Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Ankara Ulaşım Ana Planı nedir ve biz hangi gerçekleri biliyoruz.
Share 29 September 2014

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Gazi Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Ankara Ulaşım Ana Planı’nında bugüne kadar bildiklerimizle bilemediklerimiz, başkentin yeniden şekillenmesinde kamuoyunun yeterince bilgilenmesine olanak tanımadan nasıl bir yol alındığı konularında gerçek bir endişe yaratıyor.
Bilimsel bir tartışma ortamı dışına çekilen ve ısmarlama yöntemlerle sürdürülen “ulaşım planı” gerek yapılış tarzı gerek bu projenin yürütücülerinin planlama konularındaki yeterliliği ve gerekse planlama alanından gelen eleştiri ve önerilere kapanmış haliyle üzerinde durulmaya gerek görülmelidir.
Dolayısıyla, bu dosya konumuzda AUAP (Ankara Ulaşım Ana Planı) konusunda başlıkları sırasıyla dile getirip, AOÇ’un yeniden dizaynı ve ODTTÜ yolu tartışmalarının da arka planını anlaşılır kılacak bir derlemeyi izleyenlerimize sunuyoruz. Farklı yayın organlarında çıkmış yazılar, meclise verilen soru önergeleri, meslek odası yetkilileri değerlendirmeleri bu dosyayı meydana getirdi.
Burada Ankara Ulaşım Ana Planı çalışmasının kendi metni, kendi hedef ve stratejileriyle bu çalışmalara getirilen eleştiri-yorum ve önerileri yan yana sunmayı, böylelikle Ankara için geniş bir tartışmayı ortaya koymayı, planı yapan ve içinde yer alanlarının da katılımıyla gerçek bir müzakereyi gerçekleştirmeyi diliyoruz.            MİMDAP


ANKARA ULAŞIM ANA PLANI NEDİR?

Gazi Üniversitesine yaptırılan ulaşım ana planına bu başlıkla açılmış inetenet sitesinden ulaşabiliyor ve “Amaç ve Hedef” başlığı altında şunları görüyorsunuz:
Arazi kullanım plan kararlarıyla ulaşım plan kararlarını ve kent ölçeğinde farklı ulaşım türlerini, dengeli bir şekilde bütünleştiren; çağdaş teknolojinin kullanıldığı, çevreye ve insani değerlere duyarlı, ekonomik, modern, güvenli, konforlu ve hızlı erişimin sağlandığı; ulaşımda insan odaklılığı destekleyerek, kentsel yaşam kalitesini arttırmayı amaçlayan, sürdürülebilir ve başkent özelliklerini öne çıkaran bir Ankara Ulaşım Ana Planını oluşturmak…


Bu tanıtımın devamında “Hedefler” başlığı bulunuyor ve burada, “Çevresel, ekonomik ve toplumsal sürdürülebilirliğin sağlanması” gibi hepimizin hoşuna gidecek bugünlerde sık kullanılan “sürdürülebilirlik” kavramı vurgulanarak ardından mesela, “Binek otosu kullanımına bağımlılığın azaltılması” ana başlığı atılıyor.
Bu iç açıcı, çağdaş-bilimsel sözel tanımlamalar “Hedefler” maddesinde hepimizi heyecanlandıracak imlerle devam ediyor.
• Toplu taşımaya öncelik verilmesi
• Özellikle kısa yolculuklarda yaya erişimin ve bisiklet kullanımının özendirilmesi
• Yolculuk türlerinin her biri için güvenli ve güvenilir hizmet standardının geliştirilmesi
• Kentsel mekânların ve toplu taşım, yarı toplu taşım taşıtlarının, herkesin kullanabileceği biçimde, herkes için tasarım çerçevesinde, engelsizleştirilmesi
• Yaya erişilebilirliğine uygun mekânsal gelişmenin uygulanması( konut, kamu binaları, ortak kullanım binaları vb. ); engelsiz mekan kural ve standartlarının uygulanması
• Yolculuk türlerinin her biri için güvenli ve güvenilir hizmet standardının geliştirilmesi
• Bisiklet kullanımı için ulaşım alt yapısının geliştirilmesi…

Burada hepsini vermediğimiz ama projenin ilgili dijital sayfasına ulaşınca herkesin görebileceği ve aslında hepimizin katılacağı hedef ve ilkeler. Yaya öncelikli anlayış, insan odaklı hedeflerle bir kenti çağdaş bir anlayışla eski ulaşım ve onun yol açtığı kentleşme problemlerinden uzaklaştırmanın öncüsü olarak görünüyor.


ANKARA ULAŞIM PLANI HEDEFLERİ

Bu bölüme gelindiğinde de oldukça heyecan verici hedeflerin sıralandığını görüyoruz:
Mesela, “Temel Hedef 1: Gelecekte Motorlu Taşıt Trafiğinin Azaltılması” olarak veriliyor. Sonra bu “temel” hedefin gerçekleştirilmesi için ortaya konan “alt hedefler” sıralanıyor. Bir kaç tanesini paylaşalım:
“Alt Hedef 1.1: Kent içi ulaşım talebini özel otomobile bağımlı kılmayan, yaya ve motorsuz taşıt kullanımının teşviki sağlanacaktır.” dendikten sonra sözü edilen alt hedefe bizi ulaştıracak “stratejiler” peş peşe yazılıyor.


Mesela:
Strateji 1: Taşıt trafiğinin yoğun olduğu ve erişilebilirliğin kısıtlandığı merkezlerde yaya alanları oluşturarak, yaya erişimini sağlamak, kentsel mekânda yaya ulaşımını güvenli hale getirmek
Strateji 2: Kentin merkezi alanlarında yayalaştırılmış, gelişme alanlarında planla yaya alanı olarak belirlenmiş, çevresindeki kullanımlar ile bütünleşen, sosyo-kültürel ve alışveriş gibi kentsel aktiviteleri destekleyen mekânlar düzenlemek
Strateji 3: Uygun mahallerde, sürekliliği sağlanmış özel bisiklet şeridi ve bisiklet yolu düzenlemeleri ile bisikletin kent içi ulaşımda kullanımının özendirilmesini sağlamak
Bu strateji dizisi bir yandan devam ederken ayrıntılarda kaybolmadan başka bir “hedefe” bakalım isteseniz: “Temel Hedef 2: Toplu Taşıma Altyapısının İyileştirilmesi ve Trafik Talebinin Bireysel Ulaşımdan Toplu Taşıma Yönlendirilmesi” Bu “temel hedef” yerli yerine konduktan sonra temel hedefe biz taşıyacak alt hedef olarak da şu belirtilmiş: “Alt Hedef 2.1: Kent içi ulaşım yollarının fiziki standartları ve kullanımı iyileştirilerek çağdaş bir düzene ve kullanıma kavuşturulacaktır”

Gerçekten okuyunca ilkesel düzeyde hepimizin heyecanlanabileceği, üstelik “yayalaştırma, toplu taşıma yönelme, otomobil bağımlılığını azaltma,…” gibi maddelerin sıralandığı “Ankara Ulaşım Ana Planı” gerçekten böyle mi?
Kentin planlaması literatürüne göre hem bu ilkleri hem de bu ilkelerin yazılı olduğu “Ulaşım Ana Planının” nasıl bir yolla ve neleri öncelik alarak yapmaya başladığını irdelemek, farklı görüşler ve uzmanların ağzından konuyu tartışmaya başlamak faydalı olacaktır.

Kaynak: Gazi Üniversitesi AUAP sitesi http://www.ulasimanaplani.gazi.edu.tr


Ankara’ya 2038 model ulaşım planı!


İlgili çalışmanın şu haliyle, sonuç ürün olan bir yeni “plan” oluşturmak için yönteminin yanlış olduğunu söyleyebiliriz. Çalışmanın yönteminde çok ciddi bir sıkıntı var. Çalışmada kullanılan model(leme) belli değil. Bunun bir “eksiklik” ve/veya “hata” değil bir teknik skandal olduğu rahatlıkla söylenebilir. Önce ulaşım planı, sonra kent nazım planı yapılamaz. İki çalışma tek kalemde çıkarılır. Dolayısıyla çalışmanın bir kentsel makroform ve arazi kullanım kararlarına yönelik yeni bir nazım plana yönelik hazırlanmadığı analizlerin başlıklarından bile rahatlıkla anlaşılmaktadır.

