Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Maltepe’nin Geçmişi / Arif Atılgan
Share 8 February 2016

Maltepe’ye, define bulunan tepelerinden dolayı bu isim verilmiş. Bölge, zaman zaman buradaki Bizans’ın yazlık sarayı Bryas adıyla da anılmış. 1329 yılında 3. Andronikos ile Orhangazi’nin meydan savaşı yaptığı Pelakanon’un, Cevizliden Eskihisar’a kadar uzanan alanın adı olduğu düşünülmelidir.

 

Maltepe’den daha eski yerleşim olan Başıbüyük Köyünün geçmişi 1300 lü yıllardaki Orhan Gazi dönemine kadar uzanır. Burada tarihi ayazma, manastır, cami gibi değerli eserler bulunmaktadır.

 

 

Fatih Sultan Mehmed’in Hünkâr Çayırında öldüğü yazılmaktadır. Hünkâr Çayırının da Başıbüyükten Gebze’ye kadar uzanan bir çayır olduğu düşünülebilinir.

 

 

Bugünkü Maltepe’nin somut tarihi, Kazasker Feyzullah Efendi ile başlıyor. Feyzullah Efendi 1728-1729 yıllarında Maltepe sahiline Kayışdağı’ndan künklerle su getirmiş ve adının verildiği çeşmeyi yaptırmıştır. Ayrıca adını taşıyan camiyi ve hamamı yaptırmış. Maltepe’nin, 1750 li yıllarda Rumeli Kazaskerliği ve iki defa Şeyhülislamlık yapan, Feyzullah Efendinin çiftliği olarak kurulduğu belli olmaktadır.

 

 

                       Feyzullah Efendi Çeşmesi ve Yeni Yapılan Cami.

 

 

1872 yılında Haydarpaşa-Pendik arasına tren yolu döşenmiş. Maltepe İstasyonu ile Beşçeşmeler, Feyzullah Camii civarındaki yerleşim yoğunlaşmıştır. Maltepe’ye daha sonraki yıllarda iskele yapılmış, denizden ulaşım da sağlanmıştır. İskelenin daha çok Maltepe’deki tarım ürünlerinin Adalara nakli için yapıldığı belli olmaktadır.

 

1901 yılında Maltepe’de Süreyya İlmen’in izleri görülür. Şimdiki E5 ten Başıbüyük tepesindeki hastane binalarının üzerine kadar olan Maltepe ve Başıbüyük köyleri arasındaki 7-8 Bin Dönümlük Narlı Çiftliğini zamanın Milli Eğitim Bakanı Zühtü Paşadan satın alır. Burada sulama işleri için bent, havuz yaptırır. O yıllarda Haydarpaşa’da şimdiki Marmara Üniversitesi binası olan Tıbbiye binası inşa edilmektedir. Tıbbiyenin İtalyan mimarları Alexandre Vallaury ile Raimondo D’arancodur. Süreyya Bey Başıbüyük’te askeriyeye inşa ettirdiği okulun ve caminin projelerini bu mimarlardan Vallaury’ye hazırlatır. Buradan Büyükbakkalköye ve Alemdağına yol açtırır. Kendine yaptığı köşkün yanındaki kaynak suyuna ayazma yaptırırken çıkan eski duvarı temizleyince bir manastır kalıntısı ortaya çıkar. Rumlar her yıl burayı ziyaret ederler, giderken Sultan Hamid’e dua edip Süreyya İlmen’e ‘yaşa’ anlamında Zito Süreyya Paşa diye tezahürat yaparlarmış. Süreyya Bey ormandan E5 çevresine kadar olan ovalık alanı ise parselleyip satar. Çiftlikten beklediği verimi alamayınca alanı çam ve zeytin ormanı haline getirir.

 

 

                       Süreyya İlmen’in Yaptırdığı Cami.

