Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
ASLI ÖZBAY söyleşisi: “serbest MİMAR” ve mimarlık yayıncılığı üzerine
Share 16 May 2009

Söyleşiyi hazırlayan: Hasan KIVIRCIK

“Mimarlık sürecinde, tereddütsüz şekilde, odakta “serbest mimarlık” vardır. Ancak böyle olduğu zaman mimarlık “kamu yararına” bir hizmet olabilir.”

Mimdap: “serbest.Mimar” nedir, yayın koordinatörü Aslı Özbay burada ne aramaktadır?

Aslı Özbay: Serbest mimarların uzunca bir süredir ciddi problemleri var; giderek derinleşen sorunlar bunlar. Ve ortada çok sayıda basılı yayın olmasına rağmen, bu problemlere düzenli olarak dokunan yayın ihtiyacı hala var. Mevcut yayınların içindeki makalelerde, nadiren bazı konulara değinildiği oluyor tabii ama bizim dert edindiğimiz konular, ortamda sürekli ve düzenli olarak gündem olmayı gerektiriyor ki dönüştürücü bir etki yaratılabilsin. Bu anlamda, serbest mimarlık hizmetini “nitelik gözeterek” yapmakta olan bu azınlıktaki meslek grubunun iletişimini ve örgütlülüğünü geliştirmek için kimi iletişim araçlarına ihtiyaç var.

dergi11.jpg

İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç tane Serbest Mimarlar Derneği var. Bu derneklere üye olmak için, öncelikle 10 senelik bir mimarlık deneyimine sahip olmak ve bu süreç içinde belirli referanslara sahip olmak gerekiyor. Bu nedenle derneklerin üyeleri, orta ve üst yaş grubu mimarlardan oluşuyor. Dolayısıyla mimarlık ortamı açısından “genç” sayılamayacak bir profili var dernek üyelerinin.

Mimdap: Belli bir kalitede fakat diğer taraftan kuşak olarak genç nesilden farklı alışkanlıklarda…

Aslı Özbay: Evet, öyle. Bu durum da şöyle bir ikilem yaratıyor; mesleğe yeni atılmış genç mimarlar, basılı yayından ziyade sanal ortamlarda iletişim kuruyorlar ve gündemleri buradan takip ediyorlar. Halbuki derneklerin üyesi olan mimarlar buralara yakın durmuyor. Bu durum azımsanmayacak bir problem yaratıyor çünkü iltişim kurulamıyor, kuşaklar arasında bir uçurum oluşuyor, birçok deneyim aktarılamıyor, paylaşım ve tanışma olamıyor vs. Tanışma-iletişim olmadığı zaman karşılıklı bilgilenme, saygı ve sevgi de olamıyor… Bu dergi ile biz biraz da bu açıdan bir “köprü” olma hedefini dert edindik kendimize.

13.jpg Aslı Özbay’ın burada ne işi var sorusuna gelince; meslek hayatımın dörtte üçü bu tür işlerle geçti. Böyle bir iş söz konusu olduğu zaman, Ankara civarında ilk akla gelen isimlerden biri ben oluyorum. Benim de kanım hala kaynıyor böyle işler söz konusu olduğu zaman :) Aslında kriz nedeni ile zorlu bir döneme denk geldik, pek iyi bir zamanlaması yok ama biraz tahammül edeceğiz bu duruma.

Yayıncılık bir heyecan ve deneyim meselesi

Mimdap: Dergiye ilham veren bir geçmişden bahsediyorsunuz ilk sayınızın önsözünde. Bu dergiye ilham veren geçmişi anlatır mısınız? Nedir daha önceki TSMD-MİMAR dergisi anlayışı?

Aslı Özbay: Dernek dergisindeki yayın yaklaşımı (aslında bizlerin Oda yayıncılığı sırasında öğrenip sevdiğimiz) ekip çalışması anlayışına dayanıyor. Bu, tek bir kişinin (editörün) her şeye karar verdiği yayıncılık yönteminden farklı olarak, daha katılımcı, “çok başlı” editörlük işinin organize olduğu bir yöntem. Biz bundan çok hoşlanıyoruz ve Ankara’da 80’li yıllardan buyana meslek örgütlenmelerinde deneyim kazanmış bir ekip var. Heyecan duyuyorlar bu işlere. Durum gerektiriyorsa, işi gücü bir tarafa bırakıp, 8-10 kişi bir araya toplanabiliyoruz. Bu da güzel bir enerji yaratıyor. Yani göstermelik olmayan bir yayın kurulumuz var ve bu dergi bu kurul marifeti ile çıkıyor.

Ekibimizin içindeki bir grup, 1991-98 arasında 12 sayı boyunca TSMD MİMAR dergisini yayımladı. Bu dergi, döneminde kimselerin araştırıp bulmaya zahmet etmediği birçok yapıyı, projeyi belgeledi ve bu sayılar bugün hala referans kaynak olarak aranıyor. Aslında bu işe soyunmamızın temelini biraz da bu açıklıyor: biz, medyanın açıkta bıraktığı, kimi zaman da görmezden geldiği durumları / ürünleri belgelemeye önem veriyoruz.

sayi-1-_-22-23.jpg

Mimdap: serbest.Mimar yayın kurulunun oluşumunu bize anlatır mısınız? Sizi bir araya getiren düşünce nedir? Yayın kurulunun yapısını, üstünde birleştiğiniz fikriyatı biraz açar mısınız?

sayi-1-_-46-47.jpg

Aslı Özbay: Bu çalışma, ilk sayının çıkmasından yaklaşık 1,5 sene önce başladı: İlhan Kural’ın TSMD’nin başkanı olduğu dönemde tetiklediği bir düşünceydi. Arkitera’daki arkadaşlar SMD’ler arası bir iletişim platformu oluşturmak için gönüllü olduklarını söyleyerek görüşmeye geldiler ve aslında bizi onlar heveslendirdiler. Kalabalık toplantılarda neden ve nasıl bir dergi çıkarılabileceği üzerine uzun uzun tartıştık. Bir “Ankara dergisi” olsun istemiyorduk, kapsayıcı bir çerçeve öngörüyorduk ama bunu oluşturmanın zorluklarının farkındaydık. Daha önce de söylediğim gibi, nitelikli serbest mimarlık hizmetinin ürünleri ve sorunlarının diğer yayınlarda çok sınırlı yer bulduğu görüşü hakimdi. Bu meselelere odaklanan ve “… genellikle İstanbul, bazen de Ankara ve İzmir’den” örneklenen sınırlı mimarlık etkinliğinin daha yaygın olarak yansıtılmasını istiyorduk. Yarışmalar meselesi en önem verdiğimiz konulardan biriydi ve Dernek üyelerinin ortak özelliklerinden biri, yarışmalara katılarak ve ödüller kazanmış olmalarıydı zaten. İzmir ve İstanbul’daki arkadaşlarımıza davetler yaptık. İzmir’den hemen yanıt aldık: Vedat Tokyay, o coşkulu enerjisiyle aramıza katıldı. Ama İstanbul’u toparlamak çok zamanımızı aldı: Uzun görüşmeler sonunda Tülin Hadi, Mehmet Kütükçüoğlu, Kerem Erginoğlu ve Hüseyin Kahvecioğlu’nun da katılımıyla güzel bir grup oluşturmayı ve ortak hedeflerde anlaşmayı becerdik. Bir de, bu her ne kadar SMD’lerin dergisi ise de, yayın kurulunda SMD üyesi olmayan mimarların varlığını özellikle istedik. Bunların hepsi 7-8 toplantı boyunca uzun uzun konuşuldu. Sonunda, Aralık 2007′de, herkesin katıldığı bir büyük toplantı yaptık. Kalabalık bir toplantıydı: İzmir’den, İstanbul’dan, Ankara’dan 26 kişi vardı. Herkes gayet istekli ve gönüllüydü. Derginin içerik konsepti ve hazırlık yöntemi büyük ölçüde bu son toplantıyla birlikte kesinleşti diyebilirim. Ve önce TSMD yönetimi önerilerimizi kabul etti. Sonra dernek yöneticileri birbirleriyle görüştüler ama pek inançlı değillerdi. Dernek etkinliklerine her konuda o kadar az katılım oluyordu ki, bunun nasıl başarılacağını öngöremiyorlardı. Uzun bir diyalog sürecimiz oldu ve sonunda herkes yayın kurulunun yaklaşımlarını benimsedi.