Bu amaçla;

AUAP 2038 proje ofisi, kendi ifadeleriyle ismi; “Ankara Metropollitan Alanı ve Yakın Çevresi Ulaşım Ana Planı” olan çalışmanın “yöntemi” ve analiz kitapçıkları teknik açıdan ve planlama ilkeleri doğrultusunda incelenmiş, çalışmanın özüne yönelik genel saptamalarım aşağıdadır.

a) Çalışmanın planlama/sorun odaklı olmadığı,
b) Sonuç ürün olan “planı” oluşturmak için izlenen bilimsel yöntemin teknik açıdan dağınık ve belirsiz olduğu,
c) Çalışma alanı sınırı (dolayısıyla plan bölge sınırı) ve/veya Metropoliten etki alanı ve hinterlandının belirlenmesine yönelik bir ön çalışmanın yapılmadığı,
d) Çalışmanın bir “model(leme)” üzerine kurgulanmadığı ancak bir bilgisayar programı yazılımından bahisle, bunun sanki bir modelmiş gibi algılatıldığı,
e) Bir fiziki üst plan türü olan; “Çevre düzeni nazım imar planı” çalışmasına yönelik arazi kullanım kararları ve ulaşım öngörülerini döngüsel ve karşılıklı ilişkiler bütünü içinde sorgulayan bir süreçten ziyade; trafik etüd çalışmalarına indirgenmiş olduğu,
f) Hane anketi ve güzergâh çalışmalarının yoğun olarak yapıldığı dönemde belediye yol çalışması nedeniyle, örneklem alanının yok olması nedeniyle anketlerden sağlıklı sonuç çıkmayacağı bilindiği halde anket çalışmalarına devam edildiği saptanmıştır.
g) Gökçek verisi bir Nazım Kent Planı veri alınarak ulaşım şeması yapılacağı,
h) Önce ulaşım planının yapalım, sonra arazi kullanımlarına yönelik Nazım kent planı büyüklüğü ve gelişme şemasını çıkarırız gibi bir yaklaşım planlama disiplini ve şehircilik ilkeleri gereği mümkün olmadığı,
ı) Çalışmada kullanılan yöntemin, bilgisayar yazılımının ve yapılan alt çalışma konularının, işveren tarafından sipariş edildiği,
j) Gelecekteki arazi kullanım kararlarına göre yolculuk atamalarının yapılmadığı kısa erimli, 3. sınıf bir trafik(ulaştırma) etüt çalışması olduğu,
Bir örnek vermek gerekirse; 38 bedene göre dikilmiş bir gömleği 23 bedene uydurmaya yönelik bir dikim işi.
k) Belediyenin uygulanan ve uygulama aşamasında olan alt ölçekli planların hangi projelerin planda yer alması konusunda bir analitik etüt ve analiz çalışmasına ve projelerin fizibilite raporlarına çalışma kitapçıklarında rastlanılmadığı,
l) Üst ölçekli çevre düzeni nazım imar planı öngörüleri ile oluşturulması beklenen gelecekteki arazi kullanım kararları (1/25.ooo,1/50.000) ölçekli) ile bütüncü ve birbirini tamamlayan geri beslemesi olan bir “ulaşım -plan- çalışması” olmadığı,
m) Gökçek’in kehanetlerini gerçekleştirmeye yönelik hayali ve sezgisel bir nazım plana plana referans veren analiz çalışmaları olduğu anlaşılmış olup, analiz kitapçıklarından anlaşılacağı üzere;
ODTÜ yolu, AOÇ, Ankapark ve teleferik gibi fizibilite etüdü yapılmadan ve plan bütününde değerlendirilmeden plana aynen işleneceği görülmektedir. Böylelikle ulaşım üst planına işlenen bu projelerin aklanması (teknik ve hukukilik açısından) mümkündür. “Meslek adamı sorumluluğu ve akademik duyarlılığım gereği; aşağıda ilgililere bir öneride bulunuyorum: analiz çalışmaları ve final plan bütündür. Bir planı yapan da onaylayan kadar hukuki ve teknik açıdan sorumluluk altındadır. Dolayısıyla yapanın da, (müelliflerinin de) Onaylayan kurumun da yanına kar kalmaması açısından; Üniversite proje şubesinin, ilgili çalışma ve paftalarını “üniversite çalışmasıdır” şeklinde bir ibare ile belediyeye tesliminden önce notere onaylatması çağrısında bulunuyorum.

*Ankara Ulaşım Ana Planı
Tahir Çalgüner
Akademisyen Şehir-Bölge Plancısı
Kaynak: Aydınlık


Ankara Ulaşım Ana Planı’nda “sıkıntılar” sürüyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Gazi Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Ankara Ulaşım Ana Planı’nında sıkıntılar sürüyor. Proje yürütücülerinden Hülagü Kaplan, kendisine şehir plancısı olup olmadığını soran öğrencisine açtığı davada, öğrenci beraat etti.
Projenin yürütücüsüyken daha sonra yürütücü yardımcılığına alınan Hülagü Kaplan’ın şehir plancısı olup olmadığına dair kendisine yönlendirilen soru karşısında dava açtığı ve davanın karşı taraf lehine beraatla sonuçlandığı ortaya çıktı. 2012 yılında sonuçlanan ve 2016’ya ertelenen davada Kaplan halen kendisine sorulan soruya yanıt vermiş değil.

“Şehir plancısı mısınız, değil misiniz?”
sorusunu soran öğrencisine dava açtı

Üniversite Lisans öğrencisi Ayhan Akıncı (30) Çevre Bakanlığı’nın Web sayfasında bir yarışma ilanında, jüri üyesi olan Doç. Dr Hülagü Kaplan’ın adının yanında yazan “şehir plancısı” meslek titri ile ilgili olarak; soru ve görüşler için Bakanlıkça verilen kamuya açık iletişim mail adresine bir soru yöneltti. Sorusu, Hülagü Kaplan’ın şehir plancısı olup olmadığı, değilse de yanlışlığın düzeltilmesine yönelikti. Bu soru sonrasında, Hülagü Kaplan, bilişim suçları kapsamında Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nde iftira ve rencide olduğu iddiasıyla öğrencisi Akıncı hakkında dava açtı.
2011 yılında açılan davada ilk duruşma için 10 ay sonraya gün verildi. Akıncı, emniyette verdiği ilk ifadede; soru sormanın bir itham veya suç olduğunu bilmediğini belirterek, “eğer kendisi şehir plancısı olduğunu söylüyorsa öyledir” dedi.
Öğrenci mahkemedeki savunmasında Hülagü Kaplan’ın şehir plancısı olduğuna dair bir diplomayı mahkeme dosyasına iletmediğine dikkat çekti. Sorusuna halen yanıt alamadığını da özellikle belirtti ve “Şehir plancısı olmamak ayıp değil ki” dedi.

Öğrenci beraat etti, Kaplan halen diplomasını sunmadı

Mahkeme, öğrencinin sorusunda suç unsuru ve rencide edici bir durum bulunmadığını belirterek davayı karara bağladı. Akıncı, 2012 yılında beraat etti. Sonrasında 6351 sayılı kanunun değişen bir maddesi ile öğrenci hakkında açılan kamu davası mutat bir kararla yeniden mahkemeye döndü. Duruşma tarihinin 2016 yılına ertelenerek, Hülagü Kaplan’ın bu süre içinde Şehir Plancısı olduğuna dair “lisans diplomasını” mahkemeye sunması yolu da açık olmak üzere, 2016’ da beraat kararının kesinleşmesine karar verildi.
Akıncı’nın sorusuna yanıt vermeyen Kaplan, 2012 yılında başlanan Ankara Ulaşım Ana Planının yürütücülüğüne getirildi. Gazi Üniversitesi tarafından görevlendirilen Kaplan daha sonra Proje İcra Heyeti’nde proje yürütücü yardımcısı olarak gösterildi.

Müellif sıkıntısı sürüyor

Kaplan’ın şehir plancısı ve mimar lisans ve denklik diploması olmamasının yanı sıra Gazi Üniversitesi Şehir Planlama bölümündeki akademisyenlerin projeye katılmayı reddetmesi Ankara Ulaşım Ana Planının müellif sıkıntısını ortaya çıkarmıştı.

Kaynak: Sendika.Org

‘Bize ne bilgi verdiler ne de önerilerimizi dinlediler’

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan, Ankara Ulaşım Ana Planı ile ilgili önerilerinin dikkate alınmadığını söyledi. Kendilerine herhangi bir bilgi de verilmediğini belirten Hakkan, planın ısmarlama olduğunun altını çizdi.