 

 

1908 yılından önce Maltepe’yi içine alan Kartal ilçesi Üsküdar mutasarrıflığına bağlı sancaktır. Bu tarihten sonra İstanbul iline bağlı ilçe olur.1919 tarihli bir plandan anlaşıldığına göre, bu tarihlerde istasyonla Dragos Tepesi arasına Maltepe Milli Müdafaa İskelesi adlı demiryolu iskelesi yapılmıştır.

 

 

Maltepe’de somut yerleşim 1924 mübadelesinde Yunanistan’dan gelenlerle olmuş.  Maltepe’nin her tarafına yerleştirilen mübadiller aslında Maltepe’nin ilk yerleşik düzenini oluşturanlar olmuşlardır.

 

 

1928 yılında Maltepe’de müstakil belediye kurulmuş. Aynı yıl Beşçeşmeler Meydanında bulunan havuzlu park çevresindeki tarihi Feyzullah Camii yanmış. Günümüzde, Caminin yerinde binalar bulunmaktadır.

 

 

1946 yılında Süreyya Paşa, Süreyya Plajının açılışını yapar. 1951 yılında Başıbüyükteki arazisinin 1800 dönümünü SSK ya hibe eder, 1952 de burada açılan Göğüs Hastalıkları Hastanesine Onun adı verilir. 1959 yılında Semavi Eyice tarafından Bryas Sarayındaki tarihi kalıntılara dikkat çekilir.

 

 

                        Süreyya Paşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi.

 

 

1960 yılında Maltepe Belediyesi içindeki Küçükyalı bölgesi ayrı belediye olmuştur. Bu yıllarda çevre hala köy durumundadır. Altıntepe’de Noktadan yukarı çıkıldığında akrabalarımın oturduğu evin alt katındaki ahırda besledikleri ineklerini bilirim. Çevrede başka inek koyun besleyenler de bulunurdu. O yıllarda minibüs caddesinin altı ve çevresindeki parsellere imar çıkarılmış yavaş yavaş yapılaşma başlamıştı. 1963 yılında Belediye Başkanı Erşet Berkman’a ait 63 sineması açılmıştı. Küçükyalı-63 Sineması ile Kızıltoprak-Kent Sineması o zamanın en modern sinemalarıydı. Keşke oradaki durağın adı yine 63 konsa. 1964 yılında Maltepe İskelesi yakınında cami olarak ta kullanılmış olan eski kilisenin arsasına şimdiki Feyzullah Camii yapılmış.

 

 

 

 

1980 yılında Maltepe ve Küçükyalı Belediyesi iptal edilerek İstanbul Anakent Belediyesine (İBB) bağlı Maltepe Şube müdürlüğü haline getirilirler. Maltepe, 1985 yılında Kartal Belediyesine bağlı Müdürlük yapılmış. 1990 lı yıllarda Bryas kalıntıları bir İtalyan tarafından araştırılmaya başlanmış. 1992 de Maltepe müstakil belediye olur. Maltepe ilçesi, Kartal ilçesinden ayrılarak 1992-1994, 1994-1999, 1999-2004 dönemlerinde aynı kişinin Belediye Başkanlığında ANAP lı belediye olmuş. 2004-2009 döneminde AKP, 2009-2014 ve 2014 den bu yana ayrı Belediye Başkanlarının olduğu CHP li belediye olmuş. 18 mahallesi bulunan Maltepe’nin nüfusu 476.806, yüzölçümü 278KM2 dir.

