Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Tarihi Şapel Temelinin üzerine iş merkezi mi?…
Share 7 November 2016

Yıkılmadan önce Mustafa Paşa Vakıf Çarşısı

Tarihi Mustafa Paşa Vakıf çarşısı yıkıldı
Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından açılan ihale sonrasında özelleştirilen ve ardından mahkeme kararı ile kiracılarının tamamı tahliye edilen mülkiyeti Vakıflar Müdürlüğü’ne ait 120 yıllık Kaptan Mustafa Paşa İş Merkezi’nin bulunduğu bina bu yılın yaz aylarında yıkıldı.

 

Önce tarihi Kemeraltı çarşısında moloz dağları oluştu. Konak’ta içerisinde 40 yıllık işyerlerinin de bulunduğu işhanı Kaptan Mustafa Paşa Vakfı Çarşısı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yap-işlet-devret modeliyle 30 yıllığına yatırımcı bir firmaya ihale edilmişti. Yıkılan alana ise AVM yapılacağı öne sürülmüştü. 2 binden fazla öğrencinin eğitim gördüğü dershanenin yanı sıra kiracı olan 125 esnafın çay bahçesi, kafeterya, çiçekçi, fotoğrafçı, eczane, kırtasiye, pastane, büfe gibi işyerleri Vakıflar tarafından “riskli bina” kararı ile boşaltılmıştı.

 

 

Yıkım yapılmadan önce süren tartışmalar

 

 

1.Tarihi Koruma Sit derecesi düşürülüyor

 

 

Tarihi yık üzerine nur topu gibi AVM, Otel yap!

 

 

Ya birileri yargıya giderse..,

 

 

Kaptan Mustafa Paşa Vakfı Çarşısı ÖZELLEŞMEDEN önce, 1. Derece Sit derecesi 3’e düşürülmüş.
Bunca yıl 1.Derece Sit konumunda olan yer hangi gerekçeyle düşürüldüğü ayrı bir merak konusu.

 

 

Önce Sit Kurulundan hangi tarihte ve hangi nedenden dolayı 3. Derece Sit olduğunu bilgi edinmeden sorduk.

 

 

Cevap yazısını merakla beklemekteyiz.

 

 

Kaptan Mustafa Paşa Vakfı Çarşısında, yıllarca kiracı olan esnafla konuştuk, deprem riski taşıdığından yıkım kararı alındığı söylenmekte.

 

 

2. Yıkılan Kaptan Mustafa Paşa Çarşısı Vakfına ait yer Piramit İnşaata veriliyor…

 

 

2013 yılında, KÜÇÜKCAN MİMARLIK-İNŞ.TAAH.TİC.VE SAN.LTD.ŞTİ.  tarafından hazırlanan raporu da sizler için yorumlayacağız.

 

 

Ancak madem riskli bir binadan söz ediliyor, neden binada mevcut otopark kapatılmıyor, her gün yüzlerce araba girip çıkmakta değil mi. Her bir arabanın 1000 Ton olduğunu varsayarsak.

Yıkım sırasında Kaptan Mustafa Paşa Vakfı Çarşısı

 

 

Aslında böylesi bir tarihi binada, üstelik 1. Derece Sit Alanında, otoparka nasıl izin verildi?

 

 

Bu izinde kimlerin imzası var?

 

 

Her zaman söylediğimiz gibi biz TARİHİMİZİ bile ranta teslim etmekten çekinmiyoruz. (20 Ağustos 2015 Ege’nin Sesi)

 

 

3. Tarihimiz de ranta teslim oldu!

 

 

O günlerde İzmir’de çıkan gazetelerde tarihi hanın yıkılmasına tepkiler dile getiriliyordu.“Sırada ne var? Koskoca İzmir’de yıkımı engelleyecek, kimse yok mu?” deniyordu.

 

 

Gazete sayfalarında:

 

 

“Kentlerimizi ranta teslim ettik, yetmedi denizlerimizi de ranta teslim ettik. Şimdilerde ise, tarihimizi kültürümüzü ranta teslim ediyoruz.

 

 

Mülkiyeti Kaplan Mustafa Paşa Vakfına ait, tapunun 214 ada, 1 parselinde kayıtlı, toplam 3700,00 m2 yüzölçümüne sahip arsa üzerinde bulunan han nitelikli taşınmazın yıkılıp, yerine iş merkezi, otel, yurt, sağlık tesisi, eğitim fonksiyonları çerçevesinde inşaat yaptırılmak üzere uzun süreli kiraya verilmesi işini, Piramit İnşaat almış olacak ki, kendi web sitelerinde projeye ilişkin resimler yayınlamaya başlamış.” diye işin hangi şirkete verildiği kamuoyuna açıklanıyordu.

 

 

 

 

4. İşi alan PİRAMİT İnşaat buraya ne yapacak?

 

İhaleyi alan yüklenici PİRAMİT İNŞ.TUR.ve SAN.TİC. A.Ş

 

Kendi web sitelerinde, FİRMANIN DEVAM EDEN PROJELERİ bölümünde:
Kaptan Mustafa Paşa Ticaret Merkezi
Kemeraltı mevkiinde toplam 15000 m² inşaat alanı olan iş merkezinin yap-işlet-devret modeli ile yapılması.
İşveren: İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü
Proje Yeri: Konak / İZMİR
Sözleşme Tarihi: 2015,  diye geçiyor ve yıkılanın yerine yeni yapılacak projelere dair bazı görünüş çizimleri firma sitesinde yayınlanıyor.

 

 

                           Batı Cephesi

 

                         Doğu Cephesi

 

 

                        Güney Cephesi

 

 

 

5. Kazıdan Tarihi Eser Çıktı

 

 

Şimdi ise Kemeraltı Çarşısı’nda yaklaşık 4 ay önce yerine AVM yapmak için yıkılan binanın temelinde inşaat çalışmaları, ortaya çıkan tarihi kalıntılar nedeniyle durdurdu. Tarihi kalıntılar incelenirken, bulunan eserin şapel olduğu, bu şapelin temelleri olduğu görüşü yaygın.

 

 

 Yıkıldıktan sonra temel kazısı yapılırken ortaya çıkan tarihi buluntular…

 

 Temel kalıntısından şapelin nefleri kolayca algılanıyor…

 

 

“Yıkımın olduğu yerde AVM yapımı için iş makineleri çalışmaya başladı. Molozların kaldırıldığı zeminin temizlendiği alanda ağır iş makineleri çalışmalarını sürdürürken, inşaat alanının temelinde tarihi kalıntılar çıktı.

 

 

 

 

 

Temmuz ayında inşaatın tabanında Osmanlı dönemine ait liman kalıntılarına ulaşıldığı gerekçesiyle çalışmalar durduruldu. İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü bölgede sondaj yaparak kalıntıları incelemeye başlamışken, diğer yanda iş makinelerinin çalışması tepki çekti. İnşaat alanının zeminindeki tarihsel kalıntının şapel olduğu iddia edildi. İzmir’de özellikle çarşı esnafı içinde heyecan yaratan Hıristiyanların tapınak veya kutsal alanı olan şapelin ortaya çıkarılması için çalışmaların sürdürüleceği bildirildi.”

 

 

Şimdi ne olacak?

 

 

Eski dönemlere ait işhanının yıkılmasından sonra yerine yapılacak ve yukarıda Piramit İnşaata ait görsellerden anlaşılan yeni binanın “neye göre” tasarlandığının, hangi referanslar, hangi tarihsel kimlikle bağlam oluşturduğunun,  yeni binanın bulunduğu yer ile kurduğu ilişki ve tarihsellik görüntüsünün ne için verildiğinin, Koruma Kurulunun bu “yeni imal edilmiş tarihsel” görünüm için bazı koşul ve kayıtlar getirmiş mi olduğunun… gibi soruların, başta İzmir mimarlık ortamı ve sonra geniş mimarlık tartışmaları için ele alınması gerekir elbette. Bu durum esasa ilişkin ayrı bir konu başlığıdır ve ilgilileri tarafından mutlaka takip edilecektir.

 

 

Ancak diğer taraftan, böyle bir alanda diyelim ki, riskli binanın yıkılarak yapılması gerekti ve buna dair proje hazırlandı. Bu proje en azından sit alanında ve İzmir’in arkeolojik geçmişinin de olması muhtemel bir yerde yapılacak olmasından dolayı, ön araştırmalar, restorasyon proje raporunda Tarihi Mustafa Paşa iş hanı öncesinde ilgili yerdeki yerleşimler, daha önceki izler araştırılıp belgelenmez mi?

 

 

Ortaya böyle bir bina çıkarılması düşünülmektedir.

 

Sorumluluk aynı zamanda 1 Nolu Koruma Kurulundadır…

 

İzmir 1 nolu Koruma Kurulu burayı “boş arsa” olarak değerlendirmemiştir herhalde. Dolayısıyla hangi tarihi katmanın üzerinde olduğunun belgeleriyle raporlanmış, kroki ve çizimlerle dosyasına konmuş olması beklenir. Nitekim, İzmir tarihi liman havzasında kısmen yüz yılları aşan dolgularla kentleşen bu bölgede söz konusu iş merkezinin yıkılmasının ardından yapılacak kazı da “arkeolojik denetimle” yapılma kaydı konulmuş olmalıdır.

 

 

Kazı sonucu apaçık fotoğraflarla da belirlenmiş olan bu şapel temelinin burada çıkmış olması bir “tesadüf” olamaz herhalde.

