Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Ahmet Turgut ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı üzerine
Share 14 March 2009

Söyleşiyi yapan: Seval KALKAN

Uzunca bir dönem Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanlığı da yapmış olan MHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Turgut ile, İstanbul, yapılmakta olan yatırımlar ve projeleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ahmet-Turgut-1

MİMDAP: Şehir plancısısınız. İstanbul’un başlıca sorunları ve böyle bir metropolün yönetim biçimi üzerine düşüncelerinizi alabilir miyiz?

AHMET TURGUT: Öncelikle şunu söylemek lazım; İstanbullu hemşerilerimizin detayda, herkesin ayrı bir sorunu var tabiî ki. Üzerinde uzlaştığımız konular var. İstanbullunun sorun olarak görmeyip, bizim çözülmesini lazım gördüğümüz başlıklar var. Öncelikle ben her sorunun kaynağını şöyle görüyorum; İstanbul da ciddi bir yönetim sorunu ile karşı karşıyayız, biz onun için bu kent tesadüfler ile yönetiliyor dedik. Tesadüflerle yönetilmeyen, bilim ve planlamayla yönetilecek olan bir kent olarak hayal ediyoruz İstanbul’u. Bunu da nasıl sağlayacağız; herkesin bildiği bir çözüm, öncelikle biz kentte bir vizyon oluşturmak istiyoruz. Hedefleri olmalı o vizyonun içerisinde. Bunu da tabiî ki her ölçekteki bir planlama aracı veya öteki adayların söylediği gibi sadece 1/100.000 ölçekli bir çevre düzeni planı değil, içi doldurulmadığı sürece hiçbir şey ifade etmiyor. Her ölçekteki imar planları veya uygulama araçlarını bitirmek ve buna yönelik bir stratejik eylem planı yapmak. Programımızda da her işe bir süre koyduk, beklemeye tahammülümüz yok, 3 ayda hazırlıklarımızı tamamlayacağız, takibindeki 3 ayda da İstanbul kamuoyunun önüne koyacağız ve “gelin tartışalım, karar verelim” diyeceğiz. Tabiî ki orada en çok paylaşacağımız meslek örgütleri üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, kentin örgütlü temsilleri, sektör temsilcileri, basın-yayın kuruluşları. 2. üç ayda da bu kararı üretelim diyoruz, 6 ay sonrada İstanbul kendi stratejik eylem planına kavuşsun istiyoruz.

Ben hep şunu söylemeye çalışıyorum: çok beklemeye tahammülü olmayan iki konumuz var; biri ulaşım, biri deprem. Gerçekten, İstanbul’un son 20-25 yıllık kamuoyu anketlerinde hep sorun olarak gördüğü birinci konu, trafik ve ulaşım meselesi.

MİMDAP: Afet risklerini önleme açısından kentin durumu mesela…

AHMET TURGUT: 1999’dan beri de bir arpa boyu yol alamadınız, deprem konusu bence aciliyet arz ediyor. Ulaşımla ilgili birçok hazırlık yaptık. İkiye ayırdık acil eylem planı dahilinde yapacaklarımızı, ulaşım master planına dayalı olarak yapacaklarımızı, ama yine beklemede. Onun için ben bu altı aylık süreyi şöyle kuruyorum; altı ay sonra bir ulaşım haritası çizdik, bizim dönemimizde yapacağımız, kalan 4,5 yılımız ve bizim dönemimizin dışına çıkacak olan planlarımızı kentli ile paylaşacağız ve taahhütlerimiz arasına alacağız. Beklemeden çözeceğimiz bir konu trafik meselesi olacak. Uygulayacağımız tedbirlerle trafiği 6 ayda rahatlatacağımızı düşünüyorum. Sonrasında da Ulaşım Ana Planı’nın gerekleriyle devam edeceğiz ama 6 ay sonra İstanbullu trafikte çok çile çekmez hale gelecektir, diye düşünüyorum.

Ahmet-Turgut-4Deprem konusuna da hemen başlamak durumundayız. İBB’ye bu konuda teşekkür ediyorum, üniversitelerin ve meslek odalarının da katkılarıyla İstanbul’un jeoloji ve deprem haritaları bitirildi, risk analizleri yapıldı ama sahaya çıkılmayınca hiçbir anlamı yok tabi. Ne İstanbul’un planlarına, ne yapılaşmaya yönelik kararlara yaradı bu ne de depremle ilgili kendimize bir yol haritası çıkardık. Hemen başlayacağımız konuları şöyle ayırıyoruz. Tabi ki bir eylem planı bütününde başlayacağız bu konuya da ama ulaşımda da olduğu gibi bu konuda da öncelikle acil olarak okullar, hastaneler, kamu yapıları, köprü, viyadük gibi sanat yapılarının güçlendirilmesi, güçlendirilemiyorsa veriler itibariyle yıkılıp yeniden yapılması konularına ağırlık veriyoruz. Bu konuda beklemeye hiç tahammülümüz kalmadı. 1999 depreminden bu yana okullarda İl Özel İdaresi ve Milli Eğitim Bakanlığı henüz yarıya ulaşmış durumda dahi değil. İstanbul’da şimdiye kadar bir hastane güçlendirilmiş, bir tane de hastane yapılmış bu kapsamda. Burada çok önemli bir sorun var. Maalesef kamu yapıları da hiç elden geçmemiş, köprülerin bağlantı yollarında bile, özellikle 1. Boğaz Köprüsü’nün, çalışmalar çok yeni başlamış durumda. Çok ciddi bir riskle karşı karşıyayız. Onun için toplu olarak yaşadığımız ve kamuya ait olan mekanları hızla ya güçlendireceğiz ya da yıkıp yeniden yapacağız. Elimizde bilgiler de olduğu için hiç beklemeden bu işleri yapacağız.

Ancak deprem konusunda, Eylem Planı dahilinde ikinci olarak önemli bir konu, İstanbul’un büyük bir bölümündeki yapı stokunun maalesef kaçak yapılaşmış, ruhsatsız gelişmiş ya da af kanunlarıyla ruhsata bağlanmış olmasıdır. Bu alanlarda yenilemeye, iyileştirmeye ya da sağlıklaştırmaya ihtiyaç var. Bunları da hızla gerçekleştireceğiz ama elbette bunu bir eylem planı dahilinde yapacağız.

“Kentsel dönüşüm alanları deprem alanları ile çakışmıyor”
Bunun yanında, ileride sorularınızda da vardır, İBB’nin deprem haritaları vasıtasıyla oluşturduklarını söylediği Kentsel Dönüşüm Projeleri’ne değinmek istiyorum. Biz bu alanları deprem haritalarıyla çakıştırdık. Çok acı bir durum ki, deprem öncelikli değil hiçbirisi.

MİMDAP: Evet, hatta dönüşüm alanlarının bir kısmı, İstanbul’un en sağlam zemini üzerine kurulmuş durumda.

AHMET TURGUT: Evet, öyle bir sorunla karşı karşıyayız. Biz aslında seçilme gerekçelerini gayet iyi biliyoruz. Bunlar ya kamu araziler, belediye ya da hazineye ait araziler, ya da Sulukule örneğinde olduğu gibi, kentin çok çabuk dışlanabilen, sahiplenilemeyen bir sosyal grubuna ait alanlardır. Sahip çıkılmaya çalışıldı ama şimdi ortada bu insanlar, yazıktır. Bu alanlar kentin, çabuk değerlenebilecek, kamu eliyle değerlendirilebilecek, merkezi ve yoğunluğu düşük alanları. Tabi bunun deprem açısından hiçbir faydası yok.

MİMDAP: Kentte bir vizyon oluşturmak istediğinizden bahsetmiştiniz. Sizce İstanbul’un vizyonu ne olmalı? Sanayi ile kalkınmış ve şimdi “küresel kent” olma çabasında sanayiyi desantralize ederken küresel krizle de karşı karşıya kalmış durumda İstanbul.

