Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
17. Yüzyıldan günümüze ACIBADEM
Share 22 January 2015

Mimar Arif Atılgan’la Şehir Turu

17. Yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkiyetinden günümüze ACIBADEM



Hazırlayan: Arif Atılgan


Hasanpaşa ile Acıbadem çevresi 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkiyetinde imiş, 1630’da 4. Murad tarafından kamulaştırılmış ve 1800’lü yılların başında 3.Selim’in mülkiyetine geçmiş. Daha sonraki padişahlar ise buraları çeşitli kişilere bağışlamışlar. Bu kişiler de Osmanlı zamanında ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde kendilerine çoğunluğu ahşap olan köşkler yapmışlar.
20. yüzyıla kadar Haydarpaşa Çayırı içersinde olduğu için Haydarpaşa adıyla anılan Acıbadem’de seyrek yerleşmiş köşkler bulunuyordu. Şimdiki Dörtyol’un civarında bademliklerin bulunduğu, semt 20.yüzyıl başlarında Acıbadem adıyla anılmaya başlanmıştır. Burada yüksekçe bir bölge Bademtepe olarak biliniyormuş. Belli ki Acıbadem adı buradan geliyor. 1891 yılında Hasanpaşa Gazhanesinin faaliyete geçmesi ile Gazhane çevresinde halkın yerleşimi oluşmuş ve 1940’larda Dörtyol’un şimdiki Yıldızbakkal tarafına getirilen imarlaşma sonrası burada da halka ait yapılaşma başlamıştır. 1960’lı yıllardan sonra özellikle 1965 yılında kat mülkiyeti yasasının çıkmasından sonra Acıbadem’de yapılaşma hızlanmıştır.


1970’e kadar Dörtyol’un aşağı kısmı Acıbadem olarak anılırdı

Acıbadem Mahallesi 1970’li yıllara kadar Acıbadem Caddesi’ni kesen Sarayardı Caddesi’nin bulunduğu nokta olan Dörtyol’un aşağısında kalan alan olarak bilinirdi. Özdemiroğlu İlkokulu’nun karşısında bulunan Yıldız isimli bakkal-manav dükkanı dolayısıyla, çevre Yıldızbakkal semti olarak bilinirdi. Dörtyol’un üzerinde tek belirgin yerleşim İkbaliye Mahallesi idi. Daha yukarılarda seyrek evler bulunurdu. Dörtyol aşağısında Şam Fıstık Sokak bulunduğuna göre büyük bir ihtimalle burada semte adını veren badem ağaçları da bulunuyordu. 1980 sonrası kat karşılığı inşaat hız kazanmış, Dörtyolun üst kısmındaki boş alanlara da inşaatlar yapılmış ve bugünkü yoğun durum oluşmuştur.

Acıbademin başlangıcı Paris Mahallesi’yle başlar

Rasimpaşa Mahallesinden sonra Acıbademin başlangıcı Paris Mahallesiyle başlar. Aslında Paris Mahallesi adı Ayrılık Çeşmesi Sokağına aittir. 1. Dünya savaşı sonrası İngilizlerin burayı genelev gibi kullanmaları dolayısıyla sokak bu ad ile anılmış. Ama 1950 li yıllarda buraya Mezarlık Sokak’ı, şimdiki Taşköprü Caddesi karşısında oluşan gecekondulardan dolayı Teneke Mahallesi denilen bölgeye de Paris Mahallesi denmeye başlanmıştı.

1930’da 10. İlkokul adıyla açılan okul, 1950 yılında Özdemiroğlu İlkokulu adını almış

Şimdiki Özdemiroğlu İlkokulu’ndan Dörtyol’a kadar olan Acıbadem Caddesi’nin sağ tarafındaki yerleşim İran kökenli vatandaşlardan dolayı Acem Mahallesi olarak bilinirmiş. Okulun bulunduğu yerde daha önce bulunan Acem Mehmet Efendi Köşkü 1913 yılında kiralanarak burada Mahfiruz Sultan Mektebi adıyla eğitim yapılmış. Daha sonra köşkün yerine 1930 yılında okul inşa edilmiş. Okul 10. İlkokul adıyla eğitime başlamış, 1950 yılında 3. Murad (1574-1595) döneminin komutanlarından Özdemiroğlu Osman Paşanın adı verilerek Özdemiroğlu İlkokulu adını almış. Özdemiroğlu İlkokulu Cumhuriyet dönemi okullarının mimari tarzındadır.