Gazi Üniversitesi’nin yürüttüğü Ankara Ulaşım Ana Planı’na ilişkin değerlendirmelerini aldığımız Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan, kendilerinin plana katkı sunmak için önerilerde bulunduğunu ancak bunun kabul edilmediğini söyledi.

Gazetemize konuşan Hakkan, odaların müdahil olma talebi olduğunu hatırlatarak, yapılan çalışmaların kendilerine gönderilmesini istediklerini kaydetti. Gazi Üniversitesi’ne isim bile önerdiklerini anlatan Hakkan, “Ulaşım plancısı olarak Erhan Öncü hocamızı önerdik” diye konuştu.

“Ismarlama plan”
Kendilerinden görüş istendiğini doğrulayan Hakkan, “yapılan çalışmaları bilmeden neye göre grüş bildireceğiz” diye sordu. Önemli olanın işin mutfağında olmak olduğunun altını çizen Hakkan, AUAP’nin bu haliyle Büyükşehir Belediyesi’nin ısmarlama planı olacağına vurgu yaptı.
Milliyet Ankara ekindeki haberi hatırlatan Hakkan, haberde olan bilgilerin hiçbirini kendilerine verilmediğine dikkat çekti.

Sürecin nasıl bir aktörü olacak?
Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ömer Faruk Erciyes’in üniversitede öğretim görevlisi yapılmasının ne anlama geldiğini sorduğumuz Hakkan, “Niye getirdiklerini bilmiyorum” dedi. Mimarlık Fakültesi’nde çok deneyimli hocaların sözleşmeleri yenilenmeyerek işten çıkarıldıklarını kaydeden Hakkan, kendisinin ulaşım planı gibi çeşitli konularda farklı düşündüğü için üniversiteden uzaklaştırıldığını ifade etti. “Öteki part-time hocaların ilişiğini niye kestiler” diye soran Hakkan, Erciyes’in sürecin nasıl bir aktörü olacağını anlamanın mümkün olmadığını söyledi. Hakkan, planın Büyükşehir’e geleceğini İmar ve Şehircilik Dairesi’nin de bunun bir parçası olacağına dikkat çekti.

“Atölyeler geliştiricidir”
Fakültedeki atölyelere ilişkin yapılan Rektör ve Dekan’ın “değerlendirmelerine” de tepki gösteren Hakkan, “Atölyelerin çok farklı bakış açılarıyla tartışmalar yapılır ve geliştiricidir” dedi. Atölyelerde bulunanların tümünün akademik kimlikleri olduğunu söyleyen Hakkan, “Bu yakıştırmaları hak etmiyorlar” diye konuştu.

Mimarlar toplanıyor
Hakkan Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin yarın (bugün) genel kurul toplayacağı bilgisini de vererek, tüm Ankaralılara katılım çağrısı yaptı. “Ankara’daki kent mücadelesinin bütün unsurlarını bir araya getirmeye çalışacağız, genel kurulumuzu halka açacağız” diyen Hakkan, genel kurulda kent mücadelesinin yol haritasını çıkarmaya çalışacaklarını söyledi.

Kaynak:  Sol

 

MECLİSE ULAŞIM PLANI İLE İLGİLİ SORU ÖNERGELERİ
CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, İçişleri Bakanı’na sordu: “ Ankara Ulaşım Ana Planına dair çalışma (AUAP 2038) Gazi Üniversitesi Rektörlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında 2013 yılında imzalan protokol gereği başlatılmıştır. Bahsi geçen çalışma bir bilimsel araştırma projesi midir? Döner sermaye projesi midir? Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölüm Başkanlığı’nın projeyi üstlendiğine dair imzalı bir bölüm kurulu kararı olup olmadığı tarafınızdan denetlenmiş midir?”

Tekin’in soru önergesi şöyle:
“TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Efkan ALA tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını, Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince arz ederim.
Gürsel TEKİN
İstanbul Milletvekili

Ankara Ulaşım Ana Planına dair çalışma (AUAP 2038) Gazi Üniversitesi Rektörlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında 2013 yılında imzalan protokol gereği başlatılmıştır. Vizyon, akademik altyapı ve etik açından uzmanlar tarafından yetersiz bulunan bu projenin kısa vadeli ranta hizmet ettiği AOÇ ve ODTÜ arazileri üzerine yapılan ve kamuoyunda büyük tepkiye yol açan yol çalışmalarından da anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda aşağıdaki sorularımın cevaplanması kamuoyunun bilgilendirilmesi için büyük önem taşımaktadır;

1. Bahsi geçen çalışma bir bilimsel araştırma projesi midir? Döner sermaye projesi midir?
2. Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölüm Başkanlığı’nın projeyi üstlendiğine dair imzalı bir bölüm kurulu kararı olup olmadığı tarafınızdan denetlenmiş midir?
3. Proje yürütücü ekibinden kaç kişi müellif olarak şehir planlamacısı lisans diplomasına sahiptir? Daha önce bir ulaşım projesi deneyimleri var mıdır? Proje koordinatörü ve yardımcısı “şehir plancısı mıdır? Müellif olarak bir kent planına imza atma yetkileri var mıdır?
4. AUAP 2038 Planının, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek’in uygulamaları nedeniyle kendisine açılan davaların düşmesini sağlamak gibi bir amacı var mıdır?
5. Bahsi geçen planda; ODTÜ 2. yolu gibi, AOǒdeki fiili uygulamaları, “yasal” hale getirmek için özel bir çalışma yapıldığı iddiaları tarafınızdan neden açıklığa kavuşturulmamıştır?
6.Bahsi geçen alt ölçek projelerin, fizibilite çalışmaları yapılmış mıdır, mekânsal yeni üst plana uyumu teknik raporu hazırlanmış mıdır?
7. Türkiye Cumhuriyeti Başkentinin ana ulaşım planı kamuoyu bilgisine bilinçli olarak mı tam metin olarak sunulmamıştır?
8. Çalışmada kullanılan “visum bilgisayar paket programı” nın bir veri girişi ve mevcudu belgeleyen, etüt eden bir trafik mühendislik programı olduğu, bir ulaşım modeli olmadığı öne sürülmekte ancak belirli kişilere dağıtılan tanıtım broşüründe “modelleme” olduğu iddia edilmektedir. Kentsel planlamaya yönelik en can alıcı iş olan “modelleme” işi tarafınızdan taşeron bir firmaya mı verilmiştir? Bu firma hangi yolla belirlenmiştir?
9. Üniversite tarafından yapılan YAKLAŞIK 8 adet “analiz çalışması” içerik-kapsam ve kullanılan yöntem itibariyle; bir kentin nazım çevre düzeni planı oluşturmak için teknik ve bilimsel açıdan yeterli bir çalışma mıdır?
10.Basına yansıyan haberlerden; AUAP projesini eleştiren yazıların bulunduğu internet sitelerine, üniversite bilgi işlem merkezi tarafından, fakülte içine erişim engellenmiş midir? Akademik personele bir psikolojik baskı yapılmış mıdır?”

Kaynak: www.chp.org.tr


EKSİK ETEK AUAP 2038 ÇALIŞMASINA GÖKÇEK’TEN YÖNETMELİK TAKVİYESİ

(“NAZIM PLANA” İNANMA,”ŞEMASIZ”DA KALMA GÖKÇEK ŞEHİRCİLİĞİ!!!)

* Kentlerin 1/25.000 ölçekli Çevre düzeni planları (üst ölçekli planlar); nazım imar planı kapsamından çıkartıldı.

