Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Forum
ANA SAYFA
Nurseli APARI ile Kadıköy Belediye Başkanlığı Adaylığı Üzerine
Share 18 March 2009

Mimar Nurseli Aparı ile Kadıköy’ün bugünkü durumu, sorunları, MHP Kadıköy Belediye Başkan adaylığı ve içinde bulunduğumuz seçim süreci üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Nurseli-Apari-1

Mimdap: Bir mimar ve belediye başkan adayı olarak, bu kentin, Kadıköy’ün ve özellikle İstanbul’un başlıca sorunları sizce nelerdir?

Nurseli APARI: Bugün dünyanın en az gelişmiş ülkesinde hangi sorunlar varsa Kadıköy’de de aynı sorunlar yaşanıyor. Ulaşımdan trafiğe, çevre sorunları, otoparklar, yeşil alan yetersizliği, sağlık sorunları, eğitim yetersizliği gibi hemen hemen hepsi, bütün sorunların hepsi, her ne kadar bakınca gelişmiş gibi görünse de, bütün bu sorunlar Kadıköy’de de mevcut. O noktada alt yapı sorunları, afet yönetimi eksikliği de sayılabilir. Hem halkın yeteri kadar bilinçlendirilmemiş olması hem de yerel yönetimin gerekli çalışmayı yapmamış olması –ki bugün İstanbul’un öncelikli konularından birisidir afet yönetimi- bütün bunların hepsinde büyük eksiklikler var.

Mimdap: İstanbul’un yönetim modelinde eksiklikler var mı? Buna bağlı olarak ilçe belediyesi yönetimi modeli deyince siz ne anlıyorsunuz ve neler öneriyorsunuz? Sizce nasıl olmalıdır?

Nurseli APARI: Genel anlamda bakınca, benim gördüğüm kadarıyla, seçim sisteminden başlayan bir yanlışlık var. Seçim, bu şekilde olmamalı diye düşünüyorum; çünkü mimarım ve adaylığımın açıklandığı günden bugüne yaşadığım ve gördüğüm şey, bir anda “Kadıköy’ün sorunları nelerdir?”… Bunlar açık zaten, onlarla ilgili projeler üretmek, bu projelerin gerçekçi ve uygulanabilir olması dediğimiz zaman tabi çözüme dair birçok alternatif var. Bunların doğru şekilde projelendirilmesi, elenmesi hem çevreye hem yaşayan topluma, kentin bütününe aslında uygun bir çözüm olması adına bu projelerin daha 2. günde ya da bir ayda çıkması mümkün değil zaten.

Nurseli-Apari-5

“Sivil Toplum ve Meslek Odaları katılımı sağlanmalıdır”
Bana göre adayların en az 6 ay evvelinden açıklanması gerekir. Bunu tabi yaşayınca insan çok daha net görüyor. Yaşadığım ve gördüğüm en önemli şey budur. Sosyal belediyecilik getirilmeli, yönetim anlayışı kesinlikle sosyal belediyecilik olmalıdır. Demokratik ve katılımcı olmalı, şeffaf olmalıdır. Şu anda bunların hepsi yapılıyor gibi görünse de maalesef hepsi süslü kelimelerden ibaret. Sivil toplum kuruluşlarının muhakkak katılımının olması gerekir, meslek odalarının muhakkak katılımının olması gerekir belediye yönetimine, kent konseyi vasıtası ile ya da farklı şekilde. Ama göz ardı ederek bir çalışma yapmak mümkün değil. Bizim bugüne kadar yaşadığımız sorunlar, projeler üretiliyor, kimsenin haberi olmadan meclis kararından geçiyor şeffaf belediyeler de dahil buna, bu durumla karşı karşıyayız.

Bütün bunların olmaması için, biraz önce söylediğim başlıklar çok önemli; demokratik ve katılımcı belediye yönetimi. Şeffaflığın gerçek anlamda gerçekleşmesi ve belediyelerin hizmet kalitesini ve bazı denetmenler tarafından denetlenmesi, yerel yönetimin hizmet kalitesini arttırır diye düşünüyorum. Bizim yönetim anlayışımız bu şekilde.

Mimdap: Sizce Kadıköy’ün İstanbul içindeki önemi nedir?
Nurseli APARI: Bir kere İstanbul’un en büyük ilçelerinden biri. Şu anda 7 mahalle Kadıköy den ayrılmış durumda, buna rağmen çok büyük. Yapı olarak, eğitim seviyesi yüksek, gelir seviyesi yüksek insanlardan oluşan bir Kadıköy profili olsa da, aslında Baktığınız zaman Türkiye’nin küçük bir hali diyebiliriz Kadıköy’e. Bir taraftan sahil yolu ve Bağdat Caddesi gibi gelişmiş bir bölgesi varken, bir yandan da buralardan çok farklı bir dokuya sahip, farklı bir yaşama sahip mahalleler de var. O noktada hizmetin homojen gitmesi, Kadıköy’ün bütün olarak ele alınması çok gerekli ve şart.

İstanbul’un her noktası önemli tabi ki, sadece Kadıköy’ün önemi dememek lazım. Bir çok konu başlığı var. Boğazın bu yakadaki büyük bir bölümü, Kadıköy ilçesinde. O noktada her anlamda, hem sosyal, hem kültürel alanlarda Kadıköy İstanbul’un en önemli ilçelerinden biri.

Mimdap: Kent içi ulaşımla ilgili temel yaklaşımınız nedir? Kadıköy’ün kendi içinde ve İstanbul’un diğer parçaları ile bağlantısı konusunda sorunlar sizce nelerdir? Bugünkünden farklı olarak, ulaşım ile ilgili olarak sizin önerdiğiniz temel yaklaşım nedir?

Nurseli-Apari-9

“Kadıköy’e metrodan söz etmek gerek”
Nurseli APARI: Kent içi ulaşım dediğimiz zaman İstanbul’un bütününde, hiç göz ardı edilmeksizin hızlı bir şekilde yapılması gereken alt yapı yatırımlarıdır. Uzun yıllar İstanbul’un hatta Kadıköy’ün yoğunluğuna, trafik sorununa çözüm olacak yatırımların yapılması gerekiyordu. Bir kere Metro, Kadıköy için kesinlikle telaffuz edilmiyor, ama kesinlikle edilmeli. Yapılan çalışmalar, hafif raylı sistem adı altında yapılan çalışmalar, metrobüs gibi, yani doğru terimi bulmak zor, geçici çözümler gibi diyelim, İstanbul’a, İstanbulluya ya da Kadıköylüye hiçbir şey katmayacaktır, tamamen göz boyamaktan, makyaj yapmaktan başka bir şey değildir. Yıllar önce, 80’li yıllarda olan sistemler, tercihli otobüs yolları vardı. Ondan 20 – 25 yıl sonra tekrar aynı şeyi ısıtıp sunmanın trafiğe bir katkısı olacağını zannetmiyorum. Yapılan hemen hemen her çalışmada bunu böyle görebiliyoruz. O noktada, uzun yıllar daha fazla trafik yükünü hafifletecek doğru çözümler üretilmeli.

Mimdap: Başka sorunlar da var bir yandan, yapılaşma mesela…
Nurseli APARI: İstanbul’un bütününe baktığımız zaman, inanılmaz bir çarpık yapılaşma görüyoruz, yani burada ne insanların konforlu yaşaması göz ününe alınmış, ne de çevre yapısı… Hatta bazen “ulaşımdan hiç bir şey anlamayan insanlar mı yaptı bunu ya da bunları yaparken bir şehir plancısı yok muydu?” diye düşünmekten alıkoyamıyoruz kendimizi.

Nurseli-Apari-3Kadıköy için aslında yapılması gereken şunlar: Bir kere metronun kesinlikle Kadıköy’e gelmesi gerekiyor. Onun dışında hafif raylı sistem de, Kadıköy’ün trafik yükünü kısmen rahatlatacaktır -ama tabi bu metro yapım sürecinde rahatlatma kadar düşünülebilir-. Bunların hızla yapılması gerekiyor. Tek yön uygulaması yapılan sokak ve caddeler var, bu caddelerin ve sokakların oradaki yapıyı göz önünde tutarak yapılması gerekir.

Aslında belki de mesleğimden dolayı, tek üretkenli bir çözüm değil, çok üretkenli bir çözüm, doğru çözümü bulabilmek için işin uzmanları tarafından projelendirilip, oradaki dokunun, mevcut yapının, altyapının, olmayan altyapının göz önünde bulundurularak çözüm üretilmesi çok doğru olacaktır. Birkaç aylık ya da bir senelik çözüm değil de, çok uzun yıllar Kadıköy’e hizmet edecek şekilde planlanması gerekiyor. Daha detaya indiğimizde, kaldırımlar ya da trotuarların yetersizliği, engellilerin kesinlikle düşünülmemiş olması, yapılan ya da yenilenen trotuarların amacına hizmet edememesi gibi sorunları bugün bütün ilçelerde olduğu gibi Kadıköy’de de yaşamak mümkün.

O noktada maalesef Kadıköy için, 2009 yılında bunları telaffuz etmekten ben utanıyorum. Bugün aslında, bu şartlarda çok daha farklı projelerden bahsetmek isterdim ama maalesef sıfırdan başlamak gerekiyor. Alt yapısı olmayan hiçbir yerin üzerine bir bina inşa etmek, bir ulaşım inşa etmek hiçbir zaman doğru değildir diye düşünüyorum, doğal olarak ilk önce alt yapıdan başlamak gerekiyor.

Zaten aslına bakarsanız Kadıköy’ün o rıhtım bölgesine engelliler için yapılanan o trotuarların, insan ergonomisine göre olmadığını, engelli arkadaşlarımızın kullanımına hitap edecek tarzda olmadığını gözle dahi görebilirsiniz, elinize metre alıp ölçmenize gerek yok. Eğiminde bile hatalar mevcut.

“Metrobüs problemli bir yatırımdır”
Mimdap: Metrobüsle ilgili bir şeyler söylediniz ama Anadolu yakasına, Kadıköy’e ilk açıldığında yaşanan sorunlardan hepimizin haberi var, bunun sorunlu olduğunu hepimiz görüyoruz. Peki bunu nereden düzeltmeyi düşünüyorsunuz, nasıl bir yerden bağlamayı düşünüyorsunuz?

Nurseli APARI: Dediğim gibi, bütün mesele doğru çözüm üretmek, doğru projelendirmek. Bu tür projeler yapılırken, metro maliyetinden, evet daha ucuza yapılıyor muhakkak ama, sokağa atılan para inanılmaz büyük rakamlar. Zincirlikuyu ve Söğütlüçeşme hattı için yapılan maliyet 150 milyon dolar. 150 milyon dolarla çok fazla şey yapılabilirdi diye düşünüyorum. Bu parayla 5-6 kilometre metro yapılabilirdi ve İstanbul’a çok daha büyük katkısı olurdu. Bugün baktığımızda yapılan metrobüsün keşke karşıya geçenleri çift taraflı rahatlatsaydı ama onları rahatlatmadığı gibi, diğer yakaya geçmek istemeyen insanları dahi mağdur ettiğini görmemek mümkün değil. Yani hiçbir getirisi olmadığı gibi, götürüsü çok fazla oldu, çok şey götürdü.

Mimdap: Planlama ve yapılaşma konusuna geçmek istiyorum buradan; İstanbul için yapılan 1/100.000 ölçekli plan sürecini siz de yakından takip ediyorsunuzdur. Bu kentin planı sizce nasıl yapılmalı? Planlama süreci ile ilgili sizin düşünceleriniz nelerdir?

“Plan, uzamanlar, STK’lar ve meslek odalarıyla yapılmalıdır”
Nurseli APARI: Bu kentin planı, bir kere konunun uzmanları ile yapılmalıdır. Örneğin,, Ahmet Bey (Turgut) bu işe yıllarını vermiş bir insan. Kent planı, içinde şehir plancılarının olduğu, içinde kent tasarımcılarının, sosyoloji uzmanlarının, psikoloji uzmanlarının olduğu çok geniş kapsamlı, her açıdan kenti oluşturan insanların her türlü yapısını inceleyebilecek ve bilgiyi aktarabilecek, o bilgiyi bir araya getirip süzgeçten geçirebilecek nitelikte olan insanların olduğu ve fikirlerinin dahil olduğu bir süreçten muhakkak geçmeli. Eğer geçemiyorsa dahi, yani sadece mimarlarla ve şehir plancılarla bu iş yapılacaksa dahi, toplumun bütünü ile, bütününü temsil edebilecek STK’larla ya da meslek odaları ile bu projeler muhakkak paylaşılmalı, onların da katılımının sağlanması gerekli ve şarttır diye düşünüyorum.

Planlama yapılırken en önemli bir diğer unsur da, rant amaçlı değil de, toplum ve çevresel öğelerin, tarihi öğelerin göz ardı edilmeksizin tamamen topluma ne kadar nitelik kazandıracağını göz önünde bulundurarak yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Nurseli-Apari-4

“Corner Otel’den kimsenin haberi olmadı…”
Tabi 1/100.000’lerden sonra 10.000’ler, 5.000’ler var. Bu aşamadaki sorunların Kadıköy’de örneği çok fazla maalesef. 1/5000’ler yapılıyor ya da hazırlanıyor, meclisten ya da Büyükşehir’den hiç kimsenin haberi olmaksızın geçiriliyor, uygulamaya alınıyor. Örneğin Corner Otel gibi, hazırlığı yapılan Salıpazarı projesi gibi… Bunlar nasıl olabilir, böyle bir düşünce nasıl konumlanabilir? Kelime bulmakta zorlanıyorum açıkçası. Bunlar, bu projeler bir anlamda cinayet bana göre.

Mimdap: Kadıköy sosyal yapı olarak çok canlı aslında, diğer ilçelere göre çok daha oturmuş bir yapısı var. Bahsettiğiniz bu projelerin Kadıköy için uygun olmadığı uzman çevrelerce de söyleniyor zaten. Bunları düzeltmek için siz neler planlıyorsunuz?
Nurseli APARI: Corner Oteli yıkmak çok zor. Ama çözüm mü derseniz; çözüm aslında. Yapılan bir şeye zor ve büyük bir ceza verilirse, arkasından gelecek diğer projelere emsal oluşturacaktır. O noktada bir tanesinin hak ettiği cezayı alması, topluma verilecek büyük bir katkı diye düşünüyorum. Bunu yapabilecek bir cesaretlinin çıkabilmesi ya da yaptırım gücü olan bir kurumun olabilmesi gerekiyor gibi görünüyor.

Bu tarafta da aslında benzeri şeyler var; Marmaray projesinde yapılan kazılar var mesela. Bu kazılardan çıkan tarihi eserler var. Bu tarihi eserleri el altından oldu bittiye getirmek değil de, Salıpazarı ve Fikirtepe için de aynı şey geçerli, arkeolojik kazı yapılması, bilinçli bir şekilde konuya girilmesi, arkeolojik kazıdan sonra oradan çıkan değerler nelerdir, nerde sergilenmelidir, orası düşünülmelidir.

Kadıköy’ün yeşil alana çok ihtiyacı var. Salıpazarı çok rahat yeşil alan olabilir. Kadıköy’ün imar durumunda herhangi bir şey yapmak, yeni alanları imara açmak gibi bir lüksü olamaz.

Yapılan çalışmalar belli bölgelerde yoğunlaşıyor, Fikirtepe gibi yerlerde kentsel dönüşüm projeleri yapılıyor. Bu projelerin sadece adı güzel, kentsel dönüşüm, kente katkısı olacak, doğru yönde değişim olacak gibi düşündüğümüz zaman, evet hoş. Bunlar yapılmalı, ben de yapılması taraftarıyım ama yapılış şekline bakıldığı zaman, orada yaşayan insanları mağdur ederek, tamamen rant amaçlı bir çalışma olduğunu gördüğümüz zaman yine o noktada bu olaya “dur” demek gerekiyor. Her konu yerel yönetimlerde olmayabiliyor, ilçe bazında yerel yönetimlerde çözüm bulamayabiliyor, Büyükşehir Belediyesi de direkt ilgili olabiliyor. Ama burada Kadıköy Belediyesi’nin çok önemli bir görevi var. Toplumun sesini kurum olarak, kuruluş olarak gereken yere götürmesi ve taşıması ve temsil etmesi gerekiyor.

Kadıköy Belediyesi’nin haberi olmadan Salı pazarı projesi nasıl onaylandı? “haberim yoktu” cümlesini anlayamıyorum.

Mimdap: Kadıköy’ün sektörel potansiyeli nedir? Siz neyi ön plana çıkarmak istiyorsunuz?

Nurseli APARI: Sektörler açısından baktığımız zaman bir kere “olmazsa olmazlar” var. Bir kere Kadıköy’e kaç tane turist geliyor kısmını konuşmak dahi istemiyorum, Kadıköy’e turist gelmiyor. Turistin gelmemesi demek, aslında Kadıköy de birçok sorunun başlangıcı demek.

Mevcut yapı hem yetersiz, hem görsel anlamda, hem her ihtiyaca cevap verme anlamında, hem estetik anlamında hiçbir çekiciliği olmayan bir Kadıköy’den bahsediyoruz. O noktada turizm çok önemli.

Sağlık sektörü deyince; şuanda “Kadıköy için dışarıdan sağlık sektörünü geliştirelim ve dışarıdan sağlık için imkanlar gelsin” gibi bir proje evet çok güzel ama Kadıköylüye hizmet verecek sağlık kapasitesi bir kere çok yetersiz. Her mahallede olması gerek, var mı? Yok. O noktada bütün çalışmalara en alttan başlamamız gerekiyor.

Bilişim sektörü; evet olmalı. Teknoloji çağındayız, her noktada mutlaka ve muhakkak olmalı. Bunun hem bilinçli, hem kontrollü, hem düzenli ve gelişime yönelik kullanımını sağlamak çok önemli, yetişkinlere bunun eğitimini vermek önemli. Bu noktada aslında, belediyelerin hizmet alanlarına giren çok fazla konu var. Bizim projelerimiz arasında, her mahallede bir iletişim kabini var, her semtte aslında, mahalle de yetersiz kalıyor.