Su Terazisi

Daha yukarda sağda Su Terazisi göze çarpar. Su terazisinin Kalkedon döneminden kaldığı sanılıyor. Ancak bu yapının sur duvarı kalıntısı olduğu da sanılır. Zira diğer su terazilerine benzemez.
————————


Şehzade Ziyaeddin ve Bahriye Nazırı Hasan Rahmi Paşa Köşkleri

Dörtyolun Sarayardı Caddesiyle kesiştiği noktanın sağ tarafında Rahmi Paşa Köşkü bulunmaktadır. Bahriye Nazırı Hasan Rahmi Paşa köşkü 1800’lü yılların sonlarında yaptırmıştır. Bugün restore edilmiş durumdadır.
Dörtyol’dan Sarayardı Caddesi’ni takiben İbrahimağa’ya inerken sağda 320 dönüm arazi içerisinde Şehzade Ziyaeddin Köşkü bulunur. Köşk 1910 yılında Padişah 5. Mehmed Reşad tarafından Kadın Efendisi Kamiras Hanım için inşa ettirilmiş, ancak Kamiras Hanım köşkü beğenmemiş oğlu Şehzade Ziyaeddin’e hediye etmiştir. Bu köşkün etrafı çiftlik imiş ve bizler 1970 li yıllara kadar bu havaliyi Çiftlik olarak bilirdik. Bugün çiftlik arazisi binalarla dolmuştur. Son yıllarda restore edilmiş olan Köşk, içersinde AVM de bulunan bu yoğun yerleşimin içerisinde, aralarda sıkışmış kalmıştır.


Restorasyon Öncesi Şehzade Ziyaeddin Köşkü.


Restorasyon Sonrası Şehzade Ziyaeddin Köşkü.

Geçmişte Batarya Sahası olarak anılan alanda bugün İş Bankası Blokları yer almaktadır

Daha yukarıda Batarya sahası vardı. Burada 1900’lü yılların başında Katolik Assomption Rahibelerinin binaları varmış. Alana 1940’lı yıllarda 2. Dünya savaşı sırasında Haydarpaşa Garı’nı korumak üzere Topçu Bataryası yerleştirilmiş. O zaman rahibelerin binaları yıkılmış. Top atışlarıyla askerlerin talim yaptığı bu alan Batarya adıyla anılmıştır. Sahaya 1990’lı yıllarda İş Bankası Blokları inşa edilmiştir. Batarya sahasının üst kısmında ise namazgahıyla Kuruçeşme vardır. Asıl adı Baba Oğul Çeşmesi olan çeşme 1844 yılında Abdülmecid’in Harem Ağası Tayfur Ağa ve onun manevi oğlu Besim Ağa tarafından yapılmış. Ayrıca burada sokağa adını veren Köftüncü Mehmet Ağa Çeşmesi de vardır. Bu Çeşmenin yapılış tarihi bilinmemekte sadece 1847 ve 1917 yıllarında onarıldığı bilinmektedir.

——————


İkbaliye bölgesinin adı İkbal Hanım’dan gelmektedir

Batarya sahasının karşısında taş duvarların arkasında İkbal Hanım’ın oturduğu, kocasının adı ile bilinen Rasim Paşa Konağı vardır. Rasim Paşa 1879-1881 yılları arasında Bahriye Nazırlığı yapmıştır. İkbal Hanım kocası öldükten sonra buraya yerleşmiştir. İkbal Hanımdan dolayı burası İkbaliye semti olarak bilinir. Burada İkbaliye Okulu, İkbaliye Camii, İkbaliye Çeşmesi, Nahit Bey (İkbal Hanımın oğlu) Sokak, Rasim Paşa Sokak İkbal hanım tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde Rasim Paşanın torunu Ahmet Nejat Gülgün Bey bu havalideki bir apartmanın giriş katında yaşamaktadır.


Tırnakçı Salim Bey Köşkü bugün Safter Köşkü olarak bilinmekte

Acıbadem Caddesi ile Zeamet Sokak’ının köşesinde Tırnakçı Salim Bey Köşkü vardır. Köşk 1900’lü yılların başlarında yapılmış olup 1930’lu yıllardaki sahibi Tırnakçı Salim Bey’in adıyla bilinir. Salim Bey İttihat ve Terakki Partisi’nin önemli bir ismidir. O yıllarda işkenceleriyle ünlü Bekirağa Bölüğü adıyla bilinen askeri hapishanenin müdürüdür. Lakabını burada almıştır. Köşk 1985 yılında Safter ailesine satılmış. Aile Köşkün kapısına Safter Köşkü tabelası asmış. Köşkün satılışını anımsıyorum. Alıcısını da tanıyorum. Keşke Köşkün tarihteki adını korumuş olsaydı. Daha saygıyla anılırdı.

Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi’nin yerinde Şevket Paşa Köşkü bulunurdu

D 100’ün üzerine çıkıldığında solda 2. Abdülhamid döneminde yapılmış olan Şevket Paşa Köşkü bulunurdu. Şevket Paşa 2. Abdülhamid (1876-1909) zamanında Yıldız Sarayı İkinci Fırka Kumandanı’dır. 1965 yılında köşk yıkılıp yerine Kadıköy Özel Mimarlık Mühendislik Yüksekokulu yapılır. Daha sonra 1990’lı yıllarda burası Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine verilir.

Çamlıca Kız Anadolu Lisesi Ahmet Ratip Paşa Köşkü idi

Köşkün yukarısında 1900 lü yılların başında Mimar Kemallettin Bey tarafından tasarlanmış olan Bahriye Müşiri (Deniz Mareşali) Ahmet Ratip Paşaya ait köşk bulunmaktadır. Paşa, Köşkü yaptıktan sonra Hicaz Valiliğine atanmış burada hiç oturamamıştır.


Köşk 1914 yılında kamulaştırılarak Çamlıca İnas Sultanisi (Kız Lisesi) adıyla ilk kız lisesi olur. Ancak 1922 yılında okul kapanır. Okul, 1923 yılında Çamlıca Kız Ortaokulu olarak açılır, 1934 yılında tekrar kapanır. 1939 yılında Çamlıca Kız Lisesi adıyla açılır. Daha sonra bahçede yeni binalar yapılmıştır. 1980’li yıllarda kapatılan eski bina ise restore edilmiştir. Okulun adı bugün Çamlıca Kız Anadolu Lisesidir.


Çamlıca Kız Lisesi 1930.

——————————–


Nişantaşı, Padişah 2.Mahmud’un bin adım mesafedeki yumurtayı vurduğu noktadır.

Köşkün biraz daha yukarısında karşı sıranın aşağılarında ise prevantoryum vardır. Zaten buraları eskiden beri temiz havası dolayısıyla hastalar için dinlenme köşklerinin yapıldığı bir semt imiş.
Ayrıca Nişantaşı olarak bilinen bölgede 2. Mahmut zamanında dikilmiş olan Nişantaşı bulunmaktadır. Taşın bulunduğu nokta Padişah 2. Mahmud’un bin adım mesafedeki yumurtayı vurduğu noktadır. Nişantaşı bugün apartmanların arasında kalmıştır.


1938 Yılında Nişantaşı. Bugün Apartmanların Arasındadır.


Yıldızbakkal, Dörtyol (Sarayardı Caddesi) , Kuruçeşme, Karakol, Telekom, Sakızağacı, Çamlıca Kız Lisesi, Altınbakkal, Askeri Hastane ve Nişantaşı bugünkü belli başlı duraklardır. 1960’ lı yıllarda Yıldızbakkal, Dörtyol, İkbaliye, Örnek Mahallesi, Çamlıca Kız Lisesi, Altınbakkal, Nişantaşı durakları ayrı birer mahalle gibi kabul edilirdi. İkbaliye’nin yukarısında oturan arkadaşlarımız kar yağdığında sokaklarına kurtların, çakalların indiğini anlatırlardı.

Küçük Çamlıca’dan Yıldızbakkal’a kadar kendi üretimimiz olan tornetle kayarak veya bisikletle hiç pedal çevirmeden inebilirdik.

Bugün oldukça kalabalık olan bu caddenin eski halini anımsatabilmek için bir iki örnek vermek isterim. 1960’lı yıllarda cadde o kadar boş ve tenhaydı ki Küçük Çamlıca’dan Yıldızbakkal’a kadar kendi üretimimiz olan tornetle kayarak veya bisikletle hiç pedal çevirmeden inebilirdik. 1970’li yılların ortalarında da araba ile Küçük Çamlıca’da vitesi boşa alıp kontağı da kapatıp Kadıköy’e kadar inebiliyorduk.
Örnek Mahallesi’nde şimdiki Telekom’un bulunduğu yerde top oynadığımız saha vardı. En çok Batarya Sahasında top oynardık. Sahanın karşısındaki taş duvarın arkasında ağaçlıklar içinde ahşap evler vardı. Burada da top oynanabilen küçük bir saha bulunurdu. Yani Rasim Paşa Konağının bahçesinde de top oynardık.

Çamlıca Tepesi’nin kar kuyuları

Küçük Çamlıca Tepesinde büyük çukurlar vardı. Bu çukurların gök taşı düşmesinden dolayı oluştuğu söylenirdi. Yıllar sonra o mahallede oturan biriyle yaptığım sohbette onların Kar Kuyuları olduğunu öğrenmiştim. Eski yıllarda kış mevsiminde karlar tepelerdeki çukurlara doldurulur, yaz mevsiminde kar veya buz olarak aşağıdaki semtlere satılırmış. Bu esnafa da Karcı veya Buzcu denirmiş.

Yukarıdakilerin dışında Acıbadem’de bulunan birçok köşk bugün ortada yoktur. Keşke korunabilmiş olsalardı, hiç değilse arşivleri oluşturulabilseydi.



ACIBADEM Yaşam ve Kent Kültürü Dergisi’nin Aralık 2014 – 46. sayısında yer almıştır.
www.acibademdergisi.com

8 Yorum
  1. Ne kadar çok değişmiş durumda Acıbadem. Ancak şimdi bir değişim dalgası daha başlıyor biliyorsunuz.

    Mehmet Şahin | 24 January 2015

  2. Acıbadem bugün ulaşımı ve genel konumuyla iyi konutların mekanı. Dolayısıyla şimdi başlayan değişim bu bölgeyi etkiliyor. Yoğunluk arttıkça artıyor. Bana kalırsa daha zor ve yaşanması zor bir yer olacak.

    Ersin Gül | 28 January 2015

  3. Sadece Acıbadem değil bu kentsel yenileme, deprem riskli bina değişimi furyası için şehir plancıları ve mimarlar yeni bir yol önermeleri lazım. Çünkü bence yoğunluk artarak zaten zor yaşanan semtlerimizi daha da zor yaşanır hale sokacak.

    Burhan Çevik | 2 February 2015

  4. çok güzel bir yazı/inceleme
    Bir acıbadem li olarak hem bir çok şey ögrendim,hemde bildiklerimin üstünden geçtim.
    Yapılması gereken görev de bu olmalı,
    gerek belediyeler,gerekse ilgili kuruluşlar ayak bastığımız havasını soluduğumuz bu toprakların kısa tarihlerini bizlere aktarmalılar.

    hasan çakmak | 9 February 2015

  5. Tarihi binalara hic saygimiz yok. Cunku kendimize saygimiz yok. Acibademde ne kadar guzel tarihi binalar vardi. Korunabilinirdi.Ama sanati sevmeyen ve para hirsi ile yasadiklarinisann bir suru molozlar surusu icinde kalmis bir Turkiye var bugun.Ve gittikce de horat ve cahillesiyor…kabalasiyor…Ne kadar modern bina yapilsada kafalarin icin beton…..!!

    coskun | 3 July 2016

  6. Çok güzel ve bilgilendirici bir yazı hazırlamışsınız. Kadıköy’ün ve civar semtlerinin tarihine ilgi duyan, son üç gündür, Acıbadem Sokakları’nda turlayarak, tarihi köşkleri, evleri, çeşmeleri ve nişan taşını fotoğraflayan bir kimse olarak çok ilgimi çekti yazınız.

    Berkent | 18 September 2016

  7. Canım Acıbadem’im

    Ebru | 20 February 2017

  8. Ben 1968 denberi Yıdızbakkalda oturuyorum bizlere bu bilgileri verdiğiniz için teşekkür ederim Acıbadem benim için bir mukaddes yerleşim yeridir.

    EKREM ÖZKANCA | 26 November 2018


Yorum yazmak için


Sondern-Adler Evi serüveni, usta mimarın daha sonra boyutunun üç katından daha fazla olacak bir genişleme tasarlamadan önceki mütevazı 80 metrekarelik büyüklüğü ile başladı. Editör: Miabelle Salzano         Frank Lloyd Wright’ın eserlerinden birinde yaşamayı hiç hayal ettiniz mi? 1,65 milyon dolar için hayalleriniz şimdi gerçekleşebilir. Kansas City, Mo’daki 3600 Belleview Bulvarı’ndaki üç yatak [...]
ARŞİV
Subscribe