Tam bu noktaya gelmişken, bu sefer Arkitera’da işe birlikte başladığımız arkadaşlar uzaklaştılar ve vazgeçtiler… Ama biz başlamış bulunduk ve o heyecanı almış olduk bir kere. Ne yaparız, nasıl yaparız diye düşünürken, uzunca bir suskunluk dönemi oldu. Arkitera işin sübvansiyonu ve baskı meselelerini üstleneceği için varlığı çok önemliydi. Derken, Ankara’da uzun süredir sektörel haber bültenleri yayınlayan “Anba Haber Ajansı” “bu işe biz talibiz, birlikte yapabiliriz” diyerek, samimi ve cömert bir teklifle çıkageldiler. Biz de teklifi geri çevirmedik ve yeniden canlandı süreç. Geçtiğimiz sonbahar aylarında ilk sayının hazırlıklarına başladık, Ocak sonunda çıktık. Nisan ayında 2. sayımızı dağıttık. Dergimizin konsept tasarımlarını ve ilk sayının grafik uygulamasını, mimar Evren Başbuğ yaptı.

sayi-1-_-56-57.jpg

Kurumsal destek çok önemli

Mimdap: Yayın kurulu içerisinde saydığınız isimler, İzmir ve İstanbul’dan, Ankara’dan yayın kurulu üyeleriniz kimlerdir?

Aslı Özbay: Ankara’da aslında çok kalabalık bir kadro var; mesela hazırlık toplantılarına katılan 17 kişi vardı. Fakat bunların yarıdan fazlası disiplinsiz üyeler (gülüşme). Bi gelirler, bi gelmezler, mail davetlerine cevap vermezler… Dolayısıyla biz bir ayırım yapmak durumunda kaldık: son 6 aydır “yürütme kurulu” dediğimiz bir ekip oluşturduk. Bu ekiple haftada bir ya da iki bir araya gelebiliyoruz, herkes amatörce destek veriyor ve devamsızlık yapmıyorlar. Tartışmaların, düşüncelerin devamlılığı, işin ilerlemesinde yararlı oluyor. “Hadi toplanıyoruz !” diyince, iki internet mesajı ile bir araya gelebiliyoruz. Bu ekibin içinde, Kadri Atabaş, Mehmet Soylu, Orçun Ersan, Hasan Özbay, Gül Güven ve ben varız. Yayın ortağımız Anba da tüm toplantılarımıza katılıyor ve bu kaprisli mimarlar tayfasını anlamaya çalışıyorlar. Daha uzun aralıklı toplantılara da Abdi Güzer, Mürşit Günday, Hayri Anamurluoğlu, Adnan Aksu, Cüneyt Kurtay, Kaan Özer, Güneri Irmak, Ali Osman Öztürk… gibi arkadaşlarımız katkıda bulundular. Bir de henüz yüksek lisans öğrenimlerini görmekte olan çok genç bir destek ekibimiz var: Burcu Terakye, Esra Örenbaş, Dilara Ölmez v Fatih Özay. Hemen her toplantıya katılıyorlar. İzmir ve İstanbul’dan katılanları daha önce de saymıştım zaten. Ama bu isimleri arttırmak üzere öneriler geliyor.

Dediğim gibi, biraz kriz, biraz ilk sayılar oluşu… kendi yoğun işlerimiz arasında, üstelik de bu kadar kişinin katılımını sağlayarak dergi çıkarmaya çalışmanın sıkıntılarını yaşıyoruz. Ama zaman içinde bir tempoya oturacaktır.

Mimdap: Sonuçta 3 ilde bulunan Serbest Mimarlar Derneği’nin yönetimleri bunu kabul etti ve onların desteği ve kabulü ile sürecek öyle mi?

Aslı Özbay: Evet. Çalışma onların “himayesinde” sürüyor ama yayın komitesi özerk çalışıyor. Genel olarak ilk sayının performansından herkes mutlu. Ama önemli olan, sürekliliği sağlamak.

sayi-1-_-72-73.jpg

Mimdap: “Mimarların proje ve uygulama süreçlerinde karşılaştığı sorunlar” diye önsözünüzde önemli vurgular var, sizin için niye önemli mimarlık üretim süreçlerindeki sorunlar? Bu sorunlar daha farklı yayınlarda dile getirilmiyor mu? Siz odağa “serbest mimar”ı aldığınızı söylüyorsunuz, nedir serbest mimarın odakta olması kavramı?

Serbest mimarın odak dışına alınması kabul edilemez…

Aslı Özbay: Mimarlık sürecinde, tereddütsüz şekilde, odakta “serbest mimarlık” vardır. Ancak böyle olduğu zaman mimarlık “kamu yararına” bir hizmet olabilir. Bu, bir şirket bünyesinde, ya da bir kamu kurumunda mimarlık yapıyor olmanın daha az önemli olduğu anlamına gelmemeli. Ama tasarım faaliyeti eğer “mimarlığın gerekleri” için olacaksa, kentin o noktasındaki o binanın ya da kentin o bölgesinin “mimari” gerekleri gözetilecekse, bu iş, bir şirket patronunun, müteahhidin, ya da kamudaki üst amirin “uyarılarından-taleplerinden-çıkarlarından” bağımsız şekilde yerine getirilebilmelidir. Bunun yolu da, mimarlığı ve tasarımı serbest yapmanın koşullarını doğru oluşturmaktan geçer. Benim “sistem” dediğim bu koşullar bugün Türkiye’de iyice kepazelik olmuş durumda. En son Kamu İhale Kanunu’nda yapılan yeni ilaveyle, artık mimarlar sadece müteahhitlere iş yapabilir hale getirildiler. Önce projeyi elde edelim, sonra uygulama ihalesine çıkalım meselsi bitti !! Zaten bu kanundaki “5 yıllık referans” zorunluluğu, proje bedellerini dibe vurdurmuştu… Genelgelerle, tip sözleşmelerle telif hakları mimarlara bırakılmıyordu… vs Mimarlığın fikri düzeyde gelişmesini sağlayacak en önemli alan diye baktığımız yarışmalar da dökülüyor… Olmadık adamlar jürilik yapıyor, idareler yarışma açmayı bilmiyor… Bu alan o kadar sorunlu ki, sistemi düzeltebilmek için yapılması gereken doğru girişimleri ancak bu işin ceremesini çekenler projelendirecek.