AHMET TURGUT: Bunu mutlaka ikinci 3 ayda hep beraber tartışarak bir karara bağlayacağız. Bu kent tesadüfler kenti, diyorum hep. Sonuçta imparatorluk başkenti olmanın getirdiği artıları olan bir kent. Bu artılarla beraber, biraz yabancı plancıları da suçluyorum, doğru yer seçememişler, özellikle Haliç, Levent ve benzeri alanlara baktığımızda. Sanayi kenti olmuş İstanbul, tabi ki kalkınma açısından çok önemli olan sanayiye ihtiyacımız var. Ulu Önder, bu şekilde doğru bir yol haritası çizmiş. Demiryolları da keza bu açıdan önemli. Cumhuriyetin ilk yıllarından M. Kemal Atatürk’ün vefat ettiği tarihe kadar yapılmış demiryolu uzunluğu, 1938’den bugüne kadar yapılmış olandan fazla maalesef. Yıllarca kötü yönetilmişiz.

Ahmet-Turgut-8

İstanbul’da sanayici de dertli aslında. Bunu 1/100.000 ÇDP tartışmasında da gördüm. “Hadi git, çık buradan” demekle olmuyor tabi. Bu işin hem maddi hem de toplumsal da bir maliyeti var.

1980’lerden sonra zaten İstanbul, Türkiye’nin dışa açılma politikaları paralelinde bir hizmet şehri olmaya başlamış Halen tabi sanayi kenti kimliği de ağırlıklı olarak bulunuyor. Türkiye’deki her 3 sanayi işçisinden 1’i bu kentte yaşıyor. Ama hızla da hizmete dönüşüyor. Bunu iyi biçimde planlamak ve programlamak gerekiyor. Ben kent yöneticilerimizin planlarına bakıyorum, açılış, panel ve sempozyumlarda herkes kente bir rol biçiyor: “Dünya Kenti”, “Kültür Başkenti”, “Sanayi Kenti”, “Hizmet Kenti”, “Turizm Kenti”, “Moda Kenti” vs. Bunların hiçbiri şimdiye kadar İstanbul’da planlı bir biçimde yürümemiş. Onun için bir plan disiplinini oturtmak lazım. Ama çok net biçimde belirtmek lazım ki bu göç meselesini kontrol altına almak gerekiyor. Türkiye’de insanlar “aş ve iş” nedeniyle bölgelerinde kalmalı. Gelene “gelme” deme hakkına sahip değilsiniz çünkü aşı ve işi için gelen insana bu imkanı sunarsanız gelmezler. Gelenlere bakıyorsunuz burada mutlu değiller, kentin yaşam şartları onları hiç mutlu etmiyor gerçekten, onlar da mağdur oluyorlar. Bu sanayi kenti meselesini çözmemiz gerekiyor gerçekten.

“Diğer kentlerle sanayi konusunda işbirliği yapacağız”
Bizim öngörümüz şu: Aynen konut meselesinde olduğu gibi bu sorunu sanayiciyi mağdur etmeden, işsiz bırakmadan yapmamız gerekiyor. İBB içerisinde biz bir Yatırım Ajansı kurmayı düşünüyoruz. İstanbul’da yasa kapsamında bu kuruldu ama maalesef hükümet bu konuda da partizanlık yaptı. Yönetim kuruluna bakarsanız sadece yandaşların yer aldığını göreceksiniz. Onun için biz belediye içerisinde Yatırım Ajansı’nı kurmayı düşünüyoruz. İlk 3 ayda çalışırken bu kapsamda, planlar çerçevesinde sanayi alanlarını gözden geçireceğiz. Özellikle devam eden sanayi alanlarında fonksiyon sınırlamaları getireceğiz. Bundan sonra İstanbul’da her sanayi türü yer seçemeyecek. Bu konuda da diğer kentlerle işbirliği yapacağız. Örneğin Gaziantep’le, Kahramanmaraş’la, Manisa’yla, Denizli’yle direkt işbirliği yapacağız çünkü bu görevi Türkiye’de merkezi hükümet bugüne kadar başaramamıştır. DPT’nin 5 yıllık kalkınma planları sahaya yansıtılamamıştır. O zaman biz bunu pratikte uygulamak zorundayız. Seçildikten sonra DPT’nin ya da Bayındırlık Bakanlığı’nın ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın keyfini bekleme lüksüne sahip değiliz çünkü maalesef yapmadılar bugüne kadar ve bu hükümet döneminde de yapabileceklerini sanmıyorum. O zaman biz bu kentlerin belediyeleri ya da il özel idareleriyle işbirliği yapacağız. Buradaki fabrikaların sektörüne uygun kente taşınması için teşvik verebiliriz. Buradaki arsasını değerlendirmesi konusunda kamuoyuyla uzlaşarak işbirliği yapabiliriz.

MİMDAP: Geniş kitleler açısından toplumsal kalkınmaya yönelik yaklaşımlarınız, kent yoksulluğuna çareler yönünde değerlendirmeleriniz…

AHMET TURGUT: Öncelikli konularımızdan biri de işsizliktir. Yapacaklarımızı işsizlik sorununu büyütmeden yapmak durumundayız. Bence önemli bir rakam: Şu anda İstanbul’daki işsizlik oranı Türkiye’nin %1 üstünde. Çok ciddi göç alıyor, almasının sebeplerinin başında aş ve iş geliyor ama böyle bir zıtlık var. Bunun farklı sebepleri de var elbette ama burada da ben belediyeyi suçluyorum. Çünkü kentimizde 1 milyona yakın yabancı uyruklu işçi bulunduğunu verilere göre tahmin ediyoruz. Ayrıca Davutpaşa’daki patlamada da çok net gördük ki, ruhsatsız açılan işyerlerinde insanlarımız aylık 250-300 TL gibi rakamlara sigortasız, sosyal güvenliksiz ve sağlıksız koşullarda çalışıyorlar ve bunu belediye denetleyemiyor. Biz bunu denetlemek durumundayız, denetleyebildiğimiz zaman İstanbul’da birçok şeyi daha kolay düzeltebileceğimize inanıyorum.

Ahmet-Turgut-11

İstanbul’un kabuk değiştirme sürecinde kimsenin işsiz kalmamasına özen göstereceğiz. Bugün de aslında kentin bazı bölgelerinde fabrikalar kent dışına taşınıyor. Burada işsiz kalan arkadaşlarımızın öncelikle o alanlarda yapılacak yeni tesislerde istihdamını öncelik olarak düşündük. Olmazsa, yatırımcıyla karşı karşıya geleceğiz ama onun olacağını sanmıyorum çünkü yatırımcı da bu konuda dertli. Muhatap bulamıyorlar, siyasilerin önünde günlerce bekliyorlar. Başka kentler ya da ülkelerde karşılaştıkları muameleyi burada hayranlıkla anlatıyorlar ama onların istediği ve beklediği gibi bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi kurmak istiyoruz. Yatırımcı bizim başımızın tacı olacak ama doğru yatırımlar yapacağız, kente aykırı yatırımlar olmayacak bunlar. İsteyen istediği yerde istediği şeyi yapmayacak ama ben doğru yönlendirilirse insanımızın da buna uyacağını düşünüyorum.

“6 milyon turist tesadüfidir, 5 yılda 15 milyona ulaşırız”
Şunu söylemek önemli: Kentimiz hızla hizmetler kenti olacaktır. Finans ön plana çıkacaktır. Ben İstanbul’un yenilenme sürecinde kaynağa ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Burada da iki tane kaynak görüyoruz:
1- Finans kuruluşları İstanbul’da yer seçmeli,
2- İstanbul turizmle büyümeli.

Hedefimiz yılda 15 milyon turisttir bu aşamada. Bugünkü 6 milyon turist tamamen tesadüfidir. Bir çaba sarf edilmediğinin göstergesidir. İstanbul Avrupa’nın diğer önemli kentlerinden daha az potansiyelli değildir. Onun için biz 5 yıl içinde yılda 15 milyon turiste ulaşmayı hedefliyoruz. Onun için bu kentin, özellikle Tarihi Yarımada, Galata gibi tarihi öneme sahip turistik bölgelerdeki tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmamız gerekiyor. Bugün biz bu söyleşiyi yaparken eminim, kara surlarında şu anda hayvanlar otluyor. Bu koşullarda turizmden çok fazla şey bekleyemezsiniz.

