Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
33. Toronto Tarihi Miras Ödülleri
Share 1 November 2007

33. Toronto Tarihi Miras Ödülleri’nin verildiği geceyi “gecelerin gecesi” olarak tanımlamak mümkün. Bu ödül töreninin gerçekleşmesini sağlayan ziyaretçilere, sponsorlara ve gönüllülere bir teşekkür etmek gerekiyor. Ödüller, 15 Ekim gecesi tarihi Carlu’da yapılan bir törenle sahiplerini buldu.

İşte o ödüllerin sahipleri…

William Greer Mimari Koruma ve Sanat Ödülü

Toronto Tarihi Miras Ödülleri’nde işine adanmış yılları için, William Geer adına özel bir ödül verildi. Toronto koruma kurulunda yaklaşık 15 yıl Baş Mimar olarak çalışan Geer’in Toronto’nun mekânsal yapısı üzerinde, General Hatanesi, Union İstasyonu, Grafik Sanatlar Binası, BCE Meydanı, Scotia Plaza ve Ulusal Bale Okulu gibi projeleriyle önemli bir etkisi oldu.

William Gren Mimari Koruma ve Sanat Ödülü Sahipleri

Bu ödül, 40 yıllık ya da daha eski binaların yenilenmesini başarılı şekilde gerçekleştirenlere verilen bir ödül. Buna ek olarak, yenilemenin sanatsal bir yanı olması da göz önünde bulundurulan kriterlerden biri.

EKSELANS ÖDÜLLERİ

St. Paul Anglican Kilisesi

Mimar: Black ve Moffat Mimarlık

St. Paul Kilisesi 3 binadan oluşuyor. 1860 yılında inşa edilen “Eski Kilise”, 1913 yılında inşa edilen “Yeni kilise” ve 1928’de inşa edilen “Cody Salonu” bu üç binayı oluşturuyor.

Bu projenin amacı, asıl tarihi mimari yapıyı bozmadan, güvenli, esnek, evrensel açılımları olan koruma prensiplerini hayata geçirmekti. Özellikle çatıda, pencerelerde ve kilisenin iç kısmında restorasyonun çarpıcı örneklerini görüyoruz.

LİYAKAT ÖDÜLÜ

167-169 King Street East

Mimar: PDA Mimarlık

167 – 169 King Street East, 1800’lerin ortasında, iş yeri ve dükkânlar için inşa edilmiş. Geçtiğimiz yıllarda ise, iki bina arasındaki duvar kaldırılarak, büyük bir sanat dükkânı haline getirilmiş. Yapılan restorasyon projesinin amacı ise, binanın dış kaplamasını yenilemek ve cadde tarafında, bugün sıva ile kaplanmış kısmı orijinal haline getirmek. Projenin önemli diğer amaçlarından biri ise, iç duvarları güçlendirmekti. Mimarinin orijinal haline dokunmadan, modern merdivenlerin, mekanik elemanların eklenmesi ise, diğer bir ilgi çekici konuydu.

LİYAKAT ÖDÜLÜ

The Stone Distillery

Mimar: E.R.A. Mimarlık

1859 – 1861 yılları arasında kurulan “Taştan İçki Fabrikası” İçki Fabrikaları Mirası içerisinde en eski ve en büyük binası. Bu endüstri binasının, çok katlı, yüksek ve çok pencereli yapısı yeni bir ofis haline dönüştürülmesini kolaylaştırmış.

ONUR ÖDÜLÜ

Trinity College Gates

Mimar: Alan Seymour

1904 yılında inşa edilmiş olan Trinity College Gates’in orijinal hali analiz edildi. Kapılar, binanın bütününün neo – gotik karakterini yansıtır nitelikte olup, okula görkemli bir giriş sağlıyordu. Detaylı yenileme projesi Roman taşlarını korumayı, çok zarar görmüş taşları yenileriyle değiştirmeyi hedefliyordu.

ONUR MANSİYONU

1 King Street West


Mimar:
Stanford Downey Mimarlık

Bu proje, Dominion Bank’ın 1914 yılında inşa edilen merkez binasını otel ve konuta dönüştürdü. Binanın banka işlevi için kullanılan katları, kamusal fonksiyona ayrılırken, önceden ofis olarak kullanılan 8 kat, konut alanı olarak yeniden düzenlendi. Ayrıca, binanın batısına 50 katlı yeni bir kule eklendi.

DİĞER ÖDÜLLER

Runnymede Kütüphanesi

Mimar: G. Bruce Stratton Mimarlık

John M. Lyle tarafından inşa edilmiş olan Bloor West Village kütüphanesinin yenilenmesi, tarihi yapısının korunmasının yanında, içerisine modern kütüphane işlevlerinin eklenmesi şeklinde gerçekleştirildi. 1930 yılının mimarisine, ufak çağdaş dokunuşlarda bulunuldu ve ortaya yaratıcı bir eser çıktı.

Tip Top Tailors Depo Binası

Mimar:
Alliance ve E.R.A. Mimarlık

Tip Top Tailors depo binası, Toronto’daki Art Deco stilinin önemli bir örneğini oluşturuyor. 1929 yılında inşa edilen binada, tarihi materyallerin ve mobilyaların kullanılmasına önem verildi. Özellikle güneş panelleri ve iç bahçedeki fıskiyenin eski haline uygun yenilenmesine önem verildi.

The Benvenuto

Mimarlar: Quadrangle ve Gordon Ridgely Mimarlık

1950’li yıllarda inşa edilen bina, Benvenuto Meydanında bulunan be Toronto’nun en iyi uluslar arası modernist okullarından biri. Yapılan yenileme, modernist tarzı koruyarak binanın yüksek kaliteli hale getirilmesini sağlamış.