* Planlar, “şemaya”,grafiklere indirgeniyor. Müphem noktalar yaratarak Gökçek, şemanın içini alt ölçek (noktasal) proceleri! ile istediği şekilde dolduracak bir hinlik var. Örneğin Ankara ulaşım ana planı 2038 kapsamında, özellikle ODTÜ yolu,AOÇ bulvarları,teleferik vb. gibi alt ölçekli projelerin, fizibilite ve analizleri yapılmadan fiili olarak üst ölçekli şemalar kılıfı ile daha rahatlıkla meşrulaştırılabileceği/aklanabileceği esnek! bir “anti-planlama” ortamı yaratılmak istenmiş…!!!
* ” Mekânsal Strateji planları”; “stratejik planlama” türü olarak gösterilmiş. Kelime oyunları var.
Son çıkarılan ve mevcut İmar kanununda yeri olmayan “Mekansal Plan yönetmeliği; 1/25.000 Çevre düzeni nazım planlarını ,“nazım plan” olmaktan çıkarmış. 1/50.000 1/100.000 gibi çok genel(leştilmiş), plan kademelenmesinde yeri olmayan, garip bir plan ölçeğine bağlamıştır. Böylelikle “plan kademelenmesi” ve ölçek birlikteliği ilkesi” aslında yok edilmiştir. Bu değişiklik, planlama bilimi ve şehircilik tekniğine aykırı bir uygulamadır. Kabul edilemez.
Birbirinin üstüne binen plan hiyerarşisi ile “planlama” kavramı yok hükmüne indirgenmiştir. Bunun adına da”strateji planı” gibi Afilli bir laf bulmuşlar. Bir üst ölçek fiziki nazım planını; nasıl “ mekânsal strateji” adı altında, grafiklere ve define planı el haritasına, şemalara ve krokilere indireceklerini ve “genelin” içinde “detayı” nasıl eriteceklerini şimdi biraz daha açalım.

İŞTE YENİ YÖNETMELİKTEKİ 4. MADDE

Hep beraber okuyalım… boldlu cümlelere dikaat

Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Bakanlık: Çevre ve Şehircilik Bakanlığını,
b) Bütünleşik kıyı alanları planı: Kıyıları, etkileşim alanı ile birlikte tüm sektörel faaliyet ve planları, sosyal ve ekonomik konuları da içerecek şekilde bütünleşik bir yaklaşımla ele alan; kıyı alanlarındaki fonksiyon ve faaliyetler ile kıyı alanlarına yönelik hedefler arasındaki uyumu sağlayan; sürdürülebilir gelişme ilkesi doğrultusunda kıyı ekosisteminin korunmasını ve doğal kaynakların kullanımını gözeten; ulaşım türleri ile ilgili kıyıda yapılması gerekli altyapı tesislerini içeren; koruma ve kullanma dengesini sağlayacak biçimde mekânsal hedef, strateji ve eylem önerilerini ve yönetim planını kapsayan,1/25.000 veya 1/50.000 ölçekte şematik ve grafik planlama diline uygun, plan paftası ve planlama raporu ile bütün olarak stratejik planlama yaklaşımı çerçevesinde ilgili kurum ve kuruluşlar ile işbirliği içinde hazırlanan planı,
c) Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı,
Şimdi basından bir haber paragrafı /teleferik davasından…(kırmızı cümlelere dikkat)
“Ulaşım ana planı olmadan planlama ilkelerine uygun bir düzenleme olmadan hiç bir şeyin belediye başkanı da olsa isteğine göre olamayacağını mahkeme bir kez daha göstermiştir diyen Candan ” Mahkeme 2015 Ankara Ulaşım Ana Planında teleferik hattının gösterilmemesi, ayrıca 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında da teleferik hattının fiziki- şematik olarak gösterilmeyip bir ulaşım sistemi olarak yer verilmemesi, öte yandan, imar plan notunda yer alan “Teleferik hattı ve istasyonlar şematik olup, uygulama aşamasında hat ve istasyonların yeri değişebilir şeklindeki ibarenin hatların ve istasyonların yerlerinin uygulamada değiştirilebilmesine olanak tanıyan belirsizlikler içermesi, dolayısıyla uygulama imar planının tanımına aykırı olması sebebiyle, dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişikliğine dair Meclis kararının şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı gerekçesiyle planların yürütmesine karar vermiştir. Aklı ve bilimi dışlayanlar dün olduğu gibi bugünde kaybedeceklerdir” dedi.”
Gökçek daha öncede kavşak uygulama imar (1/1000) planlarını ilçe belediyelerinin elinden almak için 1/2500 ölçekli, patenti kendine ait olan bir plan ölçeği icat etmiş ve fotokopi makinasıyla küçülterek bu planları mahkemeye sunmuştu. O zamanlar, “köylü kurnazlığı” demiş geçmiştik. Ancak aradan geçen zaman hukuku arkadan dolaşan zihniyetinin zaman içinde evrildiğini ve bir kasaba belediye başkanı bıçkınlığına terfi ettiğini gösteriyor.
Son çıkartılan Mekânsal planlama yönetmeliğinde yer alan “Strateji planı” deyimini mercek altına almak gerekiyor. Bu aslında bir kelime oyunu ve planlama disiplinine bakışının bir yansıması.
Kendisinin bir üniversiteye, taşeron hizmet alımı çerçevesinde verdiği Ankara Ulaşım ana planı diğer adıyla AUAP 2038 çalışmasını bu yönetmelik ve zihniyet çerçevesinde değerlendirirsek karşımıza şöyle bir tablo çıkacak;
Bir 50.000 veya 1/100.000 ölçekli, ANKARA kenti için çok büyük ölçekli çok genel (içerisinde detayları barından)”! anlamsız grafik ve geometrik şekillerin olduğu bir çizili bir şemayı mahkemelerde; “işte AUAP 2038” strateji planı” yaptık!! diye süslü bir lafla lanse edebilirler. Şeytanı plan içine gömebilirler.

Gökçek’e ve akademisyen kurmay tayfasına tavsiyem şudur;

1/25.000 ölçekli bir harita üzerinde gelecekteki tüm arazi kullanım kararları ve ulaşım güzergâhları tam büyüklüğü ve emsal ve yoğunluk kararları ile belirgin ve çizim tekniğine uygun olarak çizilecek. İlkokul çocuğu bile plana baksa neyin ne olduğunu anlayacak. Şemadır, karikatür, grafiktir, krokidir, sketchdir, bu tür şeylerden biz plancılar olarak bu ölçekli bir çalışmada bir şey anlamayız. O dediğin şeyleri yıllardır yapmadığın ve kendini muaf tuttuğun “ANKARA İLİ /BÖLGE STRATEJİ PLANINDA” yapacaktın.
Alt ölçekli projelerini “üst şemalar! yolu ile aklamak için geliştirilen ve üst planlamayı ve hukuku arkadan dolanmak için akademisyen kurmayları ile beraber geliştirdiği son moda bir şehircilik dehası.. ! Dahası mı? Onu da ilerleyen günlerde göreceğiz.
Ankara ulaşımı için sipariş edilen “analiz çalışmaları”; bir Yapısal nazım planı oluşturmak için son derece yetersiz ve temelsiz bir doküman olduğu için; önümüzdeki günlerde askıya çıkacak kerameti kendinden menkul “2038 Ankara Ulaştırma Ana Planını” üzerinde yorum yapmaya bile değmez buluyorum.
AUAP 2038 sinsi planının halen daha onaylanmamasının ve bilinçli olarak dondurucuda, sürüncemede bırakılmasının iki nedeni var;
1. ” ODTÜ 2. Etap yol için, kampüsü doğu batı aksında bölecek ve Vişnelik mevkinden Malazgirt yoluna bağlayacak yolun geçeceği ODTÜ arazisine, ne “şekilde”, ne zaman ve hangi “zamanlama” ile gireceklerini belirleyememeleridir.”
2. “Mevcutta devam eden davaya konu projeler ve temyiz tarihleri ile -alt ölçekli projeleri meşru hale getirmesi amaçlanan- “AUAP 2038 planın” askıya çıkarılacağı bir “tarih” uyumunu beklemeleridir. Yönetmeliğe kızdım…. “AUAP 2038 Planlama ofisi” sen anla!!!