sayi-2-_-cami-46-47.jpg

Mimarlar Odası bu alanları bir türlü öncelik görmediği, gerekeni doğru dürüst yapmadığı için bu ihtiyaçlar var. Aslında, Mimarlar Odası’nın da bunları söyleyebilen bir yer olması beklenir ama biz uzun yıllardır uğraştık, didindik ve olamadığını, neden olamadığını gördük. Belki bu da iyi bir şeydir. Mimarlar Odası yapısı itibariyle biliyorsunuz, her şeyi birden yapmaya kalkışıp, hiç bir şeyi doğru düzgün yapamayan bir pozisyona düşüyor yıllardır. Serbest mimarların kendi konularında üstelik de mecburen değil, “gönüllülüğe dayalı” sivil toplum kuruluşları olarak çalışmaları çok demokratik ve akıllıca bir şey. Serbest mimarlık meselesini yaşayarak bilen, sorunlarını kendilerine dert edinen insanlar, kendi sorunlarına sahip oluyorlar, çözüm öneriyorlar, bu konularla ilgili örgütleniyorlar. Bence bu süreç geliştikçe, dernekler Oda üzerinde de bir baskı unsuru olacaklar ve Oda’nın da kendine çeki-düzen vermesine katkıda bulunacaklar.

AB süreci çok iginç bir durumu açığa çıkardı: Biliyorsunuz, bu süreçte “sektör temsilcisi” olarak mimarlık alanını temsil etmek üzere görüşmelere Mimarlar Odası değil, TSMD davet edildi. Çünkü Oda bir STK değil, üyelik yasa gereği mecburi. AB ise herhangi bir alanı temsil etmek üzere, o alanda oluşmuş gönüllü girişimleri esas alıyor. Mimarlık da, sağlık alanı ile birlikte ayrıcalıklı muamele gören iki meslekten biri. Yani Avrupalılar mimarları, aynı doktorlar gibi, ticari amaçlı değil, insan yaşamına katkıda bulunacak kamusal bir meslek alanı olarak değerlendiriyorlar. Onların sistemleri de buna göre kurgulandığı için, kentleri de mimarileri de buna göre oluşuyor. Ama bizde daha Oda’da bile “mimarlık nedir” konusunda uzlaşma sağlanamamış olduğu için, bu meseleler sorun çözme amaçlı değil, çatışma amaçlı kullanılıyor. Dolayısıyla SMD’ler bu işlerin sahipliliğinde önemli bir rol üstlenebilirler.

Mimdap: Derginizin ilk sayısı çok dolu. Dergi her şeyiyle çok nitelikli, ilk önce bütün emeği geçenleri tebrik etmek gerekir. Önsözünüzde mimarlık faaliyetlerini sadece İstanbul ve Ankara’dan izlemenin yetmeyeceğini vurguluyorsunuz. Birbiriyle ilintili üç sorumuz var. Öncelikle mimarlık üretimlerinin ülke seviyesinde olgunlaştığını siz düşünüyor musunuz? Bağlı olarak ikinci sorumuz, serbest mimarlık yapanların ve iki büyük merkez dışında kalan yerlerin kenarda kaldığını düşünüp, bunu mu ülke mimarlık ortamına birleştirmeye çalışıyorsunuz? Üçüncü bir soru daha eklemek gerekirse; üç büyük merkez dışında kalan (mesela Gaziantep, Eskişehir, Antalya, Bursa gibi) merkezleri düşünerek mi hareket ediyorsunuz?

sayi-1-_-zorlu1-2.jpg

Kenarda kalanların ifade alanı bulması gerekir

Aslı Özbay: Türkiye’deki mimarlık üretiminin seviyesi konusunda, aslında hemen her alanda olduğu gibi, bir standarttan bahsedilemez. Koşullar oluştuğu takdirde, çok üst seviyede proje ve yapı üretimleri var. Ama biliyoruz ki kentlerin ve ülkenin geneline yayılan üst düzey bir seviyeden bahsedebilmenin imkanı yok. Zaten ülkenin genel koşullarından bağımsız olarak böyle birşey mümkün de değil… Çok zor bir iş serbest mimarlık; kendi işini tanıtmayı beceren çok az mimar var. Böyle olduğu zaman da birilerinin, o kıyıda köşede kalmış, “her şeye rağmen” nitelikli iş yapmayı beceren meslektaşlarımızı arayıp, bulması gerekiyor. Bu, ortamın motive edilmesi açısından da önemli bir şey. Mesela biz dergide basılacak yapıları seçerken, özellikle büyükşehirler dışında yapılmış, iyi binalara öncelik vermek gibi bir niyetle hareket ediyoruz. İkinci sayıda göreceksiniz, Afyon’da bir otogar binası yapıldı, 2009′da hizmete açıldı, ona yer verdik. Hiç tanımadığımız, genç bir mimar çıktı altından. Bunu anlamlı buluyoruz ve gerekli görüyoruz.

Diğer yandan, mimarların tasarlamakta olduğu (tamamlanma şansı bulduklarında sadece müteahhitlerin adıyla anılan) birçok proje-yapı var. Bunların özellikle ön proje aşamasında olanlarını, tek tek bürolardan alarak, “masaüstü” diye adlandırdığımız bölümde, haber niteliğinde basıyoruz. Hem bir tür envanter çıkarmış oluyoruz, hem de projeleri mimarlarına tescilliyoruz aslında. Bu vesileyle, muhabirlik mi demeli, araştırmacı yayıncılık mı bilemedim, “mutfağı” çalıştırmaya yönelik bir yöntem izliyoruz. Yani bize kendiliğinden gelen yerli-yabancı ürünleri basmakla yetinmek gibi bir niyetimiz yok.

sayi-2-_-yarisma-64-65.jpg

Sonra, ortamda gündem edilmesi gerektiğini düşündüğümüz konulara ilişkin dosyalar hazırlıyoruz. Bunlar genellikle diğer yayınların açıkta bıraktığı tartışmaları içerir nitelikte ve serbest mimarlık alanına dair oluyorlar. Ve tabii, yarışmalar meselesinin peşini hiç bırakmayacağız.