Palais Royale Balo Salonu

Mimar: Goldsmith Borgal ve Company Mimarlık

The Palais Royale 1922 yılında inşa edilmiş olup, 1920’lerin sonunda itibaren bina restoran, dans salonu ve canlı müzik yapılan bir mekân olarak kullanılmış. Yenilenirken, orijinal strüktürü bozulmayan binada, gereken noktalarda eski malzemelerin değişimi yapılmış. Ayrıca, eski işlev de kullanılmış.

Kaynak: Heritage Toronto
Çeviri: mimdap

6 Yorum
  1. Çok güzel bir ödüllendirme yöntemi. Galiba ülkemizdeki öenemli eksikliklerden biri. İyi işlerin bir ödülü, mimarlık ve sanat çevrelerinde kadirbilir değerlendirmeleri yok. Buradaki Tip Top Tailors depo binası benim dikkatimi çok çekti. Toronto’daki Art Deco stilinin önemli bir örneğini oluşturan ve 1929 yılında yapılan bina tekrar ele alınmış, yeniden düzenlenmiş ve üzerine bir kütle daha eklenmiş. Eklenen kütlenin şeffalığı, geri çekilmesi, ölçeği oldukça önemli, üzerinden ders notları çıkarılacak gibi. Çok beğendim.

    yaşar tok | 2 November 2007

  2. Bizim memleketin koruma kültürünün acilen yenilenmeye gereksinimi var. Bizde olsa Tip Top Tailors topa tutulur sonra harabe haline gelene, yokolana kadar aynı zevat tarafından “ne de güzel korumuştum halbuki” diye iç çekilerek yokoluşu izlenirdi. Buna da koruma derlerdi…
    İstanbul’u bir harabeye çeviren en kötü yağma ve uygulamalara “bunlar da zaten her şeye karşılar” görüşüyle kapı açtıran bu görüşün biran önce değişmesi lazım. Yoksa İstanbul’da korunacak bina da, doğa parçası da kalmayacak yakında…

    Recep Usta | 3 November 2007

  3. Bizdeki “koruma” anlayışının buraları gelmesini bir süre daha beklemiyorum. Korumacı ilahlar tek bina ölçeğinde bile koruma ve düzenlemeye o denli ortodoks yaklaşım gösteriyorlar ki, hele bunu haftada bir gün toplanan kurulların aşırı yavaş aşırı bürokratik aşırı üzücü çalışmalarıyla başarmak mümkün değil. Bir dosyanın normal yollardan çıkması ne kadar sürüyor bilen var mı? Bu iş bizde BİTMİŞTİR bana göre. Hiç inancım ve güvenim yok bu loruma anlayışına ve bu kurullara.

    Necmettin Yılmaz | 4 November 2007

  4. Korunan yapıların bir bölümü “tam restorasyon” şeklinde gelişmiş ve yapı orijinal çarpıcı biçimine kavuşturulmuş. Ayrıca temizlenip aydınlatılmış ve çok daha görünür hale getirilmiş. Bu tarz bir davranış ülkemizde de aşağı yukarı talep edilen, koruma kurulları taafından da teşvik edilen bir saha. İşin zor tarafı modern bir dille eskiye yanaşmak, ona ek yapmak, onu kısmen başkalaştırmak. Yoronto’da bu konuda bir korku yok ve çağdaş koruma anlayışının hakim olduğu yerde koruma projeleri mimara eziyet değil, fikir açıcı, yenilik ve yaratılıcılık üzerine kurulmuş bir mesleki saha. Aradaki önemli fark ülkeler arasındaki anlayış farkı. Bu güzel ödüllerle “farkımız” gayet bariz olarak ortaya çıkıyor.

    Hakan Şenyuva | 4 November 2007

  5. Bizim ülkemizdeki anıt eserlerin korunması ve koruma alanı projelerini özellikle uygulamış mimarlar için Toronto benzeri yarışma-ödül dizileri mutlaka oluşturulmalıdır. Ortamın bu teşviğe açıkçası ihtiyacı var. Bir takım yayın kuruluşları bu tarz bir şey düzenlese ne iyi olur.

    Metin Türe | 6 November 2007

  6. Restorasyon ve koruma zengin ülkelerin ve kültürel anlamda da çoğulculuğu içine sindirmiş olan uygarlıkların yaptığı birşey. Bu ikisinin bir arada olması durumnda koruma bir noktaya gelebiliyor. Eğer koruma hayattan koparılıp, sadece bir avuç seçkinin uğraşısı haline gelir ve onların istemleri doğrultusunda fazla baskılanırsa korunacak durumdaki eserler bakımsızlıkltan yıkılır, yerinde ufalanır, kaza yangınlarında yanar kül olur. Ulvi koruma düsturları hazırlayanlar da baka kalır. Tıpkı bizim ülkemizdeki uygulamalr gibi. Oysa koruma halkın dahil olduğu bir iştir. Kentle bütünlük sağlayan bir doku ynilemesidir. Ekonomik yaşantıyla entegre olabilecek operasyondur. Yai sürüp giden hayatın kendisi gibi bir şey. Toronto bunu bulmuş ve artık bu işin keyfini çıkarıyor. Yollarını keşfettiği bir oyunu meslek insanları (mimarlar, restoratörler) ve şehirliler için zevkli bir karnavala çevirmişler.

    Ne güzel işler yapılıyor, imrenilecek durum sahiden.

    didem özgür | 12 November 2007


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe