Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
Çeşme Ayios Haralambos Kilisesi restorasyonu ve yeniden kullanımı
Share 11 August 2014

Çeşme için önemli olan Ayios Haralambos Kilisesi restorasyonuna yapıldığı aşamasında görüntülediğimiz ve genel olarak Çeşme “gözlemi” yaptığımız 28 Haziran 2011 tarihli yayınımızda değinmiştik. (http://www.mimdap.org/?p=64420)

Aradan üç yıl geçtikten sonra şu anda “kültür merkezi” gibi kullanılan bir Ayios Haralambos Kilisesi ile karşılaştık ve şimdi bunu dikkatlerinize getirmek, yapılan proje ve restorasyon süreci konusunda hem bilgilendirme hem de mesleki bir tartışmaya ışık tutmak istiyoruz.

Önce geçmişte yapmış olduğumuz “Çeşme” gözlemine bir göz atalım ve sonra bugünkü kullanımı ile kilise restorasyonunu değerlendirelim:


“Tarihi Çarşı Canlılığını Sürdüyor

Kentin en önemli ticari-turistik aksı olan İnkilap Caddesi geçmişten gelen iki katlı Çeşme evlerinin bugünkü varlıklarını görüyoruz. Bugün bu yapılar ticaret fonksiyonuna dönmüş, biraz da zorlanarak biçim değiştirmiş, zemin seviyesinde çoğunda başkalaşmış, vitrin haline gelmiş. Bazıları üstündeki “ev” den farklı, büyükşehir çarşılarının ilk katlarına benzediği için eski “ev formu” gürbüzleşmiş, taşmış, büyümüş.

Tarihi Ayios Haralambos Kilisesi etrafında küçük ama hoş bir meydancık oluşmuş

 

Bu yolda ilerlerken dikkat çekici taş dış cephesi ve büyüklüğü ile Ayios Haralambos Kilisesi hemen fark ediliyor. Kilisede şu anda hummalı bir restorasyon çalışması sürüyor. İşin yazılı olduğu levhadan öğrendiğimiz kadarıyla restorasyon, Çeşme Belediyesi tarafından yaptırılıyor . Projesi restoratör mimar Cem Bilginipek tarafından hazırlanan proje uygulanıyor ve oldukça kısa süre (tamamlanması için 300 gün yazıyor levhada ve restorasyon başlangıcı 2010, 9.ay…) içinde bitirilmesi amaçlanıyor. Dış cephe çalışmaları büyük oranda bitirilmiş, doğramaları takılmış içerde ise iskele kurulmuş, iç çalışmalar sürüyor.

2011 yılında restorasyon sırasında yapılan çalışmaları için kurulmuş iskeleler


Kilisenin dışındaki işlerin büyük bölümü bitmiş gibi görünüyor.

Kilise ve onun sadece İnkilap Caddesi konumlanması değil apsis bölümünün dışında oluşturduğu küçük meydancık da kentsel ortama bir değer katıyor.
Çeşme Kalesinden sonra böyle önemli ve boyutlu bir eserin canlandırılması ve topluma kazandırılması, aslına uygun bir tarzda restore edilme çabasını alkışlamak lazım diye düşünüyoruz.” GÖZLEM/mimdap 28 Haziran 2011

Dönüşümün bu biçimi…

Çeşme Ayios Haralambos Kilisesi restorasyon çalışması alınan bilgilere göre 2012 Mayıs ayında tamamlanarak kentin “çok amaçlı kültür “ mekanına dönüştürülmüş. Tekrar ‘kilise ihtiyacının’ nasılsa kalmadığı, büyük ölçüde artık orayı dolduran cemaatinin de bulunmadığı bir zaman diliminde Çeşme Belediyesi bu tarihi değere sahip binayı çokça yapıldığı gibi sanat ve kültür etkinliklerine ayırmış.

Apsis bölümünün  restorasyon sonrası durumu. Tonoz ve apsis yarım kubbesindeki madalyonların içindeki resimlerin kalan kısımları

Kilise 1838′de Aziz Haralombos için Çeşme’de yapılmıştır. Rum Ortadoks dini yapısı olarak düşünülmüştür. Doğu-Batı istikametinde konumlandırılan yığma taş yapı üç neften oluşan klasik bazilika tipi kilise plan şemasına sahiptir. Orta nef hem geniş hem tonozlu tavanı ile yüksek iken iki yan nef, orta nefe göre daha dar ve bu bölüm ara katlarla ikiye bölünmüş, kilisenin dış-yan bölgelerinde boydan boya orta nefe bakan galeri katı meydana getirilmiştir.