Mimdap: Biraz da genele geçip, değerlendirmelerinizi almak istiyoruz. Genel olarak ülkemizde mimarlık yayıncılığını değerlendirmeyi isteriz; okuyucusu ile mimarlık yayınları sizce buluşabiliyor mu? Yakın gelecekte mimarlık yayınları ne yöne doğru evrilebilir? Sizce mimarlık yayıncılığının en zor tarafı nedir?

sayi-2-_-24-25.jpg

Aslı Özbay: Sondan başlayalım; mimarlık yayıncılığının en zor tarafı, biraz önce “biz böyle şeyler yapmak istiyoruz” dediğim şeyin, yapılmasının çok güç oluşudur. Çünkü bunu sağlayacak talep yok mimarlık yayıncılığında. Mimarlık yayıncılığını şu an sürdürmekte olan, benim tanıdığım kişiler, bunu kendi inançları doğrultusunda yıllardır ve çok ciddi özverilerle yapıyorlar. Bu işten büyük paralar falan kazanmıyorlar. Ancak arkalarına kurumsal destek alabildikleri zaman bunu gerçekleştirebiliyorlar. Kolay bir şey değil Türkiye de mimarlık yayıncısı olmak. Muhtemelen sinema ile ilgili bir dergi çıkarmak çok daha kolaydır. Ne zaman mimarlık kültürü Türkiye’de, mesela İngiltere’deki seviyeye ulaşır, o zaman mimarlığın yayıncılığı da daha kolay olur. Bu koşulları bilerek bu işe soyunduğunuz zaman, aslında sizden pek de talep edilmeyen bir alanda top koşturuyorsunuz demektir. Bu durumda hem kadronuzu oluştuacak, hem fikrinizi netleştirecek ve özgün olmasını sağlayacak, hem de bu iş için para bulacaksınız ki zor bir denklem.

Mimarlık yayıncılığı evet zor fakat eldeki imkanlarla denemekten vazgeçilmemesi gerekir

Bizim o bayılarak izlediğimiz yabancı dergilerin çizim büroları var mesela; kendi çizim standartlarına göre yeniden çizdiriyorlar basacakları projeleri. Türkiye’de iddiası olan bir dergiyi hazırlamak için bu kadar yapıyı, makaleyi nasıl bulacaksınız? Bunları nasıl aylık bir dergi formatında sürdüreceksiniz? Var olandan, hatta size kendiliğinden gelenden yararlanıyorsunuz. O da kaçınılmaz olarak sizin yakın çevreniz oluyor ve sonuçta fazlaca tekrarlara düşülüyor: Hep aynı yazarların aynı konularda yazdıkları, aynı mimarların bildik yapıları. Bir süredir yurtdışından fiyakalı resimlerle gönderilen dosyalar çıktı piyasaya ve gönderdiklerini basınca para bile ödüyorlar. Siz de, bu çarpık sistemde yabancı mimar taşeronluğunu hakça bir rekabet ortamına dönüştürmeye uğraşırken, bir yandan da vasat büroları piyasaya lanse etme tuzağına düşebiliyorsunuz. Bu gibi açmazları var bu işin. Açmaz demek de doğru değil asında çünkü böyle de olsa, her koşulda mimarlık sektöründe yayın yapmanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Olanca zorluğa rağmen, son 20 yılda bu alanda çok ciddi bir arşiv birikti.

Tabi büyük emek ve nakit israfları da var bu arada: Bürolara firmalardan, ayda bir gelen onlarca dergi var. Ben baskı ve kağıt kalitelerini gördükçe hem kıskanıyorum hem de saklanacak dergi olmadıkları için üzülüyorum.

sayi-2-_-36-37.jpg

Mimdap: Sektör dergileri var (aydınlatma, seramik, çelik vs) içlerinde daha çok firma tanıtımlarının yanında, parça parça mimarlarla, mimari projelerle ya da yapılar ile ilgili çeşitli makaleler de oluyor. Bunlar bir gerçeklik olarak duruyor hayatımızda. Yayıncılıkta bunlar ana unsurlar ve rekabet edilesi bir şey mi yoksa, bu alanı dolduran, biraz da yeni yapılan bazı işlerin okunmasında mı rol alıyorlar? Mimarlık yayınları geleceği ve gelişme derken, yayın dünyasında bunlarla tehdit mi ediliyoruz? Ne dersiniz?

34.jpgAslı Özbay: Bu kadar dergiye rağmen, biz bir ihtiyaç düşüncesinden hareketle, ve tabii ki bu işe hazır bir ekip sebebiyle attık kendimizi ortaya. Ne kadar iyi örgütleneceğimizi, ne kadar uzun soluklu olacağımızı zaman gösterecek. Sektörel dergiler konusunda güzel sürprizler oluyor: Kale grubu mesela FRAME diye bir telif-dergi çıkarıyor. Yine böyle bir dergi olan İKON, bence çok kaliteli bir dergiydi ama kapandı, duramadı. Talep, işte böyle bir talep… Her şeyin bu kadar kolay tüketildiği bir ortamda, doğru belirlenmiş bir ihtiyaca iyi cevap vermeyi becermek gerek. Biz üyemize bedelsiz dağıtılıyoruz. Yani satınalmaya değil, ilana bağlı bir dergi çıkarıyoruz. Hele bu dönemde, hiç kolay bir şey değil bu! Mesleğin içinden olacaksınız, nabzı bileceksiniz, öncelikleri doğru belirleyeceksiniz ve onca dergi arasında samimi olup bastığınızı okutacaksınız… Bunları becerebilirseniz, ayakta kalma şansı vardır.

“serbest Mimar” sadece dernek üyelerinin değil bütün serbest mimarların dergisidir

Mimdap: SMD’nin kendi örgütsel yapısı ve kapsadığı alan, dergiye bir ortam ve onun oluşumuna repertuar sağlayabilecek bir özellik taşıyor mu?

Aslı Özbay: Tabi, taşımaz olur mu! Hatta, sayı yetiştiremeyiz eğer sadece o repertuardan beslenmeyi öngörürsek. Çünkü Serbest Mimarlar Derneği üyesi olanlar, hakikaten bu ülkede nitelikli ve çok üreten insanlar. Biz, o repertuarı alıp da yapı tanıtımına, proje tanıtımına dönüştürmeye kalkarsak kataloglaşırız, dergi olamayız. Böyle de bir sorunu var bu işin. Yapmak istediğimiz o değil. Eleştirel bir yaklaşımı olsun istiyoruz derginin. Gerektiğinde dernek üyelerini de eleştirebilen bir açıklıkta olsun istiyoruz, yarışmalar meselesini odağa almak istiyoruz, Türkiye’deki mimarların yurt dışındaki çalışma koşullarını, olanakları ve yurt dışında bir Türkiye mimarlığı durumunun ne olduğunu tartışmak istiyoruz, olanı biteni dökmek istiyoruz. Tabi yapılan işi tanıtmak da çok önemli ama işte bu işin dengesini kurmak gibi bir çaba içerisindeyiz.

sayi-2-_-66-67.jpg

Mimdap: Türkiye’deki mimarlık ortamına çıkardığınız bu dergi ile ne vereceğinizi ve havayı ne yönde değiştireceğini düşünüyorsunuz? “serbest.Mimar”ın böyle bir öngörüsü ve istemi var mı?