Tahir Çalgüner Gazi Ün.Şehir Planlama Bl.öğrt.el

Ankara Ulaşım Ana Planı yürütücüsü: “ODTܒden yol geçmesini istemezdim”

Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi’nin etkinliğinde konuşan Prof.Dr. Hülagü Kaplan ODTÜ-100. Yıl Otoyolu ile ilgili soruya “O yolun geçmesini istemezdim” yanıtını verdi 
Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi tarafından 9 Ekim günü gerçekleştirilen bir panelde konuşan Prof Dr. Hülagü Kaplan, “O yolun geçmesini istemezdim” diyerek ODTÜ Yolu’nun Ankara Ulaşım Ana Planı 2038 planı içinde yer alacağı sinyalini verdi.
Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi tarafından 9 Ekim günü Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde bir panel forum gerçekleştirildi. “ODTÜ Yolu Tartışmaları Gölgesinde Dünden Bugüne Ankara Ulaşım Planlaması” başlıklı etkinliğe Ankara Ulaşım Ana Planı’nı yapan ekibin içinde yer alan Prof.Dr. Hülagü Kaplan da katıldı.
Kaplan, 20 dakikalık bir sunumun ardından etkinlikten apar topar ayrıldı. Kaplan, bu kısa süre içinde kendisine yöneltilen “ODTÜ-100.Yıl Otoyolu” ile ilgili soruya “O yolun geçmesini istemezdim” yanıtını verdi.
Sınırlı sayıda kişinin katıldığı etkinlikte Kaplan, “Ankara Ulaşım Ana Planı’nı halka da anlatın” taleplerine ise “Tabii tabii” şeklinde yanıtlayarak geçiştirdi.
Hukuksuz bir şekilde yapılan ODTÜ-100. Yıl Otoyolu’nun, Ankara Ulaşım Ana Planı’nda yer alması durumunda hukuki bir nitelik kazanabileceği gündeme gelmişti.  Şehir plancıları, Gazi Üniversitesi ile Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Ankara Ulaşım Ana Planı 2038 projesinin Ankara’da mevcut ulaşım planına aykırı biçimde yapılan birçok projeyi meşrulaştırabileceği konusundaki endişelerini dile getirmişlerdi.
Kaynak: Sendika.Org


Ankara’nın değil, Gökçek’in ulaşım planı


Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Gazi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından yürütülen ve bu ay içinde belediyeye teslim edilmesi beklenen Ankara Ulaşım Ana Planı (AUAP) 2038 Projesi ile ilgili tartışmalar sürüyor.

Editör: Nurettin Öztatar 

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Gazi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından yürütülen Ankara Ulaşım Ana Planı (AUAP) 2038 Projesinin, bu ay içinde belediyeye teslim edilmesi bekleniyor. Ancak çalışmaya ilişkin tartışmalar sürüyor. Projeyi hazırlayan Gazi Üniversitesi’nin, Mimarlık Fakültesi’ne bağlı Şehir ve Bölge Planlama Bölümü projeyle ilgileri olmadığını açıklamıştı.
Belediyenin yayınladığı broşürde, bu planın revizyon nazım imar planı olduğu söylenirken, üniversite yetkilileri tam aksini, çalışmanın mevcut durum trafik etüdü olduğunu iddia ediyor.

Gizli Proje!

AUAP projesi üniversite icra heyetindeki kişilerin çoğunun mühendis kökenli olması, yürütücü ekibinde şehir plancısı olmayışı ve projenin yöntemi ve çalışma takvimi ile ilgili bir bilginin bugüne kadar kamuoyuyla paylaşılmaması, meslek odalarının bilgi taleplerine ve görüşme taleplerine cevap verilmemesi gibi sorunlarla “ilerleyen” projeyi, Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü de sahiplenmiyor.
Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve bölge Planlama Bölümü’nün Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Gazi Üniversitesi tarafından yürütülen Ankara Ulaşım Ana Planı’yla hiçbir ilişkisi olmadığı ortaya çıktı.

‘İlgimiz ve bilgimiz yok’

Bölüm Kurulu’nun 29 Kasım 2013′te yaptığı toplantıda, 10′uncu gündem olarak tartışılan konuya ilişkin, “Bölümümüzde Rektörlükçe görevlendirilmiş olan Doç. Dr. Ebru Vesile Öcalır’ın Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden almış olduğu ‘Ankara’nın Ulaşım Planlaması Projesi’ ile ilgili bazı sorular yöneltilmiş, projenin alınışı ve yönetilme esas ve yöntemleri ile ilgili bölüm Başkanlığı’nın ve diğer öğretim elemanlarının hiç bir ilgisinin ve bilgisinin bulunmadığı açıkça belirtilmiştir” değerlendirmesi yer aldı.
Bu değerlendirmenin ardından projeyle ilgili şöyle bir durum ortaya çıktı:
- Projenin alınış ve yürütülüş biçimi hakkında Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde daha önceden hiç bir açıklama yapılmadı.
- Bölümün projenin nasıl yürütüleceği konusunda hiç bir bilgisi yok.
Bu değerlendirme ve tepkinin ardından, Rektör Süleyman Büyükberber yeni bir ekip kurarak, yine Şehir ve Bölge Planlama Bölümü desteği olmadan AUAP 2038 projesine devam etti.

Amaç bilim mi para mı?

Konu ile birinci dereceden bilgi sahibi olması gereken Bölüm Başkanlığı’nın projeyi sahiplenmemesi, bu çalışmanın bilimsel bir proje mi yoksa döner sermaye işi mi olduğunu da gündeme getirdi. Projeyi eleştiren Mimarlar Odası Ankara Şube başkanı Ali Hakkan’ın sözleşmesi fesh edilmiş ve bazı akademisyenlere de soruşturmalarla gözdağı verilmeye çalışılmıştı. Kilise maketlerinin parçalanmasına tepki gösteren Aktan Acar görevinden istifa ettirildi. Projenin eksiklerine rağmen Gazi Üniversitesi tarafından yürütülmesi, Rektör Büyükberber tarafından “üniversitenin para kazanması” zorunluluğuyla açıklanmıştı.

İsteneni yapanlar ödüllendirildi

İlgili bölümün akademisyenlerinin yer almadığı proje ekibinde görev alan akademisyenler de ödüllendirilmişti. Metin Şenbil, Rektörlük tarafından Koruma Kurulu’da görevlendirmesinin yönetmeliğe aykırı olduğu iddia ediliyor. Bu alanda yaptığı bir çalışma olmayan Şenbil’in profesörlük kadrosu talebinin ‘isme talepli’ gönderilmesi bekleniyor.
AUAP Projesine katıldığından dolayı 2013 yılında ‘hızlandırılmış profesör’ olduğu öne sürülen Hülagü Kaplan’ın, yeni akademik değerlendirme kriterlerinden muaf tutulduğu belirtiliyor.
Hayri Ulvi, iki yılı doldurmadan yardımcı doçent kadrosuna atandı. Abdullah Orman’ın yardımcı doçent kadrosu çıkmak üzere. Bilge Köroğlu’nun doçent kadrosu ilanı yapıldı. Prof. Dr. Reşat Kasap ise AKP’den Rize Belediye başkanlığına kaydırıldı.
Üniversitede bunlar yaşanırken bölümde Doç. Dr. olduğu halde 7 yıl asistan kadrosunda bekleyen öğretim üyelerini olduğu öne sürülüyor.

Plan niye gecikti?

AUAP’ın 2014’ün Şubat ayında tamamlanacağının açıklanması, akla yerel seçimleri getiriyor. Melih Gökçek bu tür bir çalışmanın daha önce yapılmamasının nedenini “mahkeme kararları” olarak açıklamış, “Eğer ben 15 sene içerisinde yeni bir ulaşım planı yaptırsam ve mahkemelerden dönseydi, mevcut olan icraatlarımızdan hiçbirini yapma şansımız olmaz ve her şey, hukuksuz ve kanunsuz olurdu” demişti.
Bu tip konularda ODTÜ’nün bilirkişi olarak tayin edildiğini ve geçmişte hiçbir şekilde yapılan planların kabul edilme şansı olmadığını söylediği iddia edilen Gökçek, “Bu nedenden dolayı bugüne kadar yapmadık. Ama artık adalete güvenimiz tam. Bu açıdan Gazi Üniversitesi ile yapacağımız işbirliği neticesinde hukuk yollarında hesap vermeye de hazırız. Üniversitemiz bu işi yapacağı için, en güzelini yapacak” şeklinde konuşmuştu.
Kaynak: Sol

‘Kelime oyunu ile ODTܒyü yol yapıyorlar’

Hülya Karabağlı/ ANKARA

Ankara 2038 Ulaşım Ana Planı’nı yakın takipçisi Yüksek Şehir ve Bölge Plancısı Tahir Çalgüner, ODTÜ ile ilgili yeni bir tartışma yaratacak iddiaları gündeme taşıdı. Çalgüner, “Söz konusu plana göre,  2014 yılında ODTܒnün tam ortasından yol geçebilir. Böyle bir risk var” dedi. Çalgüner’e göre,  iki farklı güzergâhta yol varmış gibi kamuoyu yanıltılıyor.Oysa, tek bir güzergah var.  Yol güzergâhının tümü iki etap halinde yapılacak.  Ortada bir  ‘kelime oyunu’  yapılıyor.