Orta nef tonozu üzerinde bugüne kadar kalmış olan ve restorasyon çalışmaları sırasında korunan son derece canlı renklerle Pantakrotor İsa, Aziz Yahya, Meryem ve kucağında çocuk İsa resimleri yapılmış madalyonlar bulunmaktadır.


Kilisenin restorasyon projesi süreci

Ayios Haralambos ortodoks kilisesi çok uzun yıllar bakımsız kalmış eskiden içinde düğün salonuna ait masalar, sandalyeler bulunurmuş bariz bir çöp alanından farksızmış kilisenin iç duvarları tuğla ile kapatılmış o dönemlerde bir kısmı düğün salonu olarak kullanılmış. Aslında kiliseyi bu halinden kurtarılması için çalışmalar yapan Arkeolog ve sanat tarihçisi Ufuk Baş Arığ kendisi ve ekibi 1986 yılında buraya gelip detaylı ve uzun süren bir çalışma ile kiliseyi fotoğraflamış, tarihini araştırmış ve bununla ilgili belgelendirme yapmış.

Kilisenin Batı ucundan iç mekanın tümünün görünümü

Restorasyon öncesi yıpranmış kilisenin iç görünümü, restorasyon işlemlerini yapan Umart firması tarafından tespit edilmiş.

Restorasyon çalışmaları UMART Mimarlık firması tarafından üstlenilmiş ve büyük ölçüde kurallarına uygun bir işlemden geçirilmiş. Daha önceki fotoğraflara bakıldığında Apsis tarafındaki şu anda çınar altı olarak kullanılan boşluğun yine var olduğu ancak diğer tarafına kilise binasına bitişik dükkanlar yapıldığı fark edilmektedir. Restorasyon çalışmasıyla birlikte binaya bitiştirilen bu ticari eklentiler ortadan kaldırılmıştır. Umart firması yaptığı restorasyonla ilgili olarak, ” çatı ve teraslardaki fazlalıklar, eklenti betonlar, yükler kaldırıldı; sıva ve boya ile kapatılan yüzeyler temizlendi, motifler ortaya çıkarıldı…” diye yaptığı işi anlatmaktadır.

Restorasyon ile ilgili bir kaç nokta

Restorasyon projesinde apsis aksının zıttı cephede bir güneş penceresinin, yarım daire formunda açıldığı görünmektedir. Bizim inceleyebildiğimiz kadar restorasyon öncesi fotoğraflarda; duvarların sıyrılması ve temizlenmesi aşamalarında bu aksta böyle bir pencerenin ve onu içine alacak bir kemerin varlığına dair bir duvar boşluğu izi görülememektedir. Muhtemelen bu büyük pencere deniz tarafı cephesinden orta nefin ışık alması için projecinin olumlu anlamda yaptığı bir müdahale olarak görülmektedir.
Yine bu pencerenin iç mekanda önünde yapılan ve iki yan nefin ara katlarını birbirine bağlayan çelik ahşap köprü de orijinalinde bulunmayan, apsis bölgesinin “sahne” olarak kullanılacağı düşüncesiyle onu karşılayan bir noktadan ışık, ses sistemi, film çekim platosu,… vs düşünceleriyle yine tasarımcı tarafından ilave edilen bir birim olarak görülmektedir.

Diğer taraftan iki yan nefin ara katlarına şu anda çıkış düşünülmemiş, kiliseyi apsise kadar boylu boyunca gören bu balkonlar özellikle kültür merkezi haline getirilmesi karşısında kullanımsız bırakılmıştır. Bu katların kullanım dışı bırakılmasının asıl sebebi nedir, eskiden muhtemelen bu katlara çıkan merdivenler niye tekrar yenilenmemiştir, bu hususlar anlaşılamamış; bulduğumuz yetkililerden de bilgi alınamamıştır.