Fakat bahsettiğim gibi Kadıköy’de alt yapı sorunları, temel ihtiyaç gibi sorunlar henüz giderilemediği için, bu projeler gerçek anlamda sadece fikir anlamındadır, başka ihtiyaçlar öncelikli olduğu için.

Nurseli-Apari-10Mimdap: Haydarpaşa Kadıköy sınırları içinde değil ama Kadıköy’ü etkileyeceği aşikar. Haydarpaşa projeleri konusunda fikirleriniz nelerdir?

Nurseli APARI: Haydarpaşa konusunda sadece mimar olarak şahsi düşüncemi söyleyebilirim. Yapılan düşünceler ve mevcuttaki projeler, asla katılmadığım projeler. Genel anlamda çok net ve açık söylemek istediğim bir şey var ki; kültür mirasımızı, tarihi mirasımızı ve doğal mirasımızı çok sıkı sıkıya sarılıp çok doğru bir şekilde korumamız ve kollamamız gerekiyor. Bu bir toplum bilincidir, bireylerin de bilincinin aynı şekilde olması gerekiyor. Bu bir sorumluluktur, hem mesleki hem de konuyla hiç alakası olmayan bireylerin de bu sorumluluğu taşımaları gerekiyor. Bunlar bize miras kaldı ve bu mirasları biz şu anda korumakla ve gelecek nesillere aktarmakla yükümlüyüz. Prag yada Paris’e gittiğimiz zaman hepimiz büyük bir hayranlıkla korunan tarihi gözlemleyebiliyoruz. Aynı yapılar ve hatta daha fazlası bizde var, biz bu yapıları yıkmayı bir kere nasıl düşünüyoruz, düşünmek dahi bir cinayettir, hatta daha da ötesi, katliam gibi bir şey.

Başka bir konu daha var ki, çok önemli; hepimiz bu toplumun yaşayanları olarak çok noktada çok şeyi eleştiriyoruz. Haydarpaşa’yı Salı Pazarı projesini, kaldırımı, yeşil alanı vs eleştiriyoruz. Eleştirirken, bunu iki kişi bir araya geldiğimiz zaman muhakkak yapıyoruz. Burada şöyle bir şey var; istediğimiz kadar kendi aramızda düşünelim, tartışalım, konuşalım… Bu sorunların hiç birine çözüm olamayacağız. Ama bir şekilde yönetime katılırsak olabilir. Bir şekilde elini taşın altına koymayan hiçbir insanın oturduğu yerden konuşmaya hakkı olmadığını düşünüyorum. O yüzden de hem meslektaşlarıma, hem eğitimli ve yönetime katılabilir her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına, eğer bu ülkenin sınırları ve bayrağı önemli ise, bunun değerini yüreğinde taşıyor ise, bir şekilde yönetime, siyasete katılması gerektiğini düşünüyorum. Evet Türkiye’de siyaset kirlenmiş, bu noktada yönetime ve siyasete girmezsek, bunun artarak devam edeceğini düşünüyorum.

Mimdap: Kadıköy’ün kaçak yapılaşma ile ilgili sorunu ne boyuttadır ve bununla ilgili önlemleriniz nelerdir?

Nurseli APARI: Kadıköy’de bu noktada, sahil kesimlerinde ya da daha gelişmiş mahallelerde böyle bir sorun yok. Farklı talepler var ama imar durumunda değişiklik yapılabilecek herhangi bir durum da yok, çünkü yeterince dolmuş durumda. Fakat yapılaşması daha az gelişmiş, yapılaşması çarpık olan, Fikirtepe, Dumlupınar gibi mahallelerde bu tür sorunlar var. Bunun içinde dediğim gibi projeler geliştirmek, şunlar bunlar yapılmalı diyebilecek durumda olsam dahi, bunu söylemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü tamamen mimari bilgimi, geneli düşünerek yuvarlak sözler, geçici cümleler kullanmış olacağım. Hâlbuki bugüne kadar, mesleki hayatımda yaptığım herşey, o bölgeye gidip, birebir inceleyip, oradaki yapıların durumunu, oradaki insanların yaşayış şeklini, coğrafik durumunu, sosyolojik durumunu her açıdan değerlendirip, projelerin doğru bilinçle uygulanabilir olması gerektiğini düşünüyorum.

Böyle bir çalışmanız var mı diye sorarsanız, dediğim gibi iki ay çok kısa bir zaman, evet ben mimarım, farklı meslek gruplarını bir araya getirip yönetme yeteneğine sahibim ama böyle bir çalışma yapabilecek bir zamanımız ya da öyle bir maddi kaynağımız olmadı. Yoksa demeyi çok isterdim, şunu bunu yaptık, böyle çözdük, bizimde aday olarak, bu konuyla ilgili projemiz bu diyebilmeyi. Ama olamadı maalesef, 2 ay gibi kısa bir zamanda böyle bir çalışmamız olamadı.

Mimdap: Katılım ile ilgili neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Nurseli APARI: Bir kere STK’ların ve meslek odalarının görünür yapıda aslında çok hevesli olduklarını görüyorum. Yerel yönetim buna izin verirse bence çok hevesliler ve çok da doğru. Hatta sadece Mimarlar Odası ile sınırlandırmayıp, diğer meslek odalarının da katılımını sağlamak önemli ve özendirici olacaktır. Özendirici şeyler olabilir, meslek odalarına sorumluluk vermek, onlardan bir şeyler beklemek gibi, davet gibi özendirici şeyler olabilir. Onun dışında, halkın katılımını sağlamak en önemlisi. Bir kere mahalle bazına inmek gerekiyor. Eğer seçimle gelen en küçük birim muhtarlık ise, mahallelinin sorunlarını dinleyip, nabzını ve isteklerini doğru saptayıp bunu gerekirse kent konseyine taşıyıp, belediyenin muhtarların görüşleri ve istekleri çerçevesinde, zaten direkt halkın sesini belediye birimlerine taşıma konusunda önemli bir adım olacaktır. Yapılması planlanan yada yapılan her proje, toplumla paylaşılırsa doğru ve verimli olur diye düşünüyorum. Bir belediye televizyonu mutlaka olmalıdır. Belediyenin mevcut oturumları, tanıtımları ve anlatımları her şekilde halk tarafından da takip edilebilir böylelikle ve doğru bir yaklaşım olur.

