Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
Konutlarda yüzde 50’ye yakın tasarruf mümkün: İklim ile mücadelede enerji verimliliği şart
Share 10 January 2017

İZODER: Isı yalıtımı ile sadece ekonomik kazanç elde edilmiyor. Doğalgaz, fuel oil veya kömürden oluşan yakıtları daha az kullanarak son derece kötü şartlar oluşturan ve sürdürülebilir doğal yaşamı tehdit eden iklim değişikliğiyle mücadele edilebilir.

 

 

 

Ocak ayının ikinci pazartesi ‘Enerji Verimliliği’ haftasının başlangıcı kabul ediliyor. İklim değişikliği enerji tüketimi ve israfının önüne geçmeyi zorunlu kılıyor. EİE‘nin (Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü) çalışmaları ile binalarda yüzde 30, sanayide yüzde 20 ve ulaşımda yüzde 15 olmak üzere dört Keban Barajı inşaa edebilecek yaklaşık 7,5 milyar TL değerinde enerji tasarruf potansiyelimiz olduğu ortaya çıkmıştı. Isıtma, aydınlatma ve ulaşım ihtiyaçlarımızı karşılarken, elektrikli ev eşyalarımızı kullanırken, kısacası günlük yaşantımızın her safhasında enerjiyi verimli kullanmak suretiyle, ihtiyaçlarımızdan kısıtlama yapmadan aile bütçesine, ülke ekonomisine ve çevremizin korunmasına katkı sağlamamız mümkün.

 
İZODER ( Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği) Başkan Yardımcısı Ertuğrul Şen ile bu kapsamda konutlarda enerji verimliliğini konuştuk.

 

 

»Havaların buz kesmesiyle ısıtma amaçlı kullanılan enerji tüketimi artıyor. Isı yalıtımı bunun önüne geçer mi? 

 
Kışın üşümemek için kömür, doğalgaz gibi yakıtlar kullanarak evimizi ısıtır; yazın ise evimizi klimalarla soğuturuz. Kış aylarında hava soğudukça ısıtma ihtiyacımız artar ve fazla yakıt yakarak ısınmaya çalışırız. Bu durumda enerji tüketimimiz artar ve faturalarımız yükselir.

 

Isı yalıtımı, kışın ısınmak yazın da serinlemek için harcadığımız enerjiyi azaltarak daha konforlu ortamlarda yaşamak amacıyla yapılır. Isı yalıtımıyla kışın ısıtma, yazın da soğutma amacıyla harcanan enerjiden ortalama yüzde 50 tasarruf sağlanıyor. Bu da doğalgaz ve eletrik faturalarını yarı yarıya düşürüyor. Dolayısıyla ısı yalıtımı, Türkiye ekonomisi ve son kullanıcı için büyük önem arz ediyor.

 

Enerjimizi boşa harcamadan, güvenli ve konforlu yapılarda yaşamayı hedefliyor, aynı zamanda yüzde 50’ye varan tasarruf elde etmek istiyorsak, binalarımızın tamamını ısı yalıtımı ile koruma altına almamız şart. Yaşadığımız binada dengeli ısı dağılımını sağlayarak sağlığımıza büyük ölçüde katkıda bulunan ısı yalıtımı, sadece kış aylarında değil, yaz aylarında da sıcağa karşı alınabilecek en etkili önemlerin başında geliyor.

 

 

»Isı yalıtımı maliyetli midir?

 
Bu konuya tüketici gözüyle baktığımızda, büyük bir verimlilik fırsatı görüyoruz. Isı yalıtımı, sanıldığı gibi yüksek maliyetli bir uygulama değil. Isı yalıtımı, güvenlik ve konforu arttırmanın yanı sıra, enerji tüketimi ve doğalgaz faturalarında yüzde 50’ye varan tasarruf elde ediyor. Böylece yatırdığımız bedelin, sağladığı tasarruf ile 3-4 yıl içerisinde kendisini geri ödemesini ve sonrasında da binanın ömrü boyunca kazandıran bir yatırıma dönüşmesini sağlıyorsunuz.

 

 

»Türkiye’de ısı yalıtımı yapan binaların sayısı nedir?

 
22.5 milyon konutun bulunduğu Türkiye’de 2002’den bu yana sadece 6 milyon adedinin yalıtımının yapıldığını söyleyebiliriz. 1 Ocak 2011’de yürürlüğe giren ‘Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği’ gereğince; yeni inşa edilen binalar için Enerji Kimlik Belgesi alınması zorunlu oldu. Mevcut binaların ise 2 Mayıs 2017 tarihine bu belgeyi alması gerekiyor.

 
Artık ev alırken, satarken ya da kiralarken sadece konumuna, manzarasına, oda sayısına değil kimlik belgesine de bakılıyor. Binaların ne kadar enerji harcadığını gösteren Enerji Kimlik Belgesi aynı zamanda sınıfını da belirliyor. Enerji Kimlik Belgesi alacak binaların A-B ve C sınıfı performansına yükselebilmeleri için en etkin yol ısı yalıtımı yaptırmaktır.

 

 

»Isı yalıtımı yaptırmak isteyenler ne yapmalıdır?

 
Yalıtım yaptırmak isteyen vatandaşlarımız, ürün ve uygulama aşamasında çok dikkatli olmalı. Isı yalıtımı malzemesi olmayan nitelikli yapı malzemeleriyle yapılan uygulamalardan netice alınamıyor. Boya, sıva ve nitelikli yapı malzemesi dediğimiz ürünlerin ısı yalıtımına katkı verdiği doğrudur. Bu ürünlerle standartların ön gördüğü seviyelerde neticeler alınması mümkün değildir. Hele hele tek ürün ile ısı, su, ses ve yangın yalıtımının yapıldığı iddiaları bilimsel bir temele dayanmamaktadır.