 

 

Yörenin eskilerinin bana anlattıklarının içinde, kış mevsiminde Altıntepe’den Maltepe’ye gitmenin ıssızlık açısından tehlikeli olduğu, Maltepe’deki değirmene eşekle buğday götürüldüğü, deniz kıyılarına kadar kurtların geldiği gibi anılar bulunmaktadır. 1950 lerde yapılan Ankara Asfaltı adıyla anılan E5 yolu yokken, Köy diye bahsettikleri Altıntepe’deki koyunlarını Başıbüyük çayırlarında otlatırlarmış. 1960 lı yıllara kadar sahilde, şimdiki Küçükyalı Evlendirme Dairesinin bulunduğu yerde mezbaha bulunmaktaymış. Maltepe mezbaha ve kasaplarıyla bilinirmiş o yıllarda. Bugünün ünlü bir et lokantasıyla lahmacuncusu ilk olarak buradaki küçük bir dükkânda işe başlayan Maltepeli ailelerdenmiş. Yaz mevsimine girerken İsmet İnönü, Dragos Sahilindeki yalıdan yaptığı çivileme ile deniz sezonunu açarmış.

 

 

                        İsmet İnönü’nün Çivileme Yaptığı Yalı.

 

 

En ilginci Mağara olarak bildikleri Bryas Sarayı kalıntısıyla ilgili olanıdır. O yıllarda sadece geniş bir delik olduğu için mağaraya benzemektedir burası. Çobanlar içeri giden dehliz deliklerini kapatarak ahır olarak kullanırlarmış. Çocukların da oyun yeri yaptıkları dehlizlere keçi salındığında, keçinin Başıbüyükten çıktığı anlatılırmış. Önce abartı gibi gelebilen bu söylentiyi Süreyya İlmen’in bahsettiği Başıbüyük’teki Manastır kalıntısını düşünürsek ciddiye almak gerekir. MS 9. yüzyılda Küçükyalıdaki Bryas Sarayının yakınına Styros Manastırının yapıldığı bilinmektedir. Styros Manastırı alanının Başıbüyük’e kadar   uzandığı akla gelmektedir. Manastır kalıntılarının bu alandaki yüzlerce binanın altında yok olduğu belli olmaktadır.

 

 

                       Bryas Sarayı Kalıntısı.

 

 

Bryas Sarayı yakınında Küçükyalı Bağdat Caddesinde, Bizans kalıntısı bir lahitin yalak olarak kullanıldığı, namazgâhlı Akduman Pınarı Çeşmesinden bahsedilir. Yüksek olmayan dairesel bir duvarın çevrelediği alan içinde bulunan, yanında iki büyük çınar ağacı olan bu çeşmeden bugün hiçbir iz yoktur. Eski Altıntepelilerden öğrendiğime göre Çeşme, Bağdat Caddesinin sol tarafında Adnan Kahveci Parkı ile Elginkan İkokulu arasında, Başıbüyük Köyü ileri gelenlerinden Abdi Ağanın Bahçesindeymiş. Çobanlar ineklerini, koyunlarını bu çeşmenin yalağında sularlarmış. İnsanlara geçmişin anımsatılması için buradaki durağın adının Akduman Pınarı konması iyi olurdu.

 

 

                       Akduman Pınarı Çeşmesinin Bulunduğu Yer.

 

 

Görüldüğü gibi Maltepe’de tarihi eserler iyi araştırılmamış, hatta bazıları önemsenmeyerek ortadan yok olmalarına sebep olunmuştur. Benim bilgi aldığım eski insanlar 1920-1930 lu yıllarda doğmuşlar. Yani anlattıkları 1950 li yıllar ve öncesine aittir. Demek oluyor ki tarihi kalıntıların bulunduğu alanlardaki yapılaşma 1960 lı yıllardan sonra gerçekleşmiş. Bu tarihten sonra Küçükyalı, Maltepe, Kartal Belediyelerinde görev yapan yetkililerin bilerek veya bilmeyerek çok değerli tarihi eserlerin yok edilmelerine sebep oldukları belli olmaktadır.

 

 

                        Dağver Baba Tekkesinden Kalanlar.