MİMDAP: Yatırımlardan söz açılmışken, Karayolları Arazisi, İETT Arazisi, Trump Tower gibi gündemi sıkça meşgul eden konular hakkında da düşüncelerinizi alabilir miyiz?

AHMET TURGUT: Bazı şeyler kentimizin iyi yönetilmediğinin göstergesidir. Yatırımcılar bazı şeyler isteyebilir, teklif edebilir, bazen bunlar yanlış da olabilir ama mutlaka bunu doğruya çevirmeli kent.

Burada kentler rant meselesiyle karşı karşıya ki zaten bu rantı kamusal hale getiremediğiniz, eşitlikçi davranmadığınız sürece bu tartışmaları da bitiremezsiniz. Çok net ki, gerek AKP hükümeti gerek mevcut İBB yönetimi, arsa rantına yönelik bir kent yönetimi anlayışını seçtiler. Başları sıkıştıkça kamu arazilerini yüksek yoğunluk vererek satıyorlar. 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesinde de Karayolları Arazisi’nden bu şekilde ciddi bir nakit akışı sağlamışlardır. Benzer uygulamalar, üretimi bitmiş birçok fabrika sahasında da gerçekleştirildi birçok kentte, fabrikaları özelleştirme vasıtasıyla çok yüksek fiyatlara sattılar. Karayolları Arazisi’nde de böyle bir durum oluştu, yargı süreci de devam ediyor. Ben de oranın Karayolları Deposu olarak kalmasını istemiyorum tabi ki ama benim İstanbul açısından Kongre ve Turizm Alanı olarak düşündüğüm bir alan burası. Benim de içinde bulunduğum koruma kurulunun kararıyla Karayolları Binası tescilli kültür varlığı olmuştur ve bu karar kamuoyunda ve akademik çevrelerde de kabul görmüştür. Ama diğer alan doğru kullanılamamıştır. Ben boğaz siluetine saygılı bir kongre merkezi haline gelebileceğini düşünmüştüm ama olmadı. Eğer seçilirsek kimse kusura bakmasın, bu imar kararlarını yeniden değerlendirmeye alacağız. Çünkü kentlinin, İstanbullu’nun benimsemediği kararlardır bunlar. Aynı süreç İETT Arazisi için de geçerli olmuştur, belediye kaotik bir durum yaratmıştır. Üstelik belediye bunları yanlış ulaşım yatırımlarını – karayolları tünellerini- finanse etmek amacıyla yaptı.

Ayrıcalıklı imar haklarına bir son vermek lazım. Bu şekilde yatırım olmaz. Ben yabancı sermayeye asla karşı değilim, kalkınmaya çalışan bir ülkeyiz ve yabancı sermaye çok önemli bizim için. Ama parasına para katıp gitmek yerine bu kente yatırım yapacak. Bu kente alışveriş merkezi ya da lüks konut yapmak yatırım değil. Yapabilir ama ancak imar planında doğru tariflenmiş bir alanda yapmak istiyorsa yapabilir. Ayrıcalıklı yüksek yoğunluklu bir alanı, kamu arazisini satıyorsam o zaman bütün kabullenebileceğimiz, kalıcı bir yatırım olan, krizde “allahaısmarladık” deyip gidebilecekleri bir yatırımdır. Mutlaka katma değer oluşturmalı, vergi vermeli ve çok sayıda sigortalı işçi çalıştırmalılar.

Ama şu ana kadar böyle bir şey olmadı. Bu yatırımlar ya AVM’ye ya da lüks konuta yapılmıştır. Alıcısı olabilir ama biz kamu olarak yönlendirip öncelik tanıyacaksak, bazı imkanlarımızı seferber edeceksek, o zaman orada hedef kitlesi belli sosyal konutlar yapılacak. O zaman biz vicdanen ve hukuken doğru bir iş yapmalıyız. Kentle uzlaşmak zorundasınız.

MİMDAP: İstanbul’da sizin projelerinizle birlikte mevcut ulaşım projeleriyle ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Ahmet-Turgut-5AHMET TURGUT: Şöyle bir durumla karşı karşıyayız: Sayın Başbakanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı zamanında İTܒnün yapmış olduğu bir Ulaşım Ana Planı var. Ondan sonraki idareler o plana uymadılar. Sayın Topbaş’ın döneminde de hepimizin destek verdiği ve “örgütlenme tarzını lütfen düzeltin” dediği bir kent planlama süreci oldu. O zaman da yine ulaşım uzmanlarımız bu planın içerisine katıldılar ve değerli veriler ortaya koydular.

“Kent çelişkiler ile yönetiliyor”
Bu Ulaşım Ana Planı’nda da, Çevre Düzeni Planı’nın Analitik Etüt sürecinde de ortaya konulan verilerde metrobüs, karayolları tüneli ve üçüncü köprü yok. Neye dayanarak yapılıyor o zaman bunlar? Çok ciddi bir çelişki içindeyiz. Sayın Başbakan’ın, Belediye Başkanlığı döneminde üçüncü köprünün cinayet olduğu yönünde demeçleri var. Ankara’ya gitti, değişti.

Diğer bir konu ise, İstanbul 100.000 ölçekli ÇDP çalışmasında ve diğer her ölçekteki plan çalışmalarında da İBB’nin tavrı “üçüncü köprü olmasın” yönündedir. Şimdi son nihai imza, Büyükşehir Belediye Kanunu’na göre Büyükşehir Belediye Başkanı’na aittir. Büyükşehir Belediye Başkanı da içinde üçüncü köprü olmayan planlara imza atmıştır. Hemen ardından da çıkıp “üçüncü köprü gereklidir, belki dört ve beş de yapılacaktır” demiştir. Burada çok felaket bir çelişki var.

Üçüncü konu olarak, üçüncü köprünün gerekli olduğunu ve yapılacağını varsayalım. Ulaştırma Bakanımızın şu sözünü hatırlıyorum: “7 tane güzergah belirledik, bu güzergahlardan 3 tanesini Sayın Başbakanımız seçecek”…

Şimdi bu üç tane çelişkiyi alt alta koyup toplayın lütfen. Buradan bu ülkenin nasıl yönetildiği sonucuna ulaşırsınız.

Bence artık üçüncü köprü meselesine spekülasyon karışmıştır. Güzergahı açıklayamıyorsanız, niye yapıldığını tarifleyemiyorsanız, güzergah cebinizde geziyorsanız, bunun altında başka şey ararım.

Metrobüsü Sayın Başbakan açtı ve o açılıştan sonra hükümetin yönetim tarzının, bir üçüncü dünya ülkesinin yönetim tarzıyla aynı olduğuna kanaat getirdim. Yanlış bir yatırım olmakla beraber, bir tahsisli otobüs güzergahını bu kadar şaşaa ile açıyorsanız, büyük nutuklar atıyorsanız, sizin hiç vizyonunuz yok demektir. Ya da sloganlarına koydukları gibi büyük düşünmüyorlar demektir.

MİMDAP: Sözü Metrobüse getirdiniz madem, bu ulaşım modelini ve yapılan güzergah ve araçları nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Metrobüs yanlış bir yatırımdır”
AHMET TURGUT:Metrobüs yanlış bir yatırımdır. Şu ana kadar harcadıkları para, Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme hattını da ilave ederlerse biz de öğreniriz toplan harcanan bedeli, 367 milyon TL idi en son, ilavelerle birlikte bu rakam daha da artıyor. Çok büyük bir rakamdan bahsediyoruz. İstanbullu kullanıyor, tabi ki kullanacak, Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme hattında günlük yolculuk 500.000’i geçmiş. Tabi karşıya geçince 700.000’i bulacaktır. Ama sistem kilitlendi. Arka arkaya lastik tekerleklilerin nasıl dizildiğini yakında göreceğiz. Duraklar 2000-3000 kişiye göre düzenlenmiş, insanlar bu soğukta dışarıda kalıp ıslanıyorlar. Üstgeçitlerin durumu utanç verici. İnsanlar orada sıkışıyorlar. Yanılmıyorsam Edirnekapı’da 70-80 metrelik merdivenler var, insanlar yürüyemiyorlar o kadar. Niye kullanıyor insanlar? Kullanmak zorundalar, hatta alternatif yok, çile de çekseler, bekleme çilesi çekmeyip hızlı gidiyorlar en azından. Bu yeni ve doğru bir icat değil. Yaşı 30’un üzerinde olan İstanbullu hemşerilerim ve Ankaralılar hatırlarlar, 80’li yıllarda da bu tahsisli otobüs yolları “komünist icadı” diye kaldırılmışlardı. Bu da ayrı bir çelişkidir. Ama bizim de projelerimiz içerisinde karayolunu daha etkin kullanmak adına “İETT’yi mavi şeride alıyoruz” diye bir projemiz var. Bunlar tahsisli otobüs yollarıdır.

Metrobüs mantık olarak doğru ama yapılış biçimi, yöntemi harcanan bedeller vs konularında yanlış. Bakınız, şimdi hep beraber Zincirlikuyu’da metrobüsten inelim, Levent istikametine giden bir toplu taşıma aracına binelim. Yok ki böyle bir şansımız! Trafik kilitleniyor. O dönüşlere, otobüs depolama alanlarına yukarıdan bir bakmanızı isterim. İstanbullu gerçekten bunu hak etmiyor.

MİMDAP:Bir de daha büyük yatırımlar var, yedi tepe yedi tünel, bazı raylı sistemler gibi. Ne dersiniz?

AHMET TURGUT: İBB’nin raylı sistemler konusunda da yanlışları var. Size rakamlarla açıklayayım. Sayın Topbaş yönetimi devraldığında toplam 44.1 km raylı sistemimiz varmış. Kendisinin döneminde toplam 28.73 km raylı sistem açılmış. Bunun içerisinde de kendi dönemlerinde başlayıp da deneme süreci için açtıkları ve çok bekleten, belli aralıklarda çalışan Oto Sanayi Sitesi hattı var. Yani kendi döneminde başlayıp da biten bir raylı sistem yoktur. Geldiğimiz nokta, 72.83 km raylı sistem. Bu tablonun sorumlusu İBB’dir. Sayın Nurettin Sözen temeli attı, ellerine sağlık, o günden bu güne gelinen nokta budur. Örneğin sırf metrobüse harcadıkları parayla 4-5 km metro yapılırdı. Onun dışında şu anda İnönü Stadı’nın oradaki durma çok üzülüyorum, parkları da yıktılar. Kent estetiğinden hiç nasibini almamış projeler yapıyorlar. Burası tarihi bir kent. Yaptığınız alana bakın: Dolmabahçe aşağısı. Camiler var. İnanılmaz şeyler yapıyorlar, İstanbulluların dur demesi lazım buna artık.

Ahmet-Turgut-2

“İBB ulaşım konusunu içinden çıkılamaz hale getiriyor”
Karayolu tünelleri, ulaşıma %10 dahi katkı sağlamayacaktır. Projelendirdikleri tünellere öngördükleri rakam 3,5 milyar TL’dir. Şu ana kadar bunun 500 milyonunu harcadılar sanıyorum ama devam ettirilmemesi gereken bir projedir bu. Nasip olursa 30 Mart’tan sonra devam eden o tünelleri nasıl değerlendireceğiz, nasıl rehabilite edeceğiz, bunların hepsini oturup konuşacağız. Ama bundan sonra o karayolu tüneli projesi devam etmeyecek. Fantezi bir projedir, yanlış da bir projedir. Kaynaklarımız gömülüyor. Metro kadar maliyeti var ve siz hala lastik tekerlekli özel araçlarla ulaşımı çözmeye çalışıyorsunuz. İBB ulaşım konusunu kendileri içinden çıkılamaz hale getirmişlerdir. Kendi yaptırdıkları Ulaşım Ana Planı’na uymadıkları için bu hale gelmiştir. Bizim net bir öngörümüz var raylı sistemlerle ilgili. Ben kamuoyu önündeki tartışmalara da üzülüyorum bu konuda, bunu yapacak kaynağımız vardır. Biz sadece ilk yıl 25 km olmak üzere, 5 yılın sonunda toplam 200 km metro yapacağız. İstanbul’un artık bu konuda beklemeye tahammülü yok. İkinci 5 yılda da böyle devam ettiği takdirde, 10 yıl içerisinde İstanbul’da artık bahsettiğimiz raylı sistem ve entegre olmuş karayolu ve denizyolu sistemiyle ulaşım sorunu ortadan kalkmış olur. Onun için 200 km bence bir zorunluluktur ve biz de bunu yapabileceğimizi düşünüyoruz. Ekonomik imkanlarımızla bunun altından kalkarız. Türk mühendisleri de bu konuda oldukça deneyimli ve başarılılar, hep beraber yaparız biz bunu.

Bunların haricinde tabi mevcut sistemi de iyi kullanmak istiyoruz. İlk altı ya da rahatlatmadaki düşüncemiz tabi ki mevcut sistemleri iyi kullanarak olacak. Bunda da olay şu: kara yolu sistemlerini iyi kullanacağız. 2×3 diye tabir ettiğimiz karayollarının sağ şeritlerini, sabah 05:00-10:00 ve akşam da 16:00-20:00 saatleri arasında, tahsisli otobüs hatlarına ayıracağız. Onun için sistemi desteklemek amacıyla ilk 6 ayda 1200 adet ilave toplu taşıma aracı alacağız. Durakları yenileyeceğiz, büyük kapasiteli hale getireceğiz. Ben bunu “bir gecede İstanbul’u tahsisli yollarla donatacağım” şeklinde anlatıyorum ki gerçekten bir gecede yapacağız bunu. Aylarca bekleme olmayacak ve maliyetsiz de olacak aynı zamanda. Tahsisli güzergahlar da mutlaka birbiriyle entegre olacak. Mevcutta çok az da olsa, mevcut demiryolu, raylı sistem hatlarıyla da birleşecek ve oralarda transfer merkezlerimiz olacak. Ayrıca vapur ve deniz otobüsü iskeleleriyle birleşecek, orada da entegre olacak ve kenti bunları kullanmaya teşvik edeceğiz. Bu güzergahlarda, İstanbullu hemşerilerimiz İBB’nin Avcılar Zincirlikuyu hattında olduğu gibi beklemeden, toplu taşımayla hareket edecekler ancak bugünkü gibi gelip bir yerde kalıp, sonra başka bir toplu taşıma aracına binmek için 500-600 metre yürümek zorunda kalmayacaklar. Hatlar mutlaka başka bir toplu taşıma hattıyla birleşecek. Bu lastik tekerlekli, raylı sistem ya da denizyolu olabilir. Bekleme noktaları düzenli olacak, ıslanmayacak ya da yazın terlemeyecekler.

“Ücretsiz toplu taşıma saatleri olacak, karşı yakaya köprüsüz geçeceğiz”
Burada sistemi desteklemek amacıyla diğer bir projemiz daha var. “Peak” (zirve) saatler öncesinde, yani 05:30-07:00 arasında, akşam da 16:00-17:00 ve 20:00-21:00 saatleri arasında toplu taşımayı tüm halkımız için ücretsiz yapacağız. Trafiği yaymak istiyoruz, yarım saat ya da 15-20 dakika erken çıkmak isteyen İstanbullu hemşerilerimizin hem rahat hem de ücretsiz gitmesini sağlayacağız ki bu hem kent yoksulluğuna hem de trafik sorununun çözümüne katkıda bulunacaktır. Bu kapsamda öğretmen, üniversite öğretim üyelerimize ve üniversite öğrencilerimize toplu taşıma günün her saatinde ücretsiz olacak.

Ahmet-Turgut-9

Toplu taşımayı entegre etmek ve birden fazla sistemi kullandırmak adına bugünkü indirim uygulamalarını değiştirerek, ikinci toplu taşıma aracını ücretsiz hale getireceğiz, tabi onun saatlerini ayarlayacağız. Bir İstanbul Kart uygulamamız olacak bununla ilgili. Bununla birlikte alternatif güzergahları ekonomik nedenlerle kullanmayan vatandaşlarımıza yardımcı olmak ve iki yaka arasında özellikle denizyolunun kullanımını arttırmak istiyoruz.

Köprü yapmayacağız ancak boğazı geçeceğiz. Bu amaçla üç yeni arabalı vapur güzergahımız bulunuyor. İstanbul’un özellikle araç kullanım kararlarıyla da uygun düşündük bunları. Bazı arazi kullanım kararları özel araç kullanımını teşvik ediyor. Bunun için iki yaka arasında Çubuklu-İstinye arasında bir arabalı vapur düşündük. Ayrıca mavi hatla da birleştireceğiz, toplu taşıma olarak da kullanılacak arabalı vapur. Bunun dışında Harem – Kabataş arasında yeni bir arabalı vapur güzergahı düşündük. Özellikle Kabataş ve Taksim’den 1. Boğaz Köprüsü’ne doğru oluşan trafiği deniz yoluna yönelterek azaltmak istiyoruz. Diğeri ise, yine kentin tercihleri açısından kullanılacağını düşündüğümüz Bostancı-Bakırköy arasında yapılacak olan arabalı vapur güzergahıdır. Bu üç güzergahı ile de, özel araç sahiplerini, Fatih Sultan Mehmet ve 1. Boğaz Köprülerini kullanmadan iki yaka arasında hızlı bir şekilde taşıyacağız.

MİMDAP: 1/100.000 ölçekli plan yapıldı, iptal edildi, ardından tekrar yapılarak çok da görüş alınmadan mecliste onaylanarak askıya çıktı. Yapılması planlanan üçüncü köprünün gözükmediği, İstanbul’un iki yana daha da genişlediği bir plandan bahsediyoruz. Bu konuda bir Şehir Plancısı olarak ne düşünüyorsunuz ve siz yeni yerleşim alanları konusunda neler yapmayı düşünüyorsunuz?

“1/100.000 ölçekli planda Belediye çok büyük hatalar yapmıştır”
AHMET TURGUT: İBB hayırlı başladığı bir işi, bu kadar uyarıya rağmen yapmak istediği köprü nedeniyle bitiremediğini düşünüyorum. 1/100.000 ölçekli ÇDP çalışması İstanbul’un bir vizyon oluşturması açısından çok önemliydi. Bir hafta içinde onaylandı, çok da bir işe yaramıyor, “buyurun 1/100.000 ölçekli plan, hep beraber geçelim karşısına, ne işe yarıyorsa” şeklinde bir durum oldu.

Burada İBB gerçekten büyük hatalar yapmıştır. Haklı gerekçelerle yargıya gidildi ve yargıda da iptal edildi. Ben örneğin son dönemde çok mücadele ettim bu planın neticelendirilmesi adına, aksini söyleyemez İBB yönetimi. Ayrıca bu planda görev yapan tüm şehir plancıları, mimarlar, mühendisler, bütün meslek gruplarından arkadaşlarım çok mücadele ettiler bu çalışmanın sağlıklı sonuçlanması için. Ama yönetim ve yönetimin bu işi sonuçlandırmakla görevlendirdiği danışman kadro hata yapmıştır. Bu plan da onun için iptal edilmiştir.

Ahmet-Turgut-6

Çok değerli, hata yapmayacaklarından çok emin olduğumuz hocalarımız, uzmanlarımızın yaptığı bu planın üzerine, o planı yöneten kadrolar ve siyasi kadrolar, bu kentin o planla nasıl bir nüfusa gideceğini bile yazamadılar. Diyoruz ki, “bu planın hedefi nedir? Nasıl bir İstanbul öngörüyorsunuz? Örneğin nüfusu nedir planın?” Sayfalarca senaryo yazmışlar, “kendi hali ne bırakırsak 20-25 milyon olur” diyorlar. Planı zaten kendi haline bırakmamak için yapıyoruz! Siz ne öngörüyorsunuz? Cevap veremediler çünkü yok böyle bir öngörüleri.

Silivri’ye, batı yakasına ilave 4 milyon nüfus koyacaklarını söylüyorlar. Nasıl koyuyorsunuz bu nüfusu? Nereye, hangi çalışma alanlarına koyuyorsunuz? Hiçbir senaryosu yok. Örneğin havaalanı orada bir leke olarak gözüküyor. Ama havaalanı kararı çok büyük bir karar. Koyduğunuz alan tarım alanı. Peki niye geliştiriyorsunuz? Nasıl bir havaalanı düşünüyorsunuz? Neyi taşıyacaksınız? Sabiha Gökçen ve Atatürk Havalimanı ile ilişkisi ne olacak buranın? İstanbul’da kargo taşımacılığı konusunda bir sorun olduğunu kabul ediyoruz. Ama planda bunun içeriği yok, raporunda da yok. Oraya bir havaalanı amblemi çakılmış, ben de niye çakıldığını bilemiyorum o halde.

MİMDAP: Planda büyük eksiklikler var diyorsunuz. Nedir bu eksiklikler, mantalite de mi problem var?

AHMET TURGUT: Evet, tabii..Planda her yer üniversite alanı mesela. Kentte zaten 7 tane devlet üniversitesi, 20 küsür tane de vakıf üniversitesi bulunuyor mevcutta. Niye İstanbul’un orman alanlarının içindeki bu boşluklara üniversite alanları koyuyorlar? Üniversite öğrencisi de oralara kadar gitmekten memnun değil. Üniversite kentle iç içe olacak ki, kültürel, sosyal, ekonomik bir etkileşim olacak. Şile’nin içindeki orman alanındaki üniversitenin kime ne hayrı var? Cevap yok. 2B alanlarını nasıl rehabilite edeceğiz, bu insanları burunları kanamadan nasıl kente alacağız? Kuzey ormanlarını nasıl koruyacağız? Su havzalarını ne yapacağız? Her şey siyasi. Yani siyasetle, hamasetle o planı bitirmeye çalıştılar. Tabi ki olmadı. Bakın bugün de, ben ilk defa size konuşuyorum bu konuyu, 1/100.000 ölçekli ÇDP’yi mimar arkadaşlarım yaptılar. Ben yine en iyi şekilde yaptıklarından, yanlış yapmadıklarından eminim. Ama bakın son bir haftadır İstanbul’da bu konuda çok ciddi bir söylenti var. Bu plan meclisten nasıl geçmiştir? Son gece komisyonda çok ciddi değişiklikler olmuş mudur? Planlar neden son 10 gündür sayın başkanda beklemektedir? Bir cevap vermek durumundalar. Sonuçta bir kentin geleceğini bu şekilde 3-5 tane İmar Komisyonu üyesiyle ya da 2-3 danışmanınızla tarifleyemezsiniz. Ve bu tariflediğiniz insanların da hiçbirinin de kent planlama eğitimi yok, bu kente ilişkin öngörüleri de yok. Parsel bazında plan tadilatı onaylamışlar yıllarca, tek becerileri de bu. O zaman bu arkadaşlar maalesef bu kenti yönlendiremezler.

“CHP sözlerinin içini dolduramıyor”
Bu konuda CHP de beni hayal kırıklığına uğratıyor. Depremle, ulaşımla, hatta planlama ile ilgili paneller yaptılar, bir akademik kadroyu kamuoyu önüne çıkardılar. Ama mesleki olarak Kılıçdaroğlu’nun planlama hakkında bu detayda konuşmaması gerekiyor. Ya da önce altını doldurması gerekiyor. Diyor ki, “8-9-10 katları belirleyeceğiz 100.000 planda, bunu belirlediğimiz için de kent rantı bitecek ya da kent rantı birilerinin cebine gitmekten kurtulacak.” Bir kere 100.000 öyle bir ölçek değil ki. Ben bir televizyon programında gösterdim, dedim ki “Sayın Topbaş ve Sayın Kılıçdaroğlu bunun ölçeğine bir baksınlar, 100.000 mi, 50.000 mi, 200.000 mi… Ben de algılayamam o mesafeden ölçeği, 20 yıldır bu mesleğin içinde olmama rağmen. O ölçeğin de çok büyük önemi yok tabi o noktada ama bu ölçekte kat adedi olmaz, çok stratejik kararlar olur. CHP’nin de bu konuda çalışma yapması gerektiğini düşünüyorum. Onlar da çok doğru yönlendiremediler.