Çalgüner,  ‘ODTܒ  yolu’ ile neyin kastedildiğini ve aslında hangi yol olduğunu, AUAP 2038 Projesi’nin bu yolla olan ilişkisini T24’e yazılı olarak değerlendirdi:

‘Kelime oyunu ile ODTܒyü yol yapıyorlar’

Kamuoyunda yanlış bilgilendirme yapılarak sanki iki farklı güzergâhta yol varmış gibi bir izlenim verildi. Aslında bu iki yol birbiriyle bağlantısını “Vişnelik” mevkiinde kuran tek yoldur. Tek güzergâhı var. Toplam yolun iki (2) etap hakinde yapılması düşünülüyor. Dolayısıyla yolun bütününe bakmak, varış ve bitiş noktaları ile değerlendirmek gerekir.

Gökçek, ikinci etabı ODTܒden geçirmek dorumunda

Yaklaşık 8 km’lik yolun çok az bir bölümü ODTܒden geçiyor. Ancak Gökçek, özellikle bu ikinci etap yolu ODTܒden geçiremezse tüm yol projesi suya düşer. İster yol tünel yol olsun ister hemzemin ister havadan geçsin bu nedenden dolayı fark etmiyor.

Ulaşım Ana  Planı’nı uygulamak  istiyorlar

Yolun toplam güzergâhı sakat. Dolayısıyla tartışmayı tünel olsun mu olmasın mı? tartışmasına indirgemek ve böylelikle bir kafa karışıklığı yaratmak aslında.

Meseleye Ankara kenti ulaşımı ve kentlisi bağlamında yaklaşır ve bütüncü bir değerlendirme yaparsak; kamuoyu noktasal projelerle meşgul ediliyor. Üst plan 2038 ise gözden kaçırılıyor.

Tek yol ve tek güzergah

Ankara batı koridoru By-Pass yolu, tek güzergâhlı ve tek yoldur. Sadece İki (2) etap halinde yapılması düşünülüyor. Yani kamuoyuna lanse edilen şekliyle iki farklı yol güzergâhı yok.1.etap yol 1994 nazım planında “yol izi” olsa bile, Gökçek’in 8 şeritli bir yol önerisinden dolayı artık “yeni bir projedir”.1994 nazım planında 8 şeritli otoban önerisi yok.

İkinci etap yol ODTܒnün ortasından geçer

Öte yandan 2. etap yol, 1. etap yol ile bağlantısını Vişnelik mevkiinde kuran bir yol önerisidir. Ana güzergâh ise; bu iki etabın toplamıdır ki; Bilkent kavşağını ve Eskişehir yolunda bağlantı noktaları açısından trafik sıkıntısı yaratır.2.etap yol asıl Kampusun içinden geçecek yoldur ki; tünel olup olmaması da fark etmez.

AUAP ile Ankara’nın yol bağlantıları yapılacak 

Bu iki etap yolun kaderi aslında şuanda devam etmekte olan AUAP 2038 çalışması ile ilgilidir. Eğer Gökçek’in bu tehlikeli (1. etap ve 2. Etap toplamı ) otoban önerisi; ” yeni üst plana” işlenirse, mahkemeleri de bağlayıcı yasallığınısağlayabilir. “AUAP 2038’  ile Ankara kentinin tamamının yol bağlantıları yapılacaktır. İşte esas olan bu çalışmadır. Kamuoyunun gündeminden kaçırılan konu da budur.

 Kaynak: T 24


Gökçek’ten komedi… Malzeme arıyor ama…


AOÇ’yi yok etmeye çalışan, bunun için AOǒden iki tane otoyol geçirerek, binlerce ağacı söktüren Melih Gökçek, bu kez aynısını kendisine ve hükemete muhalif ODTܒye yapmaya çalışıyor.

Tarih: 08 Eylül 2013, 11:16

Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) yok etmeye çalışan, bunun için AOǒden iki tane otoyol geçirerek, binlerce ağacı kestiren, söktüren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, bu kez aynısını kendisine muhalif ODTܒye yapmaya çalışıyor. Öğrenciler, Çiğdem ve 100. Yıl mahalleleri sakinleri kendisine karşı ayaklanmış durumda. Gökçek, öğrencilere karşı kullanacak malzeme arıyor ama bulamıyor. Gökçek bula bula sol haber sitelerinden Sendika.org’da yayınlanan son derece düzeyli, olaya bilimsel bakmaya çalışan bir makaleyi buldu. Gökçek, makalenin yayınladığı sayfanın linkini sosyal paylaşım ağlarından Twitter’da, “Eylemciler ODTÜ Rektörünü tehdit etti” diye paylaştı. Ancak yazıda hiç tehdit yer almıyor.

İşte “Tahir Çalgüner” imzalı, “ODTÜ Rektörü’ne ‘yol’ göründü” başlıklı ve ODTÜ Rektörü Ahmet Acar’ın kamuoyunu yanılttığını da gösteren o yazı… Tehdit var mı, yok mu?… Siz karar verin!

ODTÜ yolu ile ilgili şimdiye kadar kamuoyunda yanlış bilgilendirmeler yapılarak sanki iki farklı güzergahta yol varmış gibi bir izlenim verildi. Aslında bu iki yol birbiriyle bağlantısını “Vişnelik” mevkiinde kuran tek yoldur. Tek güzergahı var. Dolayısıyla yolun bütününe bakmak, varış ve bitiş noktaları ile değerlendirmek gerekir. Yaklaşık 8 km’lik yolun çok az bir bölümü ODTܒden geçiyor. Ancak Gökçek, özellikle bu ikinci etap yolu ODTܒden geçiremezse tüm yol projesi suya düşer. İster yol tünel olsun, ister hemzemin, ister havadan geçsin bu nedenden dolayı fark etmiyor. Yolun toplam güzergahı sakat. Dolayısıyla tartışmayı tünel olsun mu olmasın mı tartışmasına indirgemek aslında bir kafa karışıklığı yaratmak demek. Bu, Ankara halkının ve ODTÜ kamuoyunun muhalefet reflekslerini köreltmeye yönelik bir taktik. Maalesef bunu ODTÜ Rektörü’nün basın açıklamalarında da görüyoruz.

İki etapta yapılması düşünülen yolun tamamı başlangıç ve bitiş bağlantı noktaları harita üzerinde verilmiştir. Bu yolun toplamı ve üreteceği trafik zaten yine Eskişehir ve Konya yoluna verilecek dolayısıyla atılan taş ürkütülen kurbağaya değmeyecektir.

Kaldı ki; artık evrensel bir planlama kanunu olarak bilinen altın şehircilik kuralına da aykırıdır:

“Metropol kentlerde içşehir bölgelerinde ana güzergaha paralel geçirilen kısa menzilli by pass yol güzergahları trafik sorununu çözmez. Zamanla trafik çeker ve bu güzergah trafik dağıtıcı özelliğini kaybederek, bağlantı noktalarında tıkanıklık yaratarak toplayıcı yola dönüşür ve şişer.”

Oysa, karayolu yapımı dışında birçok çözüm mevcuttur. Bunlardan biri monoray sistemi olabilir.

Kentin batı aksındaki, Üniversiteler vadisini (3 üniversite) birleştirecek (kaynaştıracak) ve Eskişehir Yolu’ndan geçen metro hattı ile aktarım ve durak noktası olan monoray sistemi; ulaşım türü olarak ekolojist bir ulaşım türü ve seçeneğidir. Kullanımları, kampüsleri parçalayıcı değil bütünleştirici bir özellik taşımaktadır. Hacettepe Üniversitesi’nden başlayan Bilkent Üniversitesi Kavşağı’nda oluşturulacak alt merkezden geçip, ODTÜ İngilizce hazırlık binalarının arkasından geçirilerek en son noktada Eskişehir Yolu metro hattı ile bağlantısının sağlanarak türel aktarımın yapılacağı bir ulaşım hattıyla yaklaşık 60 bin kişi kapasitesinin ulaşım talebinin karşılanması önerilmektedir. Bu monoray hattının kullanıma açılmasıyla beraber Eskişehir Yolu’nun trafik yükü de azalacaktır. Ankara Kent merkezine erişim daha kolaylaşacaktır.

ODTÜ Rektörü’ne sorular…

Sayın ODTÜ Rektörü, yol konusu ile ilgili bir basın açıklaması göndermiş. 4 Eylül 2013 tarihli. Daha öncekilerin aynısı. Kopyala-yapıştır. Yemezsen evde yersin türünden bir açıklama. Kamuoyunun kasıtlı olarak kafasını karıştırmaya yönelik bir açıklama. “Tavşana kaç tazıya tut” diyor aslında anlayana!