Kilisenin deniz tarafı, güneş penceresi de açılan cephesinin bitişi, kilise formunun özellikle orta nefin üzerindeki ışıklık bölümünün kilise ucuna kadar gelerek düz formda sonlanması göze bir miktar tuhaf gelmektedir. Muhtemelen yapının bu bölümlerine ait geçmişe dair yeterli bilgiye ulaşılamamış olması, yapının iz bırakmadan önceki dönemlerde fazlaca bozulması, restitüsyon projesinde bu belgelerin değerlendirilememesi neticesinde bugünkü sakil bitişe müsaade edilmiş   olmalıdır.

Genel olarak kilisenin dış taş işçiliği ve yenilenmesi oldukça üst düzeyde bir hassasiyeti içermekte iken ahşap işleri, doğramalar, dış kapılar, güneş penceresi detayları yeterli kalite-ustalık ve detaydan yoksun görünmektedir. Yine iç mekanda iyonik kolonlar (sütunlar) üstü sıvanmış ve üzerine mermer deseni verilmiş boyalar beklenen görüntüyü zayıflatmaktadır.

Bugünkü kullanımı
Yapının bugününe geldiğimizde Çeşme için bu tarihi binanın kazanılması, Çeşme gibi bir kültür ve turizm beldesinde kapalı bir sanat-kültür mekanına kavuşulması çok olumlu bir girişim olarak görülebilir. Gerçekten bu konuda emekleri geçmiş herkese öncelikle teşekkür edilmesi gerekir.
Fakat bir kültür alanı, hele böyle bir tarihi yapı olunca biraz daha iyi yönetilebilmeli ve karmaşıklıktan kurtulmalı diye arzu ediliyor.

Kilisenin içinde takılamayan özgün taş parçalar mekanın bir noktasında toplanmış bir anlamda sergilenmektedir.

Çok amaçlı olarak düşünülen tesisin kış ayları için herhangi bir ısıtma sistemine, Çeşme gibi sıcak iklim kuşağında bir yerleşimde yaz ayları için ise kapalı mekanda bunaltıcı bir havaya sahip olması dezavantaj getirmektedir. Restorasyon projesinin sadece binayı “eski hali gibi koruma” anlayışının ötesinde bu fonksiyonları düşünerek tesisatlar bölümünde restorasyon tekniğine uygun, göze batmayan, ortama yakışan ve dünyada uygulama biçimleriyle bir iklimlendirme yapılmış olması yerinde olurdu.

Son olarak da; tarihi bir mekanda kurulan sahne, onu ayıran perde, yan neflerin bazı bölümlerinde yaratılan sergileme bölümleri sanki belediyenin yerel ortamdaki olanaklarıyla yapıldığı izlenimini vermektedir. Oysa burada bu kilisenin yenilemesinde üzerine konan her türlü aksesuar, bölücü elemanlar, sergi platformları,… belli bir kalitenin üzerinde tasarlanmalıydı.

Kaynaklar:
www.gezente.com.
www.umart.com.tr
www.mimdap.org/?p=64420 

6 Yorum
  1. Yapının çizimlerini arkadaşımla beraber yaptık. Yapının balkon dediğiniz bölümleri balkon değil. Kadınlar mahfili bölümüdür. Söylediğiniz şekilde bir balkon terimi kilise tanımı yapıyor iken kullanılmaz. Yapının kadınlar bölümüne batı cephesinde konumlanmış olan narteks deki ahşap merdivenler ile çıkılmalara idi. Bu nedenle proje kapsamında batı cephesinde kısmide olsa kazı yapıldı ve narteks bölümünün izlerine rastlandı. Zaten bu bölümün üst örtüsüne ait izler batı cephe üzerinde de mevcut. Yapının batı cephesinde büyük bir kemer bulunmakta idi ve bu Kemer’in içi sonradan moloz taş ile doldurulmuştu. Biz yaptığımız çalışmada bu dolguyu kaldırıp yerine bir pencere koyduk. Apsis bölümünün önündeki platform ise gene klise tipolojisi ile ilgili. Apsisin önünde bir ikonastasis duvarı olur ve bu duvarın sağında ve solunda birer kapı bulunur ve kadınlar bu kapılardan giremez. Bu bölüm kilise zemininden üç basamak yukarıdadır. Yapının restorasyon projesi eski işyerim olan dor yapı tarafından yapılmıştır. Y. Mimar Yusuf Perçin Erturan.