Nurseli-Apari-12

Mimdap: Bugün çok konuşuluyor sosyal belediyecilik vs. ama son zamanlar dağıtılan yardımlarla, yardım dağıtan bir belediye modeline dönüştü ve üstelik bu bağımlılık yarattı artık. Bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Nurseli APARI: Sosyal projeler açısından yapmayı planladığımız çok fazla proje var. Biz eğer ki topluma faydalı nesiller yetiştirebilirsek bugün sahip olduğumuz miraslarımızı korumak adına bir şeyler yapmış oluruz demiştim az evvel. O nedenle, çocuklar çok önemli, gençler çok önemli, kadınlar çok önemli çünkü çocukların yetiştirilmesi ve eğitimi ile birebir ilgililer. Kadınların sosyal hayata ve artık siyasete katılımı çok önemli. O noktada, çocuklarla ilgili projelerimiz var, eğitime yönelik etüt merkezleri, spor merkezleri ve kültür merkezleri gibi her mahallede olmazsa olmaz dediğimiz projelerimiz var. Şuan da aslında bakarsanız, Kadıköy’de bulunan kültür merkezleri mahalle ölçeğinde denilebilecek merkezler, uluslar arası bir organizasyonu kaldırabilecek bir kültür merkezi yok Kadıköy’de.

Kadıköy’ün hem mahalle bazında kültürel etkinliklerini arttıracak, hem de uluslar arası nitelikte faaliyetlerini arttıracak kültür ve sanat merkezlerine ihtiyacı var. Yapılan çalışmalar, maalesef o anlamda çok yetersiz.

Bütün bunları yaparken, sokak çocuklarını unutmamak gerekiyor, sosyal proje kapsamında. Bağımlı çocuklarımızı unutmamak gerekiyor, onlarda bizim çocuklarımız, onlara sahip çıkmak gerekiyor. Bugün Kadıköy de çok fazla madde bağımlısı çocuk var. Onların sahiplenilmesi, rehabilitasyonu ve topluma kazanılmaları çok önemli. Gençlerin doğru aktivitelerle (spor, kültür, sanatsal) gelişmesi çok önemli.

Bugün evet İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti, bu şehirdeki binaları, tarihi yapıları hemen bulup, makyajlayıp “buyurun” diyebiliyoruz ama toplum yapısını da ona hazır hale getirmek gerekiyor.

Gençlik platformları oluşturmak istiyoruz, bunu her alanda istiyoruz. Şuan mevcut yönetimde kadınlarla ilgili projeler var, kadınlar için biçki, dikiş-nakış kursu gibi aktiviteler ama bunlar yetersiz. Bunun yerine daha güncel meslekleri edindirip, hatta ve hatta belediyenin mevcut kreş ve anaokulu hizmetleri var, onları ücretsiz hale getirmek gerekiyor, kadınlarımızın sosyal hayata ve çalışma hayatına katılımlarını arttırabilmemiz için. Hepsi birbiriyle bağlantılı ve iç içe geçmiş, biri olmazsa diğeri olmuyor. Çalışsa çocuğunu bırakamıyor, parası yok kreşe götüremiyor… Ondan sonrada diyoruz ki, kadınların çalışma hayatı olmalı, siyasi arenada olmalılar diyoruz. Hepsi birbirine bağlı şeyler bunlar.

Nurseli-Apari-7

Bu saydıklarımın hepsi, yerel yönetimlerin temel hizmetleri. Yani olmazsa olmazları. Şuan da yapılan bütün çalışmalar, bütün hizmetler bir lütufmuş gibi insanların önüne sunuluyor.

Mimdap: Peki siz kadınlar ve iş yaşamı ve siyasete atılmaları gibi konularda, Türkiye de bir ilerleme görüyor musunuz?

Nurseli APARI: Bu konuda ilerlemeyi ben Milliyetçi Hareket Partisi’nde görüyorum. Şu anda Kadıköy’de, MHP, bir kadını bir mimarı aday gösterecek yapıya sahip. Beşiktaş adayı, Cennet Hanım (Süzer) yine MHP adayı ve Bakırköy adayı yine kadın. Türkiye geneline bakıldığı zaman, yine MHP’nin kadın adayı sayısı oldukça fazla, diğer partilere oranla. Bunun artarak devam edeceğini düşünüyorum. Çalışma hayatında ne kadar eşitsek erkeklerle, aynı şey siyasette de olabilir.

Mimdap: Afet yönetimi konusunda öncelikli yapılması gereken şeyler nelerdir? 10 sene geçti aradan.

Nurseli APARI: Bu çok acı, çok acınası bir konu gerçekten. Kadıköy, İstanbul, Türkiye çok acınası bir durumda. Afet deyince sadece depremi düşünmemek lazım. Her an her şey olabilir ve bunun boyutunu önceden tahmin etmek ve bilmek mümkün değil.

İki yönde adımlar atmak gerekiyor: olabilecek her türlü durumda, afette ne yapılmalı? Öncesinde ve sonrasında nasıl davranılmalı. Bunları anlatmak gerekiyor.

İkincisi de bina ve yapı anlamında çalışmak gerekiyor. İki noktada da, iki tarafında da işin, yine yerel yönetimlere büyük iş düşüyor. Sivil Toplum Kuruluşlarının da tabi burada, dışarıda kalması mümkün değil. Organize olmak ve daha etkili olmak adına, birlikte çalışılması gerek diye düşünüyorum.

Binalar anlamında bakınca da mevcut binaların ne kadar risk taşıdığı, güçlendirilerek mi yoksa yıkılıp yeniden yapılarak mı düzeltilmesi gerektiği; yeniden yapılması gerekiyorsa o noktada ekonomik bir takım sıkıntılar ortaya çıkıyor. Bu binada yaşayan insanlara nasıl katkı sağlanabileceğine yönelik doğru çözüm üretilmesi gerekiyor. İmar durumunda bir değişiklik yapılamayacağına göre, müteahhide verilerek yapılması mümkün olmayacak. Onun nasıl kolaylaştırılabileceğine dair çözümler üretmek gerekiyor. Şu anda ilk aklıma gelen, projelerimin içinde olan, belediyenin “%0” faizle destek olabilmesi, kredi kullandırması. Bireyin bankada böyle bir şansı olmayacaktır ama belediyeden böyle bir yardım alabilir diye düşünüyorum.