Sürekli televizyon kanallarında iki başkan adayının 100.000 ölçekli planla ilgili atışmalarını görüyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu 1 yıl içinde bitireceğini söyledi, sayın başkan da herhalde “ben bitirdim” demek için planları onayladı. Ama yine ikisi bir araya gelip bir yanlışa sebep oldular. Apar topar onaylanan bir 1/100.000 plandır bu ve içerisinde de tartışmalar yaratacak kararlar olduğunu tahmin ediyorum. İstanbul’da örneğin tarım alanlarını, orman alanlarını ne yaptılar? Kuzeyini ne yaptılar İstanbul’un? Benim endişelerim var çünkü o planda henüz tarım görüşlerinin bitmediğini biliyorum. Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu’na göre tarım görüşleri olmadan bir imar planı onaylanamaz. Nasıl onayladıklarını herhalde paylaşacaktırlar. 29 Mart’a kadar paylaşmazlarsa, nasıl olursa, 30 Mart’tan sonra biz ne yapılacağını kamuoyu ile paylaşırız.

MİMDAP: Şu anda belediye, yardım dağıtan bir belediye konumuna geldi. Siz kent yoksulluğu konusunda, daha önce bahsettiğiniz ulaşımdaki ücretsiz saatler dışında, ne yapmayı düşünüyorsunuz? Ayrıca Sarıyer Pınar Mahallesi’nde bir taahhütname imzaladınız, bunun içeriğinden bahsedebilir misiniz?

Ahmet-Turgut-10

AHMET TURGUT: Şimdi şöyle bir şeyle karşı karşıyayız, bunu ben siyaset olsun diye söylemiyorum, öyle siyasi bir yönüm yok, bu partinin gönüldaşıydım, ama son 1,5 yıldır siyasi partinin içinde siyaset yapıyorum, toplumun siyasete ve siyasetçiye olan güveni çok düşük.

“Mahallelerle taahhütler imzaladım”
Ben daha önce Merter’e gitmiştim, Güngören Belediye sınırları içerisinde bir mahallemize. Orada İBB, Güngören Belediyesi ve TOKİ bir protokol imzalamışlar. Ruhsatlı, bugün yıpranmış olan geçmişin sosyal konutlarının bulunduğu, yoğunluğu da düşük bir mahalle burası, Tozkoparan. Aslında bir mahalle kavramı da var. Satın almalar başlamış, protokoller imzalatılmaya çalışıyor belediye ile TOKİ. Çok dertliydi insanlar ve orada da o sorunu yaşadık. O gün “nasıl inanacağız?” dediklerinde, ben onlara, “elinizi vicdanınıza koyup inanmak sizin elinizde. Ama ben sizin için, bir mektup imzalayayım, siz diğer adaylardan da isteyin bunu, seçilirsek o alanda ne yapmayı düşünüyoruz, onun açıklandığı bir mektup hazırladık, ben onu imzaladım. Şimdi o mektupları dağıtıyoruz.

Bir gün sonra da Pınar Mahallesi’ne gittik. 3 ya da 4 tane sayın milletvekilimiz ve ilçe belediye başkan adayımız Sedat Bey de vardı. Orası da yıllardır sorunlu bir mahalle, belediye arazisi üzerine kurulmuş. İnsanlar tapu vaadiyle her dönem oyalanıyorlar. Deprem açısından da oldukça riskli bir mahalle, bir an önce insanların orada huzura kavuşmaları gerekiyor ki sosyal donatıları dahi yok. Orada da ben düşüncelerimi paylaştım. Orada güzel bir dernek kurmuşlar, dernek başkanı arkadaşım konuşurken dedi ki: “Ahmet Bey, tamam çok güzel konuşuyorsunuz, bu taahhüdü imzalar mısınız?”. Çok da sevindim yaptığına. Ben de bir gün önce aynı şeyi Tozkoparan’da teklif ettiğimi ve onlara da teklif etmek üzere olduğumu anlattım. Okuduk, çok güzel yazmışlar. Tek bir konuda itirazım oldu. Taahhütnamede “ben seçilirken bu mahallede, mahallelinin en az %70’i ile uzlaşarak proje yapacağım” yazıyordu, ben %100 olması gerektiğini savundum, çünkü geri kalan %30’u kim koruyacak? Ama %70’le imzalattılar, onlar için de bir nüsha imzaladım, haklarını aramalarını söyledim. Seçilirsek onu %100’e çekmenin bir yolunu arayacağız. Hep beraber uzlaşmanın bir yolunu arayacağız. Bence yönetim biçimimizi bu hale getirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyor.

AKP yardım meselesini dejenere etmiştir, siyasi amaçlarla kullanmıştır, oy amacıyla kullanmıştır. Bu şekilde rencide de ediyorlar toplumu, kalpleri de kırıyorlar. Bu tür tartışmalarla boşuna enerjimizi de alıyorlar. Bir şekilde, kent yönetimi muhtaç insanlara yardım etmelidir. Bizim böyle bir kültürümüz var, dinimizin de böyle kuralları var. Toplumda birbirimize yardım ediyoruz. Bunu belediyeler, vakıflar, dernekler de organize şekilde yapabilir. Ama “sağ elimizin verdiğini sol elimiz görmesin” denir. Belediye bunu göstererek yapıyor. Başka çareler üreten belediye başkan adaylarımız da var. Ben bir şekilde insanları bu hale getirmemek gerektiğini düşünüyorum. Siyasetin önemli bir görevi de budur. Herkesin insanca yaşayabileceği, çoluğuna çocuğuna aşını götürebileceği bir gelirinin olması gerekir. Biz bunu sağlamak durumundayız.

Ahmet-Turgut-3Yardım dağıtmak yerine istihdam yaratmak
Biz her projemizde bir “istihdam” başlığı açtık. Bizim İstanbul’da gördüğümüz en önemli sorunlardan biri de, İstanbul’da istihdamın arttırılması ve işsizliğin ortadan kaldırılması. Orada da şöyle bir temel prensibimiz var: Biz bir vizyon oluşturacağız ve her projemiz bu vizyona uygun olacak. Akşam düşünüp sabah unutacağımız projeler olmayacak. Her projemiz mutlaka istihdam oluşturacak. Mesela fuar alanlarımız, büyük projelerimiz, otogarlarımız, turizmle ilgili yatırımlarımız var, hep istihdama yönelik. Ayrıca öyle alanlar seçtik ki bu projelerimiz için, gittiği yerlerde bir sinerji, enerji yaratacak; etrafının yenilenmesine yardımcı olacak. Biz hep öyle alanları seçtik bu tür projelerimiz için. Biz bir kamu yatırımı yapıyorsak eğer, etraf da o yatırımdan faydalanmalı, orada bir yenileme süreci başlamalı. Hep projelerimizi o anlayışla oluşturmaya çalışıyoruz.

AKP’ye zaten söyleyecek kelime bulamıyorum ama CHP’nin bir projesi var, “Çalışanı olamayan haneye 600 TL” diye. Kaç kişiye verecekler, nasıl verecekler, siyasi mekanizma buna izin verdi mi… Bir kere vicdanlar bunu kabul etmiyor. Bunu devletin bazı kurumları vermeli. Biz belediye olarak buraya bir kaynak aktarmalıyız, o kurum dağıtmalı ya da bununla ilgili konularda bakanlık ve işve işçi bula kurumunun verileri doğrultusunda hareket etmeliyiz, belediye olarak belirlememeliyiz. Ama bakın, açlık sınırı 740 TL olmuş. Yoksulluk sınırı da 2200 TL mertebesinde. 600 TL böyle bir ortamda hiçbir şey ifade etmiyor, örneğin 740 TL yapın onu da bari.

MİMDAP: Sizin sosyal yaklaşımınız nedir o zaman?