Sayın Rektör;

1. İki yol var diyorsunuz. İki yol yok. Tek güzergâh ve tek yol var. Yolun tamamı iki etapta yapılacak. Neden kelime oyunları yapıyorsunuz? Vişnelik Kavşağı’ndan neden söz etmiyorsunuz? Örneğin AUAP 2038 çalışması neden açıklama metninde yer almamış?

2. Yolun Tünel olup olmaması çok mu önemli? Sizler geçmişte tünel yollara, köprülü altgeçitlere karşı değil miydiniz? Melih Gökçek’i bu yüzden eleştirmiyor muydunuz? Ankara’yı “köstebek yuvasına dönüştürüyor” demiyor muydunuz?

3. Yolun hemzemin olması ile “tünel olması” arasında ne fark tespit ettiniz? Ağaç kıyımı daha mı azalıyor?

Siz bu açıklamaları; bu yol, Ankara kenti ve kent trafiğine; ne getirir ne götürür sorgulamasını yapmış bir rektör duyarlılığı içinde mi yapıyorsunuz? Yoksa ODTܒnün yüksek çıkarlarını koruyan (koruduğunu zanneden) bir üniversite yöneticisi yaklaşımı ve bir apartman yöneticisi edasıyla mı yapıyorsunuz?

Son söz: Kamuoyunda yukarıdaki eleştiriler gündeme getirildiği halde tavrınızda bir değişiklik olmadı. Aynı yolda devam ettiniz. “Cambaza bak” stratejisi ile kamuoyunu ve camianızı meşgul ettiniz. Kafalarını karıştırdınız. Yazık ettiniz. İnanın ODTÜ camiası ve Ankara, en az Gökçek’in uygulamalarından rahatsız olduğu kadar sizin bu ikircikli ve çelişkiler yüklü basın açıklamalarınızdan da rahatsız. Artık temcit pilavına dönmüş basın bildirileriniz birilerinin ekmeğine yağ sürüyor. Bunu da biliniz. Yolunuz açık ve “tünel” olur inşallah!

Durmak yok… Bu yolda devam.

Saygılarımla.

Kaynak: www.gazetecileronline.com

 

Ankara’nın sinsi ulaşım planı

Editör: Nuran TALU

Ankara ’da iki aydır vatandaşın yaşam alanlarına sahip çıkmak ve toplum duyarlılığını arttırmak için sürdürdüğü ODTÜ Ormanı ile simgeleşen mücadelesinin perde önü ve arkasında yazılmayan konu pek kalmadı. Mesele açık; plansız, izinsiz ve kaçak bir şekilde, günde 40.000 araç yükü olacak 8 şeritli bir otoban inşaatının viyadükleri yapılmış durumda, yol güzergâhı da ODTÜ arazisindeki doğal sit alanını ve meskûn mahalleri birkaç aya kadar yaracak. Ankaralı bu yolu istemiyor, kent haklarım var diye direnince de şiddetle engelleniyor.
Ama mahalleli, ODTܒlüler, sivil toplum platformları, siyasetçi, akademisyen, genç, kadın, çoluk çocuk viyadük inşaat bölgesi başta olmak üzere, henüz ranta kurban edilmemiş kamusal alan buldukça, demokratik tepkilerini vermeye inadına devam ediyorlar.
Kimilerine göre hafif deyişiyle ‘öpüşen ahlaksızlar’, ağır deyişiyle ‘suç örgütü’ olan bu güruhun ikna hedefinde en başta şehrin lideri büyükşehir belediye başkanı, sonra vatandaşa “Demokratik taleplermiş, hadi ordan, geçti o günler, nal toplarsınız” diyen Çevre ve Şehircilik Bakanı ve sonra da çokça konuşmasına rağmen pek fazla ikna edici olamayan ODTÜ Rektörü var. Bunların arasında Başkan Gökçek en cinleri, hedefi çok iddialı, Ankara öyle ulaşım yatırımlarına kavuşacak ki insanlar ya binalarda ya da arabalarda yaşayacaklar, çünkü yürüyecek yer olmayacak, ip gibi otobanlarda sayısız vızır vızır motorlu taşıt, katlı kavşaklar, yoncalar vb. bilimkurgu filmlerindeki gibi.
Aslında bugün yürürlükte olan 2015 Ankara Ulaşım Ana Planı (1994 yılı onaylı) ile 2023 Başkent Ankara Nâzım İmar Planı (2007 yılı onaylı) da sağlıklı kentleşme prensiplerine uymayan planlar. Her halükârda Ankara’nın sürdürülebilir ulaşımı için yeni ufuklar şart. İnandırıcı ulaşım etütleri, bilimsel veriler, kent içi ulaşım talep tahminleri, alternatif ulaşım sistemleri (metro, hafif raylı sistemler, bisiklet yolları ağı vb.), şehrin ekosistem bütünlüğü, sit alanları, ağaçlar, ağaçlıklar, iklim dostu şehir kriterleri, sosyal kırılganlık göstergeleri, kültür tercihleri, kentli hakları, kamusal alanlar gibi konuların dikkate alınacağı gerçek bir plan lazım.
Kim yapacak? Kanunlar açık, tam yetkiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı yapacak, yaptı mı, evet yapıyor. Hedef yıl 2038, yani 2038’de ‘sürdürülebilir’ ulaşım yatırımlarını tamamlamış bir Ankara göreceğiz. Zaman dar, Ankara Ulaşım Ana Planı (AUAP) bitsin ya da bitmesin, alttan alta (alt ölçek manasında) hukuksuz uygulamalar başlamalı ki, Bakan Bayraktar’ın dediği gibi, “Şehirde çok yoğun yapı stoku var”, bunu hemen dönüştürmek, geniş geniş karayolları yapıp birilerinin haksız kazanç elde etmesinde acele etmeliyiz. ODTÜ yolu da bu uygulamalardan sadece biri.

Anketlerle manketlerle avutamazsın bizi…

Demokrasinin duayeni olan bir siyasi partiye mensup büyükşehir belediye başkanının Ankara’nın kaderini değiştirecek böyle bir planı hazırlarken halkın taleplerini dikkate almaması şaşırtıcı olur. Nitekim, başkan ulaşım ile ilgili soruların yer aldığı anketlerle epeydir kamuoyunu yokluyor.
Kent planlamasında anket çalışmaları, etkili katılımcılık yöntemlerinden biridir, ancak hakkıyla yapıldığında tabii. Bir şehrin gelecekteki ulaşım hedeflerini saptamak için o şehirde yaşayan insanların tercihlerini öne çıkaran en basit soruları dahi sormazsanız, aldığınız cevaplar da hiçbir analitik çalışmaya baz olamaz.
İstatistiki örneklemeyle Ankara’nın farklı bölgelerine dağılan çok sayıda öğrenci 40.000’in üstünde ulaşım anketini niye yaptıklarından habersiz koşuşturup duruyorlar (Benim evimi de ziyaret ettikleri için gördüklerimi yazıyorum). “Özel arabanız var mı? Hane halkı sayınız? Mesleğiniz? Öğrenci misiniz?” gibi 30’a yakın soru var ankette; çoğu, motorlu taşıt trafiğinin çözümüne odaklı sorular. Ulaşım planlaması için sosyo-ekonomik ve ekolojik açıdan çağdaş bir değerlendirmenin yapılmasına imkân vermeyen sorular bunlar. Cinsiyet soruları da var, sanki haremlik-selamlık toplu taşıma yatırımlarına işaret edermiş gibi…
Oysa hane halkına bilinç aşılayan şöyle sorular da sorulabilirdi: Hangi tür toplu taşımayı tercih edersiniz? Monoray diye bir sistem var, duydunuz mu? Mahallenizde trafik gürültüsü var mı? Bisikletiniz var mı? İşe gidip gelirken bisiklet kullanmayı düşündünüz mü ya da teleferik? Trafik yoğunluğu ile sağlığınız arasında bir ilişki olduğunu düşünüyor musunuz? Ankara’da çevre kirliliğinin nedenleri neler? Ankara ulaşımında hangisi ucuz, özel araç kullanmak mı, toplu taşıma yöntemlerinden yararlanmak mı? İnsansız yol ne demek? Hane bütçenizden kent içi ulaşıma ayırdığınız miktar ne kadar? Eminim birçok Ankaralının bu sorulara cevabı çoktan hazır, ama ne soran var ne dikkate alan…