Nurseli-Apari-8

 Mimdap: Koruma konusuna biraz değindik ama, tüm Türkiye’de “kullanarak yaşatmak” kavramı pek yaygın değil. Belirli koruma politikası dondurma ile eşdeğer bir bakıma, hatta korumak zararlı hale geliyor bir noktada. Kadıköy’de koruma konusunda daha etkin neler yapılabilir sizce?

Nurseli APARI: Tarihi binaları acilen restore edip eğer ki şahsa özel değilse, kamu kullanımına açmak. Yaşayan binaları korumak da kolaydır. Kullandıkça güzelleştirmek de, sahip çıkmak da daha kolaydır. Bunun sağlanması gerekiyor. Şahıslara ait yapıları da farklı şekillerde projelendirmek ve kendi kullanıyor ve devam etmek istiyorsa, onun koşullarını sağlamak, restorasyonunu sağlayacak uygun koşulların yaratılması gerekiyor. Bunlar da belediyelerin yükümlülüğündedir.

Kadıköy’de ayrıca kimliksiz yapıların da oranı çok fazladır. O noktada da çalışma yapması gerekiyor. Tabi ki öncelikler can güvenliğine yönelik, afet konusundadır ama, estetik durumu da göz ardı etmemek gerekiyor. Mimari anlamda baktığımızda kimliksiz bir Kadıköy’le karşı karşıyayız. Daha da ileri gidersek, mimari anlamda dünya standartlarında olmasa bile, İstanbul’un bir meydanı yok ama Kadıköy’ün İskele Meydanı aslında ölçek olarak çok uygun. Ama kullanım olarak baktığımızda bir taraftan otobüsler, diğer taraftan vapurlar fışkırıyor. Bunlar bir de vapurlardan çıkan insan yoğunluğuyla birleşince kesinlikle bir düzenlemenin olmadığını görüyoruz. Acilen projelendirilip doğru şekilde meydan halinde korunması gereken ve simge haline gelebilecek bir alan aslında. Simgesel anlamda hiçbir şey yok, bir tek boğa var… Onları da korumak da zor.

Dediğim gibi, sürekli şunu yaşıyoruz: Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan? İlk önce bir taraftan bilinçlendirmek gerekiyor, Kadıköy’de 30.000 nüfuslu Hasanpaşa’da lise yok… Eğitim çok çok önemli. Eğitimin her noktaya her şekilde, kaliteli bir şekilde ulaşması gerekiyor. Teknolojiden mümkün olduğunca faydalanması gerekiyor. Toplum olarak bilinçlenmemiz gerekiyor. Aslına bakarsanız birçok sorunun temeline indiğimizde karşımıza eğitim yetersizliği çıkıyor. Ve eğitim yetersizliği maalesef bugün bu şekilde yönetilmemizi sağlıyor.

Mimdap: Bahariye Caddesi, bir bakıma Kadıköy’ün İstiklal Caddesi gibi aslında ama bakıyoruz, akşam saat 20.00’dan sonra bomboş kalıyor, konutlar da var oysaki ama loş, sessiz bir caddeye dönüşüyor. Eğlence sektörünün bir alt sokakta geliştiğini biliyoruz ama buradaki potansiyelin daha verimli kullanılması/kullanılmaması konusunda düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Nurseli-Apari-6Nurseli APARI: Aslında Halk Eğitim Merkezi vs ile çok da ölü hale geldiğini düşünmüyorum. Caddeleri yaşatan bir takım kriterler var. Oranın nasıl olması gerektiğini planlama ile ancak sağlayabiliriz. Eğer o çevrede çok fazla konut varsa oraya çeşitli etkinlikleri getirmek tabi ki çok doğru olmayacaktır. Ama Kadıköy’de İstanbul’un genelini yansıtan, 24 saat yaşayan bir yapıyı taşımak istersek, onun için Bağdat Caddesi var, Bahariye’yi bu anlamda kullanmaya çok da gerek olmadığını düşünüyorum. Bir yandan da İstiklal Caddesi ya da Bağdat Caddesi gibi 24 saat hareketli aksları insanlar kendileri yaratır diye düşünüyorum. Ama sokak çalgıcılarıyla, sokak ressamlarıyla, kültürel anlamda daha farklı bir atmosfer yaratılabilir mi? Evet, o anlamda bence Bahariye Caddesi çok doğru bir nokta olur.

Alt sokağında da zaten barlar, kulüpler var, oralarda da belki biraz kaliteyi yükseltmek doğru bir yaklaşım olur. Tüm bunlar sosyal anlamda birer proje olarak irdelenip, yaşayanları ve kullanıcıları mağdur etmeden, isteğe yönelik daha kaliteli, daha nitelikli bir hale getirilmek üzere düşünülmelidir.

Mimdap: Yerel seçim sürecinin sıkıntılı olduğunu söyleşimizin başında iletmiştiniz. Merkezi yönetim de sanki bütün yerelleri temsil ediyormuş gibi davranma eğiliminde. Merkezi yönetim ile, kendi partisinden olmayan belediyeler arasında bir çatışma olduğunu görüyoruz. Bu anlamda bir iktidar hegemonyasından bahsedebilir miyiz? Ve bu iktidar çatışmasında medyanın yaklaşımı hakkında neler düşünüyorsunuz? Sadece iki partinin göz önünde olduğu bu yarışla ilgili düşüncelerinizi de alabilir miyiz?

Nurseli APARI: Böyle bir hegemonyadan bahsedebiliriz. Hatta bu megalomanlık öyle bir safhaya geldi ki, dünya lideri olma yolunda komiklikler yapılmaktadır. Bu gerçekten komik olmaktan öteye gitmeyecektir ve gidemez diye düşünüyorum, anlamsız çünkü.