“Gençler, öğrenciler, sokak çocuklarına yardım sağlanacak”
AHMET TURGUT: Ama daha önemlisi biz özellikle kadınlarımızın ve çocuklarımızın hem istihdamına hem de desteklenmesine yönelik projeler oluşturduk. Dolaylı olarak bu şekilde kentliyi destekleyeceğiz. Örneğin çiftli tedrisatlı ilköğretim okullarında, kumanya işini belediye olarak biz üstleneceğiz. Çocuklar kahvaltı ya da öğle yemeği saatinde yolda oluyorlar genellikle. Düzgün beslenemiyorlar, okula gidip kendi beslenme çantalarını açtıklarında, bu kentte fakirlik var, bunu kabul etmek lazım, hepsinin çantasından farklı bir şey çıkıyor. Özeniyorlar haliyle, büyükler özeniyor ki 6-9 yaşlarındaki çocukların gördüğü bir gıdaya özenmemesi mümkün değil. Bunu ortadan kaldırmak durumundayız. Biz her sabah bu çiftli tedrisatlı okullarda okuyan 1 milyon 18 bin çocuğumuzun kumanyalarını okullarına götüreceğiz. İBB olarak yaş gruplarına, ihtiyacı olan kalori miktarına göre tek tip, sınıflarında yiyebilecekleri bir düzende, hazır olacak çünkü okulların mutfakları da yok. Bu şekilde yiyecekler, biz de çöplerini toplayıp geleceğiz. Bu şekilde hem çocuklarımızı hem de ailelerimizi desteklemeyi düşünüyoruz.

Bunların yanında örneğin sokak çocukları meselesi çok vahim. Artık kentlerde hem güvenlik hem çocuklarımızın geleceği, hem ailelerimizin geleceği açısından bu konu çok önemli bizim için. Okuma çağına gelip de okula gidemeyen birçok çocuğumuz var. Bu konuda bir sayısal veri çıkartmaya çalıştık. Bu doğrultuda bir proje dahilinde bu çocuklarımızı hem okutmak hem de iş sahibi yapmak istiyoruz. Tabi ki bunlar yaş gruplarına uygun olmayan ve güvencesiz koşullarda çalışıyorlar. Öncelikle çalışma yaşında olmayan çocukları çalıştırmayacağız ve onlara bir de kurs vermeyi düşünüyoruz. Çalışma çağındaki gençlerimizi de önce yaşlarına uygun, özellikle de belediye tesislerinde çalışacakları işler ayarlamayı düşündük. Ayrıca hafta sonları da dışarıdan ilköğretimi, liseyi veya meslek lisesini okuyabilecekleri kurslar düşündük. Bir şekilde onları diploma ve meslek sahibi yapmamız gerekiyor. Bu sürede de kurda kuşa yem olmasınlar, bakmak durumundayız onlara.

Sağlık açısından rehabilitasyon merkezlerini destekleyeceğiz ama burada il sağlık müdürlüğü, sağlık bakanlığı ya da kadın ve aileden sorumlu devlet bakanlığı birimleriyle ile çalışacağız. Ama ekonomisini biz oluşturacağız. Arsa gerekiyorsa biz yapacağız, bina gerekiyorsa biz yapacağız, ücretlerin ödenmesi gerekiyorsa biz yapacağız. Belediyenin bunları yapması gerekiyor.

MİMDAP: Peki belediyelerin bunu yapabilecek güçleri var mı?

“Belediye kaynakları iyi kullanılmıyor”

AHMET TURGUT:Var, hem de çok fazla var. Son günlerde rakamları basından hep beraber takip ediyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazine garantili 2 milyar $’ın üzerinde biraz borcu var. 23 şirketi saklıyorlar. Şirketlerin bilançolarında da sıkıntı var ama şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, İstanbul’un kaynakları iyi kullanılmıyor. Ben bunun en basit örneğini, övündükleri metrobüs ve karayolu tünellerinde verdim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bazen maalesef acı olaylarla sobelenmiştir. Örneğin İSKİ’nin yaptığı ihaleler, sonu kötü olan ölümlü kazalar sonucunda ortaya çıkmıştır ki 2. ya da 3. taşeronlara çok ucuz fiyatlarla verilmiş çok pahalı ihaleler var. Vicdanları elveriyor, bugün yasal olduğunu düşünebilirler ama herkes bir gün bu dünyada yaptıklarının hesabını verecektir. Buna inanıyorlarsa, uygun bir şekilde davranacaklardır. Hep beraber zaten inanıp inanmadıklarını göreceğiz.

Ben İstanbul’un kaynaklarının iyi kullanılmadığını ve siyasetin finanse edildiğini düşünüyorum.

MİMDAP: 2008 yılında resmi bir gazetede yayınlanan haberde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sadece reklam harcamalarına 10,3 milyon YTL civarı bir bütçe ayırdığı ve bu bütçenin örneğin Londra’da 147 bin sterlin (294 bin dolar) civarında olduğu açıklanmıştı.

AHMET TURGUT: Çok önemli bir bilgi verdiniz. Söğütlüçeşme’de yaptıkları metrobüs açılışının maliyetini söyleseler de öğrensek keşke. Şunu söylemek istiyorum: Belediyeler reklam yapması gereken kurumlar mıdır? Zaten yapmaları gereken hizmeti yapıyorlar, yaptıkları da halk önünde değerlendirilecektir zaten, kulaktan kulağa yayılır zaten, hiç merak etmesinler.

Bakın, bunu bütün ilçe belediyeleri de yapıyor. Her açılışta davetiyeler bastırılıyor, her birinin ayrı ayrı dergileri var, her şirketin de ayrı bir dergisi vardı bir ara, şimdi birkaç tanesi hala devam ediyor. Siz belediye şirketisiniz, bırakın, yapmayın bunları. Bir şey açıklamak istiyorlarsa, Mimdap gibi internet siteleri, internet gazeteleri, normal gazete, televizyon ve radyolarımız var. Hele bu kentte istemediğiniz kadar fazlası var. Herkes zaten bu bilgiyi bu aldığında yayınlar. Bunu da etik kurallar içinde yaparlar. Sayın Başbakan’ın söylediği şekilde yapmıyor medya.

Örneğin laleler meselesi bile böyle. Ben buna çok üzülüyorum. Mutlaka bu kentte çiçek göreceğiz, parklarında zevkle oturacağız ama önceliklerimiz olacak. Okullarınızı depreme karşı güçlendiremiyorsunuz ama 15 günde solan lalelere yılda 5 milyon TL harcayabiliyorsunuz gönül rahatlığıyla. Yapmayın lütfen. Ekonomik durumu olan bir vatandaşımız eğer onu bahçesinde, terasında görmek istiyorsa zaten alıp diker. Ama biz kent yönetimi olarak önceliklerimizi doğru koymak durumundayız.

Tespitlerinize son derece katılıyorum, sonuçta kaynakları doğru kullanamıyoruz, ben o 15 günlük lalelerle 3 okulu yenilerdim. Çocukların her biri lale, hepsi bir çiçek, çok kıymetliler ama siz bunu bile yapamıyorsunuz.

O nedenlerle belediye, kaynakları doğru kullandığı takdirde altından kalkabilir ve yapabilir diye düşünüyorum. Bu anlamda özellikle yaşlılarımız ve emeklilerimiz için “Huzur Kentleri” adı altında bir proje geliştirdik. Kendi imkanları olan emeklilerimiz sosyal yaşamın içine katılmak istiyorlarsa çok küçük ücretlerle bu tesislerimizde kalacaklar ama bunlar sadece yemek yenilen ve yatılan yerler olmayacak. Burada hayatlarını, emekliliklerini yaşayacaklar. İhtiyaç sahibi olanları da biz Büyükşehir Belediyesi olarak misafir edeceğiz.

Ahmet-Turgut-7

Sosyal Beldiyecilik
Sosyal belediyecilik artık kabul edilen bir gerçek. Bunu 2000-3000 nüfuslu kentin belediyesi farklı, 1 milyon nüfuslu kentin belediyesi farklı şekilde uygulayacaktır. Mutlaka yöntemler geliştirmek durumundasınız ama bu yöntemler örneğin doğalgazı olan bir kentte kömür dağıtıp hem havayı da kirleterek olmayacaktır. Onun yerine doğalgazda indirim yapabilirsiniz. Bugün hane gelirinin 4’te birinin hatta yarısının yakıta gittiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Ya da bu yöntem kendimize yakın bulduğumuz marketlerin çeklerini dağıtmak olmayacak elbette. Bu konuda kenti ve bütün esnafı doğru kullanmak lazım.

