediyenin büroları olarak değerlendirilmiş, alttaki dükkânlar çeşitli kişi-kurumlara kiralanmıştır.

 

 

1950 yılında ise yeni yapılan Kadıköy Meydan Planında otogar yapılması düşünülmüş, plan gerçekleştirilmeyince bu uygulama yapılamamıştır.

 

 

1973 yılında Kadıköy Hali Küçükbakkalköy’e şimdiki adıyla Ataşehir’e taşınır. Kent kalabalıklaşmış, araba sayısı çoğalmıştır. Bu anlamda Kadıköy’ün merkezindeki sebze-meyve toptancı Hali çevreye rahatsızlık vermeye başlamıştır. İtfaiye de binadan çıkarılıyor, bina boşaltılıyor. 1970 lerin sonlarında binaya yeni fonksiyonlar düşünülmeye başlanmıştır.

 

 

                        Halin Karmaşası

 

 

1984 yılında Kültür Merkezi olması için elden geçirilmiş ve İstanbul Belediye Konservatuarı öndeki binanın üst katına taşınmıştır.

 

 

1986 yılında Belediye Konservatuarı İstanbul Üniversitesine bağlanmıştır. Dolayısıyla burası İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı olmuştur. Binanın hal olarak kullanılan kara tarafındaki iç avlusu boş kalmıştır.

 

 

                        Günümüzde Hal Binası

 

 

1989 yılında kara tarafındaki iç avluya Haldun Taner Şehir Tiyatrosu yerleştirilmiştir.

 

 

2010 lu yıllarda Yeldeğirmeni tarafındaki binanın ucuna Kızılay Kan Alma Birimi yapıştırılmıştır.

 

 

                        Kan Alma Birimi Ve Tiyatronun Görüntüsü

 

 

Görüldüğü gibi burası inşa edildiği tarihten itibaren toplum tarafından benimsenmemiş şansız bir binadır. Yıllarca boş kalmış, kullanıldığı zamanlarda da bütünlük içindeki fonksiyonlara hizmet etmemiştir. Adeta plansız-programsız iş yapılmaması için somut bir örnek gibidir.

 

 

Kadıköy Hal Binası boşaltılıp restore edilmeli, kütüphane haline getirilmelidir. Zira bu havalide kütüphane ihtiyacı olduğu, kütüphane yapılan Şehremaneti Binasının kullananlarına yetmemekte olduğundan bellidir. Çevresindeki büfe vs yapılaşmalar temizlenerek bina ortaya çıkarılmalıdır. Dışarıdaki dükkânların çoğunluğu kitap satışı yapılan mekânlar olmalıdır.

 

 

Umarım bu bina bütünlük içinde kullanılır.

 

 

5 Yorum
  1. O Kadıköy hal binası önündeki denize dolgu yapacaklar, direkler diktiler denize. Meydanı mı büyütecekler anlaşılır gibi değil. Köşedeki büfe mi neyse onu kaldır açılsın geçiş zorluğu varsa. Yok hayır inşaat olsun da.

    esat üstündağ | 17 February 2017

  2. Aslında burasının bir kültür merkez-tiyatro ve konservatuar olması başta iyi düşünülmüş bir şey. Ancak gerekli iyi bir restorasyon, kaliteli ve kullanışlı mekanlar yaratıldığı pek söylenemez. Kara tarafındaki beyaz üst kat tamamlaması iyi değil mesela, dışa bakan sağırlıklar da öğle, ustalıklı bir mimari etüd gerekir.
    Ancak ondan sonrası, artık Haldun Taner diye toplumsallaşmış olan bu yere Arif beyin de işaret ettiği gibi iyi davranılmadığı, gerekli özenin gösterilmediği bir gerçek. Kadıköyün en iyi noktasındaki bu yere Büyükşehir ilgi göstermiyor mu, Kadıköy belediyesi sahiplenip en güzel şekle çevirmesi, daha efektif kullanılmasını sağlaması lazım. Arif beyin önerileri var kitap satış noktaları gibi, katılıyorum. Günde milyon kişinin geçtiği bir yer burası, bundan güzeli iyisi nerede olacak.
    Diğer taraftan Kızılay kan merkezi, kurban bayramında yok hava kurumunun falanca kulübesi gibi saçmalıkları anlamak tabi ki mümkün değil. Bırakın Kadıköyün göbeğini bir köy meydanında bile bu kadar fütursuzca gelip kulübe yaptırmazlar adama.

    Hasan Kıvırcık | 17 February 2017

  3. Oğlum 5 yaşından 20 yaşna kadar buradaki konservatuara gitti. Küçkken bizler götürdüğümüz için biliyoruz. Sadece merkezi yer olması konservatura için olumlu. Tiyatro da artık binayı çirkinleştirecek şekle girmiş, Kan Alma birimi tam bir saçmalık. Etraftaki büfeler, kan alma birimi vs oradaki dükkanlara transfer edilebilir. Tiyatro ya binayı bozmadan konulur ya da çıkarılır. Bu şkilde Şehremanti binasının yetemediği kütüphane ihtiyacına cevap verilebilir. Tabii dükkanlar kitapçı yapılarak Kadıköy’de kafeye çevrilenlerin yeri doldurulabilir.

    Arif Atılgan | 19 February 2017

  4. Güzelim binanın dibine yapılan Kızılay kan alma merkezi tam bir cehalet örneği bir defa. Ama merak ediyorum, kim izin veriyor bunlara? O ortadaki büfeler de felaket. Vapur iskelesine onların arasından geçerek gidiyorsunuz. Binanın duraklar tarafındaki pencereleri içeriden sağırlaştırılmış, kara tarafının konservatuar tarafı da sağır. Heykel tarafında da sağırlıklar var. Bir anlamda hiç bir özelliği kalmamış durumda.

    figen berşe | 21 February 2017

  5. Burası Barselona’daki yeme içme ve açık pazar yerleri olsa, içine giren hem birşeyler alıp hem de isterse bir kaç bir şey atıştırıp, birşeyler içebilse aslına çok uygun ve canlı bir merkez olurmuş. Yüksek tavanları ile içinde dolaşılan bir yer olurdu diye düşünüyorum. Kültür fonksiyonuna karşı değilim de, iş belediyeye devlete düşünce istediği zaman böyle bakımsız bırakabiliyor, önemsemiyor.

    Cemal Kozlu | 23 February 2017


Yorum yazmak için


Tasarım: Office for Metropolitan Architecture (OMA)             Kaufhaus des Westens (KaDeWe), Paris’teki Galleryies Lafayette, Londra’daki Selfridges veya Milano’daki laincentcente gibi tarihi Avrupa kentsel mağazaların birleştirilmiş geleneğinin bir parçasıdır. Tarihsel Mağazalar, modern çağdaş perakendecliğinin temel direklerinden biridir ve sofistike el sanatları, sosyal alışveriş ve hizmetlerde zorlu deneyler için doğum yeri olarak [...]
ARŞİV
Subscribe