İnsanları psikolojik açıdan incelediğiniz zaman bu tür tavırların ne zaman hangi durumlarda ortaya çıktığını iyi gözlemlemek gerektiğini düşünüyorum. Ve bu şekilde adil olmayan ve agresif tavırlar içinde olmanın altında yatan çok fazla sebep var. Eğer ki, yapacak doğru projeleriniz yok ise, tabi ki saldırarak, bir şekilde gücünüzü farklı şekillerde ifade edersiniz. Bu da gerçekten tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

O bakımdan bugün en doğru şekilde Kadıköy açısından konuşmam gerekirse, mevcut yönetime yapılan işleri beğendiğimi ve savunduğumu asla söyleyemem. Çok daha farklı olmalıydı diye düşünüyorum. Kadıköy Belediyesi gibi yüksek bütçeye sahip bir belediyenin hizmeti Kadıköy’ün her yerine homojen ve çok daha farklı şekilde çoktan götürmüş olması, bu anlattıklarımın hepsinin çoktan yapılıp bitmiş olması gerektiğini düşünüyorum. Ama asla çamur atarak kişi, parti ya da kurumları suçlamak istemiyorum. Eğer ki bana 29 Mart’tan sonra böyle bir görev verilir ise, o noktada halk adına hesabı sorulması gereken şeyleri belgelerle, resmi kanallarla, hukuksal anlamda, bunun tartışmasını yapabiliriz. Bunun muhatabı hukuktur. Her ne kadar Türkiye’de o konu da “soru işareti” olsa da, hukuk devleti olduğumuzu ve hukuk yoluyla çözmemiz gerektiğini düşünüyorum. Saldırarak, savaşarak, başkasına çamur atarak kimsenin bir yerlere geleceğine inanmıyorum. Şu anda bizim de parti olarak yerel seçimlerde yapmaya çalıştığımız kendimizi ve projelerimizi en doğru şekillerde aktarmak ve anlatmak. Eğer ki seçimlerde seçmenin özgür iradesiyle sandığa gitmesi ve sonucunda oradan da bizim çıkmamız durumunda, sorumluluk ve dürüstlük anlayışımızla zaten konuya vakıf bir biçimde belediye başkanlığını yürüteceğiz.

Mimdap: Hükümet ya da Büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyelerinin farklı partilerden olmasının, belediyelerde çeşitli sorunlar yarattığını, duyuyoruz, okuyoruz. Bu konuda sorun yaşayacağınızı düşünüyor musunuz?

Nurseli-Apari-2

Nurseli APARI: Hayır düşünmüyorum, çünkü yerel seçimlerden bahsediyoruz, büyükşehir belediyesi ve diğer ilçe belediyeleri de diğer partinin mensubu olarak seçime giriyoruz ama her adayın belediye binasının kapısından girerken, rozetini, siyasi kimliğini bir tarafa bırakarak toplum için çalışması gerekliliği önceliklidir. Hepimiz insanız. Bu toplumun bireyleriyiz, o noktada toplumu ve çevre bilincini kaybetmeksizin bir araya gelerek çalışmamız gerekiyor. Büyükşehir belediyesinin tabi ki kendi partimden olmasını tercih ederim. Şu anda nitelikleriyle de tercih ederim, bir şehir plancısıyla çalışmak, İstanbul’un onun bakış açısıyla yönetilmesini isterim. Aynı dili konuştuğum, aynı mantığı paylaştığım insanlarla çalışmayı tercih ederim ve bana da kolaylık getirecektir ama bu tabi ki halkın özgür iradesidir, farklı bir parti de çıkabilir. Ama eğer 29 Mart’ta ben çıkarsam, o kapıdan girerken iki şey yapacağım:

1- Siyasi kimliğimi bir kenara bırakacağım,
2- Muhakkak mal varlığımı ortaya koyacağım.

Bunlar olmazsa olmaz diye düşünüyorum. Şu anda ben Milliyetçi Hareket Partisi’ndeyim ve bunun da bir sebebi var. Benim için bu ülke, bu bayrak çok önemli. Atatürkçü, cumhuriyetçi ve laik bir insanım. O noktada her şeyden önce bu ülke geliyor. Bu teklif bana yapıldığı günden itibaren düşündüğüm tek şey, “evet ben bu işi hem mesleğim açısından ehliyetli olduğum, hem de yapmam gerektiği için yapabilirim” oldu. Tamamen görev olarak, bir iş olarak algıladım. O noktada, bana ne getirisi olacak diye bir düşünce geçmedi aklımdan. Bundan sonrası için de geçmeyecektir.

Dün “bundan sonrasında devam edecek misiniz?” diye bir soru gelmişti. Bilmiyorum, eğer bana bundan sonrası için de görev verilirse, bu ülke için görev yapmam istenirse, tabi ki elimde n geleni yaparım.

Mimdap: Peki neden MHP?

Nurseli APARI: Öncelikle ilçe ile tanışmamız ve bu teklifin gelmesi bir süreçtir. Benim için ülkem çok önemli, bayrağım çok önemli. Atatürkçüyüm, cumhuriyetçiyim ve laiğim dediğim her noktada, bu partide olan herkesin de benimle aynı düşüncede olduğunu gördüm. Diğer taraftan da, diğer partilere baktığım zaman, kullanılan, sarılınan, yıpratılan değerlerin, çok farklı olduğunu görüyorum. Dinin, cumhuriyetin kesinlikle sömürülmemesi gerektiğini düşünüyorum. O nedenle doğru noktada olduğumu düşünüyorum.

Mimdap: Son olarak bu söyleşide eklemek istediğiniz, paylaşmak istediğiniz projeleriniz var mı?

Nurseli-Apari-11

Nurseli APARI: Yapmak istediğim çok şey var. O kadar çok yapılması gereken şey var ki. Maalesef zor durumda olan o kadar çok nokta var ki. Hangi birini saysam bilemiyorum. Ama inanıyorum ki, sadece bu konumda olduğum için ben değil, hepimizin, çok fazla mücadele etmemiz gereken bir dönemdeyiz, hem iş anlamında hem sosyal anlamda, hem siyasette… Her noktada hem birey olarak üzerimize düşeni yapmalıyız. Gerçekten bilinçlendirilmesi gereken, eğitimin ulaşması gereken her noktaya da, eğer ki gücümüz, elimiz uzanıyorsa, üzerimize düşen bütün görevi yerine getirmeliyiz. Şu anda Türkiye’nin bulunduğu noktanın, çok kritik bir nokta olduğunu düşünüyorum.