Sosyal projelerimizden birini daha açıklarsam, biz küçük esnafın çok mağdur olduğunu görüyoruz. Özellikle büyük zincir mağazalar bu konuda çok büyük mağduriyetlere sebep oluyorlar. Aslında bu şekilde kendileri de mağdur oluyorlar, ben kendileriyle görüştüm, Avcılar-Beylikdüzü arasında AVM’lerin sayısı 30’u geçmiş durumda. Buralara büyük kaynak aktardılar, büyük yatırım yaptılar ama onları kimse korumadı, sağlarına sollarına yeni benzer yatırım izinleri verildi. Orada da bir yanlışlık var aslında ama öncelikle kent meydanı ve tarihi mekanlar, caddeler, sokaklar dediğimiz bizim eski çarşılarımız var. Buradaki esnafımız rekabet edemedi. Biz esnafımızı desteklemek zorundayız ve bunu ceplerine para koyarak yapamayız. Biz o alanların daha çok kullanılmasını sağlayacağız. Mutlaka kent meydanlarında yeniden fiziksel düzenlemeler yapacağız. Ama bu projenin temel hedefi oradaki küçük esnafın canlandırılmasıdır. Orada alışverişin teşvik edilmesidir. Bunu da kentliyi oraya getirmeye çalışarak başaracağız. Fiziksel olarak düzenleyip oraya sosyal imkanlar vereceğiz. Bazı kültürel tesislerimizi o mekanlarda yapacağız. Örneğin çocuk tiyatrolarımız olacak ve tiyatrolar hafta sonları çocuklarımıza ücretsiz olacak. Bu şekilde aileler çocuklarıyla oralara gelecek ve gelince de alışverişini oradan yapacak. Ya da kış koşullarında daha kullanılabilir hale getireceğiz. Geçen hafta ben Kapalıçarşı, Mahmutbey ve Hanlar Bölgesi esnaflarıyla toplandım, birlikte düşündük. Örneğin günün belli saatlerinde belli akslardan o alanlara toplu taşımayı ücretsiz yapacağız, o zaman insanlar oraya gelmeyi tercih edecekler ve o alanları kullanır hale gelecekler. Kullanınca da mutlaka esnaf bundan bir fayda sağlayacaktır.

MİMDAP: Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

AHMET TURGUT: Ben de teşekkür ederim.

mimdap

9 Yorum
  1. Sayın Ahmet bey, ne olur rakamlarınızı biraz dikkatli kullanın. Verdiiğiniz rakamsal büyüklükler gerçekte inanılmaz büyüklükler. Örneğin iki dakikada dörtyüz kişi taşıyan bir metrobüs sistemi saatte iki yönde onikibin kişi taşır. Bu tempoyla yirmidört saat çalışsa yine sizin verdiğiniz Söğütlüçeşme, Zincirlikuyu hattı rakamının yarısına zor ulaşır. Üç bin kişilik durak için de kişi başı yarım metrekare olsa bir buçuk dönüm yer gerekir. Bir de tiyatroları bedava yaparsanız tüm tiyatro sanatını devletleştirmiş bile değil belediyeleştirmiş olursunuz. Saygılarımla.

    Fehmi Bora | 15 March 2009

  2. Bir kent manifestosu gibi olmuş Ahmet bey. Siz tabi biraz daha diğer başkan adaylarına göre teknik konuşma imkanına sahipsiniz. Geçmiş oda yöneticiliğiniz sırasında belediyenin bugünkü yönetim anlayışıyla (son onbeş yılı kadederek söylüyorum) fazla ters düşmez ortak etkinlikleriniz olurdu. Meğerse yapılanları beğenmezmişsiniz. Keşke o zamanlarda da bu görüşleriniz daha fazla aktarsaydınız.
    Başarılar dilerim.

    Yılmaz Ergül | 15 March 2009

  3. Sayın Ahmet Turgut, gördüğüm kadarıyla en çok program kitabı çıkaran siz olmuşsunuz. Zaten burada da konuşmalardan en fazla hacimli olan sizinki. Şehir plancısı olmanız ve yıllardır İstanbul üzerinde çalışmanız bunun sonucu galiba. Bu yarış sonuçta bir meslekler yarışı değil. Bilenle bilmeyen yarışı da değil bir yerde. Siyasi yönü çok ve daha ziyade siyasi yarış. Muhafakiyetler dilerim size. Kaybedersenizde fazla üzülmeyin bana kalırsa. En azından vatandaşa bir kaç kelime öğretmiş durumdasınız.

    alişan oğuz | 16 March 2009

  4. Ahmet bey siz nasıl bir başarı bekliyorsunuz? Yukuarıda bir arkadaş İstanbul’un sorunlarını dile getirmenizi önemsemiş bu bence de doğru tabanda sorunları anlatacak bir mecra bulmuşsunuz. Ancak akp seçmeni kulakları tıkamış açıkçası ve bir haçlı seferi gibi bakıyor seçimlere. Ne yazık ki….

    emin korkmaz | 17 March 2009

  5. çok rakamsal açıklamalarınız var. siz bu işi diğerlerinden daha çok matematğine inecek şekilde biliyorsunuz. meslek ne de olsa. seçmen ise daha sade ve daha hap gibi şeylere bakıyor. muhtemelen sizin gerçek seçmenlerinizden bazıları oy bölünmesin falan kazanmasın diye gönlünden gçmese bile başka bir partiye verecek. hiç belli olmaz tabi. az kaldı şunun şurasında göreceğiz. siz de başarılı olursunuz umarım.

    melike aslan | 18 March 2009

  6. Merhaba,

    Eğer 5,000,000.00 maksimum miktarı 1,000.00 minimum miktarda arasında kredi arayışı içinde varsa Sonra Başvuru formu feryat doldurmak böylece Mrs Jennifer Logan ile ilgili, ben her türlü finansal yardıma ihtiyacı olanlara kredi verir Bu işlem hakkında daha fazla devam etmek ..

    1) Tam adı: …..
    2) Cinsiyet: ……..
    3) Tutar gerekli ………
    4) Kredi Süresi ………..
    5) Ana Adres …………
    6) Cep Telefonu: …..
    7) Meslek: ….
    8) Aylık Geliri: ………
    9) Ödeme Tarihi: ….

    Sana bu kredinin koşullarını gönder için acil yanıt bekliyor ..

    teşekkürler,
    Bayan Jennifer Logan

    Bayan Jennifer Logan | 6 October 2014

  7. % 3 faiz oranı ile hızlı ve rahat kredi başvurusunda bulunun. 24 saat online finansal kredi kredisi hizmeti ve 4 saatlik kredi teslimatı hizmeti sunuyoruz. e-posta yoluyla daha fazla bilgi için bugün bizimle iletişime geçin: graham_shirleycredithome@outlook.com

    graham shirley | 15 December 2017

  8. Krediye ihtiyacınız var mı? Varsa, daha fazla bilgi için lütfen bize ulaşın: offer0148@gmail.com. Ve lütfen aşağıdaki ayrıntıları doldurun mu?

    İsim:
    Soyadı:
    Uyruğu:
    Yaş:
    Aylık gelir:
    Kredi Gerekli Tutar:
    Kredi Süresi:
    Sabit Numaralar:
    Mobil Numaralar:

    Saygılarımla
    teşekkür ederim

    Kredi teklifi | 11 July 2018

  9. Merhaba,
    Herkesin proje, iş, konut, konsolidasyon vb. İçin daha fazla paraya ihtiyaç duyduğu yılın bu zamanı.
    Şu anda% 3′lük düşük bir oranda krediler veriyoruz, ilgilenen müşteriler e-posta adresinden bizimle iletişime geçmelidir: plutocreditfinancier@gmail.com

    Pluto Kredi | 20 August 2018


Yorum yazmak için


Tarleton State Üniversitesi, zarif patinalı dış cephelerine ile yüksek performanslı yaşam alanları eklemektedir.           Teksas’ın Fort Worth kentinin bir saat güneybatısında Stephenville, Teksas A & M Üniversitesi Sisteminin bir üyesi olan Tarleton State University’nin (TSU) ana kampüsünde yer alıyor. TSU, 1899 yılında John Tarleton Ziraat Koleji olarak kuruldu ve daha sonra [...]
ARŞİV
Subscribe