 

 

Başıbüyükte Dağver Baba Tekkesi kaybolmuş, Süreyya İlmenin yaptırdığı cami zor tanınacak halde, okul ise artık yoktur. Altıntepe’de Nokta durağına adını veren Nokta Taşı henüz yerindedir. Üzerinde 1232 (1817) tarihi yazan taşın hikâyesi bilinmemektedir. Ceneviz yapısı olduğu söylense de Beşçeşmelerin tam tarihi bilinmemektedir. Cevizli Tekel arazisindeki Bizans kalıntılarında kazı yapılmaya yeni başlanmıştır. Bugün kıyı dolgu alanında kalmış olan Süreyya Plajına ait Bakireler Anıtının içindeki Venüs Heykelinin de nerede olduğu bilinmemektedir.

 

 

                        Noktada Nokta Taşı.

 

 

Maltepe’nin yetkilileri ‘Uluslararası’, ‘Cazibe Merkezi’, ‘Marka’, ‘Pazarlama’ gibi tanımlardan kaçınsınlar. Maltepe’deki tarihi eserlerin ortaya çıkarılmasına, İlçenin geçmişinin yazılmasına katkıda bulunsunlar. Maltepelilerin belediyesi olduklarını unutmasınlar, ‘koruma’ anlayışıyla çalışarak öncelikle Maltepelilere hizmet edecek planlar yapsınlar.  Bir de lütfen Bizim insanımıza danışsınlar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı arkeologlara araştırma yaptırsınlar.

 

 

 

2 Yorum
  1. Maltepe’nin yoğun yapılaşmayla baskı altında olduğunu, bugün kentin yolları, yaya aksları ve kamusal mekanlarının özensiz bir şekilde tutulduğunu, neredeyse bu ilçeye boş verildiğini düşünüyorum.

    Recep Ünüvar | 16 February 2016

  2. Öncelikle vermiş olduğunuz bilgiler için teşekkür ederim.
    Maltepeden bahsederken çevresinde de bahsetmek gerekir; meselâ gülensu ile esenkent arasında bulunan halk arasında (inönü çiftliği) olarak bilinen geçmişi araştırılması gereken, büyük bir kısmı yerinde duran şu anki sahibi Ankara kooperatifi olan yer. Büyüklerimizden duyduğum ve gördüklerimden bahsetmek isterim çiftliğin yukarı kesimlerinden künklerle sular toplanıp havuzlarda birleştirilip dragos’a götürüldüğü söylenmektedir, belkide dragos yakınındaki tarihi alana götürülmekteydi, hatta havuzlardan biri kendi sokağımızda bir evin altında gün yüzüne çıkacağı günü beklemektedir. Ayrıca o bölgede eskiye dair yaşanmışlık örneklerini çok biliriz. Birde şimdiki kiptaş seyrantepe konutlarının üzerine yapıldığı kalıntılar ise çok daha eski bir tarihe dayanmaktaydı, öyleki doğal oluşmuş “mağara” dediğimiz, kayaların içi oyularak yatak, kap kacak için tezgâh yapılmış ve çevresinde yıkık harabeler bulunan bir yaşam alanıydı, azda olasa izleri bulunmakta. Maalesef üzerinde 25 katlı konutlar yükselmekte son olarak Gülsuyu mezarlığının hemen üzerinde büyük bir mağara bulunmakta girişi kapatılmış hâlde gün yüzüne çıkmayı beklemekte. Maalesef Maltepe’nin tarihi alanları ve çevresi yok edilmiştir. Üzgünüm..!

    Gülali Gügercinoğlu | 13 January 2020


Yorum yazmak için


TBMM’ye gelen tasarı yasalaşırsa, imar planı değişikliklerinden doğan arsa değer artışlarının yarısına merkezi yönetim el koyacak. Millet bahçeleri yoluyla kıyılarda yapılaşmanın önü açılacak. Yüksek katlı yapılaşma yasaklanmayacak, planla belirlenecek!             Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi TBMM’de komisyon gündemine geldi. Çoğu durumda olduğu gibi esaslı [...]
ARŞİV
Subscribe