 

 

Apaçık ortaya çıkan şapel temelleri

 

 

Eğer “tesadüfen” böyle bir tarihsel arkeolojik alanda bir kalıntıya rastlanılmamışsa, bu eserin yerinde nasıl korunacağı, nasıl bir önlem alınarak yeni yapının inşa edileceği, Koruma Kurulu kararlarıyla belirginleşmiş olarak kalıntı bölgesinin boş mu bırakılacağı, ne şekilde açıkta tutulacağı,… gibi müdahale kararlarının de belirlenmiş olması gerekir.

 

 

Eğer ilgili yere ait Piramit İnşaat müellifinin hazırladığı proje dosyasında bu ayrıntılar yoksa ortaya çıkan bu fiili durum nedeniyle İzmir 1 Nolu Koruma Kurulu bir karar üretmek durumunda kalacaktır. Eserin sanat tarihi ve arkeoloji uzmanları tarafından incelenerek tam olarak  “ne olduğunun” belirlenmesi ve ardından, belirlenmiş bu tarihi kalıntının korunması için yöntem önermesi.

 

 

Koruma Kurulunun bu yer ile ilgili açıklamasının takipçisi olacağız. Nihayetinde İzmir’in en önemli merkezlerinden birinde geçmiş uygarlıklara dair “kültürel varlığa” mevcut “Kültür Varlıkları Koruma Kurulunun” nasıl yaklaşmış, neye izin vermiş olacağını merakla ve ilgiyle izleyecek, bu köşeden mimarlık ortamına sunacağız.

 

 

 

 

 

Kaynaklar: Ege’de Son Söz, Sözcü Gazetesi, Ege’nin Sesi

Fotoğraflar: Arif Ali Cangı 

 

 

5 Yorum
  1. Merak ediyorum adında “koruma” lafı olan kurul bu şapelin temellerini nasıl koruyacak?

    Süleyman Çetintaş | 7 November 2016

  2. Böyle bir şey bir Avrupa ülkesinde olabilir mi? Tarihsel kültürel varlık çok önceden tespit edilip gerekli bilimsel yaklaşımla koruma metodu belirlenir ve yanına yapılacak şey neyse bu veriye göre düzenlenir.

    dündar arpaçay | 8 November 2016

  3. Malesef örnekleri mevcut. Emre Arolat’ın antakya da oteli var mesela.

    Atina daki Bernard Tschumi nin müzesi de kalıntıların üstünde. Çok ciddi taşıyıcılar çıkıyor ortaya. Aslında kalıntıları göstermek amaçlanırken, yerinde yapılan taşıyıcı sistem katliam gibi.

    Faruk Özgökçe | 9 November 2016

  4. Ben tartışmanın diğer bölümü olan, o köşe kuleli kubbeli, alınlıklı yeni yapılacak binanın mimarisini merak ediyorum? Kim tasarımcısı mesela? Hangi tarihsel bulguyu değerlendirerek bu yeni bina yapıldı merak ediyorum.

    Sibe Aslanoğlu | 13 November 2016

  5. Bugün 9 eylül 2018 ve arsanın üstüne gece kondumsu bir bina yaptılar boş boş bekleniyor. Bu temelden 1000 yıllık bir mescit çıksaydı kürüyüp avm çoktan yapılmıştı. Menderes yol yapacağım diye onlarca tarihi osmanlı camisini yıkmış. Ayrıca mezkur bölgenin tamamı 3. Derece sit alanı. 1. Dereceden 3. Dereceye düşürüldü filan yalan bunlar. Sonra tasarımını merak ediyorum diyor insanlar. Bu insanları aynı yerde varyant, deniz ve kadifekale manzaralı ofisim var davetimdir gelsinler mevcut alanda kain yapı stoğunun mimarisine bir baksınlar kalpleri sıkışmazsa tebrik edeceğim. Ucube yığını eski riskli derme çatma yapılar sit alanına muhatap oluyor. Sanki şatolar varmışta etrafında burası nasıl olacakmış. Şapel bulmadılar resmen Liverpoll Katedralini buldularda üstüne titriyorlar. Saçma sapan bir ülke ve insan sürüsü.

    Abuzittin KORÇEKMEZ | 9 September 2018


Yorum yazmak için


Tasarım: Christensen & Co               Kompakt dolgu tasarım, sosyal olarak savunmasız vatandaşlar için dokuz küçük daire içermektedir. İnşaatın cephesi sadece 10 metre genişliğindedir, mimarinin bu fiziksel sınırlaması tasarım kalitesine dönüştürülür, çünkü her bir katın sadece iki dairesi genç sakinlere mahremiyet duygusu verirken aynı zamanda bir topluluğun parçası olmanın güvenliğini [...]
ARŞİV
Subscribe