Aslı Özbay: Ben kişisel olarak şöyle bir durumu başarı kabul edeceğim: Eğer sanal ortamlarda çok tartışılan meselelerle ilgili olarak, ‘serbest.MİMAR’, referans bir yayın olursa; mesela genç meslekdaşlara kendi okuyucu profilimizi merak ettirip, SMD web’lerine girmelerini sağlayıp, “nerede nasıl tartışıyorlarmış bu meseleleri” diye merak ettirip bilgisayarlarının tuşlarına bastırtmayı becerirsek ve “… o iş öyle değil, böyle” diye bir iki yazı yazdırtmayı teşvik edecek yayınlar yapabilmişsek, ben bunu başarı kabul edeceğim. Çünkü herhangi bir konuda mesafe kaydedebilmenin, ilişkide olmaktan, doğru iletişim kurmaktan geçtiğini düşünenlerdenim ben.

Örgütlenmenin bu anlamda çok önemli olduğuna hep inandım. Bu derginin temel hedeflerinden birisi, iletişim kurmayı becermek: Hem farklı kuşaklarla hem derneğin üyeleri arası, hem bu örgütün ne olduğunu anlamak isteyenlerle… Nitelikli mimarlık üretimini gözeten bir yayın ekibiyiz. SMD de bu bağlamda oluşmuş bir örgütlenme. Ama derneklerin dışında olan ve bu yaklaşımı benimseyen yüzlerce insan var ve var olacak. Dolayısıyla mimarlıkta nitelik meselesini, kalite meselesini ve bunun sağlanması koşullarını kendine dert edinen kesimler arasında bir iletişim organı olmayı başarırsak, bu bizim açımızdan bir başarı olacak gerçekten. Biraz zamana ihtiyaç var tabi.

Mimdap: Mimarlık yayınlarının mesleğin gelişmesi yönündeki katkılarının yanında, mesleğin yapılabilir olması, başta kamu yapıları olmak üzere, yapılı çevrede mesleki hizmetin talebinin arttırılması, mimarlık hizmetinin kullanılması ve kurumsallaşması gibi orta ve uzun vadede bir işlevi olabilir mi? Bu konuda sizin yayınınızın bir açılımı var mı?

Aslı Özbay: Bu tek başına, bizim dergimizin yapabileceğinden çok büyük bir hedef. En fazla ‘çorbada tuz’ düzeyinde bir katkıyı hedefleyebiliriz. Çünkü diğer basılı ve sanal yayınlar da, mimarlığın talep edilir olması, nitelikli mimarlığın ne olduğunun gösterilmesi, tanıtılması yolu ile toplumsal bir duyarlılık ve bilinç oluşturulması gibi hedefleri öngörüyorlar. Mimdap da öyle değil mi?! Bu konuyla uğraşan, bu yola baş koyan hemen herkesin arzusu bu. Ama, bizler sonuç olarak meslek içi, sektörel bir alanda kalıyoruz ve bunu kamuoyuna mal etmek daha farklı kanallar gerektiriyor. İşte bu yayının, o farklı kanalları oluşturacak örgütlenmeyi güçlendirme konusunda bir katkısı olabileceğini düşünüyorum ben.

sayi-2-_-88-89.jpg

Mimarlığı topluma anlatmak, sevdirmek gerekir

Mimdap: Size özel birkaç sorumuz olacak: Aslı Özbay şu anda nelerle uğraşıyor? Şu sıralarda bir televizyon programının hazırlıkları içinde olduğunuzu biliyoruz, bundan bahseder misiniz?

Aslı Özbay: Bugünlerin en yoğun ve heyecanlı konusu bir tv programı benim için: Mimar olmayanlara, “güzel” mekânlarda, “güzel yapılar” ile bezenmiş kentsel ortamlarda yaşamanın insanı neden ve nasıl mutlu edeceğini çeşitli açılardan anlatmaya çalıştığımız bir televizyon dizisi hazırlığı içerisindeyiz. Ben yılbaşından buyana projedeyim. Proje, İstanbul SMD’nin hazırladığı ve AB desteğiyle sürdürülen bir çalışma. İSMD 2 yıla yakın bir süredir bu proje ile uğraşıyor. Yönetim Kurulu üyelerinden Oğuz Öztuzcu’nun genel koordinasyonu üstlendiği bu iş büyük ölçüde “o’nun bebeği” Ama işe başından buyana katkı koyan ciddi bir kadro var, danışmanlar, sekreterler, koordinatörler… Ben çalışmanın biraz ileri bir aşamasında ekibe katıldım. Görevim, içeriğin öngörüldüğü şekilde koordinasyonunu sağlamak ve bölümlerde tanıtıcı sunuşlar, röportajlar yapmak. Benimle birlikte ekibe katılan Aydan Balamir, 13 bölümlük bu dizinin genel konseptini hazırladı ve yol haritasını çizdi. NTV yayın ortağımız; dizi filmin yapımcılığını ve yayınını NTV üstleniyor. NTV’deki ve İSMD’deki arkadaşlar ile birlikte Aydan’ın hazırladığı yol haritasına son şeklini verdik. Katılımcı bir yöntem benimsedik: 13 bölümün geliştirilmesi işini 13 ayrı bölüm danışmanına havale ettik. Bu çalışmalar da büyük ölçüde toparlandı ve artık çekimlere başladık. Herşey umduğumuz gibi giderse, Ağustos ayı ortalarında yayına gireceğiz.

Çok özetle; iyi yapılmış binaların görüntüleri üzerinden, özelden genele bir yöntemle çeşitli temalara değinmeye çalışacağız. Bir dizi ana ve alt tema belirlediğimiz, ama sonuç olarak, her birinde tasarımın önemine, gereğine, ekonomisine ve modern yaşam biçiminde tasarımın ve mimarın vazgeçilmezliğine değinmeye çalışacağız. Bu mesajları mini röportajlar ile besleyeceğiz. Avrupa’dan örnekler vereceğiz, Türkiye’den örnekler vereceğiz. İyi örneklere odaklanacağız ama kötü örnekleri de çok kısa da olsa göstererek, neyi, neden kötü bulduğumuzu anlatmaya çalışacağız. Bunu herkesin anlayabileceği çok sade bir dille yapmaya çalışacağız.

Mimdap: Mimarlık yayını denince, basılı yayınlar ve internet yayınlarını biliyoruz ama televizyonda mimarlık yayınının çok az örneği oldu şimdiye kadar, biraz da kısa ömürlü oldu. Belgesel tadında bir şey şu anda anlattığınız. Avrupa örneklerine baktığımızda, televizyonun kullanımı açısından yapılan bir ilk mi olacağını düşünüyorsunuz?