 
Bunun yanında doğru yalıtım malzemeleriyle yapılan uygulamalarda yanlış malzeme kullanmak suretiyle de elde edilebilecek tasarruf miktarları sağlanamıyor. Bunun için vatandaşlarımız, yaptıracakları uygulamalarda CE Belgesi ve İZODER’e üye kuruluşların denetime tabi tutularak alabildikleri İZODER Kalite Onay Sertifikası’na (İKOS) sahip ürünler kullanılmasını talep etmeli.

 

Yalıtım uygulaması yaptıracak olanlar da, ustalara, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Mesleki Yeterlilik Belgesi sahibi olup olmadıklarını sormalıdır. Bu iki önemli hususa dikkat edildiğinde uygulama sorunu yaşama olasılığı en aza inecektir.

 

 

»Peki ne yapmak gerekiyor?

 
Enerji verimliliğindeki en kritik konu; 2014 yılında 56 milyar dolar olarak bildirilen birincil enerji tüketiminin yüzde 37’sinin binalarda gerçekleşmesidir. Binalarda tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 80 ise ısıtma/soğutma için harcanmaktadır. Çözüm olarak, bir yandan hızlı geri ödeme potansiyeline sahip ısı yalıtımının yaygınlaşması için teşvik mekanizmalarının oluşturulması gerekirken, diğer yandan tasarruf miktarını arttırabilmemiz için binalarda ısı yalıtım standartlarının AB ülkelerindeki gibi bir program dahilinde geliştirilerek tüketicilere optimum fayda sağlayacak seviyeye getirilmesi gerekiyor.

 

 

‘Paris’ için de tasarruf etmeliyiz

 

 

»İklim değişikliği artık kendini hissettiriyor. Enerji verimliliği ile iklim değişikliği arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

 
Isı yalıtımı ile sadece ekonomik kazanç elde edilmiyor. Tükettiğimiz enerjinin tamamı neredeyse fosil yakıt dediğimiz doğalgaz, fuel oil veya kömürden oluşmaktadır. Bu yakıtların kullanımından ortaya çıkan sera gazları vardır. Karbon türevi olan bu gazlar son yıllarda dünyamızın atmosferinde bir tabaka oluşturarak iklim değişikliğine yol açmaktadır. Son yıllarda ortaya çıkan sel felaketleri veya kuraklıklar gibi iklim değişikliği insan yaşamı için son derece kötü şartlar oluşturmakta ve sürdürülebilir doğal yaşam için tehlikeli boyutlara doğru gitmektedir.

 

Dünya ülkeleri buna karşı önlemleri tartıştıkları 2015 yılında Paris Anlaşması ve 2016 yılında Fas Marakeş toplantılarında bununla mücadele için sera gazların sınırlandırılmasına dönük ülke taahhütleri alınmıştır. Türkiye olarak biz de bu anlamda 2030 yılı için ülke olarak atmosfere salacağımız sera gazları için yüzde 21’lik bir azaltıma gideceğimizi taahhüt ettik. İşte bu noktada enerjinin en fazla kullanıldığı alanlardan biri olan binalarda enerjinin verimli/tasarruflu kullanılmasına yol açan ısı yalıtım uygulamalarının gelişmesi ve yaygınlaşması, bu taahhütün yerine getirilmesinde de çok büyük bir önemi olacak.

 

 

Oda ısısı nasıl olmalıdır?

 

 

Genel olarak insanların konforlu bir yaşam sürebilmeleri; 20-21°C sıcaklık ve yüzde 50 bağıl nem değerine sahip olan ortamlarda mümkün olabilir. Dairelerde oda sıcaklığı isteğe bağlı olarak kalorifer peteklerine takılan termostatik vanalarla, istenen derecede ayarlanabiliyor. Ancak konforu sadece iç ortam sıcaklığı ile tarif etmemekte fayda var. Isıl konforu sağlamak için ortam sıcaklığı ile dış cephenin iç yüzey sıcaklığı arasındaki sıcaklık farkının da düşürülmesi gereklidir. Ülkemizdeki standartlara göre konforlu bir mekân için bu fark en fazla 2-3°C olmalı. İç yüzey sıcaklıklarının düşük olması durumunda, ısının ortam içinde soğuk yüzeylere doğru hareketi, istenmeyen hava akımları oluşturur. Bu hava akımları da konforu azaltarak hastalıklara neden olur. İç yüzey sıcaklıkları ile ortam sıcakları arasındaki farkı azaltmak için ısı yalıtımı gerekir. Isı yalıtımı ile mekânın her noktasında homojen bir sıcaklık sağlanır ve hava akımları engellenir.

 

 

 

Kaynak : Birgün

 

 

 


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan’dan beklenen büyük İstanbul depremine ilişkin itiraf gibi bir açıklama geldi. Depreme karşı “bazı çalışmalar” yürüttüklerini söyleyen Ceylan, “Yeterli mi? Yeterli değil” ifadelerini kullandı.         MÜSİAD Karabük Şubesi’nin 2′inci Olağan Kongresi, kent merkezinde bulunan bir restoranda yapıldı. Kongreye Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Ceylan, Safranbolu Kaymakamı [...]
ARŞİV
Subscribe