Mimdap: Teşekkür ederiz.

Nurseli APARI: Ben teşekkür ediyorum.

mimdap

9 Yorum
  1. çok genç bir başkan adayısınız. bir çok söylediğiniz şey aslında dahil olduğunuz partinin daha önce fazla bahsetmediği şeylerden. aynı durumu sayın ahmet turgut için de söyleyebiliriz. fakat değişim ve tekamül bu yönde ilerliyorsa yinede olanlardan memnunum. zira önceleri daha hamasi konularla politika yapılırdı şimdi kent politikalarından bahsediyor stk larla işbirliğinden dem vuruyorsunuz. umarım dilediğiniz sonucu alırsınız.
    saygılar

    emin dağtekin | 18 March 2009

  2. Evet çok gençsiniz idealistsiniz fakat son bölümde neden mhp sorusuna verdiğiniz cevaplar biraz modern görünümünüze uymamış gibi geldi bana. Sert, ayırımcı.

    Can Kozanoğlu | 19 March 2009

  3. Mimar ve şehir plancılarının hatta inşaat mühendislerinin belediye başkanı adayı olmaları daha ses getirici vede etkili şeyler bence. Çünkü bu meslek sahipleri belediye yönetimleri ile daha fazla kendi mesleki bilgilerini uygulama imkanı bulabilirler. Hepsinin de içinde birazcık böyle bir şey vardır sanki. Bu yüzden geniş geniş mimar adaylarla yaptığınız röportajları okuyunca diğer adayların arasındaki söylem farkını görüyorum.
    Gerçi herhangi bir meslekten olanlarada şehirle ilgili imarla ilgili sözler kısa zamanda ezberletiliyor onlar da şöyle yapacağız böyle yapacağız diyorlar. Kısa zamanda öğreniyorlar yani. Eğitimini bu konuda yapanların konuşması ise gerisi sağlam bilgilere dayandığı için bence daha değerli. Nurseli hanım konuk ettiğiniz diğer adaylardan en genç olanı sanırım. Gençlik de farklı bir dinamizmdir.
    Görüş açıcı perpektifler için teşekkürler.

    Ahmet Oran | 20 March 2009

  4. Korner otel meselesine girdiğiniz için sizi tebrik ederim. Kadıköy’ün diğer adaylarından henüz açık açık duyamadım. Büyük eksiklik bence ele almamaları. Modamızı, sahilimizi berbat etti a.k.p nin TAş yapısı. Başkan olursanız bu oteli burada tutacak mısınız? Oteli yıkacaksanız sonuna kadar destekçiniz olurm. Başarılar.
    Gülsüm Arıcı

    Gülsüm Arıcı | 20 March 2009

  5. bir yandan da bakıldığında sosyal belediyecilik bu istenen. chp ninkinden farkı yok mesela. iyi de ne oldu “milliyetçiliğe”, o yıllarca didişmeye kan dökülmelerine? neydi yani, gelipte kadıköy de sosyal belediyecilik açıklayacaksanız kaybolanlara değdi mi?

    yaşar denli | 22 March 2009

  6. Yorumların entellektüel ama biraz ön yargılı olduğunu düşünüyorum.Nurseli hanımda aday oluncaya kadar yorumcular gibi MHP ile organik bağı pek yok.Ancak Milliyetçi Atatürkçü bir TÜRK kızı sadece konuşmak değil elini taşın altına sokma düşüncesine sahip üretim yapma arzusu olan bir mimar.Biz Kadıköylüler 15 yıldır hiç bir şey yapmadan başkan olan selamiye oy veririz fakat sokakta yürüdüğümüz kaldırımların bile HANGİ BAŞKAN zamanında yapıldığını bilmeyiz.ancak ahkam keseriz.Şu veciz sözü aklımıza getirmeyiz,SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUAT Nurseli Başkan bu sözün farkında olan bir TÜRK KIZI BU NEDENLE oylarımız bu sefer NURSELİ APARIYA.DOLAYISIYLA MHP ‘YE.

    hüseyin taş | 22 March 2009

  7. Başkan Adayımız Nurseli hanımı güzel fikirleri için tebrik ederim . Siyasette kendisi gibi hala kirlenmemiş insanları görmek içimizde tüketilmek istenen umutlarımızı yeniden canlandırıyor . Yıllardır Sadece chp diyerek verdiğimiz ve çalışmalarını dahi göremediğimiz kişiler yerine oyumuz sizin Nurseli hanım . Başarılar dilerim .

    Can MERT | 22 March 2009

  8. daha yapıacak çok şey gidilecek çok yol var. Kadıköy de sonunda büyük bir kent. yaklaşımlar iyi ancak daha fazla emek ve daha fazla tecrübe lazım. bence bir seçenek olarak dört yıl boyunca bu görüş sahiplerinin çalışmaya devam etmesi iyi olur. belediyeleri denetlemeliler. o zaman daha yaralı olurlar.

    fehmi ipekel | 25 March 2009

  9. kadıköy için yapılması gereken şeyler bitti burası artık tamamdır diyenler var ama ben şahsen buna katılmıyorum. herşeyi ile daha modern bir kent olabilir.

    cengiz sarper inci | 28 March 2009


Yorum yazmak için


Proje Adı: Şangay Çiçek Bahçesi Meydanı Mimarlar: Gerçek Zamanlı Mimarlık (RTA-Ofis) Yer: Şangay, Çin Arsa alanı: 45,653 m2 Toplam inşaat alanı: 30.800 m2 (zemin alanı 9.200 m2 + Yeraltı alanı 21.600 m2 Üstü) Proje : 2013 RTA-Office Görüntüleri Shanghai Flower Garden Meydanı proje alanı, üç-boyutlu süreklilik ile kendini tanımlar. Hiçbir yükselme, hiçbir plan veya bölümleri [...]
ARŞİV
Subscribe