Aslı Özbay: İlk diyemeyiz. Hatta daha öncekilerin ne olduğunu hatırlamakta fayda var, çünkü onlardan da beslendik: İlk olarak CNN TURK’de Tülin Hadi’nin hazırladığı ve TSMD’den ödül alan 360° programı vardı. O, formatı belli bir programın Türkiye’ye uyarlanmış haliydi ve en az bir sene sürdü diye hatırlıyorum. İçerik olarak biraz tasarım magazini gibiydi ve ben çok severek izliyordum. Sonra, Mehmet Kütükçüoğlu yine NTV’ye “tasarım” diye bir program yaptı. Sonra, XXI Tasarım Merkezi, Tepe grubunun ciddi sponsorluğu ile, Süha Özkan ve Haluk Pamir’in çok emek verdiği bir dizi daha yaptı… Yani, az sayıda da olsa yapılmış, örnekler var.

sayi-2-_-86-87.jpg

Biz de bu program için hedef kitle olarak mimar olmayanları belirledik. Ülkenin genel kültür alanı içinde birilerinin kulağına birşeyler kaçırabilmeyi amaçlıyoruz. Ne kadar başaracağımızı hep beraber göreceğiz. Bizim için de çok heyecan verici bir alan. NTV’deki arkadaşlarımızın da katkılarıyla iyi bir iş çıkaracağımızı umuyoruz.

Mimdap: Peki bu proje 13 bölüm sonra da devam ettirilebilecek bir proje gibi mi?

Aslı Özbay: Dilerim öyle güzel bir program yaparız ki, reytingler tavana vurur ve devamı gelir. (gülüşmeler) Tabii henüz devamını öngöremiyoruz. Daha çekimlere yeni başladık. Bir yandan bölümlerin “projelendirme” işi hala sürüyor. Yayına ağustos’ta gireceğiz. Ekim sonunda dizi bitecek. Yayın saati ne olacak, hangi günler yayınlanacak bilemiyorum henüz.

Medya çok önemli bir araç. Mimarlık da çok meşakkatli, çok önemli ve değerli bir meslek. Böyle bir alanın gereğini yerine getirmek için özenle çalışan temsilcilerle uğraşıyoruz biz ve bu hiç kolay bir şey değil. Ama bunun niye kolay olmadığını anlatmak da, daha kolay hale gelmesini sağlamak da bir ölçüde bizim işimiz. Biz de elimizden geldiği kadarını yapmak için uğraşıyoruz ama bunu severek ve inanarak yapıyoruz. Erişebildiğimiz her türlü alanı ve aracı kullanarak…

Mimdap: Biz de size hem televizyonda hem bu güzel dergide başarılar diliyoruz o halde. Bu söyleşi için size teşekkür ederiz.

Aslı Özbay: Ben teşekkür ederim.

23 Yorum
  1. bana bir çok sektör dergisi, broşürü, tanıtım cd si, reklam amaçlı yayın geliyor. bunların bazılarının içinde çok sevdiğim yazılar oluyor ama belli ki çoğu reklam amaçlı. mesela taş sektöründe çıkan bir naura var. esasında biliyoruz ve okurken anlıyoruz ki onlar taşı öne çıkarmak için bu yayınları yapıyorlar. fakat yayıncılıkları kaliteli ve sonuçta ürün iyi olursa bakmadan edemiyorsunuz.
    diğer yayınlar daha konulu ve branşlaşmışlar gibi sanki. tasarım bir başka kanalda mesela arredemento mimarlık daha teorik kanalda. odanın çıkardığı mimarlık şu anda birkaç yıl önceye göre daha düzgün bence.
    bu periyodiklerin içine dahil olan serbest mimarı kutlarım. fakat bu yayının dağıtım problemi olmaması lazım. istendiğinde ulaşılamayan yayın sonuçta yok sayılır. mimarlık ürünlerinin satıldığı yerlerde mutlaka bulunmalı derim ben.

    aliye sertanlı | 16 May 2009

  2. Bu kadar ara planı olan ve saydığınız isimler gibi bana göre dehşetli önemli bir kadrosu olan şu anda bir yayın yok. Üstelik çoğunun kriz ortamında künyesinde yazılı olanlaı bile yeterince devreye sokamadığını düşünüyorum. Bu nlamda gerçekten çok sıkı bir ekip, tebrikler.
    İkinci olarak, ulusal planda popüler olandan, hep el üstünde tutulanlardan kıyılara doğru bir bakış fırlatacak olmanız, göz ucuna takılanlara fırsat verecek olmanız takdire şayan.
    Çalışmalarınızda başarılar.

    Rengin Sarıyerli | 17 May 2009

  3. kaliteli ve içinde proje olan yayınlara ihtiyaç var gerçekten. serbest mimar bayilerde var mı? ben birinci sayınızı göremedim şimdiye kadar. sadece smd üyelerine mi yollanıyor yoksa?

    demet gümüdağ | 17 May 2009

  4. odakta serbest mimarlık olduğunda mimarlık kamu yararına bir hizmet olur görüşünüzü;yapıyı mimarlık ürünü ve hizmeti bir telif meselesi olarak gördüğünüzü düşünerek konuya girmek istiyorum..mimarlık hizmetinde nitelik sorunu ne ülkemizde ne de dışımızdaki dünyada yapıyı bir mimarlık ürünü olarak tanımlamaktan geçecekse eğer;işverenden,yürürlükteki teknik-yasal mevzuattan,yatırımın finansman boyutundan,o an için egemen mimarlık ya da sanatsal/artizanal anlayışlardan ,yapı malzeme ve teknolojilerindeki en son gelişmelerden ve daha pek çok parametrik düzlem de olabileceğinden farklı düşünemeyecek kadar toplumsal sorumluluğu olan sanatsal bir faaliyet olduğunun altını çizmek isterim..şunu kabul etmek gerekir ki üretilen yapıların büyük bir çoğunluğu proje safhasından başlayarak yapı tamamlanıp kullanılana kadar geçen sürenin sonunda yukarıda zikredilen manada mimarlık ürünü olamamaktadırlar,bunda;zaman-para-işverenin mimardan beklentisi vb pek çok kriter etkili olmaktadır..ve ama mimarın işveren beklentisi ne olursa olsun;kendisine,mesleğine,kenteve topluma karşı sorumlulukları vardır..yayın hayatınızda başarılar diler şu ana kadar ulaşamadığım dergiye bundan böyle ulaşma çabası içinde olacağımı belirtirken,smd nin de oda ile hukukunun(toplumsal normatif anlamda) yeniden düzenlenmesi açısından;oda organlarında ve çalışmalarında temsiliyeti savunan bir anlayışın üyesi olarak gelecek günlerde bu konuları hem sizinle ve derginizle hem de smd ile görüşeceğimizi belirtmek isterim… sevgilerimle