    Yusuf Perçin Erturan | 11 August 2014

  2. Tarihi koruma perspektifi iyi yapılan imalat ve ondan sonra kullanma ilişkisi zayıf. Bu sadece yapanların ve belediyenin sorunu değil kullanım kültürü meselesi aynı zamanda. Çeşme’de bu anlamda kültürel faaliyet demek ki çok talep görmüyor. Yaz aylarındaki yoğunluk daha çok eğlence amaçlı.

    Adil Akyurt | 20 August 2014

  3. Ülkemizdeki bir çok anıtsal yapının restorasyonunda olduğu gibi, azınlıkların mabetlerine ilişkin restorasyonlar da yapılırken, bunlara (bu yapılara) sadece, ilgili belediyesinin, özel idare bünyesinde emlak vergilerinden %10 kesinti yapılarak biriken fonlardan yararlanmak sureti ile kamuya kazandırdığı ‘nesne’ gözü ile bakılıyor maalesef. Yani bu fon olmasa bu tür yapılara dönüp de bakan dahi olmayacaktı belki de… Bu tür mabetler arada sırada özel günlerde gerçek işlevi ile kullanılmak şartı ile daha çok sosyal kültürel amaçlı kullanıma uygun yapı, yani bir deyişle “çok amaçlı salon” işlevi yükleniyor. Bu tür yapıların restorasyonları aslında geçmişte o yere ait olan bir kültürün de ön plana çıkarılması ile bir farklı bakış açısına da vesile olmalı, ancak siyasi nedenlerle bu tür konular oldukça hassas konular olabildiğinden maalesef kilisenin geçmişte bağlı olduğu patrikhane vb. üst kurumlarla ilişkiler noktasında eksiklikler de olduğundan, restitüsyon ve restitüsyona dayalı restorasyon projeleri üretmek konusunda bir takım yapı detayları, kültürün içinden gelinmediğinden eksik ya da yanlış olabiliyor. Halbuki bunlara sadece birer nesne olarak bakmanın bir adım ötesine geçilmeli ve böylece bu tür mabetlerin restorasyonları aynı zamanda iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerinin pekiştirilmesi için de birer vesile olmalı kanaatindeyim. Bu ilişkiyi biz mimarlardan önce erk sahipleri başlatmalı ve bizler başlayan ilişkiyi sürdüren teknik insanlar konumunda olmalıyız… Şu ana kadar restorasyon proje büromuz olarak 3 tane kilise restorasyon projesi yaptık bunlardan 1 tanesi de özel mülkiyet konumunda idi, türlü sorunlar yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Kendi imkanlarımızla gerek başbakanlık devlet arşivlerinden, gerekse de yetkin kuruluşlardan edinmeye çalıştığımız bilgiler son derece sınırlı kalıyor, restitüsyon araştırmalarını geçin uygulamada yaşanan sorunlar hepsi ayrı bir dert… Mesela bu yapının restitüsyon projesi çalışılırken Rum Ortodoks cemaatine mensup yetkin bir uzman danışman desteği alınabildi mi merak ediyorum. Kolay gelsin… Y. Mimar Meral OĞUZ

    Meral OĞUZ | 25 August 2014

  4. Daha özenlisini bekliyor tabi insan. Meral hanımın değindiği, “belediye bütçesine göre restorasyon” anlayışını irdelemeli ve üzerine gitmeliyiz. İşin belli bir kalitede çakılmasının nedeni biraz da bu “bütçe” kaderine bağlı.

    Mehmet Turhan | 27 August 2014

  5. restorasyonu gerçekleştirmek kadar onu yaşatmak, kullanıma açmak, uygun bir fonksiyona kavuşturmak da önemli.

    birgül koçak | 22 September 2014

  6. Geçte olsa Çeşme’ ye kazandırıldı.
    Giriş basamakları daha iyi olabilir ,
    Engelliler için rampa göremedim.
    Sergilerin düzenlenmesi ve aydınlatmasına Yetkililerin daha yardımcı olmasını dilerim.

    Hüseyin Çelikyay | 28 September 2014


Yorum yazmak için


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Söğütlüçeşme için hazırladığı plana itiraz eden Kadıköylüler, arazinin yeşil alan olarak kullanılmasını talep etti             Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mülkiyeti TCDD, İBB ve Maliye Hazinesi’ne ait olan Söğütlüçeşme İstasyon alanı için yeni bir planı askıya çıkarmıştı.     Yeni hazırlanan planla birlikte gar sahası 42 bin 451 metrekareyi kapsayacak. Proje [...]
ARŞİV
Subscribe