Ulaşım ana planının sinsi oyunları

Ana Ulaşım Planı dediğinizde adı üstünde ‘ana’, yani her şeyin üstünde, Ankara’nın en büyük, en üst ölçekli ulaşım planı. Planlamanın temel kuralı gereği ne kadar ‘alt ölçekli’ plan varsa, bu planların ‘üst ölçekli’ planla uyumlu olması lazım.
Diyelim ki bu alt uygulamalar, AUAP ile uyumlu da, mahallelimize ters, sokaklarda ODTÜ Ormanı’nı, AOǒyi, ağaçları, metroyu istiyorum diye bağırıp direnmeler… beyhude olabilir, davalar açmalar da… Ulaşım haklarını Türkiye ’nin bir hukuk devleti olduğu inancı ile dava açarak savunanlar tabir yerindeyse ‘eşine’dursunlar, bilmiyorlar ki bu davaların hepsinin kaderi son tahlilde 2038 Planı’na bağlı. Çünkü AUAP Büyükşehir Belediye Meclisi’nde onaylandıktan sonra -ki birkaç ay kaldı- Ankara’nın tüm Gökçek akıllı, ağaç, çevre ve iklim düşmanı kent yolları yapılmasın diye açılan davalar, üst plana uyumsuzluğu gerekçesiyle usul şartı nedeniyle düşecek. Savcılar ve hâkimler, söz gelimi 100. Yıl mahallelisine, TMMOB’un Şehir Plancıları, Mimarlar ve İnşaat Mühendisleri Odalarına ‘ODTÜ Ormanı yol olmasın’ diye davaları açtınız ama ‘Ana Ulaşım Planı’ gereği “ODTÜ Ormanı yok olacak” kararları çıkaracaklar.
Büyükşehir belediye başkanı, her konuda ahkâm kestiği tweet’lerinde bir cümle AUAP’den söz ediyor mu? Ya da planı yapan akademisyenler, Ankara’yı kökten etkileyecek böyle bir planı tartışmak için çok katılımlı halk toplantıları yapalım diyorlar mı? Hocaların kent demokrasisi, kamusal alan, çevre hakkı, Ankara’nın akciğerleri, Gezi bize ne anlattı gibi konularda derslerini iyi çalışmadıkları kesin.
Ama “Melih Gökçek akıllı da biz değil miyiz” diyor ODTÜ Ormanı direnişçileri. Büyükşehir belediyesinin plansızlıkla, hukuksuzlukla ve vandallıkla fiili olarak başlattığı bu uygulamalara karşı duruşlarında bir bildikleri var elbette. Alışılagelmemiş örgütlülük ve sabırla Ankara’da etkin bir kamuoyu itirazının temellerini öyle bir atıyorlar ki illaki mahalleliyi ayağa kaldıracaklar, “Susma, sustukça sıra Gökçek’in 2038 Ulaşım Planı’na gelecek” diye…
(*) Kent ve Çevre Bilim
Küresel Denge Derneği Başkanı
22 Eylül 2013, Ankara

Kaynak: Radikal

 

Gazi Üniversitesi akademisyenleri: Gökçek’in projesiyle alakamız yok!

Melih Gökçek’in hukuksuz ve plansız yol projelerine meşruiyet kazandırmak için ODTܒye karşı Gazi Üniversitesi’ni kullanma planı da tutmadı. Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölüm Başkanlığı Gökçek’in yol projesinin yürütülüşüyle ilgilerinin olmadığını açıkladı

Melih Gökçek’in Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği’nde ve tüm kentte yürüttüğü talan projelerini aklamak için ODTܒye karşı Gazi Üniversitesi’ni kullanma çabası da işe yaramadı. Gazi Üniversitesi’ndeki akademisyenler Gökçek’in tezgahını bozan bir açıklama yaptı.

Tartışmalara konu olan yolların planlandığı “Ankara Ulaşım Planlaması Projesi” hem yasaları hem de bilimsel akademik işleyişi ihlal ederek yürütüldü. Gizli yürütülen proje ve basılı kitapları bölüm hocalarına bile dağıtılmadı. “AUAP (Ankara Ulaşım Ana Planı) 2038” projesi böylelikle şekillendirildi.

MİMARLAR VE ŞEHİR PLANCILARI: OLMAYAN PLANDAN ANA ULAŞIM PLANINA

Melih Gökçek, eleştirilere konu olan yol projelerine “meşruiyet” görüntüsü verebilmek için projeyi Gazi Üniversitesi yönetimini devreye soktu ve sanki plan Gazi Üniversitesi akademisyenlerince hazırlanmış gibi sundu. Gökçek’in ulaşım projesi, yargıdan dönen Mithatpaşa Kavşağı, Akay Kavşağı gibi projeleri ve planda olmayan ODTÜ yolu ve katkı kavşaklar gibi sorunlu icraatlara bir meşruiyet kazandırma çabası ile hazırlandı.

Gökçek’in tezgahına akademisyenlerden itiraz

Ancak Gökçek’in “AUAP 2038 projesi” ile Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölüm Başkanlığı’nın hiçbir ilgisi yoktu. Oysa yasal olarak projenin sahibi olması gereken ve Gökçek’in kendine kalkan olarak gösterdiği bölüm bu bölümdü.

Kurul, bölümdeki akademisyenlerin imzalarıyla projeyle alakalı olmadıklarını, projenin de bölümün projesi olmadığını imza ile tutanak altına aldı.

Tutanakta şu ifadelere yer verildi:

“Bölümümüzde Rektörlükçe görevlendirilmiş olan Doç. Dr. Ebru Vesile Öcalır’ın Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden almış olduğu “Ankara’nın Ulaşım Projesi” ile ilgili bazı sorular yöneltilmiş, projenin alınışı ve yürütme esas ve yöntemleri ile ilgili bölüm başkanlığının ve diğer öğretim üyelerinin hiçbir bilgisinin ve ilgisinin bulunmadığı açıkça belirtilmiştir.”


TAHİR ÇALGÜNER: AUAP 2038 YOK HÜKMÜNDEDİR

Proje kimin projesi?

Bu durumda AUAP 2038 projesinin hukuken kimi bağladığı sorusu gündeme geliyor. Proje altında imzası bulunanlar ise önceden projeye atanan çoğunluğu mühendis, istatistikçi, inşaat mühendisi olan üniversite çalışanı akademisyenlerden oluşuyor.

Belediye ile yapılan iş yaklaşık 50 kişi ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan 2 yıllık bir hizmet alım sözleşmesi üzerinden yürütülüyor.

Söz konusu ekip içinde müellif olarak imza yetkisine sahip proje yöneticisinin de olmadığı iddia ediliyor.

Projede yer alanlar arasında Taksim Topçu Kışlası’na onay veren ve Cemaat’e yakın biri isim olduğu öne sürülen “koruma kurulu üyesi” Metin Şenbil de bulunuyor.

Ayrıca 7 trilyon bütçeli projenin getirisinin de rektörlük ve çalışanlar arasında paylaşıldığı, AUAP projesine katılanların akademik kadro yükseltmeleri ile, yöneticilerin maaş yükseltmeleri ile ödüllendirildiği de iddialar arasında.

Kaynak: Sendika.Org

6 Yorum
  1. Gazi Üniversitesini bu proje içinde resmen kullanıyorlar. Akademisyenlerin alakamız yok imzaları en azından üniversitede daha bilimsel çalışmalarla bağların tümüyle koparılamadığını göstermesi açısından önemli.

    Cahit Sönmez | 30 September 2014

  2. bu bir cemaat projesidir…okuldan muhalif birçok hocanın ilişkisini kestiler imar hokkabazları.!

    yusuf ören | 30 September 2014

  3. Yazıklar olsun hocalara

    Gülizar ok | 6 April 2015

  4. Bu dumenin icinde sehir plancilari odasida varmis…

    Ercan sen | 29 September 2015


Yorum yazmak için


Tasarım: Christensen & Co               Kompakt dolgu tasarım, sosyal olarak savunmasız vatandaşlar için dokuz küçük daire içermektedir. İnşaatın cephesi sadece 10 metre genişliğindedir, mimarinin bu fiziksel sınırlaması tasarım kalitesine dönüştürülür, çünkü her bir katın sadece iki dairesi genç sakinlere mahremiyet duygusu verirken aynı zamanda bir topluluğun parçası olmanın güvenliğini [...]
ARŞİV
Subscribe