    salih şencan | 17 May 2009

  5. Yayın hazırlamanın ne kadar zor bir şey olduğunu tahmin ediyor, hele mimarlık yayının fazlaca amoterce bir ruhla yapılabildiğini düşünüyorum. Bu konuda mesela odanın “Mimarlık” dergisi en şanslı olanı. Arkasında M.O. var ve herkese postalanıyor. Yine yukarıda bazı yorumcuların belirttiği gibi taş sektörünün mesela dergisi var. Onlar da şanslı. Oysa buradaki emeklern bir karşılığı yok, satın alan ciddi bir mimar kesimi yok. Bütün ülkede var olan “okuma” sorunu yüzünden ve teknoloji çağının herşeyi internetten kuruş vermeden indirme alışkanlıkları yüzünden bu şekildeki emekle hazırlanan dergiler acaba hayatta nasıl kalabilir? Okuyucusunun sebat etmesi, abonelik sisteminin kurulması lazım.
    Aslı Özbay ve yayın kurulu gerçekten tecrübeli, donanımlı kişilikler. Serbest Mimar’ın bir dergi olarak başarılı bir yayın çıkaracağından zerre şüphem yok, bu isimleri gördükten sonra. Ama o “kenardakilere” uzanmak, Türkiye’nin her tarafında bulunulur hale getirmek gerekir.
    Yayın hayatınızda başarılar dilerim.
    Saygılar

    necdet oran | 18 May 2009

  6. Sayın Özbay, öncelikle zorlu yolunuzda başarılar temenni ediyorum. Yayıncılık uzun soluk isteyen bir uraşı, arkasında SMD lerin olması en büyük şans. Bu bize kurumsal olarak devam edecek duygusunu veriyor. Zira bugün “malzeme dergileri” diyebileceğimiz bir kısmı gayet güzel hazırlanan dergilerin işlevi çok başka. Onların bir ‘görevi’ var ama sizin gibi hazırlık yapanların ülke mimarlığı açısından misyonları açıkça görülüyor. Siz bu misyonu pek güzel ifade etmişsiniz.
    Yaygınlaşarak gelişmeniz dileği ile.

    Turgut Kar | 20 May 2009

  7. “odakta tasarımcı mimar var” diye anlıyorum sayın Özbay, müsadenizle…
    derginizin üretimlerine katkı verenleri kutlarım.
    smg üyesi olmayanlar nasıl bu dergiye ulaşacaklar?
    iki ayda bir dergi sizin için ideal periyot mu?
    abone olmanın koşulları nedir?

    levent aslan | 21 May 2009

  8. bu dönemde dergiler yayınlar kapanırken iyi cesaret varmış. bu işin zor tarafı var diye konuşmuşsunuz ya söyleşinizde zor tarafı memlekette doğru dürüst okuyucu olmaması esasında. bedelini verip talep eden bir okuyucuyu kastediyorum. ben dergiyi elime alabilmiş değilim fakat burada anlatılanlar etkileyici.
    kolay gelsin.

    keriman ay | 21 May 2009

  9. Bir süreli yayının ne kadar önemli olduğunu ve yayın kurulu oluşumun, hedefin belirlenmesinin ne denli zor işler olduğunu biliyorum. Bu açıdan değerli dostum, arkadaşım Aslı Özbay ve bu işe emek verenlerin uğraşılarını takdirle karşılıyor bundan sonrada sürdürecekleri özverili tutumlarını şimdiden kutluyorum.
    İlk sayısından sonra ikinci sayısını da incelediğim serbest MİMAR’ın çok nitelikli bir dergi olduğunu söylemeliyim. Yayın hayatımızda görünmeyenleri, az duyulanları, yurdun çeşitli yerlerinde yahut yurt dışında nice zorluğu aşarak başarılı işler yapanları bulup çıkarmaları ( ve de bulup çıkaracak olmaları) oldukça heyecan verici. Mimarlığın ve profesyonel mimarların önünde sanal eşiklerin kaldırılması anlamındaki bu teşvik meyvelerini önümüzdeki dönemlerde mutlaka verecektir. Tek yayından çoklu yayınlara geçildiğinden beri mimarlık alemi hem bilgiyi anında almaya hem de “tek yayının” hiyerarşisine takılanların dışında başka dünyalar olduğunu rahatça görmeye başladı. Fakat serbest MİMAR’ın odağına tasarım yapan, üreten, uygulayan “serbest mimarı” almasıyla bu perpektif bence daha da fazla genişleyecek.
    Nice sayılara, nice başarılara…
    Kutluyor ve kolaylıklar diliyorum.
    Hasan Kıvırcık

    Hasan Kıvırcık | 23 May 2009

  10. Öncelikle mesleğimiz için küçük de olsa katkı koyan, ter döken, ihlasla çalışanlardan Allah (cc) razı olsun. Anladığımız kadarıyla dergiyi hiç görmemekle birlikte Serbest Mimar dergisinin sayın konuşmacının ifadesiyle serbest çalışanlara hitabettiği söyleniyor. Ayrıca kriz ortamında işin zor olduğu ancak bunu aşmak için sabredeceklerini bildiriyorlar.

    Türkiye’de çıkarabildiği sayı 10′u geçen dergi sayısı oldukça azdır. Adetâ maraton koşmak gibi bir şey bu dergicilik. Ayrıca hedef kitlenin iyi tespiti ve ona uygun yayın polikitası tayin edilmesi ve bu yayıncılığı destekleyen web sitesi ve benzeri hususların da iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Metinde sözü edilen ve derginin sadece serbest çalışanlara mahsus olduğunun bildirilmesinin pazarlama teknikleri ve mesleğe olan ilgi açısından uygun bulmadığımı belirtmek isterim. Bir mimarlık dergisi şayet dergide mimari proje, inşaat vb. varsa niçin kamuda çalışan mimarlar ile yapı sektöründe çalışan meslek erbabını niçin ilgilendirmesin? Niçin bu büyük sektör dergi pazarlamasında hedef kitle arasına alınmasın? Bu hususu arkadaşların gözden geçirmesini öneriyorum.

    Yine derginin herhangi bir nüshasını görmediğimden yanlış bir şey söylersem affedilmesi temennisiyle bir iki hususa daha girmek istiyorum. Meslektaşlarımızın adetâ ozalit parasına proje çizmeleri bizi fevkalade üzüyor ve meslekî onurumuzu incitiyor. Bunu kabullenemiyoruz. Geniş mânâda mimarlık mesleğinin toplumun bütün katmanlarında layık olduğu mevkiye getirilmesi için bütün mimarlara, özellikle dergi çıkaran kuruluşlara, başta Mimarlar Odasına büyük görevler düşüyor. Toplumun talep ve beklentilerini de karşılayan olumlu mesajlarla, faaliyet ve programlarla toplumu doğrudan karşımıza almadan bu mesleği tanıtmak boynumuzun borcu.

    Toplumun değerleriyle çelişen ve tenakuza düşen anlayışlar varolduğu sürece bizim bu mesleği cemiyete müsbet anlamda tanıtmamız çok zor. Meslektaşlarımız en azından bir kısmı sanki Merih’ten gelmişcesine bu cemiyetin değerlerine en azından değer vermemek gibi bir davranışın içinde olmamalıdırlar. Siz ne yaparsanız yapın, isterseni dünyanın en doğru işini yapın Mevlânâ hazretlerinin ifadesiyle: “Ne kadar bilirsen bil, söylediğin karşıdakinin anladığı kadardır.” Toplumun maddî ve manevî değerlerini iyi algılamakla birlikte mimarlık mesleğini bilmeyen ama mimarî eserlerin arasında ömrünü geçiren insanlara bizim hitabımız, tarzımız ve yaklaşımımız bizim elimizde. Biz bu anlayışta yeterli seviyede mükellefiyetlerimizi yerine getirdikten sonra mesleğimizin iyi tanınmadığından, mesleğimize yeterli maddî ve manevî değerin verilmediğinden yakınabiliriz.

    Mimarlık camiası ve inşaat sektörünü kucaklayarak, mimarlık mesleğinin lâyık olduğu yere gelmesinde gerekli gayreti göstermesini umduğumuz bu yayın organına ve tüm yetkililerine başarılar diliyoruz.

    Hayati Binler | 24 May 2009

  11. Herkese merhaba,
    Söyleşide değindiğim tv programı için yapmakta olduğumuz çekimler/seyahatler nedeniyle, yorumlarınıza ve başarı dileklerinize teşekkür edebilmek için ancak zaman bulabildim, hoşgörünüze sığınıyorum.
    Dağıtım için söyleyebileceklerim şöyle: Derginin gönderildiği SMD üyelerinin sayısı yaklaşık 220. Bunun dışında ilk 2 sayı, tüm okullara, Oda şubelerine ve diğer yakın (tasarımcı) meslek örgütlerine yollandı. Ayrıca sanırım isimleri belirlenmiş yaklaşık 1000 kişiye de gitmiş olsa gerek.. Ama iyi haber şu: yakında pek çok DNR’da dergiyi görebileceksiniz.
    Dergiye ulaşmak için, yayın ortağımız ANBA Haber Ajansı’nın 0.312.467 53 81-82 numaralı telefonlarından Bülent Çeşmecioğlu ile görüşebilir, ya da kendisine adresinden ulaşabilirsiniz.
    Sayın Salih Şencan’ın altını çizdiği onlarca parametreye rağmen, mimarlığın bir sanat alanı olduğu vurgusuna bir kez daha ben de dikkat çekmek isterim. Elbette iyi bir mimarlık ürünü ortaya çıkarmanın zorluğu ve sorumluluğu büyük. Sanırım vurgulanması gereken şu: Batılı mimarlar, bizlerden daha yetenekli ya da ahlaklı (toplumsal sorumluluk sahibi) oldukları için, batıdaki kentler/yapılar bizdekinden daha iyi sonuç veriyor değiller. Mesleğe başlama, örgütlenme deneyimlerinin bize onlarca (bazen birkaç yüzyıl) fark atıyor olmasını da bir kenara koyuyorum. Ama bu deneyimlerle oluşmuş toplumsal mutabakat sonucu oturtmayı başardıkları “sistem”(ler) sayesinde, mesleğin projelendirilme/uygulama süreçleri bizdekinden öylesine faklı koşullarda gerçekleşiyor ki… sonuçları da ona göre oluyor. Bizim de fazla zaman kaybetmeden, kendi sistemimizi düzeltmemiz gerek. Bence bu bir sistem sorunu ve bunu da örgütlenmeler düzeltecekler.
    Herkese tekrar teşekkür ederim. Birgün, bir vesileyle karşılıklı görüşebilme ümidiyle… Selamlar

    Aslı Özbay | 25 May 2009

  12. Harika söyleşi için sevgili arkadaşım Aslı’nın eline sağlık.

    Osman G.İ. | 15 April 2011

  13. Sevgili Aslı Özbay,
    Mimarlığın halka tanıtılması,Her türlü Yöneticilere ve İşverenlere de tanıtılması için senin ve Aydanın gayretlerini çok evveldenberi izliyorum;bizim jenerasyonun bıraktığı bayrağı alıp en iyi şekilde götürdüğünüzü görünce çok müsterih oldum.Başarılarınızın devamını diler gözlerinizden öperim.

    Erdem Talu | 4 June 2012

  14. This article will help the internet visitors for setting up new blog or even a blogfrom start to end.

    http://www.dR89BuWA2r.com/dR89BuWA2r

    Gregory Cohan | 21 February 2017

  15. Some truly excellent posts on this internet site, regards for contribution. “The key to everything is patience. You get the chicken by hatching the egg, not by smashing it.” by Arnold Glasgow.

    http://www.CZAf2tmpx0.com/CZAf2tmpx0

    Eddy Goodlet | 14 March 2017

  16. I keep listening to the news broadcast lecture about receiving boundless online grant applications so I have been looking around for the most excellent site to get one. Could you advise me please, where could i find some?

    http://www.o5KxtOBkV8.com/o5KxtOBkV8

    Estelle Sheffield | 20 March 2017

  17. I do trust all of the concepts you’ve offered in your post. They are really convincing and can definitely work. Still, the posts are very short for starters. May you please extend them a little from next time? Thank you for the post.

    http://www.c59YsIKMth.com/c59YsIKMth

    Bibi Jaenicke | 23 March 2017

  18. F*ckin’ tremendous issues here. I am very glad to look your article. Thank you so much and i am taking a look forward to contact you. Will you kindly drop me a mail?

    http://www.RNXjAvnzt9.com/RNXjAvnzt9

    Shamika Fesko | 23 March 2017

  19. Basic Programs For Antivirus Coupon Studied 2025

    http://www.uPi4lTvNxo.com/uPi4lTvNxo

    Walton Delossantos | 25 March 2017

  20. Where does it all end? The President’s job is to make sure the laws are enforced. Yet his underlings (State Executive Branch) are blatantly refusing to enforce the laws. Congress made the laws to protect the citizens of the U.S.A., yet those laws are being ignored. The Court’s job is to interpret the laws, not make them…I wonder how the Judiciary gives the opinion that the laws are not important, the safety of the citizens are not important compared to the citizens of other countries.

    http://www.mmfporn.com/while-her-man-at-work.html

    David Scrivener | 26 April 2017

  21. What a successful administration! Anything they touch ends up in a complete failure. Great and beautiful wall, travel ban, general Flynn and now sanctuary cities fiasco. And it has been less than 100 days.

    http://www.bigbootyporn.org/watch/porn-free-dawnload-3540.html

    Jospeh Anasagasti | 2 May 2017

  22. Helpful info. Lucky me I discovered your web site by chance, and I’m shocked why this accident did not took place earlier! I bookmarked it.

    http://topcookwarebrands.com/proaid-kitchen-storage-rack-pantry-cabinet-pan-and-pot-lid-organizer-bakeware-cookware-holder-rack-black/

    Myron Cuthbertson | 16 May 2017

  23. Ülkemiz ve mimarlık için çok önemi bir yayın…

    Semih Günay | 23 May 2017


Yorum yazmak için


Tasarım: Marpillero Pollak Architects,.     Halk kütüphanelerinin gurur verici bir geçmişi olan ancak sorunlu bir geleceği olan bir kurum olduğuna inanıyorsanız, Marpillero Pollak Architects tarafından yeni Elmhurst Halk Kütüphanesi’ni ziyaret etmeniz gerekiyor. New York’un Tasarım ve İnşaat Departmanı (DDC) tarafından 2004 yılında işletmeye alınan bu sivil mimarinin sadece başarılı bir çalışması değil, topluluk oluşturan [...]
ARŞİV
Subscribe